Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Biyoloji > Evrim

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 29-08-2010, 01:50
AerA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AerA AerA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Nov 2009
Bulunduğu yer: Galactic Sector ZZ9 Plural Z Alpha
Mesajlar: 3.036
Standart Akılsız Tasarım : GÖZ

Gün geçmesin ki “Göz, ne muhteşem bir tasarım harikası öyle değil mi? Böyle bir yapının tesadüfen geçirilmiş olan mutasyonlar ile sağlanamayacağı gün gibi aşikâr. Resmen akıllı bir tasarımcının eli değmiş gibi…” gibisinden söylemler ile cahil halkın cehaletinden fayda sağlamaya uğraşan bir grup art niyetli çıkmasın. Art niyetli diyorum çünkü bir çay yaprağının Doğu Hindistan Deniz Ticareti şirketlerinin tarihini bildiği kadar göz anatomisini bilen halkın cehaletini kullanmaya çalıştıkları ortadadır. Gelin bu tasarım harikası organa yakından bakalım.




Büyüleyici değil mi? Yukarıdaki çizimi aklımızın bir kenarına not edelim ve gözün kısımları hakkında Hacettepe Üniversitesi’nce hazırlanmış bir yazıdan yaptığım alıntıyı okuyalım.

Gözler, altı kemik uzantısı ile kafatasına bağlanan, etrafları özel dokularla çevrelenmiş göz yuvaları içinde, koruyucu bir yağ yastıkçığı üzerine yerleştirilmişlerdir. Burun kemeri, kaşlar ve elmacık kemikleri tarafından dış etkenlere karşı korunurlar. Gözleri çevreleyen tüm bu kemik ve dokular hep birlikte "göz çukuru" (orbita) olarak adlandırılır.

KORNEA, GÖZÜN PENCERESİ

Göz, ışığın girdiği öndeki çıkıntı dışında, küre biçimindedir. Bu kürenin en dışında göz akı (sklera) denen sert, çok dayanıklı ve süt gibi donuk beyaz renkli bir katman bulunur. Göz akı gözü çepeçevre kuşatır ve göz içindeki dokuların korunmasını sağlar. Gözün ortasındaki renkli bölümü çevreleyen beyazlık da bu katmanın görünen bölümüdür. Göz üzerindeki sert ve dayanıklı beyaz dokunun yapısı, gözün önündeki çıkıntılı bölüme gelince değişir. Bu çıkıntılı bölüm kornea denilen, ışığı geçiren saydam bir tabakadan oluşur. Birbirlerinin devamı oldukları halde göz akı ve korneanın yapıları tamamen farklıdır ve kesin bir sınırla ayrılırlar. Göz akı bir binanın dış cephesini kaplayan sert granit kaplamaya, gözün önündeki şeffaf kornea da bu binanın penceresine benzetilebilir. Kornea denen saydam bölüm ışık ışınlarını kırarak, bu ışınların mercekten geçip, gözün arkasındaki retinaya ulaşmalarını sağlar. Odaklama için gerekli olan ışığın kırılımının üçte ikisi bu sayede sağlanır. Kırılmanın geri kalan üçte birlik bölümünü ise, gözün iç kısmında bulunan mercek gerçekleştirir.

İRİS

Korneanın (saydam tabakanın) arkasında yer alan iris, retinayı gereksiz ışınlardan korur. Çevresinde bulunan iki kas sayesinde gözbebeğinin boyutunu ışık şiddetine göre ayarlar. Kaslardan biri tıpkı bir kese bağı gibi gözbebeğini daraltır. Göz bebeğinin etrafında papatya yaprakları gibi dışa uzanan diğer kaslar ise ışığın şiddeti azaldığında göz bebeğini büyütürler. Bu sayede gözün içine giren ışık miktarı sabit tutulur.

GÖZ BEBEĞİ

Gözbebeği dediğimiz şey aslında iris içindeki bir çukurdur. Gözbebeği kasılarak ve genişleyerek gözün içine girecek ışık miktarını çok kısa bir sürede ayarlar. Genel olarak, her iki göz de aynı miktarda ışık alır; fakat gözlerden birine düşen ışık miktarı değiştirildiğinde, sadece bir gözün gözbebeğinde değişiklik olmaz, diğeri de hemen buna katılır.


GÖZ MERCEĞİ


Göz merceği, iris ile gözbebeğinin hemen arkasında yer alır. Görevi göze gelen ışık ışınlarını kırarak ağ tabakaya odaklamaktır. Şeffaf, katı, elastik ve sarımsı renkte olup protein liflerinden oluşmuştur. İki kenarı da dışbükey olan bu saydam yapının şekli büyüteç merceklerine benzer.


