Sevgili
Neva, senin sorularına daha sonra yanıt vereceğim. Bundan önce, Başbakan'ın bizi de ilgilendiren açıklamaları geliyor.
Bugünkü gazetelerin çoğu köşe yazısı Başbakan'ın dünkü açıklamalarının değerlendirilmesine ayrılmış. Örneğin, bugünkü Hürriyet gazetesinde bu açıklamalar hakkında 3 tane net köşe yazısı gördüm.
Köşe yazılarından çıkan ortak sonuç şu (ki bu, daha çok
Yalçın Bayer'in yazısında görülüyor); çağı okuyabilen akılcı nesillerin özgür bir ortamda yetişmesi.
Çok doğru bir tespit. İktidara kim gelirse gelsin, bu ortamı sağlamalı. Bunu sağlayamayanı da, demokrasiden nasibi almamış, Cumhuriyet kültürünü benimseyememiş, otoriter, ceberrut ya da artık her ne isim verirseniz verin, asgari yönetme ölçütlerinden uzak bir kişi ilan edilmelidir.
Peki akılcı olmazsak ne olur? Örneğin, bugün artık
"Yahudi Soykırımı"nın ve arkasından gelen
"Ermeni Soykırımı"nın bir dayatma olduğu bir ağırlık kazanmıştır. Fakat bu ağırlık mevcut iken, akıldan uzaklaşıldığında şu tür örneklerin çıkması kaçınılmaz oluyor.
İsrailli bir entellektüel olan
Israel Shamir'in "
Ey Osmanlı Geri Dön" makalesinde şöyle diyor:
“Eğer Osmanlı yaşasaydı, ne Yahudi Devleti denen canavar, ne de tecrit duvarı ardına sürülen milyonlarca toprağın yerlisi, aynı derecede ezilmiş ve gecekondulara doldurulmuş göçmen işçiler ve karşılarında malikaneler içinde birkaç zengin Yahudi olmayacaktı. Aynı şekilde çaresiz bir Irak’a ABD saldırısı ve sonuçta yüzbinlerce ölü ve acı hiç olmayacaktı, çünkü Irak güçlü imparatorluğun parçası olacaktı”
Shamir'in dediğine göre, yazdığı bu makale son günlerdeki gündemini oluşturuyormuş ve ne ilginçtir ki bu açıklaması makalenin en önemli parçalarından birini oluşturuyormuş.
Oysa İran Cumhurbaşkanı
Ahmedinejat, "
Osmanlı Devleti yanlış yaptı!" demecini verirken, konuya
Shamir gibi yaklaşmamış;
"20. asrın başlarında Osmanlı devletinin yanlış yönetim şekli, bazı kabilelerinin bencilliği ve önyargıları sayesinde ve tarihi gafletlerden dolaysıyla yüzlerce yıl Filistin topraklarının üzerine egemenlik kurma arzusunda olan sultacıların ve müstekbirlerin durumdan yararlandıklarını belirtti." şeklindeki açıklamasıyla akılcı bir biçimde değerlendirmiştir.
Gördüğünüz gibi, aynı konuda akılcı olan ile akılcı olmayan (irrasyonel) 2 kişinin değerlendirmesini. Biri dağdan aşırırken yükünü, diğeri ise düz ovada yolunu şaşırıyor. Şaşırmakla da kalmıyor; kafasını duvara vuruyor.
Aslında Hürriyet gazetesinde bu konuyla ilgili en iyi makaleyi yazan kişi (isminin baş harflerini yazsam yeter: İ. B.) var ama, demek ki üstüne alınmıyor.
Diğer taraftan,
Shamir ve diğerleri gibi
Ahmedinejat'ı destekleyip desteklemediğini merak edenler için yalnızca şunu söylemem yeterlidir:
Upuaut: Hayır,
Ahmedinejat'ı desteklemiyorum; çünkü onu destekleyebilmem için, onu İran Cumhurbaşkanı olarak değil bizim başbakanımız olarak görmem gerekir.
İnanın bana, eğer
Ahmedinejat başımızda olsaydı, ikide bir İsraille, Fransa ile ve diğer ülkelerle kavga ederek tiyatro oynayan ve ABD'den icazet alanlar, 3 seçimdir başımızda olmazdı. Çünkü aslı (
Ahmedinejat) varken, taklitlerine (...) kim bakardı ki?