
28-03-2011, 01:12
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2010
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 3.058
|
|
İslamiyet Tanrısının Kardeşi Güneş Tanrısı mı?
Diyanet İşleri
BAKARA 2/62. Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah’a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir.
Ayete göre Müslüman, Yahudi ve Hıristiyan topluluklarının yanında yancı olarak Saabiler de cennete alınacaklarmış. Peki Sabiilik nedir?
İslamiyet’in yayılma yıllarında Anadolu'da ve Mezopotamya'da, Hıristiyanlığın yanı sıra, Batıni doktrinden kaynaklanan Saabilik inancı hüküm sürmekteydi. Anadolu’nun Bizans yönetimindeki topraklarında Hıristiyanlık ön plandaysa da, özellikle Doğu Anadolu'da, Fırat çevresinde Saabiler çoğunluktaydı. Saabilik çok eskilere, Sümerlere kadar dayanan Babil okulu öğretisinin halka mal olmuş şekliydi. Tüm tek Tanrılı dinlere şu ya da bu şekilde kaynaklık etmiş olan Saabilik, Büyük İskender'in bu toprakları fethi sırasında Pisagorculukla tanışmış ve Saabi öğretisi yeni bir ivme kazanmıştı. Pisagoryen öğreti, Saabiler arasında zaten var olan Batıni inançların yenilenmesinde ve her iki akımın birleşerek, İsmaililik denilen müessesenin oluşmasında rol oynamıştır.
Saabilik, Şamanizm gibi, ilk Tek Tanrılı din olan Güneş Kültü dininin, yüce Tanrının Sembolü olarak kabul ettiği Güneşi, Tanrının kendisi yerine koymuş bir inanış biçimidir. Saabiler, başta Güneş olmak üzere, yedi yıldıza tapınırlardı. Bunlar, en yüce tanrı olan Güneş tanrısı "Şamaş", onun dişil yönü olarak kabul edilen Ay tanrıçası "Sin", ve diğer vasıflarının temsilcileri olan Merkür tanrısı "Nabu", Venüs tanrısı "İştar", Mars tanrısı "Nergal", Jüpiter tanrısı "Marduk" ve Satürn tanrıçası "Ninutra" idi. Saabiler, bu tanrı ve tanrıçaların yanı sıra, Hermes'i, Pisagor'u, Orfe'yi de birer yarı tanrı olarak görüyorlardı.
Peki Diyanet İşleri bu konuda ne demektedir:
Sâbiîlik de İslâm'ın geldiği asırda mevcut bir inanç idi. Sâbiîler hicrî ilk yüzyılda müslümanların hâkimiyeti altına girmiş ve onlara zimmîlik statüsü tanınmıştır. Sâbiîler'in oldukça eskiye dayanan bir tarihleri olmakla birlikte nasıl doğduğu, kimin tarafından yayıldığı açık ve net olarak bilinmemektedir. Sâbiîlik'te bir yüce varlık inancı mevcut olmakla birlikte ışık âlemi ile karanlık âlem arasındaki mücadeleye dayanan bir düalizm inancı hâkimdir. Peygamberlik inancının mevcudiyeti tartışmalı olmakla birlikte Hz. Yahyâ'ya büyük önem verilmekte ve kendi peygamberleri olarak açıklanmaktadır. Diğer taraftan Sâbiîler Hz. İbrâhim, Hz. Mûsâ, Hz. İsâ ve Hz. Muhammed'i kötülük peygamberi, yalancı olarak nitelemektedirler. Özetle denilebilir ki Sâbiîlik orijinal şeklini yitirmiş, zamanla çeşitli inançlar karışmış ve müntesipleri azalmış bir din hüviyetindedir.
Peki böyle bir dini inancın mensuplarının Kuran'ın tanrısının katında ne işi var? Yoksa kuranın tanrısının bilinmeyen kardeşleri var da onların hatrına bu vatandaşları da kendi katına mı alıyor?
