
20-02-2008, 17:35
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 20 Nov 2007
Mesajlar: 180
|
|
Re: ''Mutlak'' nedir?
sevgili aydoe,
Evrenin merkezinin insan olduğunu düşünmek ve insan zihninin her şeyin üstesinden gelebildiğini varsaymak,bakış açımızdaki dar ufkun *sınırlarını bile farkedemediğimizi ortaya koyar.Sınırsız dediğimiz bir evreni kendi insan sınırlarımızda tanımlamaya çalışıyoruz
|

20-02-2008, 17:38
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 31 Oct 2000
Mesajlar: 834
|
|
Re: ''Mutlak'' nedir?
Sevgili ikixiki;
Evren'deki enerji ve madde miktarı sabittir, bu nedenle hiç bir şey yoktan var olmaz, vardan da yok olmaz. Madde enerjiye, enerji de maddeye dönüşür.Termodinamiğin yasasının aslı budur.
Bu değişimlerin tamamını enerji ve madde miktarı değişmemektedir, bu nedenle mutlak sabittir *diyerek gözardı etmek, niceliğe mutlaklığı atfetmek olur. Bu daha çok sizin savunageldiklerinizle çelişir.
Selamlar.
|

20-02-2008, 21:01
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
|
|
Re: ''Mutlak'' nedir?
Kımıldamadan duran yoktur.Herşey kımıldar,hareket halindedir.
Sayın ikixiki,
Siz mutlağın kımıldamadan duran olduğunu yazmışsınız,bende yukarıdaki cümleyi yazmışım,
Buradan nasıl insanı *evrenin merkezine koydunuz,anlayamadım
Size kımıldamayan bir şey gösterirseniz mutlak olduğunu söyleyebileceğinizi belirttim,
Siz ise dar ufuk ve sınırlardan bahsediyorsunuz
Biz de ufuk sonsuz ,sınırlarımız yok ,mutlağımız yok,dogmamız yok
Mutlağı olan sizsiniz ,sınırları olan sizsiniz
Sizin gerçeğiniz var mutlak.
Benim gerçeğim sonsuzluk,ben ilericiyim değişimi gelişimi desteklerim
Siz kımıldamadan durun hatta ortaçağa geri gidin metafizik batağına gömülün,seçim sizin
''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
|

20-02-2008, 21:16
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 20 Nov 2007
Mesajlar: 180
|
|
Re: ''Mutlak'' nedir?
Bir tanrının varlığına boşverelim veya yaratılmışlık söz konusu değil diye düşünelim.Nasılsa ortalarda dolaşan bir tanrıya henüz rastlayan olmamış.Fakat varolan bilincimizi yani farkındalığımızı ne yapacağız ?
Sadece maddesel anlamda var olan yüksek zeka sistemleri için ( bilgisayar gibi) *anlamı olmayan bir ikinci tanımda tanrıdan sonra bilinçtir.Çünkü bu iki sorgunun hiçbir maddesel oluşum içinde yeri yoktur.Yaratılmışlığımızı sorgulayan bir bilincimiz var.Tanrı olsun,olmasın,bu yadsınamaz bir gerçek.
Bilinci,farkında oluş olarak tanımlamayı denersek,bilincimizi varolan fizik ve matematik kuramları ile nasıl tarifleriz ? Bilinçli bir zekanın,bilinçten uzak ama eşdeğer bir zeka yani bilgisayar ile aynı anlamı taşıdığını söyleyebilirmiyiz ?Evrenin tamamını fizik ve matematik kuralları ile tanımlayabilmiş olduğumuzu varsaysak bile kendi varlığımızın tamamını sadece maddesel anlamda bir *sınıflandırma içinde değerlendirmemiz olası mı merak ediyorum.
Bu soruyu yanıtlamak için bilinçli bir varlık olmak yetmez aynı zamanda kendi varlığının da bilincinde olmak gerekir.
|

20-02-2008, 21:32
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 20 Nov 2007
Mesajlar: 180
|
|
Re: ''Mutlak'' nedir?
