Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 11-04-2010, 13:42
Cem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Cem Cem isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 23 Sep 2004
Mesajlar: 2.478

Başarı Ödülü Başarı Ödülü Başarı Ödülü Onur Üyeliği 

Standart Çanakkale, Ulusalcılık, İslamcılık

Aşağıdaki makalem birkaç yıl önce Tarih Forumumuzda konuyla ilgili yazdıklarımın gerek tarihsel tesbit ve tahlil yönünden gerekse de konunun günümüz Türkiye siyasetindeki yeri yönünden geliştirmeye çalıştığım bir versiyonudur.


Geçtiğimiz 18 Mart günü, Çanakkale zaferini ulusalcılığa mal eden kesim ile İslam’a mal eden kesimin bu tarihsel mirası paylaşamadıklarını bir kez daha izledik.

Ulusalcı kesim Çanakkale zaferini Kurtuluş Savaşı’nın provası, Türklüğün kudreti ve onuru hatta Cumhuriyete giden yola indirgerken İslami medyada gene “imanın gücü” ne indirgeyenler oldu.

Kürt sorununun ülke gündeminde ön sıralara çıktığı ve militarist “çözüm” yollarının dayatıldığı yıllardan itibaren Çanakkale zaferini anma törenleri de adeta histerik bir düzeye çıkarıldı. Bu histerinin gerçeklikten kopukluğunu “Çanakkale geçilmez!” sloganında ve 1915’de Çanakkale’yi geçemeyen İngilizlerin 7 Kasım 1918’de geçtiği gerçekliğinde görebiliriz.

18 Mart 1915 sabahı Çanakkale boğazını zorlamaya başlayan itilaf devletlerinin savaş gemileri ile Osmanlı sahil savunma bataryaları arasındaki düello saatlerce sürmüş, bazı savaş gemileri önemli hasara uğramışsa da namlu sayısının itilaf devletleri tarafına sağladığı aşırı üstünlüğün de etkisiyle öğleden sonraki saatler itibarıyle Osmanlı sahil savunma bataryaları önemli ölçüde imha olmuş veya ağır hasara uğramıştı. Bir kısım Osmanlı topunun ise aşırı atıştan dolayı ısınarak namlularının şiştiğini ve böylece kullanılmaz duruma geldiğini biliyoruz. Bu safhada sahil savunmasının zayıfladığını gören Amiral Robeck savaş gemilerini ileri sürüyor. Ardından Nusret mayın gemisinin döktüğü mayınlar imdada koşuyor ve üç itilaf zırhlısını saf dışı ederek deniz zaferini sağlayan baş etken oluyor. O halde Çanakkale savaşının 18 Mart safhasındaki deniz galibiyeti, Çanakkale müstahkem mevkisinin başarılı bir stratejik savunması sonucundan dolayı değil lokalize bir taktik başarıdan (Nusret) kaynaklanmıştır. 18 Mart sabahı itilaf donanmasında yer alan yirmi bir mayın tarama gemisinden biri Nusret’in döktüğü mayınları tesbit etseydi itilaf donanması büyük bir ihtimalle Çanakkale Boğazı’nı geçebilecekti. Çünkü yukarıda belitildiği gibi boğazın ana savunma sistemini oluşturan sahil savunma topçu bataryaları susmuştu. Bu bataryaların mensupları her ne kadar canla-başla ve kahramanca savaşmışlar ve Gaulois, Inflexible, Bouvet, Suffren gibi zırhlılara önemli hasar vermişlerse de hiç birini batırmayı başaramamışlardı.

1912’den 1915’e Değişen Neydi?

