
20-07-2006, 03:36
|
|
|
Re: SADECE KARDEŞLERİME ÖZEL FIKRA!
Bir gün üç arkadaş birbirlerine ne kadar
inatçı olduklarını ispatlamaya çalışıyorlarmış ve herkes
en çok inat ettiği ani anlatıyormuş.
Birincisi anlatmaya başlamış:
"Ben bir gün evi aradım benim hanim alo demedi bende
cevap vermedim, telefon sabaha kadar açık kaldı" demiş.
2.inatçı "O da bir sey mi? Ben bir gün eve geldim kapıyı çaldım hanim
kimsin, demedi
bende kim olduğumu söylemedim sabaha
kadar kapının önünde yattım"
3.inatçı "O da bir sey mi? Biz evlendiğimizde
karim bana dokunmadı diye bende ona dokunmadım ve hala daha
dokunmuyorum" demiş.
İki inatçı birden "Olur mu yahu" demiş,
"Sizin iki tane çocuğunuz var".
3.inatçı övünerek cevap vermiş:
İnat ettim onları da sormadım...
|

20-07-2006, 03:39
|
|
|
Re: SADECE KARDEŞLERİME ÖZEL FIKRA!
Cennette İki Kadın
1- Selam, benim adım Wanda.
2- Selam, benimkide Slyvia, sen nasıl öldün?
1- Donarak öldüm.
2- Ne kadar korkunç.
1- Yok o kadar kötü değildi, soğuktan titremem geçince ısınmaya başladım ve uyku bastı, sonunda huzur dolu bir ölüm.
2- Peki sen nasıl öldün?
1- Ağır bir kalp krizi geçirdim. Kocamın beni aldattığını sandım, onu iş üstünde yakalamak için eve erken geldim, fakat evde tek başına
televizyon seyreder halde buldum.
2- Sonra ne oldu?
1- Kesinlikle evde başka bir kadının olduğundan emindim, bütün eviaramaya başladım. Çatıyı, yatakların altını ama her yeri aradım fakat
bulamadım. Ama aşırı yorulmuştum, kalp krizi geçirdim ve öldüm.
2- Keşke derin dondurucuya baksaydın, şu anda ikimiz de yaşıyor olacaktık.
|

04-06-2008, 12:20
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Abdürrahim Efendi uzun entarisi ile dolasir, altina don giymezmis. Bir gün Halep carsisinda dolanirken siddetli bir rüzgar cikmis. Entari havalanmis. Halepli Abdürrahim Efendi'nin acikta kalan durumunu herkes gormus. Esnaf kendi arasinda homurdanmis, bu uygunsuz durumu Kadi'ya kadar duyurmuslar. Kadi da Abdürrahim Efendi'yi ahlaka mugayir davranislarindan dolayi yargilamak uzere mahkemeye cagirmis.
Dava görülmeye baslamis. Kadi kimlik tespiti yaparken sormus:
-Evli misin?
-Evliyim. Dört karim, dört de cariyem var.
-Kac cocugun var?
-Dur hele Kadi Efendi, düsüneyim.
Halepli Abdürrahim Efendi baslamis düsünmeye, düsünürken de parmak hesabi yapmaya.
-Birinci karidan alti cocuk. Ikinciden dort cocuk. Ucüncüden iki kizim var, ellerinden öper. Oniki etti.
Kadi sormus.
-Baska?
Donsuz Abdürrahim devam etmis.
-Kücük karidan da üc cocuk. Cariye kullarindan ikiser cocuk daha.
Bizimki sadece sayi söylüyor, hesabi kadi yapiyor.
-Ondokuz etti. Baska?
-Baska yok Kadi Efendi. Hanimlardan ücü hamile. Cariye kullarindan da ikisi yüklü. Yani bes cocuk daha yolda. Sayende Kadi Efendi.
Halep Kadisi bu ifade üzerine biraz düsünmüs. Uzun, kir sakallarini karistirmis. Karsisinda boynu bükük duran Abdürrahim Efendi'ye uzun uzun baktiktan sonra
-Yaz katip, deyip hükmünü aciklamis. Halep'te mukim, Abdülmecit'ten olma, Raziye'den dogma Abdürrahim Efendi'nin don giymeye firsat bulamadigindan beraatine..
|

05-06-2008, 03:39
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 20 Feb 2008
Mesajlar: 929
|
|
Sevgili Sargon, anlattğın fıkra ile günün bu saatlerinde tebessüm etmemizi sagladın.
Hepsi iyi güzelde ben yolda olan üc beş çocugun kadının sayesinde oluşuna takıldım
Burda da varmıdır bir hikmet, yoksa erkan-i hal den midir bu ifadeler...
|

