Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 05-05-2006, 13:11
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Hz.Ali için inmiş ayetler

Çok enteresan şeyler var bu alevi dünyasında. Buyrun bakalım, Baki Öz'ün "Hz. Ali’nin Kimliğinde Ahlak ve İnanç" adlı araştırmasından Ali için inmiş ayetler:

Kuran yorumcularına göre; Hz. Ali, Kuran’da dokuz ayette “mümin” olarak anılmıştır. Bu ayetler yalnızca onun için inmiştir. Secde 18. ayet Ali ile Velid b. Ukbe arasında geçen bir olay üzerine inmiştir. Ali, ona “fasıksın” demiştir. Enfal 62 Bedir savaşı ile ilgili olarak Ali ile Hamza gibi “müminlere”, Enfal 64’se yalnızca Ali için inmiştir. Ahzâb 23, Tanrısıyla and içip bunun sonucunda şehit olmayı bekleyen Ali içindir. Tevbe 19, Mekke’de hacılara üstünlük taslayan Abbas’la tartışarak onu yeren Ali için inmiştir. Casiye 21 ile Beyyine 7’de “mümin” olarak anılanların içinde Ali de vardır ve üstünlüğü vurgulanır. Maide 55 camide namaz kılan ve rüküde olan Ali’nin sadaka isteyen dilenciye cömertlik göstererek yüzüğünü vermesi üzerine inmiştir. Peygamber Muhammed Ali’nin bu duyarlılığı karşısında çok duygulanmış ve “ehlimden Ali’yi bana vezir kıl, onunla arkamı güçlendir” diyerek Tanrı'ya yakarışta bulunmuştur. İnsan 5-11. ayetleri de yine Ali ile eşi Fatıma’nın cömertlikleri ve işlerini kendilerinin görmesi nedeniyle inmiştir. Bakara 274’se Ali’nin 4 dirhemini gösterişten kaçınarak ihtiyaçlılara vermesi üzerine inmiştir. Mücadele 12’de Ali’nin üstün kişiliğine vurgu yapılır.[1]

Peygamber, 622 yılında Mekke’den Medine’ye gizlice göçerken, kendisinin evinde olduğu kanısını yaratmak ve ve müşriklerce izlenmesini önlemek amacıyla evde Ali’yi bırakmıştır. Ali bu yaşamına mal olabilecek oldukça tehlikeli görevi hiç ikileme düşmeden severek, içtenlikle yapmıştır. Bu Ali’nin Muhammed’e ve onun yoluna olan inancının ve bağlılığının bir sonucudur. Bunun üzerine Bakara 207. ayeti iner. Tanrı buyruğunda yüceltilen Ali için; “…Tanrı rızasına ulaşmak için adeta varlığını ve kendini satar, Tanrı’nın rızasını alır.” denir.[2]

Nahl- 42’deki “zikr ehli”nin Hz. Ali’nin kendilerini amaçladığını İbni Caber-i Taberi yazar. Suyuti, Tevbe 119’daki “gerçeklerle birlikte olun” biçimindeki hükmü “Ali ile olun” biçiminde yorumlar. Peygamber Şuara 214’ü kırk kişinin üzerinde yakın bulduğu bir topluluğa elçiliğini açıklarken, karşı çıkmalar olmuş, Peygamber de içlerinde kendisine candan yardımcı olacak birini istemiş ve bu sadece özveriye dayanan gönül görevini Ali üstlenmiştir. Suyuti’ye göre Taha 29-32. ayetler inerken, Peygamber Hz. Musa’nın kardeşi Harun’u kendisine yardımcı edinmesini örnek alarak, Ali’nin kendisine “vezir olması”nı ve Tanrı'dan Ali ile “güçlendirilmesi”ni ister. Maide 55-56’da sözü edilen “veli” Ali’dir. Ünlü yorumcu Fahrettin Razi de Maide 54’ün Hayber Savaşı’nda sancağın Ali’ye verilmesi üzerine indiğini belirtir. Al-i İmrân 61’deki “oğullarınız”la Hasan’la Hüseyin, “kadınlarınız”la Fatima, “biz”le ise Ali amaçlanmıştır.[3]

