Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Dünya Dinleri, Mitoloji & Antik Uygarlıklar > Mitoloji & Esoterisizm

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #71  
Alt 20-11-2025, 22:29
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.056
Standart kisa bir aciklama

Popper konusunda aslinda dun bir seyler yazmak istiyordum ama gercekten cok yogundum, araya baska isler girdi. Bunun icin kusura bakmayin. Bugun de teslim etmem gereken projeler var, aslinda gec de kaldim. Umarim halledebilirim. Yine de firsat bulabilirsem gece felan hem Popper hem de ateizm konularinda kisa bir seyler yazmak istiyorum.

Popper ile ilgili ele almak istedigim nokta suydu: Popper'in kendi orneklerinin ve kullandigi soylemlerin, gercek bilimsel pratikte aslinda cok karsiligi yok. Yani isler Popper'in anlattigi kadar basit islemiyor. Bilimde bir deney yaptiktan sonra sonuc beklenenden farkli cikti diye koskoca bir teori cope atilmaz. Arada kontrol edilmesi gereken, gozden kacmis olabilecek baska degiskenler olur. Aslinda daha sonrdan urettigi bir kavramla buna da aciklik getiriyor ama bilim bu kadar siyah-beyaz ilerlemez. Bu isler bu kadar abasit degil. Ama ote yandan Popper'in yontemi, yine de bilimi oznel yorumlardan uzak tutmak icin faydali bir cerceve sunar. Bu yuzden hem elestirmek hem de guclu yonlerini gostermek istiyordum.

Zaten Popper konusu, universitelerin giris seviyesindeki derslerinde, istatistige giris, research design vs. cok kisa sekilde ele alinir. Ya yarim sayfa ya bir sayfa felan. (Bilim felsefesi yada flsefeye giris derslerinde biraz daha fazla anlatilir.) Genelde ogrencilerin bilimsel dusunmeye dair genel bir fikir edinmesi icin mufredata koyuyorlar.Yani bilim dunyasinin icinde aktif olarak calisan insanlar icin Popper, basli basina tartisilan bir mesele degil. Daha cok tekrarlanabilirlik, seffaflik, metodolojik saglamlik gibi daha pratik konular on plana cikiyor. Bunun da otesi, bilim insanlari, bilim yapiyor, yaptiklarini yayinlama savasi veriyor. (maalesef ya publish ya perish politikasidir gidiyor) Isler boyle gidiyor.

Bir de dogrulamak gibi kelimeleri tartismalar sirasinda mecburen kullandim--cunku forumda bu kelimeleri gordum-- ama bilimsel pratikte aslinda kimse oturup da ben su bulgulari dogrulayayim diye arastirma yapmiyor. Basit duzeyde bu kelimeelri burada kullandik. Bir deney ya replication study seklinde yapilir ya da yeni degiskenler eklenerek, farkli kosullar altinda test edilir. Yani amac dogrulamak ya da yanlislamak degil; verilerin bize ne soyledigini gormek. Yani ben bir seyi dogrulayacagim yada yanlislayacagim diye bir mesele yok. Fakat bilim felsefesi baglaminda burada bunlari konusuyoruz; o yuzden saglikli bir gorus olusturmak icin de sadece Popper'a degil, Lakatos ve Kuhn gibi isimlere de bakmak iyi olur demistim, fakat zaman sikintisi olunca gerisini getiremedim. Boyle bir istikamet vermek istememin sebebi tartismayi sadece Popper uzerinden goturunce konu biraz daralmis oluyor. Ve bize tam saglinli ve dengeli bir bakis acisi sunmuyor.

Ateizm konusunda yazmak istedigim sey ise suydu: Ateizmin kendisini bir inanc degildir. Ateizm derin bir konu. Teizmin belli basli inanclari var ve elestirmesi daha kolay. Bulastigi pek cok din sacmaligini ve uygulamalarini da hesaba katarsak tabii.. Ama yine de ateizmin bazi konularda cok kesin ve iddiali bir tutum takindigini ve bunun da bir cesit inanc olabilecegini dusunuyorum. Ayni seyi uzaylilar meselesi icin de soyleyebiliriz. Oradan da ornek vereyim de ne demek istedim biraz daha acik olsun. Yani, 10 yil once bu forumda bana bir ateist, hala burada aktif yaziyor, dedi ki, uzayda bizden baska hic bir canli yoktur. Biz evrende yalniziz. Ateizm icin dedigim sey de bu. Uzayda canli olarak ne goruyoruz, sadece kendimizi. O halde evrende yalniziz diyebiliriz. Fakat bu dogru olmayabilir. Biri kalkar da derse, "hayir, kesinlikle tek canli biziz" ben buna bir cesit inanc turu derim. Bu aksam, Fenerbahce Galatasaray'i kesin yenecek diyen adamin da inanci vardir. Benim karim beni aldatmaz diyen adamin da. Yani demek istedigim bu tutum, bazen kendi basina bir inanc haline geliyor. Bunun yaninda ve bundan farkli olarak, ozellikle beyin ve bilinc gibi konularda, ateizmin teizm karsisinda daha guclu argumanlar uretmekte zorlandigini dusunuyorum. Aslinda teizm demeyelim, herhangi bir din kavramini katmayalim. Bu konuda da kisa bir degerlendirme yapmak istiyordum ama firsat olmadi.

Spartacus'un yukaridaki mesajlarini da okumak ve varsa sorularina ya da elestirilerine bakmak istiyorum. Eger zaman bulabilirsem bu iki konuya da yazmaya calisacagim.

inanc/inancsizlik pozisyonum:

Bu arada benim gorusum agnostism degil. Dinozorlarin kemiginden yeme aliskanliklarindan tut, pek cok konuya kadar askla okuyup arastirmisimdir ama bir gun bile oturup, "agnostizmi arastirayim" demedim. Ben hayatim boyunca ya ateisttim ya teist. Simdi ise, "bilmiyorum" diyorum.

Bilmiyorum, "bilinemez" demek degil; acikca bilmemek demek. Bunu bu anlamda kullaniyorum. Tanrilarla ilgili meselelerde bir bilme iddiam yok. Inanip, inanmama durumum vardir; da bu (?) soru isaretinden dolayi net degil. Bunun en temel sozlu ifadesi sanirim bilmiyorum. O yuzden kendimi ateist, teis, agnostik, panteist bilmem ne seklinde tarif edemem. Bunlarin hic biri degilim. Benim olayim, oturup durustce her iki argumana da bakmak ve hakikat varsa, ona yaklasmak. 30 yildan fazladir istisnasiz hergun okuyorum ve uzerinde dusunuyorum. Soru isaretimin yada posizyonumun sebebi bilgisiz oldugumdan dolayi degil.

