
01-03-2010, 09:22
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Feb 2010
Mesajlar: 1.879
|
|
Allah Yazısı
Ellah, Tanrı kümesi içinde yeralan bir elemandır. Kuran okyabilecek kadar Arapça bilgisi olan bir kişi, ellah yazısından bunu kolaylıkla ayırt edebilir. Şimdi, aşağıdaki Ellah yazısına bakarak, her bir tamgasına (harfine) göre okuyunuz lütfen!
Ne oldu? 4 tane tamga gördünüz değil mi? E L L H
1) Elif tamgası, E sesini veriyor.
2) Birinci Lam tamgası, Okunmadan geçiliyor. (Burayı biraz düşünün)
3) İkinci lam tamgası, şeddeli okunuyor! (Burayı da biraz düşünün)
4) He tamgası, cezim ile h sesinde duruluyor.
İki lam tamgası yanyana geliyorsa, Arapça dilbilgisine göre, sağdan okunarak gelinen ilk lam tamgası, cezimli lam olmalıydı, sonra ardından gelen sol yandaki lam tamgası, üstün (Üstün; harfin üstüne konan sola eğik bir çizgi olup, ince harflere "e sesi" kalın harflere "a sesi" verir) alıp "la sesi" verip eLLah olarak, her bir tamganın sesi çıkarılmalıydı azu (veya) tek lam tamgası olmalıydı. Yani soldaki şeddeli lam tamgası, "eLLah" sözünü demek için yeterli olurdu. Konuşuk dilinde yine yeterlidir ançıp yazı dilinde yeterli değildir. Çünkü orası, önce konuşuk dilinde El-İlah iken Muhammet tarafından azu Muhammetten önceki kişiler tarafından eLLah (اَللَّه) yapıldı, sonra yazı dilinde "eLLah" yapılagelindi.
Ne ki; iki lam (ال) - (اله) ) tamgası arasında "i sesi"ni veren elif tamgası kalkınca, iki lam tamgası yanyana kalıverdi. Muhammet bu durumu önemsemedi çünkü çelişki olarak düşünemedi bunu. Ancak, apaçık Arapça inen kuran'ın, Arapça dilbilgisinde olmayan bir şekilde yazı ortaya çıkartması, dinsel dogmalardan uzaklaşanlarca anlaşılınca (burada ben), sessiz kalarak arap ulusal putunun yaşamın genelinde dayatmacılığına sessiz kalmak olanaksızlaşıp bu çelişkiler dillendirilmeye başlandı.
Uğrola
|

01-03-2010, 16:37
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 17 Jan 2010
Mesajlar: 460
|
|
Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
Ellah, Tanrı kümesi içinde yeralan bir elemandır. Kuran okyabilecek kadar Arapça bilgisi olan bir kişi, ellah yazısından bunu kolaylıkla ayırt edebilir. Şimdi, aşağıdaki Ellah yazısına bakarak, her bir tamgasına (harfine) göre okuyunuz lütfen!
Ne oldu? 4 tane tamga gördünüz değil mi? E L L H
1) Elif tamgası, E sesini veriyor.
2) Birinci Lam tamgası, Okunmadan geçiliyor. (Burayı biraz düşünün)
3) İkinci lam tamgası, şeddeli okunuyor! (Burayı da biraz düşünün)
4) He tamgası, cezim ile h sesinde duruluyor.
İki lam tamgası yanyana geliyorsa, Arapça dilbilgisine göre, sağdan okunarak gelinen ilk lam tamgası, cezimli lam olmalıydı, sonra ardından gelen sol yandaki lam tamgası, üstün (Üstün; harfin üstüne konan sola eğik bir çizgi olup, ince harflere "e sesi" kalın harflere "a sesi" verir) alıp "la sesi" verip eLLah olarak, her bir tamganın sesi çıkarılmalıydı azu (veya) tek lam tamgası olmalıydı. Yani soldaki şeddeli lam tamgası, "eLLah" sözünü demek için yeterli olurdu. Konuşuk dilinde yine yeterlidir ançıp yazı dilinde yeterli değildir. Çünkü orası, önce konuşuk dilinde El-İlah iken Muhammet tarafından azu Muhammetten önceki kişiler tarafından eLLah (اَللَّه) yapıldı, sonra yazı dilinde "eLLah" yapılagelindi.
