Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 26-04-2008, 20:49
Averroes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Averroes Averroes isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 Feb 2008
Mesajlar: 780
Standart İntihar Bombacıları ve El Kaide

Değerli Arkadaşlar,

Uzunca bir süre siteye giriş yapmadım, çünkü elimde biraz sonra okuyacağınız yazıyla ilgili güçlü ipuçları vardı, onlar üzerinde çalışıyordum. Yaptığım araştırmalar beni bir sonuca götürdü. Bunu sizinle paylaşmak istiyorum. Yazı biraz uzun olabilir ama bir solukta okuyacağınıza bahse girerim. Araştırdım, yazıdaki iddiaların bir kısmı stratejistler ve Orta Doğu uzmanlarınca da destekleniyor. Şimdi yazımı sağduyunuza emanet ediyorum.






İntihar Bombacıları Gerçeği




İntihar bombacıları olgusuyla ilk ne zaman tanıştığımız sorusuna değişik cevaplar verilebilmesine karşın, bu eylemlerin dünya kamuoyunun kafasına sokulması Filistin-İsrail çatışmalarıyla beraber gerçekleştirilmiştir. Bu eylemlere “neden” sorusunu yönelttiğimiz zaman, cevap olarak herkesin kafasında bulunan cevap cümlesi sunulur;

“İntihar eylemleri İsrail-Filistin gerginliğinde, İsrail’in teknoloji çılgınlığı silahlarına cevap veremeyen Filistin halkının, Yahudi topraklarında sivil halka olabildiğince çok sivil zaiyat verdirmek ve İsrail’in Filistin üzerindeki tahakkümünü sona erdirmek amacıyla Filistinlilerce gerçekleştirilen eylemlerdir.”

Ülkeler, kişiler, kurumlar, yönetimler bu eylemleri konumlarına göre yorumlarlar. Batı hükümetleri ve medyası bu eylemlere “terörizm” derken, Müslüman ülkelerin birçoğunun medyası, hükümetleri olmasa da, bu eylemleri, yapacak başka bir şeyi kalmamış bir halkın onurunu koruma adına yaptığı eylemler olarak görmektedir. Şu soruyu da sormayı ihmal etmezler, “Siz aynı durumda olsaydınız, sizin eviniz başınıza yıkılsaydı, aile fertleriniz gözünüzün önünde öldürülseydi, sebepsiz yere ülkeniz işgal edilseydi, ülkeniz “güvenlik duvarı” denilen bir setle açık ceza evine dönüştürülseydi siz ne yapardınız?

Bu olgu hakkında yorumlar farklılık gösterse de, ikisinde de ortak bir yön bulunabilir: “İntihar bombacıları gerçektir.”

Bir suçu araştırırken, özellikle de bu uluslar arası nitelikteyse, suçun failini, ya da en azından altında yatan motivasyonu ortaya çıkarabilmek için her zaman “Bundan kim çıkar sağlıyor” sorusunu sormak gerekir. Bir olaydan menfaat elde eden her zaman zarar veren midir? Ya bu hadiseden çıkar sağlayan mağdursa/mağdur görünense?

Filistinli intihar bombacıları sanki bu konunun odak noktası gibi göründü. Aynı bombacıları bugün Irak’ta da görüyoruz. Öncelikle cevaplanması gereken ama sanki ortada çok tatminkâr cevaplar verilmiş gibi üzerine hiç gidilmeyen birkaç soru sormakla işe başlayacağız.

1- Eğer intihar bombacısının amacı sözkonusu düşmana olabildiğince çok zaiyat verdirmekse, neden ölmek zorundalar? Bir kafede üzerindeki bombayı patlatan birini düşünün. Pekâlâ, orada bir müddet oturup çantasındaki bombayı kalktıktan sonra infilak ettirebilir. Öyle ya, ölme hakkını olabildiğince çok insan öldürdükten sonra kullanabilir.
2- Eğer bu bombacıların amacı ülkelerindeki işgali sona erdirmekse, neden intihar eylemleri işgal tarihi kadar eski değil. Mesela İsrail 1948’den beri bölgededir. Filistinliler o günde İsraillileri düşman ilan etmişti. Neden bu intiharcılar o dönemde ortada yoktu da, son 20 yılda ivme kazandı. Yoksa (Batı medyasının iddia ettiği gibi) intihar bombacıları o dönem cennet hurilerini arzu etmiyorlardı da, çocukları ve torunları mı arzu duymaya başladılar. Yoksa Allah mı fikrini değiştirip yeni nesil Filistinlilere eskilerden esirgediği hurileri vaat etti?
3- İntihar bombacılarının amacı eğer ülkelerindeki işgali sona erdirmek ise, neden direk olarak silahlı işgal güçlerine yönelmiyorlarda sivil halka zarar veriyorlar?
* * * * *4- En önemliside şu ki, haber bültenlerinde kan görüntüleriyle görmeye alıştığımız intihar eylemlerinin gerçekte intihar eylemi olduğuna dair elde hangi kanıt var? İsrail hükümetinden başka elde bilgi kaynağı olabilecek bir veri var mıdır? İsrail hükümeti verdiği haberlerin güvenirliği açısından denenmiş ve doğruluğu teyit edilmiş midir? Hükümet kaynaklarının “manipülasyon ve aldatma amaçlı” yayınlar yapabilmesi çok mu ihtimal dışıdır? Yukarıda ki sorumu hatırlayın, “Kim çıkar sağlıyor?”

-Şeytanın yaptığı en büyük hile bütün dünyayı yaşamadığına inandırmakmış-

"The Usual Suspects" filminden
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 26-04-2008, 20:50
Averroes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Averroes Averroes isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 Feb 2008
Mesajlar: 780
Standart Re: İntihar Bombacıları ve El Kaide

Şunu diyebilirsiniz. Görüntülerde kan var, ceset var, kopmuş kol var bacak var. Ayrıca Filistinli gruplar bu eylemleri üstleniyorlar.

Politik olarak hedefler, kişilerden daha önemlidir. Eğer siz dünyayı yanınıza çekebilmek için kendi vatandaşlarını öldürmeniz gerekiyorsa ve bu yolla masum ve kendini savunmaya hakkı olan bir ülkeyi oynayacaksanız, hiç düşünmeden 3–5 vatandaşınızı öldürüsünüz. Belki bunun için üzülürsünüz ama bundan sonra kazanacaklarınız 3–5 kişinin hayatından daha önemlidir. İnsanlar bir gün ölür ama hedefler kalıcıdır. Hele İsrail gibi dünya hâkimiyeti (Siyonizm) gibi devasa bir amacınız varsa, gözünüzü bile kırpmazsınız. Bunun yanı sıra bu tür sözümona intihar eylemlerinde öldürülenler büyük çoğunlukla İsrailliler değillerdir. İsrail’de sadece İsrailliler yaşamaz. Burada hayatını kaybedenlerin büyük bir çoğunluğu İsrail’de çalışan Filistin, Asya ve Afrika kökenli (muhtemelen) işçilerdir. İsrail medyası bize sadece bol bol kanlı vücutlar gösterdiği için, acıma duygusundan sıyrılıp, acaba gerçekten bunu Müslümanlar mı yaptı sorusunu kendimize soramıyoruz. Tüm dünyada olduğu gibi biz de kendimize “biz Müslümanlar da masum değiliz” demeye başlıyoruz. Ve de katliamlarla hedefine ulaşmayan bombalamalar bizim bu cümlemizle hedefine ulaşmış oluyor. Dedim ya, “Kim çıkar sağlıyor?”

