Orijinalini görmek için tıklayınız : İsa Mesih'in Kişiliği
Nasıl ki çiçek sulanmazsa kurur.Bir kişide İsa Mesihin dediklerini yapmazsa Ona itaat etmezse O'ndan soğur uzaklaşır her geçen gün.Nedenine gelince çünkü insanlar kendi benliğe boyun eğecek.Paraya sevgi gösterecek.2.Timoteos 3'te'ta anlatıyor nedenleri.
elcihanaferin
21-08-2009, 01:39
Sevgili dostum Felsefeci 87,
Elbette teoloji bilgim yok. Neden olsun ki? Ya da illa olması mı gerekli? Teoloji bilgisi olmayan yorum yapamayacak mı?
Neden "konuşmayayım" diyorsunuz? Elbette konuşacağız. Burası forum, tartışma yeri. Misyonerlik ve misyonerce bir satırlık mesajlar dışında her zaman sayfalarca yazarak tartışabiliriz. Bundan daha güzel, yararlı bir şey olamaz. Onun için hiç çekinmeden yorumlarınızı aktarın. Benim yorumumla, sizinkinin farklı olması da elbette tabii bir şeydir.
Şimdi gelelim tartışmamıza; aktardığınız görüşe katılmıyorum. Nedeni de çok basit. Eğer insanların özgür iradeleri varsa, o insanlar başkalarının da özgür iradeleri olduğunu - a priori - kabul etmiş sayılırlar.
Yani "benim özgür iradem var, kendi başıma seçim yapar, karar veririm" diyebilen birinin, başkasının özgür iradesini kabul etmemesi gibi bir şey olamaz. Özgür irade sahibi birisi başkasının aynı konuda vereceği değişik karara saygı duyar.
Şimdi İsa gelecek ve bana diyecek ki "sen bana iman ediyorsun ama senin oğlun bundan dolayı seni öldürecek". Ben de İsa'ya bu yüzden inanacağım. Ben, kusura bakmayın, böyle çocukça bir mantık tanımıyorum. Neden oğlum, "peki baba, senin inancın sana, benimki de bana" demesin? Neden bir inancın negatif sonucu olacağı, aileyi birbirine düşüreceği durup dururken iddia edilsin?
Sn. Felsefeci 87, bir de meseleyi bundan 1850 sene öncenin değer yargıları açısından incelemekte fayda var. Bugün bile ciddi bir seviyede olan falcılık, kötü ruhlara inanma vs gibi her türlü inancın en alası, o zaman kol geziyordu. O zamanın Roma'sındaki inançları anlatsam şaşarsınız. Yani demek istediğim, o sırada herkesin inancı çok farklı olabiliyordu. Hele o zamanki Filistin'e bakarsanız belki daha bile beter olabilir. Düşünün ki İncil'e göre bile, bebek İsa'yı - hangi Gospel'de olduğunu ve adını hatırlayamadım - bir kadın peygambere göstermişler. O sırada peygamberler Filistin'de cirit atıyordu. Kimse de inanç yüzünden birbirini boğazlamıyordu. Putperestler (Roma'lı ve Grek), çeşitli Yahudi mezhepleri, Mısır inançları yan yanaydı.
Şimdi geldiğim nokta şu: İsa'nın kılıç gibi gelişi hiç de hayırlı değildir. Verdiği mesaj aslında "sen inanır da ailenden başka fert inanmazsa onu öldürebilirsin" anlamını taşır. En azından "aileni reddedersin, onları zorlarsın, onlara baskı yaparsın" manasındadır. Neden ben aile fertlerimle gül gibi anlaşırken bozuşacağım? Neden durup dururken nifak çıksın? Bu şekilde makul olmayan cümleleri sarf etmeye ne gerek var? Hangi ihtiyacın sonucu olarak bunlar yazılmış? Ortada hiç bir gürültü patırtı yok, ama Gospellerin zavallı çoklu yazarları bu şekilde saçmalamışlar, insanları kandıracaklarını sanmışlar.
Gelelim "beni oğlundan kızından fazla sevmeyen bana layık değildir" gibi zavalli bir söze. Tanrı, tanrılığını bilse böyle laf eder mi? Zaman olur, insan çocuğu için kendini feda eder. Böyle siz de pek çok örnek biliyor olmalısınız. Ben çoluk çocuğum için yaşamayacaksam, kimin için yaşayacağım? Sırf tanrı beni sınıyor diye mi yaşayacağım? Bunun tartışması bile abes. Akıllı bir tanrı böyle laflar etmezdi. Ama niyet, insanlar arsında nifak sokmak, onları birbirleri vasıtasıyla iman için baskılamaktır.
Böyledir dinlerin berbat ahlakı.
O zaman elçihan insan bilmediği konularda konuşmamalıymış dimi?Hani teolojiyi bilmediğini söyledin ya onun için dedim.İnsan bildiği konularda konuşmalı bence.Tanrı yolunun sırrı büyüktür.Fakat herkes bunu anlayamaz.Rabbin yolundan gitmek dar kapıdan girmeye çalışmaktır.Bunuda herkes yapamaz.Ama sonu için değer.
Eğer toplumun çoğunluğu olduğu inancı bırakıp başka dine inanırsan elbette tepki görmen normal.Bu bütün dinler için geçerli.Çünkü çoğunluk hazmedemiyor.
14Doğal haliyle kişi, Tanrı'nın Ruhuyla ilgili gerçekleri kabul etmez. Çünkü bunlar ona saçma gelir. Ruhça değerlendirildikleri için de bunları anlayamaz.
elcihanaferin
21-08-2009, 02:45
O zaman elçihan insan bilmediği konularda konuşmamalıymış dimi?Hani teolojiyi bilmediğini söyledin ya onun için dedim.İnsan bildiği konularda konuşmalı bence.Tanrı yolunun sırrı büyüktür.Fakat herkes bunu anlayamaz.Rabbin yolundan gitmek dar kapıdan girmeye çalışmaktır.Bunuda herkes yapamaz.Ama sonu için değer.
Konuyu bilmediğimi de nereden çıkardınız? Meseleler tartışılırken şahıslar üzerinde fikir söylemek ayıptır. Şahıs üzerinde fikir beyan ederseniz, konuyu bilmediğiniz veya karşı taraftan çekindiğiniz, karşınızın doğru olduğunu kabullendiğiniz için işi şahsiyata döktüğünüz ortaya çıkar. Konu hakkında fikriniz varsa söylersiniz.
Tanrı yolunun sırlı olduğunu, bunu herkesin anlamayacağını söyleyip duruyorsunuz. Bunu size söyleyen pedere, o zaman insanların tanrıya nasıl olup da iman edeceğini, bilhassa çoğunluğu cahil olan insanların, tanrıyla üfürükçü İsmail'i nasıl tefrik edeceğini sormalısınız. Sizin tanrınızın bir saklısı, eksiği, gediği mi var ki açık olamıyor, işi zora sokuyor?
elcihanaferin
21-08-2009, 03:05
Eğer toplumun çoğunluğu olduğu inancı bırakıp başka dine inanırsan elbette tepki görmen normal.Bu bütün dinler için geçerli.Çünkü çoğunluk hazmedemiyor
Burada bir cümle düşüklüğü var herhalde. Çoğunluk neyi hazmedemiyor?
Sizin lafınız doğru olsaydı, Türkiye'de Müslüman, İran'da Şii, İtalya'da Katolik, İrlanda'da Protestan, - atıyorum - Denver'de Mormon olmak gerekir. Ya da hepimiz bok yiyelim, milyarlarca sinek yanlış olamaz?
Doğal haliyle kişi, Tanrı'nın Ruhuyla ilgili gerçekleri kabul etmez. Çünkü bunlar ona saçma gelir. Ruhça değerlendirildikleri için de bunları anlayamaz.
Neden doğal haliyle kişi tanrının ruhuyla ilgili şeyleri kabul etmesin ki? Okur, öğrenir, doğru buluyorsa da kabul eder. Bunda normal dışı hiç bir şey yok. Tanrı insan için değil de sinek için mi?
Böyle laflarla tanrıyı gizemli kılmaya çalışmayın. Tanrıya haksızlık ediyorsunuz. Çünkü nerede saklı, gizli kapaklı, örtülmüş, sır perdesi altında bir şey varsa; orada kötü bir şey vardır. Ya hırsızlık, ya dolandırıcılık, ya rüşvet, ya sahte veya gerçek olamayan bir şey, aldatmaca gibi. Gerçek olan şey açık olur. Sır perdesinden gerçek görülmez. Herkes değişik bir şey söyler, doğru ortaya çıkmaz. Ancak şüpheli şeyler gizlenmeye çalışılır. Doğruysa gizeme ne gerek var?
Elçihan ben değilsiz siz söylediniz.Teoloji eğitimi olmadığınızı.Sırdan kasıt kolay olmadığınındır.Zor ve çetindir.Malum bir futbol takımı bile başarıya hemen ulaşamıyor.Zamanla oluyor.Sadece toplumun tepkisinden bahsettim.Çoğunluk elbette doğru olacak diye birşey yok.Çünkü doğal haliyle imkansız.Rab büyüktür sınırsızdır.Ama insan büyük değildir ve sınırlıdır.Rab'de kötülük yoktur.
elcihanaferin
21-08-2009, 23:33
Elçihan ben değilsiz siz söylediniz.Teoloji eğitimi olmadığınızı.Sırdan kasıt kolay olmadığınındır.Zor ve çetindir.Malum bir futbol takımı bile başarıya hemen ulaşamıyor.Zamanla oluyor.Sadece toplumun tepkisinden bahsettim.Çoğunluk elbette doğru olacak diye birşey yok.Çünkü doğal haliyle imkansız.Rab büyüktür sınırsızdır.Ama insan büyük değildir ve sınırlıdır.Rab'de kötülük yoktur.
Sizin ne dediğiniz hiç anlaşılmıyor. Anlaşılmamaktan memnun mu oluyorsunuz? Sizin lise eğitiminiz var mı? İmla kurallarını biliyor musunuz? Belki bunlara uygun yazmayı deneseniz, ne dediğiniz anlaşılır olabilir.
Tanrı bir futbol takımı antrönörü mü?
Doğal haliyle imkansız olan nedir?
Doğal hal ne demektir? Doğal olmayan hal nasıl olur?
Kolay olmayınca nasıl tanrıya ulaşılacak? O kadar zorsa neden tanrı kendisine iman etmeyenleri cehenneme gönderiyor. Kolay yapsaydı da herkes anlayıp iman etseydi. Kolay yapmıyor sonra da mahvediyor. Bu durum onun kötü olduğunu gösterir. Anlayışsız, doğruyu bulmaya yardım etmeyen, insanların ne yaptığından habersiz, kötü niyetli ve dolayısıyla iktidarsız, acınacak bir tanrı. Yoksa neden sırlar arkasına saklansın ki?
Sizin kilisenin pederine neden tanrının açık almadığını, sırlar içinde olduğunu bir sorun. Anlaşılır olmaktan bir korkusu mu varmış?
Futbol takımı insanlar için örnekti.Doğal haliyle kasıt insani mantıkla.Ruh olmadan.Rab zor değil.Rabbin yolunda gitmek zor.Fark bu.Tanrı dediğiniz gibi birisi değil.Tam tersi.
elcihanaferin
22-08-2009, 00:34
Futbol takımı insanlar için örnekti.Doğal haliyle kasıt insani mantıkla.Ruh olmadan.Rab zor değil.Rabbin yolunda gitmek zor.Fark bu.Tanrı dediğiniz gibi birisi değil.Tam tersi.
Doğal halden kasıt insan mantığı ise, sizin tanrınız neden çiçeklerle böceklerle yetinmemiş de insana akıl vermiş? Rabbin yoluna girmek neden zor? Zor olup da Rabbin yoluna girilemeyince kabahat neden insanda oluyor? Kolay, anlaşılır yapsaydı da rabbin yoluna girilseydi? Hem zor yapmış hem de yakıyor. Ne biçim canavarlık bu?
Nazzam-Cubbai
22-08-2009, 19:27
Nazzam:
Luka 19/27 `Beni kral olarak istemeyen o düşmanlarıma gelince, onları buraya getirin ve gözümün önünde kılıçtan geçirin!'» (Burdaki kral bir benzetmedir kendisinin ikinci gelisi anlatir Isa , ona tabii olmayanlar kilictan mi gecirin nedemek????)
Portakaloglu
Luk 19:12 Bu nedenle İsa şöyle dedi: «Soylu bir adam, kral atanıp dönmek üzere uzak bir ülkeye gitmiş.
Luk 19:13 Gitmeden önce kölelerinden onunu çağırıp onlara birer mina vermiş. `Ben dönünceye dek bu paraları işletin' demiş.
Luk 19:14 «Ne var ki, ülkesinin halkı adamdan nefret ediyormuş. Arkasından temsilciler göndererek, `Bu adamın üzerimize kral olmasını istemiyoruz' diye haber iletmişler.
Luk 19:15 «Adam kral atanmış olarak geri döndüğünde, parayı vermiş olduğu köleleri çağırtıp ne kazandıklarını öğrenmek istemiş.
Luk 19:16 Birincisi gelmiş, `Efendimiz' demiş, `senin bir minan on mina daha kazandı.'
Luk 19:17 «Efendisi ona, `Aferin, iyi köle!' demiş. `Küçücük bir işte güvenilir olduğunu gösterdiğin için sen on kent üzerinde yetkili olacaksın.'
Luk 19:18 «İkincisi gelip, `Efendimiz, senin bir minan beş mina daha kazandı' demiş.
