|
Ama tehcirde ölen Ermeni vatandaşlarımızı bir terör örgütü öldürmedi. Ayrıca onlar devletimizin koruması altında idi. Bu farkı esgeçmeyin.
|
İyi de sevgili Atlas;
Birincisi, "Devletimizin" ifaden herhalde sürçi lisan olmuş.
İkincisi, idam edilen iki kaymakam değil.
Bir kaymakam var. Boğazlıyan kaymakamı.
Toplam 16 idam var, 3'ü infaz edilmiş.
Daha önce yazmıştım. Yargılaması yapılmış bir konuda hala intikam peşinde koşmanın anlamı var mı? Bu özür neyin nesi?
Yargılama ki, hem de ne yargılama. İşgal altında ve Ermenilerin Rumların etkili olduğu, İngilizlerin Sarayı baskı altında tuttuğu ortamda.
Ve herşey sıcak iken, yeni iken. Ortada failler, tanıklar varken.
Üstelik de Ermeni-Rum İstihbarat şubesince ihbar edilen, her şehirden isim listeleri çıkarılarak yapılan bir yargılama. Kurunun yanında yaşın da yandığı bir yargılama. Öyle göstermelik falan değil, örneğin Yozgat tehciri davasında daha önce Yozgat'ta yapılan yargılamada beraat etmiş olan kaymakam, bu mahkemede idama mahkum oluyor ve asılıyor. Suçu ise tehciri suistimal etmek, yeterli tedbir almamak.
Yani bu mahkeme ve yargılamalar, Irak'ta ABD'nin ve peşmergelerin etkili olduğu ortamda Saddam ve yandaşlarının yargılanmasına benziyor.
Şimdi 90 sene sonra Irak Kürtleri çıkıp da İntikam peşinde koşarsa, "katliamlara uğradık, kimyasal silahlarla soykırım yaşadık" derse doğru olur mu?
Tarih bilmeyenler ya da insanların tarihi bilmemesini suistimal edenler, duygularla oynayıp siyasi emel peşinde koşuyorlar. AB silahıyla Türkiye'ye dayatma yapıyorlar.
Bakın tehcir 1915'de. 1. Dünya savaşı sırasında oluyor. Ruslar, Doğu Anadolu'yu 130.000 gönüllü Ermeni askeri ordunun ön saflarında yer almış vaziyette işgal ediyor ve büyük katliamlara girişiliyor.
Tehcirle Doğu Anadolu tamamen boşaltılmış değil. 1916'da ve 1917'de Ermeniler katliamlara devam ediyor. 1918'de savaş bitip işgal başlayınca Ermenilerin çoğu geri dönüyor.
İşte bu ortamda da tehcir yargılaması yapılıyor.
Ardından da Sevr imzalanıyor ve Doğu Anadolu'nun bir kısmı Ermenilere veriliyor. Ermeni olmayan bölgede Ermenistan Devleti kurulur mu?
Denilebilir ki "Ee neoldu 1-1,5 milyon Ermeni'ye?"
Onun büyük çoğunluğunu işsizlik, geçimsizlik sebebiyle yapılan Avrupa-Amerika gurbetlerinde aramak gerekir.
Yine büyük bir çoğunluğu büyük şehirlere göç etmiştir ve güvenlik nedeniyle T.C. olarak geçer vatandaşlıkları. Benzer durumu dinsel konuda Aleviler yaşamıştır.
Yine büyük bir kısmı asimile olmuştur. Suni bir asimiledir bu. Örneğin Vanlı bir arkadaşım köken olarak Kürt olduğunu ama akrabaları arasında çok Ermeni olduğunu söyler.
Tehcir sırasında kayıplar çoktur. Bunların büyük kısmı salgın hastalıktandır. Hastalık sadece göç eden Ermenileri değil, yerleşik insanları da vurmuştur.
Bir kısmı ise yaşlı-zayıf bünyeli insanların yol şartlarına dayanamamış olmasıdır.
Bir kısmı da Eşkiya saldırılarıdır ki asıl amacı soygundur.
Münferit olarak linç saldırıları da vukubulmuş ve önlenememiş olabilir.
Bunları tehciri küçümsemek için yazmıyorum. Elbette bir toplum için ne büyük bir facia olduğunu önemsiyorum. Ama normal şartlarda kesinlikle yapılmayacak bir davranışa zorunlu kaldıklarını düşünen yetkili ve etkili 3 kişi Talat, Cemal ve Enver paşalar idama mahkum edilmişlerdir. Bir 4.sü yoktur ki "Buna neden birşey yapılmadı, o da suçluydu." denilebilsin.
Öyleyse bugün yapılan nedir? Bunu iyi analiz etmek gerekir.
1919'da tehcirin hesabı görülmüştür.
Sevr ile toprak da koparılmıştır.
Ama evdeki hesap çarşıya uymamıştır.
Çünkü Ulusal Kurtuluş Savaşı, emperyalistlerin olsun, Rumların ve Ermenilerin olsun tüm hesaplarını bozmuştur.
Hayalleri suya düşmüş ve elleri boş kalmıştır.
Yeniden davayı hortlatmaya çalışmanın ve soykırım diye yapılan çığırtkanlıkların
yegane sebebi toprak emelidir.
Eminim ki Ermenilerin çoğunluğunun bu anlattıklarım hakkında tek bir bilgisi dahi yoktur. Hatta bizim Türklerin dahi.
Sanılıyor ki "Türkler ne kadar Ermeni varsa hepsini sınırdışı etti, Birçoğunu da yollarda katletti. Ve sonuçta hiçbirşey yapılmadı. Bir özür dahi dilenmedi."
İşte bu cümlenin "Türkler" kısmından başlayarak tüm yanlışlarını düzeltmek lazımdır. Biz de lafı uzattık bir "Devletimiz" kelimesinden nerelere geldik.
Osmanlı benim devletim değildir.