
18-01-2011, 19:09
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.875
|
|
Görüntüler Elimizde ! (beni tanıdılar sen kaç)
İstanbul Valimiz demiş ki:
|
'Başbakan'ı protesto edenlerin görüntü kayıtları elimizde'
A.A 18 Ocak 2011
İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Türk Telekom Arena'nın açılışında protesto eyleminde bulunan kişilere ilişkin görüntü kayıtlarının ellerinde olduğunu belirterek, yapılacak tespitler için bunlar üzerinde çalışıldığını söyledi.
VALi MUTLU'DAN ARENA AÇIKLAMASI / WEB TV
Vali Mutlu, "39 ülke 39 ilçe" tanıtım ve paylaşım projesinin İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünde düzenlenen final programında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Mutlu, "Türk Telekom Arena'da protesto eyleminde bulunanlar hakkında çalışma başladı mı?" sorusu üzerine, "Protesto eyleminde bulunan kişilere ilişkin görüntü kayıtları elimizde. Yapılacak tespitler için bunlar üzerinde çalışılıyor. Bu tür etkinliklerde, sportif müsabakalarda kayıtlar var. Bunları değerlendireceğiz. Dolasıyla böyle görkemli bir açılış töreninde fevkalade üzücü bir tablonun doğmasına vesile olanlarla ilgili neler yapılabilirse tespit çalışmalarından sonra bunlar değerlendirilecektir" dedi.
Mutlu, Hizbullah terör örgütünün sözde askeri kanat sorumlusu olan Hacı İnan'ın gözaltına alınmasıyla ilgili soru üzerine de "Emniyetimiz İstanbul'daki ilgilileri zaten kontrol altında tutuyordu. Bunlarla ilgili gelişmelere göre de alınması gerekli yeni tedbirler varsa, bu tedbirleri de almayı planlamıştır. Bu çerçevede değerlendirmek lazım" dedi.
Vali Mutlu, bu kişilerin haftada bir gün imza atması gerektiğini ve ilk imzalarını attıklarını belirterek, "Ancak farklı değerlendirmeler çerçevesinde hareket etmek icap etmiştir, bu çerçevede bir planlama yapılmıştır" diye konuştu.
|
Önce ekşi sözlükte gördüm. Herhalde yine AKP karşıtı üfürmelerdendir diye kuşkulandım; doğruymuş.
Anlı şanlı valimiz ileri demokrasimizde olmaması gereken devletlu büyüğümüz, medar-ı iftiharımız, velinimetimiz başbakanımız hazretlerini protesto eyleminde bulunan binlerce kişinin video kayıtlarının elinde olduğunu beyan etmiş.
Fakat-heyhat- yasal olarak ne yapabileceklerine karar verememişler ki "Dolasıyla böyle görkemli bir açılış töreninde fevkalade üzücü bir tablonun doğmasına vesile olanlarla ilgili neler yapılabilirse" onları değerlendireceklermiş.
Sözün bittiği yerdeyiz. İleri demokraside, yetmez ama evet durağında bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete.. Hayırlara vesile olur inşallah....
İnsani olan her şey kabûlüm.
|

18-01-2011, 19:47
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 06 Mar 2010
Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 80
|
|
Bu baskıcı tutum, sonun başlangıcı olacağını düşünüyorum. Libarel cephede artık gerçeği görmeye başladı(sonunda).
Bir Çağın Dini, Bir Sonrakinin edebi eğlencesidir. Emerson
|

19-01-2011, 00:24
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
|
|
frodo´isimli üyeden Alıntı
Sözün bittiği yerdeyiz. İleri demokraside, yetmez ama evet durağında bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete.. Hayırlara vesile olur inşallah....
|
Şimdi bunun ileri demokrasiyle, yetmez ama evet ile ne alakası var?
Hükümetin iyi yaptığı şeye 'iyi', kötü yaptığı şeye 'kötü' demek, hükümetin her yaptığını onaylamak anlamına mı geliyor?
Bu otoriter uygulama/söylem anayasa değişikliğinden önce yoktu da, değiştikten sonra mı oldu?