Gelelim Filistinli grupların saldırıları üstlenmesi olayına. 1948’den beri İsrail tarafından dünyayla bağları kesilmiş, her türlü iletişim istasyonları bombalanmış ve dünya siyasetinde sınırlarının ötesine bile çıkamayan, hatta kendi sınırları bile kendisine çok görülen bir ülkeden sözediyoruz. İsrail gibi bir politik deha karşısında, dünya arenasında yalnızlaştırılmış ve dahası terörist ilan edilmiş bir Filistin… Her aileden en az bir kişinin İsrail silahlarıyla can verdiği bir ülke… Sadece göç etmelerine izin verilen, onun dışındaki sosyal aktivitelerine izin verilmeyen bir ülke… Dünya’nın kendilerine hasım olduğuna ve kayıtsız şartsız İsrail’e destek verdiğine kesinlikle ikna olmuş bir ülke… Öyle ki aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca insanın katledildiği en acımasız İsrail saldırılarında bile BM’nin, bırakın müdaheleyi, kınama kararı bile alamamış olmasına artık zerrece şaşırmayan bir ülke… Geçmişine kan damlamış, geleceğinden ümitsiz, çocukları için endişeli, her an evleri bombalanacak diye uykuları bölünmüş, psikolojisi alt üst olmuş, işyerleri bombalanmış, ükelerinin etrafı yüksek duvarlarla çevrilmiş, artık ölümün yaşamaktan daha kolay olduğu bir ülke…

Dünya’da ne Kızılderililere, ne Afrikalı kölelere, ne zencilere uygulanmayan zulüm bu ülkeye uygulanmaktadır. Zulüm olan “ölümden daha kötü olan aşağılanmadır.” Filistinliler on yıllardır bu aşağılanmaya maruz bırakılmışlardır. Evlerine giderken bile İsrail kontrol noktalarından geçmek zorunda bırakılıyorlar. Yani kendilerine ait olan ülkelerine gidebilmek için, yabancı bir ülkenin askerinin onayını almak zorunda bırakılıyorlar. İsrail askerleri hiçbir gerekçe göstermeden, insanları tutuklayabiliyor, hava saldırıları düzenleyebiliyor, evlerini buldozerlerle yıkabiliyor, nokta suikastlar yapabiliyor, elektriği-suyu kesebiliyor ve dış yardımları engelleyebiliyor. Sahip oldukları ve kendilerinin sandıkları her şey ellerinden alınan bu halk durumlarına neden olarak gösterdikleri İsraillilere karşı yoğun bir öfke duyuyorlar. Bu öfkenin bir yansıması olarak İsrail topraklarında meydana gelen ve adı intihar eylemi olarak konan bütün hadiseleri bir çaresizlik ve öfke histerisiyle üstleniyorlar. Dünyaya kendilerinin de ellerinin bağlı olmadığını ve istedikleri halde İsrail topraklarında eylemler yapabilecekleri mesajını veriyorlar. Dikkat edilirse yapılan tüm intihar eylemlerini hem Hamas hem de El-Fetih birlikte üstleniyorlar. Bu çelişki bile bize mevcut fotoğraf hakkında gerekli ipucunu veriyor. Ortada bir intihar eylemi varken, birkaç farklı örgüt bunu üstlenebiliyor.

-Şeytanın yaptığı en büyük hile bütün dünyayı yaşamadığına inandırmakmış-

"The Usual Suspects" filminden
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 26-04-2008, 20:51
Averroes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Averroes Averroes isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 Feb 2008
Mesajlar: 780
Standart Re: İntihar Bombacıları ve El Kaide

İsrail, dünya ülkeleri arasında “kapalı bir kutu” tanımına uyan belki de tek ülkedir. Bütün işler tam bir düzenlilik ve gizlilikle yürür. Diğer ülkelerde olduğu gibi muhalif seslere pek fazla rastlanmaz. Bu ülke, “Makyavelist” bir zihniyetle idare edilir. Yani ülkenin selameti için (aslında buna Siyonizm için mi demeliydim?) her şey mubahtır. Hedfler kullanılan metodu meşrulaştırır. Ülkenin hareket gücü olan ve tam bir istihbarat dehası olan MOSSAD bu tür dezenformasyon ve manipülasyon çalışmalarının alt yapısını hazırlar ve uygun durumda “Arap Müslüman teröristlere mal edebileceği” suikastları yapar. “Endonezya’daki Bali saldırıları (İslam’ı terörizmle ilişkilendirmek için), Refik Hariri suikastı (Suriye’yi Lübnan’dan atabilmek için), İstanbul Sinagog saldırıları (Türk Yahudileri galeyana getirmek ve İsrail’e çekebilmek için), 11 Eylül 2001 New York ve Washington saldırıları (Amerikan kamuyounu ve çoğunluğu Yahudilerden oluşan hükümetini İsrail’in Siyonist politikaları için Ortadoğu’ya çekebilmek için), 7 Temmuz Londra Metro saldırıları (İslam’ı terörle ilişkilendirmek ve İngiltere kamuyou ve hükümetini Amerika ve İsrail öncülüğündeki işgallere ortak ve destek olmalarını sağlamak için). Bu listeyi uzadıkça uzar ancak benim amacım bunların “nedenlerine” yönelik.
1- İslam’ı terörizmle ilişkilendirmek ve İsrail’in amacının radikal İslamcı teröristlerle mücadeleymiş gibi göstermek,

* * 2- * *Müslümanları aptal, köktenci ve canavar olarak göstermek,

3- * *Dünya çapında bir İslami terörizm olgusu yaratarak, sorunun sadece kendileriyle alakalı olmadığını, bu fanatiklerin bütün dünyanın başına bela olduğu düşüncesini yaymak,

4- * Dünyanın güçlü ülkelerinde MOSSAD eliyle kitle katliamları yaparak, bunu Müslüman teröristler yapmış gibi göstermek ve bu ülkeleri kendi safına dahil etmek (Amerika, İspanya, İngiltere, Türkiye),

5- *Dev Yahudi medya organlarınca dünya kamuyounu “Bakın İsrail yıllardır bunlarla mücadele ediyor, siz de hâlâ ona bu mücadelede destek olmuyorsunuz,” düşüncesine kanalize etmek,

6- * Filistin davasında İsrail’in haklı olduğunu vurgulamak ve güvenlik duvarının ve kontrol noktalarının teröristlere yönelik olduğu tezini yaymak,

7- Ortadoğu liderlerinin Müslüman teröristlere kaynak aktarıp onları desteklediği düşüncesini Yahudi medya organları kanalıyla dünya kamuyounun kafasına sokup, Yeni Orta Doğu projesini hayata geçirmek ve böylelikle Irak’ta ve Afganistan’da olduğu gibi hükümetlerin başına Amerika ve İsrail yanlısı kukla devlet başkanları getirmek,

8- *Büyük Ortadoğu projesi için gerekli olan dev faturayı Amerika ve Britanya gibi ülkelere ödetip, ganimetleri kendisi toplamak.

