Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Felsefik Tartışmalar

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #571  
Alt 30-10-2010, 20:29
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.674

Onur Üyeliği 

Standart

Sevgili Evrensel

Neden sıkışınca somut, kaynak, dayanak gibi şeyler aklınıza geliverdi..

Kaynak ve dayanağınız yok ki. neresinden tutsam da örnek versem, imkansız oluyor? Siz uçsuz bucaksız, zihin dünyasında, tek kaynağınız kendiniz olmakla sabit, sürekli formüller, şablonlar üretip, alın siz busunuz, bunlar budur, şunlar odur, elma köşelidir gibi söyleyip duruyorsunuz... Dedimya yerçekiminiz yok, düşün dünyanız ve hayal gücünüz sınırsız... hadi bunlar bir yana sizin mantığınız malesef saplantılı, kendinizi aşamıyor ve kendinizi yerçekimsiz(ben ne dersem öyledir, dayanağım da ben demişsem yeterlidir, sroumluluğunuda almam şeklinde) ilan etmiş durumdasınız... zaten verilen cevapları dahi okumuyorsunuz(detaylıca yazılan cevapları(önce okuyun) tekrar okuyun sonra gelin bu saatden sonra hala ateizm bir ideolojidir deme bilinçsizliği ile bana yazmaya kalkın)...

Cevap yazdığım yazımdan bir önceki yazınızı tekrar okuyun ve mantığınızı görün, Her halükarda benim dediğim geçerlidir, yanlış bile bilsem-ki buna asla ihitmal vermiyorsun, zaten verilemez de kaynağınız kendiniz olduğu için- diyorsunuz, örneğin kaynağınız ve dayanağınız nedir? diye size sorulduğunda siz kendimim diyorsunuz, ne söylenebilir artık?... Yazdıklarımın, kaynağa gereksinimi var mı? Hiç gerek yok, tüm formülleriniz ve kendi söylemleriniz zaten yazımdaki izahımla yeterince kaynaktır...

Siz ne derseniz öyledir, bende artık taam diyorum...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #572  
Alt 30-10-2010, 20:29
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger spartacus;

ateizm ideoloji, felsefe değildir diye diyorum -spartacus-

Nedir peki?

Tabani nedir?

Hangi temele dayanir?

Konusu ne uzerinedir?

Ortaya koydugu sey nedir ve neye/kime goredir?

Bu sorular cogaltilabilir. Ama once sizin bir deklerasyonunuzu alalim ve bakalim sice ateizm kavrami neymis, nerden gelmis, nasil ortaya cikmis, neyi iceriyormus?

Ondan sonrada insanoglu turu ve kokeninin insansal zihniyet temelindeki sorunsal resmini, senin dile getirim temelinde ICINDE YER ALMADAN ortaya koyariz.

Buyrun. Ateizmin ne oldugu hakkinda bizi bilgilendirin.

Yalniz unutmayin ki, ateizme baktiginiz pencerenizi goremeyecek ve kendi dile getiriminizi sorgulamayacaksiniz. Olsun, en azindan neden ateist oldugunuzu belki kendi dile getiriminizle aciklarsiniz. Bu da sizin, ateizme nasil baktiginizin,bir algilanmasi olacaktir.

Unutmayin, konumuz sadece ateizm ve benim dile getirimim de, kokeninin insanoglu turu ve biri oldugu ve sorunsal resminin de insansal zihniyetin bir butununu saglayan, bilimsel olmayan, tartismasiz, ayrimsiz, olmadiginin resminin verimi olacak.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #573  
Alt 30-10-2010, 20:48
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.674

Onur Üyeliği 

Standart

Sevgili Evrensel tabanı temeli nedir diye yaklaşıp, gidemeyiz. Zaten size ne diyorum baştan beri, söylevleriniz indirgemeci ve genellemecidir, durduk yere ve asla kişisel bir şey demiyorum ki, kaynak bile sormanıza gerek yok, işte üsteki yazınız bir daha kaynak... üstelik yazıları okumadan cevaplar veriyorsunuz, tekrar sormayın dönün geri, yazılarımı okuyun...