Olumsuz söylemleri olan bir kişinin/topluluğun, iyi yaptığı şeye de karşı çıkmak bizim toplumumuzda çok sık görülüyor maalesef.. Bunda biraz muhaliflerin de payı var.
|

19-01-2011, 00:58
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.875
|
|
Sevgili sangre ben her gün yaklaşık 30 km'lik bir yol katederek işe gidiyorum. Yolumun üzerinde 17 üst geçit var.(Referandum sürecinde iş edinip saymıştım  )
Referandum öncesinde istisnasız hepsinde "Yetmez !, ama evet" pankartı, AKP'nin ileri demokrasi, fişlenmeye son, daha özgür bir toplum için, ileri kadın hakları için v.b evet pankartlarına eşlik ediyordu.
Şimdi bu ileri demokrasinin kafa yapısı ortaya dökülmeye başladı. Milliyetçi, dinci ve otoriter bir kafa. Olaya bakar mısın ? Koskoca bir stadyum dolusu insan görüntüleri elinde olan vali tarafından gereği yapılmak üzere incelenmekteymiş.
Peki hiç sormuyor musunuz kendinize yahu bir yerlerde hata mı yaptık diye ? Unutmayın ki liberal dostlarımızın bu otoriter kafa yapısına yaptıkları destek hiç de az değil. Bu şımarıklığın, istediğimi yaparım tavrının "soldan" ideolojik desteğini sağlayan liberal çevreler değil miydi ?
Şimdi padişahımız 12 Hazirandan sonra görüşürüz mealinde şeyler söylüyor. Artık iktidar mücadelesi bitti. "Eski vesayet" yeni vesayet uzlaştı. Şimdi tek vesayet dönemi hayırlı olsun.
Bu otoriter söylem hiç bu kadar kendinden emin ve güçlü olmamıştı. Çünkü yetmez ama evet'in azımsanmayacak desteğiyle son muhalefet noktaları da aşıldı. Sevgili cem'in çok güzel bir tesbiti vardı: AKP kendi varoluşunu sağlamak için demokrasiye dayanmak zorunda demokrasiye inandığı için değil. Bu nedenle de sistemi demokrasiye zorluyor ve bu yüzden olumlu. (onun cümleleri belki biraz farklıydı ama özü buydu).
Ama bu tesbitin bir açmazı vardı ya kendi varoluşunu garantiye aldığı zaman ne olur ?
Yoksa bir stadyum dolusu insanın görüntüleri gereği yapılmak üzere incelenmeye mi başlanır ?
İnsani olan her şey kabûlüm.
|

19-01-2011, 01:53
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614
|
|
Siyasetle pek ilgim olmasa da, frodo.nun kotumserligine katilmamak mumkun degil. Basbakanin diktatorlesmesi, yeni baslamadi; daha once aleyhine yazdigi bir makale icin, (hangi gazete oldugunu unuttum) gazete sahibine yazari isten atmasini soylemesi, ne mal oldugunu gostermisti zaten. Son gelismeler ise, kotulerin icinde, belki de en iyisi olmadigini gosteriyor. Umarim akli basina gelir, veya aklini basina getirecek birileri vardir.
Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
|

19-01-2011, 02:05
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
|
|
frodo´isimli üyeden Alıntı
Sevgili sangre ben her gün yaklaşık 30 km'lik bir yol katederek işe gidiyorum. Yolumun üzerinde 17 üst geçit var.(Referandum sürecinde iş edinip saymıştım  )
Referandum öncesinde istisnasız hepsinde "Yetmez !, ama evet" pankartı, AKP'nin ileri demokrasi, fişlenmeye son, daha özgür bir toplum için, ileri kadın hakları için v.b evet pankartlarına eşlik ediyordu.
Şimdi bu ileri demokrasinin kafa yapısı ortaya dökülmeye başladı. Milliyetçi, dinci ve otoriter bir kafa. Olaya bakar mısın ? Koskoca bir stadyum dolusu insan görüntüleri elinde olan vali tarafından gereği yapılmak üzere incelenmekteymiş.
Peki hiç sormuyor musunuz kendinize yahu bir yerlerde hata mı yaptık diye ? Unutmayın ki liberal dostlarımızın bu otoriter kafa yapısına yaptıkları destek hiç de az değil. Bu şımarıklığın, istediğimi yaparım tavrının "soldan" ideolojik desteğini sağlayan liberal çevreler değil miydi ?
