Şeriatçıların ve ülkücülerin Amerikancı tarihinden bir sayfa
Şeriatçıların ve ülkücülerin Amerikancı tarihinden bir sayfa
6. Filo’ya karşı direnen Devrimci Gençlik
Son günlerde Mehmet Ağar’dan Muhsin Yazıcıoğlu’na, Erbakan’ın Milli Görüşçülerinden Bahçeli’nin MHP’sine kadar, karşımızda ABD’ye esip kükreyen simalar belirdi.
Son 60 yılın en köklü Amerikancı hareketleri bir dönüşüm mü yaşıyor, yoksa Kuvayı Milliye’ye ABD’nin yüzsüz bir sızma operasyonuna mı şahit oluyoruz? Biraz tarih bilinci olan bu soruya kolay yanıt verir.
Türkiye’de ABD’nin sömürgeleştirme saldırısına karşı direnen, Atatürkçü ve milliyetçiler her zaman var olmuştur.
“Türkiye’yi bölecekler, emperyalist Batı ve ABD Türkiye’yi işgal edip sömürgeleştirecek, ABD Türk milletinin ve devletinin düşmanıdır.”
Bugün yukarıdaki cümleleri, halktaki AKP ve ABD’ye karşı kızgınlığı değerlendirmek isteyen, siyasetin sağ veya “sol”undaki, baraj altında kalmış her hangi bir ucuz siyaset tüccarından dinleyebilirsiniz. Özellikle MHP ve SP’nin temel söylemleri, son 2 yılda ABD karşıtlığına evrilmeye başladı.
Oysa yukarıdaki gerçekleri bundan 40-50 yıl önce söyleyen Atatürkçü ve solcu aydınlar ve gençler, aynı çevreler tarafından “din düşmanı, komünist, Moskof uşağı” damgasını yiyor, saldırıya uğruyor, hatta öldürülüyordu. Sivil Amerikancılar başarılı olamazsa, iktidardakiler hapis ve idamlarla devreye giriyordu.
1960’larda 6. Filo’ya Türkiye’yi dar eden, Türk limanlarına Amerikan gemisi sokmayan devrimci, milliyetçi Türk gençlerine karşı AP iktidarının ve “milliyetçi”-“İslamcı” militanlarının düzenlediği katliamlar buna en iyi örnektir.
1968 olaylarını tetikleyen, üniversite işgallerinden çok ABD’nin 6. Filosu’na karşı, gençlerin başlattığı kurtuluş mücadelesidir.
Atatürk’ün emperyalistleri İzmir’de denize dökmesinden sonra, Batının kanlı çizmesi ilk kez Demokrat Parti’yle Türkiye’ye girer. Türkiye’yi NATO’ya sokan DP’nin, Missouri Zırhlısını İstanbul’a davet etmesi, Türk tarihinin kara bir günüdür. DP iktidarının emriyle, İstanbul’da gazinolar ve genelevler boyanır, tüm kent süslenir, ABD askerlerinin İstanbul’u kirletmeleri için her türlü hazırlık yapılır.
Türkiye bu onursuzluğu, 1960’lara kadar yaşar. Ancak 1960’larla birlikte gençliğin devrimci ve Atatürkçü kabarışı, 6. Filo’ya ve ABD askerlerine Türkiye’yi dar etmeye başlar.
İstanbul, İzmir, Trabzon’da şiddetlenen 6. Filo karşıtı eylemler, 1968 Temmuzunda zirveye tırmanır. Bunda ABD askerlerinin, Türk bayrağını yırtmaları ve Türk kızlarını taciz etmelerinin büyük etkisi olur. Urfa, Maraş ve Antep’in ruhu Deniz Gezmiş’in deyimiyle “Yeniden Kuvvayı Milliyeci” ve “İkinci Kurtuluş Savaşçısı” gençlikte canlanır.
Temmuz ayında, İstanbul’da sürekli protesto edilen ve tartaklanan ABD askerlerinin korunması için, dönemin AP İçişleri Bakanı “milliyetçi” Faruk Sükan, emniyet teşkilatına kesin emir verir. Bu emir üzerine İTÜ yurdunu basan polis, devrimci genç Vedat Demircioğlu’nu camdan aşağı atar ve öldürür.
Türk gencinin kanı, Amerikan askeri için dökülür ama ABD askerleri de ertesi gün denize dökülür. Taksim’de Deniz Gezmiş’in önderliğinde toplanan yüzlerce genç, Dolmabahçe’ye yürüyüşe geçer. “İstanbul Amerikan genelevi, Türk kızları Amerikan cariyesi” olamaz diyen gençlerin etrafında kısa sürede halktan ve esnaftan binlerce kişi toplanır. Yakalanan tüm ABD askerleri denize atılır.
