
20-12-2008, 04:37
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jun 2008
Mesajlar: 3.591
|
|
''elmayı kım yaratmışsa tum kaınatı da o yaratmıştır''
Sevgili Katre tüm kainatın yaratıcısı elma ağacı mı? Ağaçtan yetişmeyen yoktan var olan bir elma mı gördün yoksa?
|

20-12-2008, 12:59
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
|
|
''elmayı kım yaratmışsa tum kaınatı da o yaratmıştır'' Katre
Elma (Malus domestica), gülgiller (Rosaceae) familyasından kültürü yapılan bir meyve türü.
Eski Türkçe 'de "alma" diye bilinen adının, meyvenin rengi olan "al" (kırmızı)'dan geldiği bilinmektedir. Elmanın ilk olarak Kuzey Anadoluda, Güney Kafkaslar , Rusya 'nın güneybatısında kalan bölgeler ve Orta Asya (Kazakistan'nın doğusu) dolaylarında ortaya çıktığı sanılmaktadır. Tür, bütün dünyaya Orta Asya'dan yayılmıştır. Besin değeri çok yüksek olan bir meyvesi vardır. Tarih boyunca kültür çalışmalarıyla 1000 farklı elma çeşidi üretildiği tahmin edilmektedir.
ELMANIN TARİHÇESİ ve YETİŞTİRİCİLİĞİ
Meyve çeşitleri içerisinde elma büyük bir yer tutmaktadır. Bu kadar önemli olan elmanın tarihsel gelişimine bakarsak:
Elmanın anavatanının Güney Kafkaslar olduğu tarihi bilgiler arasındadır. Kültürü bu kadar eski olmasına rağmen çeşit kavramı ve çeşitlerin adlandırılması 13.yy’a dayanmaktadır. Anadolu’ya girişi ise haçlı seferleriyle olmuştur. (Kaygısız H. Elma Yetiştiriciliği- Hasat Yayınları)
GOLDEN VE STARKING TÜRLERİNİN TARİHÇESİ
Herşey James Hart Stark’ın ailesi ile birlikte üzeri tenteli bir at arabasıyla Kentucky’den Missouri’ye göçüyle 1816’da başladı. O yıllarda Amerika’nın batısı sınırsız olanaklarla dolu idi. Stark, yanında birkaç heybe dolusu yaban elmasına aşılanmış fidanları da götürmüştü. Bu ağaçların ünü kısa sürede çevreye yayılınca bir fidanlık kurarak fidan yetiştirmeye başladı. Çocukları da bu işi babalarından sonra devam ettirdiler. J. Hart Stark’ın torunu Clerence Stark, 1892 yılında geliştirilmiş elma türlerini bulmak umuduyla bir sergi açmış, görünüş ve tat bakımından derece alacak elmalara bazı ödüller koymuştu. Sergiye 27 eyaletten bahçıvanlar elma göndediler.Gelen elmalar arasında bir sepet kırmızı ve iri elma Clerence’ın dikkatini çekti. Bunlardan birini ısırdı ve bu elma “delicious” (lezzetli, nefis) dedi. Onun bu kanısına hakemler de katıldı ve bu elmaya birincilik ödülü verdiler. Ancak sepetin etiketi kaybolduğu için sahibini bulup ödülünü veremediler. Ertesi yıl meçhul elma yetiştiricisi tekrar elma gönderir umudu ile Stark’lar bir sergi daha açtılar. Nitekim düşündükleri doğru çıktı ve üzerinde “Jasse Hiat-Peru Lowa” ismi ve adresi yazılı bulunan aynı elmadan bir sepet daha geldi. C. Stark, bu adrese mektup yazarak bahçıvanın elmasından satın almak istediğini bildirdi. Bir taraftan da vakit geçirmeden Lowa’ya hareket etti. Elma ağacını gördü ve derhal bu elmanın yetiştirme hakkını sahibinden satın aldı. Böylece 1896’da “Stark Delicious” meyva piyasasına tanıtılmış oldu. Bu çeşit, kısa sürede Amerika ve Kanada’ya yayıldı. Stark’lar devamlı olarak meyva yetiştiricilerinden yeni ve geliştirilmiş elma çeşitlerinden kendilerine gönderilmesini istediler.