*Bu mesajlarin buraya tasinamsi iyi olmus, tesekkurler. Zaman olursa konularina gore uygun baslikta konussak daha iyi olur.
Alıntı ile Cevapla
  #72  
Alt 20-11-2025, 22:56
bilgivehis bilgivehis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.925
Standart

Andrew´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ama yine de ateizmin bazi konularda cok kesin ve iddiali bir tutum takindigini ve bunun da bir cesit inanc olabilecegini dusunuyorum.
İnanç kelimesi bilinmeyeni ve aynı zamanda mutlaklıgı ifade eder. Ateizm ise bilgiye, veriye, kanıta dayanır.
Bilinmeyeni baz almakla, bilgiyi baz almayı aynı kefeye koyup inanç olarak tanımlamak yanlıştır.
Örnegin bilgiyi, nesneyi sorgulamaya felsefe diyoruz. İnançta ise sorgulamak yasaktır.
Ateist hem sorgular hem gözleme hem verilere bakar.
Başka deyişle," hani tanrı nerede?" der.
Yani ateizmde mutlaklık yoktur, bu nedenle inanç olarak değerlendirmek yanlıştır.
Alıntı ile Cevapla
  #73  
Alt 20-11-2025, 23:06
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.056
Standart

Bilgive his, yazdigin icin tesekkur ederim.


Ama ben yine de soyle dusunuyorum: Elimizdeki bilgiyle ateist olabiliriz demek bana daha dogru geliyor. Cunku bizim bakis acimiz, beynimizin kapasitesiyle, insanligin bugune kadarki birikimiyle sinirli. Dini, psikolojik ve metafizik aciklamalari da biz insanlar uretiyoruz. Yani ortaya koydugumuz tanri tasavvurlari da bizim yorumlarimiz, bizim kulturlerimizin urunleri. Bildigimiz sey sadece bu. Ve bu bilgi dogal olarak sinirli. En nihayetini bilmiyoruz.

Biz, sahilde bir cakil tasiyiz. O kadar.
Alıntı ile Cevapla
  #74  
Alt 21-11-2025, 04:46
bilgivehis bilgivehis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.925
Standart

Andrew´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
En nihayetini bilmiyoruz.
Ancak bildiklerimizi küçümseyemeyiz.
Çünkü bir insan iradesini, kararlarını, yaşamını ve herşeyi bilinç durumuna göre belirler. Aksi halde başkalarının çıkarlarına göre yönlendirmesine maruz kalmaktan kendisini kurtaramaz.
Zaten okumamız, yazmamız, araştırmamız, tartışmamız hep bunun için değil mi?
Yani birileri birşeyler biliyor, ben bilmesem de olur dediğimiz zaman onun kölesi olmak elzem duruma düşer. Bu nedenle ne kadar bilgi o kadar kontrol sende demektir.

Bir arkadaş kalabalıga şu basit soruyu sormuştu "İngiltere kraliçesi kimdir?".
Ben hariç bir tane dahi bilen çıkmadı. Ben de bilen çıkacak mı diye seslenmemiştim.
Arkadaş daha sonra biraz üzgün bir ifadeyle şunu söyledi.
Bir savaşta esir düştügünüzü düşünelim, bu da söz gelimi İngiltere olsun.
Böyle basit sorularla karşılaşabilirsiniz, bilmediginiz her soru size olumsuz olarak dönebilir, demişti.
Tabi bu basit bir örnek ama öyle bir anda bile bilginin ne kadar önemli oldugunu gösterir.
Yani bir çakıl taşı olsak da bilgi bizim herşeyimiz.
Alıntı ile Cevapla
  #75  
Alt 21-11-2025, 14:04
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668

Onur Üyeliği 

Standart

Andrew´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Spartacus'un yukaridaki mesajlarini da okumak ve varsa sorularina ya da elestirilerine bakmak istiyorum. Eger zaman bulabilirsem bu iki konuya da yazmaya calisacagim.

inanc/inancsizlik pozisyonum:

Bu arada benim gorusum agnostism degil. Dinozorlarin kemiginden yeme aliskanliklarindan tut, pek cok konuya kadar askla okuyup arastirmisimdir ama bir gun bile oturup, "agnostizmi arastirayim" demedim. Ben hayatim boyunca ya ateisttim ya teist. Simdi ise, "bilmiyorum" diyorum.

Bilmiyorum, "bilinemez" demek degil; acikca bilmemek demek. Bunu bu anlamda kullaniyorum.
Bu size diğerlerinden öte, ileri bir konuma yerleştiriyor mu? Her iki durumda mümkün ve zaten sana baktığımda öylesin de, bu halde A,B,C vb.'ye göre daha ileri bir açı, konumda iken, aslında daha ileri konumda olduğunuzu düşündüğünüz E'den de daha geri konumdasınızdır. Burada sıkıntı ancak önyargıyla ilgili olabilir.

Öncelikle tanrı konusu teolojinin sorunudur. Politik çatışmalarla karıştırmamalıyız... Ateizm açısında, özgülünde ise tanrı diye bir konu bulunamaz, bulunsa ateizm olmaz, yani ideolojik, politik tartışma zemini ile şey'in özgülü karışırtrılmamalı. bir teist, ateist var olduğu için inançlıdır, gerekçesi budur denebilir mi? Tersi de geçerli değil, ancak ateizmin verili ortamda biçimsel(konumsal) varlığı, teizmin varlığına ve kendi dışında olanı tanımlama, konumlandırmasına da bağlıdır -bu kendi özgüllerinde anlam kazanan içerikten bağımsız, biçimle, politikle ilgilidir. Yoksa her insan "ist" eki almadan doğar. Bir insan hiç bir tanrıya inanmıyorsa hatta inanıyor fakat iradi müdahale eklemiyorsa, kendisine hiç bir atıfta bulunmasa bile, O teizm açısından otomatik olarak ateisttir ve teizm bu halde oturup tanım yapar -ötekini tanımlar, ancak bu tanım tam anlamıyla diğerini bağlamaz. O sebeple her meseleye özgülünde bakmak gerekir. Günümüzde ise hala hakim olan teizmin tanımları ve bu aşılamamış.