-Şeytanın yaptığı en büyük hile bütün dünyayı yaşamadığına inandırmakmış-

"The Usual Suspects" filminden
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 26-04-2008, 20:54
Averroes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Averroes Averroes isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 Feb 2008
Mesajlar: 780
Standart Re: İntihar Bombacıları ve El Kaide

1983’te İsrail Lübnan’ı işgal etti. O dönem Amerika ve Fransa barışgücü askerleri Beyrut havaalanı yakınındaki bir bölgede konuşlanmışlardı. Amerika’nın kıyıda ayrıca bir donanması vardı. Bir Pazar sabahı aynı anda hem Amerikan hem de Fransız donanma askerleri bombalandı. Hikâyeye göre içi bomba yüklü bir kamyon son sürat içlerine dalmıştı. Sonuç olarak yüzlerce denizci öldü. İki ayrı olayın eş zamanlı olarak gerçekleştirilmesinin gizemi bir yana, “intihar bombacısı” tabiri olayın gerçekleştiği 1983 yılında resmi kayıtlarda yer almadı ve 2003 yılına kadar da yer almayacaktı. Olayın 20. yıldönümünde Amerikan Denizgücünün bombalanmasının “bir intihar bombacısı” tarafından gerçekleştirildiği resmi kayıtlarda yer aldı. Bu tarihten sonra, İsrail duyduğu her bomba sesini “intihar bombacısı” olarak yorumladı ve Yahudi medyası da öyle yazdı. Aralarında bizim medyamızın da bulunduğu diğerleri ise bu haberleri sadece kendi dillerine tercüme ettiler.

Olayın bir başkanı yönü ise, sözümona Müslüman teröristlerin neden işgal gücü olan ve de doğal olarak birinci hedef olması beklenen İsrail askerlerine değilde, orada barışgücü olarak görev yapan Amerikan ve Fransız güçlerine bu eylemi gerçekleştirdiğidir. Madem bu teröristler iki ayrı ülkenin barış gücüne üst düzey profesyönellik gerektiren bir uzmanlıkla saldırı düzenleyebiliyorlar, neden ikiye ayrılmış bu profesyönelliği birleştirip tek hedefe, direnişin asıl hedefine, işgal güçlerine bu saldırıyı yapmıyorlar.

Eski bir MOSSAD ajanı olan Victor Ostrovsky kitabında İsraillilerin bu olaydan önceden haberdar olduğunu ama ne Amerikalıları ne de Fransızları uyarmadığını yazıyor ("By Way of Deception: A Devastating Insider's Portrait of the Mossad" (Toronto: Stoddart, 1990). Bu hikâyede garip olan İsraillilerin Amerikalıları özellikle uyarmaması değil, kendilerinden ziyade Amerikalıların hedef olabileceklerini beklediklerini söylemeleriydi. Niye bunu beklesindiler ki? Yoksa bu, olayın faillerinin kendileri olduğuna dair şüpheleri dağıtma operasyonun bir parçası mıydı? Yani, “yapan biz değiliz ama olacağını bekliyorduk” diyerek hatalı olduklarını kabul etmeleri ve bu surette suçun büyüğünü yine Müslümanlara yıkma çalışması mı?

Bu tür provakasyonların uygulanma kararı, İsrail meclisi Knesset’te alınmaz ama Knessetçe bilinir. Onlar sadece olayın sonuçlarıyla ilgilenirler ve bu yönde politika geliştirirler. Onlar için hikâye çok basittir: “İki Arap/Müslüman intihar eylemcisi, biri Amerikan, diğeri de Fransız olmak üzere iki barışgücü askerlerini içi bomba yüklü iki kamyonla havaya uçurup yüzlerce kişiyi katletmiştir.” Onlar olayın böyle olduğu kabülünden yola çıkarak hareket ederler. Olay bu kadar basittir. Pekiyi uygulama yönünü kim yapar? Cevap: MOSSAD. *

İslam dininde, ne Kur’an ayetlerinde, ne de İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in sözlerinde, düşmana zaiyat verdirmek için intihara teşvik edici ne bir tek ayet ne de tek bir hadis yoktur. Bırakın teşvik etmeyi men edilir hatta. Bir toplumdaki bir ritüelin tarihsel bağları bulunur. Bir Japon samurainin yenilgi sonrası kılıcıyla kendisini öldürmesini anlayabiliriz çünkü bu Japon geleneğinde var olan bir durumdur. Bunun tarihsel analizini yapabilirsiniz. Hatta bizzat gidip hâlâ yaşamakta olan bir Japon samuraiden bununla ilgili birkaç örnek anlatmasını isteyebilirsiniz. Size bu ritüelin hiç var olmadığını söylemeyecektir, dahası bunu büyük bir onurla anlatacaktır. İslam dininin 1400 yıllık bir geçmişi vardır. Bunca seneden beri günümüz Müslümanlarına değin gelmiş bir takım İslami pratikler vardır, oruç, namaz, sakal uzatma, sünnet olma, başörtüsü takma vs. Dünyada halkı Müslüman olan onlarca ülke vardır. Bu yukarıda sıraladığım pratikler bu ülkelerin hepsinde aşağı yukarı aynıdır. Ama sözkonusu ülkelerin hiçbirinde intihar eylemlerinin geçmişine yönelik bir iz bulamazsınız. Hatta İslam’ın doğuş yerine Arabistan’a gidin, bir takım dini dökümanları inceleyin, din büyüklerinin, devlet büyüklerinin tebaasına ettiği nasihatlere bakın, din âlimlerinin risalelerini inceleyin, hiçbir yerde intihar eylemlerine cevaz veren, bırakın cevaz vermeyi, intihar eylemlerine ima yoluyla bile olsa değinildiğine rastlayamazsınız.