1914, yılında bir gün Batı Virginia eyaletinin Odessa şehrinden A.H. Mollins adında birinden çok tatlı 3 elma Stark’lara gönderildi.Bunlar şekil açısından Stark Delicious’a benzemekle beraber sarı renkliydiler. Paul Stark, hemen bu elmanın peşine düştü. Bin millik bir tren ve yirmi millik de dağlık bir bölgede at üstünde yaptığı bir yolculuktan sonra Mollins’in bahçesine ulaştı. Burada bol yeşil yapraklar arasında iri ve altın sarısı meyvaları ile dalları yerlere sarkmış, sanki cennetten getirilmiş elma ağacını buldu. P. Stark, ağacı satın aldı ve yüksek bir demir parmaklıkla çevirdi. Dönüşünde de kestiği kalemlerden bir paket fidanlığına götürdü. İşte “Golden Delicious” adıyla dünyaca tanınan yeni çeşit de böyle yetiştirildi.
Stark’lar araştırmaya devam ettiler. 1923’te New Jersey’li bir üreticiden, bahçesinde bulunan Stark Delicious türü elma ağaçlarından bir tanesinin bir dalının farklı bir bir gelişme gösterdiğinin yazılı olduğu bir mektup aldılar. Bu dalın elması erken kızarmaya başlıyor, öteki dallardaki elmalar daha yeşilken bu daldakiler koyu kırmızı bir renk alıyordu. Stark’lar bu konu ile derhal ilgilendiler ve $6000 ödeyerek bu dalı satın aldılar. Erken kızaran, koyu kırmızı renk alan bu dal da “Starking Delicious” çeşidinin başlangıcı oldu.
(Nuri Güngör’ün araştırması. 06.05.1994 tarihli Çağdaş Eğirdir Gazetesi sf.1-4)
Kainatın yaşı 15 milyar yıl ,dünyamızın yaşı 4,5 milyar yıl ,ilk yaşamın ortaya çıkışı 3 milyar yıl önceye dayanıyor.
Golden ve Starling elma ise 1900 yıllarda üretiliyor.
Tanrı yaratmışsa elmayı neden çeşit çeşit yaratmamışta,insan üretmiş Golden'i?
Neden ol deyince olmamışta 1.5 milyar yıl dünya soğuduktan sonra yaşam ortaya çıkmış.
Ya bilim yalan ya Tanrı
Lynn Margulis şöyle diyor:
"Bugün Yeryüzündeki tüm yaşamın,kentlerin,balta girmemiş ormanların,denizlerin,ağaçlıkların ve çayırların sakinlerinin,ilkel bakterilerin ardılları olması size ilk bakışta olanaksız görünebilir. Bir ya da bir avuç bakteri nasıl bu denli olağanüstü olabilir?Ama unutmayın,siz de br zamanlar tek bir hücreydiniz: Annenizin döl yatağında embriyo olabilmek için bölünerek çoğalan zigot,yani döllenmiş yumurtaydınız. Sonra annenizin kollarında ağlayan bir bebek oldunuz. Tek bir yumurta dokuz ayda,ufacık,savunmasız ve eşgüdümsüz de olsa,bir insan haline gelebiliyorsa,günümüzdeki tüm yaşam biçimlerinin 3 milyar yıl önce tek bir bakteriden kaynaklandığına inanmak zor mu?"
http://www.atominsan.com/atomdan_insana.htm
Tanrı gönlünce yaratır da her şeyi
Neden ölüme mahkum eder hepsini?
Yaptığı güzelse neden kırar atar
Çirkinse suçu kim kime yüklemeli?