RETİNA


Retinanın yapısı ise oldukça ilginçtir. Retinadaki hücreler üst üste yerleşerek son derece ince, 11 ayrı tabaka oluştururlar Görüntünün düştüğü nokta 9. kattadır. Bu noktanın çapı yaklaşık 1 milimetredir. İnsan bir bakışta kilometrelerce karelik alanı bu nokta üzerinde görür. Retina, kornea ve mercekten kırılarak geçen ışınların düştüğü tabaka, diğer bir deyimle görüntünün oluştuğu bölgedir. Buraya düşen görüntü elektrik sinyallerine çevrilerek beyne gönderilir. Göze giren ışık sırasıyla kornea, göz bebeği ve göz merceğini geçtikten sonra retinaya düşer. Burada bulunan ve çok karmaşık elektronik devreleri andıran hücreler, ışığı elektrik sinyallerine çevirerek beyine gönderirler.


Kaynak : http://yunus.hacettepe.edu.tr/~b0344031/gozun_yapisi.ppt
Bu noktaya kadar Hacettepe Üniversitesi’ne teşekkürü bir borç bilirim. Şimdi zurnanın zırt dediği yere geldik. Hemen yukarıda da okuduğunuz üzere görüntünün düştüğü yer 9. kattadır. Retina yapısını açıklayıcı olması bakımından aşağıdaki resimler incelenmelidir.



Bu diyagram basitçe ışık ışınının retina üzerinde görüntüyü oluşturmak üzere düşeceği yere (9.kata) gelirken yine retina tabakasının içinden geçtiğini (8 kat) açıklamaktadır. Hemen aşağıda da daha açıklayıcı bir örneği bulunmaktadır.


Işık ilgili bölgeye düşüp, sinirlerle beyne aktarılmadan önce, bir tasarım harikası (!) olarak önce sinirlerin ve diğer yapının içinden geçmektedir. Retina bir tasarım harikası (!) olmak üzere ters durmaktadır. Oysaki ışığın düşüp görüntünün oluşturulacağı yer yukarı bir katta olsa idi, bu sinirler retinayı delerek göz dışına çıkma ihtiyacı hissetmeyecekti. Yukarıda resimde mavi çizilimler optik sinirler olup, göz yapısını terk ederken, iç katmanda yer aldığından ötürü retinada bir boşluk oluşturarak gözü terk etmektedirler ve bu sebepten gözde bir kör nokta oluşmaktadır.

Tasarımcısının harika tasarlamasından ötürü olsa gerek herhalde, retinanın ters durması sebebi ile oluşan kör nokta hatasını gidermek beynin görevi olmuştur. Beyin içsel Photoshop yazılımı ile her an bakılan noktadaki kör noktaya denk gelen bölgeyi, daha önce görünür konumda iken aldığı imajı ile değiştirmek suretiyle ömür boyu harika göz tasarımının hatasını gidermek ile yorulmaktadır.

Ondokuzuncu yüzyıl Alman bilim adamı Hermann von Helmholtz (Helmholtz Denklemi bu kişinin işlerinden sadece biridir) göz hakkında şunları söylemiştir: “Eğer bir optikçi bana tüm bu kusurlarla dolu bir alet satmaya kalksa idi, kendimde, ihmalkârlığından ötürü onu sert bir dille eleştirip ürünü geri iade hakkını görürdüm.

Helmholtz devam ediyor: “ Zira göz optik bir alette bulunabilecek her türlü kusura, hatta kendine özgü ek birkaç kusura sahiptir. Ama tüm bu kusurların üstesinden o derece gelinmiştir ki, kusurların varlığından kaynaklanan görüntü bozukluğu (olağan aydınlatma koşulları altında) retinada ki konilerin boyutları tarafından duyuların hassaslığına konmuş olan limitleri nadiren aşar. Ama gözlemlerimizi biraz daha farklı koşullar altında yaptığımızda derhal kromatik sapmanın, astigmatizmin, kör noktaların, damarlı gölgelerin, ortamın kusurlu şeffaflığının ve saydığım diğer tüm hatalarının farkına varırız.