Şii bilginler gibi birçok dürüst Sünni bilgin ve Kuran-Hadis otoritesi yazdıkları yorum kitaplarında Kuran’da Ali’yi ve Ehlibeyt’i amaçlayan birçok ayetten söz ederler. Muhammed El Kanduzi, El Hamvini Tahrim 4’ün Ali için indiğini, bunun üzerine Peygamber Muhammed’in “Ali seni müjdelerim. Tanrı senin Cebrail’le kardeş olduğunu söyledi. Meleklerle müminler tanıktır” dediğini belirtirler. Yine El Kanduzi Ahzâb 25’de Tanrı’nın Ali’nin “gücü” ile “savaşın kazanıldığı”nı buyurduğunu yazar. Elhac 1’de “Ali’nin mucizesi” kanıtlanır. Enfal 62’de Bedir Savaşı’nın “Ali’nin gücü” ile kazanıldığı belirtilir. Ankebut 52, Bakara 189, Fatir 32, Yasin 12 ve Raid 43’de Ali yerin göğün bilgisine sahiptir. Her bilgi Ali’dedir. Ali, “Kitabın bilimi”ne sahiptir. Yani, “Kuran-ı natık”tır (Konuşan Kuran). Bu Sünni yazar, ayrıca Bakara 112’nin de Ali için indiğini belirtir. El Baydavi, El Hamvini gibi Şii ve El Ayyaş Vassam gibi Sünni yazarlar İnsan suresinin Ali ve Ehlibeyt için indiğini yazarlar. El Kanduzi Bakara 208’deki “silm” sözünün Hz. Ali olduğunu, “Ali’ye teslim olunuz” anlamını içerdiğini belirtir. Yine aynı yazar Bakara 257 ve 289’la Ali’nin “velâyeti” ve Ehlibeyt’in ve Peygamber’in “şefaati” ile İslam dinine girileceğinin vurgulandığını yazar. Elhaşir 20 ile Rahman 7-8-9. ayetlerinde Ali’nin “velâyeti”nin hak bilinip “yadsınmaması” gerektiğini bu yolla “hakkın kabul edilmesi” belirtilir. Maide 40’da Cennet’le Cehennem’in anahtarları Ali’ye bırakılır. Nisa 144’de “kafirlerin arkalarından gidilmemesi” istenerek Ali “veli ve vasi” kılınır. “Velilik”, Ali’ye ait olur. Bakara 58, Nur 15 ve Elmülk 27’de Ali’nin Tanrı katında “yüceliği” dile getirilir. Bakara 31-37-124’de Peygamber’le Ali ve Ehlibeyt’in “aynı nurdan yaratıldığı” vurgulanır. Enam 160’da Ehlibeyt’e kötülük yapılmasından kaçınılması önerilir. Tövbe 3’de Ali Tanrı’nın “müezzini” olarak nitelenir.[4] Hadid 3’de Ali’nin, öncellerden önce varlık gösterdiği, evrende “ilk yaratılan” olduğu vurgulanır. Şii kökenli hadis kaynakları da Peygamber’in Ali’nin “sır” olduğunu, bu yanının “yadsınamayacağı”, Ali ile birlikte Adem yaratılmadan “Tanrı’nın öz nurundan” 80 bin yıl önce var oldukları, “Tanrı’ya ilk tapınanlar” olduklarını, ikisinin nurunun tüm peygamberlerden ortaya çıktığını belirtiğini yazarak Hadid suresine dayanak kazandırırlar. Al-i İmrân 84’de de gerçek inanan ve İslam’ın Ali olduğu belirtirlir. Ali’nin inancı, örnek Müslümanlığı topluma model olarak gösterilir.[5]

www.alewiten.com , 21.11.2002

----------------------------------------------------

[1] Şemsüddin Ahmet Efendi ve Mustafa Yağmurlu’dan aktaran Uluçay (1997), C. I: 152 vd., 157 vd. Ayrıca Kuran’da Ali ve Ehlibeyt’e ilişkin ayetlerin geniş bir değerlendirilmesi için bkz. Enis Emir: Fazilet-i Ehlibeyt-i Resullallah, Der Yay. İstanbul 1993: 29-74 .

[2] Bkz. Mahmut Esat (1965): 118; Gölpınarlı (1991): 71 vd.; Çağatay (1972): 160 vd.

[3] Bkz. Gölpınarlı (1979): 30-39.

[4] Konu şu kaynaklar taranarak hazırlanmıştır. Bkz. Şerafettin Serin: Allah ve Ehlibeyt’in Tanıtımı Aleviler, Nusayriler ve Şiiler Kimlerdir?, Koza Yay. Adana 1995: 62-99; Uluçay (1997), C. I: 164-168.

[5] Şerafettin Serin: Ehli Beyt, Koza Yay. Adana: 41, 44, 47.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 05-05-2006, 14:16
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Hz.Ali için inmiş ayetler

Uzun alıntıları okumaktan çok kişinin üşendiğini biliyorum. Ancak bazen bir konuyu anlayabilmek için uzunca bir yazıyı okumammız gerekebiliyor. Bu yüzden bazen araya girip açıklamalar yapmayı tercih ediyorum.

Ali ve ehlibeytle ilgili "inmiş" çok sayıda ayet olduğunu iddia ediyor Şii ve Aleviler. Aslında bana oldukça mantıklı gelen bir iddia bu. Muhammed'in karıları için yada başka bir sürü ıvır zıvır konuyla ilgili ayet olduğuna göre ülke yönetimiyle de ilgili ayetlerin olması beklenir. Zaten çok sayıda hadis var Ali'ye Muhammed'in kendinden sonraki halife olarak gördüğüne dair.

Peki bu ayetler nerde. Ne olmuş olabilir bu ayetlere. Panteidar'dan birkaç defa duymuştum. Şiiler bazı ayetleri keçi yedi diyormuş. Benim gördüğüm kadarıyla pek keçi yedi demiyorlar. Basbayağı ayetler yokedildi diyorlar.

