
13-03-2010, 16:03
|
|
Denetimdeki Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Jul 2009
Mesajlar: 702
|
|
Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
Olumlu örneğiniz buysa eğer, bunda allah yazısı, el ilah'tan türedikten sonraki durumu olduğu için kanıt oluşturmaz.
|
Bu nasıl çaresiz bir mantıktır böyle
Evvela mesnetsiz delilsiz bir zannı kati sayıp "Allah ismi 'el-ilah' tan gelmektedir" diye kabul edeceksin, sonra buna istinad edip "türemeden sonraki durumdur kanıt değildir" diyeceksin!
Yani önce mesnetsiz delilsiz birşeyi uyduracak inanacak sonra bu uydurduğun ve inandığına bizimde inanıp, bu uydurduğun ve inandığını çürüten delimizi terketmemizi isteyeceksin!
Münkir taktiği midir bu
Dahada büyük bir hile vardır burada, onada bunu tekrarladığın yerde temas edeceğim!
İmdi oradan değil, çocuk aklına malik olanın zaten bizim en baştan bu yana gösterdiğimiz, ispat ettiğimizin lafza-i celalin başındaki "el" in lam-ı tarif olmadığını idrak edebildiği hakikati üzerinden ilerleyelim!
Çocukların anladığı bu durumdan mütevellid zati ismi celalin "El-İlah" tan müştak olmadığını göstermiş bulunuyoruz!
Sen ise olmadığı gösterilen bu halden hareket ile zikredilen misalleri reddetmek gibi bir kurnazlığa tevessül ediyorsun
Gerçeğe sadakatsizlikte katettiğin merhale ne kadar büyük!
Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
Olumsuzluğuna örneklediğiniz "ya errehman (يالرحمن) ile ya errahim (يالرحيم)" sözcüklerinde, benim sizden istediğim, örnekleyeceğiniz sözcüklerde iki lam harfi taşıması gereğinin koşuluna uymuyor.
|
Uyanıklıkta sınır mesafe tanımıyorsun muhterem, ne hazin!
Bu örneklerin neyi çürüttüğü ilkokul mektebine giden çocuklarca dahi anlaşılmış iken sen hala "anlamamış" gibi yaparak buna inanmamızı veyahut insanları gözgöre gore kandırmana sessiz kalacağımızı mı sanıyorsun!
Bu örnekler lam-ı tarifin başına direk nida harfi getirilemeyeceğinin kati delilleridir!
Bu delil ile verilen misalin yan yana iki lam ihtiva etmemesinin münasebeti nedir!
Daha evvel dedikya uydurduğun sonrada inandığın şeye niçün kıymet verelim!
Artık sıkıldık, iddianı evvela sana sonra okuyucuya anlatmaktan, sonra bu iddianı evvela sana sonra okuyucuya çürütmekten sıkıldık!
Bütün iddian çürütülen diğer vechelerden sonra kala kala okunmayan yutulan lam harfinde kalmıştır!
Burada da sarıldığın idğam-ı şemsiyye kaidesidir!
İdğam-ı şemsiyye kuralı nedir!
Lam-ı tariften sonra idğam-ı şemsiyye harflerinden birisi gelmiş ise lam okunmayıp sonraki harfin şeddeli okunması kuralıdır!
İmdi kuralın ana kaidesi bel kemiği nedir!
Lam-ı tarif!
Lafza-i celalin okunuşu sana bu kuralı hatırlatıyor, bunu anlamakta makul görmekteyiz amma bu makul görme sana lafza-i celaldeki "el" in lam-ı tarif olmadığını ispat etmemizden sonra hala aynı kuralı burada cari görmenden sonra ortadan kalkmakta, iş uyanıklığa insanları kandırmaya inkilab etmekte ve bunu makul görmemiz mümkün olmamakta!
Artık kaçma ve cevap ver!
Lam-ı tarif başına direk nida harfi gelir mi!
Biliyorsunki gelmez!
Allah isminin başına nida harfi geliyor mu!
Biliyorsunki geliyor!
Pekiiyi gerçeğe sadakatsiz arkadaşım, o vakit hala nasıl insanları kadırmaya tevessül edebiliyorsun!
İmdi gelelim yukarıda sonradan temas edeceğiz dediğimiz hilene!
Allah ismi celalinin türemiş olduğu ve bu sebeple başına nida harfi gelebilmesinin buna dayandığını sakın olaki ehli yanında söylemeyesin, adamı tefe koyarlar sonra daha da sert mukabelede bulunup o mekandan kovarlar!
Hem ismi celalin "El-İlah" tan müştak olduğunu söyleyeceksin, bundan mütevellid baştaki "el" in lam-ı tarif olduğunu söyleceksin, hatta bu sebeple "burada idğam-ı şemsiyye kuralı uygulanıyor" diyeceksin yani baştaki "el" i lam-ı tarif kabul ettiğini çocukların bile anlayacağı sarahatte zikredeceksin amma bundan sonra bu ismin başına nida harfi gelmesi keyfiyeti içün " el ilah'tan türedikten sonraki durumu olduğu için kanıt oluşturmaz" diyebileceksin!
Vallahi açık söylüyorum, yalan dolan kötü bir huydur, insanı rezil eder, itibar burakmaz bilesin!
Şu sözlerinden sonra sana kim niçün kıymet versin!
Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
Lam harfi düşürmüyor beyefendi, düşen harf, elif harfi'dir. Birinci lam okunmayıp geçiliyor.
|
Okunmadan geçilen lamın keyfiyeti bahsinde yine kendi batıl "müştak" uydurmanı nazara vermenin alemi yoktur, neticede sual ettiğin "lam o vakit niçün okunmuyor" meselesidir!
Verdiğimiz cevapda bu meseleye dairdir!
Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
Ayrıca, allah adının özel ad olduğunu belirterek, allahın, ilah türü familyasından ad aldığını kabullenmiş olursunuz. Nasıl mı?
|
Vallahi merak ettik, nasıl
Yahu muhterem bak hakikaten samimiyet ile sormaktayım, tahsil durumun ve yaşın nedir!
