Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #11  
Alt 06-04-2025, 07:30
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şuanda  online konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Mesajlar: 1.099
Standart

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Erdoğan'ı düşürecek önemli bir koz sosyal medya.
Tv'ler yayınlamıyor.
İnsanlar sosyal medya sayesinde haberdar oluyor. Organize olup birlikte hareket edebiliyorlar. Sosyal medyanın %70'inin muhaliflerden oluşması da ciddi bir avantaj.

Halkın kutuplaşması erdoğanın işine geliyor. Seçmenini fanatikleştirip kendine bağlıyor.
Birçok akp'li erdoğanı eleştirse bile oy vermeye devam ediyor.
Akp'li birini ikna edip vazgeçirmek çok zor..
Fenerli biri takımını beğenmese bile gs'li olmaya karar vermez. Onun gibi.

Katiliyorum. Tesekkurler!
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 06-04-2025, 18:18
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.688

Onur Üyeliği 

Standart

Andrew´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ozgurluk mu? Esitlik mi?
Kıyaslanamaz...
Özgürlük ve eşitlik...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 06-04-2025, 23:55
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şuanda  online konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Mesajlar: 1.099
Standart

Sovyetler Birligi'nin cokusu, yalnizca Lenin sonrasi kurulan burokratik yapinin isledigi bir surec olarak gorulemez. Bu, yuzeydeki bir neden olabilir, ancak asil neden cok daha derindir. Sovyetler, sosyalizmi insan haklarina, hukuk devletine ve ozgurluklere karsi bir tehdit haline getirmistir. Bu, halki sadece fakirlestirmekle kalmamis, ayni zamanda onlari dusunsel ve ekonomik acidan alternatiflerden yoksun birakmistir. Ornegin, Sovyetler'de dusunce ozgurlugu yoktu; rejime karsi cikanlar hapse atiliyor veya surgune gonderiliyordu. Bu, halkin kendisini ifade etme, farkli bir yasam tarzini secme hakkindan mahrum kalmasina neden oldu.

Sovyetler ve benzeri rejimlerde, temel haklar yoktur. Demokrasi adi altinda bir totaliter sistem varligini surdurur. Buralarda demokrasi ve hukuk, sadece birer maskedir. Insanlar kolelik kosullarinda calismaya zorlanir. Arjantin'deki askeri diktatorluk ya da Kuzey Kore'nin modern ornegi gibi, temel haklardan mahrum birakilan halklar ya sistemin cokmesine yol acar ya da ya kolelik kosullarinda yasamaya zorlanir.

Bir baska ornek de Sovyetlerin icindeki yargi bagimsizliginin olmamasiydi. Bu ve benzeri pek cok ornekte, bir liderin koltugunu kaybetmemek icin olene kadar koltuga yapistigini goruruz. Stalin'in donemi bunun en acik ornegiydi; yillarca halkini korku ve baskilarla yonetti, iktidari elinde tutabilmek icin yuzbinlerce insani oldurdu. Yargi bagimsizligi olmadigi icin, iktidar sahipleri, halkin temel haklarini ihlal etmekten cekinmediler.

Bir de bu sosyalist ulkelerin bir ozelligi de, liderlerini putlastirmalaridir. Hemen hemen her koseye resmini cizerler, kurtarici tanri misali yuceltirler.

Elimizde dort dortluk bir sistem yok, fakat iclerinden en iyisi kapitalizmdir.

Kapitalizm, insana ozgurluk verir. Ozgurce calisirsin, ozgurce para biriktirirsin, ozgurce dusunursun, ozgurce liderlerini elestirirsin ve onlari degistirirsin. Bir hakkin, hukukun vardir.

Fakat sosyalist ulkelerde bunlar yoktur.
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 07-04-2025, 05:50
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şuanda  online konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Mesajlar: 1.099
Standart

Bence sosyalizmin bir problemi su: orta sinif gelirim var ve ailemi gecindirmek icin cok calisiyorum. Hukumet geliyor agir vergilerle benim istegim disinda gelirimin bir kismini aliyor ve baskalarina dagitiyor. Ornegin bedava egitim anlayisi/beklentisi gibi. Hicbirsey free degildir. Insanlar cok calismalidir, cok cabalamalidir. Diyelim ki ben cok calisiyorum, devlet gelip benim parami dagitirsa artik cok calismam. Bence ikinci problem de su: insanlar ozgurce uretiyor kapitalist toplumlarda. Bu rekabete ve cesitlilige yardim ediyor. Bu sayede hem pek cok alternatif urun/ hizmet oluyor hem de fiyatlar dusunuyor. Bence bu iyi birsey. Ucuncu problem de su: ‘sosyalist' ulkelerde belirli bir zumre var: devlet. Devlet benim herseyime karisiyor. Kubada ornegin nerede balagi yapacagina ve nerede evlenecegine bile karisiyor. Hem medyada hem internette ozgurlugunu kisitliyor. Hatta yurtdisina cikmana bile izin vermiyor. Yasam ve ozgurluk alanina tecavuz ediyor. Belkide diyebilirsiniz ki, eger ulke/burokrasi vb. varsa zaten o sosyalizim degildir. Iyi de isler oyle gurumuyor. Biz sizin kafanizdaki tanimlari degil, varolan uygulamalari elestiriyoruz. Belki siz sosyalizmi getirseniz o da despotluga donecek. Bu herzaman boyle olmustur.

Ben sosyal demokrasiye de karsiyim. Devlet yardimlari milleti ve milletin oylarini satin aliyor, insanlari tembellestiriyor. Yurtdisinda yasayan dayilarimdan biri neredeyse17-18 yildir issizlik maasi aliyor. Devlet yardimlari aliyor…yillardir boyle. Calisabilir ama beles para tatli geliyor. Bu cok yanlis. Calisacaksin ki ekmegini alasin. Milletin vergisiyle asalak gibi gecinmeye karsiyim. Bedavaciliga karsiyim.

