
02-04-2025, 20:11
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.945
|
|
AKP'nin en büyük gücü
AKP BOP eşbaşkanı olarak geldiginde zaten bir güç kazanmıştı. İktidar oldugundan beri elbette bir çok güç daha kazandı. AKP'yi sürekli yapan ve gücünü arttıran en büyük güç dini kullanması, katil partileri bünyesine katması veya Türk ordusunu teslim alması gibi görünebilir. Mafyatik yapılanma, sadaka toplumu oluşturması, iş kollarını kendine bağlaması ve ülkeyi iyi sattıgı için ABD-AB'nin ve hatta Rusya'nın bile desteklemesi sayılabilir. Medyanın yandaşlaşması, TRT'nin tamamen ona çalışması ve baskıyı kullanması da ayrı güçleri oluşturur.
Elbette bunlar çok büyük güce sahip oluşumlardır lakin sürekliligini sağlayan bunların hiçbiri değil.
AKP'nin en büyük gücü, ülkenin her safhasında bulunan, toplumu yönlendirmede etkin ve yetkin bir güce sahip olan bürokrasinin ve memurlarının tamamen ona çalışıyor olmasıdır.
Bütün devlet daireleri, bütün şirketler, okullara varana kadar AKP'nin çıkarı dogrultusunda toplumu yönlendiriyor. Hiçbir güç toplumu yönlendiren güçler kadar etkili değildir.
Denebilir ki, medya da toplumu yönlendiriyor, bürokrasiyle medyanın ne farkı var?
Çok önemli farklara sahip. Medya yalan ve uydurmalarla toplumu etkiliyor, bürokrasi ise topluma dayatıyor, baskı uyguluyor, tehdit ediyor, hukuku çiğniyor, uydurma delillerle ve kiralık tanıklarla içeri atıyor. Seçimlerde yetkin oldukları için her türlü hileyi yapabiliyor ve yaptırabiliyorlar.
Dolayısıyla isterse dünyanın gücüne sahip ol hiçbiri bürokrasi ve memurlar kadar etkili değil.
Emperyalistler İngiliz Lawrance'den aldıkları ilhamdan sonra bütün ülkelerde bunu uyguluyorlar.
Saddam, Kaddafi bu yüzden çok kolay kaybettiler, birçok güce sahip oldukları halde emperyalistlerin ajanları vasıtasıyla toplumu ele geçirmeleri karşısında hiçbir güçleri işe yaramadı.
Emperyalistlerin girdikleri Türkiye'de dahil her ülke aynı durumda, bürokrasiyi ve memurlarını ele geçirdinmi büyük oranda iş bitmiş demektir. Üstüne bir de dinle kalayladınmı gerisi çorap sökügü gibi geliyor.
Futbolda bir söz var "Orta sahayı alan maçı da alır". Bu da böyledir, bürokrasiyi kendine bağlayan ülkeyi de kendine bağlar.
|

03-04-2025, 15:26
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.945
|
|
AKP'nin en büyük gücünün bürokrasi oldugundan bahsettim, şimdi bütün gücün kaynagından yani ona bu imkanı tanıyan besleme çantasından bahsedelim.
Emperyalizm denince ABD-AB, askeri gücü (NATO) ve pazar payı akla gelir. Aslında ona bağlı ülkeler ve yine ona bağlı işbirlikçi yönetimlerdir onu emperyalist yapan. Emperyalizm sadece tank-top veya pazar sahibi değil, bağımlı ülkelerin başına getirdigi kukla iktidarlardan alır asıl gücünü. Şu anda dünyada en az 150 ülke onun çıkarlarına göre yöneten kukla iktidarlara sahiptir. Böl parçala yönet uygulaması sayesinde sürekli ülkeler bölünmekte, küçülmekte ve yönetmesi daha kolay olmaktadır.
İşin askeri işgal tarafı ise sadece kontrol edemedigi yönetimler oldugunda gerçekleşmektedir.
Örnegin Türkiye'nin başına kendisine hizmet etmeyen bir iktidar geldiginde askeri işgalden veya kendi kurdugu örgütleri saldırtmaktan hiç çekinmez.
Emperyalizmin ülkelerin başına kukla iktidarlar getirmesi ve onu kontrol etmesi ajanları vasıtasıyla yürütür.
Bunu kurdugu üsler, NATO ve yerli işbirlikçi ajanlar sayesinde yapar. Bu ajanlar sadece etkin isimleri kontrol etmez, aynı zamanda medyaya, seçimlere varana kadar kontrol onlardadır. Hani derin devlet denir ya, işte derin devlet bu ajanlardır. İşine gelmeyenleri harcar, işine geleni sıvazlar. Emperyalistler kendi ülkelerindeki vatan hainlerini öldürürken, diğer devletlerde tam tersi vatan hainlerini baş tacı eder, etkin yerlere getirirler.
Dolayısıyla iktidarların en büyük gücü bürokrasi oldugu gibi ona bu imkanı tanıyan kaynak güç de emperyalizmdir.
Ülkelerin yönetimlerini kendi kukla iktidarlarla yürüttüklerinden dolayı işleri daha kolaylaşmış ve sistemleri daha güvenli bir duruma geldigi için artık kapitalizm yok vahşi kapitalizm vardır.
Kapitalizm vahşi de olsa çok korktukları bir durum söz konusu. Halkların birlikteligi ve toplumun tek yürek olması en çok korktukları durumdur. Bu nedenle halkın bir araya gelmesi, yüksek sayıda miting yapması onları kara kara düşündürür. Böyle bir durumda ilk yaptıkları şey medya iletişimini kesmek, zayıflatmak, içeri atmalarla gözdağı vermek. Şayet bu tutmazsa b planı toplumu ayrıştırıp birbirine düşürmek. Bütün bunları yine bürokrasi ve memurları ile yapar.
Dolayısıyla AKP'nin en büyük gücü bürokrasi ve o imkanı veren hizmet ettigi BOP projesi sahipleridir.
|