Luk 19:19 «Efendisi ona da, `Sen beş kent üzerinde yetkili olacaksın' demiş.
Luk 19:20 «Bir diğeri gelmiş, `Efendimiz' demiş, `işte senin minan! Onu bir mendile sarıp sakladım.
Luk 19:21 Çünkü senden korktum, sert adamsın; kendinden koymadığını alır, ekmediğini biçersin.'
Luk 19:22 «Efendisi ona, `Ey kötü köle, seni kendi ağzından çıkan sözle yargılayacağım' demiş. `Kendinden koymadığını alan, ekmediğini biçen sert bir adam olduğumu biliyordun ha?
Luk 19:23 Öyleyse neden paramı faizcilere vermedin? Ben de geldiğimde onu faiziyle geri alırdım.'
Luk 19:24 «Sonra çevrede duranlara, `Elindeki minayı alın, on minası olana verin' demiş.
Luk 19:25 «Ona, `Efendimiz' demişler, `onun zaten on minası var!'
Luk 19:26 «O da, `Size şunu söyleyeyim, kimde varsa ona daha çok verilecek. Ama kimde yoksa, kendisinde olan da elinden alınacak' demiş.
Luk 19:27 `Beni kral olarak istemeyen o düşmanlarıma gelince, onları buraya getirin ve gözümün önünde kılıçtan geçirin!'»
Luk 19:28 İsa, bu sözleri söyledikten sonra önden yürüyerek Kudüs'e doğru ilerledi.
İsa MEsih burda bi olay anlatıyor lütfen dikkat!
sen bu akila hirist olduysan yazik ,
orda isa benzetme ile ikinci gelisini anlatiyor
Soylu bir adam, kral atanıp dönmek üzere uzak bir ülkeye gitmiş.
Nazzam-Cubbai
22-08-2009, 19:41
Petrus 2: 12
Ama anlamadıkları konularda sövüp sayan bu kişiler, içgüdüleriyle yaşayan, yakalanıp boğazlanmak üzere doğan, akıldan yoksun hayvanlar gibidir. Hayvanlar gibi onlar da yıkıma uğrayacaklar.
Yuhanna 15/6
Bir kimse bende kalmazsa, çubuk gibi dışarı atılır ve kurur. Böylelerini toplar, ateşe atıp yakarlar.
Luka 19/27 `Beni kral olarak istemeyen o düşmanlarıma gelince, onları buraya getirin ve gözümün önünde kılıçtan geçirin!'»
---------
simdi bunlar benzetme , neyin benzetme neyin deyil kim karar veriyor ,
soru ?
rab isa ya tabinmayanlar , bogazlanmasi gereken hayvan deniyor , isada olmayan toparlanip yakilmasi gereken tahta oluyor benzetme veya deyil hic fark etmez.
cümlelerin basinda bu cümle benzetmedir diye yazmiyor beki sizler nerden biliyorsunuz benzetme oldugunu ???????????
Portakaloglu
22-08-2009, 21:14
sen bu akila hirist olduysan yazik ,
orda isa benzetme ile ikinci gelisini anlatiyor
Soylu bir adam, kral atanıp dönmek üzere uzak bir ülkeye gitmiş.
Amma EDIT kafalısın yaf,
Benzetme diyoruz kaç saatten beri sana,(sembolik benzetme)
İsa Mesih'i kabul etmeyenlerin zaten ruhu yok olucak kılıçlık bi olay yok.Kabul edipte günah işleyenler Tanrı'dan uzak kalıcak.
Portakaloglu
22-08-2009, 21:17
Petrus 2: 12
Ama anlamadıkları konularda sövüp sayan bu kişiler, içgüdüleriyle yaşayan, yakalanıp boğazlanmak üzere doğan, akıldan yoksun hayvanlar gibidir. Hayvanlar gibi onlar da yıkıma uğrayacaklar.
Yuhanna 15/6
Bir kimse bende kalmazsa, çubuk gibi dışarı atılır ve kurur. Böylelerini toplar, ateşe atıp yakarlar.
Luka 19/27 `Beni kral olarak istemeyen o düşmanlarıma gelince, onları buraya getirin ve gözümün önünde kılıçtan geçirin!'»
---------
simdi bunlar benzetme , neyin benzetme neyin deyil kim karar veriyor ,
soru ?
rab isa ya tabinmayanlar , bogazlanmasi gereken hayvan deniyor , isada olmayan toparlanip yakilmasi gereken tahta oluyor benzetme veya deyil hic fark etmez.
cümlelerin basinda bu cümle benzetmedir diye yazmiyor beki sizler nerden biliyorsunuz benzetme oldugunu ???????????
Yav Nazzam
Boğazlanacak hayvanlar gibi diyor ve bir hüsrana uğrayacaklarını söylüyor çünkü hüsranları büyük olucak.
Sevgili Portakaloğlu kardeşim Nazzam gibilere laf anlatamazsın.Çünkü yüreği nasır.Rab'de söylüyor zaten bunu.Boş tartışmaları ve kelime oyunlarını hastalık derecesinde severler.
Gördükleri halde görmezler.
Duydukları halde duymaz ve anlamazlar.'
14 (http://www.incil.com/doc/incil_html/Mt.Dipnotlar.html#13:14)«Yeşaya'nın şu peygamberlik sözü onların bu durumunda gerçekleşmiş oluyor:
`Duyacak duyacak, ama hiç anlamayacaksınız,
bakacak bakacak, ama hiç görmeyeceksiniz!
15Çünkü bu halkın yüreği duygusuzlaştı,
kulakları ağır işitir oldu.
Gözlerini de kapadılar.
Öyle ki, gözleri görmesin,
kulakları işitmesin, yürekleri anlamasın,
ve bana dönmesinler.
Dönselerdi, onları iyileştirirdim.'
İnsanlara akıl vermezse doğruyu nasıl bulsun sana sorarım?Çünkü insanda benlik var.Ve şeytanda var.Çünkü yeterince çaba sarf etmedikleri için.Rabbin yolu aslında kolaydır.O yolda devam etmek zordur sadece.
Portakaloglu
22-08-2009, 21:37
Tanrı sözünü yalanlayanlar tabiki olucak.Önemli değil sonuna kadar dayananlar kurtulucak.;)
Amin.Koyunlar olduğu gibi keçilerde olucak tabi.Ama dediğin gibi sorun değil.Güneş balçıkla sıvanmaz nasılsa.
elcihanaferin
22-08-2009, 23:00
Amin.Koyunlar olduğu gibi keçilerde olucak tabi.Ama dediğin gibi sorun değil.Güneş balçıkla sıvanmaz nasılsa.
Güneş falan yok. O kendinizi bulmak istediğiniz rüyadır. Keçileri ise öldürmek için yanıp tutuşursunuz. Riya dolu bir sistem. Güya özgür irade verilmiş de insanlar seçecekmiş. İnsanlar inanmamayı seçip keçi olunca ne oluyor? Vahşet! Sodom ve Gomora'daki gibi insanları mahvedecek o vahşi Tanrı.
Güneş vardır.Daha doğrusu IŞIK.Keçiler kendi kendilerini mahveder inanmayarak.Kutsal Kitabı tam olarak okusaydınız Rabbin merhametli olduğunu anlardınız.Öyle cımbızlamayla olmaz.
Nazzam-Cubbai
23-08-2009, 00:34
Yav Nazzam
Boğazlanacak hayvanlar gibi diyor ve bir hüsrana uğrayacaklarını söylüyor çünkü hüsranları büyük olucak.
edit portakal
sende okuma yazma yokmu
Petrus 2: 12
Ama anlamadıkları konularda sövüp sayan bu kişiler, içgüdüleriyle yaşayan, yakalanıp boğazlanmak üzere doğan, akıldan yoksun hayvanlar gibidir. Hayvanlar gibi onlar da yıkıma uğrayacaklar.
yakalanıp boğazlanmak üzere doğan, bu nedemek
yakalanip bogazlanmak icin doganlar , yani rab isaya tabinanlar görevide yakalayip bogazlayanlar oluyor
----------
diyelimki benzetme ( kilise bu ayetleri tarihde uygulamistir)
soru?????????
sevgi tanrisi niye canavarca ve barbarca benzetmeler yapiyor .
Portakaloglu
23-08-2009, 00:43
Hüsranlarının büyük olcağını böyle anlatıyor.Ne yapsın çiçek böcek benzetmesi mi yapsın.Tövbe tövbe...
EDIT
Hatasız kul olmaz.Her insan hata yapabilir.Azizler bile.Hatasız sadece Rab'dir.Malatya faciasına ne diyeceksin?Ayette Rab iman etmeyenlerin sonunun hüsran olucağını söyler.
Nazzam-Cubbai
23-08-2009, 02:26
hüsrana urayanlar sizler gibi bir insana tanri(veya icine girmis tanri hic fark etmez) diye tapinanlar olucak bundan hic süpheniz olmasin.
sizlerin inandiyi hiristiyanlik romanin dinidir ( Hz.Isayin yok etmek istediyi devletin)
tüm eski dinlerini ve adetlerini hiristiyanliga(yeni ahite) sokmuslardir
elcihanaferin
23-08-2009, 08:38
Malum, Gospellerde İsa hep benzetmelerle konuşturulmuştur. Şimdi "İncir ağacı benzetmesine bakalım ve bu tanrının ne berbat olduğunu insanlarla nasıl oynadığını, eziyet edip öldürdüğünü görelim:
Markos 11:12 - 22 şöyledir:
Ertesi gün Beytanya'dan çıktıklarında İsa acıkmıştı. Uzakta, yapraklanmış bir incir ağacı görünce belki incir bulurum diye yaklaştı. Ağacın yanına vardığında yapraktan başka bir şey bulamadı. Çünkü incir mevsimi değildi. İsa ağaca, "Artık sonsuza dek senden kimse meyve yiyemesin!" dedi. Öğrencileri de bunu duydular. … Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler. Olayı hatırlayan Petrus, "Rabbî, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!" dedi. İsa onlara şöyle karşılık verdi: "Tanrı'ya iman edin.
Yani İsa incir mevsimi olmadığını bile bile gene de incir olmadığı için ağacı lanetleyerek kurutmuş. (Gospel ayeti aynen böyle diyor!)
Şimdi benzetmeyi adım adım yapalım:
1 - İsa acıkmıştı
A - İsa'nın iman edenlere ihtiyacı vardı.2 - Karnını doyurmak için potansiyel olarak İncir ağacını gördü.
B - Potansiyel müminler olarak Ferisileri gördü.
3 - Ağaçta meyve yoktu.
C - Ferisiler iman etmediler.
4 - Çünkü incir mevsimi değildi.
D - Çünkü Ferisiler inanmaya hazırlıklı değildi.
5 - İsa ağacı lanetledi.
E - İsa Ferisileri lanetledi.
6 - Ağaç kurudu.
F - Ölen Ferisiler cehennemde mahvoldu
7 - İsa "Tanrı'ya iman edin" dedi.
G - İsa, "iman etmezseniz mahvolacaksınız" dedi. -----------------------------------------
Şimdi 4. maddeyi de biraz açalım:
4 - Çünkü incir mevsimi değildi.
D - Çünkü Ferisiler inanmaya hazırlıklı değildi.
İncir mevsimi değildi. (İncir mevsimi olsaydı herhalde ağaç incir verecekti. Çünkü ağaç yapraklıydı, meyve verme potansiyeli vardı).
Ferisiler inanmaya hazırlıklı değildi. (Ferisilere özgür irade verilmemişti; verilseydi, belki de Ferisiler iman edecekti).
Sonuç:
İsa incir ağacının neden meyvesiz olduğunu bile bile ağacı kurutmuştur. Bir tanrı her şeyi önceden bilir. Bilmemesi imkansızdır. Bilmediğini söylemek Tanrı'nın reddi manasındadır. Çünkü bir şeyi bilmemek Tanrının sıfatına aykırıdır.
İsa Ferisilerin neden iman etmediğini bile bile Ferisileri cehenneme göndermiştir. Bir tanrı her şeyi önceden bilir. Bilmemesi imkansızdır. Bilmediğini söylemek Tanrı'nın reddi manasındadır. Çünkü bir şeyi bilmemek Tanrının sıfatına aykırıdır.
Özgür irade verilip insanın sınanması uydurmadır. Bu tanrı art niyetli ve kötü niyetli vahşi, gaddar, düşük ahlaklı, berbat bir tanrıdır.
Aynaya bakarsan kimin hüsrana uğradığını görürsün nazzam.Evet Malatya faciasına birşey demedin.Gerçekler zoruna mı gitti yoksa!Roma eskinden İseviliğe düşmandı doğru.Ama sonradan iman ettiler.İlk müslümanlardanda bazıları müslüman karşıtıydı.Nolucak?Elçihan sana gelince incir ağacı sorunun daha önce çözmüştür.Aynı şeyleri ısıtıp önümüze getirme.
Nazzam-Cubbai
23-08-2009, 23:56
mithra dan kan(sarab) icme ve ekmek(beden) bölme ayinleri
sünnet ve domus romadan,
tanrinin annasi fikri isis misir,
ücleme hind ve roma
vs. vs.
malatyada ne olmus ?????
battal gazi malatya ve elazig li idi bu sence faciyami ???
