Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 26-08-2009, 23:21
ugurce82 ugurce82 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 02 Jul 2009
Mesajlar: 829
Standart Evrensel Kurandan Günlük Ayetler

Kendisini Evinde Ziyaret Edenlerin Yemeğe Kalmalarını Önlemek İçin Kur'an'a Ayet Koyar
(Ahzab Suresi, Ayet 53)
Tanrı elçisi olduğunu ilan ettikten sonra Muhammed, kendisini ziyaret için evine gelenlerin azlığından
şikayet ederdi. Fakat Medine'ye hicretten sonra giderek güçlenince taraftarlarının sayısı artmış ve bu
yüzden ziyaretçileri çoğalmıştır. Evine gelen bu misafirlerin fazlaca oturmalarından ya da yemeğe
kalmalarından rahatsız olmaya başlayınca yine vahiy yoluyla çözüm aramıştır. Örneğin Buharı ve Tirmizi
gibi kaynaklardan öğrenmekteyiz ki, Muhammed, Zeyd'in karısı Zeyneb'e aşık olup da onunla evlendiği
günün gecesinde düğün yapmış ve düğüne gelen davetliler, gecenin geç vakitlerine kadar ziyafetten
ayrılmamışlar ve bu nedenle Muhammed'in sabrını taşırmışlardı. Ve işte bu gibi hallerden rahatsız
olduğunu anlatmak üzere Kur'an'a ayetler koymuştur.13 Bu ayetlerle kendi hzurunda fazla kalınmamasını. yemeğe çağrılmayınca evine gidilmemesini, yemeğe çağrılanların yemekten
sonra lafa dalıp oturmaya devam etmemelerini anlatmıştır:
"Ey inanlar! Peygamber'in evlerine, yemeğe çağrılmaksızın girip de yemeğin pişmesini beklemeye
kalkışmayın; fakat davet edilirseniz girin ve yemeği yiyince lafa dalmadan evden dağılın. Bu haliniz
Peygamber'i üzüyor, o da size bir şey söylemeye çekiniyordu. Allah gerçeği söylemekten çekinmez..." (K.
33, Ahzab Suresi, ayet 53.)
Bazı yorumcular bu hükmün bir "terbiye" kuralı olduğunu ve Müslüman kişilere birbirlerini taciz
etmemeleri, davetsiz yemeğe gitmemelerini, yemekten sonra uzun uzadıya lafa dalıp hane sahibini rahatsız
etmemelerini sağlamak için konduğunu söylerler. Evet ama öyle olmuş olsaydı, yukarıdaki ayetin
Müslümanlar arası ilişkileri konu edinmesi gerekirdi. Oysa ki, burada sadece Muhammed'in evine gidenlere
hitap var; onlara deniyor ki:
"Muhammed'in evine davetsiz olarak gitmekle ya da yemekten sonra fazla kalmakla onu üzüyorsunuz;
böyle yapmayın..." vs.
Öte yandan böylesine basit bir terbiye kaidesini yerleştirmek için Tanrı'yı araç edinmeye, yani böyle bir
kuralı Tanrı ağzıyla koymaya gerek var mı? Muhammed bunu kendisi de söyleyebilirdi. Ne var ki, bunu
kendisi söylemiş olsa ve örneğin: "Evime davetsiz gelmeyin, davetli olarak geldiğinizde fazla kalmayın,
vs." şeklinde bir şeyler demiş olsa, muhtemelen taraftarlarını gücendirmiş olabilirdi. Bundan dolayıdır ki,
kendisini "misafirlere bunu söylemekten utanıyormuş" ve "sözün doğrusundan çekiniyormuş" durumuna
sokmuştur. Nitekim yukarıdaki ayette:
"Bu haliniz Peygamber'i üzüyordu da size bir şey söylemekten utanıyordu, (Tanrı) ise sözün doğrusundan
çekinmez."

diye yazılıdır. Eğer misafirlere böyle bir terbiye kuralını söylemek "sözün doğrusu" ise, bu takdirde
"Tanrı'nın peygamberiyim" diyen bir kimsenin sözün doğrusunu söylemekten çekinmesi niye?
Yine tekrar edelim ki, her hususta olduğu gibi bu hususta da Muhammed, kendi huzuru ve rahatı için
Tanrı'dan vahiy indiğini söyleyerek Kur'an'a ayet koyma kolaylığından yararlanmıştır!

