
05-02-2006, 17:06
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 04 Jan 2006
Mesajlar: 709
|
|
Allah Faili Muhtar
(Eğer Allah olayları olmadan önce bildiği kabul edilirse ve olacağını bildiği olaylar olmak zorundadır.
Çünkü aksi halde Allah yanılmış ve cahil olmuş olur ama bu olamaz dolayısıyla Allahın olacağını bildiği şeylerin varlığa gelmesi zorunlu; varlığa gelmemesi ise imkansız olur.
Hal böyle olunca Allahın değişmez ilminde nasılsa olaylar öylece meydana gelir.
Allah bunları seçemez yani Allah zatı gereği zorunludur.
Evet onu bunları yapması için zorlayan yoktur ama zatı gereği bunları yapmak durumundadır ve bunları yapamamazlık edemez.
Ben zaten Allahın iradesi yoktur derken hep bunları kasdediyordum.
Yani bütün bu olayları Allah seçmedi, istemedi.
Zira bunlar onun değişmez ilminde başlangıçsız olarak belliydi ve bunlar varlığa gelmek zorunda olan olaylar olmuş oldu.
Yani lafın özü allah yaptığı şeylerin dışında başka şeyler yapamazdı ve bundan sonra da yapacağından başkasını da yapamaz! dikkat ediniz, siz şundan yanılıyorsunuz, hep allahı kendinize kıyas yapıyorsunuz. halbuki ilahlıkta olay budur. (…!!!... ??? )
***Kürşat olayı bitirmişsiniz babam,olay çözülmüş..
İlahlığın mekanizmasını çözmüşsünüz…
Esprili olarak söylüyorum…bir nal bulup ,keyfe geçmişsiniz..Geriye,sadece 3 nal ile bir at kalmış..
İlahlıkda olay budur demek bu kadar kolay mı ??
Bu konudaki geniş araştırma ve yazma gayretlerini takdirle karşılıyorum.
Yalnız;iki noktada bir şeyler söyliyeceğim :
1 - ) İnandığın Allah aşkına , biraz Türkçe yazım kurallarına riayet ederek yaz.Noktaya ,virgüle,büyük harfe özen göster.İnandığın ve islami inanç içerisinde özel adını kabul ettiğin Yaratıcının ismini, yaratıcılığına duyulan saygı icabı ,bir özel isim olması hasebiyle de , lütfen allah olarak değil ; Allah olarak yaz.
2 - ) Yazdığın konular , bu konuları seven senin , benim gibi insanlar için, her satırı hazmedilerek okunması , değerlendirilmesi ve bir yargıya varılması gereken konular.Bu sebepten,lütfen ana yargıları
mutlaka ayrı paragraflar halinde ver.Üst üste hababam yazma..
Ben senin yazını Word’e çekip,paragraflayıp öyle okuyorum..
Yukarıda altını çizdiğim ana yargın hakkında , daha geniş düşüncemi daha sonra yazacağım..
Önemli , ciddi bir konu.
Özet yargım şu :Filozoflar , kelamcılar ve kitap arasında bunalmışın.
Sevgili Dostum Mamuli’nin yakaladığı gibi ; yargıların arasında dönüp duruyorsun..
Bunlar da bana ait yargılar ; yani benim zanlarım..
Doğru mu..?
Hangisi,kiminki doğru ki , benimki doğru diyeyim.
Feylosofu,ilimcisi kelamcısı , dinlisi dinsizi , ateisti deisti herkes bir şeyler zannediyor.
Doğrusunu , sadece Yaradan biliyor..
Sevgilerimle sevgili Kürşat..
Zihnimizi yoran güzel çalışmalarına devam..Sağol.
|

06-02-2006, 05:08
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 05 Feb 2006
Mesajlar: 12
|
|
Sayın Kursatotcu
diyorsunuz ki
"Allah bu şeyleri yapmak istemedi, böyle olacağını bildiği için bu şeyler böyle oluyor. Dolayısıyle iradesi yoktur"
"Zira bunlar onun değişmez ilminde başlangıçsız olarak belliydi ve bunlar varlığa gelmek zorunda olan olaylar olmuş oldu. "
Öncelikle Allah'ın herşeyi bildiğini nereden bileceğiz?