Mitradan birşey alınmamıştır.İseviliği bilseydin adam akıllı anlardın.Sünnet Musevilikten beri vardı.Kutsal Üçleme MESİH İSA söylemiştir zaten.Eski Ahitte bile yeri var.Malatyada öldürülen Mesih İmanlıları vardı.Onlara yorum yapmamışsın niye.Bu arada müslümanlığına birçok dinden oluştuğunu unutma.Özellikle Musevilikten çok etkilenmiştir.
elcihanaferin
24-08-2009, 00:08
Elçihan sana gelince incir ağacı sorunun daha önce çözmüştür.Aynı şeyleri ısıtıp önümüze getirme.
İncir ağacında hiç bir şeyi çözemedin. Cevaplayamadığın şeyi, yani benzetmeyi, bu sefer cümle cümle açıkladım. Senin daha önce verdiğin cevap sadece "İsa'nın Ferisilere kızgın olması dolayısıyla öyle davrandığı idi. Oradaki benzetmeye söyleyecek en ufak bir mazeretin olmadığı için kaçamak cevap veriyorsun. Gördüğün gibi oradaki Tanrı riyakardır. O mesajımı tekrar okuyup da söylenene cevap verebilir misin? Bilerek insanlara acı çektirip mahvediyor. O katildir.
Dar kapı
(Mat.7:13-14 (http://www.incil.com/doc/incil_html/Mt.7.html#13),21-23)
22İsa köy kent dolaşıp ders vererek Kudüs'e doğru yol alıyordu. 23-24Biri O'na, «Rab» dedi, «kurtulanların sayısı az mı olacak?»
İsa oradakilere şöyle dedi: «Dar kapıdan girmeye gayret edin. Size şunu söyleyeyim, çok kişi içeri girmek isteyecek, ama giremeyecek. 25Ev sahibi kalkıp kapıyı kapattı mı, siz dışarıda dikilip, `Rab, kapıyı aç bize!' diyerek kapıyı vurmaya başlayacaksınız.
«O da size, `Kim olduğunuzu, nereden geldiğinizi bilmiyorum' diyekarşılık verecek.
26«Siz o zaman, `Biz senin önünde yiyip içtik, sen de bizim sokaklarımızda ders verdin' demeye başlayacaksınız.
27 (http://www.incil.com/doc/incil_html/Lu.Dipnotlar.html#13:27)«O da size şöyle diyecek: `Kim olduğunuzu, nereden geldiğinizi bilmiyorum. Çekilin önümden hepiniz, ey kötülük yapanlar!'
28 (http://www.incil.com/doc/incil_html/Lu.Dipnotlar.html#13:28)«İbrahim'i, İshak'ı, Yakup'u ve tüm peygamberleri Tanrı'nın Egemenliğinde, kendinizi ise dışarı atılmış gördüğünüz zaman, aranızda ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır. 29İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrı'nın Egemenliğinde sofraya oturacaklar. 30 (http://www.incil.com/doc/incil_html/Lu.Dipnotlar.html#13:30)Ve işte, sonuncu olan bazıları birinci olacak, birinci olan bazıları da sonuncu olacak.»
Cevabı verdim.Anlamadınsan sorun sende.Riyakar olan sensin.Hem Tanrıya inanmadığını söylüyorsun.Hemde Tanrı böyle yaptı şöyle yaptı dersin.Bu ne perhiz ne lahana turşusu?
Deistic Thought
24-08-2009, 01:04
Size ben isa yi özetleyim;
- Ölü diriltir
- Suyun üzerinde yürür
- Körlerin gözlerini açar
- Bakireden doğar
- Öldükten sonra yeniden dirilir
- Uzaaaar gider...
Ve bu kadar mucizeyi göstermesine rağmen. İncil dışında hiçbir kaynakta isimi geçmez.
Yahu tarihte yaşanan en basit olaylar bile çeşitli yerlere yazılmışken. Ölüleri dirilten, suyu üzerinde yürüyen biri hakkında nasıl en ufak bişey yazılmaz?
elcihanaferin
24-08-2009, 01:09
Cevabı verdim.Anlamadınsan sorun sende.Riyakar olan sensin.Hem Tanrıya inanmadığını söylüyorsun.Hemde Tanrı böyle yaptı şöyle yaptı dersin.Bu ne perhiz ne lahana turşusu?
Riya meselesini bir açığa kavuşturalım. Ben sizin şahsınıza hiç bir şekilde kötü bir söz söylemem. Ama sizin Tanrınız iki yüzlülük, cinayet, vahşet, gaddarlık vs yapmışsa bunu söylerim. Aradaki farkı anlayın. Eğer bir tanrı ağacın meyve mevsimi olmadığını bilerek meyvesiz olduğu için ağacı lanetliyor ve kurutuyorsa (Ferisilerin özgür iradelerinin sonucunu beklemeden onları lanetliyor ve mahvediyorsa) iki yüzlüdür, gaddardır, canidir. Bir de düşünün kü insanlara sevgi gertiriyormuş!
Sizin bana kızgınlığınızdan dolayı, doğrudan riyakar demeniz de sizi etkilecek bir husustur. Daha dikkatli olmanızı öneririm.
Benim sizin Tanrı'nızın şu veya bu şekilde davranışını Kutsal kitapta söylendiği şekilde alıntılayarak yazmam sizin Tanrı'nıza inandığımı göstermez. Elbette sizin Tanrınızı bırakın, hiç bir şekilde Tanrı'ya inanmam. Ama sizin de bunu anlamayacak kadar saf olduğunuza da inanmam. Herhalde cevap verme zorluğundan böyle yazıyorsunuz.
Ayrıca, tekrar söylüyorum, cevap veremediniz. Tek söylediğiniz, İsa'nın Ferisilere kızgın olduğu idi.
Sayın deistic Kutsal Kitap dışındada bilgiler mevcuttur İsa Mesih hakkında.Elçihan eğri oturalım doğru konuşalım.İsevilere ve İsevilerin kutsallarına demediğinizi bırakmadınız günlerce.Ve halada devam ediyorsunuz.Tahrik dolu yazılarda yazıyorsunuz ayrıca.Bence siz daha dikkatli olun.Tavrınızı göstermek için öyle dedim.Ona şöyle desek daha doğru olur.Cevap verdim işinize gelmedi.Yada anlamak istemediniz.
elcihanaferin
24-08-2009, 01:25
Sayın deistic Kutsal Kitap dışındada bilgiler mevcuttur İsa Mesih hakkında.Elçihan eğri oturalım doğru konuşalım.İsevilere ve İsevilerin kutsallarına demediğinizi bırakmadınız günlerce.Ve halada devam ediyorsunuz.Tahrik dolu yazılarda yazıyorsunuz ayrıca.Bence siz daha dikkatli olun.Tavrınızı göstermek için öyle dedim.Ona şöyle desek daha doğru olur.Cevap verdim işinize gelmedi.Yada anlamak istemediniz.
Bakın bu forumlarda, hangi çeşit Tanrı olursa olsun, tutarsızlıklar, çelişkiler yazılır gösterilir. Ben her şeyi bizzat sizin kutsal kitaplarınızdan ayet ayet alıp yazdım. Siz bunlara karşı yuvarlak laflar etmenin dışında, aksini gösteren bir şey söyleyemediniz. Ben Tanrınızın gaddarlık yaptığını ayetlerinizden ispatladım karşılığında siz, mesela "Rab sevgi doludur, kusursuzdur" demekten başka bir şey söylemediniz. Yani aktardığım ayetin yanlış olduğunu söyleyemediniz. Şimdi neden sızlanıyorsunuz?
Yani, mesela, iman etmediler diye iman etmeyenlerin yaşadığı şehirleri Sodom'dan beter yapacağını sizin Tanrınız söylemiyor mu?
Siz sadece cımbızlama yaptınız.Ayetlerin anlamını düşünmediniz.Cımbızlama o kadar.Bende çok ayet yazdım buraya.Önemli olan anlayarak okuma.Yoksa sizin bu tarzda yaptığınız değil.
elcihanaferin
24-08-2009, 01:34
Burada cımbızlama falan yok. İsa'ya iman etmeyenlerden bahsediliyor, uzun uzun anlatılıyor. İsa'ya iman etmeyen şehirlerin adı veriliyor ve sonra onların Sodom'dan beter edileceği söyleniyor. Neresi cimbızlama?
İncir ağacı ile ilgili olarak, İsa'nın Ferisilere kızdığından başka bir şey söyleyebiliyor musunuz?
Başka birsürü ayetlerde var.Onları niye almazsınız?Matta 5 mesela.İncir ağacı ile söyleyeceğini söyledim.
elcihanaferin
24-08-2009, 02:10
Başka birsürü ayetlerde var.Onları niye almazsınız?Matta 5 mesela.İncir ağacı ile söyleyeceğini söyledim.
Elbette tutarsız olan, yanlış bulduğum ayetleri alacağım. Neden başka ayet alma durumunda olayım? Görüyorsunuz sadece Yeni Ahit, hatta sadece Gospellerde bile ne kadar tutarsızlık, yanlışlık, kötülük bulunuyor. Bunlardan Eski Ahit'ten bahsetmeye vakit kalmıyor. Yeni Ahit'in bütün kitaplarının (ve her birinin) ayrı ve çok yazarlı olmasının sonucudur bu.
İncir ağacı için tek söylediğiniz Fersislere İsa'nın kızgın olmasıydı. Bu kadar üstelememe sadece söyleyeceğinizi söylemiş olduğunuz cevabı, benim aktardıklarıma karşı bir cevabınız olmadığı, ve teyit ettiğiniz manasına geliyor. Bu da bir şeydir...
Verdiğiniz ayette tutarsızlık yoktur.Rab sadece onların halini söyler ilerde.Kelamda kötülük yoktur.Kötülük yapanların cezası anlatılır sadece.Siz sadece kendi kafanıza göre konuşuyorsunuz o kadar.İnsan bir sorar eğitimini alır dimi?
elcihanaferin
25-08-2009, 00:39
Verdiğiniz ayette tutarsızlık yoktur.Rab sadece onların halini söyler ilerde.Kelamda kötülük yoktur.Kötülük yapanların cezası anlatılır sadece.Siz sadece kendi kafanıza göre konuşuyorsunuz o kadar.İnsan bir sorar eğitimini alır dimi?
Kendi kafama göre konuşmuyorum. Ayeti aktarıyorum.
İsa ağaca gidiyor, meyve mevsimi değil ve incir yok. Ayet aynen böyle söylüyor. Bunu biliyor, ama ağacı lanetleyip kurutuyor. Ayetler aynen böyle.
Ağacı, meyve mevsimi olmadığı zaman meyvesiz diye lanetleyip kurutmak kötülüktür. Yani kelamda kötülük var.
İsevi olmaya kalkıp okusam, böyle bir berbat hadise görünce İsevi olmazdım. Her şey başkalarına sorulacaksa kitaba ne gerek vardı?
Ayeti aktarıyorsunuz ama yorumlarınız yanlış.O ağaç ferisileri simgeler.Ferisilerde o ağaç gibi meyve vermemekteydi.Kelamda kötülük yapanlara kötülük var sadece.Yoksa genelde yok.Kitap herşeyi açıklıyor zaten.
elcihanaferin
25-08-2009, 13:45
Ayeti aktarıyorsunuz ama yorumlarınız yanlış.O ağaç ferisileri simgeler.Ferisilerde o ağaç gibi meyve vermemekteydi.Kelamda kötülük yapanlara kötülük var sadece.Yoksa genelde yok.Kitap herşeyi açıklıyor zaten.
Ayet şöyle:
Uzakta, yapraklanmış bir incir ağacı görünce belki incir bulurum diye yaklaştı. Ağacın yanına vardığında yapraktan başka bir şey bulamadı. Çünkü incir mevsimi değildi. - Markos 11:13
Ferisiler o sırada İsa'ya hiç bir kötülük yapmış değillerdi. Yani ağaç aslında meyve veren bir ağaçtı. Ama İsa kötü niyetliydi. Ağacı kasten kuruttu/Ferisileri cehennemde sönmez ateşte yaktı. Berbat, içten pazarlıklı bir tanrı.
elcihanaferin
25-08-2009, 14:26
Yeni Ahitteki şiddet ve zulümlerle ilgili ayetleri aktarmaya devam ediyoruz. Ancak, hiç bir zaman bir ayeti kendi başına yazmıyoruz. Öncesini aktarıp hangi şümulde ayetin söylenmiş olduğunu da belirterek, cımbızlamadan şiddet ve korkutmaları gösteriyoruz.
Korkutmaya devam ediyoruz. Burada İsa tarladaki delicelerin (kötü insanların) zamanı gelince yakılacağını söyler:
İnsanoğlu meleklerini gönderecek, onlar da insanları günaha düşüren her şeyi, kötülük yapan herkesi O'nun egemenliğinden toplayıp kızgın fırına atacaklar. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır. – Matta 13:41, 42
Yani günah işleyen, Tanrıya iman etmeyenler kızgın fırının sönmez ateşinde süresiz yanacaklar. Korkmuyor musunuz?
İsa Ferisiler tarafından müritlerinin, Kutsal yasaya uygun olarak yemek öncesi ellerini yıkamadıklarından dolayı eleştirilir. İsa ne yapar? Kutsal yasayı asıl uygulamayanların Ferisiler olduğunu söyler ve şöyle bir misal verir:
İsa onlara şu karşılığı verdi: "Ya siz, neden töreniz uğruna Tanrı buyruğunu çiğniyorsunuz? Çünkü Tanrı şöyle buyurdu: 'Annene babana saygı göstereceksin'; 'Annesine ya da babasına söven kesinlikle öldürülecektir.' Ama siz, 'Her kim anne ya da babasına, benden alacağın bütün yardım Tanrı'ya adanmıştır derse, artık babasına saygı göstermek zorunda değildir' diyorsunuz. Böylelikle, töreniz uğruna Tanrı'nın sözünü geçersiz kılmış oluyorsunuz. – Matta 15:3 - 5
Peki Kutsal Yasa’da anne baba saygısıyla ilgili neler vardı?
