
10-10-2008, 01:46
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 11 Sep 2008
Mesajlar: 142
|
|
Benim gibi eski solcudan müslüman olursa işte bu kadar olur. Millet ramazanı bayramı bitirdi üstüne de on küsur hatim indirdi, ben daha İhlas'ın ilk ayetini bile okuyamadım. Üstelik besmeleyi de ihmal ettiğim halde..
Şaka bir yana akıl ve bilgiden söz ettiğimiz bir noktada, tam karşıtı olan "iman" kavramını sizinle bir daha iyice tanımadan devam etmek istemiyorum.
İman kavramını tek tanrılı her üç büyük din de, ne olduğunu kendilerinin de bilmediği ezbere bir "amentü" ile tanımlıyorlar ve her üç tanım da birbirine yakın sayılırlar. Onlara girmiyorum, bu ezberleri bizim malum hocalardan bile daha iyi bildiğinizi biliyorum.
Şimdilik, kutsal kitapların nasıl tanımladığını da arayıp sormayacağım, alıntılar yapmayacağım.
"İnanmak değil, bilmek istiyorum" diye haykıran Carl Sagan'dan da söz etmeyeceğim, zaten yolumuz bu.
Bu platformun bir üniversite değerinde, buradaki insanların da çok akıllı ve bilgili olduklarını düşünüyorum. Buna güvenerek kişisel tanımlarınızı istiyorum, özellikle kendisini müslüman hisseden arkadaşlardan, özellikle de doğal ve içten olmalarını dileyerek.
Sonuçta tarihte hep olduğu gibi yine tanımsız kalabiliriz, ayrı düşebiliriz, herbirimiz "ey kafirler" deyip ayrı bir yöne gidebiliriz, bu önemli değil. Önemli olan aramamız ve çalışmamızdır.
Ben kendi anlayışımın varabildiği sonucu size aktarıyorum;
"İman" kavramını iki halde görüyorum.
1. Bilgisizliğin doğurduğu bir korku duygusu ve bu korkuya karşı geliştirilen savunma mekanizmasıdır.
2. Biliyor olmanın getirdiği bir emniyet duygusudur.
Nedir iman.?
Görüşlerinizle bu arayışa yardım ederseniz sevinirim,
Yoksa pante'ye rağmen intihale başvurup ben de " kendim çalıp.." 
|

10-10-2008, 03:57
|
|
Denetimdeki Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Jun 2008
Bulunduğu yer: Gavuristan
Mesajlar: 1.359
|
|
Degerli Mürit Kefer
Iman bir müslüman aile icnde dogum ve islami deger yargilarinin yogun olarak yasandigi toplumsal formasyona üye olmak ile degil, insanin kendi egosunun varliginin bilince varip bu egoyu inandigi o mutlak güce teslim etmek istemek ile baslar.
bilincili bir sekilde iman eden sonsuz güven icinde'dir, ona "inadigi" degerin "dostlugu" yetmektedir.
bilinci bir sekilde egolarinin kurbani olanlar ise, ya kendilerini peygamber ilan etmek ile mesguller, yada "siz zaten cennet'den korkuyorsunuz, cennet icin allah ile parazlik yapiyorsunuz, maddi cikariniz vardir muhakak" deyip aslinda kendilerinin hangi nedenlerden dolayi (gecmislerinde) bir allaha iman ettiklerini göstermekten baska birsey ifade etmemektedir....
insan ister istemez acacaba zaman icinde bu tür iman mantigi icinde olanlar bugün bana "dinim" hakkinda neyin dogru veya yanlistir diyenlermidir sorgulamadan edemiyor......kendi hayal kirikliklari yüzünden benim neden iman ettigim hakkinda ahkam kesenler veya yargilaynalar benim neden iman ettigimi nasil bilebilirler ?
Hic bir insan sirf garajda dogdu diye araba sayilmayacagi gibi
hic bir insan sirf bir müslüman anne ve baba tarafindan dogruldugu icin "günahsiz" bir müslüman sayilmaz.
bir insanin imanli olmasi onun günahsiz olmasi gerektigi anlamia gelmez....
bir insan peygamberin esleri ile konumu yüzünden de iman etmez,
ama hic bir kendisini allaha güven icinde teslim etmeyi basarmis imanli da "artik allaha inanmayanlar"in din hakkindaki yorumlarini okuyup "imanindan" vazgecmez.....
bu insanin kendisi ile alakali......
zaten allah yoktur dediniz mi, gerekcelerini bile söylemeniz gerekmez, sizce yoksa yoktur
ama madem gerekcelerini söylüyorsunuz, o zaman kendi icinde tutarli olmali diye düsünyorum.....
cennetden korktugum icin iman etmiyorum !
beni var eden güc ile hic bir pazarlik icinde degilim !
imanli olusumun bana sayilabilir bir maddi kazanc saglamadigi gibi
var olan gönüllü olarak paylasarak azalttigi olabiliyor......
kendisini layiki ile teslim edene neden iman ediyorsunuz denilmesi icin artik cok gectir. cünkü artik o iman kapisindan bir kere girmistir.....
ve biz ayni toplum icinde yasayan insanlari ilgilendirmesi gerken ise, imanli insanlarin kendi kafalarindaki sorulara aldiklari kendilerince tatminkar cevaplar degil, bu insanlarin hepimizin toplumsal hayatdaki duruslaridir, varsa eger katma degerleridir, yoksa böyle bir katma degerleri bunun sorumlusunun acaba imani'dan dolayi midir degilmdiri sorgulamaktir......
Konu -InVi- tarafından (10-10-2008 Saat 04:05 ) değiştirilmiştir.
|