Ömer Hayyam
''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
|

20-12-2008, 18:58
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Dec 2008
Mesajlar: 122
|
|
Sondan birkaç ve baştan birkaç sayfa okudum bazı mantık hataları var. Bu tip konularda en sık rastlanan hata argumentum ad ignorantiam. Bunu en güzel Carl Sagan'nın şu sözü açıklıyor. "Kanıtın yoktuğu, yokluğun kanıtı değildir." Matematiksel olarak olmayana ergi sonuna kadar geçerli bir ispattır. Ancak doğa felsefesinde (fizikte) büyük günahlardan biridir ve pek çok fizikçide işlemiştir  Ör: Kelvin, "Radyonun geleceği yok, X-ray dolandırıcılık, Havadan ağır makinelerin uçması imkansız" gibi sözler söylemiştir.
Bir başka değişle tanrı kavramı için olmaya ergi bir mantık hatasını doğurur. İkinci önemli prensip ise occam usturasıdır. En basit açıklama her zaman doğrudur. Ör: Uçan köfteli spagetti canavarının görünmeyen makarnavari kolları bizi, dünyamızı ve güneşimizi döndürüp durmaktadır yerine kütle, enerji, vb.. gibi kavramları kullanmıştır. (Eğer occam razor'u devre dışı bırakırsanız iki açıklamada aynı derece geçerlidir)
Doğal olarak nasıl olupta bu kadar hücreden bir bilinç çıkıyor merak ediyoruz yada acaba kabul ettiğimiz beyin modeli ne kadar geçerli ? Bunun en güzel denemeleri yapay sinir ağlarında. İnsan beyin kadar komplex olmayan (aslında hiç komplex olmayan  ) sinir ağlarını bilgisyarla modellediğimizde o canlıların kapasitelerine yakın sonuçlar elede ediyoruz. Buda bizim doğru yolda olduğumuzu gösteriyor.
Sonuçlar o kadar benzer ki, ör: bir ağ ona öğrettiğiniz şeyi öğrenebilidiği gibi ezberleyede biliyor.(Tıpkı normal insanlardaki gibi)
|

21-12-2008, 03:46
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 Aug 2008
Bulunduğu yer: ANTALYA ya da KONYA
Mesajlar: 590
|
|
aydoe´isimli üyeden Alıntı
''elmayı kım yaratmışsa tum kaınatı da o yaratmıştır'' Katre
Elma (Malus domestica), gülgiller (Rosaceae) familyasından kültürü yapılan bir meyve türü.
Eski Türkçe 'de "alma" diye bilinen adının, meyvenin rengi olan "al" (kırmızı)'dan geldiği bilinmektedir. Elmanın ilk olarak Kuzey Anadoluda, Güney Kafkaslar , Rusya 'nın güneybatısında kalan bölgeler ve Orta Asya (Kazakistan'nın doğusu) dolaylarında ortaya çıktığı sanılmaktadır. Tür, bütün dünyaya Orta Asya'dan yayılmıştır. Besin değeri çok yüksek olan bir meyvesi vardır. Tarih boyunca kültür çalışmalarıyla 1000 farklı elma çeşidi üretildiği tahmin edilmektedir.
ELMANIN TARİHÇESİ ve YETİŞTİRİCİLİĞİ
Meyve çeşitleri içerisinde elma büyük bir yer tutmaktadır. Bu kadar önemli olan elmanın tarihsel gelişimine bakarsak:
Elmanın anavatanının Güney Kafkaslar olduğu tarihi bilgiler arasındadır. Kültürü bu kadar eski olmasına rağmen çeşit kavramı ve çeşitlerin adlandırılması 13.yy’a dayanmaktadır. Anadolu’ya girişi ise haçlı seferleriyle olmuştur. (Kaygısız H. Elma Yetiştiriciliği- Hasat Yayınları)
GOLDEN VE STARKING TÜRLERİNİN TARİHÇESİ