Sevgili aydoe,
Beni tanrıya inandığım için kendi zihninizde gerçekte durduğum bugünden ortaçağa göndermeyi diliyor da olsanız,ne yazık ki sadece inandığımız şeyler arasındaki fark bile beni düşünsel anlamda sonsuzluğa gönderiyor,sizi ise kendi varoluşunuzla sınırlandırıyor.
Mutlak gerçek ne olursa olsun, inancım gereği ben her zaman var olduğumu ve varolacağımı zihnimde duyumsadım.Siz ise sadece madde anlamındaki ''size'' inandığınız için şu an duyumsadığınız yaşamınızla sınırlanmış bir varoluşu zihninizde yaşıyorsunuz.Dolayısıyla *zihninde kendi maddesel varlığı ile sonlu ve sınırlı olan sizsiniz, sonsuzluğu zihninde deneyimleyen benim.
|

20-02-2008, 22:13
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.704
|
|
Re: ''Mutlak'' nedir?
Sevgili ikixiki
Acaba okumadan mı yazıyorsunuz? Anlamak mı istemiyorsunuz? Yoksa önsel kabulleriniz size engel mi oluyor? Öncelikle baştan sona çelişkilerle dolu ifadeleriniz var. İddialarınızın dayanaklarını ortaya koyamıyorsunuz, işte dayanaklar dediğiniz pasajlar ise büsbütün dayanaksızlığa kilitleniyor ve bu noktada iş kelimelerle bir edebi(edebiyat) kıvraklığa dönüşüyor. pasajlardan alıntılar yaptım ve okuyucuları yanıltmaya dönük saptırma içerikli kıvrak yerleri ele aldım. Şu başlangıcınız bile anlamak gayretinden ne kadar uzak kaldığınızı gösteriyor. Diyorsunuz ki,
Sevgili spartacus,
Son bir ayım tüm vaktimi alan bir koşturmayla geçti,kusura bakmayın diyerek devam ediyorum.
Şey+Özellikleri+Algı+Erişebilirlik *= *Bilgi ,demişsiniz.
Her bilinen şey hakkındaki bilgi,bilenin o şeyi tanımlama yetisine ve algı sınırlarına kadar bilinebilir.Gerçek bilgiye ancak bütünün tamamı bilinebilirse ulaşılır.Bütün hakkındaki kısmi bilgilerimiz bile algı ve tanımlama yetilerimizle sınırlı ise,tamamını bilebildiğimizi söylemek oldukça iddialı bir söylem ve yanılgı olacaktır.
Siz bir şey anladınız mı şu söylediklerinizden ? Bu doğru bir tarz değil ikixiki, ben bilinebilirlik yada tam bilinebilirlik üzerine yazmadım, daldan dala kuş misali!. O söylediklerim AKSİNE, Hz Nisargadata Maharaj'ın bilginin dayanaklarını yok etme kıvraklığı gösterdiği yere istinaden sarfedilmiştir. Tekrar dönüp okuyabilirsin, kabul de edebilirsin ama Hz. Nisargata bırakın ele avuca gelir irdelenebilir savlar sunmayı, yalan söylüyor !
Dünya ancak bedensel duygular(!!!) ve zihin aracılığı(!) ile bilinebilir.Bilme yöntemimizin temel yapısı budur.Bu demektir ki zaman,uzay(mekan) ve nedensellik (neden-sonuç) ‘’nesnel ya da dışsal varoluşlar değildirler;onlar için de herşeyin şekillendirildiği zihinsel kategorilerdir. (Nisargata)
Ne demeli bu ancak şartlı abuk paragraf için onu anlattım, bilinebilirlik helede tam bilinebilirlik gibi bir şeyi ne düşündüm nede tartıştım, siz nereden çıkarttınız yada amacınız ne?