Ben suna inaniyorum: insanlar cok calismali, caliskan ve durust olmali, emeginin karsiligini da almali. Hukumet KUCUK olmali. Her b.ka karismamali. Insanlarin her alanina mudehale etmemeli. Hangi ulke, hangi sistem olursa olsun.

En iyi ulke, azi disi sokulmus ulkedir. En iyi hukumet kucuk ve zayif hukumetlerdir. Insan hak ve ozgurluklerine tecavuz etmeyendir. Devlet kutsal mutsal da degildir. Devlet mekanizmalari maalesef kendilerini bir b.k saniyor. Insanlari somuruyor.

Ben 7 yasimdan beridir calisiyorum. Lisede bile yirtik ayakkabimla okula gidiyordum. Benim doktor dayim yillarca ayakkabi boyadi. Domates ekmek yedi hergun.

Ben, ugu yapistiricisiyla ayakkabimdaki yirtigi kapatmaya, ve insanlara gostermemeye calisiyordum, ama hic bir zaman cok calismaktan vazgecmedim.

Amerika'da COVID zamaninda devlet para gonderdi, iade ettim. (Sonra geri gonderdiler parayi posta ile. Iade edemezmisim. ) Ben ne edeyim bedava parayi! Elim ayagim tutuyor, giderim calisirim. Ben universiteye giderken hamallik yaptim. Yine bedava para istemedim.

Insanlar bedavacilik ile tembellesiyor. Insanlarin karakteri zayifliyor. Akp'nin yaptigi da bu. Millete rusvet verip onlari satin aliyor. Bunu Kemal K. da yapmaya calisti. Yok para vercegim yok ev cerecegim, yeterki beni secin. Ulkede herkes herkesi dolandirmaya calisiyor.
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 07-04-2025, 17:20
bilgivehis bilgivehis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.940
Standart

Andrew´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bence sosyalizmin bir problemi su: orta sinif gelirim var ve ailemi gecindirmek icin cok calisiyorum. Hukumet geliyor agir vergilerle benim istegim disinda gelirimin bir kismini aliyor ve baskalarina dagitiyor.
Yanılıyorsun, çünkü sosyalizm ihtiyacın kadarını değil, emeğin kadarını verir.
Senin söylediğinin aksine emegin kadarını verdiği için orta sınıfı da kendisi yaratıyor.
Örneğin beş kişilik iki aile düşünelim, bu ailenin birinde bir çalışan diğer dört kişiyi geçindirirken diğer beş kişilik ailenin tamamı çalıştıgı için ve emege göre verildiginden dolayı doğal olarak orta sınıfa doğru kayıyor. Süreç içerisinde oluşan orta sınıflar belirli bir güce ulaşıyor ve bazı kurumlarda söz sahibi pozisyonuna geliyorlar. İşte bu esnada fiziki olmasa bile psikolojik bir savaş başlıyor.
Bu savaşı işçi sınıfı kazanırsa komünizme yol açıyor. Şayet orta sınıf kazanırsa geri kapitalizme dönüş oluyor. Sovyetler ve diğer devrim yapmış ülkelerin yıkılmasını getiren olay ambargodan sonra buydu.
Yani senin dediğinin aksine bir durum söz konusu.
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 07-04-2025, 19:38
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.688

Onur Üyeliği 

Standart

Andrew´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bence sosyalizmin bir problemi su: orta sinif gelirim var ve ailemi gecindirmek icin cok calisiyorum. Hukumet geliyor agir vergilerle benim istegim disinda gelirimin bir kismini aliyor ve baskalarina dagitiyor. Ornegin bedava egitim anlayisi/beklentisi gibi. Hicbirsey free degildir. Insanlar cok calismalidir, cok cabalamalidir. Diyelim ki ben cok calisiyorum, devlet gelip benim parami dagitirsa artik cok calismam.
Daha kapitalizm, demokrasi görmemiş, saltanat döneminde yetişmiş, bilinç, kültür, örf, adet, yaşam biçimiyle feodal toplumlardan geçiş zorlukları, gerici direnç, gerici iç kalkışma ve savaş dönem ve savaş ekonomileriyle geçmiş dönemlerle, hedeflenen, arzu edilenler kıyaslanmamalı...

Kişiye özel vergi de yok. Çok çalışmak diye de bir durum da söz konusu değil, 6 saat. Bu saatten ve çalışma hayatından geriye/sonra, geriye ücretsiz sağlık, seyahat, spor alan ve sahaları, tiyatro, sinema, tatil vb. sosyal aktviteler gibi alanlar kalıyor, sovyetler bu tür aktiviteler için kurumlar ve alanlar oluşturmak zorundadır, yaptığın iş ise ekonomik olarak seni diğerlerinden üstün kılmaz, kolektif, toplumsal üretime dahil olursun. 1 Sovyet vekili, vekil olmakla bir maden işçisinden daha yüksek maaş alamaz, aksine maden işçisi, zorluk koşulundan dolayı vekilden daha yüksek maaş alır. (ülkeyi konseyler yönetiyorsa sosyalizm vardır, sembollerini sallamakla, toplumu aldatan bürokrasi veya ağır ambargolar döneminde oluşan zararı yanlış tahlil edip bürokrasiye yönelmiş geri bilincin hamasetleriyle olmuyor, öyle ise aslında oralarda olan devlet kapitalizmidir)