03-04-2025, 21:51
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.350
|
|
bilgivehis´isimli üyeden Alıntı
hhalkın bir araya gelmesi, yüksek sayıda miting yapması onları kara kara düşündürür. Böyle bir durumda ilk yaptıkları şey medya iletişimini kesmek, zayıflatmak, içeri atmalarla gözdağı vermek. Şayet bu tutmazsa b planı toplumu ayrıştırıp birbirine düşürmek.
|
Erdoğan'ı düşürecek önemli bir koz sosyal medya.
Tv'ler yayınlamıyor.
İnsanlar sosyal medya sayesinde haberdar oluyor. Organize olup birlikte hareket edebiliyorlar. Sosyal medyanın %70'inin muhaliflerden oluşması da ciddi bir avantaj.
Halkın kutuplaşması erdoğanın işine geliyor. Seçmenini fanatikleştirip kendine bağlıyor.
Birçok akp'li erdoğanı eleştirse bile oy vermeye devam ediyor.
Akp'li birini ikna edip vazgeçirmek çok zor..
Fenerli biri takımını beğenmese bile gs'li olmaya karar vermez. Onun gibi.
|

04-04-2025, 09:14
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 20 Jul 2011
Bulunduğu yer: Ying Evreninin Tek Yang Bilgini
Mesajlar: 930
|
|
Ben Türkiye'de kimin iktidar olacağına halk değil küresel güçlerin karar verdiğine inanan biri olarak genel anlamda apolitiğim. AKP'nin en büyük gücü mason localarının ve yahudi lobisinin desteğidir. Bu bilgiyi yıllar önce sermayenin göbeğinden almıştım. Adamlar en bilindik solcu olmasına rağmen AKP'yi destekliyor. Dedim la niye? Dedi ki (en bilinen bir iki zengin yahudinin ismini verdi), bunlar AKP'nin kılıcını sallıyor, ben de elbette AKP'yi destekleyeceğim. Bu şu demek, dünyada ve Türkiye'de gücü elinde tutan zenginler, AKP'yi desteklemeyeni bitiriyor. Bu yüzden onlar da destekliyor.
Siz onları geniş halk kitlesinden ibaret sanıyorsunuz. Oysa onları yönlendiren, gerektiğinde harekete geçiren, her şeyi kurgulayıp bir satranç maçı gibi dikkatli hareket eden bir üst akıl var.
Erdoğan'ın konuşmalarında hep yaşadığı ve desteklendiği ortamın şifreleri var.
1- Mason locaları ve yahudi lobileri
2- Dış güçler. ABD, Rusya, Çin, İngiltere.
3- Fetö.
4- Üst akıl.
5- Dördüncü kol faaliyeti.
AKP'nin en büyük gücü bunlardır.
(Erdoğan'ın bize Birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü kol faaliyetlerinin ne olduğunu da açıklaması lazım)
|