Fransızlar Cezayirlilerle savaşırken de bombacılar vardı ama bunlardan hiçbiri intihar bombacısı değildi. İngilizler de 1918’de Irak’ta Araplarla savaşmıştı ama bu intihar bombacıları yine yoktu. İsrail 1948’den beri Filistinlilerle savaşıyor ama 1948- 1985 arası intihar bombacıları nerede? İslam evrensel bir dindir ve 1985 tarihinden de önce İslam-motivasyonlu çok savaşlar yaşandı ancak bu intihar eylemcileri o dönem yoktu. Şimdi su soruyu sormak istiyorum. İsrail dışında ki intihar bombacıları nerede? Şimdi Saddam-sonrası Irak’ta yaşanıyor intihar eylemleri. Yani ABD’nin işgalindeki Irak’ta, yabancı istihbarat birimlerinin elini kolunu sallayarak giriş yaptıkları ve tam da bu tarihten sonra intihar eylemlerinin görüldüğü Irak’ta. MOSSAD, CIA ve MI5 Irak’ta, Şii ve Sünnileri birbirine kırdırmak için intihar eylemi süsü verdikleri katliamlar yapmaktadır. Fikir babası yine MOSSAD’dır. Tam da bu tanıma uyan gelişmelerden bir tanesi Basra’da yaşandı. Kendilerine Arap süsü vermiş iki İngiliz ajan içi bomba yüklü bir kamyonla giderlerken, Irak polisince suçüstü yakalandılar. Olay bağımsız medyaya da yansıdı. Ancak İngiliz hükümeti derhal adamlarının içeriden çıkarılması talimatını verdiler ve bu ajanlar şimdi yine elini kolunu sallayarak Irak’taki provakasyonlarına devam etmektedirler.

-Şeytanın yaptığı en büyük hile bütün dünyayı yaşamadığına inandırmakmış-

"The Usual Suspects" filminden
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 26-04-2008, 20:55
Averroes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Averroes Averroes isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 Feb 2008
Mesajlar: 780
Standart Re: İntihar Bombacıları ve El Kaide

El-Kaide mi, El-Mossad mı? * *

İntihar bombacıları demişken El-Kaide’ye değinmeden geçmek doğru olmaz kanaatindeyim. Nedir bu El-Kaide? Bu nasıl bir örgüttür ki tüm dünyada, yer, zaman, kişi fark etmeksizin terörist eylemler yapabiliyor ve hiçbir güvenlik birimine yakalanmıyor? Milyarlarca dolara sahip olduğu iddia edilen bu örgüt, istihbarat birimlerince düzenli olarak kontrolden geçirilen bankalardan para akışını sağlayabiliyor. Büyük bir profesyönellik ve uzmanlıkla dünya metropollerinde terörist eylemler yapabiliyorlar. Aynı anda istedikleri yerlerde bulunup, hiçbir ülkenin nüfusunda kayıtlı görünmüyorlar. Aralarından hiçbir itirafçı ve hain çıkmıyor.

Bu duyacağınız medyada çok fazla duymaya alışkın olduğunuz türden değildir: EL-KAİDE DİYE BİR ÖRGÜT YOKTUR.

El-Kaide, İsrail ve Amerika yönetimlerinin dünyada “terörle mücadele” iddialarını canlı tutabilmek ve işgallerine haklı nedenler ortaya koyabilmek için ortaya attıkları “bence” kurgusal, en iyi ihtimalle gücü “haddinden fazla” şişirilmiş bir örgüttür. Ancak ben bu örgütün kurgusal olduğunu iddia ediyorum, niye mi?

1- Yaptıkları eylemlerden sonra, yaralı bile olsa hiçbir El-Kaideci sağ ele geçirilemiyor, çünkü ölmek zorunda bırakılıyorlar,
2- Eylemlerini hep intihar bombacılarıyla yaptırıyorlar, cesetler tanınamayacak hale geliyor ve alelacele herhangi bir soruşturmaya meydan bırakmadan kaldırılıyorlar,
3- Direk işgalciyi değil, Irak’taki BM karargâhında olduğu gibi, ilgisiz yerleri hedef alıyorlar (Müslüman teröristlerin aptal oldukları ve gayri-müslim olan herkesi hedef alabilecekleri tezini yaymak ve BM’nin bu bölgelerdeki ABD-İngiltere-İsrail keyfi uygulamalarına burnunu sokmasını engellemek için),
4- Küba’daki Guantanamo üssünde Amerika’nın El-Kaide üyesi olarak tutukladığı tutsaklardan hiçbirinin şu ana kadar El-Kaideyle bağlantısı ortaya konamadı. Mahkemeye bile çıkarmıyorlar. Çünkü mahkemeye çıkarılırsa hepsinin de masum olduğu ortaya çıkacak ve El-Kaide mitosu yerle bir olacak,
5- Gerçek El-Kaide üyesi bulunmadığı için, İsrail ajanları Filistin’de sözde El-Kaide kampları kurarken Filistin istihbaratınca suçüstü yakalandı. Olay İsrailli sol gazete Haaretz’e ve daha pek çok bağımsız medya birimine de yansıdı.
6- El-Kaide’nin sürekli bir mücadele ruhu yok. Her zaman işgalcilerin en zor zamanlarında ortaya çıkıp, dikkatleri Müslüman teröristler olgusuna çekecek şekilde eylem yapıyorlar. Ta Madrid’de, Londra’da eylemler yapabilecek güce sahipken, Çeçenlerin yanında Ruslara karşı veya Hizbullah saflarında İsrail’e karşı savaşırken görünmüyorlar (Ne hikmetse El-Kaide ile “uçak kaçırma yoluyla terörist eylemler yapma” arasında bir bağıntı kurularak dünya kamuoyuna dayatılmak isteniyor, ama İngiltere örneğinde görüldüğü gibi gözaltına alınan kişiler bırakın uçak kaçırmayı, ne bilet almışlardı ne de en azından rezervasyon yaptırmışlardı.)
7- El-Kaide eylemlerinden sonra, kullanılan yöntem ve silahlar üzerinde yapılan araştırmalar, bunların ancak bilinçli bir şekilde ve komplike silahlarla ortaya konabilecek eylemler olduğunu ortaya koymuştur.

-Şeytanın yaptığı en büyük hile bütün dünyayı yaşamadığına inandırmakmış-

"The Usual Suspects" filminden
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 26-04-2008, 20:56
Averroes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Averroes Averroes isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 Feb 2008
Mesajlar: 780
Standart Re: İntihar Bombacıları ve El Kaide

İstanbul’daki Sinagog saldırılarını düşünün mesela. Bu saldırıları El-Kaide’nin yaptığı söylendi. Şimdi (zor olacak ama) sizden bir an El-Kaide üyesi olduğunuzu ve İslam adına savaştığınızı farz etmenizi istiyorum. Siz hiç sinagogun içine kadar girip onlarca Yahudi öldürebilecekken, yolda bombaları patlatıp dindaşlarınızdan onlarcasını öldürmeyi düşünür müydünüz? Nitekim, o saldırılarda öldürülenlerin büyük çoğunluğu Türk’tü. *El-Kaide’nin varlığı konusuna buradan başlayabilirsiniz mesela.