Kim annesini ya da babasını döverse, kesinlikle öldürülecektir. – Mısır’dan Çıkış 21:15
"'Annesine ya da babasına lanet eden herkes kesinlikle öldürülecektir. – Levililer 20:9
Eğer bir adamın dikbaşlı, başkaldıran, annesinin ve babasının sözünü dinlemeyen, onların tedibine aldırmayan bir oğlu varsa, annesiyle babası onu tutup kent kapısında görev yapan kent ileri gelenlerine götürecekler. Onlara şöyle diyecekler: 'Oğlumuz dikbaşlı, başkaldıran bir çocuktur. Sözümüzü dinlemiyor. Savurgan ve içkicidir. Bunun üzerine kentin bütün erkekleri onu taşlayarak öldürecekler. Aranızdaki kötülüğü ortadan kaldıracaksınız. Bütün İsrailliler bunu duyup korkacaklar." – Yasanın Tekrarı 21:18 - 21
Görüldüğü gibi İsa Kutsal Yasanın her türlü vahşetle uygulanmasından yanadır. Bu masalda anlatıldığı kadarıyla Ferisiler çok daha insancıl ve medeni davranışlar içindedirler. Ferisiler temizlikten yanadır (Matta 15:5’in devamında İsa “ağızdan girenin değil de çıkanın pis olduğunu” söyler), ama İsa bunu anlamaz bile. (Zaten Hıristiyanlar pislikten asırlarca kırılmıştır. Bazılarına göre vaftiz olmak yeterli temizliği sağladığından hayat boyu temizlenmemişlerdir). Ferisilerin değişik cezalandırma anlayışına İsa’dan itham gelir. Ama kötülüğü cezalandırmak için daha beter kötülük ve zulüm yapmak, insan öldürmek, İsa Yahve’nin anlayışı olan bir tarzdır, vahşet onun adalet anlayışıdır.
İsa müritlerine kendilerini sakat bırakmalarını söyler:
Eğer elin ya da ayağın günah işlemene neden olursa, onu kesip at. Tek el, tek ayakla yaşama kavuşman, iki elle, iki ayakla sönmez ateşe atılmandan iyidir. Eğer gözün günah işlemene neden olursa, onu çıkar at. Tek gözle yaşama kavuşman, iki gözle cehennem ateşine atılmandan iyidir. – Matta 18:8, 9
Görüldüğü gibi günah işlemenin en ufak karşılığı insanın kendisini sakatlamasıdır. Daha sonrasının ne olacağı da belirsiz, cezalanmanın bittiğinin garantisi yok.
Bir de kaş yapayım derken göz çıkarma olayı var. İsa – malum hep benzetmelerle konuşmuş – bir benzetmeyle kötü hareket etmemeyi öğütlemek için Matta 18’de uzun uzun bir kölenin yaptığını anlatır. Kölenin efendisine borcu vardır. Köle yalvarınca, efendisi kölenin borcunu siler ve onu affeder. Aynı köle, başka köleden alacağını tahsil edemeyince, borçlu olanın borcunu ödeyeceği sözü ve yalvarmasına rağmen onu hapse attırır. Bunu öğrenen efendi ne yapar bakalım:
Benim sana acıdığım gibi, senin de köle arkadaşına acıman gerekmez miydi?' Bu öfkeyle efendisi, bütün borcunu ödeyinceye dek onu işkencecilere teslim etti. – Matta 18:33, 34
Bağışlayıcı olmayı öğretirken işkence uygulatmak ne derece öğretici ve ahlaki sayılabilir? Sadece vahşet ahlakı öğretmek olabilir, başka bir şey değil.
Yalandan kim ölmüş?Kafana göre sallamışsın yine elçihan.Ayetleri çarpıtmada bir numarasın.Ferisiler devamlı İsa Mesihe karşı çıkmışlar Ona eziyet etmeye çalışmışlardır.İmansızlar kızgın fırına gidecek ne var ki bunda?Yoksa korktun mu))))))İmansızsın ya o bakımdan.Ferisiler Kutsal Yasayı hakkıyla yaşamıyorlardı.İkiyüzlülükle yapıyorlardı.İsa Mesihe kötülük yapanlara karşıdır.Yoksa idda ettiğin gibi değil.Olayları çarpıtma!Anlamayan sensin.İnsanın sadece bedeni yok.Ruhuda var.Rab önce ruhunuzu temiz tutun demiştir.Matta 23'te açıklıyor zaten.Rab orda elinizi kesin derken manevi anlam kastetmiştir.Alttaki ayetin açıklamasına gerek yok.Çok açık.Sırf muhalefet olsun diye yazmışsın o kadar.
elcihanaferin
26-08-2009, 00:33
İsa tapınaktan çıktığı sırada öğrencileri gelir ve ona tapınağın binalarını gösterirler. İsa da onlara “burada taş üstünde taş kalmayacak” der. Daha sonra İsa Zeytin Dağındadır, öğrencileri gelir ve "Bu dediğin ne zaman olacak? " diye sorarlar. İsa onlara anlatmaya başlar ve insanoğlunun (kendisinin) dönüşü belirtileri üzerinde dururken şöyle söyler:
Nuh'un günlerinde nasıl olduysa, İnsanoğlu'nun gelişinde de öyle olacak. Nuh'un gemiye bindiği güne dek, tufandan önceki günlerde insanlar yiyip içiyor, evlenip evlendiriliyorlardı. Tufan gelinceye, hepsini süpürüp götürünceye dek başlarına geleceklerden habersizdiler. İnsanoğlu'nun gelişi de öyle olacak. – Matta 24:37 - 39
Yani herkesin, iyi ve kötü herkesin, tufanda boğulacağı fikri onun için çok normaldir. O zamanın düşüncesi – kimileri hala insanlıktan uzak bu düşüncededir – nasıl olsa insanlar Tanrının malıdır, onlara ne isterse yapar şeklindedir. İşte Hıristiyan dininin ahlakı böyledir.
Tanrının gelişi de en beklenmedik anda ve feci olacaktır:
… efendisi, onun beklemediği günde, ummadığı saatte gelecek, onu şiddetle cezalandırıp, ikiyüzlülerle bir araya koyacaktır: Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır. – Matta 24:51
İsa hızını alamamış nasıl bir vahşet uygulayacağını anlatıyor. Bu kasaplık için yoruma gerek var mı? (Bu ayetin İngilizcesinde “şiddetle cezalandırıp” yerine “parçalar halinde kesip” denilmektedir).
Matta’da biraz ilerde İsa gene bir benzetme anlatır. Buna göre bir efendi, yolculuğa çıkarken kölelerine para bırakır. Dönüşte olan şudur:
Uzun zaman sonra bu kölelerin efendisi döndü, onlarla hesaplaşmaya oturdu. Beş talant alan gelip beş talant daha getirdi, 'Efendimiz' dedi, 'Bana beş talant emanet etmiştin; bak, beş talant daha kazandım.' "Efendisi ona, 'Aferin, iyi ve güvenilir köle!' dedi. 'Sen küçük işlerde güvenilir olduğunu gösterdin, ben de seni büyük işlerin başına geçireceğim. … "İki talant alan da geldi, 'Efendimiz' dedi, … bak, iki talant daha kazandım.' "Efendisi ona, 'Aferin, iyi ve güvenilir köle!' dedi. '… Gel, efendinin şenliğine katıl!' "Sonra bir talant alan geldi, 'Efendimiz' dedi, 'Senin sert bir adam olduğunu biliyordum. Ekmediğin yerden biçer, harman savurmadığın yerden devşirirsin. Bu nedenle korktum, gidip senin verdiğin talantı toprağa gömdüm. İşte, al paranı!' "Efendisi ona şu karşılığı verdi: 'Kötü ve tembel köle! Ekmediğim yerden biçtiğimi, harman savurmadığım yerden devşirdiğimi bildiğine göre paramı faize vermeliydin. Ben de geldiğimde onu faiziyle geri alırdım... Şu yararsız köleyi dışarıya, karanlığa atın. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır. – Matta 25:19 - 30
Köle efendisinden kormuş, ama kötü bir şey yapmamıştır. Ama parayı işletip faiz almadığı için cehennemle atılmakta ve İsa da bunu onaylamaktadır.
Bunun devamında, İsa Rab dönünce bütün uluslar önüne gelecektir. O da insanları birbirinden ayıracak ve Koyunları sağına, Keçileri soluna alacaktır. (Sn. Paolo ile Portakaloğlu’nun bahsettiği keçiler iman etmeyenlerdir; koyunlardan bahsetmeye gerek var m ı?) Sağındakileri kutlayıp kutsayacaktır. Ya solundakiler? Bakın onlara ne var:
Sonra solundakilere şöyle diyecek: 'Ey lanetliler, çekilin önümden! İblis'le melekleri için hazırlanmış sönmez ateşe gidin! … Bunlar sonsuz azaba, doğrular ise sonsuz yaşama gidecekler. – Matta 25:41, 46
Arada İsa’nın sırf sevgi olduğu vs bahsedilir. İman etmeyenlerden iyi olanlarına dokunulmayacağı falan söylenir. Ama işte gerçekte düşünülen yukarıdaki gibidir. Bütün dinler gibi İsevilik de insanları korkutarak kendisine inandırmaya çalışmaktadır. Sevginin zerresi yoktur. Şimdiye kadar aktardığım ayetlere dikkat ettiyseniz, ne kadar çok “sönmez ateş”, ne kadar çok “ağlayış ve diş gıcırtısı” geçti! İşte Hıristiyan ahlakı budur. İman etmemek günahtır, günahın sonu sonsuz azaptır. İsa sizi sevgiyle sönmez ateşte süresiz yakacaktır.
Ha-ha-ha.Buna ancak böyle tepki gösterilir.Yarım yamalak bir ayetler alnımış.Saçma sapan yorumlar yapılmış.Gerçek açıklamalar şöyledir.
1-RAB gelişin aniden hırsız gibi hiç ummadıkları saatte geleceğini söyler.
2-İkinci gelişe hazırlık yapmayan koyunlardan bahsedilir.Onlarında cezalandırılacağını söyler Rab.İSA MESİH olmadan kimse cennete gidemez tamam mı?Böyle biline!
Sn Elçihana
Tanrı SEVGİDİR.SEVGİDE yaşayan Tanrıda yaşar.Tanrıda Onda yaşar.1.Yuhanna 4
Demekki Tanrı sevgiymiş.
Paolo emek verilmiş, araştırılmış mesajlara chat odası sohbeti tadında cevaplar vermekten vazgeç. Eğer itirazın varsa biraz zaman ayır yanlış olan yerleri açıkla.
elcihanaferin
26-08-2009, 13:51
Dikkat ettiyseniz şimdiye kadar sadece Matta’dan misal vermiştim. Şimdi de Markos’a göre Gospel’i tarayalım, bakalım orada ne gibi zulüm ve şiddet haberleri var:
Aşağıda aldığım ayetler ibretliktir. Aynen İncir Ağacını mevsimi olmadığını bilerek kasten lanetleyerek kurutmasına benzer bir hainlik burada da var:
İsa göl kıyısında halka “öğretmektedir” ve her zamanki gibi benzetmeler yapar. Zaten bütün Yeni Ahit İsa’nın benzetmeleri ile doludur. Bazen insanlar neden onun benzetme yaptığını merak ederler. Sıkı durun işte cevabı geliyor, çünkü öğrencileri de dayanamayıp aynı soruyu sormuşlardır (fakirlerin de kafası karışmış anlaşılan).
Onikiler'le öbür izleyicileri İsa'yla yalnız kalınca, kendisinden benzetmelerin anlamını sordular - Markos 4:10
Cevap çok enteresandır:
O da onlara şöyle dedi: "Tanrı'nın Egemenliği'nin sırrı sizlere açıklandı, ama dışarıda olanlara her şey benzetmelerle anlatılır. Öyle ki, 'Bakıp bakıp görmesinler, Duyup duyup anlamasınlar da, Dönüp bağışlanmasınlar – Markos 4:11, 12
Yani açıkça İsa insanların cehenneme gitmesi için uğraşmaktadır.
Böyle birisinin söylediklerine inanmak isteseydim bile bunu okuyunca inanmazdım. Burada kötü niyet, gaddarlık vs yanında bir de hainlik var. Yani, insanların bağışlanmamaları için her şeyi anlaşılmaz benzetmelerle anlatıyor! Düzgün, doğrudan söylese, anlayacaklar ve dönüp bağışlanacaklar. Ama işte bunu İsa istemiyor. Neden? Çünkü insanların bağışlanmalarını değil, sönmez ateşte sonsuz azapta olmalarını istiyor!
Hani İsa insanları seviyordu? Bu sevmek mi? Hani herkes Göklerin Egemenliğinde olabilirdi? İnsanlara her şeyi güzelce açıklamak varken bir sır perdesi altında anlatıp cehenneme gitmelerini temin etmek durumunda olan birisi nasıl tarif edilir? Hem de bu Tanrıysa! Burada “pes artık” demekten başka söyleyecek söz yok!
