Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika > Tarih

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 26-05-2008, 02:23
imhotep - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
imhotep imhotep isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2007
Mesajlar: 1.257
Standart Şeriatçıların ve ülkücülerin Amerikancı tarihinden bir sayfa

Şeriatçıların ve ülkücülerin Amerikancı tarihinden bir sayfa

6. Filo’ya karşı direnen Devrimci Gençlik


Son günlerde Mehmet Ağar’dan Muhsin Yazıcıoğlu’na, Erbakan’ın Milli Görüşçülerinden Bahçeli’nin MHP’sine kadar, karşımızda ABD’ye esip kükreyen simalar belirdi.

Son 60 yılın en köklü Amerikancı hareketleri bir dönüşüm mü yaşıyor, yoksa Kuvayı Milliye’ye ABD’nin yüzsüz bir sızma operasyonuna mı şahit oluyoruz? Biraz tarih bilinci olan bu soruya kolay yanıt verir.

Türkiye’de ABD’nin sömürgeleştirme saldırısına karşı direnen, Atatürkçü ve milliyetçiler her zaman var olmuştur.

“Türkiye’yi bölecekler, emperyalist Batı ve ABD Türkiye’yi işgal edip sömürgeleştirecek, ABD Türk milletinin ve devletinin düşmanıdır.”

Bugün yukarıdaki cümleleri, halktaki AKP ve ABD’ye karşı kızgınlığı değerlendirmek isteyen, siyasetin sağ veya “sol”undaki, baraj altında kalmış her hangi bir ucuz siyaset tüccarından dinleyebilirsiniz. Özellikle MHP ve SP’nin temel söylemleri, son 2 yılda ABD karşıtlığına evrilmeye başladı.

Oysa yukarıdaki gerçekleri bundan 40-50 yıl önce söyleyen Atatürkçü ve solcu aydınlar ve gençler, aynı çevreler tarafından “din düşmanı, komünist, Moskof uşağı” damgasını yiyor, saldırıya uğruyor, hatta öldürülüyordu. Sivil Amerikancılar başarılı olamazsa, iktidardakiler hapis ve idamlarla devreye giriyordu.

1960’larda 6. Filo’ya Türkiye’yi dar eden, Türk limanlarına Amerikan gemisi sokmayan devrimci, milliyetçi Türk gençlerine karşı AP iktidarının ve “milliyetçi”-“İslamcı” militanlarının düzenlediği katliamlar buna en iyi örnektir.

1968 olaylarını tetikleyen, üniversite işgallerinden çok ABD’nin 6. Filosu’na karşı, gençlerin başlattığı kurtuluş mücadelesidir.

Atatürk’ün emperyalistleri İzmir’de denize dökmesinden sonra, Batının kanlı çizmesi ilk kez Demokrat Parti’yle Türkiye’ye girer. Türkiye’yi NATO’ya sokan DP’nin, Missouri Zırhlısını İstanbul’a davet etmesi, Türk tarihinin kara bir günüdür. DP iktidarının emriyle, İstanbul’da gazinolar ve genelevler boyanır, tüm kent süslenir, ABD askerlerinin İstanbul’u kirletmeleri için her türlü hazırlık yapılır.

Türkiye bu onursuzluğu, 1960’lara kadar yaşar. Ancak 1960’larla birlikte gençliğin devrimci ve Atatürkçü kabarışı, 6. Filo’ya ve ABD askerlerine Türkiye’yi dar etmeye başlar.

İstanbul, İzmir, Trabzon’da şiddetlenen 6. Filo karşıtı eylemler, 1968 Temmuzunda zirveye tırmanır. Bunda ABD askerlerinin, Türk bayrağını yırtmaları ve Türk kızlarını taciz etmelerinin büyük etkisi olur. Urfa, Maraş ve Antep’in ruhu Deniz Gezmiş’in deyimiyle “Yeniden Kuvvayı Milliyeci” ve “İkinci Kurtuluş Savaşçısı” gençlikte canlanır.

Temmuz ayında, İstanbul’da sürekli protesto edilen ve tartaklanan ABD askerlerinin korunması için, dönemin AP İçişleri Bakanı “milliyetçi” Faruk Sükan, emniyet teşkilatına kesin emir verir. Bu emir üzerine İTÜ yurdunu basan polis, devrimci genç Vedat Demircioğlu’nu camdan aşağı atar ve öldürür.

Türk gencinin kanı, Amerikan askeri için dökülür ama ABD askerleri de ertesi gün denize dökülür. Taksim’de Deniz Gezmiş’in önderliğinde toplanan yüzlerce genç, Dolmabahçe’ye yürüyüşe geçer. “İstanbul Amerikan genelevi, Türk kızları Amerikan cariyesi” olamaz diyen gençlerin etrafında kısa sürede halktan ve esnaftan binlerce kişi toplanır. Yakalanan tüm ABD askerleri denize atılır.

