
25-03-2010, 10:00
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 29 Jun 2009
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.703
|
|
Tanrı ve kanıt hakkında.
|
Tanrının varlığı, kanıta dayanmadığı için hiç bir kanıt, tanrı ile ilişkilendirilemez. Tanrı, bireyci çıkarını, toplumun çıkarının üstünde tutan insanların, tanrılaşma isteğinin, bilinçaltına yansıttığı düşten başka bir şey değildir. Kuşkusuz bu durumu kendileri bilmemektedirler.
Olmayan bir şeyi hiçbir kanıt yok sayamaz.
Neden tanrının varlığı kanıta dayanmaz?
Çünkü tanrıya inandığını söyleyen kişiler tanrıyı koşulsuz kabul etmişlerdir. Kanıt ile tanrıya ulaşmamışlardır; çıkarları öyle istediği için tanrıyı benimsemişlerdir. Bu yüzden kanıta gerek yoktur.
Çünkü tanrının varlığının veya yokluğunun kanıtı yoktur.
Kendi varlığının nedeni olarak tanrıyı görenlerin, kanıt gibi oyalanacak olgulara gereksinmeleri yoktur.
Çünkü onlara göre bu yaşam geçicidir, zevk ve sınama merkezidir; amaç, sonsuz yaşamı bize vadeden öteki yaşamdır.
Tanrı ile kanıt arasındaki ilişki zor bir ilişkidir. Ancak, kanıtsız ve sorgusuz tanrıya inandığını söyleyen kişiler bir ev, bir araba, bir yat aldığında en ince detayına kadar sorgular ve onlarca soru sorarlar.
Tanrıya taptığını söyleyen bir kişinin, son model bir arabası çizildiğinde çılgına döner. Gece yatağında rahat uyuyamaz bu kişiler. Akıllarında tanrı değil, araba, yat, kat, kadın/erkek gibi nesnel gereksinimler vardır. Bu yüzden tanrıya inandığını söyleyenler bilinçaltlarında kendi tanrılığına inanırlar. Yoksa bu denli varsıllık düşü, bu denli nesnel araçları elde etmek için bu denli çırpınmaz bu denli takla atmazlardı.
Tanrı ve kanıt arasında hiçbir bağlantı yoktur.
Evrimin varlığı tanrının yokluğunun kanıtı değil ama tanrıya inandığını söyleyen kişinin öldükten sonra yok olacağının kanıtı sayılabilir.
Evrime karşı çıkmanın temel nedeni kişilerin yaşamlarında edindikleri mülkleri ölüm ile birlikte yitirmesi ve kendisinin sonsuza dek bu nesnelerden ve bu nesnelerin verdiği hazlardan uzaklaşma tedirginliğidir. Peki, nedir bunca nesneyi biriktirme isteğinin altında yatan nedeler?
Beyin yapısı, düşünme eylemini kaldıracak düzeyde olmayan insanlar durduk yere kendilerini başkaları karşısında aşağılarlar. Çünkü beyin yapıları düşünmeden çok başkaları ile yarışa odaklanmıştır. Yarışta geri kalmak aşağılanmanın başlangıcıdır. Eğer yarışa hemen katılmaz ve nesneleri biriktirmezsen en aşağılık insan sensindir.
Bir araba, bir ev, bir eş edinerek yarışa başlayanlar, hiç gereksinimleri olmadığı halde (koç gibi, sabancı gibi) nesneleri biriktirdikçe biriktirirler. Neden biriktirdiklerini de bilmezler. Çünkü o denli yarışa kendilerini kaptırmışlardır ki, ne ölüm akıllarına gelir ne de bu yarışta neden birinci olmaya çalıştıkları.
Aşağılanmanın nedeni toplumcu düşünememektir ancak bu da o kişinin biyolojik yapısı ile ilgilidir.
Evrim bize yalnızca geçmişi değil geleceği de gösterir. Biz geleceğimizi öğrenmek için evrimi anlamaya çalışıyoruz. Yoksa tanrının varlığı veya yokluğunun kanıtlarını aramak değildir niyetimiz.
Tanrının varlığı veya yokluğu bizim bilinç düzeyimiz ile ilgili bir kavramdır. Tanrıyı arayan kuşkusuz onu bulacaktır.
Ancak 6,5 milyar insan tanrıyı değil kendi bireyci çıkarını aramakta ve yarattığı tanrıyı da buna alet etmektedir.
|
http://tanselsemir.blogspot.com/2010...ok-olmasi.html sitesinden alıntıdır.
Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür Değildir.
Epiktetos
Konu tensiz.denek tarafından (30-03-2010 Saat 19:24 ) değiştirilmiştir.
Sebep: kaynak
|

25-03-2010, 10:20
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 02 Nov 2005
Bulunduğu yer: İzmir
Mesajlar: 314
|
|
Sevgili Saroz,
Yazınızı çok beğendiğimi söylemeliyim. Ve "İnsan+Menfaat = Tanrı" sözü ile noktayı koyayım dedim.
sevgiler....
|