Tanrıyı(neyi?) "biliyorum, bilmiyorum, bilinir, bilinmez" üzerine değerlendirmek, usül, mantık hatasıdır, temel sıkıntı da buradan gelir. Daha nasıl anlatılır bilmiyorum, bir program mantığıyla bakalım; a bir değişken ve içi, alımlı, çalımlı doldurulmuş. İşlem, a ile b yi toplar ve aslında a boş veya rakam(objektif yerine düşünelim) değilse hata döndürmek,,,

function hesapla(a, b) {
eğer(a == boş veya a rakam değilse){
dön error; // daima hata dön
}
degilse {
dön -> a+b;
}
}

a = 'Allah, Tanrı, Zeus, Tor................+1000';
b = 1.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000;
ekrana_bas hesapla(a,b) // a+b yap, sonuc=error

Bu işlem bu koşulda, daima ERROR dönecektir. Daima demem ideolojik değil, bu özellikle anlaşılmalı, kural oratada... Evren hakkında ne biliyoruz, bilmiyoruz, biz ne biliyor ki, şu kadar kişi b'ye şunu yüklemiş vb. hiç bir anlamı, önemi, bağlayıcılığı, ilişkisi, alakası yok, b değişkenine ne yüklerseniz yükleyin geçersiz... Ama buna rağmen şu yapılıyor, koşul baştan değiştirilip (a nazarında özel ayrıcalık tanıyıp), çarpıtıyoruz

eğer(a==boş veya rakam değilse)
dön a// daima a dön
}
a = 'Allah, Zeus, Taru, Enlil.................+1000';
b = 0;
ekrana_yaz hesapla(a, b);

Kısaca burada ne yüklenirse, o sonuç alınır, hal böyle olunca ben de çıkıp bu yapılanın akıl mantıkla bağdaşmadığı, safsata olduğunu söylersem bu sadece tespittir ve gereklidir. Yani ne bir aşlağılama, ne bir isnat, ne de hedef tayini... Bilmiyorsak zaten yorum yapmamız hata. Örneğin; Tanrı = bilmiyorum demeniz de bir yargıdır ve bu hatalı -> "bilmiyorum=bilmiyorum"... Bu öncül bir hakkındalığa, ilişki bağlamı bilgisine yetecek düzeyde genel bilgiye sahip olduğumuz kıyaslarla karıştırılmamalı, o halde eşitliğin başına"tanrı" koymamanız gerekir(bilmiyorum=bilmiyorum oluyor ve burada bahse konu hiç bir özne, nesne artık her ne olursa bulunmuyor(yok))....

Burada yaptığımız diğer mantık hatası, evreni, trilyonlarca ışık yılı mesafeleri vb. öne sürmemizdir(ki b değişkenin içeriğini bunlarla doldrumanız da bir şeyi değiştirmiyor).. Oysa konu edilen ise spesifik, bir "şey'leştirme" anıştırma (tanrı) üzerinedir, yani özeldir. Milyar adet değişkenimiz olabilir, ancak her birine dair konuşacaksak bu ona dair ve değerine göre olmalı ve o kendini böyle ortaya koymuş olmalı, yoksa değişken ve değerden de, zaten şeyleşemiyorsa(sınır tayini, boşlukta yer kaplama, formlaşma vs.) hiç söz edilemez.

İş gelir de teolojik iddiaların değerlendirilmesine varırsa, meselenin açısı, zemini değişir, burada konu politik, ideolojik hal alır, bunlar birbirine karıştırılmamalı, sonuç olarak her iddialarının sonu "error" çıkıyor. Şimdi bir sürü insan terzi varsa, usta varsa bir yapanı vardır vs. bunları ayrı ayrı tartışmaya gerek var mı? Tümü safsata ve ayrıca kendi kendini çürüten paradokslar... Yani yukarıdaki işleme yordama tekrar giriyor ve sonu=error...

İlla terzi, usta gibi mantık hatalı paradoksları tartışalım denirse tartışalım, doğayı, fiziği, maddeyi, hareketi, değişimi yok sayıp, her bir şeye, oluşa iradi bir müdahale şartını başa koyan bu çarpık, ortada olanla bağdaşmaz(yani uydurma, nasıl olursa benim dünyam olur farazisisi) anlayışlarla ve hiç bir hareket, ilişki, değişimin herhangi bir form açığa çıkartamayacağı iddiasıyla gelen bu cehalete olanak verecek, ama zaten içinde olduğumuz ve zaten ortada gerçekleşen fiziğe, doğaya bu saçmalıklara tanıdığımız olasılığın milyonda birini tanımayacaksak, aslında tartışmanın da anlamı ne? Sıfır... Zeus için trilyonda bir olasılık tanımamız için, fiziğin, maddenin, doğanın %100 olasılığını(ortada ve gözleme açık yani) sıfırlamamız beklenmemeli, dağları dedem yarın yaratmış olabilir mi? Ama sonsuz evren, ama sonsuz uzay vb. safsata bunlar ve olasılık için yeterli değil, OLASILIKLAR OLASI üzerinden kurulabilir ve öncüle, dayanağa muhtaçtır. İyi de deden yaratmadıysa o halde dağlar neden var, yarın yaratabilir o kadir vb.? Hala!! Boş, tamamen boş safsatalar, bende şu an bunları Venüs'te bulunan Akdeniz sahilinden yazıyorum, ne yani olamaz mı? Olamaz, boş safsatalar.

Sonsuz paradoks ve sonsuza kadar tasarlanması gereken ve tasarlanmaya muhtaç sözde terzi(tanrı), ve terzi(sonsuz terzi tanrının yarattığı terzi...+n) vb. safsatalarını bir yana bırakıp, eğer size olağanüstü gelen bir organizmayı düşünüyorsanız, anlık düşünmeyin. Temelinde metrelerce uzayacak denli bol sıfırlı etkişleşimler vardır, yani bir anda ve tek bir parça şahsında olmuyorlar(1 km2 çaplık bir alanda, 1 milyar bakteri varsa ve her saniye etkileşimi baz alırsak, 1 milyar bakterinin en az 1 kez ilişki, etkileşim içinde olduğunu gösterir(saniyede 1 milyar etkişeim), yani salt uzam olarak şu kadar yıl diye bakılmamalı, popülasyonun bir bütün halde kendi iç, dış ilişki, etkileşimleri, dinamikleri ve verili durumda yeni türde formların, mutasyonların vs. olasılığının trilyonda bir bile olsa, bu olasılığın 24 saatte tam 86.400(saniye) * 1 milyar(bakteri) ilişki, koşul olasılığı edindiğini, alanı yüzlerce, binlerce km2 ve bir kaç milyon, milyar yılı da üzerine koyarak, genişleterek hesaba katın[/B]. Ve sonuç olarak Evrim teorisinin o muazzam bulgularına bakın. Yani ne biliyoruz ki vb. bunların hiç alakası yok, gereği de, konuyla ilgisi de yok, insanın Zeus uydurduğu her dönem, Zeus masalı için yeterli ise, bu safsataları çözümleyecek denli bilgi de, aynı dönemde yeterlidir..