11 Eylül 2001’deki ABD-İsrail ortak yapımı sözde terör eylemlerini ele alalım. O gün İkiz Kulelerde bulunması geren yüzlerce Yahudi işe gitmemişti. Bu bir tesadüf müdür? İkiz Kuleler New York’tadır ve New York’ta her dört kişiden biri Yahudidir. O gün kuleler devrilirken FBI, sevinen, tezahürat yapan bir grup MOSSAD ajanını gözaltına alacak ve İsrailli oldukları anlaşılıncada sessiz sedasız salıverileceklerdir. Sakın El-Kaide o gün kulelere saldırı yapacağını ve oradaki Yahudilerin binaları boşaltması gerektiğini söylemiş olmasın?

Endonezya’nın Bali adası çoğunluğunu Avustralyalı turistlerin oluşturduğu bir tatil yeridir. O gün Bali adasındaki bombalama eylemlerinde çoğunluğunu Avustralyalıların oluşturduğu yüzlerce turist oldu. Fail belliydi: İslamcı El-Kaide terör örgütü. Bu saldırılar tam da Avustralya’da Amerikan-İsrail karşıtı dev sokak gösterilerinin yapıldığı bir ana rastladı. Amerika ve İsrail uzun süreden beri Avustralya’dan terörle mücadele konusunda kendileriyle ittifak olmasını istiyorlardı. Avustralya hükümeti halk tepkisini göz önünde bulundurarak buna sıcak bakmıyordu. Bali saldırılarıyla birlikte Amerikan karşıtı olan halk bir günde Amerika’nın terörle mücadelesini destekler hale gelmişti. Ve hükümet beklendiği üzere Amerika’nın terörle mücadelesinde yanında olduklarını söylediler. *

İntihar eylemcisi mitinin en önemli faydası daha öncede belirttiğim gibi Filistinlileri bir tür insan-dışı varlıkmış gibi gösterip, kendilerinin ülkelerini savunmaya hakkı olduğu tezini tüm dünyaya benimsetmeye çalışmaktır. İsrail geçmişte Araplara karşı 1948, 1967 ve 1973 olmak üzere üç önemli başarı elde etmiştir. Filistinliler 1948’den önce şu an İsrail olarak bilinen yerin sahipleriydi, daha doğrusu bölgede İsrail diye bir devlet yoktu. Balfour Deklarasyonu’yla birlikte İkinci Dünya Savaşından sonra bölgeye “monte edilen” İsrail, kuruluş şeklinden tutunda ta günümüzdeki işgallerine kadar her şeyiyle bölgede yasadışıdır. Kendileri de bunu bilmektedir ama kendilerini mazur göstermek için bugünkü Filistin topraklarının geçmişte uzun yıllar boyunca Yahudi yurdu olduğu gibi son derece komik cevaplar vermektedirler. O halde aynı mantıkla Amerika’nın gerçek sahipleri Kızılderililer, Avustralya’nın ise Aborjinler değil midir? Avrupa’nın dört bir yanından bölgeye “monte edilen” Yahudiler, 1948’de “çaldıkları” topraklar üzerinde devlet olduklarını duyurdular. Ve o tarihten bu yana Filistinlileri silahsızlandırma, fakirleştirme, Gazze, Ürdün ve batı Yaka’daki mülteci kamplarına sürme faaliyetlerine giriştiler. 1973’ten sonra İsrailliler işgalleri ve zorbalıklarıyla milyonlarca insanı küçücük bir toprak alanı içerisinde yaşamaya mecbur bırakmışlardır. Amaçları ise terör, tehdit, sosyal hizmet kesintileri, dış yardımdan mahrum bırakma gibi yöntemlerle bölgeyi Filistinlilerden temizleyerek, Filistinin tamamına Davut yıldızlı bayrağı çekmektir. Bu durumun ortaya çıkardığı eşitsizlik ve adaletsizlik o kadar barizdi ki dünyanın tepkisini çekmeden bu denli büyük çaba gerektiren bir şeyi yapmak imkânsızdı. O halde işgal ve terörü haklı kılabilmek için Filistinlileri dünya barışını tehdit eden, tehlikeli ve fanatikler olarak göstermek gerekecekti. “Münih’teki İsrail milli Olimpiyat Sporcularını” öldüren Filistinlileri “artık cezalandırmayalım da ne yapalım Allah aşkına” olacaktı? *

Batı medyası, izleyicilerine ve okuyucularına intihar bombacılarını “öldükten sonra (kaynağı ne ise) 72 bakire huriye” sahip olmak için kendilerini havaya uçurduklarını söylemektedirler. Bu söylenti o kadar yaygındır ki, elinize mikrofon alıp Amerika’da “neden insanların intihar eylemleri yaptıklarını” sorarsanız, muhatapların yarıdan fazlası size bunu söyleyecektir. Bu yoğun medyatik dezenformasyon bombardımanı insanları o denli otomatikleştirmiştir ki her şeyin ardındaki neden bunun gibi açıktır. Öyle ki, Hz. Muhammed karikatürleriyle gündeme gelen sözkonusu karikatürlerde de, İslam Peygamberi mahşerden yeryüzündeki intihar eylemcilerine yine bu 72 hurinin kendilerini beklediğini söylemektedir. 72 huri yine Yahudi medyasının aldatmacasından başka bir şey değildir.

Filistin şeriatla yönetilen bir ülke değildir. Ateist olan, en ılımlı tabiriyle, dinle alakaları olmayan bir yığın Filistinli vardır. Bir insanın vatanını savunması için dindarlık ya da Tanrı’ya inanmışlık olmazsa olmaz bir koşul değildir. Kaldı ki Hamas’ın aksine El-Fetih üyeleri laiktir. Bu bakımdan “72 bakire huri” safsatası en azından Filistinliler için uygulanabilir değildir. Canı burnuna gelmiş bir Filistinli hurileri falan düşünecek durumda değildir. Kaldı ki bunun gerçek bir hadis olup olmadığı son derece tartışmalıdır. Gerçekten hadis olsa bile bu intihar eylemleriyle alakalı değildir.

Sonuç olarak MOSSAD gerekli gördüğü yerde dünya çapında provakatif eylemler yapabilip, bunu İslamcı teröristlere mal edebilmektedir. Bu şekilde “İsrail’in terörle mücadelesini” haklı gerekçelere dayandırmaya çalıştırmaktadır. İsrail’in uygun gördüğü hiçbir ülke bundan muaf değildir. Diyelim "t" ülkesinde “kü” ve “tü” grupları birbiriyle husumet halindedir. Bu “kü” ve “tü” grupları birbirinden etnik ya da dinsel yönden ayrı olsun ve çatışma nedenleri de buradan ortaya çıksın. İsrail “kü” grubuna saldırıp “tü” grubunu, “tü” grubuna da saldırıp “kü” grubunu hedef tahtasına oturtabilir. Ve bu iki grupta saldırıların kendilerinden geldiğini sanır. Oysa saldırı başka bir yerden gelmiştir ve her ikisi de bunu bilmezler.

-Şeytanın yaptığı en büyük hile bütün dünyayı yaşamadığına inandırmakmış-

"The Usual Suspects" filminden
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 26-04-2008, 21:02
Averroes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Averroes Averroes isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 Feb 2008
Mesajlar: 780
Standart Re: İntihar Bombacıları ve El Kaide

Bu bölüm şu ana kadar anlatılanlardan ikna olmamışlar içindir.