Burada ikinci bir hususu yorumlamadan geçemeyeceğim. Tanrının Egemenliğinin sırrı, iman edenlere açıklanmış ama iman etmeyenlere anlamamaları için benzetmelerle anlatılıyor. Burada bir mantık görüyormusunuz? Ne kadar naiv bir laf bu. Madem anlaşılmasın isteniyor, neden anlatma zahmetine giriliyor? Neden kalkıp uzun uzun yazılıyor. Hiç anlatma madem. Görünen, bu anlatılanların incir çekirdeğini dolduracak kadar mantıksal değeri olamayacağıdır. Zaten burada sıkça yinelenen "görülene herkes iman edebilir, marifet görülmeyene iman etmektir" gibi mantık dışı iman cümlelerini ancak yukarıdaki ayet destekleyebilirdi.
Üçüncü bir yorum da yapılmalı tabii. Burada berbat bir Hıristiyan ahlakı görüyorsunuz. İman etmeyenlerin çoktan yakılmalarına karar verilmiş bile! Ama dostlar alış verişte görsün kablinden o insanlara özgür irade verildiği falan söyleniyor. Böylece seçimini yanlış yaptı, cezasını çekecek bahanesi kullanılacak. Ama apaçık belli ki sönmez ateşte, sonsuz azapla bunlar hiç durmadan yakılacak. Özgür irade martavalı da işte bu kadar.
Sırf Laf olsun torba dolsun diye yazmışsın elçihan.Muhalefet olmak için.Ama hiç üzerinde durmamışsın ayetlerde.Ne diyor acaba falan diye.Cevaba gelelim.Orda firavun gibiler için söylüyor Rab.Yoksa herkes için değil.Çünkü
15Çünkü bu halkın yüreği duygusuzlaştı,
kulakları ağır işitir oldu.
Gözlerini de kapadılar.
Öyle ki, gözleri görmesin,
kulakları işitmesin, yürekleri anlamasın,
ve bana dönmesinler.
Dönselerdi, onları iyileştirirdim.'
Bu arada yazılarını aldığın siteyi söylesende bizde merakımı giderelim elçihan.Kaynağı istiyorum.
elcihanaferin
27-08-2009, 13:39
Markos’a göre Gospel’i zulüm ve şiddet açısından tarıyoruz.
Burada da Matta’ya göre Gospel’de bulunan bazı şiddet ve zulüm haberi ihtiva eden ayetler tekrarlanmıştır. Mesela Markos 9:49 – 53 arasında günah işlemeye sebep olan uzuvların kesilip atılması vardır. Markos 7:9, 10’a göre de Kutsal Yasa’ya göre anne babasına söven çocuklar öldürülmelidir.
Bir de Matta 8:32’deki 2 tane cinli adamın hikayesi Markos 5:2 – 13 arasında bu sefer bir cinli adam ve 2000 domuzu alacak şekilde tekrarlanmıştır. Daha önce çok aktardığım için bu sefer Matta’nın ilgili ayetlerinde yazmamıştım. Ancak burada tekrarlamamak yanlış olacak, çünkü işin ahlaki yönü dışında insanların tepkileri de var. İsa cinlerin yalvarmalarına razı olarak onları domuzların içine sokar ve domuzların koşarak kendilerini göle atıp boğulmalarına sebep olur. Bölge halkının domuzları bir hiç için telef olmuştur. Bölge halkı İsa’nın ayrılmasını ister:
Domuzları güdenler kaçıp kente gittiler. Cinli adamlarla ilgili haberler dahil, olup bitenlerin hepsini anlattılar. Bunun üzerine bütün kent halkı İsa'yı karşılamaya çıktı. O'nu görünce bölgelerinden ayrılması için yalvardılar. – Matta 8:33, 34
Olayı görenler, cinli adama olanları ve domuzların başına gelenleri halka anlattılar. Bunun üzerine halk, bölgelerinden ayrılması için İsa'ya yalvarmaya başladı. – Markos 5:16, 17
Çünkü halk İsa’nın kendileri için uygun olmadığını anlamış, savruk, zalim ve zararlı davranışından dolayı ondan korkmuştur.
İsa kendisinden utananlar için, kendisinin de babasının görkemiyle geldiğinde onlardan utanacağını söyler. Ya sonra? Sonrasını söylemez. Ama önceki ayetler ne olacağını açıkça gösterir:
İnsan bütün dünyayı kazanıp da canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur? İnsan kendi canına karşılık ne verebilir? Bu vefasız ve günahkâr kuşağın ortasında, kim benden ve benim sözlerimden utanırsa, İnsanoğlu da, Babası'nın görkemi içinde kutsal meleklerle birlikte geldiğinde o kişiden utanacaktır."- Markos 8:36 – 38
İsa dirilmiştir, sofrada onbirlerle konuşmaktadır:
İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek. – Markos 16:16
Buradaki vahşet zaten belli, yoruma gerek yok. Sonuç her zamanki gibi aba altından sopa göstermektir: Ya bana gelir iman edersin, ya da ölümlerden ölüm beğen! 5 – 10 satırda bir cehennemde yakmaktan söz eden birisinin sevgi dolu olup, sevgi dağıttığına kim inanır?
Yine ayetler çarpıtılmış.Peygamberler bile reddedildi.Halk İsa Mesihin kim olduğunu anlayamadığı için korktu ve gitmesini istedi.Ama O'nu anlayamamışlardı.İman etmeyen eziyet görücektir.Bu kadar basit.
Bu arada Elçihan hala kaynağını göstermemişsin.Hayırdır?Yoksa bazı Gerçekler gün Işığına çıkmasından mı korkuyorsun?Eğer korkuyorsan boşuna korkuyorsun.Çünkü
. Örtülü olup da açığa çıkarılmayacak, gizli olup da bilinmeyecek hiçbir şey yoktur. 27Size karanlıkta söylediklerimi, siz gün ışığında söyleyin. Kulağınıza fısıldananı, damlardan duyurun.
elcihanaferin
27-08-2009, 22:55
Sıra Luka’ya göre Gospel’de.
Hemen 1. bölümde Tanrı’nın Zekeriya’nın dilini çarptığını okuyoruz. İleri yaştaki Zekeriya ve Karısı Elizabet’in çocuğu olmamaktadır. Cebrail ona görünüp müjdeyi verir ama Zekeriya şaşırmıştır, bunu şüpheyle karşılar. Vay sen misin şüphe eden!
İşte, belirlenen zamanda yerine gelecek olan sözlerime inanmadığın için dilin tutulacak, bunların gerçekleşeceği güne dek konuşamayacaksın. – Luka 1:20
Zekeriya’nın bir anlık şüphesi bile gaddar tanrı tarafından dilsizlikle cezalandırılmıştır. Ne kadar vahşi olduğunu belirlemeye bu dahi yeter.
Vaftizci Yahya, Şeria Irmağı çevresini dolanarak halkı vaftiz etmekte ve vaaz vermektedir.
… "Ey engerekler soyu! Gelecek gazaptan kaçmak için sizi kim uyardı? Bundan böyle tövbeye yaraşır meyveler verin! Kendi kendinize, 'Biz İbrahim'in soyundanız' demeye kalkmayın. Ben size şunu söyleyeyim: Tanrı, İbrahim'e şu taşlardan da çocuk yaratabilir. Balta ağaçların köküne dayanmış bile. İyi meyve vermeyen her ağaç kesilip ateşe atılır." – Luka 3:7 - 9
Sadece korkutma,zulüm ve şiddet değil hakaret de var. Bu cins hakaretleri de ayrıca belirleyip yazacağım. Sevgi dolu Tanrının ve müşriklerinin insanlara nasıl hakaret ettikleri de görülmeye değerdir. İnsanlara en ufak değer vermeyen sevgisiz Yahve İsa'nın insanları nasıl hor gördüğü, aşağılık bulduğu da ibret olacaktır. Nefret Tanrısının bu yüzü de görülmeye değerdir.
Neyse, her zaman ki gibi iman etmeyenler ateşteler. Onları gazaptan kim kurtarabilir ki? Meyve vermemeyi bırakın meyveniz de iyi olmalı. Yoksa bu korkunç Tanrıdan kurtuluşunuz yoktur. Onun kinda, amansız, nefret dolu sönmez ateşinde durmadan cayır cayır yanarsınız!
Yahya biraz sonra ise İsa’nın geleceğini ve neler yapacağı da daha berrak bir şekilde müjdeler:
Harman yerini temizlemek ve buğdayı toplayıp ambarına yığmak için yabası elinde hazır duruyor. Samanı ise sönmeyen ateşte yakacak." - Luka 3:17
Tanıdık geldi mi? Yeni Ahit’te iman etmeyenlerin yakılacağı hiç durmadan tekrarlanıyor. Taraftar sağlamak için ne kadar aksi ve zavallı bir tarz.
Tabii Luka’da da Matta, ve Markos’daki bazı şiddet ve zulüm haberlerine rastlıyoruz, ama artık bunları zaten söylendikleri için aktarmayacağım.
İsa öğrencileriyle konuşmaktadır:
Kimden korkmanız gerektiğini size açıklayayım: Kişiyi öldürdükten sonra cehenneme atma yetkisine sahip olan Tanrı'dan korkun. Evet, size söylüyorum, O'ndan korkun. - Luka 12:5
Hani sevgi Tanrısıydı? Demek ki korku tanrısıymış! Onu sevmek mümkün olabilir mi?
Korkutmaların hiç sonu gelmez, bıkkınlık verir. Başka türlü iman nasıl sağlanır? 1850 sene öncenin şartlanması bunu gerektiriyordu herhalde. Ya şimdi?
Tanrı bir köle sahibi gibidir:
… efendisi, onun beklemediği günde, ummadığı saatte gelecek, onu şiddetle cezalandırıp imansızlarla bir tutacaktır. Efendisinin isteğini bilip de hazırlık yapmayan, onun isteğini yerine getirmeyen köle çok dayak yiyecek. – Luka 12:46, 47
Yani imanlı olmak da yetmez, kötekten kaçınmak için hazırlıklı olmalı yoksa imansızlarla birlikte ateş var! Vah yazık bütün parasını fakirlere dağıtamayan ve koyun olamayanlara.
İsa’ya haber gelir, Pilatus bazı Celile’lileri öldürmüştür:
O sırada bazı kişiler gelip İsa'ya bir haber getirdiler. Pilatus'un nasıl bazı Celileliler'i öldürüp kanlarını kendi kestikleri kurbanların kanına kattığını anlattılar. İsa onlara şöyle karşılık verdi: "Böyle acı çeken bu Celileliler'in, bütün öbür Celileliler'den daha günahlı olduğunu mu sanıyorsunuz? Size hayır diyorum. Ama tövbe etmezseniz, hepiniz böyle mahvolacaksınız. Ya da, Şiloah'taki kule üzerlerine yıkılınca ölen o on sekiz kişinin, Yeruşalim'de yaşayan öbür insanların hepsinden daha suçlu olduğunu mu sanıyorsunuz?
Size hayır diyorum. Ama tövbe etmezseniz, hepiniz böyle mahvolacaksınız." - Luka 13:1 - 5
Ölenler için insanca bir iki laf edip üzüldüğünü göstermek var mı? Elbette yok, çünkü üzülmez; ilgisizdir, sevgisizdir. Aklı fikri imanda, Göklerdeki kendi Egemenliğini kurmaktadır; kendisini bundan sıyırıp, insanca, iyiliksever duygulara veremez.
Elçihan senin art niyetli olduğunu düşünüyorum.Ve öylesin.Ayetleri hepsini çarpıtmışsın.Sana vereceğim cevap yok.Çünkü ne kadar desemde bir kılıfını bahanesini bulursun.Körleşmiş birine ne kadar güneşi,ışığı göstersende boşuna göremez o.Karanlığın içinde kaybolmuş.Elçihanın amacı nedir?
Tek Müjde
6Sizi Mesih'in lütfuyla çağıranı bırakıp değişik bir müjdeye böylesine çabuk dönmenize şaşıyorum. 7Aslında başka bir müjde yoktur. Ancak aklınızı karıştıran ve Mesih'in müjdesini çarpıtmak isteyen kimseler vardır. 8Biz ya da gökten bir melek bile, size bildirdiğimiz müjdeye ters düşen bir müjde bildirirse, lanet olsun ona! 9Daha önce söylediğimizi şimdi yine söylüyorum, bir kimse size,
kabul ettiğinize ters düşen bir müjde bildirirse, ona lanet olsun! 10Şimdi ben insanların onayını mı, Tanrı'nın onayını mı arıyorum? Yoksa insanları mı hoşnut etmeye çalışıyorum? Eğer hâlâ insanları hoşnut etmek isteseydim, Mesih'in kulu olmazdım.
Bu arada bizim İmanlı sitelerden birine ateist geldi.Adam İnancımıza ağır küfürler etti.
elcihanaferin
28-08-2009, 09:14
Sn. Paolo neden benim art niyetli olduğumu düşündüğünüzü anlamadım. Bundan pek de emin görünüyorsunuz. Ama benim bütün yazdıklarım apaçık ortada. Yazdıklarımda gizli bir şey olsa haklı olabilirdiniz. Ama öyle bir şey yok ki.