Sonuç olarak; Tanrıyı bilmiyorum diyorsun, ben ise ;
NULL ... bir yargıya sahip olamam, bu benle ilgili değil, verili durumda olmayan(tespit olarak!) bir şeyden söz ediliyor, ideolojikleştirilemesin, o halde; içi boş bir değişkenin, içeriğinin ne olup, olmadığı üzerine yorumda bulunmam bekleniyor ve bana kalan BOŞ, ORADA yorumlayabileceğim bir ŞEY yok demek oluyor. Aksi bilmiyorum demek, içinde bir şey olduğu(sanki varmış gibi), ama bilmediğini kabul etmek olur. ve açıkcası NULL namına ister verili an isterse de sonsuza kadar istesek de tartışamayız, biz sadece ve nasıl mümkün oluyorsa olduruluyor, NULL'a yüklenen farazi atıfları tartışıyoruz...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (21-11-2025 Saat 15:41 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #76  
Alt 23-11-2025, 08:25
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.056
Standart Benim cevabim: Tanri var mi yok mu? Varsa neden var olabilir?

Arkadaslar, Tanri meselesi uzerine ne dusundugumu biraz anlatmak istiyorum. En azindan neyi neden dusundugumu aciklamak istiyorum. Bu benim icin ne kesin bir inanc olayi ne de reddiye olayi. Daha cok, elimizdeki biyolojik, sinirbilimsel ve tarihsel veriler uzerinden felsefi olarak dusunme girisimi. Boyle tanimlayalim. Ve burada size bir seyi kanitlamaya calismiyorum. Durustce ne dusundugumu, ve neden dusundugumu anlatacagim.

Ilk noktada acik oldugum sey su: Eski uygarliklarin tanrilari bana gore insanlar tarafindan uretildi. Yunan mitolojisindeki Zeus, Athena, Dionysos, Apollo; Mezopotamya'da Marduk ve Ishtar; Misir'da Osiris ve Horus; Anadolu'da Kybele; Hindistan'da Shiva ve Kali gibi tanrilar antropomorfik figurlerdir, yani insan duygulari ve davranislariyla bire bir seylerdir. Kizarlar, ofkelenirler, intikam alirlar, odul verirler, baglilik isterler vs... Dogal olarak toplumlar kendi korkularini, umutlarini, sosyal duzen ihtiyaclarini BU TANRI FIGURLERINDE yansitmistir. Bu bakimdan bu tanrilarin tamamen insani ve kulturel uretiler oldugunu dusunuyorum.

Fakat bu insan yapimi tanrilarin OTESINDE, daha soyut bir anlamda "evrenin ardinda bilincli bir ilke var mi, yok mu?" sorusuna gelince, burada kesin konusamiyorum. Kendimi ateist ya da teist olarak adlandiramiyorum. Daha cok ogenen, sorgulayan, veriyi ve akil yurutmeyi ciddiye alan biri olarak goruyorum kendimi. Yani cok bilen biri de degilim, sizin gibi, baskalari gibi ogrenen biriyim iste. Buna ragmen, modern biyolojiye, gelisimsel sinirbilime ve genetik koda baktigimda, soyut bir Tanri fikrinin tamamen absurt bir ihtimal oldugunu da soyleyemiyorum. Hatta bazen, salt madde, yasa ve tepkime uzerinden her seyi aciklama girisine gore, bilincli bir ilke ihtimalinin bazi acilardan daha makul durdugunu hissediyorum.

Burada temel mesele sudur: Insan zihni ve beyni dunyaya bos bir levha olarak gelmiyor. Dogustan muazzam bir biyolojik bilgiyle geliyoruz. Bu bilginin tasiyicisi bildigimiz DNA. Bu sadece kimyasal bir molekul felan degil, ayni zamanda bilgi kodu, programlama gibi calisiyor. Genel kitlenin de okuyacagi varsayimindan hareketle, ----assagida detaylandiracagim biraz---, burada diziliminde HUCRESEL DAVRANISI YONLENDIREN SPESIFIK TALIMATLAR. var.

Kum tanesinden bile daha kucuk bir madde halindeyken hangi hucenin ne zaman bolunecegi, hangi genin hangi anda aktif olacagi, hangi proteinin hangi dokuda sentezlenecegi, hangi organin vucudun neresinde olusacagi, DNA hasari oldugunda hangi onarim mekanizmasinin devreye girecegi ve nasil calisacagi, nasil onarim yapacagi gibi sayisiz detay var bu kodda. Bu talimatlar dogustan hazir; yani daha hic bir deneyim yokken bile beden ne yapacagini biliyor. Beynin gelisimi de beni cok etkileyen bir sey o yuzden oradan da ornek vermek isterim. Soyle ki, mesela sinir sisteminde aksonlarin hangi yollar boyunca hedeflerine ulasacagi, hangi noronun hangi noronla bag kuracagi, hangi bolgenin hangi islevde uzmanlasacagi buyuk olcude genetik program tarafindan cizilmis BIR ROTAYI TAKIP EDIYOR.... Evet deneyim ve ogrenme bu rota uzerinde ince ayar yapiyor ama ana hatlar onceden belirlenmis. Bu noktada LGN, yani Lateral Geniculate Nucleus ornegi var beni dusunduren. Bundan ben baska bir baslikta biraz bahsetmistim sanirim ama hatirlayma amaciyla soylersek, LGN dedigimiz sey, gozden gelen gorusel bilginin beyine ilk ugradigi duraklardan biri. Insan LGN'si dogustan katmanli yapiya sahip; klasik olarak alti ayri layer olarak tanimliyoruz. Bu katmanlarin bazi alt gruplari magnoseluler olarak adlandiriliyor ve daha cok hiz, hareket, zamanlama, dusuk detay gibi bilgiler burada isleniyor. Bazi katmanlarsa ---ki biz buna parvoseluler diyoruz---renk, ince detay, bicim gibi bilgileri bildigin ayristiriyor. Ayrica hangi katmanin sag gozden, hangisinin sol gozden gelen sinyali alacagi, retinanin hangi bolgesinin LGN'nin hangi noktasina haritalanacagi (retinotopi) dogustan belirlenmis bir duzene sahip.