örnek vereyim, islamiyet bir ideolojidir(ideolojik bir üst başlığa konu olabilir), müslümanlık değil... Eminim yeterli olmamıştır...

o yüzden ben olduğu gibi kabul ediyorum, siz ne derseniz kabulümdür, başka şansım var mı? Yok.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #574  
Alt 30-10-2010, 20:58
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger spartacus;

Tamam tum insiyatif sizde. Ben ateizm kavramini hic duymadim ve bilgilenmek istiyorum. Ayrica isterseniz, beni ateist yapmak icin de bir dile getirim uygulayin.

Unutmayin ki, ortada sadece karsilikli goruslerin dile gelimi var. Ben size sorucagim sorularimla ateizmin sorunsal resmini verecegim. Sizde b sorunlari bir bir ortadan kaldirarak, bana ateizmi benimseteceksiniz.

Ayrica unutmayin ki, benim dusunce dile getirimim de, kimsenin benim dusuncemi benimsemesini de zaten talep etmem. Cunku herkes kendi icin en dogrusunu kendi secmelidir.

Ateizm nedir ve neden ateistsiniz?, benim ateist olmami istiyor musunuz?, istiyorsaniz neden?

Buyrun.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #575  
Alt 31-10-2010, 01:26
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.674

Onur Üyeliği 

Standart

Sevgili Evrensel,

O halde okumadığınız yazılarımı okuyun zaten bu konudalar örneğin benim ateist olmamı, istiyor musunuz, istemiyor musunuz sorunun cevabı 2-3 gün öncesinden zaten hem de bu konuda yazdım, siz daha sormadan....

Benim kimseyi bir şeyler yapmak gibi bir derdim olamaz, tabi bunuda yine bu konuda detaylıca izah ettim, yine okumadığınız yazılarım da var bunlar... Kimse kimseyi bir şey yapamaz, normal koşullarda ve deformasyona uğramamış insan davranışında, bilincinde veya düşüncesinde, insan bir şey yapılamaz, bir şeyleri kendi tercih eder. Tabi bu günki gibi beşikten mezara, şırınga usulü sözde bilgi, inanç aşılayan bir dünya da, her ne kadar zor olsa da, insan ancak kaynak edinebilir, kaynak olabilir, paylaşabilir önemli olan da birilerini bir şey yapmak değil, bilgi ve nesnel gerçek temelinde kaynak olabilmektir.

İdealizm ile materyalizm arasındaki farkın ve karşıtlığın biçimsel ve fiziki değil yapısal olduğunu detayladığım yazımda zaten bir çok şeyi yine devamın da ifade ettim, ateist olup olmamanız değil, beni görebildiğim, göremediğim gerçekleri insanların da görmesi paylaşmam, ilgilendiriyor, benim isteğim bu,kimsenin bir şey olup olmaması gibi takıntılara sahip değilim...

Yine de siz herkesin sizin gibi düşünmesini istiyor olmalısınız ki, forumda salt kendi gündeminizle başlık açıp, sürekli ve neredeyse her konuda aynı şeyleri yazıyorsunuz, neden? Hiç düşündünüz mü? bence bir soruyu sormazdan evvel insanın ilk yapması gereken şey, soruyu ilk kendisine sormaktır yanılıyor muyum?

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #576  
Alt 31-10-2010, 03:10
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger spartacus;

Anlasildi tesekkurler. Bir daha sefere birisine "ben ateistim" dediginizde, umarim "ateizm nedir?" sorusu ile karsilasmazsiniz. Bir sey olmak baskadir, oldugun seyin ne oldugunu bilmek, bilincinde ve farkinda olmak ve bu bilinclilik ve farkindaligi aciklayabilmek baskadir.

Bilirsin, Turkiye de cok olan durumdur. Birisi sana birsey soyler, sen ona soylediginin ne oldugunu sorarsin, BILMEDIGI icin de cevap veremez.

Bir seyi ogrenmek ve kullanmak baskadir, o ogrenilenin ne oldugunu bilmek baskadir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #577  
Alt 31-10-2010, 03:32
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger spartacus;

soruyu ilk kendisine sormaktır yanılıyor muyum? -spartacus-

Ben sana sordugum sorulari, daha once kendime sordugum icin, zaten ateist degilim.