ABD’yi korumak için fedailer peydahlanır

Gençlerin eylemleri, o dönem en çok “milliyetçi” ve “İslamcı” kesimleri kızdırdı.

Bu kesimlere göre ABD’ye karşı çıkmak komünistliktir. Komünistlik ise dinsizlik ve vatan hainliğidir. O yüzden din ve vatan için, ABD’ye saldıranlara saldırmak “cihad” sayılır.

Bu propagandanın merkezi, 1950’lerde DP, 1960’larda ise AP tarafından yönlendirilen ama esas parasal kaynağını ve ideolojisini ABD’den alan, Komünizmle Mücadele Derneği’dir.

Bu dernek, o dönem tüm Amerikancılarının cephe örgütüdür. Atatürk düşmanı dinciler, Turancı-ırkçı ülkücüler, AP’li sağcılar herkes bu örgütün çatısı altındadır.

1968 sonbaharı boyunca Deniz Gezmiş liderliğinde, “Tam Bağımsız Türkiye” için ABD karşıtı eylemler hızlanır. Bugün Saadet Partisi’nin yayın organını Milli Gazete’nin duayenlerinden olan, o dönem Bugün gazetesini çıkaran Mehmet Şevki Eygi ise tüm ülkede, ABD için cihad çağrıları yapmaktadır.

Yalan ve uydurma, bugünkü şeriatçı basın için nasıl adeta “farz ve sünnet” ise, o günlerde de aynı ilkeler geçerlidir. Değil Müslümanlık, en düşük düzeyde ahlak ve doğruluk yoktur ortada. Bugün Gazetesi’nde ABD’ye karşı yapılan eylemler gerici kesime, “Komünistler yine cami bombalandı. Kur’an yaktı.” başlıklarıyla lanse edilir.

Vedat Demircioğlu’nun portresinin, Beyazıt Kulesi’ne asılmasından, ünlü “devrimciler Beyazıt’a Kızıl Rus bayrağı astı” masalını uyduran, yine aynı Mehmet Şevki’dir.

Mehmet Şevki, cahil ve aptal değildir. Uydurmalar, meczupça hezeyanların ürünü değildir. Doğrudan ABD’nin Türkiye’deki askeri istihbarat birimi JUSMATT’ın ürünüdür. Bugün bol bol siyonizmden, ABD’den, kapitalizmden bahsedip atıp tutan Mehmet Şevki’nin, kendi ağzından Bugün Gazetesi’ni niçin ve nasıl çıkardığını öğrenelim: “Bir grup hayırsever işadamının, topladıkları paraları adeta emrivaki yaparcasına bana teslim etmesinin ardından, 1966’nın sonbaharında, Ramazan ayının ilk gününe tekabül eden bir günde, Bugün gazetesi yayına başladı.”

“Emrivakiyle” eline tutuşturulan gazetenin temel misyonu ise antikomünizm’dir. Ancak burada antikomünizm, sözlük anlamıyla komünizm karşıtlığı değildir. Bugün Gazetesi’nin antikomünizmden anladığı: Atatürk devrimlerine, ulusal kurtuluşçuluğa, her türden ilericiliğe ve laikliğe düşmanlıktır. Bu da rastlantı değildir. Çünkü 200 yıllık irticanın adı, Soğuk Savaş yıllarında antikomünizme dönüştürülür. Böylelikle hükümetlerin resmi koruması altına girerler.

Bu fikir ise, doğrudan ABD’nin fikridir. Zaten hem Eygi’lerin, hem de ülkücülerin ilk ekmek kapıları olan Komünizmle Mücadele Derneği (KMD), bir Türk derneği değil uluslararası bir kuruluştur. Merkezi de ABD’dedir.

“Vatansız komünist”, “kökü dışarda” diye devrimci milliyetçi gençlere saldıranların, derneğini bizzat uluslararası Yahudi ve ABD sermayesi kurmuş ve beslemiştir.

Komünizmle Mücadele Derneği nedir? Kuranlar kimdir?


Komünizmle Mücadele Derneği (KMD)’ni Türkiye’de ilk kuranlar Nihal Atsız’ın dava arkadaşı ırkçılardır. Ancak isim, tüzük ve hatta ilk broşürler ABD kaynaklıdır. Tüm dünyada Komünizmle Mücadele Birlikleri’ni kuran ABD, Türkiye’de de eski Almancı ırkçıları kendine taşeron olarak seçer.