David Ben Gurion, İsrail Başbakanı, 1949–1954, 1955–1963

“Arapları buradan def etmeliyiz ve yurtlarını gasp etmeliyiz.”

— David Ben Gurion, 1937, Ben Gurion and the Palestine Araps, Oxford University Press, 1985.

* * "Galileyi Araplardan kurtarmak için terörü, suikastı, gözdağını, toprak gaspını ve sosyal hizmet kesintilerini kullanmalıyız.”

— David Ben-Gurion, Mayıs 1948, İsrail Genel Kurmayı’na Hitaben, *From Ben-Gurion, A Biography, by Michael Ben-Zohar, Delacorte, New York 1978

* * "Anti-semitizm, Naziler, Auschwitz, ama bunlar Arapların suçu muydu? Onların * * * * * * *bildiği bir tek şey vardır: buraya geldik ve ülkelerini çaldık. Bunu niye kabullensinler ki?”

—Nahum Goldmann, *Le Paraddoxe Juif (Yahudi Paradoksu) adlı eserinde Gurion’dan alıntılamıştır. s, 121–122

"Arap köylerinde Yahudi köyleri kuruldu. Bu Arap köylerinin isimleri bile bilinmez artık. Bu yüzden sizi suçlamam çünkü coğrafya kitapları yok artık. Kitapların olmayışı bir yana, Arap köyleri de artık yok. Mahlul’un (Arap köyü) bulunduğu yerde artık Nahlal (Yahudi köyü) var; Jibta’nın yerinde Kibutz Gvat; Huneifis’in yerinde Kibbutz Sarid; ve Tal al-Shuman’ın yerinde Kefar Yehushua. Bu ülkede, öncesinde bir Arap nüfusunun bulunmadığı tek bir yer bile yok.”

—David Ben Gurion, The Jewish Paradox, *Nahum Goldmann, Weidenfeld And Nicolson, 1978, s. 99.

"Kendi aramızda şu gerçeği göz ardı etmemeliyiz. Politik olarak baktığımızda bizler işgalciyiz ve onlar kendilerini savunuyorlar… Ülke onların, çünkü oturanlar onlar, biz ise buraya gelip yerleşmek istiyoruz ve onların gözünde biz onları kendi yurtlarından atmak istiyoruz.”
— Chomsky, Fateful Triangle, s, 91,92. Ancak ilk olarak Gurion’un 1938 yılındaki bir konuşmasından aktaran Simha Flapan, "Zionism and the Palestinians”, s, 141–142

“Eğer Almanya’nın bütün (Yahudi) çocuklarını İngiltere’ye taşıyarak kurtarmanın mümkün olduğunu ve bunlardan yalnızca yarısını İsrail Ülkesine götüreceğimi bilsem, ikinci seçeneği seçerdim, çünkü sahip olacağımız sadece bu çocukların sayısı değil, aynı zamanda İsrail halkının tarihsel hesaplaşmasıdır.”
—David Ben-Gurion (Shabtai Teveth, Ben-Gurion, s, 855,56)

“Filistin’deki Yahudi Devleti’nin adı İsrail olacaktır.”
– Ben Gurion, Tel Aviv, 14 Mayıs 1948


Golda Meir, *İsrail Başbakanı, 1969–1974

"Filistin halkı diye bir şey yoktur. Farz edin biz buraya hiç gelmedik, onları kovmadık ve ülkelerini ellerinden almadık. Farz edin onlar hiç var olmadılar.”
— Golda Meir, The Sunday Times’a verdiği demeçte, 15 Haziran, 1969.

"İşgal altındaki toprakları nasıl iade edelim? Bu toprakları iade edecek kimse yok ki.”
— Golda Meir, *8 Mart, 1969.

"Arap mültecileri tekrar buraya getirme lehinde konuşanlar, eğer İsrail devletiyle ilgileniyorlarsa bunun sorumluluğunu nasıl kaldıracaklarını umduklarını da söylemelilerdir. Her şeyin açık ve seçik biçimde belirtilmesinde fayda var: Bunun olmasına asla izin vermeyeceğiz.”
— Golda Meir, Ner, Ekim 1961, Knesset’te yaptığı bir konuşmadan.

"Bu ülke, Tanrı’nın kendisi tarafından verilmiş bir vaadin gerçekleşmesi sonucu var olmuştur. Bu ülkeden meşruluğunun hesabını sormak artık çok gülünç olur."— Golda Meir, Le Monde, 15 Ekim 1971

Yitzhak Rabin, İsrail Başbakanı, 1974–1977, 1992–1995

"Dışarıda yürüyorduk. Ben-Gurion bize eşlik ediyordu. Allon sorusunu tekrarladı, “Filistin halkının durumu ne olacak?” Ben-Gurion “def et gitsin!” diyen bir hareketle el salladı.”
—Yitzhak Rabin, Rabin memoirs, New York Times, 23 Ekim 1979.

"İsrail önümüzdeki 10 ya da 20 yıl içinde Gazze Şeridi’nden ve Batı Yaka’dan Ürdün’e yapılacak doğal ve gönüllü mülteci göçünü mecbur kılacak koşulları yaratacaktır. Bunu gerçekleştirmek için Kral Hüseyin’le anlaşmalıyız, Yaser Arafat’la değil. “
— Yitzhak Rabin, dünyada bir infiale neden olmadan işgal altındaki topraklarda etnik temizleme metodunu açıklarken, (David Shipler, New York Times, 1983)

Menachem Begin, İsrail Başbakanı, 1977–1983

"Filistinliler iki bacağı üzerinde yürüyen hayvanlardır.”

— Menachem Begin, Knesset konuşmasından, alıntılayan Amnon Kapeliouk, "Begin and the Beasts," New Statesman, 25 Haziran, 1982.

"Filistinin toprakları meşru değildir. Onu asla tanımayacağız… Kudüs geçmişte de bugün de sonsuza dek bizim başkentimiz olacak. İsrail Devleti İsrail halkının yaşaması içindir. Tamamı. Ve ilelebet.”— Menachem Begin, Filistin’i ayrı bir devlet olarak kabul eden BM oylamasının yapıldığı gün.

Yitzhak Shamir, İsrail Başbakanı, 1983–1984, 1986–1992

"Hareketimizin geçmiş önderleri gelecek nesiller için, buraya kitleler halinde Yahudi göçü için, hepsi burada bir araya gelecek Yahudi halkı için, İsrail Devletini Kızıl Denizden Ürdün Nehri’ne kadar bizim olması yönünde açık bir mesaj bırakmışlardır.”

—Yitzhak Shamir Tel Aviv’de geçmiş Likud liderlerini anma tıoplantısında, Kasım 1990, Jerusalem Domestic Radio Service.