Şimdi padişahımız 12 Hazirandan sonra görüşürüz mealinde şeyler söylüyor. Artık iktidar mücadelesi bitti. "Eski vesayet" yeni vesayet uzlaştı. Şimdi tek vesayet dönemi hayırlı olsun.
Bu otoriter söylem hiç bu kadar kendinden emin ve güçlü olmamıştı. Çünkü yetmez ama evet'in azımsanmayacak desteğiyle son muhalefet noktaları da aşıldı. Sevgili cem'in çok güzel bir tesbiti vardı: AKP kendi varoluşunu sağlamak için demokrasiye dayanmak zorunda demokrasiye inandığı için değil. Bu nedenle de sistemi demokrasiye zorluyor ve bu yüzden olumlu. (onun cümleleri belki biraz farklıydı ama özü buydu).
Ama bu tesbitin bir açmazı vardı ya kendi varoluşunu garantiye aldığı zaman ne olur ?
Yoksa bir stadyum dolusu insanın görüntüleri gereği yapılmak üzere incelenmeye mi başlanır ?
|
Sevgili Frodo,
Cem'in söylediklerine katılıyorum.. Aynı şeyi bir çok defa ben de dile getirdim.
Bugün Türkiye'de içinde yaşadığımız sistemin 'demokrasiye' el verişli olmadığını, çünkü resmi ideolojinin dışındaki partilerin yaptıkları 'icraatları' engellemeye yönelik kurumların var olduğunu söylemiştim.. Ve bu kurumlar, o ideoloji tarafından öyle bir yapılandırılmışlar ki, kendi dışındaki hiçbir siyasi görüşe yaşam alanı bırakmıyorlar.
Bu bağlamda AK Parti, kendine yaşam alanı açmak için, iktidarda sadece sembolik olarak durmak istemediği için, askeri ve yargı bürokrasinin üzerine gitti.. Diğerlerini bir kenara bırakırsak, 2 önemli icraatından biri askeri kanada yönelik ergenekon operasyonları, diğeriyse yargısal kanada yönelik Anayasa değişikliğiydi.
Bu icraatlar, her ne kadar kendine yaşam alanı açmak için yapılmış olsa da, aslında tüm siyasi partilere yaşam alanı açacağı için Liberaller ve Sosyalistler tarafından desteklendi.
Yeterli olmasa da kendine yaşam alanı bulmuş olan AK Parti, karşısında pasif bir muhalefetin olmasını da avantaja çevirerek sağcı ve muhafazakar yüzünü göstermeye başladı.. Aslında bu durum bile, ülke siyasetinin yeterli olmasa bile normalleşmeye başladığını gösteriyor.. Bir sağ partinin otoriterleşmesi, Liberallerin buna karşı olması 'normal' ülkelerde var olan şeylerdir.. Bu sağcı partinin otoriter, dindar söylemleri çok daha eskiden olsaydı büyük ihtimalle zaman kaybetmeden ya darbe yaparlardı, ya da partiyi kapatırlardı.. Ama bugün böyle bir şey mümkün değil.
Kendine yaşam alanı açmak isteyen AK Parti'den hiç kimse ileri demokrasiye geçiş felan beklemiyor.. Sadece halkın gücünü bu denli yanına almış bir partiden, resmi ideolojinin kurumlarını daha esnek bir hale getirmesini bekliyorlar.. Ama bu parti seçim kaygısı yüzünden son dönemde oy kapma peşinde olduğu için tam tersi uygulamalara yöneldi.
Kurumların tektip, yeknesak bir ideolojide olmasından ziyade, partilerin otoriterleşmesi daha tercih edilebilir bir durumdur.. Çünkü birincisini bozmak uzun zaman alırken, ikincisini bozmak bir seçime bakar, başka bir şeye değil.
Liberaller AK Parti'nin 'demokratik' adımlarını desteklerken, onlara 'Sizi her zaman destekleyeceğiz' diye güvence felan vermiş değil.. Yaptığı doğru şeylere doğru diyoruz, yanlışa yanlış diyoruz.. Hepsi bu.