Komünizmle Mücadele Birlikleri’ne göre, esas düşman Sovyetler değil Sovyetler’in güçlenmesine neden olacak ulusal kurtuluş ve devrim hareketleridir. Dolayısıyla Türkiye’de de antikomünistlerin bir tanesinin aklına “esir Türkleri” kurtarmak için Sovyetler’e gidip savaşmak gelmez. İçteki “Moskof uşakları” esas düşmanlarıdır. Bu vesileyle 1950’lerde Halkevleri, Köy Enstitüleri, CHP, Atatürkçü üniversite hocaları ve aydınlar komünist ilan edilir. Bunlara saldırılır.

1960’larda ise “komünist, dinsiz, vatansız” olanların listesi uzar. Sendikalar, devrimci-milliyetçi gençler, Atatürkçü askerler, kısacası ABD’ye karşı çıkan kim varsa “komünist”tir.

Bu Amerikancı sapık ideoloji ve örgütlenmenin “milliyetçilik” anlayışını sergilemek açısından, KMD’nin Türkiye sorumlusu Fethi Tevetoğlu’nun yaşamı ve sözlerini kısaca ele alalım.

ABD milliyetçisi, “müfrit” Türk ırkçısı

1944’te Türkeş’le beraber ırkçılık davasından yargılanan Tevetoğlu, kendi ifadesiyle “mütevazı Türkçü, müfrit bir Irkçı”dır. Ancak o kadar “mütevazı” bir Türkçüdür ki Atatürk’ü küçümser, “Ne mutlu Türküm diyene” diyenleri kınar; “Ne mutlu Türk yaratılana” sloganını üretir.

Atatürk’ün sözleri üzerine “yaratıcı” buluşlar konusunda Tevetoğlu’nun, özel bir yeteneği vardır. Atatürk’e mal edilen meşhur “Komünizm her görüldüğü yerde ezilmelidir” sözünü, yine Tevetoğlu uydurmuştur.

Tevetoğlu 1944 davasından salıverilince soluğu ABD’de alır. Bu sefer en hızlı Amerikancı kesilir. ABD bayrağına, İhsan Sabri Çağlayangil ile sarılarak fotoğraflar çektirir.

ABD’den Türkiye’ye dönerken yeni bir görevi vardır. Asya Milletleri Komünizmle Mücadele Birliği’nin Türkiye ve Ortadoğu sorumlusudur. KMD’yi Türkiye’de örgütler. Aynı ABD kendisini DP Samsun İl Başkanı, daha sonra da AP’den milletvekili yapar.

Atsız’ın dinsiz ırkçılığından kopar. İslamı keşfeder. Atatürk milliyetçiliğine düşmanlık çizgisine, bir de laiklik ilkesine düşmanlığı ekler: “…Bugünkü ahlaki ve içtimai çöküşümüzün en mühim sebebini, lâyiklik pernsibinin, yıllardır dinsizlik olarak tatbik edilişi kasıt ve cinayetidir.” Kendisi bir nevi ilk Türk-İslamcı’dır. KMD, örgütlenmesi için bu dönüşüm ideal olur. Zaten KMD de 1960’larda AP’nin kanatları altında gelişir.

İşte Atatürk’ü küçümseyen, “müfrit ırkçımızın” dilinden milliyetçilik dersleri; ama hatırlatalım bu adam Türk “milliyetçisi”dir, Amerikan değil:

“Tarihi ve ananevi dost ve müttefiklerimiz İngiltere, Fransa ve Batı Almanya ile olan ilişkiler, Türk halkının gerçek dostluğa dayanan maddi, manevi huzur ve güven kaynaklarından en mühimmini teşkil eder… Bilhassa Birleşik Amerika’ya olan içten samimi bağlılığımız ve inancımız, bu milletin insan hak ve hürriyetlerinin muzafferiyeti için, tarihte örneği görülmemiş fedâkarlık ve mesuliyeti istekle üzerine almasını takdir edişimizdendir.”

Tevetoğlu’nun Türk milliyetçiliği (!) üzerine derin fikirlerini daha fazla aktaramayacağız. Ancak isteyen Ülkü Ocakları’nın internet sitesine bakabilir. Şimdilerde ABD ve AB’ye karşı esip kükreyen Ülkü Ocakları için Atatürk’ün Nutuk’u hâlen kaynak kitap olamamıştır. Ancak Tevetoğlu’nun tüm kitaplarını kaynak kitaplar listesinde bulabilirsiniz.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 26-05-2008, 02:23
imhotep - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
imhotep imhotep isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2007
Mesajlar: 1.257
Standart


Hepsinin “kökü dışarda”


Sadece Tevetoğlu değil; Necip Fazıl’dan, Alparslan Türkeş’e, Said-i Nursi’den Erbakan’a tüm isimleri birleştiren, ortak bir paydadır ABD muhipliği. Bunun adına da “milliyetçilik-muhafazakarlık” koyarlar.