Bakın bu sitenin nasıl olduğunu daha önce de anlattım. Bunlar zaten inançlı olanlara önceden uyarılmaktadır. Eğer işinize gelmiyorsa siteye girmezsiniz. Yoksa da katlanırsınız. Ben çeşitli açılardan Hıristiyanlıkla ilgili çalışıyorum. Doğrudan ayetleri alıp yorumluyorum. Amaç budur. Nasıl İslam forumlarında benzeri çelişkiler ve vahşet ortaya konuyorsa, bu da aynı şey. Alıntı yaptığım ayetlerin öncesini de anlatıyorum ki, sizin tabirinizle cımbızlama olmadığı belli olsun. Bu hususta alıntı yaptığım site http://incil.info/kitaplistesi dir. Eğer ayetler farklıysa, bulur yazarsınız. Kılıf yok, bahane yok. Ama siz bunlara cevap veremiyorsunuz. Madem benim aktardığım ayetlerin manasının değişik olduğunu düşünüyorsunuz, neden sizin bildiğiniz manasını yazmıyorsunuz? Ama böyle bir şey yapabileceğinizi sanmıyorum. Bunu yapabilseydiniz çoktan yapardınız. Mesela hala neden incir ağacının meyve mevsiminde olmadığı bilindiği halde, kasten lanetlenip kurutulduğunu açıklayamadınız.
Benim aktardığım İncil'deki çelişkiler, hakaretler, zulüm ve şiddet ihtiva eden ayetler İncil'in hiç de güneş gibi olmadığını gösteriyor. Sizin çevrenizin aktardığı gibi değiller. Zaten siz de, farkında olmasanız bile, artık bunları öğrenmeye ve sorgulamaya başladınız.
Tek Müjde başlığı ile Galatyalılar 6:6 - 10 ayetlerini neden mesajınıza aldınız? Burada size başka bir inanç aşılamaya çalışan mı var? Ama bu aslında bana yapılan bir lanetlemedir. Sizin müjdenize ters şeyler yazmam, demek ki lanetlenmeme yol açıyor. İncil'in cehaleti size de bulaşmış ki cevap veremeyince böyle çocukça yollara baş vuruyorsunuz. İsterdim ki aktardığım yorumlara misyoner tarz yerine mantıklı karşılıklar verebilseydiniz de seviyeli bir tartışma üslubu içinde kalsaydık. Ama bunu yapamıyorsunuz ve ben her şeyi açıkça yazarken beni art niyetli olmakla suçlarken, kendiniz lanet okuyan ayetler sokuşturup art niyetinizi ortaya koyuyorsunuz.
Sizin imanlı sitenize bir areist gelerek küfür etmiş. Bütün yazdıklarınızın sonuna bir de bunu ekleyerek ne ima ediyorsunuz? Yani o ben miyim? Ne zamandır farkında olmalısınız, ben kimseye ve inanca hakaret etmem. Ancak okuduklarımı aktarır ve gaddarlık, riyakarlık, ahlaksızlık varsa bunu belirtirim. Bunu daha önce de söyledim, bu sitede hakaret olamaz. Ama inançlar irdelenir ve yazılır. Diğer taraftan siz kim bilir kaçıncı defa hakaretten dolayı denetimdesiniz.
Ben değil yazılarınız öyle gösteriyor art niyet olduğunuzu.Felsefeci bile demişti.Teoloji eğitimi almadan yorumlama diye.Ama siz yorumlamaya kalkıyorsunuz.Önce eğitimi alınır dimi?Cevapları verdim.Sadece ensonkine vermedim.Ondada nedenin belirttim.Kelamda çelişki yoktur.Farklılık vardır oda konulara göre sadece.Galatyalılardaki ayetleri almam nedenim Müjdeyi çarpıtmanızdan dolayıdır.İncilde cehalet değil bilgelik vardır.Fakat herkes bunu anlayamaz.Bende art niyet yok.Ateist meselesine gelince.Siz ettiniz demedim dikkat ediniz.Sadece ateistin biri insanların kutsallarına nasıl hakaret ettiğini duyurmak istedim.
elcihanaferin
28-08-2009, 22:56
Paolo kaçamak cevap yok.
1 - Neden Galatyalılar'dan lanet alıntısı yaptınız? Müjde çarpıtması yapmıyorum ve ayetleri olduğu gibi ayetin öncesini de açıklayarak yazıyorum. Hangi web sayfasından ayetleri aldığımı da yazdım. Kontrol da edebilirsiniz. Yani ayet çarpıtması falan da yok. Hangi maksatla bunları yazdığımı da açıkladım. Ama ortada verecek cevabınız olmayınca tanrınızın beni lanetlemesinden medet umacak hale geldiniz. Çünkü kendiniz cevap veremiyordunuz. Cevap verecek bir şey yoktu çünkü. Tanrınızın ne kadar zalim, korkutmacı, şiddet yanlısı ve sevgisiz olduğu ortaya çıkıyor. Lanet bana işlemez Paolo. Çünkü tanrı yoktur. Böyle mucizevi olaylar büyük olasılıkla ya kurgudur, ya da büyük bir tesadüf. Cevap veremediğiniz için benim lanetlenmemden medet umuyorsunuz. Ama bu lanet ayetleri, art niyetli büyücü tavrınızla beraber zayıflığınızı gösteriyor.
2 - Bana cevap verirken sebepsiz yere neden kendi inanç sitenizdeki bir ateist küfründen bahsettiniz? Hiç bir sebep olmadan bunu yazmanız, bir çamur atma meselesi gibi durmuyor mu? Bana ne sizin sitenizdeki bir olaydan? Konuyla ne ilgisi vardı? Ama konu yerine karşı tarafa kişisel yakıştırmalar yapmak da "ad hominem" tartışma şekli olarak bilinir ve karşı tarafın tezine savunma yapamadığınız için konu dışı kişisel saldırma olarak alınır.
3 - Size ne benim eğitimimden? Siz bana cevap verebiliyorsanız, cevap verin. Veya ayet ortada, siz nasıl yorumluyorsunuz, kendi yorumunuzu verin. (Yani sönmez ateşte süresiz cayır cayır yanmanın, aslında çiçekler ortasında kutlama partisi olduğunu iddia edebilirsiniz- hep beraber okuruz). Eğer sizin teoloji eğitiminiz olsaydı çoktan cevap verirdiniz. Ama cevap veremezsiniz, veremiyorsunuz. Kim bilir kaçıncı defa gene yazıyorum: Neden İsa güzel yapraklı büyük incir ağacının meyve mevsimi olmadığı için meyvesiz olduğunu bildiği halde lanetleyerek kasten kuruttu? Bir ara buna "Fersilere kızdığı için" demiştiniz. Doğru mu? Yahve İsa her kızdığını lanetleyip cehenneme mi yollar? (Elinden başka bir şey yapmak gelmez mi? (Hani sevgi falan cinsinden...)
Dediğim gibi Müjdeyi çarpıttığınız için o bölümü aldım.Lanet kısmını.Cevapları verdim.Ancak işine gelmediği için kabul etmediniz.Bende sorular sormuştum.Hala cevap veremediniz.Hemde üç tane.Ateist ya kişi.O bakımdan aldım.Kutsal Kitabı önce okuyun sonra yorum yapın.1.Yuhanna 4'ü okumanızı tavsiye ederim.Bakalım orda Rab neymiş?En sevdiğim başka ayetlerden birini aktarıyorum.
-5Eğer bir kişi farklı öğretiler yayar ve doğru sözleri, yani Rabbimiz İsa Mesih'in sözlerini ve Tanrıyoluna dayanan öğretiyi onaylamazsa, kendini beğenmiş, bilgisiz bir kişidir. Böyle biri, tartışmalar ve kelime kavgaları çıkarmayı hastalık derecesinde sever. Bu şeyler kıskançlıklara, çekişmelere, iftiralara, kötü kuşkulara, düşünceleri yozlaşmış ve Tanrı yolunu kazanç yolu sanıp gerçeği yitirmiş adamların durmadan sürtüşmelerine yol açar.
elcihanaferin
29-08-2009, 09:23
Paolo demek Galatyalılar'dan lanet ayetleri alıntısını beni lanetlemek üzere yaptınız. Bunu da kabul ediyorsunuz. O zaman ben de size şunu söyleyeyim: Mesih Rab Yahve İsa'nın laneti üzerinize olsun, dolsun. Cehennemde sönmez ateşte süresiz yanarken ağlayışlar ve diş gıcırtıları arasında olacaksınız.
Benim hatam sizin ne kadar naiv olduğunuzu bildiğim halde size bir şeyler anlatmaya çalışmak oldu.
elcihanaferin
29-08-2009, 09:32
Luka’ya göre Gospel konumuz açısından Markos’a göre Gospel’den daha bereketli gözüküyor.
İsa köy köy dolaşarak Kudüs’e doğru ilerlemektedir. Biri ona “Ya Rab” de, “kurtulanların sayısı az mı olacak?” İsa derhal dar kapı masalına başlar, içeri girmek isteyen çok olacak ama giremeyecektir:
Biri O'na, "Ya Rab" dedi, "Kurtulanların sayısı az mı olacak?" İsa oradakilere şöyle dedi: "Dar kapıdan girmeye gayret edin. Size şunu söyleyeyim, çok kişi içeri girmek isteyecek, ama giremeyecek. Ev sahibi kalkıp kapıyı kapattıktan sonra dışarıda durup, 'Ya Rab, kapıyı aç bize!' diyerek kapıyı vurmaya başlayacaksınız…. "O da size şöyle diyecek: 'Kim olduğunuzu, nereden geldiğinizi bilmiyorum. Çekilin önümden, ey kötülük yapanlar!' … ve bütün peygamberleri Tanrı'nın Egemenliği'nde, kendinizi ise dışarı atılmış gördüğünüz zaman, aranızda ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır. – Luka 13:23 - 28
Her zamanki gibi ağlayış ve diş gıcırtısı ile korkutma sistemi yürürlükte.
Şimdi sırada meşhur Lazar hikayesi var. İsa öğrencileri ile konuşurken Fersiler de dinlerler ve parayı yeren lafları üzerine İsa ile alay ederler. İsa da kızgınlıkla kutsal yasayı övüp ufacık bir noktasının yok olmayacağını söyler. Her nedense durup dururken bir de “Karısını boşayıp başkasıyla evlenen zina etmiş olur. Kocasından boşanmış bir kadınla evlenen de zina etmiş olur." Görüşünü belirtir ve aşağıdaki kıssadan hisseyi anlatır:
Zengin bir adam vardı. Mor, ince keten giysiler giyer, bolluk içinde her gün eğlenirdi. Her tarafı yara içinde olan Lazar adında yoksul bir adam bu zenginin kapısının önüne bırakılırdı; zenginin sofrasından düşen kırıntılarla karnını doyurmaya can atardı. Bir yandan da köpekler gelip onun yaralarını yalardı. "Bir gün yoksul adam öldü, melekler onu alıp İbrahim'in yanına götürdüler. Sonra zengin adam da öldü ve gömüldü. Ölüler diyarında ıstırap çeken zengin adam başını kaldırıp uzakta İbrahim'i ve onun yanında Lazar'ı gördü. 'Ey babamız İbrahim, acı bana!' diye seslendi. 'Lazar'ı gönder de parmağının ucunu suya batırıp dilimi serinletsin. Bu alevlerin içinde azap çekiyorum.' "İbrahim, 'Oğlum' dedi, 'Yaşamın boyunca senin iyilik payını, Lazar'ın da kötülük payını aldığını unutma. Şimdiyse o burada teselli ediliyor, sen de azap çekiyorsun. Üstelik, aramıza öyle bir uçurum kondu ki, ne buradan size gelmek isteyenler gelebilir, ne de oradan kimse bize gelebilir.' "Zengin adam şöyle dedi: 'Öyleyse baba, sana rica ederim, Lazar'ı babamın evine gönder. Çünkü beş kardeşim var. Lazar onları uyarsın ki, onlar da bu ıstırap yerine düşmesinler.' "İbrahim, 'Onlarda Musa'nın ve peygamberlerin sözleri var, onları dinlesinler' dedi. "Zengin adam, 'Hayır, İbrahim baba, dinlemezler!' dedi. 'Ancak ölüler arasından biri onlara giderse, tövbe ederler.' "İbrahim ona, 'Eğer Musa ile peygamberleri dinlemezlerse, ölüler arasından biri dirilse bile ikna olmazlar' dedi." – Luka 16 :19 - 31
Evet zengin ve fakir adam hikayesinden alınacak dersler vardır. Zengin adam alevler içinde yanmaktadır ama günahının ne olduğu bilinmiyor. Ancak masalın başlangıcından zenginliktebir hata olduğunu anlıyoruz ve sonuna doğru bu hata yerini suça ve günaha bırakıyor. Zengin adamın daha kötü ne yapmış olabileceğine baktığımızda, onun fakir Lazar’a hiç yardım etmediğini anlıyoruz. Zengin adam gününü gün etmiş, ince ketenler içinde eğlenmiş, fakir Lazar ise onun kırıntılarını yemiş. Zengin adamın başkaca bir suçu olmadığı anlaşılıyor. Elbette in sanın yakınındakilere yardım etmesi insanlık borcudur. Ama bu yardımı yapmadığı için yakılmanın ne kadar geçerli olduğu soru işaretidir. Hadi diyelim ki Tanrı’nın cehennemindeki en ufak ceza yakılmaktır, peki sonrasındaki zulme ne demeli?
Hikayeyi daha acıklı kılmak için bir de zengin adama Lazar’dan su istetiliyor. Su da İbrahim vasıtasıyla isteniyor! Tesadüfe bakın! Cehennemin hemen yanında cennet var ve orada, yani alevler içindeki zengin adamın görüş mesafesinde İbrahim ile Lazar var! Eh, bundan alası can sağlığı! İbrahim gibi muteber ve muhterem birisi Lazar’a falan bakmadan tek suçu zengin olmak olan adama elbette yardım eder! Ama etmez işte. O gaddar Tanrı Yahve İsa, araya bir uçurum koymakla beraber Cennet ve Cehennemi konuşacak mertebede de yakın yapıvermiştir. Herhalde iman etmeyenler bu durumdan daha beter korksunlar diye böyle bir uygulama uygun bulunmuştur.
