|
1) Gökten yazılı levhalar indirirse, rivayete göre 10 emir diyelim, o levhaları korumayı bilirdi şayet derdi tüm insanlık olsaydı derim.
2) Bir insan aracılığı ile uyarı vermek istiyorsa, bunun inandırıcılığının ne derece düşük olacağını, yarattığı insan yapısından bilebilirdi ama hikayeye göre şeytan insanı tanrıdan daha iyi tanıyor. Hali ile olabilecek en abes yöntem, insan bilgisi dışındaki bir varlığı, onların arasında yaşayan birinin dilinden durduk yerde uzun bir süre sonra zamana gebe dillendirmektir.
1-2 için genel mantık, derdi tüm insanlığı uyarmak olan bir tanrı, her ülkeye, her topluluğa gerçektende kendi dilinde seslenebilecek çözüm üretebilecek seviyede olurdu. Bu aşamada sevgili tanrı evrensel değil bölgesel işler ve sadece uyarmak istediği toplumu uyaran konumuna düşer. (kuranda aksini söylemiyor aslında, en azından burada kuran neden arapça geldiğini iyi izah etmiş.)
|
|
Tanrının mesaj gönderme istemi de gariptir. Yaratıcıların en güzeli sıfatını verdiğiniz zaman tanrı mantıken istediği gibi yaratmış olandır. Oturup tahtına led tv izler gibi aynı kanala saplanıp arada sürekli bir insanı seçip söz söylemesinde mantık bulmam için şu anda hıdrellez diye türlü dilekler dizen insan kafasına bürünmem gerekir. (kurana göre de abes durum da ama inanç işte azizim)
|
Kurana veya başka bir kutsal kitaba girmeden tartışmaya devam ediyoruz.
Temel ayrım noktamız şu ki ben bir yaratıcı varsa insanı bir amaç uğruna yarattıysa insanlığın bu amaçtan saptığı noktalarda bir mesaj gönderebileceğini mantıklı buluyorum.
Önce bunu net olarak tartışmak lazım...
Böyle bir mesajın gönderilebileceği konusunda ikna olmazsak eğer gerçekten bir mesaj gelmiş olsa bile bunu reddedeceğimiz aşikardır.
-----
Bir gün gözümüzü bir açıyoruz ki hiç bilmediğimiz bir mekandayız. Herşey güzel yiyip içiyoruz.. yaşayıp gidiyoruz. Ama ben neden buradayım diye hep merak ediyorum hatta bunu merak etmekten kendimizi bulduğum mekanın nimetlerinden zevk bile alamıyorum. İnsanların büyük çoğunluğu bu soruyu sormayı önemsiz buluyor ve "ye iç keyfine bak düşünme böyle şeyleri" modunda...
Benim sorgulayarak bulabileceğim temel şeyler var: Biz burada ne arıyoruz ve nasıl ve neden geldik?
Onun haricinde bir cevap bulamıyorum ve ilerleme kaydedemiyorum...
Sonra bir gün içimizden birisi " ya siz gece yatınca şu karşıdaki televizyon ekranı kendi kendine açıldı, orada bazı yazılar çıktı. Bu yazıları yazan da bizim burada bulunmamıza neden olan kişiymiş..Seni seçtim dedi. Bana bekle sana neden burada olduğunuza dair çeşitli şeyler söylemeye devam edeceğim" dedi.
Şimdi ben zaten bu meraktan yanıp tutuşuyorum. ben bu adama ilk etapta güvenemesem bile onu takibe alırım. Yalan mı söylüyor doğru mu söylüyor bilmek isterim.
Bazıları : ye iç keyfine bak, hem hiç tv kendi kendine açılır mıymış, hadi o zaman yine açılsın hadi bekliyorum, bah sabaha kadar oturup gözümü kırpmayacam nah açılacak o tv" vs. diyebilir.
Ya da "ulan kimse o adam gelsin öyle tv den iletişim yolu mu olurmuş, sersem mi bu adam, o senin hayalin bize hayallerini dayatma" da diyebilir.
Ama ben buraya ait olmadığımı bilen ve burada neden bulunduğumu merak edenlerdenim.
bazen en kuvvetli deliller en kolay olanıdır.
Benim huzursuzluk noktam ve en kuvvetli delilim bu mekana ait olmadığım. Birileri içerisinde bulundukları yeni şartları rahat ve ikna edici kabul edip ötesini berisini sormaktan vazgeçebilir.
Ya bütün bu yediklerimiz içtiklerimiz konakladıklarımızın sonunda sağlam bir hesap gelirse ödeyemeyeceğimiz?
Bu yüzden bu konuda kafa yoran her sese kulak veririm.
Bir şeyin ilk etapta "bana" saçma gelmesi hakikatin öyle olmayacağına delil değildir.