ABD’yi korumak için fedailer peydahlanır
Gençlerin eylemleri, o dönem en çok “milliyetçi” ve “İslamcı” kesimleri kızdırdı.
Bu kesimlere göre ABD’ye karşı çıkmak komünistliktir. Komünistlik ise dinsizlik ve vatan hainliğidir. O yüzden din ve vatan için, ABD’ye saldıranlara saldırmak “cihad” sayılır.
Bu propagandanın merkezi, 1950’lerde DP, 1960’larda ise AP tarafından yönlendirilen ama esas parasal kaynağını ve ideolojisini ABD’den alan, Komünizmle Mücadele Derneği’dir.
Bu dernek, o dönem tüm Amerikancılarının cephe örgütüdür. Atatürk düşmanı dinciler, Turancı-ırkçı ülkücüler, AP’li sağcılar herkes bu örgütün çatısı altındadır.
1968 sonbaharı boyunca Deniz Gezmiş liderliğinde, “Tam Bağımsız Türkiye” için ABD karşıtı eylemler hızlanır. Bugün Saadet Partisi’nin yayın organını Milli Gazete’nin duayenlerinden olan, o dönem Bugün gazetesini çıkaran Mehmet Şevki Eygi ise tüm ülkede, ABD için cihad çağrıları yapmaktadır.
Yalan ve uydurma, bugünkü şeriatçı basın için nasıl adeta “farz ve sünnet” ise, o günlerde de aynı ilkeler geçerlidir. Değil Müslümanlık, en düşük düzeyde ahlak ve doğruluk yoktur ortada. Bugün Gazetesi’nde ABD’ye karşı yapılan eylemler gerici kesime, “Komünistler yine cami bombalandı. Kur’an yaktı.” başlıklarıyla lanse edilir.
Vedat Demircioğlu’nun portresinin, Beyazıt Kulesi’ne asılmasından, ünlü “devrimciler Beyazıt’a Kızıl Rus bayrağı astı” masalını uyduran, yine aynı Mehmet Şevki’dir.
Mehmet Şevki, cahil ve aptal değildir. Uydurmalar, meczupça hezeyanların ürünü değildir. Doğrudan ABD’nin Türkiye’deki askeri istihbarat birimi JUSMATT’ın ürünüdür. Bugün bol bol siyonizmden, ABD’den, kapitalizmden bahsedip atıp tutan Mehmet Şevki’nin, kendi ağzından Bugün Gazetesi’ni niçin ve nasıl çıkardığını öğrenelim: “Bir grup hayırsever işadamının, topladıkları paraları adeta emrivaki yaparcasına bana teslim etmesinin ardından, 1966’nın sonbaharında, Ramazan ayının ilk gününe tekabül eden bir günde, Bugün gazetesi yayına başladı.”
“Emrivakiyle” eline tutuşturulan gazetenin temel misyonu ise antikomünizm’dir. Ancak burada antikomünizm, sözlük anlamıyla komünizm karşıtlığı değildir. Bugün Gazetesi’nin antikomünizmden anladığı: Atatürk devrimlerine, ulusal kurtuluşçuluğa, her türden ilericiliğe ve laikliğe düşmanlıktır. Bu da rastlantı değildir. Çünkü 200 yıllık irticanın adı, Soğuk Savaş yıllarında antikomünizme dönüştürülür. Böylelikle hükümetlerin resmi koruması altına girerler.
Bu fikir ise, doğrudan ABD’nin fikridir. Zaten hem Eygi’lerin, hem de ülkücülerin ilk ekmek kapıları olan Komünizmle Mücadele Derneği (KMD), bir Türk derneği değil uluslararası bir kuruluştur. Merkezi de ABD’dedir.
“Vatansız komünist”, “kökü dışarda” diye devrimci milliyetçi gençlere saldıranların, derneğini bizzat uluslararası Yahudi ve ABD sermayesi kurmuş ve beslemiştir.
Komünizmle Mücadele Derneği nedir? Kuranlar kimdir?
Komünizmle Mücadele Derneği (KMD)’ni Türkiye’de ilk kuranlar Nihal Atsız’ın dava arkadaşı ırkçılardır. Ancak isim, tüzük ve hatta ilk broşürler ABD kaynaklıdır. Tüm dünyada Komünizmle Mücadele Birlikleri’ni kuran ABD, Türkiye’de de eski Almancı ırkçıları kendine taşeron olarak seçer.