Aslında Kuran yeni baştan yazılmış. Emevi iktidarının ihtiyacı doğrultusunda ayetler çekip çıkarılmış, yüzlerce ayet çıkarılıp metin "nüzul" sırasına göre değil, büyük sureden küçük sureye doğru dizilince ortaya elimizdeki ne olduğu anlaşılmayan, uyduruk Kuran metni çıkmış.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 05-05-2006, 14:25
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Hz.Ali için inmiş ayetler

Kuran ayetleri gelişi sırasında Peygamber’in yanında bulunan bu işin tutkunları tarafından ezberlenerek belleklere yerleştirilir. Peygamber’in ölümüyle ayetleri belleğinde tutan birincil kuşağın yaşlanmaları nedeniyle ölebilecekleri ve giderek Kuran ayetlerinin unutulabileceği, zamanla ayetler konusunda çelişkilerin doğabileceği düşüncesiyle Ebu Bekir’in halifeliği döneminde ezberdeki Kuran ayetleri yazılı hale getirilerek Peygamber’in eşlerinden Hafsa’ya bırakılarak saklanması istenir. Osman’ın halifeliği dönemindeyse bu Hafsa’daki Kuran alınarak bugünkü biçimiyle yeniden düzenlenir. Sure ve ayet adlarıyla numaraları konur. Birden çok nüsha yapılarak genişlemiş İslam Devleti’nin her eyaletine bir tane gönderilerek, toplumdan bu Kuran’a uyulması istenir. Hafsa’dan getirilen ilk Kuran derlemesi metni, ileride çelişecek anlamalara yol açar düşüncesiyle yakılarak ortadan kaldırılır.[1] Kuran’ın son elimizde bulunan biçimi ise, Muaviye döneminde Haccac tarafından düzenlenmiştir.[2] Okul kitaplarına kadar giren Kuran’ın yazılı biçime dönüşmesi bilgisi böyledir. Yalnız, Kuran’ın 114 sure ve 6666 ayetten oluştuğu ve hiçbir kutsal kitaba nasip olmayacak biçimde “eksiksiz” ve “tamam” olduğu sürekli vurgulanır. Oysa, günümüzde Kuran’ın ayetleri sayıldığında 6234 ayetle karşılaşılmaktadır. 432 ayet eksik gözükmektedir. Sünni çevreler kimi ayetlerin birleştirilmesiyle ve ayet başlarındaki 114 besmelenin konmamasının bu eksik görünümün doğmasına yol açtığını ileri sürerlerse de, bu konuda pek inandırıcı olamazlar. Besmeleler eklense de eksiklik giderilememektedir. Bu eksiklik, geçmişte de günümüzde de kafaları haklı olarak kurcalamaktadır. Doğru olduğu benimsenen kimi hadis kitaplarında Kuran yorumları nedeniyle değindikleri kimi ayetlerin Kuran metninde görülmeyişi kuşkuları daha da arttırmaktadır.[3]

İlkin Ebu Bekir döneminde toplatılan ve yazıya geçirilen Kuran’ı toplatma kurulunun başına “Ehlibeyt düşmanlığı”yla bilinen Zeyd bin Sabit getirilmiştir. Bilindiği gibi, Fatıma’nın evine baskına gidenlerden biri de bu Zeyd’dir. Bu işle doğrudan uğraşan, Kuran’a vakıflığı ve Peygamber’e bağlılığıyla, ayrıca “bilimsel yeterliliği” kanıtlanmış olan Ali’nin getirilmeyişi düşündürücüdür. Oysa, bu dönemin İslam öncüleri arasında bilimsel, edebi ve düşünsel yanı olan tek kişi olarak Ali’den söz edilir. Ali neden kurul başkanlığına getirilmemiş de, Muhammed soyuna karşıtlığıyla tanınan Zeyd getirilerek, Kuran bu kişinin yönetimindeki kurula yazdırılmıştır? Oysa, bu bilgi işidir. Buna da en vakıf olan Ali’dir. Ali, zaten o sıralarda bu alanda çalışmalar yapmaktadır. Kuran’ı, Ali’nin derlemesi ve yazması en doğalı ve akla uygunu değil midir?[4]

Sünni halk çevreleri ile bilim çevreleri her ne kadar Kuran’ın “eksiksiz” olduğunu ve “kalem karışmadığı”nı söyleyip yazsalar da; gerçeği o ölçüde örtülemek olası değildir. Bu durumu Diyanet’in eski görevlilerinden ve “İslam tarihi” alanında önemli uzmanlardan M. Asım Köksal da örtüleyememiş olacak ki, Kuran ayetlerinin “altıbin ayetten sonrasının itilaflı” olduğunu belirtmek zorunda kalmıştır.[5]

Şu bir gerçek ki, Haşimi olan Peygamber Muhammed’in dili ile inen Kuran, sonradan toplanıp Kureyş konuşuğuna çevrilince, kimi sorunları da birlikte getirmiştir. Anlamlar, kaynağa göre değişikliğe uğramıştır. Örneğin, Küfeliler Mesud oğlu Abdullah ölünceye dek onun sıralamasıyla Kuran’ı okumuşlardır. Peygamber dönemindeki 6666 ayetin Osman düzenlemesi ile eksikleştiği bilinmektedir. Osman’ın oluşturduğu kurulun Ehlibeyt’e ilişkin kimi ayetleri çıkardığı söylenmektedir. Osman mushafındaki sıralamanın tarihsel inişe uygun olmadığı da kesin bilinmektedir. Doğallıkla bu düzenleme biçimi ve yöntemi de bilime ters düşmektedir. Yine, Kuran’da kimi sözcüklerin ve ifadelerin çıkarıldığı söylenilenler arasındadır. “Ali-Muhammed” (Muhammed’in soyu) tamlamalarının tümü değiştirilmiştir. Maide 67. ayetinin “rebbike”den sonra gelen “Ali” sözcüğü, Şuara 227. ve Nisa 168. ayetlerindeki “Al-i Muhammed”ler çıkarılmıştır. Yine Maide 67’deki Peygamber döneminde varolan “İnne Ali’yyen mevl’el mümine” (Ali müminlerin mevlasıdır) tümcesi de çıkarılanlar arasındadır.[6]