"İsrail Ülkesi’ndeki Yahudi iskânı Siyonizm’in özüdür. Bu iskân olmadan, Siyonizm’i gerçekleştiremeyiz. İşte bu kadar basittir.”
— Yitzhak Shamir, Maariv, 02.21.1997.

"Filistinliler çekirge gibi ezileceklerdir. Kafaları kayalara ve duvarlara çarpılacaktır.”
— Yitzhak Shamir, Yahudi yerleşimcilere hitaben, New York Times, 1 Nisan 1988

Benjamin Netanyahu, İsrail Başbakanı, 1996–1999

"İsrail, Çin’de yapılan gösterilerin bastırılmasından, henüz dünyanın dikkati bu bölgedeyken, bu bölgedeki Arapların kitleler halinde kovulması yolunda yararlanmalıydı.” —Benjamin Netanyahu, dönemin İsrael Dış İşleri Bakan Yardımcısı sıfatıyla Bar Ilan Üniversitesi öğrencilerine hitaben yaptığı konuşmada, alıntıyı yapan İsrail’de basılan Hotam gazetesi, 24 Kasım 1989.

Ehud Barak, İsrail Başbakanı, 1999–2001

"Filistinliler tıpkı timsah gibidirler; Onlara ne kadar çok et verirseniz de hep daha fazlasını isterler.”
—Ehud Barak, İsrail Başbakanı, 28 Ağustos 2000, haber olarak the Jerusalem Post gazetesinde 30 Ağustos, 2000

"200 Filistinli kaybının yerine, 2000 Filistinli kaybının savaşa son vereceğini düşünseydik, çok daha fazla güç kullanırdık.”
— Ehud Barak, İsrail Başbakanı, Associated Press, 16 Kasım, 2000.

"Bir terör örgütüne katılırdım.”
— Ehud Barak’ın Ha’aretz köşe yazarı Gideon Levy’nin kendisine “eğer bir Filistinli olarak doğmuş olsaydı ne yapacağını” sorması üzerine verdiği cevap.

Ariel Sharon, İsrail Başbakanı, 2001 – 2006


"Zamanla unutulmuş bir takım gerçekleri kamuoyuna açıkça ve cesurca açıklamak İsrailli liderlerin görevidir. Bunlardan ilki; Araplar buradan çıkarılmadıkça ve toprakları istimlâk edilmedikçe, Siyonizm, kolonileştirme ya da Yahudi Devleti diye bir şey olamaz.”
—Ariel Sharon, Dönemin İsrail Dış İşleri Bakanı, aşırı sağcı Tsomet Partisi militanlarının toplantısında onlara hitaben yaptığı konuşmada, Agence France Presse, 15 Kasım, 1998.

"Herkes kımıldamalı, koşuşturmalı ve (Yahudi) yerleşim bölgesini büyütmek için mümkün olduğu kadar çok (Filistin) toprağını ele geçirmeli. Çünkü şu an alacağımız her şey bizde kalacak. Alamadıklarımızsa onlara gidecek.” *
—Ariel Sharon, Dönemin İsrail Dış İşleri Bakanı yine aynı Tsomet Parti’si toplantısında yaptığı konuşmadan, Agence France Presse, 15 Kasım, 1998.

"İsrail başkalarını mahkeme etme hakkına sahip olabilir, ama kesinlikle başka hiç kimsenin Yahudi halkını ve İsrail Devletini mahkeme etme hakkı yoktur.”
—Ariel Sharon, İsrail Başbakanı, 25 Mart 2001, BBC News Online


Saygılarımla

-Şeytanın yaptığı en büyük hile bütün dünyayı yaşamadığına inandırmakmış-

"The Usual Suspects" filminden
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 26-04-2008, 23:30
ozgur_beyin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ozgur_beyin ozgur_beyin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 07 Sep 2006
Mesajlar: 5.929
Standart Re: İntihar Bombacıları ve El Kaide

sevgili şopen, emek verdiğin belli olan *kısa yazı dizisine teşekkürler.

bugün filistinlilerin durumunu necip fazılın söylemiyle ''öz vatanında garipsin *, öz vatanında parya'' olarak *tarif edebiliriz.
bugün izraelin yaptıklarını hiç bir aklı- selim sahibi insan ne tasvib eder ne destekler. anti parantez bende hiç bir zaman izraeli ne destekledim ne tasdik ettim
senin yazdıklarını şöyle özetlemek mümkün '' her ne kadar *masum insan canı alsalarda, intihar bombacıları davalarında haklıdır''

şimdi ben burda haklı veya haksız olduklarını tartışmayacağım.
el -kaide, diye bir örgüt olmadığını savunmak kafayı kuma gömmekle eşdeğerdir.
el-kaide, abd. nin yeşil kuşak projesinin bir parçasıdır. amerikan parasıyla ve amerikan desteğiyle kurulmuştur.
ama amerikanın beslediği yılan kendinide sokmuştur.
el-kaide yok demek safdillilik olur.
ikincisi es geçtiğin, orta doğudaki araplarda bir ulus bilinci yoktur. bu yüzden doğru dürüst bir arap birliği kuramadılar. şu an öyle bir kuruluş var ama bizdeki *bilmem ne köyünü kalkındarma ,derneğinden farkı yok.
avrupa ve amerika sömürmeye alışmış ,onlarda amerikanın eteği altında oynaşıp sömürülmeye.
rahatı düzgün olan hiç bir arap devleti (ki onlarada devlet denirse) ensesinin üstüne yatıyor.
nerdeyse *filistinlilerin nüfüsu kadar ırakta insan oldu kimin umurunda?
emperyal güçler horozları dövüştürüp , horozları bitap düşürüyor ve onlar parsayı topluyorlar.

bir atasözü var. derki ''ah alandan ah çıkmazsa evladu iyaline miras kalır''
bilirmisin ki *araplar *birinci dünya savaşında *araplar osmanlı askerlerini *kör testerelerle kestiler.
kimle ? ingiliz * LAWRENCE'in kışkırtmalarıyla. arabistanı lawrence adlı filmi alıp izlemeni öneriririm.
bu filim türkiyede otuz beş yıl yasaklı kaldı. kendine ''neden acaba?'' diye bir sor.

daha çok yazılacak ve söylenecek söz var ama son söz olarak şunu söyleyeyim.
bugün filistindeki acıların büyük bir bölümü arapların sırtındadır.
bu işler orda burda bomba patlatarak çözüm üreteceğine çörümsüzlük üretir. ve ezilen yine bigünahlar olur.

bir araştır bakalım kendini bombayla patlatıp berhava olanlar elitlerin çocuklarımı yoksa ailesin üç beş dolar verilip
gönlü ısındırılan gariplerin çocuklarımı?
bu geçliğinin baharında cennet umuduyla *maveraya (ötelere) gönderilen bu çocukların can bedelini kim ödeyecek.?
bu zavallı çocuklar hasan sabbah'ın fedaileri gibi ,yaşamdan daha açılmamış bir gül iken göndermek, hangi vicdanlara sığar.
islamınmı ,allahınmı *yoksa amerikanınmı?

sorun cahil olman değil , kendini alim sanman
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 26-04-2008, 23:55
qw19 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
qw19 qw19 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 21 Mar 2008
Mesajlar: 1.406
Standart Re: İntihar Bombacıları ve El Kaide

"Ehud Barak, İsrail Başbakanı, 1999–2001

"Filistinliler tıpkı timsah gibidirler; Onlara ne kadar çok et verirseniz de hep daha fazlasını isterler.”
—Ehud Barak, İsrail Başbakanı, 28 Ağustos 2000, haber olarak the Jerusalem Post gazetesinde 30 Ağustos, 2000

"200 Filistinli kaybının yerine, 2000 Filistinli kaybının savaşa son vereceğini düşünseydik, çok daha fazla güç kullanırdık.”
— Ehud Barak, İsrail Başbakanı, Associated Press, 16 Kasım, 2000.