Fotosellere çarpmadan önce kablo yığınından geçen ışık, daha sonrasında bu kablo yumağının çıkış yapması için yine fotosellerde kör nokta oluşturur demiştik. Lakin buna nokta demek hata olur çünkü pekte küçük değildir. Buna kör bölge demek çok daha doğru olacaktır. Bu sebepten buna “akıllı tasarımcının mükemmel tasarımı” demek hatalıdır. Bu sadece kötü bir tasarım değil, bir ahmağın tasarımıdır. Mükemmelliği ise ancak olabildiği kadardır.

Teoloji gece yarısı, karanlık bir mahsende, orada olmayan kara kediyi aramaktır. Robert A. Heinlein

Konu AerA tarafından (29-08-2010 Saat 02:03 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 29-08-2010, 20:56
taylan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
taylan taylan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Jul 2009
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.271
Standart

Sayın Aera bilgilendirici bir yazı emeğinize sağlık.

http://evrimteorisi.org
Hayat Değişimdir...
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 29-08-2010, 21:03
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger arkadaslar;

"Akilli Tasarimci" olsa idi, neden goruntuyu, ters alip, duzeltme zahmetine katlansin?

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 30-08-2010, 00:30
AerA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AerA AerA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Nov 2009
Bulunduğu yer: Galactic Sector ZZ9 Plural Z Alpha
Mesajlar: 3.036
Standart

Benzeri şekilde amaçsız geri dönen boyun sinirleri (insanda fazladan bir kaç cm kadar yol alsada zürafada metrelerce uzanır) ve böbreğin altında olduğu halde böbrek kanalının üzerinden geçip yolu uzatmaya meğilli, tasarımcısı ile ödüle layık, sperm kanallarıda mevcuttur.

Eleştirel bir gözle bakıldığında akılsız bir tasarımın ürünüdürler ve mükemmellikleri ancak olabildikleri kadardır.

Teoloji gece yarısı, karanlık bir mahsende, orada olmayan kara kediyi aramaktır. Robert A. Heinlein
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 30-08-2010, 04:10
Nova - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Nova Nova isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 05 Feb 2010
Bulunduğu yer: -.. ..- -. -.-- .-
Mesajlar: 2.391
Standart

Sevgili AerA, Evrime en az inanan millet bizim millettir, en az yararlandıkları için...


İddia ediyorum ki ikimiz de "Tanrıtanımaz" larız. Sadece benim inandığım tanrı sayısı seninkinden bir eksik. Diğer olası tanrıları neden reddettiğini anladığın zaman, benim de seninkini neden reddetiğimi anlayacaksın.

Zihin paraşüt gibidir, sadece "açıkken" çalışır.

Benim manevi mirasın akıl ve bilimdir. Atatürk.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 01-09-2010, 17:08
axzel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
axzel axzel isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 21 Jun 2010
Mesajlar: 441
Standart

bence:

bu nokta bilerek bu şekilde kör bırakılmışdır. bu şekilde bırakmak bırakmamakdan daha akılcı olduğu için durum böyledir.

neden ?

insanlık bunu çözebildimi bilmiyorum ? bulamadım ? yani
"what is for blind spot" veya benzeri aramalar yapdım ama yok bulamadım, herkes kör noktayı tarif etmiş.. ama niçin var bilinmiyormu ki ?

birinci teorim:
dikkat ederseniz kör noktanın yeri göz merceklerinin odak noktasındadır. göz mercekleri bu noktayı odak aldığına göre: burada fazla ışık oluşacakdır. bu olay webcamlerde bile görülmekte, eğer fazla ışık gelirse ekran beyazlıyor. dolayısıyla fazla ışık görmeyi bozacağı için burada göz yanal görme teknolojisinden faydalanıyor. yani diğer gözle bakıyor ve odak oluşturmayacak şekilde görüntüyü algılıyor. dolayısıyla göz ancak 2 taneyse güsel bu da iki göz olmasını açıklayan durumlardan biri haline geliyor..

ikinci teorim:
aslında şekille açıklasam daha iyi ama yazmaya çalışayım. 1nci gözden gelen bilgide bir adet kör nokta var, görüntede odak noktasında bir görünmeyen bölge ve diğerindede. beyin bu noktaları baz alarak sinus ve cosinus hesapları ile aradaki açıda belli olduguna göre derinlik hissi oluşturuyor.. yani kör nokta hesaplama için görüntede bir işaret, baz nokta olarak kullanılmakta..

bu bilgiler internetin hiçbiryerinde yok, tamamen benim fikrim...

bence göz hala mükemmel, öyleyse göz merceğinin konumunu değiştirin ve böylece odak nokta değişsinde kör noktadan başka bir yere düşsün sizce ne olacak?