Türkiye'yi düşün, çokta çalışsan yoksulsun, hatta asıl yoksullar çalışanlar, zenginler ise semirenler, eline geçen ortalama asgari ücret ve 1 ev kirası ediyor ve bütün ürünlerde zengin de, yoksul da aynı vergiyi veriyor(işletme vergilerinde ise zengin aslında kolektif üretimin, hizmetin, yani aslında çalışanın sağladığı zenginlik, gelirden vermiş oluyor ve bunu da yine aslında çalışandan almış, kısmış oluyor ve üzerine bir de devlet ayrıca çalışandan da vergi alıyor). En kaba örnekle en azından barınak açısından sosyalist politika izlenmiş olsa, kira bedeli olmaz(sosyalizmde, barınak, eğitim, sağlık, gıda haktır, kapitalizm ise mülkiyet sistemiyle insanlığın da, tüm canlılarında en temel, doğal haklarını gasp eder). Şu an Türkiye'de açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşayan nüfus, %90 üzeridir ve sistem, insan ve insanlık sadece Elon Musk'lar, Gates, Zuckerberg, AKP hırsız elitleri gibi hırsız ve karanlık kişilere ve yandaş, eşrafına göre değerlendirilmemeli(kapitalizm bunlar için, hayat onlara güzel, toplumlar ise her an ağır kaygılarla yaşar, barınak, iş, gelecek kaygısı gibi ve kapitalizm göz boyar. Kapitalizmin, algı eksenli üstünlüğü kitlelerde oluşturabildiği muazzam aldatı, rekabet, göz boyama, istisnalar hariç gerçekleşmesi mümkün olmayan hayalleri -örneğin:kişiler daima zengin, mal, mülk sahibi olmak ile güdülenir- pazarlama becerisidir. Yani diğer yönden de bir bakıma aç, açık bırak, hırslı olsun, mahrum bırak, binbir türlü hayali, ayak oyunları da içinde olmak üzere elde etmeyi amaç edinsin çelişkisi. Bazen yardım dağıtılır da insanlar birbirini ezer ya, bunun gibi. bu insanın doğası değil, zorunlu koşulların dayatımı, mahrumiyet refleksi, öğretisidir..)...

Dünya'da ise bu oran (yokslluk sınırı altında) %40-50 civarıdır, gelişmiş kapitalist ülkeler, diğer ülkeleri aşırı derecede sömürmektedir, açlık ve yokslluk sınırı dünya geneline yayılsa-dengelense, Dünya'da yoksulluk sınırı altı yaşayan insan oranı %70-80 olur... Dünya kaynaklarının %50 oranı, dünya nüfusuna oranı %1,1 olan zenginlere akıtılmaktadır. Kısaca %98 civarı insan, bir şekilde dünya kaynakları hakkından mahrum edilmekte, hakları, %1 azınlığa aktarılmakta, gasp edilmektedir(adam atmış bankaya 1 milyar doları, 50 yıldır ondan, bundan çalarak arttırmaya çalışıyor).

Şu an dış kapitalist ülkelerce de sömürülen Türkiye'de ise vahşi kapitalist azınlığın ülke kaynaklarından aldığı pay %60 civarıdır. Bu durumda Türkiye'de yaşayan bir insan dünya kaynakalrından %30 pay alabilmektedir, eğer %100 alabilse, asgari ücret -aylık ortalama kazancı- ortalama 80.000 TL civarı olurdu ve aç veya yoksul olmaz, vergiler de yük olmazdı... (sosyalizmde olsa idi, üzerine barınak, sağlık, eğitim, seyahat ücretsiz olurdu, vergiler, ülke kaynakları belirli bir azınlığa değil, sosyal hizmetlere akardı)

https://bianet.org/haber/turkiye-nuf...yasiyor-281771

Sosyal demokrasiyi de(ki kapitalizm koşullarında ne kadar olabilirse artık) yanlış anlamış, tariflemiş gibisin(üst paragraflarda gasp olarak değerlendirdiğim paragraflara bakılabilir, şimdi ona da detay girmeyi düşünmüyorum, aç bırak, destek ver kendine bağla mantığı sosyal demokrasiye ait değil, tam tersi, zıttınadır ve sosyal demokrasinin uygulanmamasıdır, ki SSCB çöktükten sonra sosyal hak ve özgürlükleri yok etme, sağcılaşma süreci de hızlandırılmıştır.)

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (07-04-2025 Saat 21:32 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 16-04-2025, 11:49
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.688

Onur Üyeliği 

Standart

Andrew´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sovyetler Birligi'nin cokusu, yalnizca Lenin sonrasi kurulan burokratik yapinin isledigi bir surec olarak gorulemez. Bu, yuzeydeki bir neden olabilir, ancak asil neden cok daha derindir. Sovyetler, sosyalizmi insan haklarina, hukuk devletine ve ozgurluklere karsi bir tehdit haline getirmistir. Bu, halki sadece fakirlestirmekle kalmamis, ayni zamanda onlari dusunsel ve ekonomik acidan alternatiflerden yoksun birakmistir. Ornegin, Sovyetler'de dusunce ozgurlugu yoktu; rejime karsi cikanlar hapse atiliyor veya surgune gonderiliyordu. Bu, halkin kendisini ifade etme, farkli bir yasam tarzini secme hakkindan mahrum kalmasina neden oldu.
Üzerine 10 sayfa yazılacak konularda, 3-5 kelime ile, sloganik gömmüşsün, elimden geldiğince basit ve kısa tutmaya çalışacağım(ki, bu kadar basit, yüzeysel, subjektif söylemle, üzerine sayfalarca irdeleme gereken konularda sloganvari yargılara cevap vermek hiç kolay olmuyor.). Lenin dönemi Rusya işgal ve iç savaş dönemidir. İç, dış savaş koşullarındadır ve emin ol dönemin ABD'si, Almanya'sı dahi hak, hukuk, özgürlükler ve yaşam kalitesi bakımından SSCB'den geridedir(kadınlara seçme, seçilme hakkı, eşit ücret, koşullar, 8 saatlik çalışma günü, kadına evlendiğinde soyismi kullanma hakkı dahi 1917'dir)... O koşullarda(daha kuruluş sürecinde, 1. dünya savaşının yıkıntıları altında, çarlık ordusu içeride hala güçlü savaşıyorsun, kapitalist destekli burjuva ordu ile çatışıyorsun, 14 kapitalist ülke ayrıca ülkeyi işgale girişmiş, ambargo ile de tamamen izole edilmiş, Lenin dahi zehirli kurşun kullanılan ateşli silahla vurulmuş) bana 1 tane kapitalist ülke göster, 100 yıl önceki SSCB'nin o savaş koşullarına maruz kalıp da, binde biri de olsa yaşam koşulları, hak, hukuk, özgürlük barındırsın, sadece 1 tane(aynı koşullara maruz kalan 1 kapitalist ülke ne olur düşündün mü? Sıkıyönetim ilan eder, hukuk rafa kaldırılır, ayrıca o ülke de batar... Irak, Suriye, onda birine maruz kalmadı, ama sonuıç ortada, Irak'da ABD ambargosu çoğu bebek, çocuk 2 milyona yakın insanın hayatına sebep oldu, herhangi bir Avrupa ülkesi olsun, izole edilip, ambargo ve o koşulların yarısı olsa, 1 ay yaşamaz)...