1912 yılında patlak veren Balkan Savaşı’nda Osmanlı ordusu büyük yenilgiler aldı. Selanik ve Edirne kaybedildi. Bulgar ordusu İstanbul’un Çatalca bölgesine kadar ilerledi. İstanbul düşmekten zor kurtuldu. Peki 1912’de bu kadar başarısız olan ordu üç yıl sonra ne oldu da Çanakkale’de başarılı olabildi? 1912’deki orduda millet sevgisi ve iman az mıydı? Edirne, Çanakkale’den daha mı az önemli idi? Üç yılda değişen neydi?

Üç yıl sonra değişen en önemi şey orduyu yönetenler idi. 1912’de Osmanlı ordusunu Osmanlı generalleri yönetirken Çanakkale’de yönetenler Alman idi. Bunun yanında deniz savaşının ardından olası çıkartmaya karşı erken önlem alınması ve özellikle yüksek tepelerde savunma mevzilerinin çıkartmadan evvel hazır olmasını sayabiliriz. Nitekim çıkartma 25 Nisan’da başlamış ama Liman Von Sanders daha 24 Mart’ta yarımadaya ulaşarak savunma tertibatını altı tümenle kurmuştur.

Unutturulmaya Çalışılan Başkumandan Liman Von Sanders ve Gelibolu’da Ölen Alman Askerleri

Almanya için Çanakkale’nin düşmemesi çok önemli idi. Hem batıda Fransa ve İngiltere ile savaşmakta hem de doğuda Rusya ile savaşmakta idi. Çanakkale’nin düşmesi İstanbul’un da düşme ihtimalini kuvvetlendirecek ve boğazlardan geçebilecek bir İngiliz-Fransız donanması Rusya’nın Karadeniz sahilleri aracılığıyla lojistik sağlayıp Almanya’ın doğu cephesini zora sokabilecekti. Bu sebeple Almanlar Çanakkale cephesinde Osmanlı devletini yalnız bırakmadılar. Gerek silah ve cephane gerekse pek çok kurmay subay dahil askerleriyle Osmanlı devletinin yanında yer aldılar.

25 Nisan günü başlayan kara harekatı safhasında Osmanlı birliklerinin başkumdandanı Alman general Liman Von Sanders’tir. Kara savaşının başından sonuna dek Osmanlı birliklerinin anakomutası ondadır. Svunma düzeni ve birliklerin ana manevraları onun komutlarıyla olmuştur. Bu sebeple kara zaferinin başmimarı Liman Von Sanders’tir ve onu anmaksızın Çanakkale zaferini salt başka unsurlara mal etmek doğru olmayacaktır.


Çanakkale zaferinin başmimarı Liman Von Sanders..

Çanakkale’deki Alman kurmayları Liman Von Sanders’den ibaret değil. Ana çıkartmanın yapıldığı iki sahilden biri olan Seddülbahir cephesinin komutanı once Albay Sodenstern daha sonra ise General Weber’dir (Weber paşa).

Çanakkale Savaşları anıldığında gerek ulusalcı kesimlerimizde gerekse İslamcı kesimlerde Liman Von Sanders’in adını çoğu zaman göremiyoruz. Acaba Gelibolu’daki Osmanlı ordusu komutansız mı kazanmıştı bu savaşı? İstanbul’un fethini Fatih Sultan Mehmet ile, Çaldıran’ı Yavuz ile, Mohaç’ı Kanuni Sultan Süleyman ile, Plevne’yi Osman Paşa ile, Sakarya Savaşı’nı Mustafa Kemal ile ve daha nice savaşı başkumandanı ile anan kesimler nedense konu Çanakkale Savaşı olunca başkumandanı anmıyorlar.

Geçtiğimiz yıllarda yayınlanan “Gallipoli 1915” adlı kitabın yazarı Alman yarbay Klaus Wolf, Çanakkale Savaşları sırasında 534 Alman askerinin öldüğünü söylüyor ve yarımadada onların anısına bir anıtın dikilmesini talep ediyor. Anıtın maliyetinin Almanya kaynaklı sağlanabileceğini de belirtiyor. Ancak yarımadada otuz civarında İngiliz ve Anzac anıt mezarına izin veren devlet yetkililerimiz nedense bu tek Alman anıtına bir türlü izin vermiyor ve yazar Klaus Wolf bu durumdan şikayetçi (Kaynak: Savunma ve Havacılık Dergisi).