05-04-2025, 16:34
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.945
|
|
Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı
Akp'li birini ikna edip vazgeçirmek çok zor..
|
Çok zor değil, İMKANSIZ.
Bunu kendim yaşayarak öğrendim. AKP zihniyetinde olanlar ya yobaz, zırcahil oluyor ya da bilinçli olsa bile ondan nemalanma yoluna giriyor, başka türlüsü olmuyor.
Bu bir yapı meselesi, zihniyet ne ise odur, bunda bilinç düzeyinin hiçbir önemi yok.
Örnegin, gelişmiş ülkelerde de durum aynı, bu zihniyete sahip insanların sayıları bir hayli fazla ama zaten emperyalist oldukları için sistemi değiştirme geregi duymuyorlar.
|

05-04-2025, 16:47
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.945
|
|
Singularity´isimli üyeden Alıntı
Ben Türkiye'de kimin iktidar olacağına halk değil küresel güçlerin karar verdiğine inanan biri olarak genel anlamda apolitiğim. AKP'nin en büyük gücü mason localarının ve yahudi lobisinin desteğidir. Bu bilgiyi yıllar önce sermayenin göbeğinden almıştım. Adamlar en bilindik solcu olmasına rağmen AKP'yi destekliyor. Dedim la niye? Dedi ki (en bilinen bir iki zengin yahudinin ismini verdi), bunlar AKP'nin kılıcını sallıyor, ben de elbette AKP'yi destekleyeceğim. Bu şu demek, dünyada ve Türkiye'de gücü elinde tutan zenginler, AKP'yi desteklemeyeni bitiriyor. Bu yüzden onlar da destekliyor.
Siz onları geniş halk kitlesinden ibaret sanıyorsunuz. Oysa onları yönlendiren, gerektiğinde harekete geçiren, her şeyi kurgulayıp bir satranç maçı gibi dikkatli hareket eden bir üst akıl var.
Erdoğan'ın konuşmalarında hep yaşadığı ve desteklendiği ortamın şifreleri var.
1- Mason locaları ve yahudi lobileri
2- Dış güçler. ABD, Rusya, Çin, İngiltere.
3- Fetö.
4- Üst akıl.
5- Dördüncü kol faaliyeti.
AKP'nin en büyük gücü bunlardır.
(Erdoğan'ın bize Birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü kol faaliyetlerinin ne olduğunu da açıklaması lazım)
|
Elbette bunlar bir güçtür, bunların destegini alan için herşey kolay. Lakin bürokrasiyi elde edemezsen bu kadar güçlü destek bile bir işe yaramaz.
Bizdeki gibi baskıcı, adaletsiz ve hukuksuzlukla yönetilen ülkelere dikkat edin, bürokrasiyi ne kadar elde etmişlerse varlıkları o kadar uzun oluyor. Veya tam tersi bürokrasiyi kaybeden ikitidarı da kaybediyor.
Örnegin Rus çarı bürokrasiyi kaybettigi için desteksiz kaldı ve kaybetti. Sovyetler bürokrasiyi kaybettigi için yıkıldı. Daha öteye gidelim, Fransa kralı elit kesimi kaybettigi için yıkıldı.
Atatürk Türkiye'yi bürokrasiye teslim etmişti. Bu nedenle emperyalizmin ilk hedefi Türkiye'de bürokrasiyi deforme etmek ve vatan hainlerini yerleştirmek olmuştu. AKP ve aynı zihniyetteki iktidarlar bu şekilde iktidar oldular.
Yani bahsettigin güç çok önemli bir destek gücüdür, o olmazsa zaten olmaz ama bu destek ancak bürokrasiyle anlam kazanır. Aksi halde iktidarda kalamazlar.
|