11-10-2008, 18:46
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 11 Sep 2008
Mesajlar: 142
|
|
InVi, görünüşe bakılırsa henüz ortada sen, ben ve Cebrail'den başka kimse yok gibi. Ama olsun, arkadaşlar gelinceye kadar biz sofrayı hazırlamaya devam edelim.
Şu bizi duraklatan iman sorununu da bırakalım Cebrail'e o halletsin, cami cami, forum forum gezip duracağına bari bir işe yarasın.
" İnsan: Yeryüzünde maymundan geliştiği ispatlanmış (veya ispatlanmak üzere olan) (veya ispatlandığı yeterince anlaşılmamış olan) en gelişmiş canlı türü.
Beyin: İnsan cinsinde ortalama ağırlığı 1250-1350 gr. olan ve kafatası kemiğiyle korunan sinirsel organ.
Akıl: Beynin algılama, çözümleme, saklama ve hatırlama yeteneği.
Bilgi: Varlığın ve olayların insan beyninde yarattığı yansıma.
İnanç: Aklın algılama ve çözümleme yeteneğinin göreceli alt seviyesi.
İman: Aklın algılama ve çözümleme yeteneğinin göreceli üst seviyesi.
Gerçek: Varlık ve yokluk dahil, tüm tanımları içine alan herşey."
Ben Cebrail'in yalancısıyım, eksiği veya yanlışı varsa ondan sorun.
Ruh' un içlerine doğru kaldığımız yerden yürümek üzere, iman konusunu bu bilgilerle geçiyorum.
|

11-10-2008, 18:55
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.875
|
|
Sevgili müritkefer bu aralar "mutfakta" yoğunlaştığımız için ilginç konularınıza katılamıyoruz. Ancak söyleyecek şeylerimiz elbet var. Kurulan sofrada kaşık sallamakta üstümüze yoktur.
İnsani olan her şey kabûlüm.
|

11-10-2008, 19:26
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 11 Sep 2008
Mesajlar: 142
|
|
Sevgili frodo, lütfen sitem ettiğimi düşünme.
|

12-10-2008, 02:34
|
|
Denetimdeki Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Jun 2008
Bulunduğu yer: Gavuristan
Mesajlar: 1.359
|
|
tatlilar servis edilince bi zahmet beni de cagirin
tercihim dondurulmus cilekezmesi ile servis edilen tiramisu......
|

12-10-2008, 08:55
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 12 Oct 2008
Mesajlar: 125
|
|
size şaşıyorum be, kurana inanmıyorsunuz ihlas süresinin de ki sine kafayı takmışsınız hayret. Arapça dil bilgisini biliyormusunuz, peki inanmadığınız ayetlerin iniş sebebini biliyormusunuz ? Peki kafirün süresini biliyormusunuz !!!
|

12-10-2008, 10:47
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 11 Sep 2008
Mesajlar: 142
|
|
Kızma dostum, dur soluklan hele.
Evet haklısın çoğumuz bilmiyoruz, bilmediğimiz için de sorup öğrenmeye çalışıyoruz.
İstersen önce derin bir nefes alıp düşün, sonra bildiklerini bir yana koy bilmediklerini bir yana ve sonra bildiklerine bir bak. Eğer onların içinde bize öğretecek şeylerin kaldıysa, en azından kendi adıma dinlerim.
selam ve sevgiyle,
|