Dinler çoğunluğun korkusu ve azınlığın kurnazlığı üzerine kuruludur. (Stendhal)
SERBEST KALEM
|

28-03-2011, 01:50
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 06 May 2009
Bulunduğu yer: kocaeli
Mesajlar: 649
|
|
Günümüzde de yaşayan Mezopotamyadaki Sabiilikle Kuranda bahsedilen Sabiilik aynı dinler değil sanırım,zaten İslam tarihçileri Mezopotamyadakilerin Abbasilerin siyasi baskılarından kurtulmak için Sabii kimliğini kabul ettiklerini bildirir.
|

28-03-2011, 02:40
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2010
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 3.058
|
|
Hayır ikisi de aynı Sabiilik. Şöyle ki:
Kuran'da Tek Tanrılı dinler arasında, Saabilik de sayılmaktadır. Bunun nedeni, İslamiyet'in birçok söyleminin ve tapınım tarzının Saabilikten geliyor olmasıdır. Namaz kılma, oruç tutma, kurban kesme ve kutsal yerleri ziyaret etme, yani hac gibi ibadet tarzlarının yanı sıra, her namaz öncesi abdest alma gibi adetler, hep Saabi kökenlidir. Saabilikte, yedi gezegenin her biri için, günde yedi kez namaz kılınırken, bu sayı İslamiyet’te beşe indirilmiştir
Daha Geniç Bilgi
İslamiyet de diğer dinler gibi eski inanışları, efsaneleri ve dinleri taklit eder. Bu nedenle pek çok din birbirinin kopyası gibidir ya da ortak yönleri vardır. Bunalrın çıkış noktası ise insanların doğadaki bazı varlık ya da olguları ulaşılamaz, kutsal, ulu görmeleri ya da korku sebebiyle bunlara saygı duymalarıdır.
Dinler çoğunluğun korkusu ve azınlığın kurnazlığı üzerine kuruludur. (Stendhal)
SERBEST KALEM
|

28-03-2011, 03:23
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 06 May 2009
Bulunduğu yer: kocaeli
Mesajlar: 649
|
|
istatistik´isimli üyeden Alıntı
Hayır ikisi de aynı Sabiilik. Şöyle ki:
Kuran'da Tek Tanrılı dinler arasında, Saabilik de sayılmaktadır. Bunun nedeni, İslamiyet'in birçok söyleminin ve tapınım tarzının Saabilikten geliyor olmasıdır. Namaz kılma, oruç tutma, kurban kesme ve kutsal yerleri ziyaret etme, yani hac gibi ibadet tarzlarının yanı sıra, her namaz öncesi abdest alma gibi adetler, hep Saabi kökenlidir. Saabilikte, yedi gezegenin her biri için, günde yedi kez namaz kılınırken, bu sayı İslamiyet’te beşe indirilmiştir
|
Ona şüphe yok,İslam'ın pek çok ibadeti hatta itikatı Sabiilik kökenlidir,ama bizim Mandeanlar dediğimiz grubun onlarla pek alakası yok.Yukarıda bahsettiğin ibadetlerin hemen hiçbiri Mandeanlarda yok,var olanlar da çok farklı.Herhangi iki ortadoğu dininin birbirine benzediği kadar benziyorlar İslama,o kadar.
Oysa İslam kaynakları ve Kurandan öğrendiğimiz Sabiilik İslam'a temel olacak kadar birebir benziyor.Mandeanlar politeistken Kuran'ın Sabiilerinin en belrgin özelliği monoteist olmaları.
Mandeanlar,Harraniler yani günümüz Sabiileri İbrahim'i sahte peygamber olarak görürken Kurandaki Sabiilerin kendilerini doğrudan İbrahime dayandırdığını görüyoruz.Bir dinin en büyük peygamberinden zaman içinde tamamen vazgeçmesi çok zor.
Muhtemelen daha önce okumuşsundur,ama Halife Memun ile Harraniler arasında geçen diyalog Harranilerin neden Sabii üst kimliğini kabul etmelerini anlamamızı sağlıyor;
|
"İbnü’n-Nedîm’in Ebû Yûsuf Îşa’ el-Katîî’ adlı Hıristiyan bir müellife dayandırarak verdiği bilgiye göre Me’mun ile Harranlıların karşılaşması, Me’mun’un 218/833 tarihinde çıktığı Bizans seferi esnasında gerçekleşti. Söz konusu sefer
esnasında Me’mun Harran’a uğradı ve halk onu karşılamak için yola çıktı. Aralarında
kaftanlı ve ve uzun saçlı bir grup da bulunmaktaydı. Bunlar Me’mun’un dikkatini
çekti ve şöyle bir konuşma geçti:
“Me’mun: Siz zimmîlerden kimsiniz?