Komünizmle Mücadele Birlikleri’ne göre, esas düşman Sovyetler değil Sovyetler’in güçlenmesine neden olacak ulusal kurtuluş ve devrim hareketleridir. Dolayısıyla Türkiye’de de antikomünistlerin bir tanesinin aklına “esir Türkleri” kurtarmak için Sovyetler’e gidip savaşmak gelmez. İçteki “Moskof uşakları” esas düşmanlarıdır. Bu vesileyle 1950’lerde Halkevleri, Köy Enstitüleri, CHP, Atatürkçü üniversite hocaları ve aydınlar komünist ilan edilir. Bunlara saldırılır.
1960’larda ise “komünist, dinsiz, vatansız” olanların listesi uzar. Sendikalar, devrimci-milliyetçi gençler, Atatürkçü askerler, kısacası ABD’ye karşı çıkan kim varsa “komünist”tir.
Bu Amerikancı sapık ideoloji ve örgütlenmenin “milliyetçilik” anlayışını sergilemek açısından, KMD’nin Türkiye sorumlusu Fethi Tevetoğlu’nun yaşamı ve sözlerini kısaca ele alalım.
ABD milliyetçisi, “müfrit” Türk ırkçısı
1944’te Türkeş’le beraber ırkçılık davasından yargılanan Tevetoğlu, kendi ifadesiyle “mütevazı Türkçü, müfrit bir Irkçı”dır. Ancak o kadar “mütevazı” bir Türkçüdür ki Atatürk’ü küçümser, “Ne mutlu Türküm diyene” diyenleri kınar; “Ne mutlu Türk yaratılana” sloganını üretir.
Atatürk’ün sözleri üzerine “yaratıcı” buluşlar konusunda Tevetoğlu’nun, özel bir yeteneği vardır. Atatürk’e mal edilen meşhur “Komünizm her görüldüğü yerde ezilmelidir” sözünü, yine Tevetoğlu uydurmuştur.
Tevetoğlu 1944 davasından salıverilince soluğu ABD’de alır. Bu sefer en hızlı Amerikancı kesilir. ABD bayrağına, İhsan Sabri Çağlayangil ile sarılarak fotoğraflar çektirir.
ABD’den Türkiye’ye dönerken yeni bir görevi vardır. Asya Milletleri Komünizmle Mücadele Birliği’nin Türkiye ve Ortadoğu sorumlusudur. KMD’yi Türkiye’de örgütler. Aynı ABD kendisini DP Samsun İl Başkanı, daha sonra da AP’den milletvekili yapar.
Atsız’ın dinsiz ırkçılığından kopar. İslamı keşfeder. Atatürk milliyetçiliğine düşmanlık çizgisine, bir de laiklik ilkesine düşmanlığı ekler: “…Bugünkü ahlaki ve içtimai çöküşümüzün en mühim sebebini, lâyiklik pernsibinin, yıllardır dinsizlik olarak tatbik edilişi kasıt ve cinayetidir.” Kendisi bir nevi ilk Türk-İslamcı’dır. KMD, örgütlenmesi için bu dönüşüm ideal olur. Zaten KMD de 1960’larda AP’nin kanatları altında gelişir.
İşte Atatürk’ü küçümseyen, “müfrit ırkçımızın” dilinden milliyetçilik dersleri; ama hatırlatalım bu adam Türk “milliyetçisi”dir, Amerikan değil:
“Tarihi ve ananevi dost ve müttefiklerimiz İngiltere, Fransa ve Batı Almanya ile olan ilişkiler, Türk halkının gerçek dostluğa dayanan maddi, manevi huzur ve güven kaynaklarından en mühimmini teşkil eder… Bilhassa Birleşik Amerika’ya olan içten samimi bağlılığımız ve inancımız, bu milletin insan hak ve hürriyetlerinin muzafferiyeti için, tarihte örneği görülmemiş fedâkarlık ve mesuliyeti istekle üzerine almasını takdir edişimizdendir.”
Tevetoğlu’nun Türk milliyetçiliği (!) üzerine derin fikirlerini daha fazla aktaramayacağız. Ancak isteyen Ülkü Ocakları’nın internet sitesine bakabilir. Şimdilerde ABD ve AB’ye karşı esip kükreyen Ülkü Ocakları için Atatürk’ün Nutuk’u hâlen kaynak kitap olamamıştır. Ancak Tevetoğlu’nun tüm kitaplarını kaynak kitaplar listesinde bulabilirsiniz.
|