Bilmeden ABD vb. yandaş medyasının kara propagandaları ile yalan, yanlış konuşuyorsunuz. Nasıl ki AKP medyası, bakanlarına değin yalan, dolan, talan ise, ABD, faşist Almanya önderliğindeki hatta tüm kapitalist havuz, sermaye medyası da kirli, yalan, dolan, talandır, aynıdır. Bir kez olsun 100 yıl önceki SSCB Anayasasını okudun mu? Ya ABD'de ki siyahi karşıtlığını, komünist, sosyalist karşıtlığını, hak, hukuk tanımazlığını, kapitalizmde sosyalist mücadeleler öncesinde işçinin, emekçinin neredeyse hiç bir hakkının olmadığını, direk köle koşullarını bilir misin? SSCB ise, monarşist, gerici ayaklanmalara ve kapitalist saldırılara karşı mücadele etmekten başka ne yapabilirdi? Neye dayanarak konuşuyorsun, kara propaganda şehir efsanelerine mi? Yeryüzünde ilk gerçek demokrasi çabası, Lenin dönemi SSCB'dir.(üstelik savaş(1. Dünya) yıkımından sonra, monarşi/çarlığın yeni devrildiği ve içeride de güçlü biçimde direndiği, iç, dış savaş koşullarında) Günümüzde ise tam geçişi başaramasa da, çaba gösteren Küba(50 yıllık ambargo, savaş, bunca kuşatılmışlığa, seçilmiş başkana ABD merkezli 600 küsür suikast girişimi vb. koşulları, daha dün köle, okuma, yazma bilmeyen topluma rağmen)... Demokrasi konusunda da ne yazık ki az biliyor, özü bilmiyor, cilaya takılmışsınız, dışı süslü, içi tiranlık..
Andrew´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sovyetler ve benzeri rejimlerde, temel haklar yoktur. Demokrasi adi altinda bir totaliter sistem varligini surdurur.
Bana bir tane Sovyetler benzeri bir ülke söyle desem, söyleyemezsin, çünkü bilmiyorsun... Çünkü yok, sadece o seviyeye "sovyet(konsey), yani bizzat işçi, emekçi yani halkın yönetici olduğu" gelmeye çalışan 1 Küba vardır, sadece 1 örneği var o da o seviyeye gelemedi(örneğin Küba'da da Parti seçime girmez ama yıllardır trol medyaya inanıyorsunuz ve parti seçime girdi sanıyorsunuz, partiler yönetmek için değildir, bunlar ancak fikri, görüş zemininde olabilir)! Bilmiyorsunuz, ama biliyormuş gibi konuşuyorsunuz. (sana sorayım, ABD'de Talibanvari güçlü bir çıkış, iç savaş olsa, tutumun ne olurdu veya ABD'nin tutumu ne olurdu?)

Sosyal demokrasi diye bildiğiniz, övdüğümüz İskandinav ülkeleri, esasen sosyalsit demokrasinin, yani sovyet, yani KONSEY, yani halkın bizzat yönetime dahil olduğu, gerçek, yerinde, doğrudan demokrasinin karikatürüdür, ölüsüdür ki o bile övünç kaynağı. Aslında bu ülkelerde olan kapitalizmle uzlaşmadır, uzlaşma iken dahi kapitalist dünyada, kapitalizme göre ileri demokrasiyi temsil ediyorlar... Franko, Mussolini, Hitler, Pinochet, Erdoğan, Trump vs. bunlar neyi temsil ediyor? Sovyetleri mi?

Sorun anlatalım ki defalarca anlattık. O dönemlerde Almanya, İtalya temsili demokraside idi peki sonra ne oldu(faşizm)? Şimdi sorun temsili demokraside mi? Çin, Vietnam, K.Kore vb. ne sovyettir ne de sosyalist... Nasıl ki Mussolini kapitalist bayrağını dalgalandırırken faşist ise, bu ülkelerde şu ya da bu bayrağı dalgalandırırken bürokratik diktatörlüktür, sistemleri de devlet kapitalizmidir. Kapitalizmin bayrağını dalgalandırmıyorsa, bürokrasinin, erkin işine gelmediği için(ya da toplumsal dinamiklerin, koşulların yetersizliğiyle geçiş sürecinde veya verili koşullarda başaramadıkları içindir. Bu süreçler yaşanacaksa, yaşanır, toplumlar süreçle aydınlanır, tecrübe kazanır ve bu süreçler yüz yılları bulabilir)...

Sosyalizmde sovyet vardır, parti seçime giremez, seçimlerde parti, marti vs. YOKTUR(geçiş süreci istisnaları hariç olabilir)! Sadece sovyetler vardır ve Lenin ve arkadaşlarını seçen, görevlendiren PARTİ DEĞİL, İŞÇİ, ASKER SOVYETİDİR. Sosyalizm gerçek hak, özgürlük ve demokrasidir, sizin bildiğiniz türde demagograsi değildir, sahtekarlığın demokrasi diye yutturulduğu sermaye diktatörlüğü(azınlığın, çoğunluk üzerindeki egemenliği) değildir, bizzat bütün işçi, köylü, asker, memur, bütün halkın, KONSEYLER üzerinden hükümeti kurması ve KONSEYLERLE yönetmesidir.... Avrupada sosyal demokratlar ne yapıyor? Yerel yönetimler adı altında konseyler(sovyetler) kuruyor değil mi? Bunlar aslında karikatür, ama hak ve özgürlükler açısından, sosyalist demorkasinin ölüsü bile işe yarıyor...