Deve ve Devekuşu misalinide çarpıtmışsınız, aynen şu ana kadar neredeyse tüm ifadelerime olan yaklaşımınız gibi. Yinede şaşırıyorum, nasıl olurda Hz Nisargata'dan aktardığınız pasajları çarpıtmadan anlayabiliyorsunuz? Holografgi Evreni senaryosuda bir çarpıtma değilmiydi zaten!!! Görünen köy kılavuz istemez.
Aslında bu kadar uzun boylu olacak bir başlık değil, ama şu mutlak kelimesinin o basit anlamı için neden evreni Hologramlarla bezedik bunu anlamaya çalışıyorum
Hareket,fizik yasalarına göre enerjiye gereksinim duyar.Hareket ve değişime rağmen enerjinin korunumu dünyadaki toplam enerjinin değişmediği anlamına gelir.Dolayısıyla doğa hiçbir zaman enerji kaybetmez,enerji de kazanmaz.Mutlak olan hareket ve değişim geçirse bile her zaman sabittir.
Birde hareket ve değişim geçiren zaten mutlak değildir, bu kadar çelişip genelleşmeyelim... O halde enerjide dahil her şey maddedir demek ki Mutlak olan maddedir.... Bilinemezcilik savunularından sonra bu kadar kendimizden emin şeyler bilmeyelim derim... Enerjide bir maddedir, hareket de MADDİ'dir. Hareket olduğu için değil, maddeler olduğu için hareket vardır ve dolayısıyla nesnel açıdan bir mutlaklık sözkonusu değildir....
Bir tanrının varlığına boşverelim veya yaratılmışlık söz konusu değil diye düşünelim.Nasılsa ortalarda dolaşan bir tanrıya henüz rastlayan olmamış.Fakat varolan bilincimizi yani farkındalığımızı ne yapacağız ?
Soruyu sormuşsunuz, buyrun o halde kendiniz yanıtlayın, tanrı deyin ve çıkın. 2x2=4 nasılsa değil mi?
Yada Tanrı sizce aptal olabilir mi?! farkındalıksız olabilir mi? değilse Olabilir mi?! Bence siz önce dayanağınız açısından bir düşünün, çürük bir tahtayı bir başka çürük tahta üzerine koymayın...
Bilmediklerimizi bilinmeyen başka hayali argümanlara yamama usülü öğrenemeyiz, bilgi bir algılama, harmanlama, irdeleme, aktarma, sınama.... vs süreç meselesidir ve bu süreç tek, tek bireylerin beyninde başlayıp biten değil, tüm insanlığın binlerce, yüzbinlerce yılllık süren, sürmeye devam edecek nesnel bir serüvenidir. Önemli olan ilerledikçe, geride olanı aşmaktır(şu yılda yaşıyorum demek anlamsız), işte ilerleme budur, hareket budur gerisi *fasa ve fisodur...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

20-02-2008, 22:17
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
|
|
Re: ''Mutlak'' nedir?
Siz mutlaksınız o zaman her zaman vardınız ve var olacaksınız ,Yani enel Hak' sınız?
Ben kendimden geçmişem
Soğuk sular içmişem
Yok olmuşam var olmuşam
Kah gülmüşem ,ağlamışam
Madde ,mana bulmuşam
Manayıda aşmışam
Sevgili ikixiki senin kıpırdamadan sonsuzluk içinde var olmanı dilerim
Ben dünyayı aşmışam
Sevgiler
''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
|

20-02-2008, 23:47
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 20 Nov 2007
Mesajlar: 180
|
|
Re: ''Mutlak'' nedir?
Sevgili spartacus,
Bu kadar uzatılacak bir konu olarak görmediğiniz ''mutlak'' yani Tanrı kelimesinin anlamını ve varlığını insanoğlu varoluşundan bu yana sorguluyor.Siz elinizin tersi ile itip *fizikçileri ,felsefecileri kısaca düşünebilen herkesi düşündüren bu soruyu kesin bir doğruluk içinde yanıtlayabildiğinizden emin iseniz yürekten tebrik ediyorum,hele holografik evren kuramını ortaya atan,Bohm,Pribram ve diğer pek çok fizikçiyi ve bilim adamını senaryo üretmekle suçluyorsanız,beni sizi anlamak gayretinden yoksun bulmanız az bile.