Anlaşılan o ki Çannakkale zaferinin mirasını tek başlarına yemek isteyen ulusalcılarımız ve mukaddesatçılarımız Almanlara bu mirastan az da olsa pay vermek istememekte.
Oysa sadece Alman kurmayları değil çok sayıda Alman silahı da Çanakkale’de kullanılmıştır: Mouser piyade tüfekleri, MG08 makineli tüfekleri ve Krupp topları bunların başlıcalarıydı.


Yukarıda Alman üretimi Krupp topu Çanakkale savunmasında görevde.



Yukarıda Alman yapımı MG08 model makinalı tüfekler Alman subaylarının gözetiminde Çanakkale Savaşı’nda.

Osmanlı Mazlum mu idi?

Çanakkale savaşında Osmanlının konumu geleneksel medyamız tarafından mazlumların safı olarak gösterilse de Enver Paşa’nın çeşitli saldırılarla elde etmeyi umduğu topraklarla Osmanlıyı yeniden eski geniş topraklarına bir nebze olsun kavuşturmaya çalıştığı bir gerçektir.

Yavuz ve Midilli gemilerinin Rus limanlarını topa tutmasına göz yuman Enver Paşa’dır. Rusların Almanya ile savaşmasından dolayı Osmanlı cephesine yeterli asker aktaramayacağını ummuş ve 1914-15 kışında Doğu Anadolu’dan Rusya’ya saldırmıştır. Çanakkale Savaşı’ndan 2-3 ay önce ise Mısır’daki İngiliz birliklerine saldırı denenmiştir. Dolayısıyla tüm bu Osmanlı saldırılarından sonra gelen itilaf devletlerinin Çanakkale saldırısı Osmanlıyı mazlum konumuna sokmaya yetmiyor olmalı.

Zaferin Bileşenleri:

Alman başkomutası ve kurmayları, İttihat ve Terakki Subayları, ordunun çoğunluğunu oluşturan ve İslam inancında olup çoğu Allah uğruna savaşan Mehmetçik, Sarkis Torosyan gibi devlete bağlı Ermeniler ve Araplardan oluşan 77. Alay gibi çok sayıda bileşen Çanakkale Zaferini sağlayan kadronun bileşenleriydi.

Zaferi, İslama olan imana indirgeyemeyiz çünkü orduda önemli gayrı-müslim unsurların olmasından başka Çanakkale Savaşı’nın bitiminde diğer cephelere sevk edilen aynı askerlerin diğer cephelerde mağlup olmasını açıklamakta zorlanırız.

Diğer yandan Türk milliyetçiliğinin henüz yaygınlaşmadığı o yıllarda İttihat ve Terakki subaylarının haricinde ordunun çok büyük bir bölümünün milliyetçi duygularla değil dinsel duygularla savaştığını, “Yurdu gavurdan kovmak” anlayışının hakim olduğunu kabul etmek gerekiyor.

Sonuç:

Tüm savaşlarda olduğu gibi Çanakkale Savaşı’nda da galibiyetin açıklaması Askeri Bilimler ve Sosyal Bilimler çerçevesinde ele alınmalıdır. Uluslararası ittifaklar, savaş alanlarının hangi tarafa coğrafi avantaj sağladığı, lojistik merkezlere uzaklıklar, ordu personelinin askeri eğitimi ve beceri düzeyi, silahların nicelik ve nitelik olarak durumu, moral motivayon gibi unsurlar zaferi oluşturan bileşkelerdir.