"Bir terör örgütüne katılırdım.”
— Ehud Barak’ın Ha’aretz köşe yazarı Gideon Levy’nin kendisine “eğer bir Filistinli olarak doğmuş olsaydı ne yapacağını” sorması üzerine verdiği cevap. " schopenhauer

*Sevgili schopen;

*Schopen Ehud Barak senin sandığın gibi biri değildir. İsrail siyasetinin barış adamlarının en önemlisidir.

*28 Ağustos 2000'deki röportajınıda neden sonra vermiştir o çok önemli. Bu arada Arafat'ın Filistin-İsrail halkına ve Ehud Barak'a attığı kazığıda unutmamak gerekir. 50 yıldır ilk defa ele geçen barış fırsatını nasıl teptiğinide görmek gerek.

* Ehud Barak'ın Time dergisine verdiği röportajı bulabilirsen olayı çok net göreceğini zannediyorum. Bir de Amerika'daki zirvede (Barak-Arafat) olanlar Arafat'ın gerçek kimliğini ortaya koyması açısından çok önemlidir.

*Barak İsrail siyasetinin en önemli ve barışsever lideridir, o zirvede barış için tüm İsrail'i karşısına almıştır.

*Benim son dönemde dünyada en fazla takdire değer bulduğum tek siyaset adamıdır.

*Senden ricam cımbızlama alışkanlığından kurtul. Yada yazarken emin olmadığını belirt.

*Selamlar.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 27-04-2008, 01:05
mutluluk35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
mutluluk35 mutluluk35 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 16 Feb 2008
Mesajlar: 208
Standart Re: İntihar Bombacıları ve El Kaide

Sayın *schopen
İsrail,nükleer *teknolojiye *ve *her türlü *konvansiyel *askeri *donanıma *sahipken,Araplar *200 *yıl *önceki *endüstri *devrimi *çağına *henüz *ulaşamamışlardır.İsrail, günümüz *uluslar arası *hukukuna *aykırı *birçok *faaliyetlerini, dünyanın *birçok *yerinde *kontrol *edebildiği *kitle *iletişim *araçlarını *kullanarak *meşrulaştırabildiği *halde,Araplar *kendi *başlarına *radyo *yayını *dahi *yapamazlar.İsrail *Bali, 11 *Eylül, Sinagog, Metro *vb. saldırıları *kendine yönelik *olarak *ve *kendi *çıkarı *için *düzenleyebiliyorken,Arapların *böyle *bir *plan kuracağını *hayal *bile *edemeyiz.Ya *da *Arapların *pentagon *ve *ABD *senatosundaki *lobi *faaliyetleriyle,bu *devletin *Ortadoğuya *yönelik *dış *politikasını *etkileyebileceklerini *düşünemeyiz *bile.Suud *kraliyet *ailesi *Amerikan *petro-dolarlarına *sırtını *dayamış *halkını *düşünmezken, *bu *sömürü *düzenine *karşı *bir *Arabın *başkaldırı *girişiminde *bulunduğunu *göremeyiz.(bir *de *Filistindeki *hem *soy, hem *din *kardeşleri *Mossad *katliamına *uğrarken)..Örnekleri *çoğaltmak *mümkün, gelelim *sebeplerine.
1)Araplar *ulus *birliği *kuramamışlardır,ulus-devlete *sahip *değillerdir,dolayısıyla *kulluktan *bireye *geçemişlerdir.Tek *istisnası *Muhammed *devrimidir.Farklı *kabile *ve *aşiretler tek *devlet *çatısı *altında *toplanabilmiş,ancak *devletin *meşruiyeti *birey *oydaşmasından *değil,cehennem *korkutması *ve *cennet *özendirmeleri *temelindeki *tanrıya *dayandığı *için *değişmez-değiştirilemez *niteliğe *dönüşmüş,zamanın *ilerleyişine *karşı *durağanlığını *koruduğu *için *çağdışı *kalmıştır.Böylece *Araplar *temel *hak *ve *özgürlükleri *için *ayaklanmayan *ender *milletlerden *olmuştur.

2)Akıl *ve *bilim *doğrultusunda *ilerlemek *Araplara *göre *kafirlikle *eşdeğerdedir.Kendilerinin *doğumunu, yaşayışını, ölümünü *her şeylerini,tüm *kaderlerini *kendilerine *zahmet *olmasın *diye *düşünen *bir *Tanrıları *vardır,kitabında *da *her şey *zaten *açıklanmıştır.Bu *zihniyet *onları *bilim *ve *teknolojiden *yoksun *bırakmıştır.

3)Araplara *göre *tüm *toplumsal *gelişmeler *Yahudi *planıdır.Marx *kapitali bu *bilinçle *yazmış,Einste-in *görelilik *teorisini, Darwin *evrim *teorisini *Yahudiliğe *hizmet *olsun *diye *dünya *piyasasına *sürmüştür.Hepsi *Kurana *karşı *açılmış *bir *savaştır.

Balfour *Deklarasyonu *meselesine *gelirsek,İngiliz *dışişleri *bakanı *Balfour *bunu *hazırladığında,Ara-plar *Skyes-Picot *anlaşması *gereği *Büyük *Arap *Krallığını *kuracaklarına *inandırılmış,bu *doğrultuda *Osmanlı *devletine karşı *1. Dünya *savaşında *ayaklanmışlardır.Batı *denetimindeki *eğitim *sistemi *sayesinde *Osmanlı *halefi *Türkiyeyi *halen *düşman *görmektedirler.

Bu *yazdıklarımın *hiçbiri,İsrailli *zerre *kadar *olsun *savunduğumdan *ya *da *haklı *göstermeye *çalıştığımdan kaynaklanmamaktadır.İsrail *bir *terör *devletine *dönüşmüş *durumdadır.Katılmadığım *tek *nokta,yazıda *müslümanlığın *kriter *olarak *alınmasıdır.Fikri *olarak *Filistin *halkına *verdiğim *desteğin *aynısını,Nazi *zulmü *altındaki *Yahudilere *de *veririm.Saygılar
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:50 .