Kendi kafandan ismi celali "El-İlah"tan müştak eyleyip sonra da tür familya demektesin!
Sen marife isim nedir alem isim nedir bilir misin!
|
Bundan dolayı bu özel ismin, bir alem isim olması kalbimize daha yakındır. Gerek özel ismi, gerek şahıs ismi olan "Allah" yüce ismi ile Allah'tan başka hiçbir ilâh anılmamıştır. "Sen O'nun bir adaşı olduğunu biliyor musun?" (Meryem, 19/65) âyetinde de görüldüğü gibi, onun adaşı yoktur. Bundan dolayı Allah isminin ikili ve çoğulu da yoktur. O halde ancak isimlerinin birden çok olması caizdir. Hatta özel ismi bile birden çok olabilir ve değişik dillerde yüce Allah'ın ayrı ayrı özel isminin bulunması mümkündür. Ve İslam'a göre caizdir. Bununla beraber, meşhur dillerde buna eşanlamlı bir isim bilmiyoruz. Mesela Tanrı, Hudâ (Farsça) isimleri "Allah" gibi birer özel isim değildir. İlâh, Rab, Mabud gibi genel anlam ifade eden isimlerdir. Hudâ, Rab demek olmayıp da "Hud'ay" kelimesinin kısaltılmışı ve "vâcibu'l-vücûd = mutlak var olan" demek olsa yine özel isim değildir. Arapça'da "ilâh"ın çoğulunda (âlihe); "rabb"in çoğulunda (erbâb) denildiği gibi Farsça'da "hudâ"nın çoğulunda "hudâyân" ve dilimizde tanrılar, ma'bûdlar, ilâhlar, rablar denilir. Çünkü bunlar hem gerçek, hem de gerçek olmayan ilâhlar için kullanılır. Halbuki "Allahlar" denilmemiştir ve denemez. Böyle bir kelime işitirsek, söyleyenin cahil olduğuna veya gafil olduğuna yorarız. Son yıllarda edebiyatımızda saygı maksadıyla özel isimlerden çoğul yapıldığı ve örneğin "Ebussuudlar, İbni Kemaller" denildiği bir gerçek ise de; Allah'ın birliğine delalet eden "Allah" yüce isminde böyle bir ifade saygı maksadına aykırı olduğundan dolayı hem gerçeğe, hem de edebe aykırı sayılır. Bu yüceliği ancak yüce Allah, (biz) diye gösterir. Halbuki Tanrı adı böyle değildir, mabud ve ilâh gibidir. Hak olmayan mabudlara da "Tanrı" denilir. Fakat bu bir cins ismidir. Allah'a şirk koşanlar birçok tanrılara taparlardı. Falancaların tanrıları şöyle, falancalarınki şöyledir denilir. Demek ki "Tanrı" cins ismi "Allah" özel isminin eş anlamlısı değildir, daha genel anlamlıdır. Bundan dolayı "Allah ismi" "Tanrı adı" ile terceme olunamaz. Bunun içindir ki, Süleyman Çelebi Mevlidine "Allah" adıyla başlamış, "Tanrı adı" dememiştir ve o bahrin sonunda "Birdir Allah, andan artık tanrı yok." diyerek tanrı kelimesini ilâh karşılığında kullanmıştır.
Bu açıklamanın tamamlanması için bir kelime daha söylemeye ihtiyaç duyuyoruz. Fransızca "diyö" kelimesi de ilâh, tanrı kelimeleri gibi bir cins ismidir, onun da çoğulu yapılır, onu özel isim gibi büyük harf ile göstererek kullanmak gerçeği değiştirmez. Bunun için Fransızlar tevhid kelimesini terceme edememişler, monoton tercemesinde "Diyöden başka diyö yok." diyorlar ki "İlâhtan başka ilâh yok." demiş oluyorlar; meâlen tercemesinde de "Yalnız diyö, diyödür." yani "yalnız ilâh ilâhtır." diyorlar. Görülüyor ki, hem ilâh, hem Allah yerinde "diyö" demişler ve Allah ismi ile ilâh ismini birbirinden ayıramamışlardır; ve ikisini de özel isim gibi yazmalarına rağmen "diyö" ancak "ilâh" kelimesinin tercemesi olmuştur. Bu ise ilk bakışta laf kalabalığı ve anlamsız bir söz gibi görünmekte, aynı kelimeleri önce olumsuz yapmak sonra olumlu kılmak, görünürde bir çelişki örneği arzetmektedir. "Diyöden başka diyö yok, yalnız diyö diyödür." demek görünürde ya bir haşiv (boş söz) veya çelişkidir. Halbuki diyen öyle demiyor; "Allah'tan başka Tanrı yoktur." diyor ve asla içinde çelişki ve tutarsızlık olmayan açık bir tevhid (birleme) söylüyor. Bundan başka Fransızca'da "diyö"nun özel isim olabilmesi Allah'ın, Hz. İsa'nın şahsında cesed ve şahıs şekline girme düşüncesine dayanır. Bu noktalardan gafil olanlar "diyö" kelimesini Allah diye terceme ediyor ve hatta "Allah" dediği zaman bu terceme diliyle "diyö"yu söylüyor.
Elmalılı
|
Allah Teala, kendisinden başka ilah olmayan tek mabuddur!
Ondan gayrı "ilah" olmadığı, böyle bir iddia batıl olduğu gibi, ismi sübhanisinin bir benzeride yoktur!
Sözlerimi nihayetlendirir iken, seni artık ciddiye almamakla birlikte, tabir caiz ise sallayıp, sonra da biz bu sallamaların mesnetlerini sual ettiğimizde içine düştüğün sukut halini tekrar en son sukutu nazarlara vererek göstermek, sonrada tekrar bir hatırlatma yapmak durumundayım!