Alparslan Türkeş’e göre Deniz Gezmişlerin Kuvayı Milliye mücadelesi ve NATO karşıtı eylemler, komünizm tarafından körüklenmektedir: “Gittikçe çoğalan anarşi ve NATO aleyhtarı hareketlerle, komünistler tarafından ustaca körüklenen Amerikan düşmanlığı, müttefikimizle olan münasebetlerimize gölge düşürmüştür.”

NATO eylemleri, ABD’yi küstürmektedir, ABD’yi küstüren komünisttir, komünist ABD karşıtıdır, “milliyetçi” komünist karşıtıdır; o zaman “milliyetçi” ABD dostudur, ABD için gerekirse kan döker. Bu “milliyetçi” çizgi, güya bir “Başbuğ”un garip düşünce sistematiğinin ürünüdür.

1944’ten sonra ne hikmetse Tevetoğlu’ya birlikte yolu ABD’ye düşen, 1955’ten 1959’a Amerikan Piyade Okulu’nda ve NATO karargahında eğitilen, Almancılıktan Amerikancılığa terfi eden bir “Başbuğ”un “milliyetçiliği”dir bu. 4 yıl Amerikan tezgahından geçmeden, böyle bir fikirsel derinliğe ulaşmak zordur. Ancak ABD bu “başbuğ”un müritleri sayesinde, Türkiye’ye askerlerini sokmadan tam bağımsızlık mücadelesi veren Atatürkçü ve devrimci gençleri öldürebilmiştir. Kardeş kavgası yaratmak için fazla bir düşünce derinliği gerekli değildir. “Kökü dışarıda” silah ve para temin etmek yeterlidir.

1969 Şubatında İstanbul halkı ve devrimci gençler, 6. Filo’nun İstanbul limanına geleceğini duyar. Vedat Demircioğlu cinayeti ve Denizlerin Dolmabahçe’den ABD askerlerini denize dökmesi, halkın zihninde tazedir.

İstanbul’da yürüyüşler düzenlenmeye başlar. 13 Şubat’ta Çemberlitaş’ta başlayan “Kızlar Yürüyüşü”nde taşınan pankartlarda “Türkiye 6. Filo’nun genelevi değildir”, “Türk Kadını onurunu koruyacaktır”, “Amerikalı it, evine git”, “Ya İstiklâl, Ya Ölüm” yazmaktadır.

Gençler ve işçiler 16 Şubat 1969’da Beyazıt’tan Taksim’e “Emperyalizme Karşı Mustafa Kemal Yürüyüşü” başlatırlar. 40 bine yakın bir kalabalık toplanır. En önde Türk bayrağı, arkada ise şu pankartlar vardır: “Geldikleri gibi gidecekler”, “Emperyalizm ve yerli uşaklarına karşıyız”, “Sükan’ın polisi Türk olduğunu unutma”, “Öleceğiz, Atatürk’ün yolundan dönmeyeceğiz”, “Rezil coni bir daha gelme”, “Amerikan iti toprağımızda havlayamaz”, “Amerika’yla tartışılmaz, savaşılır”, “Yaşasın ezilen dünya halklarının kurtuluş savaşları”, “Emperyalizm ve sömürüye karşı işçi yürüyüşü…”

Böylesine büyük bir halk kitlesine rağmen 6. Filo, Kabataş açıklarında durmaktadır. Bunun nedeni ise az sonra belli olur. ABD, AP ve KMD bu sefer hazırlıklıdır.

Dincilerin ve ırkçıların Amerikancı ulumaları

Temmuz ayındaki Deniz Gezmiş’in önderliğindeki Dolmabahçe eylemlerinde, büyük halk kitlesi polisi asmış, Beşiktaş’taki askeri birlikler ise kitleye engel olmamış, hatta komutanlarını halk omuzlara almıştı.

Bu sefer ABD ve AP’nin planı başkaydı. Mehmet Şevki’nin Bugün Gazetesi kanalıyla günler öncesinden 16 Şubat günü için hazırlıklar başlar. 16 Şubat’ta 6. Filo’nun İstanbul’a geleceğini bilinmektedir. KMD aynı gün İstanbul’a Türkiye’nin dört bir yanından çapulcu ve cahil insanları toplamaya başlar. Amaç aynı gün “Cami’ye Saygı” mitingi düzenlemektir. Ama ne hikmetse bu mitingin buluşma yeri olarak 6. Filo’nun karşısında, Dolmabahçe Camii seçilir. Amaç camiye değil, bugün Irak halkına kan kusturan 6. Filo’ya saygı ve bekçiliktir.