Önce *Michael Talbot'un ''Holografik Evren'' kitabından *alıntıladığım yazıları internetden aşırmakla suçlandım,şimdi okumadan ve anlamadan yazmakla suçlanıyorum,beni kişisel anlamda değerlendirmeyi bırakıp konuya dönsek zihinlerimiz daha az gergin olacak.Konuyu tartışabiliyor olmak karşılıklı atışmaktan çok daha zevkli,söz düellosuna girmemeye zaten gayret ediyorum.
Fizikçilerin bu yüzyılın son yarısında yazdığı fiziği temel alan felsefi makaleleri hiç okumamış olduğunuzu düşünüyorum.Çünkü senaryo olarak nitelediğiniz evrene holografik bakış açısı bana ait değil, *doğru değil diyerek tartışmasız reddetmek de asıl anlamamış olmak.Mutlak yani tanrı sorgulamasını yapan altında ünlü fizikçilerin imzası olan pek çok farklı makale ve kitaba isterseniz ulaşabilirsiniz,eğer onları da aynı kolaylıkla rededebiliyorsanız bilemem.
Gerçeği isterseniz tanrının sorgulaması ne fizikte ne matematikte çok daha farklı bir yerde gönlümde ama tanrıyı vardığı bilimsel sonuçlarda duyumsayan bilim adamlarının felsefe yorumlarını okumak benim için onaylanırken zihinsel anlamda genişlemek anlamına geliyor.
Tanrıyı sorgulamak yada ya da varlığı ve yokluğu konusunda zihin alıştırması yapmak, varoluşumuzu sorgulamak için güzel bir alıştırma bana göre,her ne kadar ben ve siz,yada katılan başka biri varsa *kendimizce bu konuda nihai kararımızı vermiş de olsak konuyu birbirimizi ikna etmek yada varılmış sonuçlarımızı değiştirebilmek anlamında sorgulamıyoruz.Benim amacım açıkçası sadece farklı bakış açılarını tanıyıp,karşı görüşten düşünebilen biri varsa değişik *açılımını görerek bir parça nasiplenmek.
Sizden gelen sert topu bir kere daha yumuşak vuruşla geri gönderiyorum.
|

21-02-2008, 01:10
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 31 Oct 2000
Mesajlar: 834
|
|
Re: ''Mutlak'' nedir?
Tanrı neden değişen ve gelişen bir "şey" olamaz, ya da olmasın. Biz mükemmel olmasa da bir şeyler yapıyoruz, neden illaki tanrı mükemmel olacak, tanrıya dinlerden sıyrılıp bakamazmıyız.
* * *Pekala da tanrı hatalar yapabilir dersek tanrıyı küçültmüş mü oluruz, biz hata yaptığımız zaman küçülüyormuyuz, belki o da hatalarından dersler çıkarıyordur, hata yapan bir tanrıyı kabul etmeyecek misiniz?
* * Mesela dinazorlar bir hataydı ve yok etti. Çünkü dinazorlar var olsaydı, insan türü oluşamayabilirdi. Dino adamın IQ su 10, T-Rex'in IQ su 9. İnsanın hiç şansı yok.
* * Elçiler de hataydı, demek ki 124,000 peygamber göndermekle de olmuyor.
* * Selamlar;
|

21-02-2008, 13:48
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.704
|
|
Re: ''Mutlak'' nedir?