Eğer varsa o zaman onun fonksiyonu sadece bilmek mi? Madem bu şeyler yine olacaktı o zaman onun varlığına ne gerek var?
bence tanrı varsa bile bazı şeylere gücü yetmiyor olabilir veya bazı şeyleri bilmiyor olabilir
(Eğer varsa) tanrının zalim olduğu konusunda size katılıyorum. ama gücü yetmediğinden ya da düşünemediğinden de kaynaklanıyor olabilir kötülükler
bilmiyorum
bilip bilemeyeceğimi de bilmiyorum
|

06-02-2006, 13:10
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Mar 2005
Mesajlar: 252
|
|
|
agnostic Diyor ki
Öncelikle Allah'ın herşeyi bildiğini nereden bileceğiz?
cevap: aklen başka türlü bir ilah kabul edilemez yani aklen bilme olmadığında alemin varlığı açıklanamaz. eğer naklen bakılırsa kurandaki ayetlerde allahın ilerde olacak hadiseleri bildiği anlatılır, yani sudur(taşma) nazariyesi bilme ile açıklanır ve aleme hadis yani sonradan oldu diyenler zaten rüya görmektedirler. onların rezil olduklarını her gün daha iyi anlıyorum.
dedi: Eğer varsa o zaman onun fonksiyonu sadece bilmek mi?
cevap: evet
dedi: Madem bu şeyler yine olacaktı o zaman onun varlığına ne gerek var?
cevap: yanlış bir anlayış bu alemin varlığı bir ilah kabul edilmeksizin asla açıklanamaz. alemin sebebi allahtır ancak zaman olarak alem allahtan sonraya kalmış değildir bu özel bir konudur, bu konuda ayrıca yazmayı düşünmekteyim.
dedi: bence tanrı varsa bile bazı şeylere gücü yetmiyor olabilir veya bazı şeyleri bilmiyor olabilir
cevep: eğer ilerde olan bir olayı bilirse hepsini bilir demektir. zira olay olma açısından farkları yoktur. kudrete gelince, kudreti yoktur, zaten ilmi fiili bir ilimdir yani etkin bir ilim ayrıca kudrete yer yoktur( allahı birlemek önemlidir sıfatlarını inkar edişimiz buna dayanır)
dedi  Eğer varsa) tanrının zalim olduğu konusunda size katılıyorum. ama gücü yetmediğinden ya da düşünemediğinden de kaynaklanıyor olabilir kötülükler
cevap: allah zaten düşünmez ki sadece bilir o kadar. görüldüğü gibi bu ifadeniz de allahı insan gibi düşündüğünüzün delilidir. düşünmek ancak ilerde olacakları bilemeyen bizim gibiler için bahis konusudur
|
|

06-02-2006, 13:13
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Mar 2005
Mesajlar: 252
|
|
dedi:
Öncelikle Allah'ın herşeyi bildiğini nereden bileceğiz?
cevap: aklen başka türlü bir ilah kabul edilemez yani aklen bilme olmadığında alemin varlığı açıklanamaz. eğer naklen bakılırsa kurandaki ayetlerde allahın ilerde olacak hadiseleri bildiği anlatılır, yani sudur(taşma) nazariyesi bilme ile açıklanır ve aleme hadis yani sonradan oldu diyenler zaten rüya görmektedirler. onların rezil olduklarını her gün daha iyi anlıyorum.
dedi: Eğer varsa o zaman onun fonksiyonu sadece bilmek mi?
cevap: evet
dedi: Madem bu şeyler yine olacaktı o zaman onun varlığına ne gerek var?
