Zeka sorunları çözer. Akıl ise doğru ile yanlışı ayırır. yukarıda yazılan yazılar İnançsızların propagandasıdır. Ben Allaha şükür kendi halimde zeki ve akıllı sayılırım. Yeterde artar. Fazlası zarar.
inancsizlarin propagandasi oldugunu anlayacak kadar akilli zekiler de var demek ki. Bakiniz ne kazanclar geliyor inancsizlara inandiginizda.... sayarak bitmez, hadi sizin tahminize birakayim buyuk kazanclari.
Bence kendilerini batıl inanca kaptıranlara aptal denemez zaten bunuda burda kimse yazmıyor.
Ama Kuran'a inanıyorum diyenlere akıl tembeli denebilinir. Gerçi bir şeye inanmakta budur.Bir şeyin dogru mu yanlış mı oldugunu araştırmayan,düşünmeyen işin kolayına kaçıp inandım diyor.
Babası müslüman olmayıpta müslümanlıgı usa uygun görüp kabul eden yeryüzünde kaş kişi var acaba?
Lütfen ezbere konuşmayın,benim babam ateistti,hrıstiyandı,jahudi idi deyin sonrada ben aklımın ve zekamın sayesinde İslamı buldum deyin biraz gerçekci olsun.
Acaba Kuran'nın saçmalıklarını görüpte can korkusundan agızlarını açmayan kaç kişi vardır Türkiyede ve diger müslüman ülkelerinde?
Bu mu sizin dininiz? Bu mu sizin akıl seviyeniz?Bu mu inandıklarınız?
Montaigne demiş ki;
"İnsanlara en adil şekilde dağıtılan nimet akıldır. Çünkü kimse aklından şikayetçi değildir."
Gerçekten de herkes kendi aklını beğenir ve diğerler akıllardan üstün olduğunu düşünür.
Bu sözü T.D. site düşüncesi ile açmaya çalışır isek;
Evrim aşamasından geçmiş her akıl bir diğer akıldan bihaberdir ve kendi aklını üstün bilir.
İnançlar da akıllara benzer.
Her inanç sahibi kendi inancını diğer inanç sistemlerinden üstün görüyordur ki; o inancın inanırıdır ve de o inancı hala savunur.
Yukarıdaki örnekler bu ikisinin arasında karşılıklı benzerlik olduğunu doğrular ancak korelasyon olduğunun ispatı zordur. Zorluğu da karşıt aklın veya inancın ne olduğunun bilinmezliğidir.
Madalyonun bir diğer tarafı da vardır.
Evrende bilinmezlikler daima bilinenlerden fazla olmuş ve olacaktır.
İnanç, bilinmezlik konusunda bir kısadevre görevi de görmektedir. Bu yüzden bilinenler ile inanç insanın tatmini için yeterlidir.
Oysa ki; bilinmezliklerin peşine düşmek gerçekten de zordur. Nedeni de; neyi ne kadar bilirseniz bilin bilinmezliğiniz artacak aradıkça daha çok merak edeceksiniz.
Deniz suyu içmek gibidir bu arayış.
Susarsızın ve deniz suyu içersiniz. İçtiğiniz miktarda da susuzluğunuz artar ve yine içersiniz. Şayet inanç gibi kısa devre yoksa gerçekten de zor bir durumdan bahsedebiliriz.
Bu yüzden inançlı olmak işin kolayıdır, inançsız olmak ise zorun zorudur.
Konu mhmd tarafından (24-06-2008 Saat 16:30 ) değiştirilmiştir.
Hep inancı kısadevre olarak kullansaydık bugün bildiklerimizi hiç bir an bilemezdik.
Bilinci deniz suyuna benzetmek çok ilginç.Evet dogru ögrendikce insanın daha çok ögrenme istegi oluyor, bunun zarar neresinde?
Yoksa hala magralarda mı yaşasaydık?
Önceden yazdıgım gibi bilimin bugünkü ürünlerini kullananlar (bilgisayar,telefon,rontgen,uçak vs.vs.vs.) nasıl aynı anda bilimin gösterdigi diger gerçekleri inkar edebilirler.
Bunla Evrim teorisini ve diger,Tanrı gibi bir yaratıcının olmadıgını ispatlayan bilimsel bulguları kast ediyorum.
een azından aynı fıkralara birlikte gülebiliyoruz.
Buna da şükür. MHMMD
ŞÜKÜRKİ ÇOKŞÜKÜR
TERSİNASILOLURDU ACEP?
SEVGİLİ MHMMD sen nedüşünürsün bu konuda