Sosyalizmde seçimler ve hükümetin kongrelerle(en büyük organ) alttan, üste oluşumu.

1. Milyonlarca halk, kendi doğal konseylerinde KONGRE TOPLAR.
2. Konseydekiler işyerinde(işyeri konseyi), mahallende(mahalle konseyi), yüzyüze olduğun, komşun, iş vb. arkadaşlarından oluşur(parti gibi değildir, özel üyelik gerekmez, doğal üyesindir).
3. Bu konseyde sorunlar ortaya konur, insanlar çözüm, fikirlerini(buna siyaset denir, siyaset çözüm üretme, bulma işi) sunar, sende kimin fikri çözüm noktasında etkili görüyorsan ve o kişiler aday da olmuşsa delege olarak onlara-ona oy verirsin, kendini de aday gösterebilirsin, bir başkasını da önerebilirsin(oylanır kabul edilirse delege olur), kapitalizmdeki gibi absürt kuralları, reklamı, parti üyesi şartı, ayrıcalıklı kişi, zümre, para verme şartı, kişilerin tepeden, ne idüğü belirsiz, tanımadığın ve hesap soramayacağın kişilerin aday olma, belirlenme durumu yok. O ilk delegeleri seçtiğin konsey de(en alt konsey) hükümet kurmanın, hükümetin ilk organıdır.
4. Delegeleri seçtiğinizde otomatikman ilçe konseyi oluşur, yukarıdaki gibi süreç orada da işler, çok sayıda temel birim konseylerden gelen delegeler, ellerinde geldikleri konsey kararları ve sorunlar vb. üzerine teaitlerle yine delegeler seçilir(bu delegelerle il konseyi oluşur) (yerel, ilçe ve ilde hükümet organları da oluşmuş olur)
5. Aynı süreçle İl konseyi kongresinde seçilenler de otomatik olarak MERKEZ KONSEYİ oluşturur...

İşte mahalle, işyeri, ilçe, il, merkez hükümet kurumları kongre ile olumuş oldu(hükümet kapitalizmdeki gibi başkentte çiğ köfte patlatanların meclisi değil, mahallene kadar seçilmiş halk temsilcilerinin bizzat temsil ettiği, ülke sathına yayılmış halkın temsilcileri, ağ gibi örülmüş bir hükümettir, aşağıdan yukarıya, tüm konseylerin(binlerce) toplamıdır)... Yani her konsey bulunduğu alanda yetkilidir de, hükümet organıdır da ve merkez konsey her şeyi yönetmez, bu konsey ülke, bütün toplumu ilgilendiren konular, namına genel sorunla ilgilidir, mahalleni mahalle konseyinle, delegelerinle, işyerini işyeri konseyinle, ilçeyi ilçeye, ili, ile yolladığın delegelerle yönetirsin. Kapitalizmde olduğu gibi, çoğunluğu kodaman, sermaye uşağı koca götlü sözde meclisteki baron temsilciler, sermaye papağanları yönetmez). Kısaca hükümet bir bütün halinde bizzat halkın konseylerinden(sovyetler birliğinden) oluşur. Böylesi bir toplumsal yapıya geçmek de, sanıldığı gibi bir, kaç günde olamaz - Kapitalizm 500 yıllık aydınlanma, kurumsallaşma sürecinden geçti, SSCB ise her ne kadar kapitalist gelişimi de olsa, monarşiden, feodalizmden sosyalizme geçiş sürecindeydi(zemin kattan 1 değil 2. kata çıkacak!) - Çin,Kore, Vietnam, bazı Avrupa ülkeleri ise bizzat savaş, işgal, emperyalist işgal, yağma altındaki toplumlardı, kapitalizmi bilmezler, ama emperyalizmin zulmünü, sömürgelşemeyi, kolonişmeyi, köleleştirilmeyi bilirlerdi, toplumun politik olarak bildiği düşmana karşı savaşmak, ondan kurtulmak, emperyalizmi def etmekti. Emperyalist işgal, koloni, kölelik, sömürgeleşetirmeler, yüzyıllar sürmüştür(Çin ve çevresi ülkelerde, İngiltere, ABD vs....) O toplumlar demokrasi nedir adını bile duymadı, monarşilerdi, köle toplumlardı, böylesi bir toplumdan, olağanüstü yükseliş bekleyemeyiz. Bak Afganistan'a, SSCB etkisi kırılıp(o zamanlar laikti, hukuk vardı), ABD egemen olunca ne oldu? Hadi git de onlara laikliği, demokrasiyi en azından medeni hak, hukuku anlat da göreyim.. Kapitalizmin 300 yılda başardığını izole ve geçmişi köle, feodal toplumdan 30 yılda başarmasını bekleyemezsin)

Yargı bağımsız değildir dedin YANLIŞ; YARGI DA, üniversite vb. tümü de yine KONSEY, kongre eşliğinde seçilir, ATANMAZLAR! Sen yargıda isen, sen seçersin, üniversite kongrede öğretmen isen yine konseyde yönetimi siz seçersiniz ve O BÖLÜMLERİ DE SİZ, KONSEYLE YÖNETİRSİNİZ... Sosyalizmde aslında İNSAN YÖNETMEK DİYE KAVRAM YOK, yönetim olgusu İŞ-GÖREV, SORUMLULUK bağlamındadır, sorumlu kıldığınız delegeler, üst konseyler, verdiğiniz sorumluluğunu sağlıklı olarak yerine getirmiyorsa, salt çoğunluk imzasıyla, olağanüstü kongre kararı alabilirsiniz, bu bağlı olduğunuz hangi konsey ise, böylece seçilen görevine tabi ise seçene karşı da sorumludur...