Kuran ve hadis uzmanlarının, yorumcuların ve kimi bilim çevrelerinin belirledikleri gibi özellikle Halife Osman döneminde yapılan Kuran düzenlemesi sırasında Ali ve Ehlibeyt’e yer veren ayetlerlerin önemli bir bölümüyle, yani Ali ve Ehlibeyt’i doğrudan ilgilendiren, onlar için inenlerin çıkarılması yalnızca ima edenlerin bırakılmasıyla; sonradan “Emeviler” olarak Arap-İslam Devleti’nin yazgısında önemli rol oynayacak olan ve aynı zamanda Haşimoğullarının öncesi ve sonrasıyla önemli bir rakibi olan Ümeyyeoğullarını yeren veya onların İslam’ın doğuşundaki olumsuz tutumlarını kötü örnek olarak sunan ayetlerin çıkarıldığı, dahası Ümeyyeoğularını kayıran kimi ayet ve imaların bir Ümeyyeoğlu olan ve aynı zamanda kabile duyarlılığına katı bir biçimde bağlı olan Halife Osman döneminde sokuşturulması hiç de olmayacak şey değildir. Gerçekçi bilim çevreleri bu kuşku üzerinde ciddiyetle dururlar. Ne yazık ki, ilk metnin yakılması düşüncelerin doğrulanması olanağını ortadan kaldırmakta, düşünülenlerin bir savdan öteye gidememesine neden olmaktadır.[7]

A. J. Dierl “Osman Kuranı”nın, Tanrı katında gönderilen Kuran’ın “güvenilir bir kopyası” olmadığını, günümüzdeki metnin “birçok filitreden geçmiş ve özgün biçiminden uzaklaşmış” olduğunu, “deforme edildiği”ni, “niceliksel ve niteliksel kayıplara uğradığı”nı, asıl metnin “çarpıtıldığı”, derleme sırasında Ali ile Peygamber’in “demokratik, adil, hümanist görüşlerini içeren bölümlerin atıldığı”nı, 400 dolayında ayetin çıkarıldığı ve yanlızca “üstü kapalı pasajlar”ın kurtulabildiğini Alman Kuran uzmanlarından Dr. Günter Lüling’e dayanarak yazar.[8]

Kurtubi ve Ayşe’den aktarılan bilgilere göre, Ahzâb suresinin 200 ayet olması gerekmektedir. Kaldı ki bu sure, bugün de elimizde bulunan Osman düzenlemesi olan Kuran’da 73 ayettir. Prof. Süleyman Ateş; “Peygamber döneminde ikiyüz ayet olan bu surenin Osman döneminde ancak yetmişüç ayet olarak, yani aslından çok eksik olarak yazıldığını” belirtir. Prof. Y. N. Öztürk de bu doğrultuda bir saptamadan bulunarak; “Ahzâb suresinin mushaflardaki şeklinden çok daha uzun olduğu ve bir bölüm ayetlerinin Halife Osman tarafından mushaf tertipleme sırasında dıştan bırakıldığı yolunda rivayetler var”dır der.[9]

Özellikle Şii / Alevi çevreler Hz. Ali’nin belki tümünü olmasa bile Kuran’ın önemli bir bölümünü Hz. Muhammed’in sürekli yanında olan ve ona, ona vahiy olunan dine en içtenlikle inanan biri olarak derlediği, sonunda bir “Ali Mushafı / Ali Kuran’ı” doğduğunu söyler ve yazarlar. Doğallıkla bu da tartışılan bir konu olmuş, “Ali Mushafı” bir türlü ele geçmemiş, bu alandaki tartışmalar bir türlü sonuçlanmamıştır. Yalnız, bu alanda önemli “rivayetler” vardır. Salim b. Seleme’nin rivayetinde Ali’nin yazdığı “Mushaf”ın okunduğu belirtilir. Ali, “bunun Tanrı’nın Muhammed’e indirdiği gibi olanı” olduğunu söylemiştir. Cabir’in aktarmasında da Kuran’ı; “Tanrı’nın indirdiği gibi toplayıp belleyenin yalnızca Ali b. Ebu Talib ve ondan sonraki imamlar” olduğu belirtilir. Peygamber ve Ali’in ilk dönem en içtenlikli yakınlarından Ebu Zerr el-Gıffari’nin “rivayeti”ne göreyse; Ali Kuran’ı toplar ve onu ensarla muhacirlere getirir. Peygamber’in vasiyeti gereği onu sahabeye sunar. Yalnız Ebu Bekir, Ömer ve Osman gibi ilk dönemin siyasetinin başını çeken kimseler bu derlemeye itibar etmezler. Dahası ortadan kaldırılması için mücadele verirler. Ali’nin Kuran düzenlemesinin, bu dönemin sahabelerinin bir bölümünün olumsuzluklarını sergilediği ileri sürülmektedir. Tepkiler de ondan çıkmıştır.