Herşey James Hart Stark’ın ailesi ile birlikte üzeri tenteli bir at arabasıyla Kentucky’den Missouri’ye göçüyle 1816’da başladı. O yıllarda Amerika’nın batısı sınırsız olanaklarla dolu idi. Stark, yanında birkaç heybe dolusu yaban elmasına aşılanmış fidanları da götürmüştü. Bu ağaçların ünü kısa sürede çevreye yayılınca bir fidanlık kurarak fidan yetiştirmeye başladı. Çocukları da bu işi babalarından sonra devam ettirdiler. J. Hart Stark’ın torunu Clerence Stark, 1892 yılında geliştirilmiş elma türlerini bulmak umuduyla bir sergi açmış, görünüş ve tat bakımından derece alacak elmalara bazı ödüller koymuştu. Sergiye 27 eyaletten bahçıvanlar elma göndediler.Gelen elmalar arasında bir sepet kırmızı ve iri elma Clerence’ın dikkatini çekti. Bunlardan birini ısırdı ve bu elma “delicious” (lezzetli, nefis) dedi. Onun bu kanısına hakemler de katıldı ve bu elmaya birincilik ödülü verdiler. Ancak sepetin etiketi kaybolduğu için sahibini bulup ödülünü veremediler. Ertesi yıl meçhul elma yetiştiricisi tekrar elma gönderir umudu ile Stark’lar bir sergi daha açtılar. Nitekim düşündükleri doğru çıktı ve üzerinde “Jasse Hiat-Peru Lowa” ismi ve adresi yazılı bulunan aynı elmadan bir sepet daha geldi. C. Stark, bu adrese mektup yazarak bahçıvanın elmasından satın almak istediğini bildirdi. Bir taraftan da vakit geçirmeden Lowa’ya hareket etti. Elma ağacını gördü ve derhal bu elmanın yetiştirme hakkını sahibinden satın aldı. Böylece 1896’da “Stark Delicious” meyva piyasasına tanıtılmış oldu. Bu çeşit, kısa sürede Amerika ve Kanada’ya yayıldı. Stark’lar devamlı olarak meyva yetiştiricilerinden yeni ve geliştirilmiş elma çeşitlerinden kendilerine gönderilmesini istediler.
1914, yılında bir gün Batı Virginia eyaletinin Odessa şehrinden A.H. Mollins adında birinden çok tatlı 3 elma Stark’lara gönderildi.Bunlar şekil açısından Stark Delicious’a benzemekle beraber sarı renkliydiler. Paul Stark, hemen bu elmanın peşine düştü. Bin millik bir tren ve yirmi millik de dağlık bir bölgede at üstünde yaptığı bir yolculuktan sonra Mollins’in bahçesine ulaştı. Burada bol yeşil yapraklar arasında iri ve altın sarısı meyvaları ile dalları yerlere sarkmış, sanki cennetten getirilmiş elma ağacını buldu. P. Stark, ağacı satın aldı ve yüksek bir demir parmaklıkla çevirdi. Dönüşünde de kestiği kalemlerden bir paket fidanlığına götürdü. İşte “Golden Delicious” adıyla dünyaca tanınan yeni çeşit de böyle yetiştirildi.
Stark’lar araştırmaya devam ettiler. 1923’te New Jersey’li bir üreticiden, bahçesinde bulunan Stark Delicious türü elma ağaçlarından bir tanesinin bir dalının farklı bir bir gelişme gösterdiğinin yazılı olduğu bir mektup aldılar. Bu dalın elması erken kızarmaya başlıyor, öteki dallardaki elmalar daha yeşilken bu daldakiler koyu kırmızı bir renk alıyordu. Stark’lar bu konu ile derhal ilgilendiler ve $6000 ödeyerek bu dalı satın aldılar. Erken kızaran, koyu kırmızı renk alan bu dal da “Starking Delicious” çeşidinin başlangıcı oldu.
(Nuri Güngör’ün araştırması. 06.05.1994 tarihli Çağdaş Eğirdir Gazetesi sf.1-4)
Kainatın yaşı 15 milyar yıl ,dünyamızın yaşı 4,5 milyar yıl ,ilk yaşamın ortaya çıkışı 3 milyar yıl önceye dayanıyor.
Golden ve Starling elma ise 1900 yıllarda üretiliyor.
Tanrı yaratmışsa elmayı neden çeşit çeşit yaratmamışta,insan üretmiş Golden'i?
Neden ol deyince olmamışta 1.5 milyar yıl dünya soğuduktan sonra yaşam ortaya çıkmış.