Yani daha ortada gorsel deneyim diye bir sey yokken bile, DNA'nin icinde su tarzda bir FIKIR YADA BILGI zaten yazili: Gozlerden gelen sinyaller once LGN uzerinden gecsin; burada sinyaller alt katmanlara ayrilsin; su katman hiz ve hareketi, su katman renk ve detayi, su katman belirli gozden gelen girdileri islesin; sonra bu ayrismis bilgiler gorsel kortekse su duzen icinde gonderilsin. Bu elbette kelimesi kelimesine yazili bir cumle degil; ama islevsel aciklama olarak baktigimizda, DNA'nin icerigini boyle ifade edebiliriz. Ortada yalnizca molekul yiginlari yok; molekullerin diziliminden kaynaklanan, belirli bir amaci olan, kategorize eden, ayrim yapan bir bilgi duzeni var. Bu, en azindan felsefi acidan, sadece " bilmem kac yilda maddeler carpisiyor, etkilesiyor iste" diyerek gecisilebilecek bir durum degil gibi geliyor bana.

Burada bir noktanin altini daha cizmek istiyorum: Elbette tum kimyasal ve fiziksel tepkimeler dogal yasalara bagli. Elbette ki atomlar rastgele saga sola ziplamiyor; bunlar belirli sicaklik, basinc, enerji duzeyi, yuk dagilimi gibi sartlarda belirli tepkimeleri gerceklestiriyorlar. Termodinamik, elektromanyetizma, kuantum duzeydeki kurallar, molekuler baglanma prensipleri vs var. Bu yasanan seyler zaten tum bu sureci yonlendiriyor. Ben de bunun GAYET FARKINDAYIM; hicbir sey tam anlamiyla "kaos" , yada "rastgele" olan seyler degil. Ancak su ayrimi yapmak zorundayiz: Fiziksel tepkimeler duzen uretebilir ama kendi baslarina "bilgi" uretmezler. Iki tasi ust uste koydugunuzda duzenli bir yigin elde edersiniz ama bu yigin size "nasli beyin gelistireceginizi" soylemez. Suya seker atip karistirdiginizda homojen bir cozelti elde edersiniz ama bu cozelti bir bilgisayar programi haline gelmez. Bir yigin kagidi rüzgar savurabilir, kagitlarin bazilari yan yana gelebilir, hatta duzenli dizilmis gibi bile durabilir; ama bundan bir ansiklopedi ciktigini soyleyemeyiz. Molekuller bir araya gelip kristal yapilar olusturabilir, fakat kristal bir DNA gibi "sunlari sunlara baglayacaksin, su zamanda su proteini ureteceksin, sonra su katmani hareket icin, diger katmani renk icin kullanacaksin" diyen fonksiyonel talimatlar icermez.

Bu yuzden, canli sistemlerde gordugumuz bilgi duzeni benim icin tamamen felsefi acidan bir soru aciyor: Bu kadar yogun, amacli ve fonksiyonel bilgi, bilincsiz madde etkilesimlerinden mi cikmistir, yoksa bunun arkasinda bir bilincli ilke, bir Tanri mi vardir? Bu sorunun kesin cevabina sahip degilim. "Tanri kesin vardir" diyemiyorum; cunku bu da benim bilgi sinirlarimi asan bir iddia. Ama ayni sekilde "Tanri kesin yoktur" demek de bana o kadar iddiali geliyor. Bildigimiz sey su: DNA ve beyin gibi yapilar, klasik anlamda kitap, kod, algoritma diye adlandirdigimiz seylerle cok benzer bicimde bilgi tasiyor. Tarihte bildigimiz tum kitaplar, tum yazilimlar, tum schemalar bilincli zihinlerin urunu. Bu da dogal olarak insana "Acaba burada da bir bilincli kaynak var mi?" sorusunu sorduruyor.

Ozetle, tekrar ediyorum: Eski toplumlarin tanrilarini BILDIGIMIZ gibi insanlar yaratmistir; ve tamamen antropomorfik ve kulturel UYDURMALAR. Ama soyut anlamda bir Tanri iddiasi (bu bir iddia sadece) absurt bir sey degil. Ve burada kimseye bir dayatma felan yapmiyorum. Yazinin basinda da soyledigim gibi, neyi neden dusundugumu KENDIMCE ACIKLAMAYA calismak. Ortaya koydugum bu gorus, HATALI OLABILIR, MANTIKSIZ DA OLABILIR. Bu benim sadece kendimce algiladigim seyler. Bilmem anlatabildim mi?



*Bu arada, bilgi ve spartacus'un yazilarina kendimce bir cevap verecegim bugun yarin. Bilgi'nin yazisini okudum. Spartacus'un henuz okuma firsatim olmadi. Once onu okuyacagim. Sonra bir cevap yazacagim. Kendimi suan bir arenada gibi hissetmiyorum, cevap verme, cevap yetistirme, hakli olma gibi bir derdim YOK, sadece bunu soylemek istedim. Bu yazilar belki de benim hatali mantik yuruttugumu ortaya koyuyordu, o da olabilir. Bakalim, okuyunca belki bana yardimci da olabilir. Benzer sekilde sizden ve diger forum kullanicilarindan ricam, beni anlamaniz.
Alıntı ile Cevapla
  #77  
Alt 23-11-2025, 09:35
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.056
Standart

Sevgili bilgi,

Yazdiklarin konusunda samimi olarak soyleyeyim, soylediklerinin hicbirine itiraz etmiyorum. Bilginin onemini elbette biliyorum; insan hayatini, kararlarini, hatta karakterini bile bildikleri uzerinden insa ediyor. Bu konuda seninle tamamen ayni noktadayim. Zaten okuyor, arastiriyor, tartisiyor olmamiz da bunun bir parcasi.

Benim anlatmak istedigim sey biraz su noktada: Evet, bildiklerimizi ciddiye almaliyiz, ama ayni zamanda bilmedigimiz seylerin de oldugunu kabul etmek zorundayiz. Bu ikisi birbirini dislamiyor. Mesela doga hakkinda, insan zihni hakkinda, biyoloji hakkinda bildigimiz seyler muazzam; bunlari kucumsemem. Ama bunun yaninda, hala cevaplayamadigimiz sorular da var. Belki de biraz ayrisacagimz nokta bu bilmedigimiz alana tanri meselelerini de koymam.