Ne ki; iki lam (ال) - (اله) ) tamgası arasında "i sesi"ni veren elif tamgası kalkınca, iki lam tamgası yanyana kalıverdi. Muhammet bu durumu önemsemedi çünkü çelişki olarak düşünemedi bunu. Ancak, apaçık Arapça inen kuran'ın, Arapça dilbilgisinde olmayan bir şekilde yazı ortaya çıkartması, dinsel dogmalardan uzaklaşanlarca anlaşılınca (burada ben), sessiz kalarak arap ulusal putunun yaşamın genelinde dayatmacılığına sessiz kalmak olanaksızlaşıp bu çelişkiler dillendirilmeye başlandı.
Uğrola
|
Sayın Engse Hohol,
Çok güzel bir konuya değinmişsiniz elinize sağlık,
Ancak,
Muhammetten önceki kişiler tarafından eLLah (اَللَّه) yapıldı, sonra yazı dilinde "eLLah" yapılagelindi.
Kısmını biraz açabilirseniz sevinirim
Saygılarımla
Cevabı Bilinmeyen oLanın Çözümü, Teoride Sonsuzdur,,
|

03-03-2010, 05:30
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Jan 2010
Mesajlar: 892
|
|
ilginç ve bir o kadar da araştırmaya değer bir konu elinize sağlık...
|

03-03-2010, 15:56
|
|
Denetimdeki Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Jul 2009
Mesajlar: 702
|
|
Gün geçmemekteki bir konuya tesadüf edelim ve o konuda kelam edende konusuna hakim olmasın veyahut sarfedilen sözler bir hakikatı zikretmekten çok hakikati örtme maksadlı olmasın!
Zat-ı uluhiyetin ismindeki harf sayısından politeizm çıkarma gibi maharetli bir çaba ilede tesadüf ettikya gayrı gözümüz açık gitmez
Allah ismi celili içün yazılmış neşredilmiş çokça akademik çalışma vardır, bunlardan herhangi birisine müracat meselenin aslını idrak içün kafidir, garip ve acayip sözler ve hilafı hakikat beyanlar ile maharet serdetmeye hacet yoktur!
Allah (الله) Özel İsminin Etimolojisi
İşin başında şunu itiraf etmek gerekir ki, bilgimiz gerçekten ibadete layık olan Allah’ın zatını kuşatamadığı gibi, özel ismini de aynı şekilde kuşatamamaktadır. Arapça’da kullanma açısından “Allah” yüce ismine benzeyen hiçbir kelime yoktur. Dolayısıyla aslını tam anlamıyla göstermek imkansızdır.
Biraz önce de belirtildiği gibi Muhammed (SAV)’in peygamberliğinden önce, yani cahiliye döneminde de bu özel ismin Araplar tarafından bilindiğini Kur’an-ı kerim bize şöyle haber vermektedir: “وَلَئِنْ سَئَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَاَلأَرْضَ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ لَيَقُولُنَّ اللهُ – Onlara (inanmayan Mekkeliler’e) sorsan ki, Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı emrine boyun eğdiren kimdir? Muhakkak Allah diyecekler.[3]” Bundan dolayı şimdi bizde olduğu gibi, o zaman da bu ismin, Arap dilinin öz bir malı olduğuna şüphe yoktur. Sonra bu ismin, Hz. İsmail’den beri geçerli olduğu da bilinmektedir.[4]
Arapça’daki ‘lah” isminin Süryanice olduğu söylenen “Laha” veya Aramice “alâha” kelimesiyle, “lahumme”nin ise İbranice’de “tanrılar” anlamına gelen “Elahim” ile ilgili olacağı üzerinde duranlar olmuştur. Şunu iyice hatırda tutmak gerekir ki, Allah lafzının, Arapça asıllı olmayıp yabancı bir dilden gelmiş (muarreb) olacağını gösteren hiçbir belirti yoktur. Bir aile teşkil eden dillerin, ortak köklere sahip olmaları tabiidir. Birçok durumda, hangisinin hangisinden aldığı gösterilemeyeceği gibi, esasen böyle bir menşe’ aramanın da pek anlamı yoktur. Kaldı ki lafız benzerliğinin farklı dillerde aynı lafza aynı manaları yüklemeyi gerektirmediğinin misalleri de pek çoktur. Şu halde önemli olan o lafzın belirli bir dildeki kullanılışı ve taşıdığı anlam yüküdür. Ad ve Semud hikayelerinde ve daha önce yaşamış olan peygamberlerin dillerinde de yalnız anlamının değil, bizzat bu özel ismin dönüp dolaştığını anlıyoruz. İbranî ve Süryanî dillerinin de mutlak surette Arapça’dan daha eski bir dil olduğunu da bilmiyoruz[5].
