
26-12-2009, 05:55
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Jul 2009
Mesajlar: 4.880
|
|
Kuran'ın Evrensellik İddiası Yok
Her düşünen müslümanın aklına en az bir kez olsun takılmıştır bu soru. Zaten forumumuzda ve benzer forumlarda da sıkça dile gelen, tartışılan konulardan biri. Bir kez daha derli-toplu bir şekilde soruyu ele almaya ve tartışmaya çalışalım.
''Müslümanım'' diyen birisinden böyle birşey beklemek maalesef biraz ütopik, biliyorum. Ama yine de özellikle müslüman arkadaşlar, bir an için ( farz-ı muhal diyerek) müslüman değilmiş gibi veya en azından aşağıdaki ayetler, Kuran'da değil de İslamla alakası olmayan bir dinin kutsal kitabında yer alıyormuş gibi yaklaşmaya çalışsınlar lütfen. Önyargı ve peşin kabullerden bir an olsun arınmaya çalışarak...
Kuran evrensel olabilir mi?
- Yusuf/2
Biz onu, anlayasınız diye, Arapça bir Kuran olarak indirdik.
- Zuhruf/2-3
Apaçık Kitab’a andolsun ki, iyice anlayasınız diye biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık.
- Fussilet/44
Biz bu Kuran'ı yabancı bir dil ile ortaya koysaydık: "Ayetleri uzun açıklanmalı değil miydi? Araba yabancı bir dille söylenir mi?" derlerdi.
- Zümer/28
Biz onu, Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye hiçbir eğriliği bulunmayan Arapça bir Kur’an olarak indirdik.
- Taha/113
İşte böylece biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar, yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri teker teker sıraladık.
- Meryem/97
Biz Kuran'ı Allah'a karşı gelmekten sakınanları müjdelemen ve inatçı milleti uyarman için senin dilinde indirerek kolaylaştırdık.
Bütün milletlere, medeniyetlere gelen bir kitap niçin sadece tek bir milletin dilinden gelsin, -ve asıl önemlisi- niçin üstelik bir de '' anlayasınız diye sizin dilinizden getirdik'' densin? Acaba o dönemlerde İslam'ın bu denli yayılacağı ve hatta 1400 yıl sonra bile Arap olmayan toplumlar tarafından benimseniyor olacağı hayal dahi ediliyor muydu? Yoksa Kuran'da geçenler tamamen o zaman ve mekanın şartlarına göre uyarlanmış insan sözleri mi?
- Fussilet/3
(Bu,) bilen bir kavim için, ayetleri Arapça okunarak açıklanmış bir kitaptır.
Bu ayette açıkça Kuran'ın Arapça bilen bir ''kavm''e, topluma hitap ettiği söylenmekte.
- Yasin/5-6
Kur’an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.
- Secde/3
Yoksa “Onu Muhammed uydurdu” mu diyorlar? Hayır o, kendilerine senden önce hiçbir uyarıcı gelmemiş olan bir kavmi uyarman için, doğru yolu bulsunlar diye Rabbin tarafından indirilmiş gerçektir.
- Zuhruf/44
Şüphesiz bu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz.
Bu ayetlerde de yine gayet açık bir ifadeyle, Kuran'ın belli bir toplum/kavim için geldiği ifade edilmiş.
Ama dahası da var:
- Şura/7
Böylece biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.
- Enam/92
Bu indirdiğimiz, kendinden öncekileri doğrulayan, Mekkelileri ve etrafındakileri uyaran mübarek Kitap'dır. Ahirete inananlar buna inanırlar, namazlarına da devam ederler.
''Biz sana Arapça bir Kuran vahyettik ki, Mekke ve çevresinde bulunanları uyarasın.'' Daha da açık olunamaz ki zaten.