16 Şubat’ta kanlı bir 31 Mart vakasının tezgahlandığı bellidir. Bizzat Bugün gazetesinde Mehmet Şevki’nin çağrıları bu yöndedir:

“Büyük fırtına patlamak üzeredir. Müslümanlar ile kızıl kafirler arasında topyekün bir savaş kaçınılmaz hale gelmiştir... Müslüman kardeşim, sen bu savaşta bitaraf kalamazsın. Ben namazımı kılar, tesbihimi çekerim, etliye sütlüye karışmam deyip de zulüm edenlerden olma, gözünü aç bak...

“Komünizm küfrüne karşı derhal silahlan. İslam’da askerlik ve cihad ihtiyâri değil, mecburidir… Cihad eden zelil olmaz. Sağ kalırsa gazi olur. Canını veren şehitlik şerefini kazanır... Ezanlar susturulmasın, Müslümanlar komünizmle çarpışan devlet kuvvetlerine yardımcı olsunlar.”

Komünizmle Mücadele Dernekleri Genel Başkanı İlhan Darendelioğlu ise:

“Pazar günü komünistler miting yapacak, biz bu mitingde savaşacağız. Silahı olan silahıyla, olmayan baltasıyla gelsin.” demektedir.

Olaylardan bir gün önce Suudi Arabistan’a kaçan Mehmet Şevki, yıllar sonra olaylardan çok üzüntü duyduğunu, bir rastlantı sonucu “Camiye Saygı” mitingiyle solcuların yürüyüşünün aynı güne denk geldiğini söylemektedir.

Yalancılığın yanı sıra yüzsüzlük, Amerikan muhipliğinin temel özelliği olmalı. Bugünkü sahte “Kuvayı Milliyeci”lerde de sık sık rastlıyoruz.

Bir tarafta Amerikan düşmanı, milliyetçi, Atatürkçü sloganlar, diğer tarafta ABD için cihad çağrıları.

Mehmet Şevki’nin “raslantı”sı için bir yandan da dönemin AP’li İçişleri Bakanı Sükan ve Ulaştırma Bakanı Saadettin Bilgiç çalışmaktadır. Kamyonlarla ve otobüslerle Anadolu’nun her yanından taşınan KMD üyesi dinciler ve ülkücü komandolar Dolmabahçe’ye toplanır. Kitle kıble olarak 6. Filo’yu alırlar. Tekbirlerle “cihad” namazı kılınır ve “Ya tam susturacağız, ya kan kusturacağız”, “Kanımız aksa da zafer İslam’ın” sloganlarıyla Taksim’e yürünür. Burada binlerce militana bomba, taş, sopa, satır dağıtılır. Taksim’de gençlik liderlerinin resimleri dağıtılır. “Görüldüğü yerde öldürün” ilanları asılır.

Taksim Meydanı’na giren korunmasız halk, karşısında birden bire bu Amerikan cihatçılarını bulur. Toplum polisiyle birlikte halkın üstüne saldıran gericiler, ellerindeki bombalar ve bıçaklarla Ali Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan’ı şehit ederler.

İçişleri Bakanı Sükan olayların “sağcılara molotof atan solcuların” çıkardığını açıklar. Demirel ise “Bunlar hür olan memleketlerin işaretidir” der.

Aslında cinayetin faali bellidir. ABD ve AP, 6. Filo’yu İstanbul’a sokmak için dinci ve ülkücüleri, kiralık katil olarak kullanmıştır.

Amerikan “milliyetçileri” ve “Müslümanları”; Fuller’in “Kuvayı Milliyecisi” oldu


KMD’nin içinden, gerici hareketin ve ırkçıların yeni kadroları çıktı. MHP ve MSP kurulduktan sonra KMD birlikteliği yerini, kendi etiketiyle Amerikancılık yapan partilere bıraktı.

Ancak “Kanlı Pazar” ile başlatılan kardeş kavgası sürecinin esas etkisi, Türkiye’de sahte bir devrimci-”milliyetçi” kavgası başlatmasıdır. Bir yandan ABD’ye karşı savaşan, “Yeniden Kuvayı Milliye” ve “2. Kurtuluş Savaşı” veren, devrimcilerin milliyetçi mücadelesi ezildi. Diğer yandan Türkiye’nin devrimci birikimi, milliyetçi mücadele saflarından uzaklaştırılıp sağ-sol kavgasına sürüklendi.