Çanakkale zaferini ulusal duygulara, imana ve kahramanlığa indirgeyen her anlayış bilimsellikten uzaktır. Bu duygular savaşta önemli öğelerdir ama belirleyici öğe değillerdir. Zaten bundan dolayıdır ki Hz.Muhammed’in ordusu Uhud’da ve Muta’da yenilmiş, Çanakkale galibiyetini sağlayan askerler de Filistin’de, Irak’ta ve Doğu Anadolu’da yenilmişlerdir.

Çanakkale Savaşı hakkında yaratılan dezenformasyon ve histeri, İslamcı kesimden daha çok bugün ulusalcı-militarist kesimlerin en büyük beslenme kaynağıdır.

Resmi törenlerde gerek Çanakkale’de gerekse diğer cephelerde yüzbinlerce insanımızın ölümüne sebep olan Enver Paşa ve İttihat Terakki zihniyeti sorgulanmamakta, bu şekilde halkın günümüzdeki militarist devlet politikalarını da sorgulamadan kabulü sağlanmaya çalışılmaktadır. “Onlar savaşı sorgulamadılar ve öyle öldüler, siz de savaşları sorgulamayın, işin karar kısımını bize bırakın, siz sadece savaşın” denilmek istenmekte, ölüme methiye yapılmaktadır.

Günümüze ve geleceğe yönelik umut vaad eden projeler sunamayanlar, gereksindikleri gıdayı geçmişte aramakta ve bunu bile dezenformasyonla yapmakta, histerik düzeyde ise yaşamaktadırlar.

Bundan sonraki zaferlerimizin demokraside, barışta, insan haklarında, kültürde ve sanatta gelmesi dileğimle.

Not: Bu yazım yaziyaz.com ve komunistforum'da da yayınlanmıştır.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 15-04-2010, 02:16
prometheus4517 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
prometheus4517 prometheus4517 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Oct 2007
Mesajlar: 406
prometheus4517 - İCQ üzeri Mesaj gönder prometheus4517 - MSN üzeri Mesaj gönder prometheus4517 - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart

Sayın Cem,

yazınızın büyük bir bölümüne katılmakla birlikte özellikle şu cümlenize karşı çıkmak durumundayım:

"Çanakkale Savaşı hakkında yaratılan dezenformasyon ve histeri, İslamcı kesimden daha çok bugün ulusalcı-militarist kesimlerin en büyük beslenme kaynağıdır. "

Haklısınız büyük bir dezenformasyon halen devam etmektedir. fakat en büyük beslenme kaynağı olarak gösterdiğiniz adresin yanlışlığı konusunda alanda yıllardır bulunmama, çok kez rehberlik yapmış olmama ve halen devam etmeme, ve ayrıca birebir deneyimlerime dayanarak şunları söylemek istiyorum:

emin olunuz ki militarist kesim bu konuda çok geniş bahsettiğiniz bilimsel araştırmalar yürütmektedir ve en sağlam ve değerli kaynaklar bizzat ordunun ön ayak olduğu kaynaklardır. savaşı tam da överek bahsettiğiniz şekilde incelemektedirler. dilerseniz bu konuda kaynak edinmenize yardımcı olabilirim.

fakat propaganda konusunda ulusalcı-militarist kısım islamcıların eline su bile dökemez. bizzat islamcı gruplara bile rehberlik yaptım. alandaki islamcı propaganda dudak uçuklatacak düzeye ulaşmış bulunmaktadır. çanakkale savaş alanları kokartlı rehberlerinden ve bu kişilerin derneklerinden konu ile ilgili çok daha detaylı bilgi edinebilirsiniz.

buraya kısaca özetleyerek yazarken bile islamcıların asılsız sapık iddialarına karşı olan tiksintimden tüylerim diken diken oldu. o kadar tiksindirici yani. tahmin ediniz.