05-04-2025, 17:37
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.701
|
|
Aksine Sovyetler Lenin sonrası bürokrasi oluşturduğu ve bürokrasiyi tasfiye etmediği için yıkıldı, sovyetler ve bürokrasi birbirine uyumsuz iki kavram... Lenin'e görevi veren Sovyetlerdi(işçi(yoksul köylü de içinde)), asker konseyleri) ve o süreç geçiş, kuruluş süreciydi, sonrasında oluşan bürokrasi sisteme, ilkelere ters düştü ve bunda 14 kapitalist ülkenin SSCB işgali(işgalciler ve iç savaş olarak örgütledikleri güç yenilse de) koşullarında oluşan oto savunu refleksi de etkili oldu... (O koşulalrda dahi SSCB anayasası o dönem Dünya'nın en demokratik ve ileri anayasasını temsil etmiştir, ancak bürokrasi, sovyetleri kırdığı gibi yargı bağımsızlığını da yok etmiştir. 1 Bürokrat düşünün hukuku yerine getiren hakim olacaksınız, ama atanmış ve atama yetkisi verilen bürokratın kabul etmediği kararlar alacaksınız, bürokrat sizi ya sürecek ya da sizi vatan haini, işbirlikçi vs. isnat ederek içeri atacak, ya da yargı kararlarında etkili olacak. Daha bu basit sorunlar dahi aşılamazken, halka karşı olan konum, duruş, temsil, menfaatlerini irdeleyebilelim...)
Sosyalizmde parti veya partiler vb. sosyo-kültürel örgütler seçime giremez, yönetici erk değildirler, doğaları gereği ideolojiktirler(yani yönetim organı veya devlet olamazlar, bu doğalarına da aykırı. 1 Parti devlet olabilir mi? O halde orada ne parti vardır ne de devlet), seçim ve yönetim olgusu sovyetlerindir(işçi, köylü, yerel konseyler, söz, yetki, karar da konseylerindir, atanmış değil geri alınabilir seçilmişlerledir)...
Bürokrasi ülkelerin kalıcılığını değil aksine yıkıcılığı ve yıkımını temsil eder, bürokrasi ne kadar zayıflatılabilirse, ülkeler o kadar sağlıklı olur, bırakalım bütün olumsuz sonuçlarını, bürokrasi kamburdur, burjuva egemenlik biçimidir.. Atananın sorumluluğu,,, ülkeye veya halka, yurttaşa karşı değil, kendisini atayana ve gözüne girecek işler yapmaya, emre amadeliğedir, kişisel menfaat, haksız rekabet baskındır ve AKP+MHP gibi, bürokrasi egemen rejimlerde ise köpekliktir. Sistemin ne olduğu önem arzetmiyor, ister kapitalizm ister sosyalizm lafzıyla olsun, hakim olan bürokrasi ve güçlü ise, bürokratların sorumluluğu köpeklik, halka karşı da amir, gardiyanlık, patronluk, komuta,,,, halkın görevi de bürokratik aygıtlara ve temsilcilerine asker(er), kulluk vazifesi, ağır bürokrasiye hizmet olarak görülür, benimsenir, benimsetilir(ezan, bayrak, vatan vs. istismarı, hamaseti, afyonu en önemli silahlarıdır)...
Bürokrasi ne kadar güçlü ise o ülke o kadar zayıf, talan edilir ve yönetim halk ve menfaati gereği aydınlanma, bilinç düşmanıdır...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

05-04-2025, 21:34
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.945
|
|
spartacus´isimli üyeden Alıntı
Aksine Sovyetler Lenin sonrası bürokrasi oluşturduğu ve bürokrasiyi tasfiye etmediği için yıkıldı
|
Zanedersem yanlış anladın, bende aynı şeyi söyledim.
Bürokrasiyi kendi köpegi yapanlar o sistemde diktatör olur.
Ancak aynı bürokrasi isterse sahibini oradan indirme gücüne sahiptir.
Bunun bir örneği Güney Kore'de yaşandı, bir gurup ordu elemanı bazı bürokratları arkasına alarak yönetimi ele geçirdiler ve yıllarca kendileri diktatörlük yaptı.
|