Şii bilginlerine göre Kuran derlemesinde ilk adımı Ali atmıştır. Peygamber’in isteğiyle; Ali’nin Kuran’ı toplayıp, sure ve ayetlerini düzenlediği konusunda “icma” vardır. Yalnız Sünni çevrelerde bu konuda farklı yorumlar vardır. Suyuti’nin İbni Sirin’den aktardığına göre; Peygamber’in ölümünden sonra Ali eve kapanarak Kuran’ı toplamıştır. Ebu Davut bu hadisi “zayıf” kabul eder. İbni Hacer’le el-Alusi de “ezberlemek” biçiminde değerlendirmişlerdir. İbnü’l-Münâdi’ye dayanan İbn en-Nedim; Ali’nin Kuran’ı üç günde topladığını ve bu mushafın Cafer ül-Sadık’ta olduğunu yazar.

“Ali Mushafı”nın “iniş sırası”na göre düzenlendiği belirtilir. İbn Eşte’he göre; Ali mushafına “nasih” ve “mensuh”la ilgili bilgiler de eklemiştir. Suyuti de Ali Kuranı’nın “iniş sırası”nı izledğini, bu mushafın “Alak-Müdessir-Kalem-Müzemmil-Tebbet-Tekvir” vb. sıralaması içerdiğini belirtir.

Şiilere göre Ali mushafı önceleri oğlu Hasan’a, sonralarıysa diğer İmamlara ve sonunda ise Mehdi’ye kalmıştır. “Ali Mushafı”, kaybolan bu İmam’ın yanında saklıdır. Bu İmam’ın ortaya çıkışıyla birlikte, belirtilen bu Kuran da açığa çıkmış olacaktır.

Sünni yazarların birçoğu yadsımalarına karşın, Ahmet Faruki Serhendi gibileri de Ebu Bekir, Ömer ve Osman’ın derledikleri Kuran’ın dışında bir de Ali’nin derlediği bir Mushaf’ın olduğunu kabul ederler.[10] Sünni çevrenin günümüzün önemli ilahiyatçılarından Prof. Süleyman Ateş de “Yüce Kuran’ın Çağdaş Tefsiri” kitabında (1988-1992, C. VII: 127 vd.) kendi soyu içerisinde korunup sürdürülen bir “Hz. Ali özel Kuran nüshası”nın var olduğunu kabul eder. Yalnız bunun da Osman düzenlemesinden “surelerin dışında” bir farkının olmadığı düşüncesindedir.[11]

“Ali Mushafı / Kuranı” konusunda bilgi veren Ş. Karataş bu düzenlemeye ilişkin Sünni bakış açısıyla şu değerlendirmeyi yapar:

“Aslında Ali Mushafı bireysel bir çalışmadır ve diğer mushaflardan içerik yönünden bir farkı yoktur. Sadece tertip farklılığı ve Ali’nin, mushafına kimi özel notlar eklemesinden başka bir şey söz konusu edilemez. Ebu Bekir, Kuran’ı toplamayı genel bir boyuta yaymak istediğinden Ali’nin bireysel mushafına itibar etmemiş, onu yeterli görmemiş olabilir. Bu durum kimi ayetlerin eksik bırakıldığı sonucunu doğuramaz. Belki de eksikler Ali’nin tuttuğu özel notlardır ki, bunlar Kuran’ın yorumu doğrultusunda onun Peygamber’den duyduklarına dair olabilir. (…) İlk üç halife döneminde Kuran’ın mushaf olarak toplanması yeterliliğe ulaştığı için Ali halifeliğe geçtiğinde herhangi bir karışmada, değiştirmede bulunmamış; bu bireysel mushaf Ali’den çocuklarına kalmış ve tarihin akışı içinde yitirilmiş olmalıdır. Nitekim bu mushafın Gaip 12. İmam’ın yanında olduğunu belirten Şii söylentiler bu belirlemeyi üstü kapalı olarak doğrulamaktadır”.[12]

Bu konuda ünlü Kuran tarihçisi doğubilimci Nöldeke’nin kuşkular içeren değerlendirmesi ve yorumu şöyledir:

“Hz. Muhammed’in yeğeni ve damadı olan Ali b. Ebu Talib çeşitli geleneklerde bir Kuran derlemesinin sahibi olarak anılır. Bir geleneğe göre, o bunu Peygamber’in sağlığında onun açık buyruğuyla yapmıştır. Söylendiğine göre Ali, bu işi Peygamber’in baş yastığı arkasında bulduğu yapraklar, ipek parçaları ve notlar aracılığıyla yapmış ve Kuran’ı toplamadan evden çıkmamaya and içmiştir. Kimileri bu olayı Peygamber’in ölümünden hemen sonra olduğunu ve Ali’nin andını Ebu Bekir’e biat etmemek için bahane saydığını söylerler. Ayrıca, Hz. Muhammed’in ölümünden sonra Ali’nin insanoğlunda saptadığı unutkanlık dolayısiyle bir karara varıp Kuran’ı belleğinden üç gün içinde kağıda geçirdiğini de anlatırlar. Fihrist yazarı Ali’ye ait Kuran’ın bir parçasını görmüş olmalıdır. Bütün söylenenlerde doğru bir yan bulmak olası değildir pek. Bu bildirilerin kaynakları da (Bunlar Şiilik açısından Kuran yorumları ve Şiilik etkisinde kalmış Sünni tarih kitaplarıdır.) zaten kuşkuludur. Şiiler, mezheplerinin sahibi hakkında ne söylemişlerse tek yanlı kalmışlardır. Bu söylentiler, içerik bakımından, tarihin bütün kesin olgularına aykırı düşmektedir. Ne Kuran derlemesi konusundaki gelenekler ne de başka Osman öncesi derlemeler Ali’nin benzer bir çalışması hakkında bilgiye sahiptirler. Hz. Ali de gerek halifeliği sırasında gerekse daha önce kendi derlemesinden söz etmiş değildir. Ve Şiilerin asla böyle bir derlemeye sahip bulunmadıkları kesindir”.[13]