Bir Müslümanın bu sorulara verdiği/vereceği cevaplar bellidir:
- ''Allah, kullarını kendinden haberdar etmek, uyarmak ve doğru yola davet etmek için insanların içerisinden elçiler seçer ve bu elçiler aracılığıyla onlara kendi dillerinden seslenir. Zaten İbrahim/4 ayetinde de, insanlar apaçık anlasın diye her millete kendi dilinden bir peygamber gönderildiği söylenmiştir.
Şimdi: Bütün bu iddialardaki tuhaflıkları, komiklikleri bir kenara bırakalım (mesela Allah'ın her defasında bir milletin/kavmin içinden sadece bir tek bireyi seçip, sadece ona kendini aşikar edip kulağına birşeyler fısıldamasını ve diğerlerine de bunları söylemesini emretmesini, ondan sonra da inanmayanları olduğu gibi cehenneme atacak olmasını). İslami söylemin kendi mantığı içerisinden bakalım: Tamam, Allah insanları uyarmak için her bir millette o dili konuşan bir elçi gönderiyor olsun ( İbrahim/4'de yazdığı gibi). Ve bu elçinin de tabiyatı gereği o milletin dilinden konuşması gayet normal ve akla yatkın olsun. İyi de: Bundan çıksa çıksa yine sadece Muhammed ve Kuran'ın Arap milleti için gönderildiği çıkar!
Yukardaki açıklama yetersiz kalıyor. O halde ilave açıklamalara ihtiyaç var:
- ''Önceki diğer bütün peygamberler belli bir kavme gönderilmişti, fakat son Peygamber Hz. Muhammed ve Kuran bütün insanlığa gönderilmiştir. Ama son Peygamber de, Allah'ın seçmiş olduğu davet yöntemi gereği bir insandır ve doğal olarak bir millete, kavme aittir, o milletin, kavmin dilini konuşur. Dolayısı ile Kuran'ın da o dilde nazil olması son derece doğaldır. Ama yine de Kuran bütün insanlığa hitap eder, evrenseldir, tek bir millet için değil, bütün insanlık için gelmiştir. ''
İyi, güzel, hoş da, yukardaki ayetler bunun tersini söylüyor. Bu ayetler mesela
''Biz Kuran'ı, seçtiğimiz Resul'ün diliyle vahyettik. Ama o yine de bütün kavimlere hitap eder'' demiyor ki! Veya ''Arapça bilmeyenler öğrensin veya kendi dilinde meal ve tefsir yapanlara uysun'' gibi bir açıklama da getirmiyor.
Ayetlerin dili gayet açık: ''Biz onu, anlayasınız diye, Arapça bir Kuran olarak indirdik.'' diyor. ''Biz bu Kuran'ı senin kavmin için indirdik'' diyor. '' Mekke ve çevresini uyarman için'' diye ekliyor...
İslam'ın doğru mu, yanlış mı (ilahi kaynaklı mı, insan uydurması mı) olduğu bir kenara, doğru (ilahi kaynaklı) olsa bile, zaten yukardaki bütün bu ayetlere göre kendisinin evrensel olma iddiası yok ki!
Ama tabii ki, her konuda olduğu gibi, bu hususta da, eğer İslam'ın evrensel ve ilahi din olduğunu baştan kabul etmiş olarak, zorla bütün ayetleri bu şekilde yorumlamaya çalışırsak, bir şekilde bunu yapar/yaptığımızı sanarız. Örneğin ''Mekke ve çevresindekileri'' tabirini, ''çevre''den kasıt bütün insanlıktır, şeklinde yorumlarız, ki zaten tefsirciler de bunu yapıyor, hatta bazı mealciler bunu parantez içinde mealin kendisine ekliyor. Bu arada tabii ki kelime-cümle-anlam ilişkisine de tecavüz etmiş oluruz, ama olsun, ne de olsa istediğimiz sonuç çıkmıştır.
''Biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın''
Bu cümlede ''çevre''den kastedilen bütün insanlık ise, neden başında ''Arapça vahyettik ki'' var? ' 'Arapça vahyettik ki, bütün insanlığı uyarasın''.