Allah isminin etimolojisi üzerinde İslam bilginleri, Arap Dili uzmanları tarafından farklı görüşler ileri sürülmüştür. Kelimenin herhangi bir kökten türemiş olmayıp, sözlük manası taşımadığı ve gerçek mâbudun özel adını teşkil ettiği, yahut sözlükte bir anlamı olsa bile gerçek mâbuda ad olunca bu anlamı kaybettiği ekseriyetle benimsenmektedir. Hatta bazı alimlere göre Allah, beşeriyet tarihinde her dönemdeki insanlara bu adı ilham ederek onların bu ismi kullanmalarına imkan vermiştir[6].
Allah ismi, sübhani isimlerin en hususi olanıdır. Rahmân, Rahîm, Rezzâk, vs. gibi isimlerinin manalarında bulunan özellikler – kısmen de olsa – insanlarda bulunduğu için, Allah ismi kadar hususilik taşımazlar. Bilindiği üzere hiçbir fert, bu yüce ismi ne hakikaten, ne de mecazen Cenab-ı Hak’tan başka hiçbir mevcuda izafe etmemiştir. Hiçbir insanın Cenab-ı Hakk’ın bu mukaddes ismiyle başkasına hitap ettiği, bir kimseye ad verdiği beşer tarihinde duyulmamıştır. Allah ismi ibadette, rububiyette iştirâki redde delâlet eden yegane isimdir. Bu sebepten “Lâ ilahe illallah” ifadesi tevhid ifade ediyor da, “Lâ ilahe illarrahmân” veya “Lâ ilahe illerrezzâk”” vs. gibi isimleriyle tevhid sahih olmuyor[7].
Büyük İslam alimlerinden İmam Şafii, Ebu’l- Meâlî, el- Hattâbî, el- Gazzali ve meşhur dilcilerden Halil b. Ahmet’le Sibeveyh, Allah isminin başındaki “el”in marifelik için getirilmiş lam-ı tarif olduğunu da kabul etmezler. Onlara göre bu takı kelimenin aslındandır. Bunun isbatını şöyle yapmışlardır: Eğer Allah isminin başındaki “el” lam-ı tarif olsaydı, başına direk nida harfi getirilemezdi. يالرحيم, يالرحمن diyemediğimiz gibi. Halbuki bu ismin başına direk nida edatı getirilip يَااَللهُ denmektedir. Bu söyleyişe göre “el” lam-ı tarif olmadığından başındaki hemze de, hemze-i vasıl değildir. Çok kullanıldığı için cümle ortasında bulununca – nida edatıyla kullanılışı hariç- dile kolaylık olması için, hemze-i vasıl muamelesi görmüştür[8].
ARAPÇA’DA ALLAH (الله) İSMİNİN ETİMOLOJİSİ VE O’NUNLA YAPILAN DEYİMLERİN FİLOLOJİK YAPISI
|
Makalenin devamında bu ismi celilin müştak olduğunu düşünenlerinde görüşleri yer almaktadır, arzu eden tetkik edebilir!