Askeri vesayet ile hükümet vesayetinin de uzlaşması mümkün değil zaten.. Çünkü hükümet resmi ideolojinin tam karşısında bulunuyor.
Son olarak da, 'AK Parti kendini garantiye aldığı zaman ne olacak?' diye sormuşsun.
AK Parti 'demokrasi'yi zorlaması ile kendi yerini garantiye almak isterse, ben onların bu yönde her icraatını desteklerim.. Bu resmi kurumları daha esnek hale getirerek kendine yaşam alanı bulmak, zaten demokratik adımlar atmaktan geçiyor.
Yargıdaki atamalar gibi yapıp kendini garantiye almak isterse, bu tür icraatlara da her zaman karşı çıkarım.
Ama bu konuda, ilk şekilde yaptıklarının daha ağır bastığını söyleyebilirim.
|

19-01-2011, 02:28
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.875
|
|
Sevgili sangre politika yazmayı sevmiyorum. Valinin demeci ve toplumun tepkisizliği çok etkiledi beni ve başlığı açtım. Yazında o kadar çok itiraz edeceğim nokta var ki. Etsem uzayacak sevmediğim alanda yazmış olacağım, etmesem iyi düşüncelerine sırt çevirmiş olacağım.
Birincisi askeri darbeleri "askeri bürokrasi" yapmaz, yapamaz. Tüm darbeleri (gerçekleşenleri) incele ardında senin sevmediğin sınıfsal egemenlerin ve uluslararası işbirliğinin parmak izlerini görürsün. İş bu nedenle Türkiye'nin darbeler tarihini 5 omuzu
kalabalığın canı istediğinde yaptığı densizlik olarak görmek veya göstermeye çalışmak hedef şaşırtmaktır. Bu 12 eylülle hesaplaşma ve askeri vesayet tartışmalarında bilinçli biçimde yapılan bir çarpıtmadır.
27 Mayıs'da dahil tüm askeri darbeler sisteme ulusal-uluslararası işbirliği ile yapılmış müdahalelerdir.
Hükümetin resmi ideolojinin tam karşısında olması da hayaldir. Hükümet tam da resmi ideolojinin kendisidir. Hala farkında değil misiniz o muhalif, mağdur tavrı egemenlerin iktidar kavgasında yerini sağlamlaştırmanın ideolojik ve kitlesel desteğini sağlamanın araçlarıydı. Şimdi katmelisinden resmi ideolojinin yıkılmaz kalesi olacak, oldu. (Bakınız liberallerin eleştiri noktaları, kürt meselesi, Kıbrıs v.b)
AKP artık sistemin bir parçası ve hatta kendisidir.
Uyanın da muhalefete gidelim.
İnsani olan her şey kabûlüm.
|

19-01-2011, 02:35
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614
|
|
Adayligini koy, ben arkandayim
Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
|

19-01-2011, 03:51
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 04 Apr 2008
Mesajlar: 1.500
|
|
Sevgili Frodo,
Ben darbelerin keyfi olarak yapıldığını hiçbir zaman söylemedim zaten.. Elbette bir grubun/kesimin/sınıfın çıkarlarını korumak için yapılmış darbelerdir.. Bu darbelerin yaradığı/fayda sağladığı kesim ise, benim resmi ideoloji, senin sınıf egemenleri olarak adlandırdığın kesim.. Farklı bir şey söylemiyoruz yani.
Ama ben farklı olarak, bu egemenleri senin tanımladığın gibi hem ulusal, hem de uluslararası anlamda eşdeğer olarak tanımlamıyorum.. Yani senin kabul ettiğin Sosyalist jargondan hareket edersek, 'Bir burjuva sınıfı vardır, bir de işçi sınıfı vardır.. Darbeler de ulusal burjuvayla, ulusaşırı burjuvaların işbirliği ile olmuştur' gibi söylemi kabul etmiyorum.. Sadece burada ayrılıyoruz.. Çıkar konusunda hemfikiriz.
Sen yine haklı olarak, sınıf temelinde değerlendirdiğin için bugünkü hükümet ile ulusalcı resmi ideolojiyi aynı sistemin oyuncuları oldukları için bir tutuyorsun.. Değişen bir şey yok diyorsun.