Lenin'e ve merkez sovyet üyelerine o görevi veren SOVYETLERDİ(aynı sovyetler öncesinde Menşevikler ve Kadetlere görev vermiş, bunlar da koalisyon kurmuştu, başaramadılar, zaten kadetler burjuva, kaptalist), sosyalizmde PARTİLERİN yönetim anlamında hiç bir anlamı, yeri yok, parti demek, fikir, görüş esaslı yapıdır, yönetme -hükümet- ise bizzat halkın, doğrudan katılımıyla olmalıdır, çünkü hak da, yetki de halkındır, ayrıcalıklı azınlıkların(sermaye trolleri, para babaları, kodamanlar, ağa kılıklılar vb.) olamaz(eğer demokrasi diyeceksen)...

Bu anlattıklarımda karşı olduğun nedir?

Arkadaş şu memlekette bir AKP+MHP'ye oy verenlere nasıl aldatıldıklarını, gerçeği, bir de ABD, faşist Almanya(oradan CIA'ya geçen), kısaca kapitalizm kökenli arsız kara propagandalarla aldatılmış olanlara gerçeği anlatamıyoruz, ne yapalım irademizden bağımsız, en fazla söyler geçeriz, demokrasi böyle olmalı, hak hukuk böyle olmalı, tarihe bakınız hak, hukuk, özgürlük mücadelesinde sosyalizmin kazançlarından daha anlamlı ne var? Kapitalizmin sandığınız gibi demokrasi, hak ve özgürlükler konusunda bir temeli, esası, ağırlığı yok, temsilir ve dar açılıdır. Ellerine her fırsat geçtiğinde geçmiş sosyal mücadelelerle elde edilen hakları kırparlar, bir de zaten işin merkezinde sermaye, patron, temsilen siyasetçi, bürokrat vs. olunca, özgürlük falan da hikaye(örneğin çıkacak Sabah gazetesinde A yazarı, gerçekleri yazacak öyle mi? Hem yayınlanmaz hem de kendini kapı dışında bulur, zaten öyle birini orada çalıştırmazlar, medyada hakim olan trollerdir. Kapitalist neden basın, medyayı aşırı baskılasın ki, zaten sermayeye bağlı, esir insanlar, özgür değiller, istisnai olarak sermayeden bağımsız olup yazan olursa da etmedik zulüm, sansür, eziyet bırakmazlar ve dahi sistem koşullarında yaşamaları çok zordur, etki alanları da kısıtlıdır. A partisi sermaye partisi, arkasında milyon dolarlar, hadi birisi çıksın da gerçekten halkın partisi olsun, işçi, çiftçi, simit satmaya mahkum edilmiş mühendis, teknisyen, memur sermayesiz olarak seçime girsin, ne elde edebilir? Bu mu demokrasi, bu mu hukuk, bu mu özgürlük, bu mu eğitim, sağlık, barınak, kaygısızlık, parayı veren düdüğü çalar, seni de köle eder. Patronu sen mi seçiyorsun da demokrasiden söz ediyorsun, düpedüz hayatın asıl alanında, hakim olan monarşidir, hem sömürür, hem de kapıya koyma şantajını kullanır, ne hak, hukuku, ne demokrasisinden söz ediyorsun...)... Çin, K.Kore vs. bunlar sosyalist değil, Çin'e göre, sözde(!) hedefleri sosyalizme geçmektir, kurmaktır vs. gelinen aşamada asıl adım atılması gereken yerlerde atmadıklarına göre, Çin askeri, bürokratik, devlet kapitalizmi uyguluyor, zaten özel teşebbüse teşviği de var, yani sandığınız gibi piyasa kapitalizmi falan da yok değil. Yine sandığınızın aksine Çin kapitalist görüşlere değil aksine gerçekten sol sosyalist görüşlere baskı kuruyor, bu her kapitalist ülkede böyledir. Hakim kapitalist bürokrasi neden böyle davranıyor? İşlerine böyle geldiği ve sürece muhtaç oldukları için. Yoksa sözde demokrasi olan bir çok kapitalist ülke Çin'den bin beterdir, örneğin Türkiye, yalan, dolandır. Kişi başı gelire bakın Türkiye Çin ile aynı görünür, ama Çin'de 6 yıllık bir eğitim bedeline, Türkiye'de ancak 3 ay okuyabilirsiniz, sağlık Çin'de 2 yuan ödersiniz gerisi ücretsizdir, ulaşım, barınak vb. ve sonra gelir dağılımı eşitsizliği bu kadar ağır değildir vs. Türkiyede halkın %90'ı yoksulluk ve açlık sınırı altında, nerede kişi başı 12-13.000$, Türkiye'de edindiğin asgari ücretle bile, Çin'de 3 kat daha iyi koşullarda yaşarsın, ama dolar bazında eline geçen aynı görünür... Türkiye, daha geri vb. kapitalist ülkelerde ne hukuk ne özgürlük, ne de demokrasi, ne yargı bağımsızlığı var(hatta ABD'de bile öyle anladığımız denli bağımszılık yok, Trump'a bakın yargı kararlarını tanımıyor) tümü de oyalama, göstermelik, parayı veren, kodaman olan, sermayesi olan düdüğü çalar, temsili, cilalı demokrasi, zaten demokrasi olmaz ve zaten sermayenin keyfi yerindeyse öyle görünür...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (16-04-2025 Saat 14:40 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 16-04-2025, 21:37
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şuanda  online konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Mesajlar: 1.099
Standart

*Burada yazilanlar konu disi. Benim ve senin katkinla yanlis baslikta konusuyoruz. Dolayisiyla, uygun bir basliga gecilmesini oneririm. Sizin icin problem degilse, benim icin de degildir.