25-03-2010, 12:47
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 05 May 2009
Mesajlar: 3.495
|
|
Sayın saroz,
Açıkçası yazınız çok karışık, neden mi?
Tanrı, çıkar, Koç, Sabancı, Evrim, kanıt, vs. vs.
Ne anlatmak istediğinizi açıkçası anlayamadım. Tanrı ve kanıt ile Koç'un, Sabancı'nın ne alakası var? Emekçi olduğunuz için mi arada onlara da dokunayım dediniz?
Ve arada bu tür dokunmalar yapmayı sanırım bir huy edindiniz. Ne maksat ile yaptığınızı ve size ne kattığını anlayamasakta tuhaf karşıladığımı dile getirmek istiyorum.
|
saroz Diyor ki
Beyin yapısı, düşünme eylemini kaldıracak düzeyde olmayan insanlar durduk yere kendilerini başkaları karşısında aşağılarlar. Çünkü beyin yapıları düşünmeden çok başkaları ile yarışa odaklanmıştır. Yarışta geri kalmak aşağılanmanın başlangıcıdır. Eğer yarışa hemen katılmaz ve nesneleri biriktirmezsen en aşağılık insan sensindir.
Bir araba, bir ev, bir eş edinerek yarışa başlayanlar, hiç gereksinimleri olmadığı halde (koç gibi, sabancı gibi) nesneleri biriktirdikçe biriktirirler. Neden biriktirdiklerini de bilmezler. Çünkü o denli yarışa kendilerini kaptırmışlardır ki, ne ölüm akıllarına gelir ne de bu yarışta neden birinci olmaya çalıştıkları.
|
Emek konusunda, iş konusunda ciddi düşünce yanlışlarınız var. Mesela bana göre, Koç için, Sabancı için, hiç gereksinimleri olmadığı halde nesneleri biriktirdikçe biriktirirler demeniz yanlış. Bir kere firmanın ne kadar büyüdüğü, ne kadar biriktirdikçe biriktirmesi kimseyi ilgilendirmez. Burada düşünülmesi gereken, firmanın büyüdükçe iş istihdamının artmasıdır.
Saygılarımla
Rabbim; Ben hiçim, Azametin karşısında acziyetimin bilincindeyim. Sen ne yazarsan güzel. Sen neyi silersen güzel. İstediğin gibi yaşat. İstediğin gibi öldür.
|

25-03-2010, 13:25
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 29 Jun 2009
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.703
|
|
EnvyMe´isimli üyeden Alıntı
Sayın saroz,
Açıkçası yazınız çok karışık, neden mi?
Tanrı, çıkar, Koç, Sabancı, Evrim, kanıt, vs. vs.
Ne anlatmak istediğinizi açıkçası anlayamadım. Tanrı ve kanıt ile Koç'un, Sabancı'nın ne alakası var? Emekçi olduğunuz için mi arada onlara da dokunayım dediniz?
Ve arada bu tür dokunmalar yapmayı sanırım bir huy edindiniz. Ne maksat ile yaptığınızı ve size ne kattığını anlayamasakta tuhaf karşıladığımı dile getirmek istiyorum.
Emek konusunda, iş konusunda ciddi düşünce yanlışlarınız var. Mesela bana göre, Koç için, Sabancı için, hiç gereksinimleri olmadığı halde nesneleri biriktirdikçe biriktirirler demeniz yanlış. Bir kere firmanın ne kadar büyüdüğü, ne kadar biriktirdikçe biriktirmesi kimseyi ilgilendirmez. Burada düşünülmesi gereken, firmanın büyüdükçe iş istihdamının artmasıdır.
Saygılarımla
|
Sayın Enveyme, bir resme baktığınızda, resmin tamamına bakarak ayrıntıları değerlendirirsiniz. Size karmaşık gelen, saydığınız konular resmi tamamlayan ayrıntılardır.
Bahsettiğiniz, ''Tanrı, çıkar, Koç, Sabancı, Evrim, kanıt, vs. vs.'' objeler tek tek verilip bir kompozisyon hazırlayın dense, sanırım yukarıdaki yazı çıkardı.
Birkaç zenginin tüm üretilenleri biriktirip, diğer insanlara sadece emeklerini satabilecekleri (istihdam) bir ortam yaratan düzen, insanlara mutluluk ve huzur getiremez.
Biriktirmek yerine, insanlığın ulaştığı üretim düzeyinden, ve ürünlerinden, tüm toplum üyelerinin herkese yeteneğine göre, herkese ihtiyacı kadar faydalanabildiği bir sistem daha üretken ve huzurlu olacaktır.
Saygılar.
Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür Değildir.
Epiktetos
|