cevap: yanlış bir anlayış bu alemin varlığı bir ilah kabul edilmeksizin asla açıklanamaz. alemin sebebi allahtır ancak zaman olarak alem allahtan sonraya kalmış değildir bu özel bir konudur, bu konuda ayrıca yazmayı düşünmekteyim.
dedi: bence tanrı varsa bile bazı şeylere gücü yetmiyor olabilir veya bazı şeyleri bilmiyor olabilir
cevep: eğer ilerde olan bir olayı bilirse hepsini bilir demektir. zira olay olma açısından farkları yoktur. kudrete gelince, kudreti yoktur, zaten ilmi fiili bir ilimdir yani etkin bir ilim ayrıca kudrete yer yoktur( allahı birlemek önemlidir sıfatlarını inkar edişimiz buna dayanır)
dedi  Eğer varsa) tanrının zalim olduğu konusunda size katılıyorum. ama gücü yetmediğinden ya da düşünemediğinden de kaynaklanıyor olabilir kötülükler
cevap: allah zaten düşünmez ki sadece bilir o kadar. görüldüğü gibi bu ifadeniz de allahı insan gibi düşündüğünüzün delilidir. düşünmek ancak ilerde olacakları bilemeyen bizim gibiler için bahis konusudur
[/quote]
|

06-02-2006, 15:02
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Mar 2005
Mesajlar: 252
|
|
dedi: Yani bu dinlerin peygamberlerin bir nedeni amacı yok mu?
Oysa dinler peygamberler insanı doğru yola sevketmek için geldik falan diyorlar.
Senin allah kavramında bu tür şeylere yer yok galiba.
cevap: mükemmel bir soru!
bu sorunun iki yönü vardır birincisi allahın açısından bakıldığında allahın amacı olmadığından dolayı dolayısıyla bu yapılanlarında (peygamber gönderme, kitap gönderme) hakiki anlamda amacı olmamış demektir ancak ikinci yönü bizim açımızdan bakıldığında bizim amacımız vardır, azaptan kurtulmak ve cenete gitmek
ama burada çok önemli bir ayrıntı vardır o da şudur. defalarca söyledim bu kuran bambaşka bir kitap diye, kuran insan biçimci ifadelerle örülüdür yani kuranı okuyan biri genelde insanbiçimci bir ilah tasavvurunda bulunur bunu aşması çok zor olur. zira kuran ayetleri bu yöndedir. elbete burada allah insanları saptırmaktadır bu ayetlerle! bunda şüphe yoktur. çok açıktır. bakın imtihandan bahsediliyor ( mükl 2) halbuki yine kuranda olayların önceden bilindiğini de çok ayette vardır. (hadid 22) dolayısıyla böyle imtihan olamayacağı açıktır. ancak imtihandan bahsediliyor. yani kurana öyle bir yaklaşmak lazım ki bu insanlar gibi değil. yoksa felaket olur. temel kural akıldır mantıktır. allahı kuran dan, (özellikle hadislerden) öğrenmeye ve tanımaya çalışanlar çok zor durumda kalırlar ve sonradan da kuran, hadis okuduğu için anlatılan akli delilleri duymazdan gelir,görmek istemezler böyle hayatı geçer gider ziyan olurlar.