Saygiyla ve sevgiyle
Alıntı ile Cevapla
  #78  
Alt 23-11-2025, 10:32
bilgivehis bilgivehis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.925
Standart

Andrew´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ama bunun yaninda, hala cevaplayamadigimiz sorular da var. Belki de biraz ayrisacagimz nokta bu bilmedigimiz alana tanri meselelerini de koymam.
Bildiklerimiz bilmediklerimizin yanında zerre bile değil. Ancak bu bizi sığ, boş yapmaz. Çünkü birçok yanlışı, doğruyu bildiklerimizle tanımlayabiliyoruz. Bunu da elbette bilim ve bireysel araştırmamız sayesinde yapabiliyoruz. Örnegin dinler uydurma dediğimiz zaman bunu kendi bilgi birikimimiz sayesinde diyebiliyoruz. Bilgi olmazsa bize ne lanse edilmişse ya ona inanacaksın ya da onu çürütemeyeceksin. Kölelik sadece işgalle olmuyor, daha ziyade bilgisizlik köleligi getiriyor.
Bu nedenle bilgi aynı zamanda müthiş bir koruma aracıdır.
Zira dinlerin, fırsatçıların ve kapitalizmin toplum bilinçsizligi üzerinden varlıgını sürdürdügü düşünülürse bilginin ne kadar önemli bir silah görevi yaptıgı daha net anlaşılır.
Yani ecinler bücünler tepemizde fırsat kollarken, bilmediklerimize teslim olmamalıyız,
Alıntı ile Cevapla
  #79  
Alt 23-11-2025, 11:15
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.056
Standart

spartacus,

Benim soyledigimi yanlis anlamis olabilecegini dusunuyorum. Belki de ben seni anlamadim; eger oyleyse ve tekrar ettiriyorsam ozur dilerim. Kendimi kesinlikle kimseye gore daha "ileri" bir konumda gormuyorum. Bu pozisyonu anlatirken niyetim, kendi bilgi durumumu dogru sekilde tarif etmeye calismak. Bilmiyorum derken kastettigim sey, teknik ya da mantiksal bir iddia degil. Burada kesin bilgiye sahip olmadigimi ifade eden epistemik bir durumdan bahsediyorum. Yani kendimi birinin ustunde, digerinin altinda felan gormuyorum. Bireysel konusuyorum.

Senin yazdigin ornekteki meseleyse sanki bana biraz farkli geldi, Ha bu arada kodlama ornegine bayildim. Cok iyiydi, tesekkur ederim. Ama orneginle ilgili benim olayim bence soyle bir sey: Sen, Tanri degiskeninin tanimsiz oldugu ve tanimsiz bir sey hakkinda biliyorum / bilmiyorum demenin mantiksal bir hata oldugunu soyluyorsun. Degil mi?

Eger dogru anladiysam, kod ornegin bu bakimdan mantikli. Yine de benim pozisyonum senin elestirdigin turden bir islem degil gibi. Ben Tanri degiskenini alıp uzerinde bir mantiksal fonksiyon calistirmiyorum. Tanri tanimlidir / tanimsizdir gibi bir onermede de bulunmuyorum. Benim cumlem sadece "Ben bu konuda kesin bilgiye sahip degilim." Yani ortada operational bir tanim yok; sadece kendi epistemik eksikligim var.

Diyorum ki, bu anlamda bilgi cok degerli; ama bilginin sinirlarini bilmek de en az onun kadar degerli.

Simdi kod benzetmene gelince, yine tekrar etmek istiyorum, bunu gercekten begendigim. Bu son zamanlarda son yaptigim bir proje bende de bir kavrayis uyandirdi. Kodlama mantigi, pipeline adimlari, veri isleme surecleri… Musaden olursa bundan bir ornek vermek istiyorum.

Anlatacagim seyler, hepsi bana "bilginin nasil organize edildigini" sorgulatti. Eger izin verirsen, bunu biraz detayli anlatmak istiyorum. Belki sen de bana "hayir bunu yanlis yorumluyorsun" dersin; ben de tekrar dusunurum. Ama samimi olarak soyleyeyim: Bu is uzerinden bazi insanlarin neden tanri fikrini makul buldugunu daha iyi anlamaya basladim.

Gecenlerde bir projede super computer kullanarak FreeSurfer isledim. Once uzak sunucuya hesap aciyorum, sifre belirliyorum, ssh baglantisi kuruyorum. Yanlis bir karakter yazsam baglanti kurulmuyor. Bu bile bastan sona bilincli kurallarla isleyen bir sistem. Sonra FSL'deki FreeSurfer klasorlerini kendi bilgisayara indirmek icin su komutu kullandim:

scp -r username@ssh.fsl.server.edu:~/data/FreeSurfer/subj01 ~/Desktop


Burada path yazimi bile tamamen hassas, yanlis bir karakter, yanlis bir slash, yanlis buyuk harf… komut patliyor. Yani sistem kendiliginden bir sey yapmiyor; tamamen kurallara bagli, bilincli olarak yapiyorum.

Sonra Mac uzerinde FreeView acip MRI'lari, beyaz madde yuzeylerini, pial yuzeylerini yuklemek icin terminale su komutu yazdim:

freeview -v subj01/mri/T1.mgz \
subj01/mri/brainmask.mgz \
-f subj01/surf/lh.white:edgecolor=yellow \
subj01/surf/lh.pial:edgecolor=red \
subj01/surf/rh.white:edgecolor=yellow \
subj01/surf/rh.pial:edgecolor=red



Bu benim bilgisayara "sag hemisferin pial surface'ini kirmizi renkle yukle, white surface'i sari yap" demem demek. Program bunu kendisi dusunmuyor; ben kodla emir veriyorum. Sonra axial, sagittal, coronal planda dolasip skull strip hatasi var mi, pial surface disari tasiyor mu, segmentation sinirlari dogru mu diye kontrol ettim. Eger ben kontrol etmezsem, hicbir sey etkilesimden dolayi organize olmuyor.

Daha sonra ROI analizine gectim. FreeSurfer otomatik olarak lh.aparc.stats, rh.aparc.stats, aseg.stats gibi dosyalar uretiyor. Bu dosyalarda regional SurfArea, GrayVol, ThickAvg gibi degerler var. Ama bunlari grup analizi icin tek bir CSV dosyasina toplamak icin script yazmam gerekiyordu. Bunun icin asagidaki gibi bir bash script hazirladim:

#!/bin/bash

SUBJECTS_DIR="$HOME/data/FreeSurfer"
ids=( $(cat $HOME/data/sample_subjids.txt) )
outfile="$SUBJECTS_DIR/mris_aparc.stats.csv"

label=( $(awk '!/^#/{print $1}' "$SUBJECTS_DIR/${ids[0]}/stats/lh.aparc.stats") )

echo -n "SubjID," > $outfile
for roi in ${label[@]}; do
for hemi in lh rh; do
for measure in sa vol thk; do
echo -n "${hemi}_${roi}_${measure}," >> $outfile
done
done
done

for subj in ${ids[@]}; do
echo -ne "\n$subj" >> $outfile
for roi in ${label[@]}; do
for hemi in lh rh; do
stats=( $(cat $SUBJECTS_DIR/$subj/stats/$hemi.aparc.stats | egrep ^"${roi} " | sed -n '$ p') )
echo -n ,${stats[3]},${stats[4]},${stats[5]} >> $outfile
done
done
done