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 26-08-2009, 23:29
ugurce82 ugurce82 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 02 Jul 2009
Mesajlar: 829
Standart

Kendisine "Raina" Sözcüğüyle Hitap Edilmesini
Küçültücü Bulduğu İçin "Unzıırna" Diye Hitap Edilmesini İster ve Vabiy İndiğini Söyleyerek
Kur'an'a Ayet Koyar (Bakara Suresi, Ayet 104)
Arapçada "raina" diye bir sözcük var: "yavaş davran", "bizi gözet", "acele etme", "bize imkan ver", "bize
riayet et" gibi anlamlara geliyor. Bu sözcüğü Müslümanlar. Muhammed'in kendilerine bir şey öğretmeye
uğraştığı zamanlar söylerlerdi; daha doğrusu onun söylediklerini kavrayabilmek için: "Acele etme, yavaş ol
ki söylediklerini anlayalım" demek isterlerdi. Bu şekliyle sözcüğün olumsuz herhangi bir yönü olmadığı
için, Muhammed onların dediği gibi yapardı.
Ne var ki buna benzer bir sözcük İbrani ve Süryani dillerinde bulunmaktaydı ve kullanılış şekliyle hakaret
niteliğini taşımaktaydı: Örneğin "bizim çoban" anlamına geldiği gibi, aynı zamanda "Dinle a sözü
dinlenmez herif!" ya da "Dinle a dinlenmeyesi herif demekti. Yahudiler bu sözcüğü birilerine sövüp
saymak, hakarette bulunmak için kullanırlardı. Ve işte Müslümanların Muhammed'e "raina" dediklerini
görmekle, aynı şeyi onlar da. fakat sırf Muhammed'i küçültmek, aşağılamak maksadıyla yapmaya
başlamışlardır. İslam kaynaklarının bildirmesine göre bu durum, başta Muhammed olmak üzere bütün
Müslümanları rahatsız eder olmuştur. O kadar ki, Muhammed'in en önem verdiği kişilerden biri olan Sa'd
İbni Muaz, Yahudilerin bu şekilde konuştuklarını işitince:
"Ey Allah'ın düşmanları, size lanet olsun. Vallahi hangi birinizin Resulallah'a karşı bunu söylediğini bir
daha işitirsem, boynunu vururum"
demiştir. Fakat Muaz'ın bu tehdidine karşı Yahudiler şu yanıtta bulunmuşlardır:
"Siz de (Muhammed' e) bunu söylemiyor musunuz (yani 'raina' demiyor musunuz)?"
Ve işte bundan dolayıdır ki Muhammed, Müslümanların kendisine "raina" demelerini yasaklamıştır; daha
doğrusu Tanrı'dan, "raina" sözcüğü yerine "unzurna" sözcüğünün kullanılması için Müslümanlara şu
buyruğun indiğini bildirmiştir:
"Ey iman edenler! 'Raina' demeyin, 'unzurna' deyin ve (söylenenleri) dinleyin..." (Bakara Suresi, ayet 104.)
Buradaki "unzurna" sözcüğü "tebliğ edilen, öğretilen, emredilen ya da yasak edilen şeylere iyi kulak
vermek ve itaat etmek" anlamına gelmektedir.(Elmalılı H. Yazır, age, c.l. s.453 vd.)

Söylemeye gerek yoktur ki, Muhammed bu ayeti sırf kendi
prestijini korumak maksadıyla koymuştur. Bu işi, Tanrı'dan vahiy indi diyerek değil, fakat: "Ey
Müslümanlar! Bana raina diye hitap etmeyiniz, unzurna deyiniz" şeklinde konuşarak yapması mümkünken,
görüldüğü gibi yapmamıştır. Çünkü ne kadar önemsiz ya da hatta ne kadar gereksiz olursa olsun, her işini
Tanrı'dan indiğini söylediği vahiylerle yapmak kolayına gelmiştir. Üstelik de bu yoldan korku salarak
dilediği sonuca erişmenin daha etkili olacağını düşünmüştür. Nitekim yukarıdaki ayete bir de şunu
eklemiştir:
"... Kafirler için elem verici bir azab vardır." Böylece şunu demek istemiştir:
"Ey mü'minler! Görüyorsunuz ya 'raina' demeyiniz, 'unzurna'deyiniz ve iyi dinleyiniz, itaat ediniz; yoksa
kafirlere azabı elim vardır, iman yoluna gitmeyip de küfür yoluna gidenler, o azabı elimden hissedar
olurlar, siz de o kafirlerden ümid ummayın... "