Ben yine sınıf temelli Sosyalist görüşü kabul etmediğim için, bu iki farklı ideolojiyi siyaset arenasında zıt yerlerde konumlandırıyorum.. Ve bugünkü 'çıkar savaşı'nın muhafazakarların kısmen demokratikleşme ile, ulusalcıların ise tamamen statükoya sarılması ile devam ettiğini kabul ederek, bugünkü siyasi durumu değerlendiriyorum.
Başladığımız yerler farklı olduğu için, çıkardığımız sonuçlar da farklı oluyor doğal olarak.
Sistemden kasıt Kapitalizm ise, 'AK Parti'nin Kapitalizm'in her daim bir parçası olduğu doğrudur', ama Türkiye'nin özel durumunun/sisteminin, resmi ideolojinin bir parçası olduğunu söylemek doğru değildir.. Bir CHP, MHP parçasıdır ama AK Parti bir çok defa dışına çıkarak icraatlarda bulunmuştur, bu anlamda hakkını vermek gerekir.
Şimdi ise mümkün olduğunca yakınlaşıyor orası ayrı.
Biz hiç uyumadık zaten sevgili Frodo.. Dün de muhalefetteydik, bugün de muhalefetteyiz
Konu Sangre tarafından (19-01-2011 Saat 04:01 ) değiştirilmiştir.
|

19-01-2011, 14:15
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Jan 2010
Mesajlar: 892
|
|
Sangre´isimli üyeden Alıntı
Sevgili Frodo,
Cem'in söylediklerine katılıyorum.. Aynı şeyi bir çok defa ben de dile getirdim.
Bugün Türkiye'de içinde yaşadığımız sistemin 'demokrasiye' el verişli olmadığını, çünkü resmi ideolojinin dışındaki partilerin yaptıkları 'icraatları' engellemeye yönelik kurumların var olduğunu söylemiştim.. Ve bu kurumlar, o ideoloji tarafından öyle bir yapılandırılmışlar ki, kendi dışındaki hiçbir siyasi görüşe yaşam alanı bırakmıyorlar.
Bu bağlamda AK Parti, kendine yaşam alanı açmak için, iktidarda sadece sembolik olarak durmak istemediği için, askeri ve yargı bürokrasinin üzerine gitti.. Diğerlerini bir kenara bırakırsak, 2 önemli icraatından biri askeri kanada yönelik ergenekon operasyonları, diğeriyse yargısal kanada yönelik Anayasa değişikliğiydi.
Bu icraatlar, her ne kadar kendine yaşam alanı açmak için yapılmış olsa da, aslında tüm siyasi partilere yaşam alanı açacağı için Liberaller ve Sosyalistler tarafından desteklendi.
Yeterli olmasa da kendine yaşam alanı bulmuş olan AK Parti, karşısında pasif bir muhalefetin olmasını da avantaja çevirerek sağcı ve muhafazakar yüzünü göstermeye başladı.. Aslında bu durum bile, ülke siyasetinin yeterli olmasa bile normalleşmeye başladığını gösteriyor.. Bir sağ partinin otoriterleşmesi, Liberallerin buna karşı olması 'normal' ülkelerde var olan şeylerdir.. Bu sağcı partinin otoriter, dindar söylemleri çok daha eskiden olsaydı büyük ihtimalle zaman kaybetmeden ya darbe yaparlardı, ya da partiyi kapatırlardı.. Ama bugün böyle bir şey mümkün değil.
Kendine yaşam alanı açmak isteyen AK Parti'den hiç kimse ileri demokrasiye geçiş felan beklemiyor.. Sadece halkın gücünü bu denli yanına almış bir partiden, resmi ideolojinin kurumlarını daha esnek bir hale getirmesini bekliyorlar.. Ama bu parti seçim kaygısı yüzünden son dönemde oy kapma peşinde olduğu için tam tersi uygulamalara yöneldi.
Kurumların tektip, yeknesak bir ideolojide olmasından ziyade, partilerin otoriterleşmesi daha tercih edilebilir bir durumdur.. Çünkü birincisini bozmak uzun zaman alırken, ikincisini bozmak bir seçime bakar, başka bir şeye değil.