not: son laflarımı duyunca bir çok insan bana güvenmemek doğrultusunda düşünebilir ve bu da doğaldır ancak ben bu hadisleri iyi bilirim ve kuranı iyi bilirim. 100 000 hadis okumuşluğum vardır tekrarlar dahil, son peygamberin itikadi konularda hata etmesi meselesine daha evvel, yüzyıllarca kimse bu konuya eğilmedi. eğilemedi dikkat ediniz, hadislede anlatılanlar daha ayrıntılı biçimde insan biçimci bir ilah anlatımıdır. detaylara kadar, şok olursun bunları duyduğunda. ama bu rivayetleri "tevil" adı altında yani başka anlamı kasdetti peygamber dendiğini, ve bu rivayetlerin kabul edildiğini göreceksiniz. yani bu bir tabudur. kimsenin yanına sokulamadığı bir tabu! ben size diyorum gerçekçi olunuz, o da bir insandı, okumamıştı. felsefi gelişmelerden habersizdi, hayatı savaşla ve insanlarla uğraşmakla geçti. detay şeyleri bilmemesi doğaldı, ama ona insanlar tarafından insan üstülük atfaedildi. kuranda kendisi azarlandı. (abese suresi) onun insan olup hatalarının olabileceği anlatıldı kuranda. ama insanlar bunları görmezden geldi ve onu insanüstü saymaya devam etti bu hadis ilminde kendini gösterdi. bütün bu insan biçimci rivayetler kabul gördü tevil adlı altında, ve bugünlere gelindi. aslında bütün bunlarda normaldi. zira insanlar ekseriyetle anlayabileceği şeylerin peşinden giderler ve onlara anlayabilecekleri basit şeyler anlatılmıştı, peygamber tarafından. mesela zamanımızdaki kitaplarda ne deniyor? "allah mekandan münezeh" deniyor ya, bu şu demek olur: mekanda olmaktan yücedir yani mekanda değildir demektir. bu ise açıkça şu demektir: "allah hiçbir yerde yoktur" peki ama siz o dönemdeki insanları bırakın, günümüzdeki "allah mekandan münezehtir" diyen insanlara deyin ki : "allah hiç bir yerde yoktur" size şunu diyecektir: "yani allah yok mu diyorsun" gördüğünüz gibi insanlar böyle şeyleri pek anlamazlar.
yani demek istediğim peygamber itikadi konuda yanıldı bu kesindir. ama bu pek anlatılmaz bunu siz anlayacaksınız. Kendinize yolçizeceksiniz ya kuran ve hadiser, bakın burada bir fark vardır. Hadislerde insanbiçimci ifadeler var ya, peygamber bunlara inanarak söyledi yani o böyle inanıyordu. bu farka dikkat edin. o yanıldı ve onu Allah yanılttı. ancak Allah kurandaki bu ayetleri vahyetti ama aslında kendisinin böyle olmadığını da biliyordu. Yani insan biçimci ve duyguları olan gibi. Bu fark önemli. Artık safdilliği bırakmalısınız. zira ben bu kadar hadis okudum ve bir adet bile zayıf hatta uydurma olarak bile şöyle rivayet yoktur: “ben böyle diyorum ama aslında başka mana kasdediyorum yoksa böyle insan gibi değildir allah" gibilerden bir tane rivayet yoktur. aksine insanbiçimci yüzlerce rivayet var ve bir kısmı kütübü sitededir. Artık yol ayrımındasınız, karar verin, hadisler böyle peygamber bu konularda yanıldı diyeceksin kurana gelince şunu diyeceksin: Allah kularını kuran ayetleriyle de saptırıyor aslı böyle değil bu konuların diceksiniz. başka yol yok aksi taktirde savrulur gidersiniz bu fırtınada
( kendimi bir garip hissettim şu an bu yazıları yazarken bu nasıl iş, elbette bu da allahtan )
önce akli delile bakcağız ve akli delile göre hareket edeceğiz ve aklı yani mantığın reddetmediği oranda nakli haberlere (kuran, hadis) ona göre yaklaşacağız. evet kuran da allahın da amacı varmış gibi anlamlara yol açan ayetler var. en fazla anılanlardan biri zariyat 56 dır, ama bu ayetin zahiri alınamaz. Neden mi? çünkü ayet diyor ki " insanları ve cinleri yalnızca bana kulluk etsinler diye yarattım " burada ilk bakışta Allahın amacı insan ve cinlerin kulluk etmesi gibi bir mana var ise de dikkat edilince şu görülür: halbuki kulluk etmeyenler de var, o hald allah amacına ulaşamadı mı Aciz mi? Sorusu gündeme gelir. dolayısıyla aslında allahın amacı yoktur. ama işte böyle ayetler kuran da mevcuttur. Dediğim gibi kuran acayip bir kitaptır, ama basitçe yaklaşıldığında şahısın ayağı kayar. Peki napacağız mı diyorsunuz şunu yapacağız başka yokyoktur, filozofların eserlerini inceleyeceğiz, ibn sina, farabi , aristo gibi, yani zor, ama ben size anlatacağım.
yüzyılın sorusu allahın iradesi olmadığını kanıtlayan soru: allah olmasını önceden bildiği bir fiili (işi) yapmayabilir mi yoksa yapmak zorunda mı?
|

06-02-2006, 16:21
|
|
|
Nasrettin hoca şehre giderken yolda yerim diye yanına bir karpuz almış.