Mantıklı mı?
Veya: '' Anlayasınız diye Arapça yaptık ki, bütün insanlık ve Arapça bilmeyenler de anlasın.''
Çok tuhaf değil mi?
Yahut: '' Biz bu Kuran'ı yabancı bir dil ile ortaya koysaydık: 'Araba yabancı bir dille söylenir mi?' derlerdi. Bu yüzden Arapça ile ortaya koyduk ki, hiç bir millet (Arapça bilmeyenler de) böyle birşey diyemesin.''
Akla sığıyor mu?
Yukardaki ayetler son derece bariz bir şekilde, Kuran'ın sadece Arap toplumuna hitap ettiğini göstermekte. Peki Kuran'ın bütün insanlara seslendiği fikrini destekleyici ayetler de yok mu?
Olmaz mı?
- Sebe/28
Biz, seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler.
- Enbiya/107
(Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
- Araf/158
De ki: "Ey insanlar! Doğrusu ben, göklerin ve yerin hükümranı, O'ndan başka tanrı bulunmayan, dirilten ve öldüren Allah'ın, hepiniz için gönderdiği peygamberiyim. Allah'a ve okuyup yazması olmayan, haber getiren peygamberine -ki o da Allah'a ve sözlerine inanmıştır- inanın; ona uyun ki doğru yolu bulasınız."
Bu ayetlerden Kuran'ın (kendi iddiasına göre) bütün insanlığa seslendiği çıkar mı? Eğer ''evet, çıkar'' diyorsak, o halde bu tespit neye işaret eder? Yukarda sayılan bunca apaçık ayetin hepsinin birden buharlaşıp yok olduğuna mı, yoksa Kuran'da birçok çelişkili ifade olduğuna, o anki somut durum ve şartlar neyi gerektirdiyse, ona göre ifadeler bulunmuş insan sözlerinden ibaret olduğuna mı?
saygılarımla
|

26-12-2009, 07:21
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 21 Dec 2009
Bulunduğu yer: Micronesia
Mesajlar: 1.406
|
|
Selam,
Sayın Ulpian bu ve başka konu başlıkları hakkında yorum yapabilmemiz için
"sağlam" delil ve Bilgiler ile donatılmış olması gerekiyor.
Derin araştırmalar söz konusu olmayınca ona sanırım "sığ"deniyor.
Sığ sularda Ağır gemiler yüzebilir mi?
Sizden Ricam...yukarıda ki Ayetlerden vazgeçtim...Tüm Kurandan...
İçinde MEKKE geçen bir Ayet bulun.
Ama öyle parantez içi yorumlarla değil..Orjinalinde Mekke yazan bir Ayet?
"Bekke" ifadesi hariç.Bulabileceğiniz ifade "ummel kurâ"
Araştırmanızın sonunda "Ha Bekke , ha Mekke ne farkeder" demeyeceğinizi umuyorum?
Kolay gelsin...
selam
Bana cennet ve cehennemi soruyorlar;
|

26-12-2009, 07:59
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Jul 2009
Mesajlar: 4.880
|
|
sayın UlulElbab,
başlığın asıl konusunu anladığınızdan emin misiniz? Mealinde sözcük olarak ''Mekke'' ismi geçen sadece iki ayet var başlığın mesajında ve asıl konu açısından bunun ismen mi yoksa başka türlü mü geçtiğinin bir önemi yok zaten. Başlık konusu ile ilgili bir yorumunuz, açıklamanız da var mı?
saygılarımla
|

26-12-2009, 08:19
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 21 Dec 2009
Bulunduğu yer: Micronesia
Mesajlar: 1.406
|
|
Değerli Ulpian,
Sizin varmak istediğiniz nokta islamın yerel bir Din olduğu ve Mekke etrafındaki ilkel kabilelere
hitab ettiği ve Evrensel olamayacağı değil mi?
Bunu delillendirmek için Kuran Ayetlerini kullanmıyormusunuz?