sizin de bu konuda bir önyargınız olduğunu görüyorum. ulusalcı-militarist kesim keşke hapisten çıksa da bu alanı daha çok sömürse, islamcıların propagandalarının önünü kesse. emin olun alandaki kokartlı rehberler de, çanakkale halkı da, önümüzdeki günlerde gelecek olan avustralyalı dostlar da bir nebze olsun, doğru bilgilere ve gerçek istatistiki/bilimsel verilere ulaşma konusunda bir nebze olsun rahat edecektir.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 15-04-2010, 22:18
al bundy al bundy isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Apr 2009
Mesajlar: 598
Standart

Cem,

Hangi kaynaklardan yararlandın merak ediyorum çünkü çok ön yargılı ve ciddi hataları bulunan bir yazı.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 16-04-2010, 00:03
müşkülpesent - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
müşkülpesent müşkülpesent isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Oct 2009
Bulunduğu yer: Sınır
Mesajlar: 504
Standart

Tarihin ders kitaplarında anlatıldığından çok daha farklı olduğu bilincine varılmadıkça, eğitim sisteminin anlattığı masallar ciddiye alınmaya devam edecek. Çanakkale savaşı, bulunduğu dönemle bir bütün olarak ele alınınca, ortaya çıkarılan efsanenin ne kadar asılsız olduğu ortaya çıkar. Bu bakımdan yazı çok iyi işlenmiş.

Kitaplarda, 1. Dünya Savaşı sırasında açılan bir kaç cephede Almanların Osmanlı'yı yüzüstü bıraktıkları sıkça yer alır, ancak bu yazıdaki Alman komutanlarından hiç söz edilmez. Ordumillet güruhunu ayakta tutabilmenin bir yoludur tarihi yanıltmak.

Non Serviam!
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 16-04-2010, 00:49
al bundy al bundy isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Apr 2009
Mesajlar: 598
Standart

müşkülpesent´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Tarihin ders kitaplarında anlatıldığından çok daha farklı olduğu bilincine varılmadıkça, eğitim sisteminin anlattığı masallar ciddiye alınmaya devam edecek. Çanakkale savaşı, bulunduğu dönemle bir bütün olarak ele alınınca, ortaya çıkarılan efsanenin ne kadar asılsız olduğu ortaya çıkar. Bu bakımdan yazı çok iyi işlenmiş.
Neymiş o masallar, efsaneler anlat da öğrenelim.


Bunları yazıp konuyla ilgili salladığına göre ilgili birkaç şey okumuşsundur umarım. Resmi tarihin masallarından(!) bahsettiğine göre gerçeğe hangi kaynaklardan ulaştın merak ediyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 16-04-2010, 01:30
müşkülpesent - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
müşkülpesent müşkülpesent isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Oct 2009
Bulunduğu yer: Sınır
Mesajlar: 504
Standart

al bundy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Neymiş o masallar, efsaneler anlat da öğrenelim.
Hangi başlığın altına yazdığınızı unuttunuz sanırım. Anlatılan olay başlıbaşına bir tarihin nasıl efsaneye dönüştürüldüğüyle ilgili. Gerek islamcılar gerek ulusalcılarla.. Sadece bu ülkedeki Atatürk ile ilgili yapılan filmler bile, tarihin nasıl bir anda çarpıtılıp, efsaneleştirilebileceğine birebir örnek. Bunu bu şekle sokmaya müsait kılan da resmi tarih adı altında verdikleri dersler.

al bundy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bunları yazıp konuyla ilgili salladığına göre ilgili birkaç şey okumuşsundur umarım. Resmi tarihin masallarından(!) bahsettiğine göre gerçeğe hangi kaynaklardan ulaştın merak ediyorum.
Dert etmeyin milli tarihi ve öncesini iyi biliyorum. Bildiğim için yedirilen tarih üzerinden yorum yapabiliyorum. Kaldı ki hiç tarih bilmeyen birisinin bile şu resmi tarihte sürekli yüceltilen türk kimliğini gördüğünde, durumdan kıllanması gerekir. Ama resmi tarih kabaran milliyetçilik duygusunu bu kadar tetiklerken, bunu sorgulamaya ne gerek var, öyle değil mi?

