Acımasızca sorgulayan, araştıran beyinlerce konunun böyle olmadığı görülür(derin düşünenler), müslümanların düşünceleri zaten ortada, bilmedikleri birşeyi reddetmedeler.
Şimdi bu, toplumları yönlendiren söz de din adamı sınıfındakiler - ki böyle bir din adamı sınıfı emevi totemistliğinden gelme - evrimin olmadığını, olamıyacağını sözüm ona kendini mahallesinin mehdisi sanan hoca efendi, şeyh efenlerin düşünceleri İslâm inancına mal edemezsiniz, en azından aklı bulunması gereken yerde olmayıp başka bir yerlerine girenler bunu yapmamalılar.
Darwin'den yaklaşık olarak bir asır önce yaşamış, İbrahim Hakkı Erzurumi (ismi Allah, rahmet eylesin), büyük bir mutasavvıf ve zamanın velisiydi. Söyledikleri, evrime karşı değil. Evrimin ta kendisini anlatmada. Müslümanların reddetiği ama gerçekte Mü'minlerin kabul ettiği, evrim hakkında ki sözlerini Marifetname adlı kitabında okuyabilirsiniz. Aynen naklediyorum.
“Hak Teala’nın emir ve tesiri ile felekler ve yıldızlar hareket edip (astrolojik tesirler), dört unsuru istihale (evrim) ile birbirine karıştırıp yoğurmuşlardır. Böylece, önce madenler, sonra bitkiler, daha sonra hayvanlar meydana gelmiştir. Hayvan kemalini bulduğunda insan zahir olmuştur (hayvan gelişimini tamamladığında insanın fizyobiyolojik kullanabileceği beden belirmiştir). Bu bileşik cisimlerin dört mertebesi arasında yani maden, bitki, hayvan ve insan arasında aracı bileşik cisimler de vardır. Madenler ile bitkiler arasında vasıta ve geçit olan mercandır… Bitkiler ile hayvanlar arasında geçit hurma ağacıdır. Çünkü o bitki olmasına rağmen hayvan gibi erkeğine yakın olmadıkça (döllenme olmayıp) neticesi hurma olmaz. Hayvanlar ile insanlar arasında geçit olanların en açığı maymundur. Çünkü bütün organları, kıl ve kuyruğundan başka dışı ve içi insana benzer. Mercan, hurma ağacı ve maymun gibi maden, bitki, hayvan ve insan arasında geçit olanların varlıklarındaki hikmet, her birinin kendi mertebesi aşağısından son yükseklik derecesine ulaşması, varlıklardaki mertebelerin o silsile yoluyla tertip edilmesi ve insanlık mertebesinde nihayet bulmasıdır. Zamanın devretmesinin tamamlayıcısı ve cihan varlıklarının özü insanın var olmasıdır. Yedi yüksek babanın (felekler) ve dört aşağı ananın (anasır-ı erba’a) ve üç bileşik cisimlerin (mevalid-i selase) neticelerinin özü insan bedenidir. Belki iki cihandan sebep ve gaye, ancak hazret-i insandır…
Bu şerefli vücudun yükselişinin başlangıcı madenler olmuştur. En önce kaygan çamurdur, sonra taş mertebelerine yükselmiştir, sonra kıymetli cevherler mertebesine vasıl olmuştur… o mertebeden de yükselerek tohumsuz biten bitkiler mertebesine varmıştır. Sonra tohum ile biten bitkiler mertebesine, oradan ağaç şeklini alıp hurma ağacına kadar varmıştır. Hurma mertebesinden hayvanların mertebelerine yükselip nice seneler o mertebede ömür sürmüştür. Oradan fiil ve şekil bakımından insana benzeyen yarı insan (nesnas) ve maymun mertebesini bulup daha da yükselerek insan şekline gelmiştir.” (Marifetname, Bedir Yayınevi, s.57-60).
Bu söylediğine istinaden bu mûbareğin, evrimi destekliyor olması; ve bir kâç muhteremin de bu yönde sözleri, islâm inancının evrime karşı geldiği söylenemez.
Toplumun güttüğü, arap totemlerini müslümanlık dini sananlarca reddedilen evrim görüşü, toplumda yer olmadığından , en azından tanrı inanışlara ters geldiklerinden reddetmedeler.
Bu uye artik yok.
Konu Dr. Neo tarafından (16-05-2010 Saat 14:30 ) değiştirilmiştir.
|