Bu kullandığınız Ayetlerde "Mekke" geçmiyor mu?
Bende diyorum ki onlar yanlış! Orjinal metin de "mekke" diye bir kelime geçmiyor.
Dolaysı ile Sizin başlıngıç noktanız temelinden sarsılmıyor mu?.
Bunula birlikte bastığınız zemin de çürük.
Daha ötesini tartışmakta dolaysı ile anlamsızlaşıyor.
Size düşen bu iddianızı ispatlamak yada erdemli davranıp kabullenmek olmalıyken siz beni anlamamakla suçluyorsunuz.
Saygılarımla...
Konu ulpian tarafından (26-12-2009 Saat 08:23 ) değiştirilmiştir.
Sebep: başlık konusu ile ilgisiz bölüm silindi
|

26-12-2009, 08:31
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Jul 2009
Mesajlar: 4.880
|
|
UlulElbab´isimli üyeden Alıntı
Değerli Ulpian,
Sizin varmak istediğiniz nokta islamın yerel bir Din olduğu ve Mekke etrafındaki ilkel kabilelere
hitab ettiği ve Evrensel olamayacağı değil mi?
|
Evet.
UlulElbab´isimli üyeden Alıntı
Bunu delillendirmek için Kuran Ayetlerini kullanmıyormusunuz?
|
Evet.
UlulElbab´isimli üyeden Alıntı
Bu kullandığınız Ayetlerde "Mekke" geçmiyor mu?
Bende diyorum ki onlar yanlış! Orjinal metin de "mekke" diye bir kelime geçmiyor.
Dolaysı ile Sizin başlıngıç noktanız temelinden sarsılmıyor mu?.
|
Hayır. Neden ki!
Yukarda bunca ayetten sadece ikisi Mekke konusu ile ilgili.
Siz bu iki ayeti geleneksel olarak yorumlamayıp kastedilen Mekke değildir, diyorsunuz. Ben de diyorum ki, hiçbir önemi yok. Lütfen başlıktaki diğer kısımlara cevap veriniz. Tezi destekleyen yeterli sayıda başka ayetler var.
saygılarımla
|

26-12-2009, 10:02
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 21 Dec 2009
Bulunduğu yer: Micronesia
Mesajlar: 1.406
|
|
her söz bir yönüyle evrenseldir...
bir yönüyle tarihsel ve yereldir...
sözün söyleniş amacı gayesi maksadı niyeti tüm insanlar tarafından anlaşılabilir olduğu için evrensel...
sözün ifade edilişi biçimi kelimeler lisanlar sesler yöresel hatta bireyseldir...
kuranın her ayetinde evrensel bir gerçeğin bir mesajın yöresel ve tarihsel bir ifadesi vardır...
bu evrensel amaç bir kere anlaşıldı mı artık ortalık aydınlanıverir...
bu amacı gerçekleştiren her söz her davranış artık kurani olur ...
O halde yüzünü, Allah'ı bir tanıyarak dine, Allah'ın insanları üzerine yaratmış olduğu fıtratına doğrult.
Allah'ın yaratışında değişiklik bulunmaz. Dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.
selam
Bana cennet ve cehennemi soruyorlar;
|

26-12-2009, 11:48
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 16 May 2008
Mesajlar: 2.222
|
|
Sevgili ulpian ;
Konu ile ne kadar alakalı bulabilirsin bilemeyeceğim ama paylaşmak istediğim bir şey var.
Konu ile alakalı görmez isen silebilirsin de iletimi.
Bildiğimiz gibi yoğurt sütten yapılır.
Süt kaynatılıp,belli bir dereceye geldikten sonra,
yine sütten yapılmış,
ama artık sütten farklı bir misyonu olan bir parça yoğurt (Maya)
bu sütün içine konularak,
TÜM sütün yoğurt olması sağlanır.
İyi de psiko konumuzla alakası ne diyebilirsin.