Ya bilim yalan ya Tanrı
Lynn Margulis şöyle diyor:
"Bugün Yeryüzündeki tüm yaşamın,kentlerin,balta girmemiş ormanların,denizlerin,ağaçlıkların ve çayırların sakinlerinin,ilkel bakterilerin ardılları olması size ilk bakışta olanaksız görünebilir. Bir ya da bir avuç bakteri nasıl bu denli olağanüstü olabilir?Ama unutmayın,siz de br zamanlar tek bir hücreydiniz: Annenizin döl yatağında embriyo olabilmek için bölünerek çoğalan zigot,yani döllenmiş yumurtaydınız. Sonra annenizin kollarında ağlayan bir bebek oldunuz. Tek bir yumurta dokuz ayda,ufacık,savunmasız ve eşgüdümsüz de olsa,bir insan haline gelebiliyorsa,günümüzdeki tüm yaşam biçimlerinin 3 milyar yıl önce tek bir bakteriden kaynaklandığına inanmak zor mu?"
http://www.atominsan.com/atomdan_insana.htm
Tanrı gönlünce yaratır da her şeyi
Neden ölüme mahkum eder hepsini?
Yaptığı güzelse neden kırar atar
Çirkinse suçu kim kime yüklemeli?
Ömer Hayyam
|
bizim köyde de adamlar aşı yaparak bir ağacın ıkı çeşit meyve vermesını sağlıyor..
embırıyo tamamıyle şuurlu bır şekilde gelişiyor anne karnında..
ona şekıl verecek bır dış etken yok..yanı kendı bıcımını ıdealardan alıyor..
hanı etkı tepkı olayı varya..embıroyonun kollarının o şekılde olmasını... başının.. gozunun... şekıllenmesını sağlayacak..hıç bir etkı yok..hanı nerde zorunluluk..bu olsa olsa tanrıyı ispat eder ınsana..
eğer evrım varsa bu şuurlu bır evrım olmalıdır...ve tanrı planının bır parçasıdır..
|

21-12-2008, 13:57
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
|
|
''embırıyo tamamıyle şuurlu bır şekilde gelişiyor anne karnında..
ona şekıl verecek bır dış etken yok..'' Katre
Bilmiyorsun ,sanıyorsun neden ansefalili ya da hidrosefalili bebekler oluyor?
Neden bazı ilaölar ve maddeler fetusa zaralı?
Neden intrauterin ölümler oluyor?
Neden bazı gebelikler tıbbi gerekçelerle sonlandırılıyor?
Evrim çok uzun bir süreç ,embriyo anne karnında evrim geçirmiyor normal gelişimini sürdürüyor.
Yumurtadan civciv çıkması evrim değildir,ama biz genetik yapılarını değiştirerek değişik ırk civcivler elde edebilmekteyiz.
Yani tavukları evirebilmekteyiz istediğimiz et cinsi yada yumurta cinsi civcivi üretebilmekteyiz.Bu bir müdaheledir.
Anne karnındaki embriyoya ve gelişimine de müdahale edebilmekteyiz.
Embriyonun şuuru yoktur ve müdahale mümkündür.Embriyonun gelişimi biyolojik zorunluluktur ,bu zorunluluğa dış müdahelede bugün tıbben mümkündür.
sevgiler
''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
|

21-12-2008, 19:54
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 Aug 2008
Bulunduğu yer: ANTALYA ya da KONYA
Mesajlar: 590
|
|
sayın aydoe
ben normal şartlardan bahsedıyorum..normal şartlarda bır embrıyo nasıl oluşur..hangı şeklı alır..normal şartlarda mudaheleye gerek var mıdır..embriyoya..
annenın memesı nıın sutle doluyor dedığımde ..ee olu doğum yapanlarında doluyor dedınız..
sızın soyledıklerınız de ıstısna..hepsı ıstısna..her şey de ıstısna gosterebılırım ben sıze..normal şartlarını dusunun..ve sadece ıstısnalarınıza guvenmeyın..