Harranlılar: Biz Harranlılarız.
Me’mun: Siz Hıristiyan mısınız?
Harranlılar: Hayır
Me’mun: Yahudî misiniz?
Harranlılar: Hayır.
Me’mun: Mecûsî misiniz?
Harranlılar: Hayır.
Me’mun: Sizin bir kitabınız ya da peygamberiniz var mıdır?
Harranlılar mırıldandılar ve soruyu geçiştirmek istediler.
Me’mun: Bu takdirde siz putlara tapan zındıklarsınız ve babam Harun Reşid
zamanındaki Ashâbü’-ra’s grubundansınız. Sizlerin katli helaldir. Sizin için zımmîlik
yoktur.
Harranlılar: Biz cizyemizi ödüyoruz.
Me’mun: Cizye, İslam’a muhalif olan ancak Allah’ın kitabında anılan din
müntesiplerinden alınır. Onların bir kitapları vardır ve Müslümanlar da onlarla sulh
yapmıştır. Sizler ne bunlardan ne de ötekilerdensiniz. Şu iki şıktan birini tercih
edeceksiniz: Ya İslam’a ya da Allah’ın kitabında zikredilen dinlerden birine
gireceksiniz. Aksi takdirde kökünüzü kuruturum. Size şu seferimden dönene kadar
mühlet tanıyorum. Ya İslam’a ya da Allah’ın kitabında zikrettiği dinlerden birine
girersiniz. Aksi takdirde öldürülmenizi ve kökünüzün kurutulmasını emrederim."
Bu noktadan sonra Harranlılar zımmi statüsüne geçmek için Sabiilik'i benimsiyorlar.
|
Kurandaki Sabiilerin hemen tüm kavram ve ibadetleri pek fazla değişmeden İslam'a geçmiş,namaz,abdest,hac,terimler vs..
Oysa günümüz Mandeanlarında hemen her şey farklı.Zorlamayla bile biryere varamayız.
|

28-03-2011, 03:44
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 18 Sep 2006
Bulunduğu yer: usa
Mesajlar: 4.841
|
|
Anladığım kadarıyla sabiilik güneş kültüne dayanıyor ve bir çeşit üçlük tanrısına iman çercevesinde şekilleniyor.Kuranda bu tür bir inanca mesup kişilerin de kurtulacağı vaad edilse de dinayet,eski inanışın bu ölçüde putperest ögeler içermediğini zamanla ptperestleştiğini idda ediyor.
Gördüğüm kadarıyla dinayetin savunması çok cılız .Herhangi doğru dürüst savunmada yok aslında. Benim izlenimim bu yönde.Peki osiris inancına mensup bireyler ne olacak ?
Onların kurtuluşu için ne denilebilir?
Saygılarımla
|

28-03-2011, 17:10
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2010
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 3.058
|
|
Rastaman detaylı bilgi için teşekkür ederim. Ancak Diyanetten aldığım kaynağa bakılırsa aynısından bahsediyorlar.
|
Sâbiîlik de İslâm'ın geldiği asırda mevcut bir inanç idi. Sâbiîler hicrî ilk yüzyılda müslümanların hâkimiyeti altına girmiş ve onlara zimmîlik statüsü tanınmıştır. Sâbiîler'in oldukça eskiye dayanan bir tarihleri olmakla birlikte nasıl doğduğu, kimin tarafından yayıldığı açık ve net olarak bilinmemektedir. Sâbiîlik'te bir yüce varlık inancı mevcut olmakla birlikte ışık âlemi ile karanlık âlem arasındaki mücadeleye dayanan bir düalizm inancı hâkimdir. Peygamberlik inancının mevcudiyeti tartışmalı olmakla birlikte Hz. Yahyâ'ya büyük önem verilmekte ve kendi peygamberleri olarak açıklanmaktadır. Diğer taraftan Sâbiîler Hz. İbrâhim, Hz. Mûsâ, Hz. İsâ ve Hz. Muhammed'i kötülük peygamberi, yalancı olarak nitelemektedirler. Özetle denilebilir ki Sâbiîlik orijinal şeklini yitirmiş, zamanla çeşitli inançlar karışmış ve müntesipleri azalmış bir din hüviyetindedir.