Anadolu’nun saf ve kendini milliyetçi gören gençleri ise, devrimcilerle savaşmak adına ABD için kanlarını döktüler. Gericiliğin, Atatürk ve milliyetçilik düşmanlığının pençesine sürüklendiler.

Bugün bu kardeş kavgasının meyvelerini ABD topluyor. Türkiye’nin gerçek milliyetçi ve devrimci hareketi ezildi. KMD’den sonra yolları ayrılanlar ise AKP çatısında tekrar birleştirilip başa geçirildi.

Ortada ne Sovyetler kaldı ne de komünizm ama “milliyetçi”-”İslamcı” cihad savaşçıları sağ olsun, Türkiye bugün ABD işgali ve parçalanma tehlikesiyle burun buruna.

Şimdi ise ABD’ye iktidarda hizmet etmek görevini seçim barajına takılarak AKP’ye kaptıran, cihad savaşçılarının bir kısmı, ABD ve AB karşıtı kesildi.

Zamanında Doğan Avcıoğlu bunlara “Türk değil, Amerikan milliyetçisi” derdi. Bugün ise Amerikan “Kuvvacı”ları olarak çıktılar karşımıza. Hepsinin tarihinde ortak olan tek nokta, Amerikan muhipliği ve Atatürk düşmanlığıdır.


Ali Özsoy
Türksolu (Sayı 76)


www.turksolu.org
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 26-05-2008, 02:30
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger imhotep;

Amerikan idealizmi ve onun sorosvari orgutlenmesi ve calismalarina guzel bir acilim getirmissin.Parmaklarina saglik.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 26-05-2008, 07:36
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart

"Zamanın İçişleri Bakanı Faruk Sükan ve Ulaştırma Bakanı Saadettin Bilgiç bize karşı olan kampanyayı beraberce yürütüyorlardı.. Bilgiç daha çok adam toplamak ve bu cahil insanları bize saldırtmak yönünde çalışıyordu.. Sağın hazırlıklarını sağ basında da açıkça görmek mümkündü.. 14 Şubat'ta Beyazıt'ta yapılan 'bayrağa saygı mitingi' cuma namazı sonrasına rastlıyor ve din adına komünistlere cihat açılıyordu.. Sağcı gazete sütunlarında "ya tam susturacağız, ya kan kusturacağız" , "kızılları boğmanın vakti geldi" gibi sloganları çarşaf çarşaf yayınlıyorlardı."
Olaylı Yıllar ve Gençlik/ Harun KARADENİZ


O gün saldıranlar, daha sonra oligarşi adına iktidar koltuklarına da oturtuldular. Milliyetçi cephe hükümetleri ile ülkeyi kan gölüne çevirdiler.
O gün saldıranların takipçileri, 1990'larda "Hizbullah" adı altında devam ettiler saldırılarına.. Dünün "Komünizme Karşı Mücadele Dernekleri", dünün "MTTB"leri, "Akıncı Gençlik"leri, günümüzün Hizbullahları oldular.

Ama bu kadar da değil..
"Müslümanlık" adına, "din" adına o gün ve sonrasındaki saldırıları örgütleyenlerin bir kısmı ise düzen içi dinci partiler kanalıyla iktidara da ortak oldular.. MSP, Refah Partisi ve şimdi AKP'nin yönetim kademelerini oluşturanlar, Kanlı Pazarları tezgahlayan MTTB yönetimlerinden gelenlerdir..

O gün saldıranlar, dün iktidar olabilmek için Irak'ın işgali konusunda, ABD'ye yardımcı olacaklarına dair söz verenlerdi..
Bugün de Irak'taki işkencelere sessiz kalanlar!!

http://www.turandursun.com/forumlar/...=kanl%FD+pazar
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 26-05-2008, 10:42
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

sevgili imhotep,

oncelikle bu irkci sitedeki yazilari buraya asmani hos karsilamadigimi soyleyeyim. Bir yaziyi cok begenmis olmak bence buraya asma gerekcesi olmamali. Tartismak istedigin bir konu ise kendi goruslerini yazmani ve bu sitenin linklerini vermekle yetinmeni tercih ederdim.

Turk solu dergisi MHP'nin milliyetciliginin Amerikanci oldugu seklindeki 40 yil once yapilmis tespiti gundeme getirerek, MHP'den kendi irkci cizgisine adam cekmeye calisiyor. Benzer taktikleri CHP ve Cumhuriyet gazetesi icin ve bazi Kemalist dernekler, ornegin ADD icin de yapiyor. Kendilerini irkci olarak suclayan Cumhuriyet yazarlarina asil siz irkcisiniz, 1940'larda Cumhuriyetin yazdiklarina bakin diyorlar. Boyle bir it dalasinin degil icine girmeyi, yazilarini okumayi bile zaman kaybi goruyorum.