Eski kaynaklarda sık sık “Ali Kuranı”ndan söz edilir. Bilindiği gibi Büveyhloğulları 11. yüzyılın ortalarında Oniki İmamcılık temelinde bir devlet kurmuşlardır. 12. yüzyıl tarihçilerinde İbn’ül Ezrak El-Farıkî (117- 1177)’ın özgün adı “Meyyafarkin ve Amed Tarihi” olan kitabında Büveyhloğlu Melik Aziz Nasruddevle’yi ziyared ederken; “Hazreti Ali’nin yazısıyla yazılmış bir Kuranıkerim”i birlikte götürerek armağan ettiğini ve “sana dünyayı da, ahireti de getirdim” dediğini yazar.[14]

Osmanlılar döneminde de “Ali Kuranı”na rastlanılmıştır. Bir Ali ve Ehlibeyt âşığı olan Osmanlı kaptanıderyalarından Seydi Ali Reis, Hind seferi sonucunda karadan dönerken Semerkant’ta “Hz. Ali’nin hattıyla yazılmış Kuran-ı Kerim”i gördüğünü ve ziyaret ettiğini belirtir.[15] Seydi Ali’nin bu saptamasını 17. yüzyıl Osmanlı tarihçilerinde İbrahim Peçevi de Seydi Ali Reis’in; “Hazreti Ali’nin yazısı ile yazılı Kuran’ı” gördüğünü belirterek onu onaylar.[16] Araştırmacı Haydar Kaya Topkapı Sarayı’nda basılmayı ve yayınlamayı bekleyen Hz. Ali tarafından yazılmış bir Kuran olduğunu yazar.[17] Demek ki, Hz. Ali’nin yazdığı ve derlediği bir Kuran’ın olduğu gerçektir.

Hz. Ali’nin Kuran’ın büyük bir bölümünü derlediği, dahası Kuran konusunda olayın içinden gelen biri olarak yorumlar da yaptığı doğal ve mantıksal gelmekle birlikte, düzeni eline geçirenler kendilerine karşı gördükleri bu tür verilerin yaşamasına ve insanlığın eline geçmesine ne yazık ki izin vermemişlerdir. “Ali Kuranı / Mushafı”nın da başına gelenler budur. Tarihsel kayıtlar varlığına değinmelerine karşın, bugün elimizde böyle bir mushaf metni yoktur.[18]

www.alewiten.com, 21.11.2002

---------------------------------------------------

[1] Çağdaş tarihçilerden Taberi bu yakılma olayına Halife Osman’ın ağzından anlatarak yer verir. Bkz. Tarih-i Taberi Tercemesi (1983), C. III: 159; Ayrıca Kuran’ın nasıl ve kimlerin elinde derlenip yazıya geçirilişinin öyküsü için bkz. Kaya (1996): 237-245.

[2] Bkz. Sena (1971): 194.

[3] Bütün Kuran edisyonları ve Kuran düzenlemesini bütün boyutlarıyla ele alan bilimsel bir inceleme için bkz. Th. Nöldeke; Fr. Schwally: Kuran Tarihi (Çev. Muammer Sencer), İlke Yay. İstanbul 1970.

[4] Geniş bilgi için bkz. Dinçer (1996): 41 vd.

[5] Geniş bir değerlendirme için bkz. Dinçer (1996): 60 vd.

[6] Bkz. Nejat Birdoğan: Anadolu’nun Gizli Kültürü Alevilik, Hamburg Alevi Kültür Merkezi Yay. İstanbul 1990: 50.

[7] Weil, Nöldeke, Schwally gibi Batılı bilginler eldeki sure ve ayet metinlerini karşılaştırarak bizi doğrular sonuçlara ulaşmışlardır. Ortaya çıkan sonuçta Kuran’a karşı bir sahtecilik söz konusudur. Kuran düzenlemesi yaptıran halifeler bu konuma düşmüşlerdir. “Bencilce bir tutumla ayetin tümünü veya bir bölümünü kendi çıkarları için değiştirmişlerdir”. Weil örnek olarak 17. surenin 1. ayetini gösteriyor. Bu savlara göre halife Osman, “Emeviler Aleyhine şiddetle saldırıları içeren vahiyleri Kuran’dan çıkartılmıştır”. Bkz. Nöldeke; Schwally (1970): 102; Koç (1986): 48. Brockelmann’ın bu konuda yorumu da şöyle olur: “Peygamber’in en eski sahabilerinden ve Kuran’ı en iyi bildiğini söyleyen Abdullah b. Mesud gözden geçirilmiş Kuran nüshasının tahrif edilmiş ve eksik olduğuna ilişkin garip bir sav ortaya attı. Bu nüshada, Muhammed düşmanları arasında Ümeyye sülalesinin de lânet edilmiş olduğu ayetlerin kaydedilmediğini söylüyordu”. Bkz. Brockelmann (1992): 52.