İşin bir inanç açısından acıklı ve çok kusurlu tarafı ise İbrahim’in zengin adamın yalvarışına verdiği cevaplarda yatıyor. Meğer yaşam boyu Lazar kötülük payı almış, zengin adam da iyilik payını! Yani yaşam boyu Yahve İsa Lazar’ı perişan etmiş, köpekler yaralarını yalayacak şekilde onu aşağılamış, hiç acımamış. Neden? ‘Sonradan cennete göndermek için’ cevabını veriyorsak, inanın ki bu işte bir yanlışlık var. Neden bir Tanrı böyle gaddarca davransın? Böyle bir adalet anlayışı, yani sonra cennete göndereceğim ama şimdi azap çeksin düşüncesi Tanrı’ya mahsus olamaz! Çünkü Tanrı sevecendir, sevgi doludur!
Ama gelin görün ki o Tanrı dünyada Lazar’ı inletmiştir. Şimdi de zengin adamı inletmektedir. İşin çok korkunç tarafı da Tanrı’nın İbrahim tarafından da desteklenerek Lazar’ın kardeşlerinin de gelecekte yanmasının sağlamasıdır. Lazar insanca bir gayretle kardeşlerini kurtarmaya çalışıyor, onlara haber vermek istiyor, ama hiç müsamaha yoktur! Zulüm ve şiddet kol kola ve dört nala Rabbin Egemenliğinde koşuşturmaktadır.
İnanmadığınız şey ile beni lanetlmeye kalkmanız çok komik.Kaldı ki Rab imansızları lanetler.İmanlıları değil.Cehennem ancak İsa Mesihe iman etmeyenler gidecek.Yani siz olacaksınız.Bende iade ediyorum lanetinizi.Naiv sözünüzüde iade ediyorum.Kötü söz sahibine aittir.Benimde hatamda sizin gibilerle uğraşmam.Nasırlaşmış birine Gerçeği göstermeye çalışıyorum.Cennete giden yol dar kapıdan geçer.Zengin adamın günahı lazara yardım etmemesi.Rab Lazarı inletmemiştir.Sadece imtihan etmiştir.Ve lazarda imtihanı kazanmıştır.Zengin adamsa kaybetmiştir.
Sn Elçihan aramızdaki farkla çıkmaya devam ediyor.Siz küfür hakaret edebiliyorsunuz.Ama biz edemiyoruz.Çünkü Rab Düşmanlarınız için bile dua edin demiştir.Tabi beddua şeklinde değil.Onları sevin demiştir.Ama sizde bu anlayış yok.
elcihanaferin
29-08-2009, 22:53
İncil'de Zulüm ve Şiddet 9
İsa bir köydedir… Ferisiler İsa’ya “Göklerin Egemenliği ne zaman gelecek" diye sorarlar. İsa başlar anlatmaya… Ama sonunda öğrencilerine şöyle der:
"Nuh'un günlerinde nasıl olduysa, İnsanoğlu'nun günlerinde de öyle olacak. Nuh'un gemiye bindiği güne dek insanlar yiyip içiyor, evlenip evlendiriliyorlardı. Sonra tufan gelip hepsini yok etti.
Lut'un günlerinde de durum aynıydı. İnsanlar yiyip içiyor, alıp satıyor, tohum ekiyor, ev yapıyorlardı. Ama Lut'un Sodom'dan ayrıldığı gün gökten ateşle kükürt yağdı ve hepsini yok etti.
"İnsanoğlu'nun ortaya çıkacağı gün durum aynı olacaktır. O gün damda olan, evdeki eşyalarını almak için aşağı inmesin. Tarlada olan da geri dönmesin. Lut'un karısını hatırlayın! Canını esirgemek isteyen onu yitirecek. Canını yitiren ise onu yaşatacaktır.
Size şunu söyleyeyim, o gece aynı yatakta olan iki kişiden biri alınacak, öbürü bırakılacak. Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak."
Luka 17:26 - 35
Evet burada anlamamız gereken, İnsanoğlunun - yani İsa’nın - dönüşünde feci şeyler olacağıdır. Bu olacaklar Nuh Tufanındaki gibi veya Lut’un Sodom’dan ayrıldığı günkü gibi olacak. Bu korkunç durum gayet sakin bir şekilde, çok olağan bir şeymiş gibi anlatılmaktadır.
Tanrıadamımız Eski Ahit’te aktarılan korkunç olayları, zulmü ve şiddeti gayet olağan görmüş ve benimsemiştir. Nasıl benimsemesin ki? Elbette benimseyecek. Çünkü onları babası yapmıştı, kendisi de zaten “ben babamla birim” demiyor muydu? Dolayısıyla kendisi de aynı fecaati yapmakta hiçbir beis görmez.
Hatta bu fecaati ballandırarak detayıyla anlatır. Aynı yataktaki iki kişiden birini, buğday öğüten iki kadından birini alır, öbürünü bırakır. Tarlada olan hiç dönmesin, damda olan aşağıya inmeye kalkmasın. Neden? Tanrıadamımız gelip her şeyi yerle bir edecek de ondan!
Tanrıadamın bu gelişinden önce insanlar ne yapmaktadır? Bu da gayet güzel anlatılıyor. Yiyip içip, evleniyor ve evlendiriliyorlarmış. Alıp satıyor, tohum ekip ev yapıyorlarmış. Yani insanlar gayet mesut bir şekilde yaşıyorlarmış. Ama dehşetengiz Yahve İsa ortaya çıkacak ve hepsini mahvedecektir. Neden? Ne gerek vardır mahvetmeye? İnsanlar ne kadar günahkar dahi olsalar illa ki onları feci ölümlerle öldürmek mi lazım? Başka hiçbir şey yapılamaz mıydı? Tanrıadamımız onları doğru yola sokamaz mıydı? Bu elinden gelmez miydi?
Bütün bunun nedeni de bilinmemektedir. Çok müphem bir şekilde kötü şeyler olacağı ima edilmektedir. Diğer taraftan da insanlar gayet normal yaşamakta olacaklarmış, yiyip içecek, tohum ekip, evlenecek, ev yapacak falan. Müphem nokta şu: Öyle günler gelecekmiş ki, İnsanoğlu’nun günleri özlenecekmiş. Buradan ne kadar kötülük çıkarılabilir bilmiyorum. Çünkü İnsanoğlunun yaşamakta olduğu günlerin de kötü olduğunu biliyoruz. Kendisine inanmayan Ferisileri, yani keçileri, sürekli eleştirmekte, onları Kutsal Yasa’dan sapmakla suçlamaktadır. Yani İnsanoğlu’nun yaşadığı günler zaten berbattır. İnsanoğlunun tekrar gelmesi öncesinde insanların yaşamları da gayet normal anlatıldığına göre ne olmaktadır? Yahve ortaya çıkıp neden insanları öldürür?
Buradan benim anladığım bir şey daha var. İnsanların öldürülmesine önceden karar veriliyor. Yani kadercilik bütün kuvvetiyle hakim durumdadır. Özgür irade masalının ne olduğu ortaya çıkmıştır, kandırmaca olduğu belli olmuştur.
Her sayfasında korkutma olan bir öğreti, sevgisizlik, insanı insanlığından çıkarıp kul yapmaya, hımbıl bir zavallı yapmaya yönelik laflar. İşte size kutsal ruh.
Klasik çarpıtmalarla bir kez daha karşı karşıyayız.Elçihan yine döktürmüş.İsa Mesih gelişin hırsız gibi geleceğine benzetmil.Aniden.Ne mutlu o gelişe hazır olanlara!Rab'binde sabrı vardır.Zamanı gelince herkes ektiğini biçecek.Hiç merak etmeyiniz.Rab İsa Mesih diyor ki:
Gerçekten yana olan herkes benim sesimi işitir.»
Dikkat edilirse herkesi demiyor Rab.GERÇEKTEN diyor.İşte fark bu.Gerçekten yana olan herkes O'na gelir.
Sn Elçihan bir önceki ayeti aktarıyorum.Rabbimizin dediği gibi boş tartışmaları,kelime oyunları hastalık derecesinden seversiniz.Hiç bıkmazsınız.1000 senede olsa vazgeçmezsiniz.
3-5Eğer bir kişi farklı öğretiler yayar ve doğru sözleri, yani Rabbimiz İsa Mesih'in sözlerini ve Tanrıyoluna dayanan öğretiyi onaylamazsa, kendini beğenmiş, bilgisiz bir kişidir. Böyle biri, tartışmalar ve kelime kavgaları çıkarmayı hastalık derecesinde sever. Bu şeyler kıskançlıklara, çekişmelere, iftiralara, kötü kuşkulara, düşünceleri yozlaşmış ve Tanrı yolunu kazanç yolu sanıp gerçeği yitirmiş adamların durmadan sürtüşmelerine yol açar.
elcihanaferin
30-08-2009, 02:31
Sıra geldi Yuhanna’ya göre Gospel’e. Herhalde burada da farklı bir beklenti içinde olamayız. Her zamanki korkutmalar sürecek, tek suçu imansızlık olanlar yanacaktır.
Yuhanna 3’te Eski Ahit Çölde Sayım 21’e gönderme bir durum vardır. Uzatmayalım, Çölde Sayım 21’de Mısır’dan çıkan halk bir süre sonra açlıktan şikayete başlar. Buna kızan İsa Yahve, İsraillilerin arasına yılanlar koyar. Yılanlar sağda solda dolaşıp insanları sokmaya başlar ve insanlar ölür. Halk uyanır, hata yaptığını anlar (?!?!) Bunu üzerine Musa’ya giderek tanrısına yalvarmasını isterler. Musa’nın yalvarması ve tanrının affı ve sonrasındaki öğüdüyle Musa metalden bir yılan yapıp bir direğe asar. Yılanlar tarafından sokulanlar bu put yılana bakınca iyileşirler.
Şimdi gelelim Yuhanna tarafına. İsa Nikodim adlı bilge bir Ferisiyle konuşurken bu duruma uygun bir söyleyişi olur: İsa Rab’bın oğludur ve onun da meşhur yılan gibi yukarda tutulması gerekir:
Musa çölde yılanı nasıl yukarı kaldırdıysa, İnsanoğlu'nun da öylece yukarı kaldırılması gerekir. Öyle ki, O'na iman eden herkes sonsuz yaşama kavuşsun. "Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu'nu verdi. Öyle ki, O'na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun. Tanrı, Oğlu'nu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya O'nun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi. O'na iman eden yargılanmaz, iman etmeyen ise zaten yargılanmıştır. Çünkü Tanrı'nın biricik Oğlu'nun adına iman etmemiştir. – Yuhanna 3:14 – 18
Bu kısmın sonrasında Aynori’de vaftiz etmekte olan Vaftizci Yahya’nın sözleri tamamlayıcı vasıftadır:
Oğul'a iman edenin sonsuz yaşamı vardır. Ama Oğul'un sözünü dinlemeyen yaşamı görmeyecektir. Tanrı'nın gazabı böylesinin üzerinde kalır. - Yuhanna 3:36
Burada kıssadan hisse değişmiyor. İman ederseniz işler tıkırında. İman etmezseniz tanrının gazabı sizlerle olacaktır. Yalnız bu yılan ile ilgili olay dikkat çekici. Musa tunç’tan bir yılan yapıyor ve direğe asıyor. Yılana bakan ölümden dönüp şifa buluyor. İsa da bu mucizeye inanıyor ve aynı itibarı görmek istiyor. Bu arada yılanlar tarafında insanlar öldürülmüş, kimin umurunda! Zaten imansızlar hep yakılmıyor mu? Onların mahvolması standart uygulamadır. İmansız mısın tamam, iyi insan olmak, çevresine iyilik yapmış olmak vs şeyler bir fazilet meselesi addedilmez. Fazilet de ne demek zaten? Yakarsın gider…
İsa Kudüs’tedir. Beytesta havuzu altında hastalar yatmaktadır. 38 yıldır hasta olan bir adamı İsa iyileştirir. Daha sonra adamı tekrar görünce:
İsa daha sonra adamı tapınakta buldu. "Bak, iyi oldun. Artık günah işleme de başına daha kötü bir şey gelmesin" dedi. – Yuhanna 5:14
Bu pazarlıktan anlaşılan, başımıza gelen kötü şeyler hep günah işlediğimiz içindir. Evet, berbat bir din ahlakıdır bu. Bu anlayışın ne kadar önemli olduğunu iyi idrak etmeliyiz. Bu durum yeni bir şey değil. Yine korkutmanın, baskının bir parçası; şiddete ve zulme çağırı; ama asıl önemi halen süregelmekte olan bir anlayışın kökeni olması.
Aslında bu durum bütün teist dinlerin ortak özelliğidir. Ama konu İslam dışı dinler olduğundan Hıristiyanlıkla ilgide kalarak misal vereceğim. Çok uzun bir süredir dünyamızdaki çeşitli afetler, salgın hastalıklar, depremlerin hep günahtan kaynaklandığı söylenmiştir. Bu hususta Ahlak başlığında dini ahlakın bu berbatlığı üzerine birkaç misal verdiğimi hatırlıyorum. Mesala çiçek hastalığından bahsetmiştim. Bunun özel bir manası da var. Çünkü bu hastalık insanın görüntüsünü feci şekilde değiştirmektedir. Bunun kurbanları acılar içinde kıvranırken etler ve kemikler kemirilir, eriyen dudaklar, burun vs insana berbat bir görüntü verir. Bu duruma kilisenin karşılığı neydi? İnanılmaz ama, bu durum tanrının şehvet, yoldan çıkma vs dolayısıyla cezalandırmasıydı. Sıkı durun: Dolayısıyla, hastalara yardım edilmesi tanrının maksadının örtülmesi olduğundan bu yardımdan kaçınılmalıdır!