ABD'ye bagimli politika yapmayi tartismak istiyorsan, bunu tartisalim mesela. Bence burda baz olarak su politik akimin yada bu politik akimin ABD'ye bagimliligi uzerinden tespit yapmak yanlis olur. Cunku degisik politik akimlarin guncel ihtiyaclarina gore yonelimleri degisir ve burda milliyetcilik kesinlikle aldatici olmaktadir. Milliyetcilik esas olarak ulusal bagimsizlik uzerine degil, duygusal ajitasyon uzerine olusturulan bir politikadir. Islamci akimlar, milliyetci akimlar (Turk ve Kurt milliyetciligi) boyle bir propaganda yapabilirler. Herkes kendi mesrebine gore ABD'ye, AB'ye, suna buna karsi cikar. Ama bu ideolojik acidan kitleleri etkilemek icindir. Politik kararlar baska sekilde olacaktir. Bu yuzden ideolojilerin yaristirilip, hangisinin bagimsizlikci oldugunu falan tespit etmek anlam tasimayacaktir.

Asil olarak bagimlilik iliskileri iktidar ve sinif iliskileri ekseninde gerceklesir. Ornegin Turkiye'nin Osmanli'dan evrimlesen burokrasisi boyle bir bagimlilik iliskisine sahiptir. Bu bagimlilik sinifsal cikar iliskilerinden cok iktidari elde tutabilmek icin girilmesi gereken iliskilerdir. Uluslarasi planda bir yere yapismadan duramayacagini dusunen burokrasinin bir pakta girmesi lazimdi. NATO ve ABD tercih edildi. Burokrasinin beyni olan ordu bu bagimliligin bir numarali ismidir. Ana karar ve soz sahibi odur. Tum devlet mekanizmasi da bu bagimlilik iliskisine uygun sekilde yapilandirmasini gelistirdi ve 12 Eylul ile en ust duzeye varan bir iliski saglandi.

Butun bu surecin sorumlusu islamci yada MHP milliyetcisi partiler degildir herhalde. Bu bagimlilik esas olarak ideolojiler sayesinde gerceklesen seyler degil, devlet mekanizmasinin ihtiyaclari cercevesinde gerceklesen seylerdir. Bu nesnelligi gormeden her politik anlayis digerini "asil siz ABD'cisiniz" diye suclayabilir. Ama bu sekilde isin icinden cikilmaz. Amerikancilik ideolojik tercihlerden degil, politik ihtiyaclardan kaynaklaniyor. Bizim tarihimiz buna cok guzel bir ornektir.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 26-05-2008, 12:09
iceman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
iceman iceman isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Apr 2008
Mesajlar: 299
Standart

mhp geneL merkezindeki alparslan türkeş'in çaLışma odasında yapıLan aramada,American Express Money Order oLarak biLinen 1 adet "para havaLesi" buLunmuştur..havaLeyi V.Vater Jacob adLı kişinin (CİA ajanı) geçekLeştirdigi ortaya çıkmıştır..İşte TÜRKİYE SEVDALILARI !!!

...İki gözüm kadar eminim sen yoksun..
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 27-05-2008, 00:09
BenDeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
BenDeniz BenDeniz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 May 2008
Mesajlar: 190
Standart

iceman´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
mhp geneL merkezindeki alparslan türkeş'in çaLışma odasında yapıLan aramada,American Express Money Order oLarak biLinen 1 adet "para havaLesi" buLunmuştur..havaLeyi V.Vater Jacob adLı kişinin (CİA ajanı) geçekLeştirdigi ortaya çıkmıştır..İşte TÜRKİYE SEVDALILARI !!!
Ben Türkeş'in Mit'den olduğunu biliyordum.Yukarıdaki iddianızı sağlam kaynaklarla ispat etmenizi istiyorum!

''Bir Topluluğa Olan Düşmanlığınız,Sizi Onlar Hakkında Adaletten Ayırmasın''
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 27-05-2008, 10:32
iceman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
iceman iceman isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Apr 2008
Mesajlar: 299
Standart

BenDeniz´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ben Türkeş'in Mit'den olduğunu biliyordum.Yukarıdaki iddianızı sağlam kaynaklarla ispat etmenizi istiyorum!
tabiki memnuniyetLe..gönderen kişinin niteLiği;Vvater Jacob Pfersich Jr.dır... ünvanı ise alparslan türkeş'in çaLışma masasında buLunan kartvizitte "Partito NazinaLe Fasasti Partido NacinoL FaLange" dir..KurtuLuş dergisi nin 2005 yıLındaki nisan-mayıs sayısına bakabiLirsiniz(sayfa=246) ..internette mevcut mu onu biLmiyorum.sizde takdir edersiniz ki KONTRGERİLLA devlLetimiz bunu açıkamaya cesaret ! edememiştir..