bunu denemek sizi körleştirebilir,,

ama en kötü körlük "kalp körlüğü" dür..

saygılar.. sevgiler..
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 01-09-2010, 18:24
AerA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AerA AerA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Nov 2009
Bulunduğu yer: Galactic Sector ZZ9 Plural Z Alpha
Mesajlar: 3.036
Standart

axzel´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
bence:

bu nokta bilerek bu şekilde kör bırakılmışdır. bu şekilde bırakmak bırakmamakdan daha akılcı olduğu için durum böyledir.

neden ?

insanlık bunu çözebildimi bilmiyorum ? bulamadım ? yani
"what is for blind spot" veya benzeri aramalar yapdım ama yok bulamadım, herkes kör noktayı tarif etmiş.. ama niçin var bilinmiyormu ki ?

birinci teorim:
dikkat ederseniz kör noktanın yeri göz merceklerinin odak noktasındadır. göz mercekleri bu noktayı odak aldığına göre: burada fazla ışık oluşacakdır. bu olay webcamlerde bile görülmekte, eğer fazla ışık gelirse ekran beyazlıyor. dolayısıyla fazla ışık görmeyi bozacağı için burada göz yanal görme teknolojisinden faydalanıyor. yani diğer gözle bakıyor ve odak oluşturmayacak şekilde görüntüyü algılıyor. dolayısıyla göz ancak 2 taneyse güsel bu da iki göz olmasını açıklayan durumlardan biri haline geliyor..
Sayın axzel ;

Teorileriniz için teşekkür ederim yanlız :

Teori 1 için : Retina göz iç küresini tamamen kaplayan bir dokusal sistemdir. Göze giren ışık kırılarak retina üzerine düşer denildiğinde, kör noktaya düşer denilmemekte. Memorial Hermann'dan aldığım göz kesiti resmi bunu gözler önüne serer. Işınların kör noktaya düştüğü var sayımından hareketle oluşturduğunuz ilk teori çöktü.




axzel´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
ikinci teorim:
aslında şekille açıklasam daha iyi ama yazmaya çalışayım. 1nci gözden gelen bilgide bir adet kör nokta var, görüntede odak noktasında bir görünmeyen bölge ve diğerindede. beyin bu noktaları baz alarak sinus ve cosinus hesapları ile aradaki açıda belli olduguna göre derinlik hissi oluşturuyor.. yani kör nokta hesaplama için görüntede bir işaret, baz nokta olarak kullanılmakta..

bu bilgiler internetin hiçbiryerinde yok, tamamen benim fikrim...
Teori 2 için : Gözün derinlik oluşturması için iki kör nokta ve iki gözün olması gerektiğine dayalı sinüs kosinüs hesaplamalarına gerek kalmadan, kör noktasız iki gözde, derinlik hesaplardı. Kaldı ki tek gözü gören birinde derinlik algısı ölmez. Basitçe sınayalım. Gözünüzün birini komple kapatınız ve masada duran objelere bakınız. Derinlik hissini yetirdiğiniz mi? Öndeki ve arkadakini ayırt edemiyormusunuz?

Unutmayın foroğraf makineleri tek lens kullanır. Tek retina kullanır ve çekilen fotoğrafta derinlik hissi vardır. Kaldı ki tek gözünüzle baktığınız dürbün deliği bile derinlik için iki göz, sonrasındada iki kör noktaya ihtiyaç duyulmadığının kanıtı niteliğindedir.

axzel´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
bence göz hala mükemmel, öyleyse göz merceğinin konumunu değiştirin ve böylece odak nokta değişsinde kör noktadan başka bir yere düşsün sizce ne olacak?

bunu denemek sizi körleştirebilir,,

ama en kötü körlük "kalp körlüğü" dür..

saygılar.. sevgiler..



öyleyse göz merceğinin konumunu değiştirin ve böylece odak nokta değişsinde kör noktadan başka bir yere düşsün sizce ne olacak?

Işık zaten kör noktaya düşmüyor ki bunu nasıl uyduruyorsunuz. Adı üstünde orada görme hücreleri yok. Retina dokusu yok. Sadece kabloların çıkış deliği.

Buradan hareketle denilebilir ki en kötü körlük MANTIKSIZLIK dır.