|
Dinler çoğunluğun korkusu ve azınlığın kurnazlığı üzerine kuruludur. (Stendhal)
SERBEST KALEM
|

28-03-2011, 17:13
|
 |
Super Moderator
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 May 2007
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 1.224
|
|
Sabiilikle ilgili o kadar çok farklı bilgi var ki, hangisinin gerçek olduğunu bilmek çok zorlaşıyor. Turan Dursun'un Din Bu kitabının 2. cildinde bu konu detaylı bir şekilde inceleniyor.
Kitaptan aklımda kalanları ile aktarabileceklerim şunlar.
Kuran'da 3 ayrı yerde sabiilerden bahsediliyor.
Kelime olarak "dinden dönmüş ya da bir dinden başka bir dine dönmüşler" olarak da kullanılır. Hatta muhammed'den bile sabii olarak bahsedildiği belirtilir.
Yahudiliğe ve müslümanlığa bir çok inanışın sabiilikten geçtiği kanısı çok kuvvetlidir. Namazları güneşin doğuşu, en tepeye çıkması ve batmasından öncedir. Oruçları da Ay'ın durumuna göre, 29 ve 30 gündür. Bunların dışında sünnet olmazlar. Sadece bir kadınla evlenirler. Boşanma için geçerli nedenlerin olması gerekir ve boşanan çiftler tekrar evlenemezler ( müslümanlarda eğer erkek isterse boşadığı kadınla tekrar evlenebilir ve kadın hiç bir şekilde itiraz edemez.. )
İbrahim'in sabii olduğunu ve kabeyi de güneş tapınağı olarak inşaa ettiğini söylemek de yersiz olmaz. Bir çok islam alimi de sabiiliği en eski din olarak kabul etmek zorunda kalmıştır. Tamamen eski söylence ve tevrattan araklanarak ortaya çıkan kuran, bir kısım kaynağı da sabiilikten araklamıştır..
Kuranda sabiilerin de cennetle müjdelenmesi mavalı, daha toparlanma döneminde olduğu içindir. Keza put perestler için de kafirun suresinde " onların dini onlara, benim dinim banadır" denmiştir. Bu ayetlerin mekki ayetler olduğu aşikar. Medine göçünden ve müslümanların güç sahibi olmasından sonra bu ayetlerin nesh edildiği bile tartışılagelmiştir. Yani artık güç müslümanlardadır ve cennete kendilerinden başka kimseyi almayacaklardır..
|

29-03-2011, 00:43
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 06 May 2009
Bulunduğu yer: kocaeli
Mesajlar: 649
|
|
istatistik´isimli üyeden Alıntı
Rastaman detaylı bilgi için teşekkür ederim. Ancak Diyanetten aldığım kaynağa bakılırsa aynısından bahsediyorlar.
|
İstatistik Diyanetin de benzer şeyler söylemesi ille de yanlış olacağı anlamına gelmez.Mandeanismden bahseden tarafsız kaynaklara bakarsan da benzer şeyler yazdıklarını göreceksin.Mesela Wikipedia'nın Mandeanlarla ilgili maddesinde senin boldladığın ve sanırım Diyanetin taraflı ibareleri olarak düşündüğün bölümler orada da ayrıntılarıyla yazıyor.
Mandeanların canlarını ve mallarını kurtarmak adına Sabii adını almaları kafaları karıştırıyor hepsi bu.
Üstelik senin İslamla aynı olduğunu yazdığın ibadetlerin hemen hiçbiri Mandeanlarda yok.
Eski Sabiilerin tüm kaynaklarca en büyük peygamberi sayılan İbrahim için Ricoldo da Montecroce adlı katolik gezgin 1290 da şunları yazmış;
|
They detest Abraham because of circumcision and they venerate John the Baptist above all.
|
http://en.wikipedia.org/wiki/Mandaeism
Günümüz Mandeanlarının atalarından bahsettiği çok açık değil mi?Demek ki bu grup büyük peygamberleri İbrahim'i zaman içinde unutmuş,peygamber listesinden çıkarmış falan değil,o zaman da inanmamış,Kuran'ın Sabiilerinden çok farklı bir gruptan sözediyoruz.
