Andrew´isimli üyeden Alıntı
Fakat bu etkilesimlerin kendiliginden, organize bir bilgi sistemi uretmedigini goruyorum. Mesela bilgisayarda bir programin arka planinda da ayni anda sayisiz elektronsal degisim oluyor; CPU icinde elektronlar belki saniyede yuz milyonlarca kez gecis yapar. Ama bu gecislerin hicbiri kendi basina bir yazilim olusturmuyor. Cunku yazilim "islem yogunluguyla" alakali degil, "duzenli talimat dizisi" ile ortaya cikiyor. Bir Linux kernel'i al, bir FreeSurfer pipelinenini al, bir Python scriptini al, milyonlarca ham islemin dogal sonucu olarak ortaya cikmaz; bunun icin bilincli bir sekilde organize edilmis komutlarin bir araya gelmesi gerekir.
|
CPU vb kendi başına yazılım oluşturmuyor çünkü koşulu öncesinde sınırlıyoruz(eğer koşul sağlayıcı olursa, kendi başına yazılım da oluşturur), bu kendi başına CPU vb. olması değil, olanın yetisiyle ilgilidir. Doğada ise önceden yüklenmiş bir amaca dönük olarak ortaya çıkması, kendiliğinden bu biçimde bir bilgisayar ve yazılım olası değildir, aynen
suyun, rüzgarın itme kuvvetinin, değirmenleri çevirmek için olmadığı gibi. Kısaca temelde çok basittir, basit etkileşim, tepkileşimler, kısaca basit İŞ kullanılır, ancak bu etkleşimler ilişkili bir hale ve bütünde temsili mümkün hale geldiğinde ister
mekanik ister biyolojik anlamda örgütlü yapı formu haline gelirler... Bütünüyle temelde yatan basit etkleşimler ve açığa çıkan iş(eylem), iş bütünlüğü(örgütlü yapıya)...
Düşünmek için vb. önceden (yani organizmanın bu yetiyi kazanmasından evvel) monte bilinç gerekmiyor, bu yeti(etki-tepkielri değerlendirebilme) organizmada açığa çıkıyor -veya olmalı, yoksa zaten sonuç da vermeyecektir. Ve yine beraberinde öğrenme yetisi de gelişimini güçlendiriyor. Örneğin bebekken doğada herhangi bir hayvan tarafından yetiştirilen bir insanın davranış, yetileri ile, şehirdeki kıyaslanamaz. Yeti organizmanın yapısından geliyor, ancak gelişimi ve işlevselliğini organizmanın içinde olduğu koşullar, girdi, çıktılar belirliyor. Yani bilinç edinebilme organizmaca sağlanan yeti iken; bilinç, düşünce ise bu yetinin kullanımıyla (iş, fiil hali) oluşuyor. Öncülde ve ortamda hali hazır bilgi vb. bulunmuyor(
üretiliyor). Programlarda da durum farklı değil(yorumlanmadığı sürece verinin anlamı yok), her komutu da işlemci(maddi yapı, biyolojik olsaydı duyularla alınan her etki) yorumluyor ve bilgi dediğimiz aslında yorumun çıktısı oluyor(yorumcunun eylemi, İŞ anı açığa çıkıyor). Önceden hzır halde bulunmuyor, ancak bu çıktı verisi hafızaya yerleştirilebilir, bu halde çağrı anında hafızada varsa getir-yorumla, yoksa alınan girdiler(veri), hazıfadaki ile eşleşmiyorsa, yorumla(kıyaslarla) üretmesi sağlanır(temelde kıyas edilen ise özünde etki-tepkidir). Doğada ise, gelinen uzam ve sayılamaz, rakamlarla ifade edilemez orandaki etkileşimleri, mutasyonları, değişimleri düşündüğümüzde, herhangi bir organizmanın bu yetiye sahip olması da bir bakıma
kaçınılmazdı-r.
Kaldı ki organizmalar iradi müdahale ile ortaya çıkartılmıştır denirse; bu halde bu müdahaleyi yapanın varlığı sorunu da eklenmiş olur ve sonsuz paradoksa(mantık hatası) dönüşür. Böylelikle demek ki bu tür öne sürümlerin konuyla ilgisi, alakası kalmaz(ideolojik düzeye, soruna cevap değil, aksine sorunun kaynağı olmaya ve sorunu arttırmaya hapsolur).
Biyolojik organizmalar(canlılar) açısından bakarsak, örneğin Ay'da da benzer organizmalar olmuyor, çünkü sınırlı koşul... Kaldı ki organik maddelerin, inorganik maddeye dönüşümü basitçe gözlemlenebilir, kömür, petrol vb. bu halde demek ki tersi de mümkün...
Kısaca bir amaca dönük sınırlanmış bir alan etkileşimi ile, doğa kıyaslanamaz... Evrim ve bulgularını görüyorsak, geriye doğru bulgular ile güncel bulguların kıyası zaten yeterli açıklamayı sunuyor... Doğa'nın da bir doyum noktası olur, bu her koşul için geçerli, bu doyum milyar, milyonlarca yılda gerçekleşmiş ve zatençok fazla sayıda tür, çeşit, biçim açığa çıkmış.
Benzer koşulda (ki elbette sınırlı olmasına rağmen) buraya bakılabilir.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Miller-Urey_deneyi
Miller-Urey ortamı değişkenler ve ilişkilerle tanımlanıp, fonksiyonel olarak programlanırsa, simüle sonuç organizmalara çıkar ve hem ardışık hem de asitmetrik olarak artan trilyonlarca döngü, trilyonlarca da iç döngü(recursive - öz yinelemeli), etkileşim ve geniş girdi, çıktı sağlanırsa, binlerce de mutasyon çıktısı sağlanabilir ve bu rastgele(önceden bir amaca dönük olmaksızın, iradi olaraks eçilmeye gerek olmaksızın) mutasyonlar, ilkel ötesi ilkel organizmaya, daha ileri yetiler kazandırabilir(olasılıklar ve olası-mümkün bir çok olağanüstü(verili yapılar, durumdan daha farklı) sonuç açığa çıkartabilir)...
Genel olarak buraya bakılabilir
https://tr.wikipedia.org/wiki/Abiyogenez