Alchindus´isimli üyeden Alıntı
İmdi lafı nafile dolaştırıp, arapçaya vukufiyetsizliğini grafiklerle örtmeye çalışan muhterem Engse Hoholun asıl kendisi bize, eğer dediğinde haklı samimi ise bir örnek göstermelidirki, bir ismin başındaki "el" lam-ı tarif olsun yani o isim marife olsun amma başınada direk nida harfi gelsin!
Arap gramerini bilenler böyle birşeyin mümkün olmadığını bilir, Engse Hoholda biliyor veyahut bizimle yazışana kadar hakikaten bilmiyor idi amma bizimle yazıştıktan sonra bunu öğrendi, fakat bunu itiraf etmek ona zor geliyor!
|
Hatırlatma!
Alchindus´isimli üyeden Alıntı
Maksadın hakikati aramak öğrenmek ise Alchindus sana yardımcı olacaktır, amma maksadın hakikatı örtmek gizlemek ise burada görüldüğü üzre Alchindus örtülen saklanmak gizlenmek isteden hakikati ortaya koymaya daima gayret edecektir!
Görmekteyimki sağda solda bir çok yerde buradaki nakıs yorumlarını neşretmişsin, bir gözümde oralarda olacaktır ve yeni öğrendiklerinden sonra durumu düzeltmek içün neler yapıp yapmadığında gerçeğe sadakatini ortaya koyacaktır!
|
Gerçeğe sadakat şart!
|

14-03-2010, 10:00
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 21 Mar 2008
Mesajlar: 343
|
|
Ah Turan Dursun üstad ah. Eğer yaşasaydın bu konu bu kadar uzarmı idi acaba. Bizde günlerce bu pehlivan tefrikası gibi tartışmayı hiç olmazsa biraz anlayabilirdik. 32 kısım tekmili birden. Siz tartışadurun sayın üstadlar. Ama ben artık bu konuyu izlemeyeceğim. Her ikinize de başarılar
.....Bütün insanlığa savaşsız, sömürüsüz, özgür ve mutlu bir dünya dileğiyle.....
|

14-03-2010, 13:07
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Feb 2010
Mesajlar: 1.879
|
|
|
Lam-ı tarif başına direk nida harfi gelir mi! Biliyorsunki gelmez! Allah isminin başına nida harfi geliyor mu! Biliyorsunki geliyor! Pekiiyi gerçeğe sadakatsiz arkadaşım, o vakit hala nasıl insanları kadırmaya tevessül edebiliyorsun!
|
Yalnıkları (nâs) kandırarak sömürenler, din erkidirler; anımsatırım. Diyanetin 2009 bütçesi 2,445,616,000 TL iken, 2010 bütçesi 2,650,530,000 oldu. Aradaki yıllık artış 205 milyon TL'dir.
Şu "ünleme ilgeci"ne dönelim! Hangi oğurdan(zaman) beri, allah sözcüğünün başında ünleme(nida) ilgeci var? Yanıt; Muhammetten sonra. Burası araştırılabilir ançıp(fakat) Muhammetin yaşadığı günayda(tarihte) allah sözcüğünün başına ünleme ilgeci konsaydı, niçin muhammet, ya allah dururken, allahümme sözcüğünü kur'ana koymuş olsun?
Allahümme Rabbe-na enzil aleyna maideten min el semai.
اللَّهُمَّ رَبَّنَا أَنزِلْ عَلَيْنَا مَآئِدَةً مِّنَ السَّمَاء
Ey Allahım, Rabbi-miz, indir üzerimize bi-sofra, o gökden. ( Maide 114)
Size "adıllar konusunda uzlaşıya varalım" dememin nedenine geleyim; Çünküsü şuydu; Maide 114 ayetinde allahümme sözcüğü, alla-hümme'dir. Yani siz, başına ünleyiş ilgeci geliyor diyerek 5 bettir(sayfa) kafa patlattığınız ilgeç yokken,
allaha çağrıda bulunulmuş. ( اللَّهُمَّ= Ella-hümme) diyerek ünlemişler.
Görüldüğü üzre, allah sözcüğünün sonundaki "he ( ه)" harfi ( اللّهُ) olmadığı halde ünleyiş gerçekleşmiştir.
Ançıp(fakat) hangi ilaha sorusunu sormak gerekiyor burada. Çünküsünü yukarıda verdim. Bu ilah, muhammetin allahı değildir. Maide 114 ayetinde başka bir ilahdan sofra isteniyor. Bu ilah, Rab olma özelliğini taşıyor. Muhammet, kur'anın ilk ayetlerinde Rab (Doyunç/rızık veren özne, Patron) sözcüğünü sıklıkla kullanarak o ilahın inananlarını yanına çekmeyi amaçlamıştır.
islamın yıkıma uğraması karşısında müslümanların, el-lah'ı ayakta tutundurabilmek için yalanlar söylemeleri kaçınılmazdır. hohol : aesir
Konu Engse Hohol tarafından (14-03-2010 Saat 13:16 ) değiştirilmiştir.
|

14-03-2010, 13:26
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Feb 2010
Mesajlar: 1.879
|
|
|
Görüldüğü üzre, allah sözcüğünün sonundaki "he (ه)" harfi (اللّهُ) olmadığı halde ünleyiş gerçekleşmiştir.
|
Allah sözcüğünün son harfi "he"nin, niçin yalın iken yuvarlak, sözcüğün sonunda yuvarlaklığının kapandığını merak edenler, şuraya tıklayabilirler. Arapça'da sözcüğün başına, ortasına ulayu souna gelen aynı sesin harfi, bitişik yazılımına göre biçimi değişmektedir. Öğrenmek için yeterli olmasa da anlamak için verdiğim bağlantıdaki betizli anlatımlardan yararlanılabilir.