Şu kaynakta günümüz Sabiileri,yani Mandeanlar hakkında birçok bilgi var;
http://www.dunyadinleri.com/sabailik.html
Şunlar enteresan mesela;
|
Ne var ki, Halife Me’mun döneminde ölüm tehditlerinden kurtulmak isteyen “Harraniler” (Harranlı putperestler) kendilerini Sâbiîler olarak gösterdiler ve bugüne dek gelen bir yanlışın ortaya çıkmasına neden oldular. Oysa, Asur-Babil politeizmini sürdüren ve putperest olan Harraniler’in Sâbiîler ile hiç bir ilgileri yoktu. Sâbiî adını almalarından sonra bir çok Harrani, Bağdat gibi önemli merkezlerde Sâbiî adını kullanarak ünlü oldu ve Sâbiîlik adı altında kendi inançlarını yayma fırsatı buldu. Gerçek Sâbiîler ise, ezoterik ilkelerinin bir gereği olarak inançlarını açıklamamaları nedeniyle unutuldular
|
Kutsal kitapları da,içeriği de İslam'a öncül olduğu düşünülen bir din için çok ilgisiz duruyor;
|
Mandenler’in kutsal kitapları arasında en önemli yeri üç ayrı kitap tutar: “Ginza”, “Draşia d Yahya” ve “Qolasta”. “Ginza” (Hazine), yaklaşık 600 sayfadır ve “Adem’in Kitabı” diye de adlandırılır. Çeşitli dualar, teoloji, mitoloji, ölüm ve ölüm sonrası gibi konuları içerir.“Draşia d Yahya” (Yahya’nın Öğretileri), büyük ölçüde Yahya’nın yaşamını ve öğretilerini konu alan bir kitaptır. “Qolasta” (Övgü) ise vaftiz, ritüelik yemekler, ibadetlerle ilgili dualar ve çeşitli uygulamaları içeren bir kitaptır
|
|
Yazılı metinler arasında yalnızca din adamlarınca kullanılmasına izin verilen ezoterik metinler de vardır. “Alf Trisar Şuialia” (Binoniki Soru), “Alma Rişaia Rabba” (Büyük İlkEvren) ve “Alma Rişaia Zuta” (Küçük İlk Evren) bu kitaplara örnek olarak verilebilir. Bunlar genellikle teoloji ve mitoloji anlayışlarını dile getirmektedir. Ayrıca çeşitli konularla ayrı ayrı ilgilenen divan, şerh ve tefsirler de mevcuttur
|
|
Astroloji ile ilgili yazılı metinler, daha çok kehanet, cin kovma, ebced hesabına benzer yöntemlerle kişisel olayların yorumlanması konusunda bilgiler içermektedirler. Bunların en önemlisi “Sfar Malvaşia”dır (Burçlar Kitabı
|
|
Tanrı Anlayışı;
Mandenler’in dinsel anlayışları tümüyle gnostik düalizm temeline dayanmaktadır. Bu ikili anlayışta, bir yanda “Işık Evreni”, diğer yanda ise “Karanlık Evreni” bulunmaktadır. Işık Evreni’nin yöneticisi, “Yüce Yaşam”, “Kudretli Ruh” ya da “Yüceliğin Efendisi” gibi niteliklerle de adlandırılan “Malka d Nhura”dır (Işık Kralı). Malka d Nhura’nın, en üstün niteliklere sahip olduğuna ve tüm eksikliklerden uzak bulunduğuna inanılır.
Malka d Nhura çerverisne sayısız ''Işık Varlıkları” vardır. Bu varlıklar “Uthria” (Zenginler) ya da “Malkia” (Krallar) diye adlandırılırlar. Bunlar da her türlü kötülükten uzak varlıklardır. Işık Evreni her türlü yokluk, kötülük, eksiklik, yanlışlık ve ölümlülükten arınmıştır. Düzen ve verimliliği simgeleyen “Hiia” (Yaşam) ilkesinden türeyen Işık Evreni’nin kuzey’de olduğuna inanılır.