Burada degisken tanimliyorum, awk ile ROI isimlerini cekiyorum, egrep ile ilgili satiri buluyorum, sed ile son satiri cikartiyorum, sonra for loop ile bunlari CSV'ye ekliyorum. Tamamen spesifik bir hedefe yonelik tasarlanmis bir mantik zinciri. Bu scripti ilk calistirdigimda hata verdi; bir arkadasim bana "sed satiri yanlis, bunu degistir" dedi ve sonra duzelttim. Yani bilgi isleniyor, test ediliyor, yanlislar duzeltiliyor, ama tamamen bilincli olarak, dusunerek yapiyorum.

FreeView'de de beynin parcellation haritalarini goruyorsun; her lobun, her ROI'nin kalinligi, yuzey alani, volumu… hepsi dosyalara kayitli. Bunlarin hepsi arkada binlerce satir kodla calisiyor. Pipeline kendiliginden dogmuyor; recon-all'dan skull stripping'e, intensity normalization'dan pial surface'e kadar her adim bilincli bir tasarima dayaniyor.

Ama dogal biyolojik sistemlere baktigimizda----DNA'daki baz dizilimlerinden protein sentezine, transkripsiyon / translasyon mekanizmalarina, genlerin hangi ortamda acilip kapanacagina, embriyodaki hucrelerin hangi dokuya donusecegine, LGN'de sinyallerin katman katman ayrilarak islenmesine kadar----son derece duzenli, hiyerarsik, zamanlamasi hassas bir bilgi organizasyonu goruyoruz.

Elbette organik maddeler arasinda fiziksel ve kimyasal etkilesimler var; tepkimeler belirli dogal yasalara gore ilerliyor, atomlar rastgele degil belirli kosullara bagli sekillerde bag yapiyor, molekuller belirli enerji seviyelerine gore degisim geciriyor. Bunu zaten inkar etmiyorum; hatta tamamen kabul ediyorum. Kabul etmem lazim ki, bu biyolojik mekanizmalar, yazdigim bilgisayar kodlariyla birebir ayni sey degil---doganin kendi dinamikleri var, kendi fizigi var, kendi kimyasi var.... Fakat yine de, bilginin dogasi acisindan baktigimizda--dogasi diyorum ozellikle-- ikisi arasinda belirli bir paralellik goruyorum: Hem DNA'daki dizilim hem de bir bilgisayar programi, belirli bir sonucu ortaya cikarmak icin dizilmis, organize edilmis, islemlere tabi tutulan bir bilgi yapisi gerektiriyor. DNA'daki bilgi senteze cevriliyor, kod proteine cevriliyor, gen acilma / kapanma zamanlamalari bir orkestrasyon gibi calisiyor. Bu da, neden bazi insanlarin burada bir bilincli tasarim ihtimalini makul buldugunu anlamami sagliyor.

Yukarida anlattiklarimi belki bazi okuyucular teknik bulabilir. Basitce soylemekte yarar olabilir.

Ben bizzat yaptigim bazi islerde sunu gordum/ goruyorum:

Bilginin duzenli bir sekilde organize olabilmesi icin bilincli, amacli, yapilandirilmis bir sistem gerekir.

Ben bir satir komut yanlis yazsam pipeline bozuluyor--ki organik sistemlerde oyle tek bir seyle bozulma yok aslinda, bu duruma gore degisir---Yada dosya isimleri uymazsa her sey duruyor. Bir eksik karakter, bir yanlis path, bir yanlis loop... sistem tamamen calismadi.

Ama dogal biyolojik sistemlerde muazzam bir bilgi duzeni goruyoruz: genetik kod, protein sentezi, sinir gelisimi, perceptual layer'lar, sensory integration… bunlarin hepsi, bilgisayardaki koddan cok daha yogun ve koordineli KODLAR.

Bu, "Tanri vardir" demek degil.
Ben de zaten bunu demiyorum.

Yani "Tanri tamamen sacma bir fikirdir" pozisyonuma gore bir degisimden bahsediyorum. inanc degil de; sadece daha genis bir perspektif. Karsidakini daha iyi anlama durumu.


*bu arada, yazdigim kodlari eger freesurfer ve freeview varsa, gonderebilirim. Sorun degil.
Alıntı ile Cevapla
  #80  
Alt 23-11-2025, 20:22
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.056
Standart

Benim anlatmak istedigim sey su: Milyarlarca etkilesim, trilyonlarca reaksiyon elbette var ve bu zaten biyoloji demek, kimya demek. Evrimin calisma prensibini ben tamamen kabul ediyorum zaten.

Fakat bu etkilesimlerin kendiliginden, organize bir bilgi sistemi uretmedigini goruyorum. Mesela bilgisayarda bir programin arka planinda da ayni anda sayisiz elektronsal degisim oluyor; CPU icinde elektronlar belki saniyede yuz milyonlarca kez gecis yapar. Ama bu gecislerin hicbiri kendi basina bir yazilim olusturmuyor. Cunku yazilim "islem yogunluguyla" alakali degil, "duzenli talimat dizisi" ile ortaya cikiyor. Bir Linux kernel'i al, bir FreeSurfer pipelinenini al, bir Python scriptini al, milyonlarca ham islemin dogal sonucu olarak ortaya cikmaz; bunun icin bilincli bir sekilde organize edilmis komutlarin bir araya gelmesi gerekir.

Bak, bir kac tane ornek verecegim. Bu mantigi laboratuvar deneylerine uyguladigimizi farz edelim, tamam mi. Bir deney tubosunun icine farkli molekuller koyup karistirdiginda belki saniyede milyonlarca kimyasal carpisma yaratirsin. Yarattin diyelim. Binlerce milyonlarca carpisma... Ama bu reaksiyonlar, bu carpismalar KENDI KENDINE BIR ALGORITMA YAZMAZ, bir amac belirlemez, bir pipeline kurmaz. Bir COZELTI KARISTIRDIGINDA --BUNU BINLERCE, MILYONLARCA YIL KARISTIRDIGINDA BIR PYTHON, BIR R, BIR STATA KODU OLUSMAZ; bir yada bin kimyasal reaksiyon, sana MRI parcellation icin bir Bash script'i vermez. Kimyasal reaksiyon sadece doganin yasalarina gore bag kurar, enerji degistirir, ama hicbir zaman "Bu asamadan sonra su proteini sentezle" gibi talimatlar uretmez. Yani "calisma" vardir, fakat "yazilim' yoktur.