Bence siz benim tarihi ne kadar iyi bildiğimi değil de, kendiniz tarihi ne kadar iyi biliyorsunuz bunu sorgulayın.

Bu konuyu dağıtmamak adına size verdiğim ilk ve son cevaptır.

Non Serviam!
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 16-04-2010, 11:37
al bundy al bundy isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Apr 2009
Mesajlar: 598
Standart

müşkülpesent´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Hangi başlığın altına yazdığınızı unuttunuz sanırım. Anlatılan olay başlıbaşına bir tarihin nasıl efsaneye dönüştürüldüğüyle ilgili. Gerek islamcılar gerek ulusalcılarla.. Sadece bu ülkedeki Atatürk ile ilgili yapılan filmler bile, tarihin nasıl bir anda çarpıtılıp, efsaneleştirilebileceğine birebir örnek. Bunu bu şekle sokmaya müsait kılan da resmi tarih adı altında verdikleri dersler.
Ben zaten başlıktaki yazının birçok hatası olduğunu ve doğru sayılamayacak bir yazı olduğunu belirttim zaten. Size de bu yazıyı yazarken ve resmi tarihin yanlış olduğunu iddia ederken hangi kaynakları kullandığınızı, doğruyu ne ile bulduğunuzu soruyorum. Yoksa sırf "resmi tarih ne söylüyorsa yanlıştır, tersini yazan doğrudur" mantığıyla netten önünüze gelenleri kabul mu ediyorsunuz?

Dert etmeyin milli tarihi ve öncesini iyi biliyorum. Bildiğim için yedirilen tarih üzerinden yorum yapabiliyorum. Kaldı ki hiç tarih bilmeyen birisinin bile şu resmi tarihte sürekli yüceltilen türk kimliğini gördüğünde, durumdan kıllanması gerekir. Ama resmi tarih kabaran milliyetçilik duygusunu bu kadar tetiklerken, bunu sorgulamaya ne gerek var, öyle değil mi?

Bence siz benim tarihi ne kadar iyi bildiğimi değil de, kendiniz tarihi ne kadar iyi biliyorsunuz bunu sorgulayın.
Yo, bence az bile yüceltiliyor. Mesela son zamanlarda Kürtçülerin Atatürk'ün muhtariyet verip sonra bundan caydığı iddiaları var, İslamcıların zaten daha önceden bu tarz iddiaları vardı bile. Ders kitaplarında, resmi tarihte milli mücadeleyi birlik içinde, hep beraber kazandığımız yazılır. Ben de buna karşı çıkıyorum mesela. Sizin resmi tarihi sorgulamanız bir de bu yönde olsun. Bakalım Kürtler milli mücadeleye gerçekten destek vermişler midir, destek verenler mi karşı çıkanlar mı daha fazladır? Veya müslüman geçinenler milli mücadelede katkı mı sağlamışlardır yoksa en büyük zararlar, isyanlar onlardan mı gelmiştir? Her fırsatta Türk, Atatürk ve cumhuriyete kin kusmakla görevli alternatif tarihçiler(!) ve sizler bir de bunları araştırın. O sorgulayıcı, tabu yıkıcı kimliğiniz bir de bu efsaneleri araştırsın.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 16-04-2010, 12:21
müşkülpesent - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
müşkülpesent müşkülpesent isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Oct 2009
Bulunduğu yer: Sınır
Mesajlar: 504
Standart

al bundy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ben zaten başlıktaki yazının birçok hatası olduğunu ve doğru sayılamayacak bir yazı olduğunu belirttim zaten. Size de bu yazıyı yazarken ve resmi tarihin yanlış olduğunu iddia ederken hangi kaynakları kullandığınızı, doğruyu ne ile bulduğunuzu soruyorum. Yoksa sırf "resmi tarih ne söylüyorsa yanlıştır, tersini yazan doğrudur" mantığıyla netten önünüze gelenleri kabul mu ediyorsunuz?
Ortada bir yazı var ve bu yazının hatalı olduğunu iddia eden sizsiniz. Önce siz neyin, neden hatalı olduğunu belirtin ondan sonra karşı taraftan kaynak isteyin. Bu işler bu şekilde yürümez. Tarihi netten mi öğreniyorsunuz, bilmeden sallıyorsunuz gibi boş iddialarınıza da cevap vermeyeceğim.