Uğrola
islamın yıkıma uğraması karşısında müslümanların, el-lah'ı ayakta tutundurabilmek için yalanlar söylemeleri kaçınılmazdır. hohol : aesir
|

14-03-2010, 18:04
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 27 Jun 2009
Mesajlar: 956
|
|
Allah kelimesi "eloh" kelimesinin Arabileştirilmiş şeklidir.Zaten İslam dini ilgili önemli hiç bir önemli kelime Arapça değildir.İnternette Kuran'da geçen pek çok terimin Arapça olmadığına dair bilgiler var.Hatta İslam alimleri bile kelimelerin bir çoğunun kökenini çok önceden tesbit etmişler.
Eski çağlarda çok iyi bilinen "eloh" kelimesinin neden İslamın Tanrısının ismi yapıldığı sorusuna verilecek yanıt bütün gerçeği açığa çıkaracaktır.Bütün mesele birilerinin bu terimin neden İslamın Tanrısına ad olarak verildiğini açıklaması ile hallolacak.
Tanrı gönderdiği dinlerin saptırıldığından söz ederek yeni bir din gönderiyor.Ama ilk gönderdiği dindeki üstelik kendi ismini kullanmıyor.Ya ilk dini gönderen YHV başka bir din göndermedi.Ya da İslam başka bir Tanrı ya da her kimlerse onların dini.
Bir de pek çok müslüman Allah derken bizim ifade ettiğimiz gibi değil "Allah" değil "elloh" der.
Neden bu isim tercih edildi?
Niye Tanrı ilk adını yeni dininde kullanmadı..
"Arapların "ilah" isimli Tanrıları vardı" gibi sonradan uydurma şeylerle bu iş açıklanamaz.
Ama mutlaka bunu açıklayacak ve gerçeği bilen birileri var !
|

15-03-2010, 01:48
|
|
Denetimdeki Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Jul 2009
Mesajlar: 702
|
|
Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
Şu "ünleme ilgeci"ne dönelim! Hangi oğurdan(zaman) beri, allah sözcüğünün başında ünleme(nida) ilgeci var? Yanıt; Muhammetten sonra. Burası araştırılabilir
|
Muhterem, gerçeğe sadakatsizliğin artık o kerteye varmışki, evvela yanıtı veriyorsun, sonra bunun araştırılması icab eden bir "sallama" olduğunu lutfen itiraf ediyorsun
Bu halden utanç duymuyor musun!
Zikrolunan kaidenin zuhur zamanını kaidenin temel unsurunun izinden bulmak mümkündür diye düşünmekteyim, oda lam-ı tariftir!
Marifelik, belirleme edatı arap lisanında ne zamandan var ise, bunun başına direkt nida harfi gelememesi kaidesinin bidayetide orası veyahut bundan az bir zaman sonrası olmalıdır!
Ortada inkar edilemeyecek bir kaide var, oda lam-ı tarifin başına direkt nida harfi gelmez!
Bu kaidenin ne zaman zuhur ettiğini bilmeden yanıt vermeye kalkıp, " Ya Allah" denebildiği hakikatini gizleyemezsin!
Az gayret et, doğru olmaya dürüst olmaya!
Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
ançıp(fakat) Muhammetin yaşadığı günayda(tarihte) allah sözcüğünün başına ünleme ilgeci konsaydı, niçin muhammet, ya allah dururken, allahümme sözcüğünü kur'ana koymuş olsun?
|
Artık hatalarından, bile bile yaptığın gizleme ve yanlış nakillerden sıkıldık, insan olarak utanıyoruz!
Bu sebeple "Ya Allah" ifadesi ile "Allahümme" arasındaki farkı, "O" zamiri ile ismi celalin münasebetini sana öğretmeden evvel, şu affedilemez, insanlara yalan yanlış söz söylemene bir gelelim ve şunu bir yüzüne vuralım!
Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
Görüldüğü üzre, allah sözcüğünün sonundaki "he (ه)" harfi (اللّهُ) olmadığı halde ünleyiş gerçekleşmiştir.
|
Bunu diyen birkaç dakika geçtikten sonra galiba içine düştüğü durumu farkedip
Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
Allah sözcüğünün son harfi "he"nin, niçin yalın iken yuvarlak, sözcüğün sonunda yuvarlaklığının kapandığını merak edenler, şuraya tıklayabilirler.
|
demiş!
İmdi biz ne diyelim sana!
Ar edip sıkılmadan evvela "Görüldüğü üzre, allah sözcüğünün sonundaki he harfi olmadığı halde ünleyiş gerçekleşmiştir" diyorsun, sonra sıkılmadan "he" harfinin cümlenin başında, ortasında ve sonunda bulunduğunda nasıl yazıldığını gösteren bir adres veriyorsun!
Bunu yaptıktan sonra " özür dilerim hata ettim, 'Allahümme' ifasedindeki 'he' ile lafza-i celaldeki 'he' aynı 'he' iken 'Allahümme' ifadesinde sadece yazımı farklıdır, amma ben sanki harf yokmuş gibi 'görüldüğü üzre, allah sözcüğünün sonundaki he harfi olmadığı halde ünleyiş gerçekleşmiştir' dedim, hata ettim" demiyor, diyemiyorsun!
Gerçeğe sadakatin yok!
Şu hal içün okuyucudan bir özür dile, sonra sana "Allahümme" ifadesinin keyfiyetini izah edelim!
Gerçeğe sadakat şart!
|

15-03-2010, 11:37
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Feb 2010
Mesajlar: 1.879
|
|
|
Ar edip sıkılmadan evvela "Görüldüğü üzre, allah sözcüğünün sonundaki he harfi olmadığı halde ünleyiş gerçekleşmiştir" diyorsun, sonra sıkılmadan "he" harfinin cümlenin başında, ortasında ve sonunda bulunduğunda nasıl yazıldığını gösteren bir adres veriyorsun!
|
Alchindus bu kez yere çakıldın. Alla hümme ( اللَّهُمَّ) sözcüğündeki "he" harfi " allah ( اللَّهُ)" sözcüğünün içeriğinden değildir; " hümme( هُمَّ)" sözcüğünün içeriğindendir. Çünkü "he" harfini "alla-hü" sözcüğüne bitiştirirsek, mim harfinin şeddelenmişliği ile okunan "mme ( مَّ)" geriye kalacak. Böyle bir adıl/ zamir, arapçada yoktur. Allah sözcüğünün arapçasını okuyamayanlara, görsel ayırt için örnekleme sunarak yardımcı oldum ançıp senin böyle yere çakılacağını hiç ümit etmemiştim. İlginç oldu. Kıytırık bir arapça ile
|
Marifelik, belirleme edatı arap lisanında ne zamandan var ise, bunun başına direkt nida harfi gelememesi kaidesinin bidayetide orası veyahut bundan az bir zaman sonrası olmalıdır
|
diyebiliyorsun bana!