Ben kime ne soruyorsam, iki nedeni var. Birincisi, soruyu sordugum yazar arkadasin, o konudaki dusuncesini ogrenmek icin. Ikincisi verilen cevap paralelinde onu daha yakindan tanimak icin.

Ayrica, ben sordugum her soruyu kendime sordum ve sorulari kendime sormasya da devam ediyorum. Yalniz sorularin cevaplarini alabilmek icin, bilgi, birikim, bilinc, farkindalik gerekiyor. Sorular arttikca da, bilgiye, ve de bilince olan gereksinim de artiyor.

Ayrica bu sorular, kisiye kendini tanitiyor ve dusunceler daha tutarli, bilgi icerikli vegerekirse de, savunulabilir oluyor.

Bir seyin olup olmadigini tartismadan once, o seyden ne algilandiginin ortaya konmasi gerekir.

Tanriya yok demeden once, tanrinin ne oldugunu dile getirmek gibi. Materyalizmi dile getirmeden once, felsefeyi, metafizigi, ideolojiyi, mustakil var olan varligi ve aralarinda olan bagi dile getirmek gibi.

Ateizmin bir ideoloji ve felsefe olmadigini dile getirmeden once, ideoloji ve felsefenin ne oldugunu dile getirmek gibi.

Yani ogrenileni tekrarlamak yerine, ogrenilenin ne oldugunu bilmeye tasimak gibi.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #578  
Alt 31-10-2010, 05:54
paslıçivi paslıçivi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
Standart

Genelleme üzerinden soyutlara karşılık değilde bunu detaylandırma üzerinden yapmak gerekir. Birisinin soyutu beni ötekileştiriyor ve dahi dışlıyor ise, 2 yol vardır.
1. ya kabullenirsiniz
2. Ya da kabullenmezsiniz.

İnsanın değeri, varlığının anlamıyla anlamlıdır. Değerin olmadığı yerde insanın varlığının da anlamı yoktur ve bu değerler soyuttur.
sevgili spartacus..

bunca sayfadır konuştuğumuz, tartıştığımız şeyin asıl özü/esprisi burdaki ifadelerinizde yatıyor işte..

şayet siz sadece "insan olmak" dışında sizin yaşamınıza/varlığınıza değer/anlam katan bir soyutunuz varsa; işte siz ömrünüz boyunca o soyutu koruyup, kollamak ve yüceltmek zorundasınızdır..

ve bu soyutun ne olduğunun hiç bir önemi yoktur.. bu bir din olabilir, bir izm, bir mili/etnik kimlik, bir takım taraftarlığı, politik siyasi bir görüş vs binlerce soyuttan biri veya birkaçı olabilir..

ama bunların hiç biri gerçek sizi ifade etmez, yansıtmaz.. çünkü siz annenizden doğduğunuzda bunların hiç birine sahip değildiniz, hiçbiri sizin için önemli değildi, hiç biri sizin yaşamınıza bir anlam katmıyordu..

siz annenizden doğduğunuzda sadece varolduğunuz için, nefes aldığınız için, mutlu/tatminkar bir canlı türüydünüz ve yaşamı kutluyordunuz sadece.. belki kaba bir tabir olacak ama "hayvan gibi" soyutsuz yaşıyorduk.. ama hayvandan çok önemli bir farkımız vardı.. bilinç.. ve beraberinde getirdiği bu bilincin doldurulması yani merak.. işte sizin insan olarak özünüz/doğanız bu..

ama siz öyle bir dünyada yaşama gözlerinizi açıyorsunuz ki; sizi bu bilinçli, meraklı, mutlu, çoşkulu, hayvan olan özünüzü/doğanızı 5-6 yaşlarından itibaren elinizden almaya başlıyorlar.. ve bunun adına tüm dünyada eğitim/öğretim deniyor.. ve dünya insanlığı akıllarınca sizi yontmaya eğitmeye başlıyorlar..

bu yontma/eğitme işi standart değil.. yani dünya insanlığının elinde bu konuda tüm dünya insanlığına uygulanacak standart bir paket yok..