[8] Geniş açıklamalar için bkz. Anton Josef Dierl: Anadolu Aleviliği (Çev.Fahrettin Yiğit), Ant Yay. İstanbul 1991: 17, 23 vd., 28, 74, 93, 128 vd.

[9] Bkz. Y. N. Öztürk: Kuran’daki İslam (1997): 518 vd.

[10] Bkz. Dinçer (1996): 42 vd.

[11] Bkz. Y. N. Öztürk: Kuran’daki İslam (1997): 520.

[12] Ş. Karataş: Şiada ve Sünni Kaynaklarda Kuran Tarihi, Ekin Yay. İstanbul 1996: 137-142; Uluçay (1997), C. I: 147-152.

[13] Nöldeke; Schwally (1970): 13 vd.

[14] Bkz. İbn’ül Ezrak: Mervani Kürtleri Tarihi (Çev. M. E. Bozarslan), Koral Yay. İstanbul 1975: 142.

[15] Osmanlı’nın ünlü donanma komutanlarından Seydi Ali Reis IV. Hind seferiyle görevlendirilir. 1553’de sefere çıkar. Yolda gemileri fırtınadan battığından, birbölüm tayfasıyla yolculuğunu yaya sürdürek 1558’de İstanbul’a döner. Hindistan’dan gelirken yol boyu derviş, düşünür ve biim adamlarıyla görüşür. Kutsal yerleri ve türbeleri ziyaret eder. Bunlar arasında Semerkant’ta Hz. Ali Kuranı’nı da ziyaret eder. Bkz. Seydi Ali Reis: Mir’at-ül Memalik (Çev. ve Haz. Necdet Akyıldız), Tercüman Yay. İstanbul: 90.

[16]Bkz. İbrahim Peçevi Efendi: Peçevi Tarihi (Çev. ve Haz. Bekir Sıtkı Baykal), Kültür Bak. Yay. Ankara 1981, C. I: 264.

[17] Bkz. Kaya (1996): 243.

[18] 1950’li yıllarda Alevilik tutkulularından Halil Öztoprak böyle bir metnin Mısır ve Pakistan’da olduğunu ileri sürüp Türkiye’ye getirmek ve yayınlamak savında bulunmasına karşın ne var ki başarılı olamamış, böyle bir metini toplumumuza kazandıramamıştır. Sav, sadece güzel bir tutkudan öteye gidememiştir.

Kaynak: http://membres.lycos.fr/babaishak/links0.html
Bu linke girince alt taraflarda faydalı kitaplar diye bir bölüm var. Çıkan kitaplardan üzerinde hiç bir yazı olmayan sadece bir Hz.Ali resmi olan kitabı tıklayın. Baki Öz'ün "Hz. Ali’nin Kimliğinde Ahlak ve İnanç" adlı çalışması burda duruyor. Epey iyi gizlemişler yani
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 05-05-2006, 20:31
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Hz.Ali için inmiş ayetler

İslamiyet'le ilgilendikçe insan sürekli hayretler içinde kalıyor. Genel olarak dinlerin temelinde bilinmeyen şeyler, hayal gücü, çeşitli güçlerle mücadele gibi şeyler var ama İslamiyet bunların hepsinin ötesine geçmiş, çok enteresan bir görüntü sergiliyor.

İnsan elini hangi konuya atsa yalan dolanla karşılaşıyor. Böyle birşey nasıl olabilir, bir bakar mısınız. Hangi konuda sıkı sıkıya sarılınan bir iddia varsa gerçek tam tersi çıkıyor. Birkaç tanesi:

1. Türkler gönüllü olarak müslüman olmuşlardır
Tamamen yalan. Kaynaklarıyla defalarca açıkladık.

2. Kuran değişmemiş tek "kutsal kitap"tır.
Bu topic'deki yazılar bunun tümüyle bir sünni uydurması olduğunu gösteriyor.

3. Kuran apaçık bir kitaptır.
Bunun böyle olmadığını, arapsaçına çevirilmiş, içinden çıkalmaz bir metin olduğunu gösterdik.

4. Ömer adalet timsalidir.
Ömer'le ilgili topic'de de bunun bir uydurma olduğunu açıkladık.

5. Huzur İslam'dadır.
Göstermeye gerek var mı bilmiyorum. Tarih de, güncel de tersini apaçık gösteriyor.

Bu liste böyle devam edip gidecek görünüyor. Bu kadar çok yalan dolan üzerine bir din nasıl kurulur, bir sistem nasıl kurulur. Artık insanın sağlıklı düşünmesini de engelliyor bu din. Ne dese yalan sözüyle bakmaya başlıyor insan. Bunun nasıl böyle olduğu, kimin bu hale getirdiği de bir önem taşımıyor artık. Sonuç bu işte.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 05-05-2006, 21:48
akson akson isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Mar 2006
Bulunduğu yer: fransa
Mesajlar: 200
Standart Re: Hz.Ali için inmiş ayetler