Oysa ben,
|
Şu "ünleme ilgeci"ne dönelim! Hangi oğurdan(zaman) beri, allah sözcüğünün başında ünleme(nida) ilgeci var? Yanıt; Muhammetten sonra. Burası araştırılabilir
|
derken, Arapça yazının, islamın kuruluşundan yalnızca bir çağ önce başladığını bildiğim için belki daha köklü bilgiye iye/sahip olanlar, birşeyler katabilir diye "araştırılabilir" dedim. Senin bunu ayıp bilmen, ayakta tutmak için çırpındığın ilahın sana verdiği herhangibir desteğin bulunmamasından olsa gerek. Çünkü hiçbir çağrışım zinciri olmamasına rağmen "he" adılını kotaracağın yeri ıskalamanın gerekçesini böyle edinebilmişsin. Aşağıda arap yazısının başlangıcı hakkında bilgilere bak bakalım, hangi oğurda yazım kuralları oturmuş bir arapça ile karşı karşıyasın!
"Arap yazısının, biri İslâm’dan önce, diğeri İslâm’dan sonra olmak üzere iki evresi bulunmaktadır. Başlangıcı kesin olarak bilinmeyen birinci evre – Miladî 512 senesine ait Zebed, 568 senesine ait Harran ve Suriye’de miladi 600 yılında yazıldığı tahmin edilen Ümmü’l Cemal kitabelerine göre- İslâm’dan önceki birinci yüzyıla rastlamakta ve bir asır doldurmaktadır. İkinci evre, Hicrî yılın başından bugüne kadar geçen 1425 senelik bir devri ihtiva etmektedir Kaynakça".
islamın yıkıma uğraması karşısında müslümanların, el-lah'ı ayakta tutundurabilmek için yalanlar söylemeleri kaçınılmazdır. hohol : aesir
|

15-03-2010, 20:20
|
|
Denetimdeki Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Jul 2009
Mesajlar: 702
|
|
Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
Alchindus bu kez yere çakıldın.
|
Öylemi!
Yani bundan evvel hep doğruyu söylüyorduk, sen ise yalandan inkar ediyor idin de bu sefer mi hatalı söz söyledik!
Muhterem bir doğruyu bir kerede, içine yanlışı yalanı katmadan söylemeyi becer bizde seni takdir edelim!
Evet bundan evvelde, o "yere çakıldın" diye uyanıklık yapayım der iken asıl yere senin çakıldığın yerdede inşallah bundan sonra da daima doğruyu söyleyeceğiz!
Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
Allahümme (اللَّهُمَّ) sözcüğündeki "he" harfi "allah (اللَّهُ)" sözcüğünün içeriğinden değildir; "hümme(هُمَّ)" sözcüğünün içeriğindendir. Çünkü "he" harfini "alla-hü" sözcüğüne bitiştirirsek, mim harfinin şeddelenmişliği ile okunan "mme (مَّ)" geriye kalacak. [COLOR=Black]Böyle bir adıl/ zamir, arapçada yoktur.
|
Kendini uyanık sanan amma insanları daima kandırmaya tevessül dışında bir mahareti olmayan Engse Hohol, cehaletten mütevellid kelamın "allah sözcüğünün sonundaki he harfi olmadığı halde" iken imdi bu sözü "maksat allah sözcüğünün içeriğinden değil demek idi" diye çevirerekde arapçada zamirler ve "Allahümme" ifadesindeki mim harfinin "ya" nida harfinden bedel oluşu keyfiyeti hususlarındaki cehaletini ve okuyucuyu kandırma teşebbüsünü hafifletemezsin!
İnsanları taammüden yanlışa sevketmeye gayret eden Engse Hohol, okuyucudan beklenen özrü dilemeyeceğin anlaşıldığına göre işin aslını söylemek içün senden bu hakkaniyetli tavrı beklemeye artık mahal kalmadı!
"Allahümme" nida cümlesidir, cümlenin sonundaki "mim", "ya" nida harfinden bedeldir!
"Allâh'ım!" "Yâ Allâh!" anlamına gelen bir nida cümlesidir. Cümlenin sonundaki mim, "Yâ" nida harfinden bedeldir. "Mim" ile "Yâ" birlikte kullanılmaz. "Yâ Allah!" veya "Allâhümme" denir. "Allâhümme" cümlesi Kur'ân'da beş âyette geçmiştir. Bu cümleden sonra dua veya övgü cümleleri kullanılmıştır. "Ey Peygamberim! De ki Allah'ım! (Sen) mülkün sahibisin, mülkü dilediğine verir, dilediğinden mülkü alırsın..." (Âl-i İmrân, 3/26) âyeti ve namazda okunan "Allâhümme salli alâ Muhammed..." (Allah'ım! Muhammed'e rahmet ve mağfiret eyle) duası gibi.(İ.K.)
ALLÂHÜMME
|
Hatırlar isen sana ne demiş idik!
Alchindus´isimli üyeden Alıntı
Bu sebeple "Ya Allah" ifadesi ile "Allahümme" arasındaki farkı, "O" zamiri ile ismi celalin münasebetini sana öğretmeden evvel, şu affedilemez, insanlara yalan yanlış söz söylemene bir gelelim ve şunu bir yüzüne vuralım!
|
Sathi arapça malumatın ile, internet allameliği ile yani cehaletin ile "Alahümme" ifadesinde zamir arıyorsun!