peki ne var?

dünyaya geldiğin zaman ve coğrafyaya göre şekillenmiş olan bir paket var.. ve değişik zaman ve coğrafyadaki bu paketler arasında muazzam farklılıklar var.. sen bu pakete maruz kalıyorsun ve bu paketi reddetmek gibi bir şansın yok.. çünkü hem henüz 5-6 yaşlarındasın, beynin ve bilincin olgunlaşamamış, hem de yaşamda kalmak için ebeveynlerine mahkumsun..

işte insanoğlu 5-6 yaşlarından itibaren bu bu paketle yoğrulmaya/mayalanmaya başlanıyor.. ve bu süreçte aynı zamanda beynimizdeki nöronlar(sinir hücresi) şekillenme, olgunlaşma sürecindeler.. yani "konektom" dediğimiz şey oluşuyor.. bu konektomun maddesel oluşumu, şekilenmesi aşamasında hem genetik(içsel) hem de çevresel(eğitim öğretim) faktörler yer alıyor..


ve yetişkin yaşa gelmiş bir insanın konektomu artık bir biçim/şekil/nitelik almış oluyor.. yani özünde/doğasında bilinçli bir hayvan olan insanoğlu türünü "insanlaştırma" adı altında doğasından özünden koparıyoruz.. kişide ne safbilinç kalıyor, ne çoşku, ne mutluluk/tatmin, ne de merak..


kişi bizim(ataların) oluşturduğu o konektomda yaşamaya başlıyor.. artık mutlu ve tatmin olması için o kenektom eşliğinde bir yaşam biçimi sürmek zorunda..

peki o konektomun yapısında neler mi var?

dini inançlar, milli/etnik kimlikler, ahlaki yapı, politik görüş vs yüzlerce binlerce öğreti.. ve kişi işte özünde değil artık bu sahte kimlikte yaşamını sürdürmek zorunda kalıyor..

yaşamının bir anlamı olması için artık sadece varolması ve insan olması yetmiyor.. işte bu konektomda oluşturulmuş öğretiler/soyutlara tutunmak, onları sahiplenmek, savunmak ve yüceltmek zorunda kalıyor..

kendimden örnek vereyim.. insan olmak ve varolmak dışında benim yaşamıma hiç bir soyut, değer ve anlam katmıyor.. ne bir inancım var, ne bir milliyete tabiyim, ne tututğum bir takım var, ne bir siyasi görüşüm var, ne bir ahlaki yapım var.. bunların hiç biri bende yok.. annemde doğduğumda nasıl bilinçli meraklı bir hayvansam şimdi de aynı şekildeyim..

tutunduğum, yaşamıma anlam ve değer katan bir soyutum olmadığı için bu soyutların kavgasının olduğu yerde ben sadece uzaktan kahkahayı basıyorum..

zamanında teizmi(müslümanlık), ateizmi, deizmi, panteizmi, milliyetçiliği, siyasi görüş sahipliğini, takım taraftarlığını, türk gelenek görenek ahlaki yapısını vs birebir yaşamış ve deneyimlemiş biriyim.. ben bu değerlere/soyutlara tutunduğum sürece nutlu/tatmin olmam bu soyutların korunup kollanmasına bağlıydı..

müslümanken islama gelen en ufak bir eleştiri, şüphe beni zıvanadan çıkarıyordu.. aynı şekilde ateistken, deistken, türk milliyetçisi iken, fenerbahçe fanatiği iken, sosyal demokratken vs.. tüm bu değerlerimin karşısında her zaman karşıt değerlere/soyutlara tutunmuş insanlar vardı ve bu insanlarla her türlü mücadleyi yapıyordum.. zannediyordum ki yaşam bu, böyle bir şey.. oysa ne kadar derin bir uykudaymışım..

ve dediğim gibi meditasyonla tanışıp da bu işi ciddi/disiplinli bir şekilde yapmaya başlayınca, annemden doğduğumdaki konektomum neyse ona ulaştım.. ben artık meraklı, çoşkulu, sevecen, herşeyi öğrenmeye çalışan, hiç bir soyutu olmayan, nörokimyasal donanımın emrettiği şekilde yaşayan bilinçli bir hayvanım sadece..

sadece varolduğum ve insan olduğum için mutlu ve tatminkarım ve bu yüzden ölümün farkındalığıyla "an"da yaşıyorum.. çünkü farkındayım ki ölüm sadece bir sonraki nefes kadar yakın bana.. ve ölüm geldiğinde geriye ne somut bedenim ne tutunduğum soyutların hiç biri kalmayacak..