Tevbe suresi hariç,
geri kalan tüm surelerin başlangıcında,
BismillahirRahmanirRahim yer alır.
Rahman da,
Rahim de,
Merhamet anlamındadır.
Neden iki merhamet anlamı içeren kelime yanyana ve sıkça kullanılmaktadır ?
İnananlar,
RabbülAlemin deyip dururlar,
ancak,
Merhamet sanki onlar için,
RabbülRahimin şeklindeymiş gibi algılarlar.
Rahman :Rahmeti-merhameti herşeyi aşmış,herşeyi kaplamış anlamında olup,
konuyu anlayamayan bazı alimlerce bile "Mübalağalı !!" merhamet şeklinde algılanabilmiştir.
Rahim :Kendisine inananlara olan "Özel" Rahmeti-merhameti anlamındadır.
Peki BismillahirRahmanırRahim ile,
süt'ün içine bir parça yoğurt (Maya) koyup TÜM sütün yoğurda dönmesi ile,
korelasyon ne ?
Rahim aynı zamanda insanoğlunun yaşam başlangıç yeri değil midir ?
Dinin de yaşamı Rahimde başlar,
Yani Elçi ve ilk inananlar'ı,
diğer insanlar gibi insanlar olmalarına rağmen,
onlardaki değişimi sütü mayalayacak yoğurt olma işlemi,
olarak tasavvur edebilir isek,
Rahimdekiler daha sonra Rabbül Aleminin diğer yarattıklarına,
yani,
Rahmandakilere ulaşarak,
Onların da değişmesi için gerekli alt yapıyı oluştururlar.
Hıristiyanlığın Hz.İsa ile başlayıp,on iki Havari ile bu kadar yol katetmesi,
İslamiyetin de,Hz.Resulallah ve Ashab ile başlayıp bu kadar yol katetmesi,
ile,
ele aldığın ayetleri gözönünde bulundurduğumuzda,
İnsaf gözü ile de bakabilirsek,
Dinler yerel mi evrensel mi ?
buna karar verebiliriz belki.
Yoksa
Amma da tesadüf ha bunların bu kadar yayılıp taraftar bulması diyebiliriz.
Sevgilerimle...
Kendin için istemediğini,başkaları için de isteme.
Konu Psiko tarafından (26-12-2009 Saat 11:53 ) değiştirilmiştir.
|

26-12-2009, 15:57
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Sep 2008
Mesajlar: 2.804
|
|
Kuran'ın belli bir kavme gönderildiği, Kuran ifadeleriyle çok açıktır. Sayın Ulpian'ın vermiş olduğu ayetlere ek olarak:
En'âm 156-157: "Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (Yahudilere ve Hıristiyanlara) indirildi. Biz onların okumalarından habersiz idik" demeyesiniz, yahut, "Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk" demeyesiniz diye bu Kuran'ı indirdik. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil, bir hidayet ve bir rahmet geldi. Artık Allah'ın ayetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir? İnsanları ayetlerimizden alıkoymaya kalkışanları, yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız.
Müslümanların, "Tevrat ve İncil tahrif edildiği için Kuran indirildi ve tüm insanlığa gönderildi" şeklindeki peşin önkabullerini biliyoruz. Oysa kendi ifadeleriyle Kuran, önceki kitapları tasdik eden bir kitap olduğunu söyler(başlıktan ayrılmamak ve yeni bir tartışma açmamak için, bununla ilgili ayetleri vermiyorum). Ve Kuran'ın geliş amacı, işte bu ayetlerle anlatılmıştır: Mekkeliler de bilsin, "Biz bilemezdik ki" demesinler. Durum, "topluluk" açısından ele alınmış, "Bizden önceki toplumlara verildi, bizim topluma da verilseydi, biz de iman ederdik" denmesin diye gönderilmiş. Bu durumda, (Kuran'ın ifadesinden yola çıkarak) toplamda 3 topluluğa kitap verilmiş ve onların okumalarından habersiz olanlar ortada bırakılmıştır.