12-10-2008, 12:58
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 11 Sep 2008
Mesajlar: 142
|
|
Üzgünüm InVi ama menüde sadece aşure var ve onu da hepimizden birşeyler katarak yine hep birlikte yapacağız.
|

18-10-2008, 03:24
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 17 Oct 2008
Mesajlar: 33
|
|
konu biraz dallanıp budaklanmış ama ben başlığa dönmek istiyorum yani ''de ki'' kısmına...
hud suresi 2. ayet artık herkes tarafından biliniyor, yine de merak edenler için yazmakta fayda vardır:
Tâ ki Allah'tan başkasına tapmayasınız. Ben de, O'ndan size (gönderilmiş) bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim. (süleyman ateş)
ha nedenini anlayamadığım bir şekilde diğer bütün çevirilerde tek ayet şeklinde meal yazılmışken diyanet ik ayeti bir ayet olarak mealini veriyor. acaba iki ayeti ulayarak ve araya bir de ki sıkıştırarak cümle bütünlüğü mü sağlamak istiyor?
1-2) Elif Lâm Râ. Bu Kur’an; âyetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah tarafından muhkem (eksiksiz, sağlam ve açık) kılınmış, sonra da Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayrı ayrı açıklanmış bir kitaptır. (De ki “Şüphesiz ben size O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.”
burada bize uyarıcı ve müjdeleyecinin peygamber olduğunu çıkarabiliyoruz; yani bu kendi sözü, ama ardından gelen ayetlerde hala konuşmaya devam etmekte peygamber:
hud 3:
Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum. (diyanet)
hud 4: peygamber anlatmaya devam ediyor, kendi sözleriyle...
Dönüşünüz ancak Allah’adır. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
hud 5: allahı yücelttiğine göre peygamber hala kendi sözleriyle konuşmakta:
İyi bilin ki onlar, O’ndan gizlenmek için kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. Yine iyi bilin ki, elbiselerine büründükleri zaman bile, Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.
hud 6: burada cebrail sözemi karıştı yoksa, lehvi mahvuz anlatılmış, lehvi mahfuzu kim biliyor, sadece cebrail. o halde söz cebrailde, belkide peygamber lehvi mahfuz kendisine
daha önce anlatıldığı için bilmediği şeyleri soranlara söylüyor bu ayeti. hepsi lehvi mahfuzda yazılıdır diyor.
Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın. Her birinin (dünyada) duracakları yeri de, (öldükten sonra) emaneten konulacakları yeri de O bilir. Bunların hepsi açık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı)dır.
*şunu da söylemeden geçemeyeceğim; diyanet yine bir işgüzarlık yapıp parantez açmış ve lehvi mahfuzu eklemiş. oysa diğer çevirlerde sadece açık bir kitap derken kurandan bahsediliyor.
1)yoksa günümüzde birisi gelirde kuran gaipten haber mi veriyorda her insanın hatta her canlının dünyada ve öldükten sonra nerede olacağını söyleyebiliyor sorusuna muhattap olmamak için mi?
2)gelecekten haber vermenin islama göre imkansız olduğunu bildiği için mi?
3)eğer lehvi mahfuz açık bir kitapsa neden insanlık okuyamıyor, yok buradaki açıklık mecaz anlamdaysa ve kastedilen net bir şekilde anlatıldığıysa, allah kendi yazdıklarını mı onaylıyor ya da güvenemeyip peygamberine mi onaylatmak istiyor?
hud 7: artık sure cebrail ve peygamber arasında bir sohbete dönüşmeye başladı. cebrail peygambere öğütler vermeye başlıyor.
O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş'ı su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkârcılar “Mutlaka bu, apaçık bir büyüdür” derler.
hud 8: ve nihayet kitabın esas sahibi daha yeni konuşabiliyor.sohbete ancak 8. ayette dahil olabiliyor.
Andolsun, biz onlardan azabı belirli bir süreye kadar geciktirsek, o zaman da mutlaka “Onu ne alıkoyuyor?” derler. İyi bilin ki, azap onlara geleceği gün, kendilerinden bir daha uzaklaştırılmaz ve alay etmekte oldukları şey, kendilerini çepeçevre kuşatmış olur
sizcede baba-oğul-kutsal ruh inancı, allah-habibi-kudreti şeklinde yeni bir teslis inancı şeklinde mi zuhur ediyor?
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:31 .
|