Alıntı ile Cevapla
  #579  
Alt 31-10-2010, 07:10
paslıçivi paslıçivi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
Standart

evet meditasyon denen ilacı(tedaviyi) uzak doğu insanı yıllar önce bulmuş.. ama nedense herkese ilaç/şifa olmuyor..

peki bu neden?

beyin hücrelerimizin olgunlaşma sürecinde(konektom oluşumu) çok farklı bilgi ve öğreti bombardımına maruz kalıyoruz demiştim.. işte bunlar konektom oluşumu sürecinde konektomun oluşmasına etki eden çevresel(dışsal) faktörlerdir..

şayet kişi daha çocukluk çağından itibaren meditasyon yapmayıp da yetişkin yaşa geldikten sonra bu işi yapmaya başlarsa genellikle başarısızlıkla sonuçlanıyor.. hatta daha kötü sonuçlar bile doğurabilir, çünkü algıladığım kadarıyla meditasyon dediğimiz olay bu konektomun maddesel/niteliksel yapısına müdahele edip değiştirmeye çalışıyor..

ve kişinin "ben" dediği sahte beni(ego) parçalamaya başlıyor.. o yüzden yetişkin insanların meditasyonunda genellikle başlangıçta bir kaos yaşanıyor, kişi benliğini kaybettiğini zannediyor.. tasavvufta bunun örnekleri vardır.. o yüzden bu tür insanlar genellikle bir usta/ermiş eşliğinde bu işi yapmaya çalışıyorlar.. çünkü ilk zamanlarda düştüğü bu kaostan tek başına çıkması çok zor, mutlaka bir destek gerekiyor.. bu iş uzakdoğuda gurular, ustalar eşliğinde yapılıyor..

çocukluk çağından itibaren öğretilere(bilgi değil) maruz kalan insan yavrusu bu konektom gelişiminde bu öğretiler bir duvarın örülmesindeki harç görevi görüyor.. ya da bir ekmeğin yapılmasındaki maya benzetmesi de olabilir..

işte yapılmış bir duvar veya ekmek nasıl yıkılmadan tekrar eski özündeki maddelere/niteliğe dönemezse insanın konektomu da yıkılmadan eskiye/öze dönemiyor..

şöyle ifade etmeye çalışayım..

yani bir insanın doğduğu andaki özünde kalabilmesi için

1- insan olmayan bir ortamda yetişip büyümesi lazımdır, mesela vahşi doğada kaybolup yaşamda kalma şansı yakalayan bir çocuk..

2- çocukluğundan itibaren bu meditasyon denen ilacı almalı ki; konektom oluşumunda bu harç/maya(öğreti)ler tuğlalara/unlara yapışmasın..

3-ya da çok ciddi bir psikolojik travma yaşayıp varolan konektom ciddi bir hasar görüp tekrar yapılanmaya girebilsin..

işte tüm bunlar ışığı altında uzakdoğu insanın binlerce yıl önce bulduğu bu ilacı ben 21. yüzyıl tıbbın bir hekimi olarak günümüz modern tıbbına uygulanabilirliği tezini ortaya koyuyorum..

meditasyonun yaptığı bu konektomdaki yapısal/niteliksel değişikliği bulunabilecek bir ilaç/medikal ya da bir yöntem ile başarabiliriz diyorum..

o yüzden teizm ve nonteizm bilinaçıklığını bir bilinç.yetmezliği vakası olarak görüyor ve bunun ileride tedavi edilebileceğini dile getiriyorum..


ben bu insanlara olası bir hastalık teşhisi koyarken amacım bu insanları aşağılamak, ötekileştirmek, hakaret etmek ya da dışlamak kesinlikle değil.. aksine bu insanların bugün yaşadığı tüm bu soyut kavgalar yüzünden ıskaladıkları yaşamlarının tekrar kendilerine kazandırılabileceği umudunu taşıyorum..