çünkü normal olanı tanrıya ınanmamızdır..istisnalar kaıdelerı bozmaz..
saygılar..
|

21-12-2008, 23:09
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
|
|
Sayın Katre
Tıp diye bir bilim var,biyoloji ve fizyoloji dersleri okutulmakta ve bu sizin sorularınıza cevap vermektedir.
Embriyo nasıl oluşur bilmiyorsanız sakın evlenmeye kalkışmayınız.
Bunlar süt gelmesi embryonun oluşumu ve bebek sahibi olmak doğal fizyolojik olaylardır ve hepsini bilim açıklayabilmektedir.
Ben istersem çocuk sahibi olurum istemezsem olmam değilmi bunun tanrı ile ne alakası var .
İstersem 10 çocuğum olur istemezsem korunursam hiç olmaz ,artık tüp bebek yapılabilmekte ,taşıyıcı anne kullanılabilmekte.
Siz doğada var olan herşeyi yaratıcıya bağlıyorsunuz.
Ama yaratıcınızın çocuk vermediği insanları bilim tıp şu anda çocuk sahibi yapabilmekte.
Ya bilimi reddedin ya tanrıyı,eğer tanrı varsa neden nasıl diye araştırılsın ki ,tanrı böyle yapmış denir geçeriz.
Allahın hikmeti der geçeriz, o zaman da ne hastalıklara çare bulunur ne de tıpta ve diğer bilim dallarında ilerleme olur.
''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
|

22-12-2008, 01:38
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 Aug 2008
Bulunduğu yer: ANTALYA ya da KONYA
Mesajlar: 590
|
|
aydoe´isimli üyeden Alıntı
Sayın Katre
Tıp diye bir bilim var,biyoloji ve fizyoloji dersleri okutulmakta ve bu sizin sorularınıza cevap vermektedir.
Embriyo nasıl oluşur bilmiyorsanız sakın evlenmeye kalkışmayınız.
Bunlar süt gelmesi embryonun oluşumu ve bebek sahibi olmak doğal fizyolojik olaylardır ve hepsini bilim açıklayabilmektedir.
Ben istersem çocuk sahibi olurum istemezsem olmam değilmi bunun tanrı ile ne alakası var .
İstersem 10 çocuğum olur istemezsem korunursam hiç olmaz ,artık tüp bebek yapılabilmekte ,taşıyıcı anne kullanılabilmekte.
Siz doğada var olan herşeyi yaratıcıya bağlıyorsunuz.
Ama yaratıcınızın çocuk vermediği insanları bilim tıp şu anda çocuk sahibi yapabilmekte.
Ya bilimi reddedin ya tanrıyı,eğer tanrı varsa neden nasıl diye araştırılsın ki ,tanrı böyle yapmış denir geçeriz.
Allahın hikmeti der geçeriz, o zaman da ne hastalıklara çare bulunur ne de tıpta ve diğer bilim dallarında ilerleme olur.
|
sayın aydoe bılım bızım ıcın ılk once araçtır sonra amaçtır..
ılla da hava asılı duran bır taş mı gormenız gerekır tanrıya ınanmanız için..sız açıklanamayan şeylerde bulunduğuna ınanansınız tanrının...oysa bır tanrıya ınanmak açıklanan şeylerledır..ben açıklayabılıyorsam bılımde bazı şeylerı.. bu benım tanrıyı tanımama ve gucunu anlamama sadece fırsat sunar..
bılım açıklıyor tmm da..bu sıte hatırı ıcın nasıl old.değilde bıraz neden boyle old..ve amaç ne sorusunu sorunuz ...
http://www.risaleara.com/oku.asp?id=1825
http://www.risaleara.com/oku.asp?id=1827
|

22-12-2008, 01:42
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 29 Aug 2008
Bulunduğu yer: ANTALYA ya da KONYA
Mesajlar: 590
|
|
Sizin okuduğunuz fenlerden her fen, kendi lisan-ı mahsusuyla mütemadiyen Allah'tan bahsedip Hâlıkı tanıttırıyorlar. Muallimleri değil, onları dinleyiniz.
|

22-12-2008, 01:52
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
|
|
Sayın Katre amaç ne?
''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:10 .
|