Bütün bunlar bir kez daha şunu ortaya vuruyor ki Muhammed, kendi günlük siyasetinin gereksinimlerini
Tanrı'dan geldiğini söyle-disi buyruklarla karşılama kolaylığından yararlanmakta bir hayli ileri gitmiştir!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 27-08-2009, 16:22
al bundy al bundy isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Apr 2009
Mesajlar: 598
Standart

ugurce82'ye katılıyorum. Örütnme,ganimet,zina için gereken 4 şahit meselesi vb. olaylar tamamen Muhammed'in yaşadığı olayların bir sonucu olarak Kuranda yer almıştır. Evrensel olduğunu iddia eden Kuranın da çelişkilerinden biridir.

Fasıl:NİKAH BÖLÜMÜKonu:Resulullah (sav)'ın ZevceleriKaynak:Müslim, Nikah 87, (1428); Nesai, Nikah 26 (6, 79)Ravi (r.a.):EnesHadis:Zeyneb'in iddeti tamamlanınca, Resulullah (sav), Zeyd (ra)'e: "Git onu bana (kendinden) iste" dedi. Zeyd gitti, Zeyneb'e geldiği zaman hamurunu yoğuruyordu. Zeyd der ki: "Onu gördüğüm zaman içimde bir zorluk hissettim, ona bakamaz hale geldim. Sırtımı ona çevirerek, geri geri yaklaştım ve: "Ey Zeyneb! Beni Resulullah (sav) gönderdi. Seni istiyor" dedim. Zeyneb: "(Ben (istihare yoluyla) Rabbimle istişare etmeden bir şey yapacak durumda değilim!" dedi ve kalkıp mescide gitti. Derken Resulullah'a vahiy geldi. Aleyhissalatu vesselam kalkıp izin almadan Zeyneb'in evine girdi. Zeyd der ki: Gündüzün ilerlemesiyle Resulullah (sav)'ın bize ekmek ve et yedirdiğini gördük. Yemekten sonra halk çıkmış, bazı kimseler evde kalmış sohbet ediyordu. Resulullah (sav) da çıktı, peşinden ben de çıktım. Hanımlarının hücrelerine birer birer uğrayıp selam vermeye başladı. Onlar: "Ey Allah'ın Resulü (yeni) hanımını nasıl buldun?" diyorlardı. Hz. Enes (ra) der ki: "Bilemiyorum, halk çıktı!" diye ben mi haber verdim, başkası mı haber verdi. Aleyhissalatu vesselam gelip evine girdi. Ben de beraber girmek istedim. Benimle kendi arasına perde çekti. Örtünme ayeti nazil oldu. Halk, kendilerine verilen öğütten derslerini aldı: "Ey iman edenler! Yemek için davet olunmadan Peygamber'in evine girip de orada yemek vaktini beklemeyin. Davet edildiğinizde ise girin, fakat yemeğinizi yedikten sonra sohbete dalmadan dağılın. Bu hareketiniz Peygamer'e eziyet verir. O da size bunu açıklamaktan sıkılır. Allah ise hakkı açıklamaktan çekinmez" (Ahzab 53).
Kayıt No.:5615


Buradan da anlıyoruz ki evrensel emir olan kadınların örtünmesi olayı eğer Muhammed'in eşini başkası bu şekilde görmemiş olsaydı gelmeyecekti.

Yine aynı şekilde safvan olayındaki kişi sayısı daha fazla olsaydı zinanın ispatı için gerken sayı 4 değil 6,7 belki daha fazla olabilirdi.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 27-08-2009, 17:42
zocor zocor isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 29 Jul 2009
Mesajlar: 682
Standart

Bütün bunlar Kuran' ın Hz. Muhammed tarafından yazıldığını gösteren deliller değil, çıkarımlarınızın tamamının sizin yorumunuz olduğunu hatırlatmaya gerek yok sanırım..

Hz. Muhammed'e inanıp ona gelen birçok insanı Hz. Muhammed kıramadığından, o müslüman insanları geri çeviremediğinden, belkide vahiy alan birisini yeterince rahat olması açısından da bu ayet inmiş olabilir..Veya başka bir sebep de olabilir..