Arapçada zamirler isimlere raci olur ve ismin yerini tutarlar!
Ve zati zamirleri kullanmaktan maksat isimler yerine zamirleri zikrederek sözü kısaltmaktır!
Arapçada birleşik zamirlere muttasıl zamir denir!
Burada muttasıl bir zamir yoktur!
"Ya Allah" denmesine "Allahümme" demeyi misal verdiğin gibi bu bir nida cümlesidir ve belirtmeye mahal yokturki bu nidanın olması "Ya Allah" nidasının olması hakikatini yok etmez!
Kuranda cenabı hak içün kullanılan "O" هُوَ zamiridir!
|
هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ
هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ
هُوَ اللَّهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْأَسْمَاء الْحُسْنَى
Haşr 22-23-24
|
|
قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ
İhlas 1
|
Yani cehaletinden mütevellid burada zamir arayan ve lafza-i celaldeki "he" harfi içün "yok" diyen, sonra "o 'he' lafza-i celaldeki 'he' değil" diyerek mükerreren gerçeğe ihanet eden Engse Hohol, burada zamir yoktur ve inkar ettiğin harf oradadır!
"Allahümme" bahsinde bu galiz, affedilmez hatan ve saptırmandan mütevellid, yukarıda maide suresindeki ayettede tek kaynağın orientallerin batıl sevkleri ile devşirdiklerin topyekün batıl ve galiz hatalar olmakta!
Orada niyaz edilen tabiiki alemlerin rabbi olan,
|
الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Fatiha 1
|
Allah Teala dır!
Senden gördüklerimizden sonra söylemeden geçmeyelim, bu kadar cehalet anca tahsil ile mümkün olur!
Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
Oysa ben, derken, Arapça yazının, islamın kuruluşundan yalnızca bir çağ önce başladığını bildiğim için belki daha köklü bilgiye iye/sahip olanlar, birşeyler katabilir diye "araştırılabilir" dedim. Senin bunu ayıp bilmen
|
Nasıl ayıp bilmeyeyim, hatalı kelamdan başka kelamı olmayan kişi!
Aksi hiçbir malumatın olmadığı bir mevzuda, "bu kullanım Hz. Muhammedden sonra kullanılmaya başlandı" diye taammüden gerçeğe ihanet ediyorsun, sonra da bu araştırılabilir diyorsun!
Yani evvela söylediğin içün hiçbir delilin mesnedin elde yokken kati kesin bir cevap veriyorsun, sonra lutfen bunun bir iddia olduğu ve araştırılması icab ettiğini itiraf ediyorsun!
Bunu nasıl tenkid etmeyeyim!
Böyle ilmi bir usul mü vardır, bu hal ilme ve onun izzetine sığar mı!
Arap gramerinin ve dile dair hususiyetlerin yazılı hale gelişinin tarihi başka bir mevzudur, kaidelerin dilde oluşması başka bir mevzudur!
Her halde senin aklın dahi kaidelerin teşekkül ettikten sonra yazıya döküleceği ve sonra gelenlere aktarılacağını kestirebilir!
Bundan mütevellid arap dilinde "Ya Allah" denebilmesine hiçbir mania olmayışı, amma lam-ı tarif başına direkt nida harfi gelemeyişi keyfiyeti ve bu kaidelerin teşekkülü ne zaman ise, bunun yazıya dökülmesinin bundan çok sonra olmacağının ve bunun tabiliğinin idraki gerekir!
Esasen muhatabımızda ilmi bir cehd ve gerçeğe sadakat görse idik ona evvela " cahiliye şiirine bir müracat et" der idik, sonrada müşriklerin " Bismikeallahumme" demeleri üzerinde biraz kafa yor der idik!
Amma muhatabımızda "görse idik" dediklerimizin hiçbirisini göremedik çünki bunlar onda yoktur!
Sözümün sonuna gelmiş iken eski bir üyeden helallik almam gerektiğini ifade edeyim!
Ona bir vakit "cehli ile övünen ve bu kadar rahat yalan konuşanını görmedim" demiş idim ve bunu der ikende böyle birisini, hele onu geride bırakabilecek birisini görebileceğim hiç aklıma gelmez sığmaz idi!
Hata etmişim!
Hakkını bana helal etsin!
Gerçeğe sadakat şart, bu olmadan olmuyor!
|

16-03-2010, 11:21
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Feb 2010
Mesajlar: 1.879
|
|
|
arapçada zamirler ve "Allahümme" ifadesindeki mim harfinin "ya" nida harfinden bedel oluşu keyfiyeti hususlarındaki cehaletini ve okuyucuyu kandırma teşebbüsünü hafifletemezsin!
|
Yahu 5 bettir ya allahın ya'sını bahane ederek nida harfi deyip duruyordun, şimdi de alla-hümme sözcüğüne, nida harfinden bedeldir diyorsun. İki farklı ünlemenin nedenini araştıracak yerde, bunu didikleyerek çelişkiyi ortaya çıkaran bana çatıyorsun. Çat, çat ançıp destekli çat. Hüve/O ( هُوَ) adılını(zamirini) getirerek konuyu başka yere yönlendirme. Haa, yönlendirmek mi istiyorsun? Ben de sana derim ki; Getirdiğin hüve ( هُوَ) Erkil/Müzekker tekil adıldır. Tapındığın mabuduna erkek cinsiyeti biçmiş oluyorsun öyle yapmakla.
Ançıp(fakat) ben seni anlıyorum. Kuran ayetlerinde muhammet, ya allah ( يَااَللهُ) bitişikli sözcüğünü hiç kullanmamış olmasından ötürü, onu örnekleyemiyorsun. Çaresizce hüve adılını getirerek ulayu(ve) bana çatarak yanıtsız kalmamayı yeğliyorsun. Çatmana birşey demiyorum ançıp konuyu saptıran öğeler ile kalabalık etmeyiver istersen.
Şimdi konumuza dönelim!