Gerçeğe sadakat şart!
|

04-03-2010, 12:48
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Feb 2010
Mesajlar: 1.879
|
|
|
Allah isminin başındaki “el” lam-ı tarif olsaydı, başına direk nida harfi getirilemezdi.Çok kullanıldığı için cümle ortasında bulununca – nida edatıyla kullanılışı hariç- dile kolaylık olması için, hemze-i vasıl muamelesi görmüştür
|
Ben yalın allah sözcüğünden bahsediyorum. Oysa siz, allah sözcüğündeki birinci lam harfinin okunmadan geçilerek, ikinci lam harfinin şeddelenmesini görmemezlikten gelmiş ulayu (ve) allah sözcüğünü yalın olarak tartışmaktan kaçmışsınız. Allah sözcüğünün başına çağrı ilgeci gelmesi durumuyla çağrı harfi gelmesini ayırarak gülünç duruma düşmüşsünüz.
Ayrıca betkenin yazarına birşeyi anımsatmalısınız;
Allah (el-ilah) sözcüğünde harfi med (uzatış harfi) yoktur.
El ilah sözcüğünün çoğulu olan alihetü ( آلِهَةٌ) sözcüğünde de uzatış harfi yoktur.
Bu durumda "dile kolaylık olması için hemze-i vasıl muamelesi görmüştür" iddianız çürümüş oluyor. Çünkü; Hemze-i vasıl demek; Uzatış harfi olan eliften sonra, cezimli azu/veya şeddeli bir harf geldiğinde, Uzatış/med harfi olan eliften önceki harf, uzatılmadan okunur. Yani; birinci lam harfinin okunmadan geçilerek, ikinci lam harfinin şeddelenmesine gerekçe, Hemze-i vasıl kuralı değil, idğamı şemsiyye kuralıdır.
|

04-03-2010, 12:52
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Feb 2010
Mesajlar: 1.879
|
|
|
Muhammetten önceki kişiler tarafından eLLah (اَللَّه) yapıldı, sonra yazı dilinde "eLLah" yapılagelindi.Kısmını biraz açabilirseniz sevinirim
|
Değerli Cin;
Günaysal (tarihi) ayrıntılar konusunda biraz sıkıntılıyım.
Daha sonra orasını açıklayabilmeyi umuyorum.
Uğrola
|

04-03-2010, 15:11
|
|
Denetimdeki Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Jul 2009
Mesajlar: 702
|
|
Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
Ben yalın allah sözcüğünden bahsediyorum. Oysa siz, allah sözcüğündeki birinci lam harfinin okunmadan geçilerek, ikinci lam harfinin şeddelenmesini görmemezlikten gelmiş ulayu (ve) allah sözcüğünü yalın olarak tartışmaktan kaçmışsınız. Allah sözcüğünün başına çağrı ilgeci gelmesi durumuyla çağrı harfi gelmesini ayırarak gülünç duruma düşmüşsünüz.
|
Evvela iktibas ettiğin yerde sarahaten zikredilmektedirki nakledilen görüş imam şafii, ebu'l-meali, el-hattabi, el-gazzali, halil b. ahmet ve sibeveyh gibi allemelerin görüşüdür!
Ve zati, okuduğun hususu tam idrak edememekten mütevellid gülünç vaziyete düşen üzüntü ile söyliyeyim sen olmuşsun!
Allah ismi celilinin bir kökten türemediği bu hususta hiçbir bulgu mevcut olmadığı dil bilginlerince ortaya konmakta, bu hususta kahir ekseriyetin ittifakı bulunmaktadır ve zati nakledilen görüş sahipleri Allah ismi celilinin başındaki "el" takısının marifelik içün belirleme içün getirilmiş lam-ı tarif olmadığını bunun asıldan olduğunu zikretmekteler!
Bunu ispat içünde eğerki "el" marife içün olsa idi bu ismi azamın başına nida harfi getirilemez idi demekteler!
Bu hususu anlayıp idrak edemeden garip sözler ile itiraz ederek nasılda nahoş bir hale düştüğünü ümid ederim imdi farkedeceksin muhterem!
Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
Ayrıca betkenin yazarına birşeyi anımsatmalısınız;
Allah (el-ilah) sözcüğünde harfi med (uzatış harfi) yoktur.
El ilah sözcüğünün çoğulu olan alihetü (آلِهَةٌ) sözcüğünde de uzatış harfi yoktur.
Bu durumda "dile kolaylık olması için hemze-i vasıl muamelesi görmüştür" iddianız çürümüş oluyor.
|
Zati meseleyi karıştırdığınız husus burasıdır!
Mesnetsiz olarak tenkit veyahut itiraz ettiğiniz görüş sahipleri zati Allah ismi celilinin müştak yani bir kökten türemiş olmadığını söylemekteler!
Burada ise yapılan, bu ismi celilin müştak olduğunu düşünenlerin ismi celil içün getirdikleri izahatı, "müştak değildir" diyenlerin ismin mahiyeti içün dedikleri hakkında itiraz diye serdetmek gibi acip ve garip bir iş olmuş
İmdi bu hal arapçadan ingilizceye, oradan da türkçeye tercüme yapıp tenkitçilik yapılacağını sananları bana hatırlatmakta!
Nazarına sunduğum makaleyi tetkik etse idin zati orada bu ismi celilin müştak olduğunu düşünenlerin
|
Bazı Arap Dili uzmanları الله özel isminin aslının اَلاِلَهُ olduğunu “ibadet etmek” manasına gelen اَلَهَ- يَأْلَهُ - اِلاَهَةً fiilinden türetildiğini, çok kullanılan bir kelime oluşundan dolayı ortadaki elifin tahfif için hazfedildiğini, sonra da “lâm” “lâma” idğam edilerek الله şeklini aldığını ileri sürmektedirler. Bu görüşe göre ismin başındaki “el” lam-ı tarif olup, başındaki hemzenin cümle içinde diğer hemze-i vasıllarda olduğu gibi yazılıp okunmadığı, ortada hazfedilen elif yerine kullanıldığına işaret olması için de nida harfinden sonra hemze-i katı’ gibi düşürülmeden okunduğu benimsenmiştir. Mesela: “ قُلْ هُوَ اللهُ اَحَدٌ – De ki: O Allah birdir.[9]” ayetindeki Allah ismi cümle ortasında bulunduğu için, başındaki hemze yazılıp okunmamakta; “ يَا اَللهُ اغْفِرْلِي ” misalinde de hemze, hemze-i katı’ gibi okunmaktadır. Çünkü bu görüşün sahiplerine göre الله isminin aslı اَلاِلَهُ olup, ortadaki elif tahfif için hazfedilince, baştaki hemze de onun yerine gelmiş gibi kabul edildiğinden, hemze-i katı’ muamelesi görmektedir[10].
|
dediğini görmüş olur idin!
İmdi hatanı anlıyor musun!
İsmi celilin zati müştak olmadığını gösteren hususları, bu ismi celilin benzersiz oluşunu gösteren hususları tam aksi istikamette yorumlamadır bu hata!
Ve bunu yapar iken yapılan muhakeme hatası, "müştak değildir" diyenlerin ismin mahiyeti ve okunuşu içün dediklerini, "isim müştaktır" diyenlerin mahiyet ve okuyuş içün zikreddikleri ile tenkit etmeye kalkmaktır!
Hemze-i vasıl içün dediklerinde hatalıdır, hemze-i vasılı meseleyi vukufiyetle bilmeyenler içün icmalen şöyle tarif edebiliriz, hemze-i vasıl okuyuşta geçiş halinde düşen, duruş halinde ise sabit kalan hemzelere denmektedir!