Sabahtan koyulmuş yola. Bir yerde mola vermiş, karpuzu güzelce kesip yemiş. Biraz kestirmiş. Yola devam etmeden önce küçük abdesti gelmiş, karpuz kabuklarının üzerine işemiş.
Şehre gittikten işlerini hallettikten sonra köyüne dönmek için yola koyulmuş. Aynı yerde mola vermiş. Güneş tepede, hava sıcak sussuzluk had safhada.....
Karpuz kabuklarının başına geçmiş. "Şurasına değmemiştir", "Burasına değmemiştir" diyerek tüm kabukları yemiş...
|

06-02-2006, 17:56
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Mar 2005
Mesajlar: 252
|
|
yani
|

07-02-2006, 02:45
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 05 Feb 2006
Mesajlar: 12
|
|
|
kursatotcu Diyor ki
aklen başka türlü bir ilah kabul edilemez yani aklen bilme olmadığında alemin varlığı açıklanamaz.
|
Allah'ın herşeyi nasıl bildiğini hala anlayamadım
Tamam diyelim ki alemin varlığı için bilen bir zat gerekli. Ama bu bilme işi alemin düzenini oluşturacak kadar bir beceri olsa yeter. İlle de herşeyi, hatta geleceği bilmesi gerekmiyor.
Mesela bir hesap makinesi yapan elektronikçiyi düşünelim. Adam sadece şunu biliyor:
Şu kondansatör şuraya, şu direnç buraya takılmalı, şuraya bir bağlantı yapılmalı ...falan
Ama desen ki amca! (sinüs 35) kaç? Adam ne bilsin
Tanrı da böyle olabilir. Yani başlangıçta evreni yaratmıştır. İşlemesi için çeşitli kanunlarıyle beraber. Evren işliyordur. Kendisi belki şu an yok olmuştur, belki bizi izliyordur, belki bize yardım etmeye çalışıyordur, belki bizim çektiklerimizden s adistçe zevk alıyordur, belki bizden haberi yoktur, belki .... vs vs
Belki sizin dediğiniz gibi de olabilir.
Yani fail-i muhtar (kendi seçtiğini, istediğini yapan) değil, mucibun bizzat
(herşeyi icab ettiren,gerektiren yani herşeyin olma sebebi) olup fonksiyonu sadece bilmek de olabilir. Ama benim mantığım bu sonuncusunu pek almadı
Düşünmeyen, sadece bilen bir ilah düşünemiyorum
Böyle bir ilahın adı olsa olsa "evrensel kanun" falan olur
Ayrıca insan yaptıklarında özgürdür gibi geliyor bana. Onun için bu olan ve olacak şeyleri tanrı biliyormuş onun için değişmezmiş gibi düşünceleri anlamakta zorlanıyorum
bilmiyorum
bilip bilemeyeceğimi de bilmiyorum
|

07-02-2006, 08:21
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Mar 2005
Mesajlar: 252
|
|
şimdi şöyle aslında allahın geleceği bilmesi hususu genelde naklen bilinir yani kuran ile kuranda geleceği bildiği anlatılır. ancak kurana inanmıyorsanız size şunu delil getirebilirim: dikkat ediniz: bir ilah kabul ettiğinizde bu alemi açıklamak için iki yol var. birincisi alem ezeli demek ikincisi hadis yani sonradan oldu demek. not: (mucibun bizzat demek şu demektir: zatı gereği zorunlu demektir. yani ben allaha zorunlu diyorum sen ise insan bile hür olmalı diyorsun) sonradan oldu dersen büyük çıkmazlar vardır. ve en meşhurları şunlardır. şu sorulur: sebep tam illetinden geri kalamaz, yani bir şeyin oluşması