...

Yazilanlari okuyunca sasiriyorum. Hangi cagdayiz?

Sovyetler artik sadece tarihte kaldi; ideolojisiyle, sistemiyle, uygulamalariyla bitti, hatta ve hatta kullerine bile kimse sahip cikmak istemiyor. Bugun Rusya'da bile kimse Lenin'i, Stalin'i sahiplenmiyor. Bugun ne sosyalizm ne fasizm gercek anlamda bir cozum degil artik. Bunlari hala savunanlar var, evet, ama cogu zaman teorik dusler uzerinden konusuluyor. Gercek yasamda yasanilan acilar, baskilar cogu zaman gormezden geliniyor.

Bak, Sovyetler'de ifade ozgurlugu yoktu. Insanlar devleti ya da lideri elestirdi diye hapse atiliyor, surgune gonderiliyor ya da ortadan kayboluyordu. Muhalif dusunceye SIFIR tolerans vardi. Sadece devleti oven sozler kabul goruyordu. Bir insan kendi dusuncesini ozgurce ifade edemiyorsa, bu nasil bir ozgurluk olabilir ki? Bugun hala bazi ulkelerde bu durumun benzerini gorunce herkes tepki gosteriyor, ama gecmiste Sovyetler bunu sistemli olarak yillarca yapti.

Ayrica gercek bir demokrasi hicbir zaman olmadi. Hep tek parti vardi. Secimler gostermelikti.

Halkin secme hakki sadece bir partiye oy vermekle sinirliydi. Boyle bir duzende halkin iradesinden soz etmek cok zor. Herkes ayni seyi dusunmek zorundaydi, FARKLILIK degil UYUM odullendiriliyordu.

Oysa gercek demokrasi farkli fikirlerin yaristigi, halkin karar verdigi sistemdir.

Anayasalarinda bircok hak vardi, kagit ustunde. Ama bu haklar sadece yazili kaldi. Pratikte uygulanmadi. Stalin doneminde insanlar yargilanmadan cezalandirildi, yargi tamamen partinin kontrolundeydi. Bir kisi sucsuz olsa bile, parti onun tehlikeli oldugunu dusunuyorsa tutuklanabiliyordu. Hukukun ustunlugu degil, parti emirleri gecerliydi. Bu yuzden adalet sistemi bagimsiz degildi; daha cok KORKU MAKINESI gibi calisti.

Din ozgurlugu desen, o da yoktu. Devlet acikca ateistti. Ve bu ideolojiyi de topluma dayattilar. Kiliseler kapatildi, atese verilip yakildi, din adamlari tutuklandi, bazilari olduruldu. Insanlar kendi inanclarini yasarken bile baski gordu. Bu sadece dini degil, insanlarin ic dunyasini da kontrol etmeye kalkmak anlamina gelir.

Ve belki de en acisi: yanlis ekonomik politikalar yuzunden milyonlarca insan acliktan oldu. Ozellikle Ukrayna'da yasanan Holodomor bu konuda en carpici orneklerden biri. Tarim politikalari yuzunden insanlar yiyecek bulamadi, ama devlet bunlari gormezden geldi.

Insanlar sadece acliktan degil, rejime karsi geldikleri icin de oldu.

Stalin, Lenin, Hitler…

hepsi farkli seyler soyluyor gibi gorunse de aslinda ortak bir yonleri var: hepsi DIKTATORdu. Hepsi kendi fikirleri disinda kalan herkesi dusman gibi gordu.

Insan haklari, ozgurluk, cogulculuk gibi degerler bu sistemlerde sadece SUSLU kelimeleriydi. Gercekte insan hayati, ozgurlugu, inanci hicbir sey ifade etmiyordu.

Tum bunlari sana karsi cikmak icin degil, hatirlatmak icin soyluyorum. Bazen ideolojiler o kadar parlak anlatiliyor ki, insanlar gecmiste neler yasandigini gozden kacirabiliyor. Ama tarihte olup bitenleri yok sayarsak, ayni hatalari tekrar etme riskimiz olur.

Umarim yanlis anlamazsin.

Fikirlerimizi konusmak, tartismak iyidir. Ama bunlari yaparken sadece hayallere degil, yasanmisliklara da bakmak gerekir. Gercek ozgurlukler, gercek adalet ve insan onuru bizim savunmamiz gereken degerler. Sovyetler bu konuda ornek olmaktan cok uzak bir rejimdi.
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 16-04-2025, 21:48
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şuanda  online konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Mesajlar: 1.099
Standart

Spartacus,

Senin gibi bu konulari detayli incelemis biriyle fikir alisverisi yapmak sadece benim icin degil, sitedeki pek coklari icin onemli diye dusunuyorum. Ancak bazi noktalarda farkli dusunuyorum ve neden boyle dusundugumu biraz anlatmak istiyorum.

Dedigin gibi, tarihsel baglami goz onunde bulundurmak elbette onemli. Elbette Sovyetler Birligi'nin kurulus donemi zorlayici kosullar altinda gerceklesti: savaslar, isgaller, ic karisikliklar ve ambargo. Ancak bunlar ne yazik ki rejimin kendi halkina uyguladigi baskilari, ifade ozgurlugu eksikligini, dusunceye getirilen sinirlari, hukuk sisteminin siyasal bir araca donusturulmesini mazur gostermez.

Bir ulkede savasin ya da dis baskinin olmasi, halkin temel haklarini uzun vadeli olarak askiya almak icin yeterli gerekce olamaz.

Lenin veya Stalin doneminde, muhalefetin yok edilmesi, tek sesliligin tesvik edilmesi, milyonlarca insanin "devrim dusmani" ya da "halk dusmani" diye susturulmasi — bunlar sadece olaganustu hal uygulamalari degil, esasinda sistemin parcasiydi.

Bu durumlar gecici kriz yonetimi degil, ideolojik tercihlerin sonucuydu.