Zannetmeyin ki bu cins vahşet orta çağlarda yaşandı ve kapandı gitti. AIDS için aynı şey söz konusu olmuştur. ABD’de sağ kanat temsilcileri bunun ahlaksızlık dolayısıyla tanrının cezalandırması ve kendiliğinden olduğunu savunmuşlardı. Dolayısıyla AIDS’li hastalara sempati gösterilmemeli, aksine lanetlenmeleri gerekirdi. AIDS’in çıkışındaki ilk 20 yıl bu husustaki araştırmaların engellenmesiyle boşuna geçmiştir. İnanılması zor bir durum ama gerçektir. Dolayısıyla buna yakalananlar artmış ve on binlerce geciktirilebilecek ve önlenebilecek ölüm olmuştur. Misalleri artırabiliriz. Mesela Vatikan’dan Kardinal Alfonso Lopez'in dinleyicilerini bütün kondomların AIDS virüsünün geçişine imkan veren mikroskobik delilklerle gizlice imal edildiği hususnda uyarmasına ne dersiniz? Böyle bir beyanın Roma’da yapılmasının ne kadar kötü olduğu bellidir. Bunun sonucu olarak Brezilya, Nikaragua, Uganda gibi yerlerde de Kilise kondom kullanılmasını yasaklamış, bunun sonucunda milyonlar ölmüştür. Ama anlayış hiç değişmemiştir: Mesela Ugandalı Kardinal Wamala, AIDS’ten ölen kadınların lateks koruması kullananlara göre şehit sayılmaları gerektiğini söyleyebilmiştir! Ya 11 Eylül’de iki muhterem pederin olaydan ancak saatler sonra yurttaşlarının kurban olmasının homoseksüelliği ve kürtajı tolere eden seküler toplum üzerine kutsal bir yargılama olduğu beyanına ne demeli? Aynı durum son çıkan Domuz Gribi vakasında da yaşandı. 21. Asırda Yuhanna ayetinin daha doğrusu İsa söyleminin insanlığa neler getirdiği ortada değil mi?
Bütün bunların göstergesi, insanoğlunun başına bela olan hastalıkların içinde en kötüsünün dini ahlak olduğudur.
Paolo sanırım seni anlıyorum.Rab iyidir sevgi dolu, mükemmel dört dörtlüktür..
Sağol Procaz.Aynen dediğin gibi.Ama gel elçihana anlat aynısını.Ya anlamıyor yada anlamak istemiyor.
elcihanaferin
31-08-2009, 03:02
Yuhanna’ya göre Gospel’de iki tane daha mesele var. Gerçi bunlara alıştık, ama biri çok enteresan. Bu arada Yuhanna’ya göre Gospel’in İzmit Konsilinde kabul edilen Gospeller arasında en son yazılanı olduğunu ve muhtemelen Efes’ta yazılmış olduğunu hatırlatalım. Zaten Yuhanna’ya göre Gospel diğer üç Gospel ile çok daha az benzerlik gösterir.
İsa öğrencileri ile konuşmaktadır:
Ben gerçek asmayım ve Babam bağcıdır. Bende meyve vermeyen her çubuğu kesip atar, meyve veren her çubuğu ise daha çok meyve versin diye budayıp temizler. Size söylediğim sözle siz şimdiden temizsiniz. Bende kalın, ben de sizde kalayım. Çubuk asmada kalmazsa kendiliğinden meyve veremez. Bunun gibi, siz de bende kalmazsanız meyve veremezsiniz. Ben asmayım, siz çubuklarsınız. Bende kalan ve benim kendisinde kaldığım kişi çok meyve verir. Bensiz hiçbir şey yapamazsınız. Bir kimse bende kalmazsa, çubuk gibi dışarı atılır ve kurur. Böylelerini toplar, ateşe atıp yakarlar. Eğer bende kalırsanız ve sözlerim sizde kalırsa, ne isterseniz dileyin, size verilecektir. – Yuhanna 5:1 – 7
Alıştığımız tarzda benzetmelerle sürüyor olay. Bunun gibi pek çok benzetme yapmak mümkün tabi. Standart olarak İsa’ya iman edilmeyenler süpürülür ateşe atılır. Bunun dışında bir alternatif yoktur. Her şeye önceden karar verilmiştir.
Ancak bu sefer bir de rüşvet vaadi var. Eğer İsa’nın dediklerini yapıp ona biat edilirse, ne dilenirse dilensin, dilek yerine gelecektir!
İsa Kefernahum’da havrada öğretmektedir. Az bir süre önce 5 arpa ekmeği ve iki balıkla 5000 erkeği doyurmuştur :
İsa onlara şöyle dedi: "Size doğrusunu söyleyeyim, İnsanoğlu'nun bedenini yiyip kanını içmedikçe, sizde yaşam olmaz. Bedenimi yiyenin, kanımı içenin sonsuz yaşamı vardır ve ben onu son günde dirilteceğim. Çünkü bedenim gerçek yiyecek, kanım gerçek içecektir. Bedenimi yiyip kanımı içen bende yaşar, ben de onda. … İşte gökten inmiş olan ekmek budur. Atalarınızın yedikleri man gibi değildir. Atalarınız öldüler. Oysa bu ekmeği yiyen sonsuza dek yaşar." … Öğrencilerinin birçoğu bunu işitince, "Bu söz çok çetin, kim kabul edebilir?" dediler. Öğrencilerinin buna karşı söylendiğini anlayan İsa, "Bu sizi şaşırtıyor mu?" dedi. "Ya İnsanoğlu'nun önceden bulunduğu yere yükseldiğini görürseniz? Yaşam veren Ruh'tur. Beden bir yarar sağlamaz… Yine de aranızda iman etmeyenler var." İsa iman etmeyenlerin ve kendisine ihanet edecek kişinin kim olduğunu baştan beri biliyordu. "Sizlere, 'Baba'nın bana yöneltmediği hiç kimse bana gelemez' dememin nedeni budur" dedi. Bunun üzerine öğrencilerinin birçoğu geri döndüler, artık O'nunla dolaşmaz oldular. – Yuhanna 6:53 - 66
Evet, İsa kanını içen ve etini yiyenlerin sonsuz hayata kavuşacağını söylemiş ama bu bazıları için fazlaca çirkin gelmiş ve onlar İsa ile yollarını ayırmışlar.
Yuhanna’daki bu ayetler çok enteresandır. Diğer Gospellerde şarap ve ekmek uzlaşması İsa’nın “Son Yemek” olarak adlandırılan ve havarilerle yediği akşam yemeğinde geçer. Yuhanna’da son yemek yoktur. Ama diğerlerinden farklı olarak ekmek ve şarabın manası burada gayet vurgulu olarak belirtilmiştir. Bu ritüel Hıristiyanlık dünyasında çok önemlidir. Bu hususta çeşitli doktrinler üretilmiştir.
Tabii bu işin başı “İlk Günah”tır. İsa bütün insanlığı kurtarmak üzere hem de babası tarafından ve babası için kurban edilmiştir. Böylece insan ile Tanrı arasında bir “uzlaşma” sağlanmış olmaktadır. Adem’in büyük günahı binlerce sene kindar bir Tanrı tarafından bir türlü affedilmemiş ve unutulmamıştır. Öyle ki İbrahim bu işin farkına vararak af için küçük oğlunu kurban etmeye kalkmış ve son anda bir melek tarafından engellenmiştir.
Üç büyük monoteist dinin birleştiği bu konu üzerinde biraz daha durmalı. Bu korkutucu hikâyenin sade anlamını yumuşatacak bir şey yok. Başlangıç, Lut’un kızları tarafından baştan çıkarılması İbrahim’in üvey kızı ile evlenmesi, İbrahim’in 100 yaşındayken Sara’nın İshak’ı doğurması ve benzeri pek çok inanılır, inanılmaz kaba suçlar ve kusurlar ihtiva eder. Bütün bunlar ve herhalde zayıf bir şuur, İbrahim’i Tanrı tarafından oğlunun öldürülmesinin emredildiğine, böylece kefaret ödeyebileceğine ikna eder. Sonrası malum.
Aslında burada yeni bir şey yok. İlkel toplumların kurban sunakları bazısı çocuk olmak üzere çoğu insan kanı kokuluydu. Bu ritüel hala hayvan kurbanı şeklinde yaşamaktadır. Antik çağlarda bu törenler yaygındı ve “yatıştırıcı” bir cinayet tarzındaydı. Bir bakirenin, çocuğun veya mahkûmun Tanrılara sunulmasının onları teskin edeceği farz edilirdi (Dinler için pek iyi bir görüntü değil tabi). Bu inanç değişerek günümüze kadar gelmiştir. Şimdi ise Katolik Kilisesi bu durumun İsa sayesinde kansız olarak çözüldüğünü gururla anlatmaktadır. Kilise bu hikayeyi Üçtebirlik ve Tanrının İsa’da vücut bulması (inkarnasyon) ile aynı seviyede bir gizem olarak vasıflandırmakta ve üçünün muazzam bir triad oluşturarak Hıristiyanlığın temel karakteristikleri olduğunu söylemektedir.
Peki bu hikaye gerçekten de bu gururlanacak bir şey midir? Olayın insanlar açısından ele alınması gerekli tarafı birisinin insanların ödemesi kefareti üstlenmesidir. Yani bu durum “vekaleten kefaret ödeme”dir. Bir kere daha İbrahim örneğinde olduğu gibi bir baba işkenceyle oğlunu öldürerek sevgi gösterisinde bulunmaktadır. Yalnız bu baba işlemi Tanrıyı etkilemek üzere değil, insanları etkilemek üzere yapmaktadır. İşlemi yapan da Tanrının kendisidir! Bunun ne derece ahlaki olduğu ise şüphelidir. Aslında hiç de ahlaki değildir. Şimdi kendimizi adımıza kefaret ödenen insanların yerine koyalım. Bize bundan 2000 sene önce vuku bulmuş bir insan kurban edilmesi anlatılmaktadır. Bizim isteğimiz dışında ve gayet vahşice meydana gelmiş bir olay. Öyle ki 200 sene önce olay yerinde olsak ve etkin bir durumumuz olsa durdurmaya çalışacağımız berbat bir olay. Ama bu cinayet sonrası bizim küfe yükü günahlarımız affedildiği gibi sonsuz bir hayat sürmeyi de umabiliyoruz. Şimdi hikâyenin doğru olduğunu farz ederek olayı detaylı incelersek şöyle bir durumla karşı karşıya kalırız:
Biz olayın faili olmak durumundayız. Yani 200 sene önce olmuş hiç bilmediğimiz, tarafı olmadığımız bir olayda dövme sövme, alay etme ve çarmıha germe işlemlerinden sorumlu olduğumuzu kabul ediyoruz. Öyle ki, bu sorumluluğu reddettiğimizde veya sözle olsun, fiiliyatta olsun günah işlediğimizde bunun ıstırabını arttırıyoruz. Bu ıstırap ise gerekli bir şeymiş. Neden mi? Çünkü gene daha önce olmuş ve hiçbir şekilde tarafı olmadığımız, görüp bilmediğimiz bir suçu, Adem’in günahını telafi etmemiz için b u ıstırap gerekli oluyor. Bu hususta Adem’in ve/veya Havva’nın doymaz memnuniyetsizliğini veya merakını ortaya koymamız, veya yılanın ya da şeytanın bu işin asıl müsebbibi olduğunu söylememizin de hiç bir faydası yok. Zaten bu durum olup bittiğinde İsa bile doğmamış. Hal böyleyken bizim bu meseledeki suçumuz “kökten” (orijinal) ve kaçınılmaz olarak kabul görmektedir.
Bu durumda ortaya özgür irade masalı çıkar. Eğer özgür irademizle yapılan teklifi, yani “vekaleten kefareti” reddedersek, karanlığa atılır, “sönmez ateşte” mütemadiyen kebap olurken “ağlayış ve diş gıcırtıları” içinde kalırız.
Bu hikâyeyi atlatmak için İsa’nın bu işi isteyerek ve ihtiyaçla yaptığını, bu maksatla Kudüs’e geldiğini, bu cinayeti işleyenlerin bilmeden Tanrının iradesini ve eski kehanetleri yerine getirdiğini vs. söylesek ne yazar?
İşte kurbanın kanı ve eti, inananlara sorumluluk yükleyerek böyle cani sıfatı veriyor.
Rabbin dediği gibi boş ve anlamsız tartışmaları çok seversin.Bıkmazsın sonsuza kadar.Hastalık derecesinde seversin.Amcında MÜJDE'yi çarpıtmak zatenya neyse.Güneş balçıkla sıvanmaz.Bir kişi İSA MESİH'te kalmazsa kurur.Meyve veremez.
Mahvolanlar, gerçeği sevmeye ve böylece kurtulmaya yanaşmadıklarından mahvoluyorlar.
9Akılsızca tartışmalar ve soyağacı didişmelerinden, Kutsal Yasa ile ilgili çekişme ve kavgalardan sakın. Bunlar yararsız ve boş şeylerdir. 10Birinci ve ikinci uyarıdan sonra bölücü kişiyle ilişkini kes. 11Böyle bir kişinin sapmış olduğundan ve günah işlediğinden emin olabilirsin; o kendi kendini mahkûm etmiştir.