için gerekli şeyler var ise sonuç da bundan zaman olarak geri kalamaz denir. yani şu sorulur: alemin (allahtan başka herşey) varedilmesi için şartlar ezelde (öncesizlikte) hazır mıydı değilmiydi? , eğer değildi denirse alem imkansızlıktan imkana geçmiş demektir ki bu imkansızdır. bunlar ayrıntı ama burada çok önemli bir ayrıntı var ki kelamcılar yani aleme sonradan olmuştur diyenler asla bu delile cevap vermiyorlar, geçiştiriyorlar, delil şudur: bunu çevrenizdekilere sorunuz: "terk müddeti" diye anılır: soru: alem sonradandır diyenler şunu demeye mecburdur : allah vardı alemi yaratmak için bir müddet sabretti, bekledi alemi yaratmayı bir süre terk etti derler. başka çareleri asla yoktur. işte bu esnada şu soru sorulur: ancak bunu onlara sorarsanız her türlü kovulma olabilir: soru şu: bu süre sonlu yoksa sonsuz muydu? sonsuz dese olmaz. çünkü sonsuzun sonu gelmez, alem varlığa gelmemesi gerekirdi. sonlu demek zorunda, bu sefer alemin başkangıcından sonlu süre geride allah kabul etmiş olmakla, bunlar farkında olmadan, allahın varlığının başlangıcını kabul ediyorlar ( hatırlasanız bende bir ara bunu savunmuştum) halbuki bir ilahın varlığının başlangıcı olamaz. zira kendi kendine toz tanesi bile olmaz.
burada şu sonuç çıkıyor: bir ilaha inanıldığında sudur nazariyesine inanmak zorundayız (ama kitaplarda anlatıldığı gibi olmayıp basit şekilde madde ezelidir diye inanmalıyız. yoksa kitaplarda anlatıldığı gibi, llk akıl, ikinci akıl, faal akıl gibi şeyler değil) bu ise ilimle olur. yani alemin allahın bilgisine göre allahtan taşması. ancak bilmisi ezeli olduğundan alemde ezeli olmuş olmaktadır.
diğer sorunuz şu: diyorsunuz ki bence insanda hür olmalıdır: bakınız bir ilaha inanmayanlarda çaresiz hür iradeyi reddederler. bunu evveldende söylemiştim. bazıları dikkate almadı. bu gerçektir, ateizm determinizme inanır. başka yolu yoktur. zira ateizmde sebep sonuç ilişki esas kabul edilir. sebepler sonuçlarını zorunlu kılarlar ve her zaman aynı sebepler aynı sonucu verirler diye inanılır ateizmde. bu ise sonuç olarak şunu ortaya koyar. mesea 100 yıl önceki olaylar bugünkü olayları etkilemiştir diye inanılır ve örnek verilir: senin deden 100 yıl önce yaptığı birşey, mesela birşeyler yaptı zengin oldu ve sen şimdi o malı yemektesin. bak bu görüş ( determinizm - ateizm) demektedir ki: işte geçmişteki olaylar bugünü etkiliyor ve bu insan hareketlerini de kapsar deniyor ve insan hür değildir deniyor determinizmde. bakın araştırın determinizmi görün, yani ateizmde de bu böyledir.
|

07-02-2006, 08:24
|
|
|
Agnostik,
Kürşat'ın fikir egzersizlerini tam takip etmediğini düşünüyorum (zaten takip etmek de çok güç). Vardığı sonuçların (tanrının herşeye hakim olduğu veya olması gerektiği sonucu) mantığın gereği olduğunu düşünüyorum.
Senin tanrı anlayışını anlamış değilim. O kadar zavallı bir tanrı profili çizdiniz ki, gözlerim yaşardı.