Ayrıca bu rahatsızlığını direk olarak onları kıracağını düşündüyse misafirlere kapıyı açmazdı veya eşine kapıyı açtırmaz bunun için eşine bahaneler öne sürdürürdü..
Rahatsız, yorgun, hasta vs. gibi öne sürülecek birçok sebep var..
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 27-08-2009, 17:47
ugurce82 ugurce82 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 02 Jul 2009
Mesajlar: 829
Standart

zocor´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bütün bunlar Kuran' ın Hz. Muhammed tarafından yazıldığını gösteren deliller değil, çıkarımlarınızın tamamının sizin yorumunuz olduğunu hatırlatmaya gerek yok sanırım..

Hz. Muhammed'e inanıp ona gelen birçok insanı Hz. Muhammed kıramadığından, o müslüman insanları geri çeviremediğinden, belkide vahiy alan birisini yeterince rahat olması açısından da bu ayet inmiş olabilir..Veya başka bir sebep de olabilir..

Ayrıca bu rahatsızlığını direk olarak onları kıracağını düşündüyse misafirlere kapıyı açmazdı veya eşine kapıyı açtırmaz bunun için eşine bahaneler öne sürdürürdü..
Rahatsız, yorgun, hasta vs. gibi öne sürülecek birçok sebep var..
Sevgili zocor;
Bu söylediklerin kutsal sayılan ve evrensel olduğu kabul edilen bir kitap için geçelrli değildir. O anki bir olay için ayet mi iner. Kendi yaşamıyla ilgili bir problemin kutsal bir kitapta ne işi var.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 27-08-2009, 18:07
Unbeliever Unbeliever isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Nov 2005
Bulunduğu yer: İzmir
Mesajlar: 314
Standart

Yahu artık kabul edin be! Kuranı muhammed yazdı işte. Mantıklı düşünün kardeşim. Evrensel bir kitap olduğu iddia edilen kuran da peygamberlerin evine langadank girmeyin, yemeği yiyin defolun gidin manasında o gün yaşanan sıkıntılarla ilgili ayet var. Kabak gibi ortada. Haa bu arada bir konuya da değinmek istiyorum. sonuçta muhammed son peygamber değil mi? Bir daha peygamber gelmeyecekse, ve inananların iddia ettiği gibi "bu hükmün bir "terbiye" kuralı olduğunu ve Müslüman kişilere birbirlerini taciz etmemeleri, davetsiz yemeğe gitmemelerini, yemekten sonra uzun uzadıya lafa dalıp hane sahibini rahatsız etmemelerini sağlamak için"-uğurce82 den alıntıdır- konulan bir hükümse, o zaman bu ayete ne gerek var? muhammed oraya peygamberin evine yerine birbirinizin evine deseydi daha inandırıcı olabilirdi. Ama gaflarından bir tanesi daha işte. Napalım. Biz kabul etmiyoruz ama inananlar böyle kabul ediyorlarsa yorum yok.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 27-08-2009, 19:58
ugurce82 ugurce82 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 02 Jul 2009
Mesajlar: 829
Standart

Kendi Yanında Yüksek Sesle Konuşulmaması ya da Önüne Geçilmemesi İçin Kur'an'a Ayetler
Koyar (K. 49, Hucurat Suresi, Ayet 1-3)