İmdi tekrar dönüp şu başlığa nazar ediyorum ve başlıktan muradın ne olduğunu anlamakta müşkülat çekiyorum
Zat-ı uluhiyetin ismindeki harf sayısından veyahut ismi azamın müştak olmadığını gösteren hususlardan, yani ismin işaret ettiği zat gibi eşsiz benzersiz oluşunu gösteren, tevhid ile tam münasebettar hususlardan politeizm çıkarma gibi acayiplikleri anlamakta ben nasıl müşkülat çekmeyeyim
Gerçeğe sadakat şart!
|

04-03-2010, 15:24
|
|
Denetimdeki Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Jul 2009
Mesajlar: 702
|
|
Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
Günaysal (tarihi) ayrıntılar konusunda biraz sıkıntılıyım.
|
Bir sen değil muhterem ismi celil içün "türemiştir" diyen herkeste bu sıkıntı vardır, çünki bu ismi celil türememiştir, ilah kelimesinin cemisi vardır amma Allah isminin cemisi yani çoğulu yoktur!
Esasen yaradanın ismi celilinin etimolojik geçmişini tetkik muhimdir amma netice itibariyle bu zamana kadar yapılan tetkikler naklettiğim kahir ekseriyetin görüşünü kuvvetlendirmiştir!
İmdi farzedelim elde hiçbir müşahhas delil olmamakla birlikte ismi celilin kökü ilah kelimesi olsun, bu olsa dahi tesniyesi cemiisi olmayan Allah ismi celilinden hareket ile politeizme bir kişi nasıl gidebilmekte bunu anlamak güçtür!
Maksadımız her daim hakikate tercüman olmak olmalıdır!
Gerçeğe sadakat şart!
|

06-03-2010, 10:16
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Feb 2010
Mesajlar: 1.879
|
|
|
Hemze-i vasıl içün dediklerinde hatalıdır, hemze-i vasıl okuyuşta geçiş halinde düşen, duruş halinde ise sabit kalan hemzelere denmektedir
|
Geçiş durumunda hemzenin düşmesi kayıp olarak nitelendirilmez, uzatılmak için kullanıma sokulur.
Örneğin; ( وَامْرَءٍ وَامْرَأَةٍ)
Oku bakayım nasıl okuyacaksın.
" Vemrain vemraaatin" mi okuyacaksın ? Yoksa;
" Ve emrain ve emraetin" mi okuyacaksın!
Benim tanımladığımı yalanlamak için hemzei vasıla arkadan yanaşmışsın.
"Lamı Tarife bitişen hemze, Hemze-i Vasıldır."
Hemze-i Vasıl çeşitleri için tıkla.
|

06-03-2010, 10:29
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Feb 2010
Mesajlar: 1.879
|
|
Gelelim asıl konuya! İki lam harfinin yanyana gelerek birincisinin (sağdakinin) hiç okunmayıp, ikinci lam harfinin (solundakinin) şeddeli okunmasının nedenine yani. Bunun tek nedeni idğamı şemsiyye kuralıdır.
İdğamı şemsiyye nedir ?
Şemsi harfler 14 tanedir.Lam-ı tarif dediğimiz "EL" takısı  bu harflerden biri ile başlayan bir kelimenin başına gelirse, o takdirde el takısı okunmaz ve el takısından sonra gelen kelime de şeddeli olarak okunur. Şimdi bu ondört harfi görelim: tıkla.
Lam harfi tarifinden (artikelinden/ اَلْ - El ile tarif edilen nesneden) sonra, İdğamı Şemsiyye harflerinden biri bulunur ise İdğamı Şemsiyye olur.
İdğamı Şemsiyye, yanyana gelmiş iki lam harfinden birinci Lam harfini (ل) okumayıp, ardındaki harfi şeddeli okumaktır. Ellah yazısında olan kural da budur. El okunan "lam" harfinin ardından gelen nesne (İlah), nesneyi tarif eden "harfi tarif" ile bütünleşerek (El), şedde alıp Ellah okunur olagelmiştir bizlere. Mısırlılar ulayu (ve) Ortaasyalılar Allah derler ançıp Araplar kıraatlerini bozmazlar; Ellah derler. Arapların ellah demeleri yalnızca ağız alışkanlığından değildir, kural ulayu köken gereğidir.
Uğrola
Konu Engse Hohol tarafından (06-03-2010 Saat 10:35 ) değiştirilmiştir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:38 .
|