al bundy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yo, bence az bile yüceltiliyor. Mesela son zamanlarda Kürtçülerin Atatürk'ün muhtariyet verip sonra bundan caydığı iddiaları var, İslamcıların zaten daha önceden bu tarz iddiaları vardı bile. Ders kitaplarında, resmi tarihte milli mücadeleyi birlik içinde, hep beraber kazandığımız yazılır. Ben de buna karşı çıkıyorum mesela. Sizin resmi tarihi sorgulamanız bir de bu yönde olsun. Bakalım Kürtler milli mücadeleye gerçekten destek vermişler midir, destek verenler mi karşı çıkanlar mı daha fazladır? Veya müslüman geçinenler milli mücadelede katkı mı sağlamışlardır yoksa en büyük zararlar, isyanlar onlardan mı gelmiştir? Her fırsatta Türk, Atatürk ve cumhuriyete kin kusmakla görevli alternatif tarihçiler(!) ve sizler bir de bunları araştırın. O sorgulayıcı, tabu yıkıcı kimliğiniz bir de bu efsaneleri araştırsın.
Bakış açısı kürtçü türkçü düzeleminde olan birisine bu konuda söylenecek çok da söz yok aslında. Bu konuda tartışabilmek için önce insanların sınıflandırılamayacağını kavramak gerekir. Ancak yine de bildiğinizi sandığınız bir yanlışı düzeltelim. Milli mücade sırasındaki birlik beraberlik tanımlamalarınızdan savunduğunuz resmi tarihi ne kadar yüzeysel bildiğinizin ortada.

Bunu ilk öğretim döneminde evet bu şekilde anlatırlar ancak sonrasında ortaya bir "Kürt Teali Cemiyeti" çıkar. Bu cemiyet adı üzerinde Kürtler tarafından kurulmuş, milli mücadeleye düşman ve yeni bir Kürt devleti kurulması amaçlı zararlı bir cemiyet olarak geçer kitaplarda. Yani resmi tarih sizin bu konuyu bile sorgulamanıza fırsat vermeden açığı doldurmuş aslında.

Burada dincilerden ya da milli mücadeleye karşıt başka oluşumlardan bahsetmeye gerek yok. Ben size bunları mı savunuyorum? Okullardaki tarihin kronolojisini ya da gerçekleşen olayların ana başlıklarını değil, bu olayların içini dolduran tek taraflı bakış açısını eleştiriyoruz. Tarihte taraf olmaz, olmamalı. Ancak bir türk tarinin objektiflikten ne kadar uzak olduğu görebilmek için, daha önce de söylediğim gibi tarihi bilmeye bile gerek yok.

Türk tarih kurumu da tam da bu öznelliğe hizmet etmek için kurulmuştur. O dönemde Osmanlıcılık fikrinin artık işlemiyor olması halkı başka bir birlik altında toplama ihtiyacı doğurdu. Bu milliyetçilikti, ve bugün de görüyoruz ki amacına çok iyi hizmet etti.

Non Serviam!

