idontneedagod´isimli üyeden Alıntı
Günde 5 defa hebele hübeleden öte anlam ifade etmeyen ezber ayetleri papağan gibi tekrarlamanın ne anlamı var idrak edemiyorum.
|
zaten bi idrak edebilsen ateist olmayacaksında idrak mekanizmanı kapalı tuttuğun için bu yoldasın.
Aliminyum´isimli üyeden Alıntı
Bi defa samimi tartışmalar değil bunlar. Bînamazların namaz dilini tartışması uyduruk bi hassasiyet ürünü, böylesi yapmacık entelektürel krizler bi halta yaramıyo.
Namazsız niyazsız kişilerin, ibadetleri hakkında ahkâm kesmesini terbiyesizlik olarak niteleyen secde ehli, bu tutumunda haklıdır.
Yok, bu işi namaz kılanlar savunuyorsa, onları tutan bir şey mi var? Eğer sayıları bir cami dolduracak kadar varsa, keselerinden bir cami inşa etsinler, o çok savundukları “Türkçe ibadetin” uygulamasını göstersinler de ‘öğrenelim.’
Namazın dili vahyin dilidir. Kur’an’ın dili de öyle. Kaldı ki namaz entelektüel bir faaliyet değildir, ibadettir. İbadetin dili “söz”e değil “öz”e dayanır. Çünkü ibadet insanın Allah’la kurduğu özge bir iletişim dilidir.
Kur’an’a gelince:
Kur’an’ın iki dili vardır; birincisi beşeri dil, ikincisi metafizik dil. Beşeri dili Arapça’dır ve elbet anlaşılmalıdır. Çünkü Kur’an anlaşılıp hayatı yeniden inşa etsin diye gönderilmiştir. “Oku!” emri “anla”yı da içerir.
Fakat Kur’an’ın bir de metafizik dili vardır ki, o dil bülbülün ötüşüne, ırmağın şırıltısına, ormanın uğultusuna benzer. Afrika’nın bülbülleri Huasaca ötmez. İngiltere’nin ormanları İngilizce uğuldamaz. Tuna Viyana’dan Karadeniz’e kadar hep aynı dili kullanarak akar.
Kur’an’ın üst dili de böyledir. O, kulakla değil yürekle dinlenir ve anlaşılır. İşte o ibadette okunan Kur’an’ın dilidir ve bu dilin insanın akleden kalbine üşüştürdüğü anlamlar bambaşka anlamlardır.
Kur’an’ı hem anlayın, hem dinlemek en iyisi galiba.
"papağan gibi ezberlenmiş Arapça süreler" gibi bi ifade de ne yakışıklı bi ifade oldu ama. İşine gelmiyosa okuma, türkçe oku, bildiğin gibi takıl. Yok niyetinde samimi isen, gerçekten bu konunun açıklığa kavuşmasını istiyosan bunu da Müslümanları papağan yerine koyarak yapamayacağını anlayıver bi zahmet.
koritzi kardeşim. Romantik duygularını İslam'ın ahkamına empoze etmesen daha iyi olur. Tebbet suresinin anlamı zoruna gitmiş olabilir, hoşuna gitmemiş de olabilir, ama Kuran'ın İ'caz ve belagat yönlerinin kimseyi etkilemediğini iddia edemezsin. Kenan Evren denilen cuntacı herifin bi hikayesi vardı, bigün biyerde bi Kuran okunuyo, dinleyenlerden biri duygulanmış ağlamış, Kenan Paşa bu, allame-i cihan ya, "Ayetler ticaretten bahsediyor, ağlanacak bir yönü yok" diye işin içine etmiş resmen, böylelikle de kendini akılcı, realist filan sandı herhalde, nerden bilsin o geri zekalı İ'cazı, belagati.
|
tamda düşüncelerime tercüman olan bir yazı,üstüne söz söylenmez
zaten her şeyi kalben inanan müslüman olur,ALLAHU TEALAYA teslimiyet içersinde olur,yoksa sözde müslüman olur bir kac söze sizin gibi kanıp zamanı geldiğinde ateist kimliğe bürünür,daha sonra düşüncesi değişir gerceklikleri elbet yavaş yavaş idrak etmeye başladığında ya iş işten gecmiş olur yada geri dönüş yapar ama bu hiddet bu celal,bu saldırganlık yakasını bırakmaz hep vicdan muhasebesi içersinde olur keşke ellerim kıralsaydıda bu yazıları yazmasaydım yada beynim dağılsaydıda bu düşüncelere kapılmasaydım der,bir ateist arkadaşın tekrar müslüman olduğundaki itirafıdır bu
.....ayrıca ismet inönünün şu itirafı her şeyi belirtiyor.............

İSMET İNÖNÜ PAŞAMIZ HARF İNKILABI HAKKINDA İTİRAF EDİYOR
"Harf devriminin tek amacı ve hatta en önemli amacı okuma yazmanın yaygınlaşmasını sağlama değildir. Okur-yazar oranının düşük oluşunun yegâne sebebi alfabenin öğrenilmesinin zor olduğu değildi. Uzun yıllar devlet eğitim sorununa eğilmemiş, kütlesel eğitime önem vermemişti.(uzun süren harblerden dolayı 'A.B'. ) ; vermiş olsaydı şüphesiz ki daha yüksek olurdu.
13.02.2011
1943
İnönü,Hatıralar Cilt II Sayfa 223
İSMET İNÖNÜ PAŞAMIZ HARF İNKILABI HAKKINDA İTİRAF EDİYOR:
İşte İsmet İnönü'nün ağzından, harf devriminin asıl amacı:
"Harf devriminin tek amacı ve hatta en önemli amacı okuma yazmanın yaygınlaşmasını sağlama değildir. Okur-yazar oranının düşük oluşunun yegâne sebebi alfabenin öğrenilmesinin zor olduğu değildi. Uzun yıllar devlet eğitim sorununa eğilmemiş, kütlesel eğitime önem vermemişti.(uzun süren harblerden dolayı 'A.B'. ) ; vermiş olsaydı şüphesiz ki daha yüksek olurdu. Devrimin temel gayelerinden biri yeni nesillere geçmişin kapılarını kapamak, Arap-İslam dünyası ile bağları koparmak ve dinin toplum üzerindeki etkisini zayıflatmaktı.(...) Yeni nesiller, eski yazıyı öğrenemeyecekler, yeni yazı ile çıkan eserleri de biz denetleyecektik.(...)
Din eserleri eski yazıyla yazılmış olduğundan okunmayacak, dinin toplum üzerindeki etkisi azalacaktı."
İnönü, Hatıralar C.II s 223
.................................................. .................................................. ............................
bizlerin neden ve niçin kuran-ı kerimin dilinden uzaklaştığımızı vede türkcemi arapcamı diyerekten tartışma içersinde olduğumuzun açıkça kanıtı,biliyoruz ki osmanlı döneminde kuran-ı kerimin dili gayet iyi anlaşılıyor vede iyi yorumlanıyordu şimdi neden tartışma içersindeyizin açıkça itirafıdır...