sevgili ikixiki
Atışmak vs dolu şeylerle olur. Ben ne diyorsam çarpıtıyorsunuz. Her yazımın arkasından sürekli başka yönlere çekmene cevap veremem ki. Pasaj konusunda suçlayıcı olmadım, o an gördüğüm donelere göre bir yargıya vardım. Doğru, yargım olumsuz olabilir ve kabul ediyorum, bunu burada ifade etmeye ne gerek var? Sözde Holografik Evren teorisi dediğiniz ve pasajladığınız kişiler tamamen tutarsız söylemlere sahip ve fazlasıyla C/P cilik ve edebiyat var, zaten neden olumsuz düşündüğümü donelerle gösterdim. O pasajları aldım ve eleştirdim yani ortaya bu teori doğru değil gibi bir önyargı sunmadım sunma şansına da sahip değilim çünkü ele avuca gelir tek bir dayanak yok dolayısıyla tutarsızlıklardan yola çıktık. Aksine gördüğüm şu var ki, siz ve bu teoreme dönük ortaya konmuş ve konumuza girmiş pasajlar zorla bir ön kabul dayatıyor. Zaten açık ve görünen köy kılavuz istemez dedik. Ayrıca bilinemezcilik edebiyatının altında her zaman bir EGO savunusu vardır dedik. Yalan mı? Pasajlara getirilen eleştiriler anlamsız mı o halde işte size bir yığın malzeme verdim, çürütün, başka dallara gitmeyelim, elinizde tutacak doneleriniz var daha ne istiyor olabilirsiniz ki? Klavyenizi kırın bu bile size evrenin "başka bir gerçeklikten"(!lafa bak başka bir gerçeklik, bari bu kelimeye bu haksızlık yapılmasa, tam bir rezalet!) holografik bir yansıma olmadığını gözlemleye yeterli. Eğer evren başka bir gerçeklikten holografik yansıma ise ve fizik yok ise klavyede her bir parçasında bütün olarak kalmayı başaracaktır, yoksa klavye bir yansıma değil mi? eğer değilse evren de holografik bir yansıma yada en azından peynir değildir.
Bende diyorum ki evren peynirdir, neden çünkü insanlığımızın içsel süreçlerinde, yola çıktığımız duygularımız ve bildiğimiz her şey zihnimizdeki kategorilerdir. uzayıp giden gökyüzü, yıldızlar kırlarda baharda dolaşan kelebekler ve insanın içinde ki o huzur ve mutlak olan durmaksızın aradığımız tanrı... Bilgi duygularımız ve zihnimiz aracılığı ile bilinebilir, bu halde aslında hiç bir şey yoktur, zihnimizdeki şeyler vardır ve nesnel olan, neden sonuç ilişkisine bağlayacağımız bir şeyde yoktur bunlar sadece zihinsel kategorilerdir. İşte bu nedenlerledir ki evren peynirdir... (Not: Bu paragraftaki tüm çarpıtmalar ve önkabullü dayatımlar birer laf salatasıdır ve Holografik Evren namına konumuza giren hiçte FİZİK ile uzaktan yakından alakası olmayan Edebiyat içerikli Holografik Evren teorisinin bir tezahürüdür.)
İnsanların duygularını okşayarak, onların öznelliğine ve inançlarına hitap ederek ve onları etkileme ve böylelikle teoriyi kabul ettirme laf salatalı anlayışın özünde fizik değil anti-fizik yatar. Ve bu çarpıtmaları yapan kahramanlarımızda bizlere fizikten bahsediyormuş gibi yapıp, tam bir ortaçağ kilise papazı gibi vaaz verirler, yuttururlar. Ardıncada fiziğide tepelerken her şey zihnimizdedir ve hiç bir şey yoktur(metafizik) derken olmayan evreni holograma, bilemediniz peynire çevirirler!. Madem her şey zihinsel maddi olan hiç bir şey yok o halde evrende peynir olamaz değil mi(çünki bu halde zaten evren gibi peynirde yok)? Ne gerek var bu kadar dolambaçlı yollarla insanlığı yanıltma gayretine, laf kalabalığına? evren işte gözünüzün önünde, neresindeymiş bu hologramlık-yada peynirlik. Boşvereceksiniz insan duygularını, yok iç huzurunu yok inancını tanrıyı fasa, fisoyu, teorinin dayanağı evren olmalı ki bir anlamı olsun, ele avuca gelsin kabullenebilsin yada sınanabilsin değil mi?