Evreni yaratacak kadar ilahi bir varlığın acz içinde olmasını nasıl tasavvur edebiliyorsunuz anlayamıyorum.
Kürşat;
Fikir yürütmelerini, takip edilmesi çok zor olmasına rağmen, tutarlı görüyorum. Tutarsızlık ulaştığın sonuçları değerlendirme tarzında. aktarıyorum:
"defalarca söyledim bu kuran bambaşka bir kitap diye, kuran insan biçimci ifadelerle örülüdür yani kuranı okuyan biri genelde insanbiçimci bir ilah tasavvurunda bulunur bunu aşması çok zor olur. zira kuran ayetleri bu yöndedir. elbete burada allah insanları saptırmaktadır bu ayetlerle! bunda şüphe yoktur. çok açıktır. bakın imtihandan bahsediliyor ( mükl 2) halbuki yine kuranda olayların önceden bilindiğini de çok ayette vardır. (hadid 22) dolayısıyla böyle imtihan olamayacağı açıktır. ancak imtihandan bahsediliyor"
Burada çelişkiyi açıkça ortaya koyuyorsun. Devamında, peygamberin yanıldığından, felsefe bilmediğinden, hataları olduğundan bahsedip,
"Allah kularını kuran ayetleriyle de saptırıyor aslı böyle değil bu konuların diceksiniz"
önce akli delile bakcağız ve akli delile göre hareket edeceğiz ve aklı yani mantığın reddetmediği oranda nakli haberlere (kuran, hadis) ona göre yaklaşacağız. evet kuran da allahın da amacı varmış gibi anlamlara yol açan ayetler var. en fazla anılanlardan biri zariyat 56 dır, ama bu ayetin zahiri alınamaz. Neden mi? çünkü ayet diyor ki " insanları ve cinleri yalnızca bana kulluk etsinler diye yarattım " burada ilk bakışta Allahın amacı insan ve cinlerin kulluk etmesi gibi bir mana var ise de dikkat edilince şu görülür: halbuki kulluk etmeyenler de var, o hald allah amacına ulaşamadı mı Aciz mi? Sorusu gündeme gelir. dolayısıyla aslında allahın amacı yoktur. ama işte böyle ayetler kuran da mevcuttur.
Dediğim gibi kuran acayip bir kitaptır, ama basitçe yaklaşıldığında şahısın ayağı kayar.
Tüm bunlardan sonra, gerçeği, ilahi gerçeği, ilahi kitapla değil, insanların yazdığı kitap ve düşüncelerle anlayabileceğimizi söylüyorsun:
"Peki napacağız mı diyorsunuz şunu yapacağız başka yokyoktur, filozofların eserlerini inceleyeceğiz, ibn sina, farabi , aristo gibi, yani zor, ama ben size anlatacağım".
Açıkça, insanın yazdığı kitapları, insanın dile getirdiği düşünceleri; gerçeğe ulaşmada Kuran ve Kuran'daki ayetlerden üstün tutuyorsun.
"yüzyılın sorusu allahın iradesi olmadığını kanıtlayan soru: allah olmasını önceden bildiği bir fiili (işi) yapmayabilir mi yoksa yapmak zorunda mı?"
Bu sorunun yüzyılın sorusu olduğu konusunda şüphelerim var. Soru -senin mantığınla- saçma bir kere. Amaçsız bir tanrı ne diye olması gerekeni değiştirsin? Amacı ne?
Senin gibi düşünmesek de soru yine saçma. Tanrının önceden bildiği fiili değiştirmesi aslında önceki bildiğinin yanlış bir bilgi olduğunu göstermez mi? (Unutmayın allahın bilgisi ulvi nedensiz bir bilgidir. Bilim adamlarının önce bu deyip sonra şu dedikleri bilgi gibi değildir)
Son söz:
"Allah herşeye kadirdir" diyen de, "ben herşeye kadirim" diyen de bu lafın altında kalır!
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:14 .
|