05-06-2008, 04:50
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
sevgili meaculpa,
sanirim Kadi, Abdürrahim efendinin gozunde devleti, dini, milleti vb. temsil ediyor. Bizim koylumuz sik sik koylerine gelen burokratlara yag yakarlar. "sayende" derler, "Allah devlete millete zeval vermesin" derler. Herhalde bunu da kucuk sehirlerin esrafindan, uyanik girisimcilerinden, toprak sahiplerinden falan ogrenmislerdir. Eh, bu devlet, bu din, bu millet olmasaydi Abdurrahim Efendi o kadar cocugu nasil yapacakti. Bence dogru yere parmak basmis.
|

05-06-2008, 07:17
|
|
|
Dünyada kendi kendisini affeden ilk Maliye Bakanı olarak siyasi literatüre geçen Maliye Bakanı Kemal Unakıtan Hacc'a gitmiş ve başlamış şeytan taşlamaya .
Şeytan da bu arada hiç boş durmuyor , kendisine taş atanları ileride intikam almak amacıyla dikkatlice süzüyormuş .
Bir ara gözü Kemal Unakıtan'a takılmış ve başlamış söylenmeye :
- Ulan sen de mi Brütüs ?
|

05-06-2008, 07:44
|
|
|
Seçmenlerin nabzını yoklamak amacıyla kamuoyu araştırması yapan TV muhabirleri bir travestiye rastlarlar :
- Hangi partiye oyunuzu vereceksiniz ?
- Ben memurdum , AKP geldi , böyle oldum .
- Madem AKP seni bu hale getirdi , o halde bu sefer kime oy vereceksiniz ?
Travestinin cevabı ilginçtir :
- Valla , durmak yok , yola devam ...
|

05-06-2008, 09:20
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 29 May 2008
Bulunduğu yer: ADANA!!
Mesajlar: 3.673
|
|
dostlar fıkralar çok güzel emeğinize sağlık
ÖRGÜTLENİN!!!
|

05-06-2008, 10:24
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 17 May 2008
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 1.807
|
|
 Bende yazayım bir tane; Sultan I.Beyazıd ve soytarısından çok bahsedilir, gerçek midir? Efsane mi? Bilemem. İşte bir tanesi:
Beyazıd birgün sıkılmış, soytarıyı çağırıp "Ulan soytarı, öyle bir kabahat işleyeceksin ki, özrün kabahatinden büyük olacak, sana iki gün mühlet, yoksa kellen gider!" demiş. Soytarı panik halinde sarayın içinde bir aşağı bir yukarı yürür düşünürmüş. İkinci günün sonunda, sultan yatmaya odasına çıkarken soytarı arkasından yetişip, sultanın kıçını avuçlamış. Ne olduğunu anlayaman Beyazıd önce irkilmiş sonra "Bostancı başı!(cellat)" diye bağırmış. Soytarıda "aman sultanım hani kabahat işleyecektim, özrüm kabahatimden büyük olacaktı ya" demiş. Durumu hatırlayan Beyazıd "neymiş bakalım özrün?" demiş. Soytarıda, "aman sultanım affedin, sizi valide sultan sandım!" demiş  ve kelleyi kurtarmış.
Sevgiler,
Konu milomanara tarafından (06-06-2008 Saat 03:11 ) değiştirilmiştir.
|

06-06-2008, 02:58
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2006
Mesajlar: 142
|
|
Tanrı ile Lenin
--------------------------------------------------------------------------------
Lenin bir gün ölmüş ve öte dünyaya gitmiş. Anında cehenneme almışlar, ama herkesi örgütlemiş ve direnişe başlamış herkes cennette yaşıyor biz cehennemde diye, başa çıkamayan zebaniler tanrıya haber vermiş. Tanrı bu durumdan kurtulmak için, Lenini cennete göndermeye karar vermiş. Daha sonra gerçekleşen kargaşalardan sonra zebaniler tanrıya haber vermiş bu Lenin yine rahat durmuyor zavallı yoldaşlarım acı çekiyor, biz cennette yaşıyoruz herkes cehennemde yaşıyor diyor diye bildirmişler. Tanrı Lenini bana çağırın demiş, ve yalnız görüşmüş. Yaklaşık bir saatlik görüşmeden sonra çıkışta melekler tanrıya sormuşlar ne oldu Tanrım, Tanrı cevap vermiş Tanrı yok hepimiz eşit ve kardeşiz, hepimiz dialektik materyalist, hepimiz Yoldaşız
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:39 .
|