Aynı zamanda, Mu kıtasının kullandığı dilin günümüz nerdeyse tüm dünya dillerinin kullandığı dillerin kökü olduğunu ispatlayan kitaplar okumak da bir o kadar ilginç
Colonel James Churchweard'ın;
Mu'nun çocukları 1934 basım, Kaybolmuş Mu Kıtası 1934 basım, Mu'nun mukaddes remzleri 1934 basım, Mu'nun Feleki kuvvetleri 1934 basım.
adlı kitapları bu konudaki tek kaynak.
Ayrıca Platon'un dile getirdiği Atlantis de MU oluyor büyük bir ittifkala. Ancak Atlantis'in de Mu'nun daha kuzeyinde başka bir yer olduğu ile ilgili de araştırma yok değil.
Mu'dan sonra özellikle Dil; Devasa UYGUR imparataorluğunda ortaya çıkıyor. Ve Konu geliyor geliyor B harfinde paketleniyor.
Bu konu 1930 lu yıllarda Mustafa Kemal tarafından, çok araştırılıyor ve bugünkü Güneş Dil Teorisi kavramı ortaya çıkıyor.
Güneş Dil Teorisinde oluşan uzman heyetinin isimlerini ve milliyetlerini ve yapılan yazışmaları aşağıdaki linkte vermiştim zaten.
Özellikle bir Ermeni olan Tahsin Mayokan'ın, Bir büyükelçi olarak güneş dil teosrisine sahip çıkması ve bir büyükelçi olarak Meksikada bulunabilmesi özellikle yakın tarihimizin yeniden dikkatle tetkik edilmesi ve bu halkın nasıl sarsılmaz bir bağ ile milliyet sınırlarını aşarak birbirine kenet olduğunu anlatması açısından da önemli.
Buna mukabil, Güneş Dil Teorisine tabiri caiz ise taş koyanlarında dini baskı etkilerinin ellerinden gitmesinden korkanlar olduğunu hayretle yazışmalardan müşahade edebilirsiniz.
Bu konu daha sonra bildiğim kadarı ile Turgut Özal tarafından da Baba bush a bilgi verilerek dile getirilmiştir.
Bu konunun hala güncel ve araştırmaya değer olmasının tek dayanağı dediğim gibi dil deki etimolojik neredeyse tıpatıp eşililik.
Zaten
Mu-ham-med; olarak okuduğunuzda o dönemlerde adı Muhammed olan çocuk sayısının ne kadar az olduğu ve ne kadar ilginç olduğunu anlarsınız.
Mesala adamın adı Tezinç. Yaşı 75.. gibi. Veya Sabih yaşı 80 gibi. bir izdir isimler.
Yani isimler tarihten günümüze kadar bir iz olarak kullanılmıştır. Bu yakın dönemde işin cılkı çıkmıştır. Mesela benim kızımın adı Nehir.. İstedim ki bir gün köklerim kaybolduğunda olaki merak eden torunlarımdan birisi nehir adı ile nehir kenarındaki şehirleri takip ederek köklerini bulabilsin.
Bunun gibi işte..
Sevgili Pante'nin örneği ile de konuyu etraflıca düşündüğünüzde Doğu'nun nasıl ve ne şekilde batıdan daha önce mamur olduğunu anlayacak tezler öne sürülebiliyor.
İşi biraz daha zorlayınca bir kelime ile karışlaşıyorsunuz. Ve diyorsunuz ki;
Anaaaaaaaaa, lannnnnnnnnn, bu bizim OKİNONO'nun kökü OKİONO değil mi?
İşte size bu vesile ile de OKİNONO'nun sırrını söyledim. Pantolon indi; Rahibeyi sittin sene yakalayamam artık Özgür abi
Selamlar