...İki gözüm kadar eminim sen yoksun..
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 27-05-2008, 11:16
imhotep - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
imhotep imhotep isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2007
Mesajlar: 1.257
Standart

Sevgili Sargon,

Türksolu gazetesi ırkçı değildir. Ulusalcı bir yapıdır. Bunu da zaman içierisinde, birikimler yoluyla ilerleyerek elde etmiştir.

Örgütlerinde Kürt kökenli pek çok devrimci vardır. Onları yakından takip eden biri olarak bu tespitime güvenebilirsiniz. Peki, bu grup ırkçı olsaydı şayet Kürt kökenli kişileri bünyelerinde bulundururlar mıydı ? Bence, burada milliyetçilikle ırkçılığı birbirine karıştırmak gibi bir talihsizliğe düşmüşsünüz.

Radikaller mi ? Evet radikaller...

Kendilerinden başka herkes yanlış mı onlara göre ? Evet öyle...

Eleştirilecek yanları yok mudur ? Elbet vardır...

Ama bolca da doğru tespiti bulunmaktadır.

Saygılar
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 27-05-2008, 20:25
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

sevgili imhotep, eger Turksolu irkci degilse dunyada irkcilik diye birsey yoktur diyebiliriz. "Kurt sorunu degil Kurt yayilmasi var" yazisini okumadin mi? Ya da daha iyisi ben sana "Turk oglu, Turk kizi, Turklugunu koru" yazisindan bir ornek vereyim.

1- Her Türk, alışverişini mutlaka Türkten yapmalıdır. Kürde aktarılan para PKK’ya maddi destek demektir. Türk, bu maddi desteği kesmezse, hem Türklerin mali gücü olmayacaktır, hem de Kürdün altında ezilecektir

3. Türk, Kürt dizisi izlemez.
Kürtçe müzik dinlemez.
Kürtçe müzik çalan barlara gitmez.
Kürtçe konuşulan minibüse binmez.
Kürtçe kaset satan dükkandan alışveriş yapmaz.

5- Her şeyden önce Türk üremelidir. Artan her bir Türk bebesi, bizi Ergenokan’dan çıkartacak bir kurtarıcıdır.


Daha detayli bilgi icin: http://sargon.blogcu.com/2619930/

Ben aslinda bu disa bagimlilik konusu ile ilgili birsey soylemek istiyordum. Amerikancilik konusunda su akim Amerikanci, bu akim Amerikanci falan soylemleri basta dedigim gibi havanda su dokmek gibi birsey. Uc akim anti-emperyalizmi politik tutum olarak one cikarir. Milliyetcilik, islamcilik ve sosyalizm. Bunlarin her birinin gerekceleri az cok tahmin edilebilir. Eger olaya sinif ve iktidar iliskileri ve Turkiye acisindan bakarsak iktidar icin catisan iki gucun konumunu da anlayabiliriz.

Iktidar icin savasan gucler geleneksel devlet burokrasisi ve burjuvazi olduguna gore bu guclerin dis destekleri neler olabilir. Bir kere Turkiye burokrasisinin, basta ordunun, geleneksel dis destekcisi ABD'dir. Buna karsin ekonomik iliskiler Avrupa ulkeleri ile daha sikidir. Bu yuzden de burjuvazinin ana destekcisi AB ulkeleridir. ABD, boylece Turkiye'yi daha az bir sermaye gucu ve daha cok askeri ve politik guc ile kontrol edebilme olanagina sahip olurken, burokrasi de AB ulkelerinin sermaye gucune ve burjuvazinin baskisina karsin guclu bir muttefik elde edebilmis oluyor. Burokrasi acisindan boyle bir ABD destegi bulunmaz nimettir.

Biraz celiskili gibi gorulen AB'ye girme istegine burokrasi neden okey verdi peki? AB Turkiye'nin burokratik yapisini degistirmesini isterken, ABD tersine bu burokratik devlet yapisi ile Turkiye'yi AB'ye bir kocbasi, bir ozel ajan gibi sokmaya calisiyor. ABD, burokratik kasttan rahatsiz degil,. hatta onu istiyor bile. Simdi burokrasi kendisinin sorgulanmaya baslamasindan rahatsiz. Medyaya AB karsitliginin yanina ABD'nin de adini yazdiriyor ama bence bu sahtedir. Burokrasi ABD'siz yasayamaz. ABD destegini kaybettigi anda ipleri elinden kacirir.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:55 .