"Mealler var, niye ortada bırakılmış olsunlar ki" şeklindeki bir itiraz geçersiz olacaktır, o halde ilk kitabın mealleri de herkesi bağlayabilirdi. Kaldı ki müslüman arkadaşlara meal beğendirmek, deveye hendek atlatmaktan zor.
Allah, Kuran'da Mekkelilere hitaben "Alın size de sizin dilinizde bir kitap ve sizin içinizden bir peygamber" diyorsa, müslümanlarca bu daha ne kadar reddedilebilir? Yukarıdaki ayette geçen "Allah'ın ayetlerini yalanlamak" suçuna iştirak olmaz mı bu?
When You Kill A Man, You're A Murderer
Kill Many And You're A Conqueror
Kill Them All And You're A God!
----------------
war is over
(if you want it)
|

26-12-2009, 17:01
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 16 May 2008
Mesajlar: 2.222
|
|
Yaratılış-Tekvin 17: 1 Avram doksan dokuz yaşındayken RAB ona görünerek,
"Ben HerŞeye Gücü Yeten Tanrı'yım" dedi, "Benim yolumda yürü, kusursuz ol.
Yaratılış-Tekvin 17: 2 Seninle yaptığım antlaşmayı sürdürecek, soyunu alabildiğine
çoğaltacağım."
Yaratılış-Tekvin 17: 3 Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,
Yaratılış-Tekvin 17: 4 "Seninle yaptığım antlaşma şudur" dedi,
"Birçok ulusun babası olacaksın."
Yaratılış-Tekvin 17: 5 Artık adın Avram*fa* değil, İbrahim*fb* olacak. Çünkü seni birçok ulusun babası yapacağım.D Not 17:5 "Avram": "Yüce Baba" anlamına gelir.17:5 "İbrahim": İbranice Avraham, "Çokların babası" anlamına gelir.
Yaratılış-Tekvin 17: 6 Seni çok verimli kılacağım. Soyundan uluslar doğacak,krallar çıkacak.
Yaratılış-Tekvin 17 16 Onu kutsayacak, ondan sana bir oğul vereceğim.
Onu kutsayacağım, ulusların anası olacak.
Halkların kralları onun soyundan çıkacak."
Yaratılış-Tekvin 17: 17 İbrahim yüzüstü yere kapandı ve güldü.
İçinden, "Yüz yaşında bir adam çocuk sahibi olabilir mi?" dedi,
"Doksan yaşındaki Sara doğurabilir mi?"
Yaratılış-Tekvin 17: 18 Sonra Tanrı'ya, "Keşke İsmail'i mirasçım kabul etseydin!" dedi.
Yaratılış-Tekvin 17: 19 Tanrı, "Hayır. Ama karın Sara sana bir oğul doğuracak, adını İshak*fç* koyacaksın" dedi, "Onunla ve soyuyla antlaşmamı sonsuza dek sürdüreceğim.D Not 17:19 "İshak": "Güler" anlamına gelir.
Yaratılış-Tekvin 17: 20 İsmail'e gelince, seni işittim.
Onu kutsayacak, verimli kılacak, soyunu alabildiğine çoğaltacağım.
On iki beyin babası olacak.
Soyunu büyük bir ulus yapacağım.
Yaratılış-Tekvin 17 21 Ancak antlaşmamı gelecek yıl bu zaman Sara'nın doğuracağı oğlun İshak'la sürdüreceğim."
Yeşeya 54: 1 Çocuk doğurmayan ey kısır kadın ***Sevinç çığlıkları at; Ey doğum ağrısı nedir bilmeyen sen, Sevinçle haykır, bağır. Çünkü terk edilmiş kadının, Evli kadından daha çok çocuğu olacaktır" diyor RAB.
Yeşeya 54: 2 "Çadırının alanını genişlet, Perdelerini uzat, çekinme. Gergi iplerini de uzat, kazıklarını sağlamlaştır.