Giderek güçlenip itibarının arttığını görmekle Muhammed yavaş yavaş kendisini öylesine "yüce" görmeye
başlamıştır ki, önüne geçilmesine ya da kendi sesini bastıracak şekilde konuşulmasına dahi tahammül
edemez olmuştur. Nitekim yukarıda belirttiğimiz olaydan, yani Beni Temim heyetinin İslam olmasından
hemen sonra Ebu Bekir, kendi ahbaplarından Ka'ka İbn-i Ma'bed İbn-i Zürare adında birini bu kabilenin
başına "emir" olarak tayin etmesi için Muhammed'e başvurur. O sırada orada bulunmakta olan Ömer b.
Hattab, Ebu Bekir'in bu teklifine karşı çıkar ve Ka'ka İbn-i Ma'bed yerine başka birini teklif etmek üzere:
"Hayır o olamaz, Akra İbn-i Habisi (bu göreve) tayin buyurunuz" diyerek Muhammed'den ricada bulunur.
Ömer'in bu müdahalesine Ebu Bekir içerler ve yüksek sesle ona: "Sen muhakkak bana muhalefet etmek
istiyorsun" der. Bu sefer Ömer sesini yükselterek "Hayır sana muhalefet etmek istemeni" diye karşılık verir. Onların seslerini biraz fazlaca yükseltmiş şekilde konuşmalarından rahatsız olan
ya da bunu kendisine karşı saygısızlık sayan Muhammed, Tanrı'dan şu ayetin indiğini söyler:
"Ey inananlar!... Seslerinizi Peygamber'in sesinden üstün yükseltmeyiniz. Seslerini Peygamber'in yanında
kısan kimseler, Allah'ın gönülehni takva ile sınadığı kimselerdir. Onlara mağfiret ve büyük ecir vardır..."
(K. 49 Hucurat Suresi, ayet, 2-3.) (
Abdullah İbn-i Zübeyr'in rivayetine dayalı hadis için bkz. Sahih-i Buhari Muhtasarı, c.X, s.370-1, Hadis
No: 1646. Bu konuda ayrıca Celaleddinal-Suyuti'nin yapıtlarına, özellikle bkz. Luhah al-nukül al-Kur'an.
Ayrıca bkz. Elmalılı H. Yazır, age, c.VI, s.4447 vd.
)
Görülüyor ki, Muhammed'in yanında seslerini kısan kimseler, Tanrı'nın gönüllerini korku ile sınadığı
kinişlerdir ve bunlar büyük mükafatlara konacaklardır. Söylemeye gerek yoktur ki, bütün bu işler Tanrı'yı
araç edinmeden yapılabilecek (ve daha doğrusu yapılması gereken) şeylerdendi. Ne var ki, Muhammed için
kişileri kendisine itaatkar kılmanın en kolay yolu "vahiy indi" diyerek iş görmekti. Dikkat edilecek olursa,
böylesine basit bir iş için dahi Muhammed, Tanrı'dan "mağfiret ve büyük ecir" geleceğini vaat ederek iş
görmüş ve kişileri sırf kendi çıkarı doğrultusundaki davranışlara zorlamıştır.
Şimdi muhtemelen şöyle denecektir: "Tanrı elçisinin yanında ve onu rahatsız edercesine konuşmak ve
tartışmak doğru değildir; bu itibarla böyle bir kurala gerek vardı!" Pek güzel ama, böylesine basit buseye
Tanrı'yı karıştırmak gerekir mi? Kaldı ki, bu yasağı koyduğu tarihlerde Muhammed, artık iyice güçlenmiş
ve korku salarak herkesi sindirmiş durumdaydı: "Yanımda yüksek sesle konuşmayı yasakladım" demiş olsa,
buyruğu yine de yerine getirilmiş olurdu. Bu böyle olduğuna göre yüksek sesle konuşmayı önlemek için
"Tanrı'dan vahiy indi" demenin ve üstelik bir de Tanrı'nın "mağfiret ve ecir" vereceğini söylemenin alemi
var mıydı? Elbetteki yoktu! Ama Muhammed, yukarıda da dediğimiz gibi, her işini öylesine Tanrı
aracılığıyla yapmaya alışmıştı ki, yüksek sesle konuşmaları önlemek ya da öğleleri kuşluk uykusundan
uyandırılmamak için bu yola başvurmakta sakınca bulmamıştır.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 27-08-2009, 23:29
zocor zocor isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 29 Jul 2009
Mesajlar: 682
Standart

ugurce82´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sevgili zocor;
Bu söylediklerin kutsal sayılan ve evrensel olduğu kabul edilen bir kitap için geçelrli değildir. O anki bir olay için ayet mi iner. Kendi yaşamıyla ilgili bir problemin kutsal bir kitapta ne işi var.
Neden geçerli değil oluyor ? O anki bir olay için neden ayet inmesin ?
Hz. Muhammed yukarıda saydığım bahaneleri öne sürerek kapıyı açmaz veya açtırmazdı..Bunun için ayete neden gerek duysun, kapıyı açmaz olur biter bu kadar basit..

Ben Hz. Muhammed gibi ilk başta okuma yazma bilmeyen biri Kuran gibi bir edebi bir eser yazdığına hiç ihtimal vermiyorum..Kuran ayetleri indiği anda Mekke' deki şairler şiirlerini yakmışlar, şiirlerini yazılarını yırtmışlar Kuran' ın uslübuna...MAdem böyle bir uslüp kullanılıyordu o zaman kadar neden Kuran gibi bir uslübu kimse kullanmamış ..

Ayrıca sizin yorumunuzdan başka da hiçbir kimse "bu Kuran' ı ben yazdırdım" veya "Muahmmed benden yardım aldı" diyen neden bir tane bile insanevladı yok ?