25-03-2010, 14:07
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
|
|
bence o kadar da karışık değil envy me.
hele bir cümlesi var ki başka söze hacet bırakmamış.
''Kanıt ile tanrıya ulaşmamışlardır''
evet aynen öyle.
siz imanı kucağınızda buldunuz.tanrıya hangi kanıtla ulaştınız da ondan sonra iman ettiniz ki.
önce iman ettiniz sonra da beyhude yere kanıt arayıp duruyorsunuz.
o halde kanıtları boşverin,
sorun kanıtlarda değil.sorun sizin motivasyonunuzun kaynağında ve o kaynak kanıtlarla alakalı değil.
tamamen psikolojik.
asla tanrı VAR ve ben de ona iman ediyorum diyemezsiniz.
söylediğiniz şu:
tanrı OLMALI:
neden?
şundan bundan falan filan ötürü.
neyden ötürü olursa olsun.
sonuçta OLMALI olduğuna karar veren sizisiniz.
tanrıyı yarattınız.
kendi yaratınıza iman ettiniz sonrada.
şimdi de kendi imanınızı kanıt olarak sunuyorsunuz.
bu ne yaman çelişki envy me.
gerçeğe OLMALI ile yaklaşırsanız arzularınızı gerçek zannedersiniz.OLMALI larınızın yaratıcısı olursunuz.
gerçeğe gerçek ne diye yaklaşmalısınız.
neden dindarlar öncelikle kapitalizmden yanadır.daha mantıklı olduğu için mi.
hayır dindar olmalarını sağlayan düşünce biçimi kapitalist sömürüyü de haklı gören şeyin kendisidir.
onların beyinleri öyle olduğu için tanrıya imnanırlar ve o beyin sömürüyü de meşru görmek üzere programlanmıştır.
|

25-03-2010, 15:38
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 29 Jun 2009
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.703
|
|
Sayın Anarchist ve sayın Nogada, tartışmalarımız konu dışına çıktığından, politika bölümünde ''Kapitalizmden sosyalizme geçmek zorundayız'' başlığına taşıdım. oradan devam edeilirsiniz.
Saygılar.
Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür Değildir.
Epiktetos
|

25-03-2010, 15:40
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
|
|
sayın nogada
sizi bir seneden fazladır tanıyorum.
onlarca başlıkta karşı karşıya tartıştık.
suudcu olmadığınızı da biliyorum.
siz de benim ne olduğumu bilmeliydiniz.
bir zamanlar ki kutuplaşma hakkında ise kısmen sizle aynı düşünüyorum.
ancak bunun sosyalizmle ne alaksı var.
ben emekten yanayım.
elbette birileri de sermayeden yana.
şimdi kutuplaşma olmasın diye emekten yana olmaktan mı vazgeçeyim.
madem geçmişinizde sosyalizm var, kapitalizmi tanımış olamlıydınız.
şu yada bu sebplerle bir tanrıya inansanız bile sosyalizmden vazgeçmeli değildiniz.
çin sscb örnekleri de sizi sosyalizmden vazgeçirmemeliydi.
çünkü sömürü dün vardı ve şu anda devam ediyor.
bu sömürüye karşı olmaktır sosyalizm.yoksa ideoloji değildir.
tartışılmaz dogma hiç değildir.
sosyalist olmank stalinist olmayı zorunlu kılan birşey de değildir.
tartışırız derken bunları tartışırız demek istiyorum.
ama bu başlığı bu hale getirdiğim için öncelikle sevgili sarozdan, ve mahalle ağzıyla konuştuğum içinde sizden özür dilerim.o konuda haklısınız.
ama sadece o konuda.
gerek başlığın bağlamı, gerekse o bağlamı saptırabilmek adına dejenere bir sosyal faşizm üzerinden sosyalizmi eleştirmeniz ve kapitalizmi olumlulamanız, gerekse kendi kişisel değişim ve dönüşümünüz üzerinden bizi saf ve anlayışsız ilan etmeniz gibi bir çok açıdan tamamen haksızsınız.
ancak bu boktan hayatta o an bizi meşgul eden birşeye takılıp kaldığımız anlar oluyor.o anlarda böyle hatalar da yapabiliriz.
böyle bir ana denk geldiğini varsayıyorum.
tekrar kanıt üzerine yorum yapın.ama sosyalzimi tartışmak istiyorsanız bizi davet ettiğiniz dürüstlüğü göstereceğinize şüphe bırakmadan başka başlıkta tartışma açın.
|

25-03-2010, 15:43
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Jun 2009
Mesajlar: 1.459
|
|
Allah'ın varlığının iki çeşit kanıtı vardır, birisi "Zahir" diğeri "Batın" sıfatında gizlidir.
Dolayısıyla açık göz ile Allah'ı görebilmek mümkün değildir çünkü Allah Batın'dır. Ancak Zahir sifatı üzerinde araştırma yapıldığı takdirde Allah'ın varlığının kanıtına ulaşılabilinir..
|

25-03-2010, 15:46
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
|
|
o halde yapılmış araştırmalarınız olmalı sayın barudi
bunlardan örnekler getirerek kanıtlayın da biz de görelim o kanıtları
|

25-03-2010, 15:50
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 May 2009
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 2.318
|
|
Anlıyorum Sayın Anarchist...
Bende aynı şekilde Sayın Sarozdan ve münakaşa boyutuna getirdiğim yazılarımdan dolayıda sizden özür diliyorum...
Saygılarımla...
Görmeyipte Korktuklarımız Sevmediklerimiz,Görmeyipte Sevdiklerimiz İnandıklarımızdır...!!!
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:52 .
|