ben nasıl bana gelmiş bir kişiye

-"sizde şu hastalık var, buyrun reçetesi de bu" diye bir davranış sergilerken amacım o insanın "psikolojik ve bedensel tam bir iyilik hali"ni tekrar kazandırmak ise

-"teizm ve nonteizm bilinçdüzeyi bir bilinçyetmezliği vakasıdır" derken amacım da;

o kişilerin "psikolojik, bedensel ve bilinçsel tam bir iyilik hali"ne tekrar ulaşmalarını sağlamak içindir..

ve bu söylemlerim bir bilgi olmayıp tamamen tez niteliğinde bir kişisel veridir, bilinç deklarasyonudur..


Alıntı ile Cevapla
  #580  
Alt 01-11-2010, 07:05
paslıçivi paslıçivi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
Standart

vücudumuzda beyin(sinir/nöron) hücrelerinin dışındaki hiç bir doku ve organımız şekillenirken, olgunlaşırken soyutlardan(öğretilerden) etkilenmez..

yani bir karaciğer, böbrek, kalp, deri, akciğer, pankreas, kemik, kas vs gibi beyindışı hiçbir doku/organımız gelişme/olgunlaşma sürecinde bu nonbilgilerin(öğretilerin) etkisinde değildir.. tamamen genetik(içsel) ve çevresel somut faktörler eşliğinde şekillenip olgunlaşır..

yani bir insanın karaciğeri, kası, kemiği olgunlaşırken o insana çocukluğundan itibaren verilen öğretilerin hiç bir etkisi yoktur.. müslümanın da, budistin de, ateistin de, arap'ın da zencinin de, çinlinin de, ingiliz milliyetçisinin de türk milliyetçisinin de, hindunun da, komünistin de, faşistin de vs karaciğeri, kası, kemiği, eli, kolu, tamamen bu soyutlardan/öğretilerden bağımsız bir şekilde gelişip/olgunlaşıp bir şekil/biçim ve nitelik kazanır..

ama beyin dediğimiz organımız öyle midir? tüm bu soyutlardan/öğretilerden bağımsız şekillenip biçim alıp fonksiyon görebilir mi?

tabii ki hayır..

konektom dediğimiz sinir hücreler ağı(nöronlar ve sinapslar) yani kısaca beyin dediğimiz organımız yetişme çağımızda bu çevresel soyut/öğretilerin eşliğinde bir yapılanmaya gider.. daha önce de söylediğim gibi bu öğretiler/soyutlar/nonbilgiler bu konektomun yapısal oluşumuna direk etki etki ederek adeta bir duvarın örülmesindeki tuğlalar arasındaki harç görevi görür..

siz duvarı örerken hangi harcı/harçları kullanırsanız o duvar bittiğinde artık bu harcın niteliğinde fonksiyon ve görev yapabilecektir.. harcınız islamiyet ise kişi müslüman, budizm ise kişi budist, alman ırkçısı ise nazi, hinduizm ise kişi hindu, galatasaray fanatikliği ise kişi cimbomlu olacaktır..

ve bu duvar örme işi bitip duvarı bitirdiğinizde karşınızda artık bu harçla kemikleşmiş bir yapı bulacaksınız.. işte beyindeki konektom da böyle bir şeydir.. artık bu öğretiler eşliğinde olgunlaşmış ve kemikleşmiş bir sinir ağıyla(beyinle) karşı karşıya kalırsınız..

ve yetişkinliğe erişmiş bir kişinin konektomu neyse o kişi artık o konektomudur..

konektomum neyse ben oyum..

ve bu kişinin duygulanma ve düşünme gibi fonksiyonları artık bu konektomun niteliğinin sınırları dahilindedir.. kişi bu sınırların dışına çıkamaz.. kişi mantık kurarken bu konektom sayesinde mantık kurar..

o yüzdendir ki; bir deist, bir müslüman, bir hindu, bir budist, bir ateist bir hristiyan bilincine yansıyan varlığı/evreni sorguladığında her zaman kendi inancına varır ve zanneder ki mantıklı olan budur..