Bak, bu bir kodlama ornegi. Genel okuyucu icin. Bunu ben yazdim. Bilincli olarak kodladim:

#!/bin/bash

# collect_fs_stats.sh
# Aggregate FreeSurfer ROI measures (surface area, volume, thickness)
# into one CSV file for group-level analysis.

set -euo pipefail

export SUBJECTS_DIR="${SUBJECTS_DIR:-$HOME/data/FreeSurfer}"

SUBJ_LIST="$HOME/data/sample_subjids.txt"
OUTFILE="$SUBJECTS_DIR/group_aparc_stats.csv"

# Read subject IDs from file
mapfile -t ids < "$SUBJ_LIST"

# Use first subject to extract ROI labels
FIRST="${ids[0]}"
read -r -a labels <<< "$(awk '!/^#/ {print $1}' "$SUBJECTS_DIR/$FIRST/stats/lh.aparc.stats")"

# Create CSV header
echo -n "SubjID" > "$OUTFILE"
for roi in "${labels[@]}"; do
for hemi in lh rh; do
echo -n ",${hemi}_${roi}_sa,${hemi}_${roi}_vol,${hemi}_${r oi}_thk" >> "$OUTFILE"
done
done

# Loop over subjects and fill CSV
for subj in "${ids[@]}"; do
printf "\n%s" "$subj" >> "$OUTFILE"

for roi in "${labels[@]}"; do
for hemi in lh rh; do
line=$(grep -E "^${roi} " "$SUBJECTS_DIR/$subj/stats/${hemi}.aparc.stats" || true)
read -r -a f <<< "$line"
printf ",%s,%s,%s" "${f[2]}" "${f[3]}" "${f[4]}" >> "$OUTFILE"
done
done
done


Yani once SUBJECTS_DIR'i ayarliyorsun; sonra sample_subjids.txt dosyasini okuyorsun; sonra awk kullanip ROI isimlerini cekiyorsun; ardindan header satirini elle olusturuyorsun; daha sonra her subject icin grep ile dogru satiri buluyor, diziye ceviriyor ve yuzey alani / hacim / kalinlik degerlerini dogru indekslerden cekiyorsun. Bir de bu ornek. Bir supercomputer dusun, freesurfer dusun, linux dusun. Milyarlarca kodlama dusun. Bunlarin tamamini dusun.

Canli sistemlerinden ornek verecegim, kendimi daha rahat hissettigim bir alan. Ben bunlara baktigimda da benzer sey goruyorum. Gelisimsel biyolojiye baktigimda da ayni seyi goruyorum, daha hicbir deneyim yokken bile organizmanin nasil sekillenecegine dair buyuk bir bilgi altyapisi hazir geliyor. Mesela embriyonun birkac haftalik bir hucre toplulugu oldugu donemde bile hangi hucenin hangi dogrultuda bolunecegi, hangi genin hangi ortamda aktif olacagi, hangi proteinin hangi dokuda sentezlenecegi ve bu surecin nasil kontrol edilecegi belirlenmis durumda. DNA hasari oldugunda devreye girecek onarim sistemleri, bu onarimin nasil yapilacagi, hangi enzimin hangi adimda gorev alacagi gibi sayisiz talimat dogustan gelir. Deneyim yok; o anda bir "etkilesim birikimi" yok; ama talimat var, sira var, zamanlama var. Sinir sistemini ele alirsak durum daha karmasiklasiyor. Embriyonik gelisimde aksonlarin hedeflerine gidisini belirleyen seyler var; bunlar milyonlarca carpismadan dogan tesadufi bir yol bulma degil, bildigin spesifik kimyasal kitap bu, talimatlar dizisi. Bir aksonun hangi yolu izleyecegi, hedef norona nasil baglanacagi, reseptorlerin hangi sinyallere cevap verecegi gelisimsel programlarla belirlenir. Bu su anlama gelir: Sinir sistemi daha tam olusmadan bile "harita" hazir ve orada. Bu harita herhangi bir organik etkilesimin kendiliginden yazabilecegi bir sey degil; cunku etkilesimler BAG KURAR ama HARITA CIZMEZ.

Gorsel sistem de ayni. Vakti zamaninda sensetion/perception dersleri aldim. Ogrendigim bir sey. Su anki bilgimizle retinanin foton algilayan bir doku olmasindan cok daha fazlasini yaptigini biliyoruz. Fotoreseptorlerin hangi bolgede koni veya cubuk olarak farklilasacagi, bipolar hucrelerin hangi inputu alacagi, gangliyon hucrelerinin reseptif alanlarini nasil kuracagi, gorsel sinyalin merkez-cevre biciminde hangi mekanizmayla ayrilacagi dogustan belirlenmis yani. Burada bir KODLAMA var. Bobrek fisiolojisine bak mesela orada da oyele. Bir nefronun daha olusum asamasinda bile filtrasyonun hangi segmentte yapilacagi, suyun hangi kanalda geri emilecegi, sodyumun hangi transportorlerle tasinacagi, hormonlara duyarliligin nasil ayarlanacagi bellidir. Bir tubulu alip ICC'de iyon akimlarini olctugunde reaksiyonlar elbette vardir; fakat bu reaksiyonlar kendi kendine "proksimal tubulde su olacak, distal tubulde aldosteron ile emilim degisecek diye talimat yazmaz. Bu talimatlar zaten DNA'da var, isin ilginci zaten bu.

Bu nedenle soylemek istedigim sey su: Dogada elbette trilyonlarca etkilesim var, ama bu etkilesimler kendi kendine bir "yazilim", bir "pipeline", bir "talimat dizisi" uretmiyor. Bilgisayardaki milyonlarca elektriksel degisim de yazilim uretmiyor; laboratuvar tubosundeki milyonlarca carpismadan da bir kod cikmiyor. Milyarlarca etkilesim var ama bu etkilesimler bir MRI parcellation pipeline'i, bir sinir haritasi, bir LGN katman plani, bir bobrek transport algoritmasi veya bir karaciger detoksifikasyon protokolu yazmaz. Dedigim sey dedigim sey "rastgele etkilesimler yazilim uretmez" dusuncesinin mantiginin ne olcude guclu oldugu.

Konu Andrew tarafından (23-11-2025 Saat 21:22 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Etiket
adapa, apkallu, enki


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:06 .