Konu müşkülpesent tarafından (16-04-2010 Saat 13:18 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 16-04-2010, 12:25
Cem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Cem Cem isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 23 Sep 2004
Mesajlar: 2.478

Başarı Ödülü Başarı Ödülü Başarı Ödülü Onur Üyeliği 

Standart

prometheus4517´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sayın Cem,
militarist kesim bu konuda çok geniş bahsettiğiniz bilimsel araştırmalar yürütmektedir ve en sağlam ve değerli kaynaklar bizzat ordunun ön ayak olduğu kaynaklardır. savaşı tam da överek bahsettiğiniz şekilde incelemektedirler. dilerseniz bu konuda kaynak edinmenize yardımcı olabilirim.
Sayın prometheus, ulusalcı-militarist kesimin konuyla ilgili bilimsel çalışmalar yürüttüğünü biliyorum. Ancak bu bilgiyi toplumu militarize etmekte kullanıyorlar. Örneğin ülkeyi işgal etmek isteyen dış askeri güçlerle ülkemizin vatandaşı olan ve bazen doğru bazen yanlış yöntemlerle de olsa özgürlük ve eşitlik isteyen Kürtler eş tutuluyor. "Bu ülkeden İngilizce-ANzac'a hiçbir şey vermedik Kürtlere de hiçbir şey, hiç bir hak vermeyiz" denmeye getiriliyor.

Kürt coğrafyasındaki dağlarda Türk gencinin kendini feda etmesini teşvik etmek için Çanakkale'de ölene methiye yazılıyor ki verilmek istenen aslında şu: "Bak onlara metiye yazıyoruz, senin arkandan da metiye yazacağız, anot dikeceğiz."

İslami cephede dezenformasyonun ulusalcı taraftan daha fazla olduğun biliyorum ancak onlarınki kendiinançlarını pekiştirmek çerçevesinde ve birilerini ölmeye teşvik etmek, bir kan davasını sürdürmek şeklinde değil. Buna parmak basmaya çalışmıştım.

al bundy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Cem,

Hangi kaynaklardan yararlandın merak ediyorum çünkü çok ön yargılı ve ciddi hataları bulunan bir yazı.
Gelibolu Milli Parkını 4-5 kez detaylıca gezdim ve ben de sanıyorum ki promeheus'a yakın düzeyde biliyorum bölgeyi. Savaşın hangi safhasının nerede geçtiğini gösterebilecek düzeyde konuya hakim görüyorum kendimi.

Kaynaklarım ise onbeş yıldır elime geçirdiğim çok sayıda yerli ve yabancı kaynak. Kitaplığımda bulunan bazıları şunlar:

Esat Paşa Çanakkale Savaşı Hatıraları:
http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=70809

Büyük Harbin Tarihi: Çanakkale
Gelibolu Askeri Harekatı (2 Cilt)
http://www.kitapyurdu.com/kitap/defa...20&sa=57115297

Bunların dışında İngilizce ve Türkçe wikipedia'nın ilgili maddelerini de sayabilirim.

Yanlış bulduğunuz tesbitlerinizi yazarsanız memnun olurum. Belki ben de bu şekilde tezlerimi geliştirmek için gözden geçirmelere başvururum ve bu tür çalışmalardan zevk alan birisi olarak objektif eleştirilerden memnuniyet duyarım.

Konu Cem tarafından (16-04-2010 Saat 13:14 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 17-04-2010, 20:46
KızıL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
KızıL KızıL isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 29 May 2008
Bulunduğu yer: ADANA!!
Mesajlar: 3.673
Standart

sevgili al bundy o ciddi hatalar dediklerinizi tam olarak kaynaklarıyla belirtirmisiniz??
ozaman söyledikleriniz anlamlılaşır..

ÖRGÜTLENİN!!!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Çanakkale Savaşı'na Farklı Bir Bakış Tarih 42 09-11-2018 12:08
BİR DESTANDIR ÇANAKKALE! Tarih 31 19-10-2011 03:27
Çanakkale Boğazına Köprü Yapılsa Ayejj Konu-dışı 6 02-12-2008 09:21
Bir Destandır ÇANAKKALE pante Tarih 10 18-03-2007 22:56

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:57 .