Fizikçilerin bu yüzyılın son yarısında yazdığı fiziği temel alan felsefi makaleleri hiç okumamış olduğunuzu düşünüyorum
Yanlış düşünüyorsunuz, her papaz fizikçi değildir. isimlerini ve pasajlarını buraya aldıklarınızı eğer fiziği temel alan düşünürler olarak görürseniz, görürsek öncelikle başta ben olmak üzere halt edersiniz. Onlar fiziği temel alan felsefeciler ise bende şalgam suyuyum. Üstelik tam tersine birer fizik katliamcıları olduklarını yine onların üfürdüğü pasajlardan ELE ALARAK ve açıklayarak ifade ettim zahmet edip bir bakınız. Mümkünse boşverin atışmayı vs, sizde bir şeyler katın, hadi bu sözde fizik felseficilerinin cidden fizik felsefecileri olduklarını destekler tek bir şeylerini gösterin. Hiç bir şey yoktur, maddi evrende ve nesnelerde yoktur diyen Ortaçağ Kilise Vaazcılarından fizikçi mi olur? Fiziği ret edenden olsa olsa zonguç olur. *Bu macera nedir değinelim.
Kilise 15-16 Yüzyılda güçlü idi, gücü kullandı ve aydınlanma, ve insanlığın bilim ve fizikte ileri gitmesine karşı, düşünürleri yok ederek yada sindirerek işe başladı. 17-18 Yüzyıllar ise kaçınılmaz olarak burjuvazininde nesnel alanda gelişmesi, teknolojinin kök salması ve kilise kaba kuvvetinin artık sürecin akışını durduramadığı döneme işaret etti. Bu sefer Kilise ve cennet hayatlarını kaybedecek olan sahtekar din adamları, geride kalmış ve antik çağa saplanmış kör bir dinsel!! idealizme sarıldı. İnsanları çoğunlukla onların inanç ve duyguları üzerinden etkileyerek bol haşhaşlı edebiyat manzumeleri döktüler. Sonuç "maddi olan hiç bir şey yoktur, dolayısıyla fizik de fizik alanı yoktur!!!!" ile noktalandı. Nasıl ki 17-19 Yüzyıllar Teknolojide durdurulamayan bir ilerleyiş ise, 20. Yüzyıl da Bilimde ilerleyiş oldu. Ne yaptıysalarda bilimi durduramadılar. Kara karanlık dinsel çeteler(tarikatlar vs) kurup toplumu bilimden yalıtmaya çalışmışsalarda bu maçı kaybettiler. Şimdi rövanşı sözde bilimsel verilere ve fiziğe dayandığını söyleyip, sağ gösterip sol vurmakla yapmaya çalışıyorlar. Bu çalışmaların altında Milyonlarca ABD doları yatıyor... Holografik Evren teorisinde antik çağ idealizminin ne işi var? Edebiyatın, dinin! ne işi var. Ortaçağ Papazlığının ne işi yada yararı var. Bu evrenin biçimine ne katıyor yada ne kaybettiriyor. Burada özne evren ise bu alanda FİZİK ise bu papazlara yapacak tek bir şey kalıyor, FİZİĞİ yok etmek. İşte hikaye bu ve bu konuda alıntılayıp alıntılayıp gösterdiğim yerlerde koca, koca kanıtlardır. Görünen köy kılavuz istemiyor, bir daha söylüyorum. Kısaca fizik alanını yok etmek eğer fiziği TEMEL ALAN?! bir felsefe ve bunlarda felsefeci ise ben şalgam suyu olmaktan vazgeçtim armut hoşafıyım
Fizikten bahsettiğiniz anda yönünüzü içinize değil dışınıza çevirmeniz gerekir, evrenin içindesiniz ve evren sizin içinizdeki tanrının olamaz..
Sizce Tanrı aptal olabilir mi? Farkındalıksız olabilir mi? Eğer tanrıda bir farkındalık var ise olabilir mi? Tanrının kabulu yada reddi evrenin biçimi yada şekli konusunda neyi değiştirebilir ki? İşte fizik alanı böyle bir şey, öznel değil.
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:23 .
|