Kabe = Bakire Kızlar!
"Kabe" kelimesi kāf - ʿayn - bā (ك ع ب) kökünden geliyor. Bu kökten gelen gelen ve Kuran'da geçen 4 kelime var:
(5:6:17) l-kaʿbayni : topuk kemiği
(5:95:26) l-kaʿbati : Kabe
(5:97:3) l-kaʿbata : Kabe
(78:33:1) wakawāʿiba : genç, göğüsleri tomurcuklanmış
"Kabe" kelimesi ile aynı kökten gelen en alttaki "kevâıbe" kelimesi Nebe Suresi'nin 33. ayetinde (78:33) cennetteki bakireleri kasten "göğüsleri çıkmış genç kızlar" anlamına gelmektedir. Bazı meallerde ise bu kelime "göğüsleri tomurcuklanmış" olarak çevrilmiştir.
"Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır." (78;32-33)
İmam Maverdi’ye göre bu ayette geçen “Kevaib” iki manaya geliyor. Birincisi İbn Abbas’a ait olup “Nevahid = Erginlik çağına girmiş kızlar” manasına; diğeri Dahhak’a ait olup “Azârâ = bakire kızlar” manasına geliyor.
Kuran'da Allah'ın cennetteki "bakirelerinden" bahsetmek isterken "Kabe" kelimesiyle aynı kökten gelen bir kelimeyi tercih ettiğini görüyoruz. Bir başka deyişle aynı kökten gelme durumuna göre Kuran'da şöyle bir ilişkinin olduğu görülüyor:
"Kabe - Bakire kızlar"
-"Kabe"nin baş putları olan "Lat - Menat - Uzza"nın "üç kutsal bakire" olarak adlandırıldığı,
-"Kabe" ve "Kıble" sözcüklerinin kaynağının Kubbala, Kibele gibi Ana Tanrıçalardan geldiği,
-Kabe'deki "kara taşın (Hacerül Esved)” kadın cinsel organına benzetildiği,
-eskiden Kabe'nin çıplak tavaf edilip “Biz Mina’ya giderken zekerlerimizden meni damlıyordu” gibi hadislerin olduğu,
kısacası Kabe'nin aslında bir Tanrıça tapınağı olduğuna ilişkin bilgileri dikkate aldığımızda Kuran’daki "Kabe - Bakire Kızlar" ilişkisi biraz daha anlam kazanmaktadır.
Sonuçta Allah Kuran'ında kendi kutsal mekanı olan "Kabe" ismini doğrudan bir "tanrıça" olmasa da kutsal sayılabilecek bir "dişilikle/kadınlıkla" ilişkilendirmiştir.
Eskiden Sümer, Babil tapınaklarında kendilerini tanrıçalara adamış olan kutsal fahişeler bulunuyordu. Kutsal fahişelerle sadece yabancı erkeklerin ilişki kurabileceğini gösteren eski tabletler, Heredot'un verdiği bilgilerle de doğrulanıyor. Heredot'a göre, Babil'li kadın, hayatı boyunca en azından bir kere, Afrodit (Babil'in İştar ve Sumer'in İnanna'sı karşılığı) tapınağında kendisini bir yabancı erkeğe sunmak zorundaydı; bu yabancı erkek Babil'li kadına 'para' veriyordu. Kısacası putperest inançlardaki “tapınak” anlayışının içerisinde bir “cinsellik” söz konusuydu.
Bu bağlamda “Kabe”yi de bir tapınak olarak düşündüğümüzde Kuran’ın Allah’ının bakirelerinden bahsederken “Kabe” kelimesi ile aynı kökten gelen bir kelimeyi tercih etmiş olması düşündürücüdür.
Eğer aynı kökten gelen kelimeleri bir arada düşünecek olursanız “Kabe” kelimesini aklınıza getirdiğinizde “göğüsleri tomurcuklanmış kızları” da aklınıza getirebilirsiniz, bu iki tabirin kökleri aynı. Acaba bunu düşündürten Allah “Kabe” üzerinden cennetteki bakirelerini mi hatırlatmak istemişti yoksa işin içine “bakirelerin” girmiş olması Kabe’nin aslında bir “tanrıça” tapınağı olmasından mı kaynaklanmıştı?
Konu cenkvarol tarafından (24-06-2014 Saat 03:04 ) değiştirilmiştir.
|