oysa varlığı/evreni sorgularken kullandığı mantık kendisine yüklenen soyutlar harcında şekillenmiş konektomundan başka bir şey değildir..

batı dünyasının insanını perişan eden, yaşamını adeta bir cehenneme çeviren semavi dinlerin cezalandırıcısı tek tanrısı batı dünyası insanın gelişimi aşamasında konektoma eklenir.. ve kişi yaşamı boyunca bu cezalandırıcı tek tanrının yanında(teizm) ya da karşısında(non/anti teizm) bir yaşam sürmek zorunda kalır..

oysa uzakdoğu dünyasına gidin, ordaki budist ve hindularla konuşun(ki bunların toplamı neredeyse dünya nüfusunun yarısı kadardır) onların konektomunda yaratıcı, cezalandırıcı bir tek tanrı mayası/harcı yoktur.. bu tek tanrı hastalığı batı dünyasının hastalığıdır ve nesilden nesile konektomlara aktarılmaktadır.. hatta bu felsefe denen illleti yaratan bile bu cezalandırıcı tanrı diyebilirim..

bir budistle oturup konuşun; ona bu yaratıcı, cezalandırıcı tek tanrıdan bahsedin ve bu adam üst düzey eğitimli biri olsun ama aynı zamanda bir budizm inancı olan biri olsun.. sizin bahsettiğiniz cezalandırıcı tanrı modelini algılayamayacaktır, sizi anlamakta çok zorlanacaktır ve nihayetinde size gülüp geçecektir..

çünkü bu budist insanın beyin gelişimi sırasında harç olarak cezalandırıcı bir tanrı modeli kullanılmamıştır.. onun harcı/mayası budizmdir.. o budist istediği kadar yaşamı/evreni varlığı sorgulasın, mantığını kullansın, bir yaratıcı, cezalandırıcı tanrıya ulaşamaz.. olasılık dahilinde bile değildir.. çünkü budizm harcında/mayasında evren sonradan yaratılmamıştır, her zaman vardır, ezelidir, ebedidir, kadimdir ve dolasılıyla yaratıcı tanrı modeli zihinlerine düşmez bile..

batı dünyasının yaratıcılı/cezalandırıcılı tek tanrılı konektomuna sahip insanı doğu dünyasının insanı algılayamadığı gibi, doğu dünyasının tanrısız, çoklu yaşama (reenkarnayon) inanan ve bu konektoma sahip insanı da batı dünyasının insanını algılayamaz.. ve bu kişiler istediği kadar eğitimli, zeki olurlarsa olsun farketmez..

çünkü her iki kesim de çok derin bir uyku ve uyku mahmurluğunda yani bilinçyetmezliği sendromunda yaşayan insanlardır..

peki bu kadar farklı konektomlara sahip insanların biribirileriyle dalaşması, biribirlerini kendi taraflarına çekme çabaları, diğer tarafları yanlışlama çabaları ne işe yarar?

tabii ki hiç bir işe yaramaz.. sadece insan olmaktan uzak, insani olmayan bir tutum ve davranışta bulunmalarına neden olur..

peki bu insanları bu davranışlarından dolayı suçlayıp eleştirebilir miyiz?

uykuda uyurken ya da bilinci kapalı bir şekilde masada yatan hasta; yaptığı horlamalar, yellenmeler, el kollarını sallamalar, sayıklamalar, tepinmelerden ne kadar sorumluysa bu insanlar da bu tutum ve davranışlarından o kadar sorumludur..

bugünlük bu kadar..


Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Uyku sargon İslam 19 16-04-2013 21:26
Derin provakasyon Soda Politika 5 13-12-2009 03:03
Materyalizm ve Diyalektik Materyalizm nedir? Felsefeci 87 Felsefik Tartışmalar 16 10-06-2009 10:58
Güçlü Hafıza İçin, Yeterli Uyku Gerekiyor Ayejj Biyoloji 3 02-03-2009 17:06
İdealizm ve Materyalizm Üzerine Felsefik Tartışmalar 11 26-05-2008 02:41

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:30 .