Liberaller AK Parti'nin 'demokratik' adımlarını desteklerken, onlara 'Sizi her zaman destekleyeceğiz' diye güvence felan vermiş değil.. Yaptığı doğru şeylere doğru diyoruz, yanlışa yanlış diyoruz.. Hepsi bu.
Askeri vesayet ile hükümet vesayetinin de uzlaşması mümkün değil zaten.. Çünkü hükümet resmi ideolojinin tam karşısında bulunuyor.
Son olarak da, 'AK Parti kendini garantiye aldığı zaman ne olacak?' diye sormuşsun.
AK Parti 'demokrasi'yi zorlaması ile kendi yerini garantiye almak isterse, ben onların bu yönde her icraatını desteklerim.. Bu resmi kurumları daha esnek hale getirerek kendine yaşam alanı bulmak, zaten demokratik adımlar atmaktan geçiyor.
Yargıdaki atamalar gibi yapıp kendini garantiye almak isterse, bu tür icraatlara da her zaman karşı çıkarım.
Ama bu konuda, ilk şekilde yaptıklarının daha ağır bastığını söyleyebilirim.
|
Sevgili Sangre,
Ne akp öyle sütten çıkma ak kaşık, Ne de Sizin dediğiniz gibi ikinci ihtimal öyle bir seçimle halledilebilecek bir konu, Hele de Türkiyede.
Bizzat yaşadığım birşeyi burada anlatmak yerinde bir örnek olacaktır sanırım; Geçen yaz ben daha Üniversiteden mezun olmadan önce Bazı seminerler için çeşitli ülkelerden gelenler oldu.
Bunların arasında İrandan gelenler de vardı, tanıştığım 1 tanersine, takılmak için "Mollalarla aran nasıl" dedim.
Akabinde nasıl bir dialo geçti unuttum ama, İranlı eleman "Hayır bizde demokrasi var" dedi.
Açıkçası sözü Beni hem güldürdü hem düşündürdü.
Eğer demokrasiden anladığımız sadece seçimlerin yapılması ve çok partili sistemse, Evet İranda da demokrasi var, ama o halkın yaşayışına, yönetimden bıkkınlığı orada demokrasi var olup olmadığı sorusunun doğru yanıtı olsa gerek.
Evet hangi parti olursa olsun yaptığı doğru icraatları desteklemek yerinde olur, ama o icraatları kendi işine geldiği gibi kullanma ihtimali halkın yararına olması ihtimalinden daha fazla ise, o iktidara karşı gerekli tavrı almamak, iş işten geçtikten ve gerçek yüzlerini ortaya çıkardıktan sonra bu otoriter tutuma isyan karşı çıkmak hiç birşeyi çözmez.
işte onun için, Artık bu iktidarla ilgili daha temkinli davranmanın zamanı geldi de geçiyor bile.
Akp.nin resmi ideolojiye karşı olması ise mümkün olmasa gerek çünkü, ben devletin resmi ideolojisinin sanılanın aksine ulusalcı tek bir yönü olmaktan çok devletin otoriter yüzünü koruma önceliği olduğunu düşünüyorum.
Bu yüzden de Devlet farklı partilerin, farklı yaklaşımlarını kullanarak, onlara istediklerinin bir kısmını vererek otoriter yapısını sağlamlaştırıyor.
Halkın cehaleti ve eğitimsizliği ise, buna karşı muhalefetin yetersiz olmasına sebep oluyor.
diyorsunuz ki, Bu otoriter tutum, bu Anayasa ila değişikliği sonucu ortaya çıkan birşey değil, Evetr ama, önceden bu otoriter yapının var olması, şu anki otoritenin vehametini değiştirmöeye yetmiyor.
Bu yüzden de, Akp Özellikle gerek son günlerde ki Alkol ile ilgili yasa taslağı, gerekse protesto eylemlerine karşı takındığı otoriter tutumuyla gfgerçek yüzünü iyiden iyiye açığa çıkarmıştır.
Bu da bana açıkçası, Eğer olurda akp seçimi kazanırsa, bugünlerimizi arayacağımızı düşündürüyor.
Saygılar.
Konu TurkceRap tarafından (19-01-2011 Saat 14:22 ) değiştirilmiştir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:05 .
|