Yeşeya 54: 3 Çünkü sağa sola yayılacaksın, Soyundan gelenler ulusları mülk edinecek, Issız kentlere yerleşecek.
Yeşeya 54: 4 "Korkma, ayıplanmayacaksın,Utanma, aşağılanmayacaksın.Unutacaksın gençliğinde yaşadığın utancı,Dulluk ayıbını artık anmayacaksın.
Yeşeya 54: 5 Çünkü kocan, seni yaratandır.O'nun adı Her Şeye Egemen RAB'dir,İsrail'in Kutsalı'dır seni kurtaran.O'na bütün dünyanın Tanrısı denir."
1. Yâsîn,
2. Hikmet dolu Kur'an hakkı için,
3. Sen şüphesiz peygamberlerdensin.
4. Doğru yol üzerindesin.
5. (Bu Kur'an) üstün ve çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.
6. Ataları uyarılmamış,*** bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için indirilmiştir.
Misyonu dinlerden özgürlük olan,
sitede,
dinlerden özgür olabilmek adına,
dinlerdeki çelişkiler ve uygulamalar,
başlıklarda ele alınıyor ki,
misyonun gereği yapılabilsin.
Ama yine de,
din denilen kurum,
beğensek de,beğenmesek de,
istesek de istemesek de,
reddetsek de,reddetmesek de,
nesnel olarak karşımızda duruyor.
Yukarıda alıntıladığım Tevrat ayetleri ve Kur'andan Yasin suresinin bazı ayetlerini neden buraya aldım ?
Ayetlerde var olan anlamlarla birlikte,
tarihi ve oluşan olayları yanyana getirmekte bir fayda olabilir mi ?
Yahudiler-Hristiyanlar ve Müslümanlar,
Hz.İbrahim'i bir türlü paylaşamazlar.
Teolojiye göre Hz.İbrahim,
İlahi mazharların "Baba"sıdır.
Tevrattaki İsmail ve İshak anlatımı,
ve teoloji,
bugün eleştirdiğimiz dinleri kuranlardan,
Musa ve İsa İshakdan,
Muhammed ise İsmailden gelmekte der.
İshakdan sonra,
Hz.İsa'ya kadar,
içinde İsrail'in 14 Nebisi de olmak üzere bütün İlahi mazharlar,
Kudüs ve çevresinde zuhur etmiştir.
İsmailden Muhammede kadar,
Arabistanda İlahi zuhur olmamasından kaynaklı,
"Çocuk doğurmayan-akir kadın benzetilmesi" bu yüzden yapılmıştır.
"Terkedilmiş kadın" ise,Hacerdir.
Hacer İsmailin annesi,
İsmail de Muhammedin dedesidir teoloji ilmine göre.
Bize dinin anlattıkları değil,
Tevratta anlatılan-betimlenen bu olayın,
yaşamda gerçekleşip gerçekleşmediği,
olup olmadığının izlerini sürmek kalıyor gibi.
Evrenselliklerine de gelince,
Tüm dinler belli noktalara-belli kavimlere geliyor
ve dolayısı ile lokal gibi duruyor olsa da,
gelişmelerini gözlemlediğimiz zaman,
-Dünya üzerinde din adına yapıp edilenler ayrı bir tartışma konusu-
neden evrensel dendiğini anlamak o kadar zor olmasa gerek.
Kendin için istemediğini,başkaları için de isteme.
|

26-12-2009, 17:43
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 17 May 2008
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 1.807
|
|
Eee, kolay değil 23 yıl boyunca başını unutmadan yeni ayetler sallamak. Elbette çelişkili olacak. Zaten yaratıcının emirleri Muhammed'e şifahen iletmesi başlı başına absürd. Yaz nereye yazıyosan, taşa mı, eşşek derisine mi, koy üstüne bir de hologram  Kimse tartışamasın. Ama yok, o zaman herkes inanırdı, kime işkence edecekti Allah?
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:51 .
|