Ancak olabildiği kadar mükemmel bir göze sahibizdir. Ve bu gözü mükemmel birisi tasarladı ise eğer, en berbat tasarımı olsa gerek.
Lütfen işe yaramaz şekilde tersine dönen boyun sinirleri ve böbreğin altında olduğu halde, yolu uzatıp böbrek kanalının üstünden geçen testis bağlantılarında ki mükemmel tasarımada bakınız.

Teoloji gece yarısı, karanlık bir mahsende, orada olmayan kara kediyi aramaktır. Robert A. Heinlein

Konu AerA tarafından (01-09-2010 Saat 18:31 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 02-09-2010, 02:29
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger mayonez;

Cevabi algi da ve kavram olan goze verilen sifattadir. Yani "ne ise o" dur. KIMSE de oyle uygun gormemistir. Cunku tek bir kim vardir, neyi ortaya koyan, o da, insanoglunun kendisidir. Tanriyi da ortaya koyan insanogludur. Sen baska bir turun ya da canli/cansizin tanriyi ortaya koyumuna sahit oldun mu?

Bu temelde de, ne bir telelojik amac, gaye v.s.; ne de tasarlanan bir akillilik ortada yoktur, varsa bile, tek tasarlayici tur insanoglunun kendisidir. Ayni tanriyi, cesitli dinlerle ve kitaplariyla ve de mistik, efsanevi, mitolojik tarihsel anlatimlariyla ve tanri kavramini anlamlama acisindan, once gunes, ay doga, sonra, pitoreskler, cizimler, sonra tanricalar ve en son soyut tek tanri anlayisini tasarladigi gibi. Sirf insanoglu kendini ve varligini one cikarmasin, yasamini da bu masallara teslim etsin diye. Aslinda basarmista, bu masallarla yasam suren dunya insanoglu nufusunun % 95'i.

Ayrica konunun gundemde kalmasi da, nesilden nesile aktarimini sagliyor. Tabi her nesil, biraz daha uzaklasarak.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 03-09-2010, 09:28
axzel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
axzel axzel isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 21 Jun 2010
Mesajlar: 441
Standart

bence insanlık bunu çözememiş, hele siz veya ben gibi amatörler ne konussunki,,

kör nokta neden var ? sorusunun cevabını bilemiyoruz..

ayrıca sonuca bakarsak net görüormuyum, evt görüyorum,,

allah a şükür...

begenmeyen alsın eline bıçağı çıkarsın gözünü...

ama hala ben bu gözü kullancam diyen adam insan bi allah a şükr eder..



saygılar..
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 03-09-2010, 14:45
AerA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AerA AerA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Nov 2009
Bulunduğu yer: Galactic Sector ZZ9 Plural Z Alpha
Mesajlar: 3.036
Standart

axzel´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
bence insanlık bunu çözememiş, hele siz veya ben gibi amatörler ne konussunki,,
kör nokta neden var ? sorusunun cevabını bilemiyoruz..
ayrıca sonuca bakarsak net görüormuyum, evt görüyorum,,
allah a şükür...
begenmeyen alsın eline bıçağı çıkarsın gözünü...
ama hala ben bu gözü kullancam diyen adam insan bi allah a şükr eder..
saygılar..
Sayın axzel;

Bakınız Makara Suresi 31. ayet ne demiş...

"Aksini ispat edemeyecekseniz konuşmama hakkınızı kullanmanızda size bir engel yoktur" (Makara : 31)

Aynı şekilde Zaide 69...

"Amaçları boş laf kalabalığına boğmak ise bazı kişilerin, onları nerede bulursanız boğar gibi yapın" (Zaide : 69)

Aynı şekilde Nah Suresi 13. ayet..

"Bozuk veya tasarımı kusurlu bir saati, başka saatiniz olmadığından kullanmak zorunda iseniz, saatçiye şükr etmek zorunda değilsinizdir zaten. Esefle kınayabilir, "Bana bunu mu sattın?" diyebilmeniz de de, insan olana bir sıkıntı yoktur" (Nah : 13)

Umarım anlaşılmışımdır...

Teoloji gece yarısı, karanlık bir mahsende, orada olmayan kara kediyi aramaktır. Robert A. Heinlein
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Akılsız Tasarım: Tavukların Kanadı :)) hackercesur Evrim 4 27-08-2010 12:10
Gerzek Tasarım yucemanitu Konu-dışı 3 14-06-2010 23:18
Akıllı Tasarım Aheste Evrim 19 08-09-2008 17:17
Akıllı Tasarım dilaver Evrim 34 05-09-2007 20:07
Peribacaları ve akıllı tasarım. exclusive İslam 5 31-07-2006 19:22

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:42 .