Farkındamısınız bilmiyorum ama tüm çıkarımlarınızın hepsi sizin yorumunuz, iddanızla ilgili hiçbir şahit, hiçbir güvenilir kaynak yok .
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 27-08-2009, 23:38
al bundy al bundy isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Apr 2009
Mesajlar: 598
Standart

zocor´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Neden geçerli değil oluyor ? O anki bir olay için neden ayet inmesin ?
Hz. Muhammed yukarıda saydığım bahaneleri öne sürerek kapıyı açmaz veya açtırmazdı..Bunun için ayete neden gerek duysun, kapıyı açmaz olur biter bu kadar basit..

Ben Hz. Muhammed gibi ilk başta okuma yazma bilmeyen biri Kuran gibi bir edebi bir eser yazdığına hiç ihtimal vermiyorum..Kuran ayetleri indiği anda Mekke' deki şairler şiirlerini yakmışlar, şiirlerini yazılarını yırtmışlar Kuran' ın uslübuna...MAdem böyle bir uslüp kullanılıyordu o zaman kadar neden Kuran gibi bir uslübu kimse kullanmamış ..

Ayrıca sizin yorumunuzdan başka da hiçbir kimse "bu Kuran' ı ben yazdırdım" veya "Muahmmed benden yardım aldı" diyne neden bir tane bile insnaevladı yok ?

Farkındamısınız bilmiyorum ama tüm çıkarımlarınızın hepsi sizin yorumunuz, iddanızla ilgili hiçbir şahit, hiçbir güvenilir kaynak yok .
Tam tersine ifk olayı, safvan olayı, zeyneb'le evlenebilmek için, savaştaki ganimetlerin 5 te birini almak için, müslümanları hicret ettirmek için vb. birçok konuda ayet inmiştir. Hadislerde de bu olaylara karşı çıkıldığının daha sonra ayet inince Allahın emri olduğundan dolayı yerine getirildiği yazılıdır.

İkinco konuya gelecek olursak özellikle Hatice'nin kuzeni Varaka bin Nevfel'le sık sık görüşmesi, yunan ve diğer ülkelerdeki kölelerin yanına gidip sık sık onlarla konuşup bilgi alması inanmayanlar, onu bu saydıklarımdan bilgi alıyor şeklinde nitelemiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 27-08-2009, 23:54
ugurce82 ugurce82 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 02 Jul 2009
Mesajlar: 829
Standart

zocor´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Neden geçerli değil oluyor ? O anki bir olay için neden ayet inmesin ?
Hz. Muhammed yukarıda saydığım bahaneleri öne sürerek kapıyı açmaz veya açtırmazdı..Bunun için ayete neden gerek duysun, kapıyı açmaz olur biter bu kadar basit...
Bende onu diyorum neden ayet konsun ki, bu bizi ne ilgilendiriyor. Onlara söyler olur biter.
zocor´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ben Hz. Muhammed gibi ilk başta okuma yazma bilmeyen biri Kuran gibi bir edebi bir eser yazdığına hiç ihtimal vermiyorum..Kuran ayetleri indiği anda Mekke' deki şairler şiirlerini yakmışlar, şiirlerini yazılarını yırtmışlar Kuran' ın uslübuna...MAdem böyle bir uslüp kullanılıyordu o zaman kadar neden Kuran gibi bir uslübu kimse kullanmamış ...
Kuran kadar karmakarışık bir dediği bir dediğini tutmayan konudan konuya atlayan bir uslup sence nasıl bir usluptur. Şairler mi şiirlerini yakmış yoksa muhammed mi onları yakmış.
zocor´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ayrıca sizin yorumunuzdan başka da hiçbir kimse "bu Kuran' ı ben yazdırdım" veya "Muahmmed benden yardım aldı" diyen neden bir tane bile insanevladı yok ?.
Bununla ilgili öğrenmen gereken çok şey var, fazla uzağa gitme muhammedin kölelerinden başlayabilirsin. Çıkıpta ben yazdırdım diyebilirller mi, sen olsan der miydin, hepsine özgürlük, para, cariyeler.

zocor´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Farkındamısınız bilmiyorum ama tüm çıkarımlarınızın hepsi sizin yorumunuz, iddanızla ilgili hiçbir şahit, hiçbir güvenilir kaynak yok .
Haklısın sizin gibi güvenilir kaynaklar bulamıyorum.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:25 .