Şu katışıksız, yalın dumunudaki اللَّ -alla sözcüğünü kopyalayıp babylon sözlüğüne yapıştırarak arattırıyorsun ulayu gerçeği çakıyorsun kafana. Olay bu kadar! Karşına çıkacak اللَّ -alla sözcüğünün anlamını sıfat olarak bulacaksın ançıp alla sözcüğünün ad olanını da sana söyleyeceğim. İşin aslı, şimdiye dek usuna gelmiş olmalı çoktan ançıp ben gene de söyleyeceğim.
islamın yıkıma uğraması karşısında müslümanların, el-lah'ı ayakta tutundurabilmek için yalanlar söylemeleri kaçınılmazdır. hohol : aesir
|

16-03-2010, 18:51
|
|
Denetimdeki Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Jul 2009
Mesajlar: 702
|
|
Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
Yahu 5 bettir ya allahın ya'sını bahane ederek nida harfi deyip duruyordun, şimdi de alla-hümme sözcüğüne, nida harfinden bedeldir diyorsun. İki farklı ünlemenin nedenini araştıracak yerde, bunu didikleyerek çelişkiyi ortaya çıkaran bana çatıyorsun.
|
Cehalet kötü şey!
Daha kötü olan ise, cehlin farkına varılamaması hali!
" Ya" nida harfidir, Allah ismi celalinin başına gelmektedir!
Bu doğruyu tabiiki söyleyeceğim!
Aynı minvalde " Allahümme" ifadesinde zamir arayan ve cehli ile "alla-hümme" yazan Engse Hohola da " oradaki mim nida harfinden bedeldir" diyeceğim çünki hakikat budur ve bunu Alchindus değil arap dilinin üstadları, allameleri demektedir!
Kamil bir makale var bu hususta, amma şu anda sayfaya ulaşılamamakta, belleğe alınan sayfadan şu kısımlara nazar ediver!
|
اَللَّهُمَّ “Allahümme” (=Allahım) Kelimesinin Anlamı: اَللَّهُمَّ “Allahümme” kelimesinin anlamının, يَا أَللهُ “Ya Allah/Allahım” olduğu hususunda herhangi bir ihtilaf yoktur.
|
Makale pek uzundur, bundan mütevellid " Allahümme" ifadesindeki " mim" harfi üzerinde allamelerin telakkilerinin tafsilatını tamamıyla buraya almıyorum, yanlız şu kısım
Bazıları da, اَللَّهُمَّ ifadesindeki “mim” harfinin ta’zim etmek ve saygı göstermek için bu kelimeye ilave edildiğini belirtmişlerdir. اَلزُّرْقَةُ
“ez-Zurka” (=mavi) kelimesine “mim” harfini ilave etmek sûretiyle زُرْقُم
“zurkum” olması ve الإبن “el-İbnu” (=oğul) kelimesine “mim” harfini ilave etmek sûretiyle وَابْنُم olması gibi.
İşte bu görüş, doğrudur ve mümkündür. Yalnız bu konunun genişçe açıklanmaya ihtiyaç vardır.
اللَّهُمَّ kelimesinin sonuna “mim” harfinin ilave edilmesiyle ile ilgili bu anlatılanların bilinmesi faydalıdır. Çünkü Allah’ın bütün isim ve sıfatlarını kapsayan, her durum ve her ihtiyaç halinde hep bu اللَّهُمَّ (=Allahümme) ifadesiyle yüce Allah’tan bir şeyler istenilmektedir.[13]
Allah’a dua eden bir kimse,اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ “Allahım! Senden istiyorum” dediği zaman, sanki o kimse, bu sözüyle, أدْعُوا اللَّهَ الَّذِي لَهُ الْأَسْمَاءُ الْحُسْنَى وَالصِّفَاتُ الْعُلْىَ بِأَسْمَائِهِ وَصِفَاتِهِ “En güzel isimleri ve yüce sıfatlara sahip olan Allah’a bu isim ve sıfatlarıyla dua ediyorum” demek istemektedir. İşte bundan dolayıdır ki, Allah’tan bir şey isterken O’nun bütün isimleriyle isteme mahiyetinde اللَّهُمَّ (=Allahümme) kelimesinin sonuna “mim” harfi getirilmiştir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v), bu hususu, sahih bir hadiste şöyle ifade etmektedir:
"Allahümme" (=Allahım) Kelimesinin Anlamı
|
mutlaka okunmalıdır!
Diğer bir husus, "Ya Allah" denebilmesi gibi, bundan bedel olarak "Allahümme" de denebilmesi niçün tenakuz olsun, bu sualinde arkadaşımız tararından cevap verilemeyen diğer sualler yanına ilavesi gerekmektedir, cevabını alamayacağımızı çünki ortada bir tenakuz olmadığını bildiğimiz halde!
Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
Hüve/O (هُوَ) adılını(zamirini) getirerek konuyu başka yere yönlendirme.
|
Bak muhterem, aslında sana bu tavırların sebebi ile "muhterem" demekte öyle içimden rahatlıkla gelmiyor amma nezaketi muhafaza edelim diye böyle söylüyorum, dönde şu açtığın başlığa bir nazar et ve nerede ise her bir mesajında en az bir hata yapmana ve bunlar sana gösterildiğinde edepli bir rucu yerine yeni hatalar yapmana bak ve bunlara yenisini ne yüzle eklediğini bize izah et!
Zamir meselesini arapça cehaletin sebebi ile açan sen misin biz miyiz!
Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
Size "adıllar konusunda uzlaşıya varalım" dememin nedenine geleyim; Çünküsü şuydu; Maide 114 ayetinde allahümme sözcüğü, alla-hümme'dir.
|
Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
Çünkü "he" harfini "alla-hü" sözcüğüne bitiştirirsek, mim harfinin şeddelenmişliği ile okunan "mme (مَّ)" geriye kalacak. Böyle bir adıl/ zamir, arapçada yoktur.
|
İmdi görüyor musun " Allahümme" bahsinde zamirleri kim nasıl koyu bir cehalet ile gündeme getirmiş
Biz başlıktaki her mesajından sonra yaptığımız gibi buradaki galiz büyük affedilmez hatanı tashih ettik, ve lafza-i celali kuranda gösteren zamiri zikrettik o kadar!
Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
Haa, yönlendirmek mi istiyorsun? Ben de sana derim ki; Getirdiğin hüve (هُوَ) Erkil/Müzekker tekil adıldır. Tapındığın mabuduna erkek cinsiyeti biçmiş oluyorsun öyle yapmakla.
|
İşte söylüyorum her daim, internet allameliği ile, translate vasıtaları ile anca bu kadar olur!
Bilmez misinki bir dilde eril ve dişil ifadeler var ise umumi kapsayıcı ifadeler eril şekilde yazılır!
İmdi türkçemizde eril ve dişil ifadeler yoktur!
Bundan mütevellid belki mevzuya tam intibak edemeyeceklere biraz izah gerekir!
Farzedelimki türkçe şöyle bir söze denk geldik " O bir öğretmen"
İmdi bu sözde kastolunan öğretmenin erkek mi dişi mi olduğuna dair hiçbir belirti yoktur, bu kelamdan öğretmenin cinsiyetini anlayamayız!
Biz türkçede bir kimseyi işaret etmek istediğimizde kişi erkek de olsa kadın da olsa " O" deriz, amma eril ve dişil ifadeler olan dillerde bu böyle değildir!
İngilizceden misal verelim, eğerki birisi " She is a teacher" diyor ise bahsi edilen öğretmenin dişi olduğunu biliriz!
İşte bunun gibi arapçada da müzekker yani eril ve müennes yani dişil ifadeler vardır!
Arap lisanında bütün sözcükler içün, isim, fiil ve edatların yapısında bu hal yani müzekkerlik ve müenneslik hali alameti mevzubahistir!
Misalen şehir ülke kabile isimleri müennes dişil kabul edilir, vucutta çift olan azalar müennes kabul edilir, yine cansız isimlerin cemiisi müennes kabul edilir!
Burada kelime ve isimlerin müennes olması işaret edilenleri dişi yapmadığı gibi, zikrettiğim eril ve dişil ifadeleri olan dillerde umumi kapsayıcı, cinsiyetten azade ifadelerin eril/müzekker şekilde yazılması keyfiyetide zikrolunan özneyi eril yapmaz!
Bundan mütevellid lafza-i celali işaret eden zamir arap lisanında iki halde olabilir idi, eril veyahut dişil!
Zat-ı zülcelal cinsiyetten münezzeh olduğu içün "hüve" eril zamirinin kullanılması doğaldır!
Amma internet allameleri bunu bilmez, bilemez!
Yine onlar kuranda genel kapsayıcı bütün nas içün olan ifadelerinde müzekker geldiğini bilmez!
Amma bilmeden ahkam keserler!
Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
Kuran ayetlerinde muhammet, ya allah (يَااَللهُ) bitişikli sözcüğünü hiç kullanmamış olmasından ötürü, onu örnekleyemiyorsun.
|
Halin pek hüzün verici!
Arap lisanında "Ya Allah" denebiliyor oluşu ve bunun lafza-i celalin başındaki "el" in lam-ı tarif olmadığını göstermesi keyfiyeti malum ortada iken, ben kuranda böyle bir kullanım misali getirmek zorunda mı olmaktayımki böyle bir gayretim olsun!
Diğer bir husus ben "kuranda böyle bir kullanım vardır" mı demişim yoksa " arap dilinde, dilim yapısı grameri noktai nazarından lafza-i celalin başına nida harfi gelebilmekte" mi demişim konunun allamelerinden nakille!
Ve cari kullanımları göstermiş miyim göstermemiş miyim!
Bunlar bir tarafa birde kalkıp bizzat verdiğin " Allahümme" ifadesindeki " mim" in " Ya" dan bedel oluşunu ortaya koymuş muyum koymamış mıyım!
Yani " Allahümme" ninde "Ya Allah" demek olduğu ve bundan mütevellid batıl iddianı çürüten bir delil oluşu ortaya konmuş, bu hal zahir iken sen ne demektesin
Ah Engse Hohol, sana ne dedim ben, cahiliyye şiirini biraz tetkik et dedim değil mi!
Bak bunu yapmaya mecalin yoksa, bu mesajımda "Allahümme" içün adresini verdiğim makaleyi dikkat ile tetkik et, orada arap şiirinde "Ya Allah" kullanım örnekleri göreceksin!
Engse Hohol´isimli üyeden Alıntı
Şu katışıksız, yalın dumunudaki اللَّ -alla sözcüğünü kopyalayıp babylon sözlüğüne yapıştırarak arattırıyorsun
|
İşte zati bütün hatalarının, kifayetsiz kalışının hikmeti burada gizli!
Bu konuya yazdığım daha ikinci mesajda ne demiş idim!
Alchindus´isimli üyeden Alıntı
İmdi bu hal arapçadan ingilizceye, oradan da türkçeye tercüme yapıp tenkitçilik yapılacağını sananları bana hatırlatmakta!
|
Bu halin o kadar bariz belli idiki, şu sözün öngörü olması dahi mümkün değil, zahir haldi bu!
Ben bazen meal münekkidlerini tenkid ederim, ama onların hali ve merhalesi senin şu halinden daha iyidir!
Arapçadan ingilizceye, oradan da türkçeye tercüme yapıp, nahiv konularında allamelik yapılacağını sanmak, meal münekkitliğinden daha büyük delalettir
İmdi nasılki " Allahümme" bahsinde yapacağın fahiş hatayı tahmin edip, evvela yazmanı ve cehlinle yüzleşmeni bekledik, aynı o şekilde buradada yapacağını tahmin ettiğimiz galiz hatanı, maharetli çarpıtmanı bekleyeceğiz sonrada sana inşallah " zamirler" i öğrettiğimiz gibi işin hakikatini göstereceğiz!
Gerçeğe sadakat şart!
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:56 .
|