06-04-2025, 03:40
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.701
|
|
bilgivehis´isimli üyeden Alıntı
Zanedersem yanlış anladın, bende aynı şeyi söyledim.
Bürokrasiyi kendi köpegi yapanlar o sistemde diktatör olur.
Ancak aynı bürokrasi isterse sahibini oradan indirme gücüne sahiptir.
Bunun bir örneği Güney Kore'de yaşandı, bir gurup ordu elemanı bazı bürokratları arkasına alarak yönetimi ele geçirdiler ve yıllarca kendileri diktatörlük yaptı.
|
bilgivehis´isimli üyeden Alıntı
Örnegin Rus çarı bürokrasiyi kaybettigi için desteksiz kaldı ve kaybetti. Sovyetler bürokrasiyi kaybettigi için yıkıldı. Daha öteye gidelim, Fransa kralı elit kesimi kaybettigi için yıkıldı.
Atatürk Türkiye'yi bürokrasiye teslim etmişti.
|
Bu ifadelerim teorik, cevap, itiraz gibi düşünülmesin, nasıl düşündüğümü ifade etmeye çalışıyorum. Bürokrasi, sahibinden çıkarı tükenirse indirir, yerine yeni bir sahip getirmeye çalışır, aksi halde türlü oyunlarla kuklasını ayakta tutar. Bürokrasi varsa ve siyaseten karar mekanizmalarında olabiliyorsa, o ülke de, devlet de sağlıklı değildir, bürokrasi, siyaseten ne kadar zayıf olursa o ülke o kadar güçlü olur... Burada kastettiğim içi boşaltılmış burjuva tanımla, "yazışma ve arşivcilik" değil, atanmış yetkililer, atananların, siyasi, politik, hukuki egemenliğine dönüşen, atananın, seçilmiş üzerinde yetkili kılındığı kurum ve kuruluşlardır(bakan, vali, kaymakam, ordu, polis, yargı, rektör, TÜİK, TÜBİTAK, Kızılay vs.vs.*). Bürokrasi ne kadar güçlü ise ilgili ülke, devlet o derecede yoksullaşır, talan olur ve halk zapturapt altında tutulmaya, cehalete sürüklenir, bürokratik menfaatlerle doğru orantılı olarak baskı da artar, bürokrasi ise bu koşullarda daha da genişler, yatak odalarına kadar girer, talan genişler, artık sokakta elini sallasan bir bürokrat yeğenine toslamaya başlarız, hak, hukuk kalmaz, iş, aş kalmaz, bürokrat tanıdığı olmayan sefalete sürüklenir, tarikat, mülakat derken hep bir bürokrat referansı aranır vs. kamu hizmetleri de yolsuzluk olmadan, rüşvetsiz dönmez hale gelir, ister ekonomik, ister hukuki, ayrıcalıklı bir kesim oluşur vs. Saymakla bitmez...
Atatürk bürokrasiye teslim ederek baştan hata yaptı, şuralar'ı devam ettirmemekle girildi o hatalı ve bürokrasi yoluna, sonrasında, bilhassa 1940'lar sonrası ve ağır bedeli bir 100 yıl daha sürecek...
* Örneğin şu an bu sistemde ve Türkiye'de ilk elden ilerleme, çözüm, kurumların özerkliği... kaymakam ve valilerin genel oy hakkıyla, seçimle olması, bağlanması. Polis teşkilatının belediyelere bağlanması. Yargıda atamalara son verilmesi, hukuk alanında, üniversitelerde, sosyal ve bilim kurum ve kurullarında, atayanın köpeği olunacak atamalara son verilmesi, yine kendi şurasında seçimlere girmesi. Ordunun siyasi alandan tamamen çekilmesi ve atamaların ortadan kaldırılması(her kurum kendi şurasıyla yapmalı) ve ordunun da elbette seçilmiş bakanlığa bağlı kalması, denetimlerin yapılması... vs. vs. vs. Atanmış, seçilmişe üstün olamaz ve zaruri memuriyetler de sorumluluk, bağlılık seçilmişe, oradan da seçene(kamu) olmalıdır.
Kamu, halktır, dolayısıyla kamu kurumlarının görevi de memuriyet olabilir, erk temsili değil... Lenin sonrası dediğim kısımla ilgili de kısa bir alıntı yapayım... "Bürokrasi, sosyalizmi kuran toplumun en büyük iç düşmanıdır" Lenin.
Bütün feodal ülkeler, siyasi dirayet açısından, artan ve güçlenen bürokrasiler ve bitmek, tükenmek bilmeyen rekabetleri, menfaat, entrikaları eliyle zayıflamıştır(Osmanlı padişahları eceliyle ölmemiştir, hakim olan bürokrasi, bürokratik rekabetler, çıkar savaşları, entrikalar ve darbelerle geçmiştir, zayıflatılmış, halk bilinçsizleştirilmiş, bürokrasinin menfaatine dokunacak her türlü modernleşme, aydınlanma, denetim engellenmiş, ülke genel olarak geriletilmiş, artan vergilerle de nemalandırılmıştır). Zaten, gelişen burjuva akımlar, yeni alt-yapı, üst-yapı ve gelmekte olan yeni toplum anlayışı, yapısı ve doğası gereği feodal toplum çökmeye mahkumdu... (kapitalizmde bürokratik diktatörlükler ve egemenliğin zayıflatılması da, bu sürece benzer ve demokratik örgütlenme, aydınlanma ve blinçlenme ve toplumsal gelişim açısından ve engellerin de olabildiğince törpülendiği bir işlev görecektir...)
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

06-04-2025, 07:29
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Mesajlar: 1.120
|
|
Ozgurluk mu? Esitlik mi?
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:29 .
|