Bu genis bilgilerden dolayi sargon a,alevi kulturunde yetismis biri olarak cok tesekkur ediyorum ve bende bir tasdik notu eklemek istedim;alevilerde kesinlikle osman ismi yoktur,hicbir alevi aile cocuguna osman ismi koymaz bu artik alevilerde kemiklesmis bir adet olmustur yillardan beri sure gelen,detaylarini bende yillardan beri kulaktan dolma bilgilerle ogrendigim ve yillarca kafamda soru isaretlerinin cogunu "ozetle"burada buldugum su alevi meselesini kucumsemeyelim arkadaslar,cunku bu kabuk baglamamis yara ulkemizde AB nin bile dikkatini cekmis.Cogunuz biliyorsunuz ki ulkemizde yasayan alevi kesimi seriatin karsisinda yillardan beri "cumhuriyet"semsiyesi altinda golgelenmekte ve bu durumu AB kullanmak istiyor;biz aydin gencler kendini cok akilli sanan AB ye karsi, kendimizi korelmis ve koreltilmis beyinlerden sakindigimiz gibi, yurdumuzu da sakinalim
Sargon a tekrar tesekkurler
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 05-05-2006, 22:17
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Hz.Ali için inmiş ayetler

SAÇMALIK ÜZERİNE SAÇMALIK....Hz. peygamber'e küfreden şahsiyetler(!)kalkıp onun en güzide sahabilerinden Hz.Ali'ye sahip çıkmayamı çalışıyorlar.Zamanım olmadığından dolayı yazıların tamamını okuyamadım.Yalnız orada gözüme Mustafa Asım Köksal'ın sözü gözüme ilişti.İslami ilimlerle uğraşan bir şahıs olmamdan mütevellit bu söze rastlamıştım.Benim dikkatimi celbeden o sözün farklı yorumlanması.YANİ O ARKADAŞ KURAN-I KERİM'E KIT AKLINCA BİR HATA,BİR EKSİKLİK İFADE ETMEK İSTİYOR...Pek zamanım yok,ondan dolayı kısaca anlatayım.Kuranı kerim ayetlerinin 6000'den sonrası,yani bu sayıdan sonrası EHL-İ SÜNNET alimlerimizce ihtilaflıdır.yani kimi 6632 ayet vardır demiş,kimi ise 6666 ayet vardır demiştim.Bu kesinlikle dediğim gibi Ehl-i sünnet alimlerince yapılmış içtihadlardır...Fazla zamanımın olmadığını söylemiştim......
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 05-05-2006, 22:26
deli_cevat deli_cevat isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Jan 2006
Mesajlar: 808
Standart Re: Hz.Ali için inmiş ayetler

sayın mücahid biraz daha uzun zamanınız olduğunda yeterince konuşmak ve tartışmak dileğiyle esen kalın
sevgiler saygılar

Gelenek ve Gelecek 'Ne Yapmalı'cılarındır
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 06-05-2006, 08:04
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Hz.Ali için inmiş ayetler

ŞERİATÇIYIM";p=&quot´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
...Pek zamanım yok,ondan dolayı kısaca anlatayım.Kuranı kerim ayetlerinin 6000'den sonrası,yani bu sayıdan sonrası EHL-İ SÜNNET alimlerimizce ihtilaflıdır.yani kimi 6632 ayet vardır demiş,kimi ise 6666 ayet vardır demiştim.Bu kesinlikle dediğim gibi Ehl-i sünnet alimlerince yapılmış içtihadlardır...Fazla zamanımın olmadığını söylemiştim......
Şeriatçı Efendi,

Öyle 'Dur hele şu garpuzu yiyegh de gelek, barnaklar yapışgankene *kiyborda yazılmıyo', 'Suriçi'nde gavga varımış, gecegondu yıgıyolarmış, bi yol gidip seyrediym de sonra gelirim gine' *falan deyip vurkaç olmaz. Sen önce kitabını anladığın bir dilden, öyle tapınarak abdest alarak falan değil, KİTAP GİBİ bir oku hele. İleri geri sallanarak ezeberlemekten bahsetmiyorum dikkat et, roman okur gibi, tarih kitabı okur gibi okuyacaksın. Sonra bir daha geleceksin buralara, görüşeceğiz. Yok memlekette bu kadar dinsiz imansız ve de kitapsızın olması seni rahatsız ediyorsa, yapacağın hiçbirşey yok, ALIŞACAKSIN!! * Kendi terminolojinizdir bu. Daha da rahatsız oluyorsan, rahat edebileceğin sitelere takılacaksın, Adnancıları, Fethullahçıları okuyacaksın. Ama gene de sen en iyisi *kuran okuyarak başla, 'ferahlarsın'. *Hadi koçum bekliyoruz.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 06-05-2006, 08:31
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Hz.Ali için inmiş ayetler

Bakınız beyefendi,
benim derdim dini mübin-i İslamdır,ona karşı yapılmış asılsız tarizlere ğöğsümü iktiham etmektir.Allah2ın nurunu ağızlarıyla söndürmeye çalışan zavallılara irşad edip,onları o bataklıktan kurtarmaktır.Buna bini terminolojide "emr-i bi'l maruf" denir.Benim başka bir iddiam yok...
selametle
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 06-05-2006, 11:25
deli_cevat deli_cevat isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Jan 2006
Mesajlar: 808
Standart Re: Hz.Ali için inmiş ayetler

sevgili şeriatçı efendi ismini aldığın sistemle yönetilen ülkeler kadar zavallı değilsindir umarım umarım sen bu iddalara cevap verebilirsin

Gelenek ve Gelecek 'Ne Yapmalı'cılarındır
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:44 .