Kadin haklari, isci haklari gibi bazi ilerlemeler elbette oldu. Ama bu haklar cogu zaman devletin lutfu gibi sunuldu ve halkin katilimiyla degil, yukaridan asagiya insa edildi. Bu da insanlari ozgur bireyler olmaktan cok, DEVLETIN CIZDIGI SINIRLAR ICINDE kalmak zorunda olan "IYI YURTTASLAR" haline getirdi.

Insanlarin kendi hayatlarini kendi inanclarina, dusuncelerine gore yasama hakki yok sayildi. Din yasaklandi, sanat sansurlendi, gazetecilik suc sayildi.

Senin de dedigin gibi, ABD ve Bati dunyasinda da buyuk adaletsizlikler yasandi.

Siyahilere yapilanlar, isci sinifina reva gorulen kosullar, medyanin manipulasyonu vs.

Ama bir kotulugu baska bir kotulukle mesrulastiramayiz.

Kapitalizmin yaptigi hatalar sosyalizmin hatalarini ortadan kaldirmaz.

Eger bir sistem gercekten adalet, esitlik ve insan onuru temeline dayaniyorsa, bu degerleri her kosulda koruyabiliyor olmasi gerekir. Yani olcumuz, karsi tarafin ne yaptigi degil, bizim savundugumuz sistemin ne kadar tutarli ve insani oldugudur.

Bugun Sovyetler coktu.

Bu cokus sadece dis mudahalelerle ya da sabotajlarla degil, icerideki tikanikliklarla da oldu. Insanlar artik nefes alamadiklari bir sistemi arkalarinda birakmak istediler.

Bu, propaganda degil; milyonlarca insanin DENEYIMIDIR.

Son olarak, kimse "kusursuz bir sistem" arayisinda degil. Ama bir sistemin elestirisini yapmak, onu yok saymak ya da dusman olmak anlamina gelmez. Aksine, bu tarihten ogrenmeye calismaktir. Sovyetler bircok alanda mucadele verdi ama bu mucadelelerin insan hayatina, ozgurlugune ne kadar SAYGI gosterdigini de durustce konusmak gerekiyor.

Yoksa ideoloji, insandan daha degerli hale gelir ki, bence bu en buyuk tehlikedir.


*Burada yazdiklarinin tamamini degerlendirme ve fikir beyan etme imkanim yok. Vakit oldukca yazariz. Konusuruz yine. Arzu edersen, uygun bir baslik acabilir ve bu iletileri oraya tasiyabilirsin. Bu sayede iletilerimiz moderatorce, "ilgisizlere" tasinmamis olur.


Selam ve saygiyla,
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 16-04-2025, 22:11
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şuanda  online konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Mesajlar: 1.099
Standart

Spartacus, anlattigin sistem teoride ideal gorunuyor. Iscilerin, koylulerin, askerlerin dogrudan yonetime katilmasi, halkin kendi icinden temsilciler secerek karar mekanizmalarina katilmasi felan, bu fikir ve olumlu da. Fakat, burada bence durup sorgulamamiz gereken onemli bir sey var: Terimlerin, kavramlarin ve fikirlerin tasidigi anlamlar ile bunlarin TARIHSEL GERCEKLIKTE nasil PRATIK EDILDIGI bazen uyusmuyor.

Bunu sadece sosyalizm icin degil, baska bircok kavram icin de soyleyebiliriz.

Ornegin "Islam" kelimesi, koken olarak bildigim kadariyla "baris" anlamina gelir. Ama gunumuzde kendisini Musluman olarak tanimlayan rejimlerin ve yapilarin isledigi zulumler, baskilar, hatta savaslar, bu baris anlamiyla ortusmez hatta pratik anlamda tam tersidir. Ayni sekilde "demokrasi", "ozgurluk", "adalet" gibi kavramlar da cogu zaman ideolojik ya da siyasi amaclarla kullanilir, ama gercekte yasanan sey o kavramlarin ruhuna aykiri olabiliyor, degil mi.

SSCB orneginde de benzer bir durum var bence.

Teoride "isci sinifinin iktidari"ndan, "sovyetlerin halk temsilciliginden" bahsedilse de, uygulamada bu yapilarin NASIL isledigi ve halkin bu surece ne kadar gercek anlamda katilabildigi oldukca tartismali.

Tarihsel olarak baktigimizda, merkeziyetcilik, sansur, siyasi muhalefetin bastirilmasi gibi uygulamalarin oldugu bir duzenden soz ediyoruz. Insanlarin dogrudan soz sahibi oldugu bir modelden cok, yukaridan asagiya isleyen, parti hiyerarsisinin belirleyici oldugu bir sistem ortaya cikmis gibi gorunuyor.

Bu nedenle bana gore, sosyalizmin kendini tanimlarken kullandigi kavramlarla, tarihsel pratikte ortaya cikan sistemler arasinda ciddi bir mesafe var.

Kavramlar ve kavramlarin ifade ettikleri guzel olabilir, ama onemli olan onlarin pratikte nasil isledigidir.

Bence, kelimelerle yada fikirle degil, sonuclarla degerlendirme yapmak daha saglikli olur. Gercek bir ozgurluk ya da halk iradesi, yalnizca tanimlarda degil, gunluk yasamda, yonetim sureclerinde, ifade ozgurlugunde, hukukta ve elestiriye acik bir yapida kendini gosterir.

Kisacasi spartacus, bence mesele yalnizca "sosyalizmin ne oldugu" degil, ayni zamanda "sosyalizm adina ne yapildigi"dir.

Aradaki farki gormek, sadece ideolojilere degil, gerceklige odaklanmak hepimiz icin daha yapici olur diye dusunuyorum, deyip burada kisa bir mola rica ediyorum.

Bu konularda fikir alisverisinde bulunmak yapici ve guzel, fakat tarlada yapilacak cok is var bugun.

Herkese tekrar selam.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:39 .