Düalizmin diğer yönünü oluşturan Karanlık Evreni de benzer bir yapılanmaya sahiptir. Bu evrenin başında, bir adı da “Büyük Canavar” olan “Malka d Hşuka” (Karanlık Kralı) bulunur. O, sayısız kötü varlığın yaratıcısı ve kötülüklerin yayıcısıdır; kötü niteliklerin tümüne sahiptir. Aslan başlı, ejder gövdeli, kartal kanatlı ve kaplumbağa sırtlı olarak düşünülen Malka d Hşuka, soluğu ile demiri eritir ve bakışıyla dağları sarsar. Yine de, Malka d Nhura’nın karşıtı olduğu için aptal ve sersem olduğuna inanılır. Karanlık Evreni yokluk, eksiklik ve düzensizliği simgeleyen “Kara Su” (Kaos) ilkesi tarafından yaratılmıştır ve bu evrenin güney’de bulunduğu varsayılır.
Malka d Hşuka’nın yanında sayısız kötü varlık, devler, canavarlar, şeytanlar ve kötü ruhlar bulunur. Bunlara ek olarak, Karanlık Evreni’ne düşmüş ya da kaderin bir sonucu olarak buraya atılmış bazı Işık Varlıkları da vardır. Bunların önderi olan “Ruha”, özellikle evrenin ve insanın yaratılışında kötülükleri harekete geçiren dişi figür olarak Malka d Hşuka’yı kışkırtan ve bu nedenle Karanlık Evrenine mahkum olan bir Işık Varlığıdır. Ayrıca Işık Evreni ile Karanlık Evreni arasında aracılık görevi gören “Yuşamin”, “Abatur” ve “Ptahil” gibi varlıklar da mevcuttur.
|
|
Ölen insanların ruhları yedi gezegenden geçerek Abatur’un terazisine ve oradan da Işık Evreni’ne yükselir. Ölen kişi eğer iyi ve inançlı bir kişiyse ruhu, gezegenleri hızla geçer ve Işık Evreni’ndeki “Mşunai Kuşta” adlı cennete ulaşır. Ölen kişi günahkarsa, onun ruhu gezegenlerde kalır ve işkencelere uğrar. Kıyamet günü, gezegenlerde tutulan ruhlar da Abatur’un terazisinden geçerek, günahlarının son cezasını çekmek üzere bir tür cehennem olan “Suf” Denizine atılacaklardır.
|
İslam'a özellikle benzeyen bulabildiğim tek ibadetse şu;
|
Üç kez gündüz ve iki kez gece olmak üzere günün belirli saatlerinde Işık Kralına dua ederler. Bu dualar yüzler kuzeye dönülerek gerçekleştirilir
|
Üstelik birçok kaynakda bu duanın 5 değil 7 kez yapıldığından sözediyor.
|
Din adamlığı dört dereceden oluşan bir hiyerarşik yapıya sahiptir. Yardımcı din adamlarına “Aşganda” adı verilir. Normal din adamlarına “Tarmida” denir. “Ganzibra” derecesi ise yöresel baş rahiplik düzeyidir. En üst dereceye “RişAma” adı verilir ve Manden topluluğunun önderi anlamına gelir.
|
Dediğim gibi herhangi iki ortadoğu dininin benzediği kadar bile benzemiyor İslam'a Mandeanizm.Kuran,hadisler ve İslamkaynaklarında tasvir edilen Sabiilikten çok Babil çoktanrıcılığının devamcısı gibi duruyor.Halife Memun'un hikayesi doğru bence.
Ama İstatistik İslam'ın büyük ölçüde eski Sabiilikten geldiği teorilerini doğru buluyorum,çünkü o kaynaklarda anlatılan Sabiilik İslam'a gerçekten çok benziyor.Onlarda Hac aynı,namaz aynı,oruç,kavramlar,isimler...
Eski Sabiilik de Arap paganizminin Yahudilik ve Hristiyanlığın etkisiyle monoteistleşmiş hali olsa gerek,keşke hala varolsalardı ve biz de İslam'ın kökenlerini canlı canlı araştırabilseydik.
|

29-03-2011, 17:07
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 18 Aug 2010
Mesajlar: 2.389
|
|
istatistik´isimli üyeden Alıntı
Diyanet İşleri
BAKARA 2/62. Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah'a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir.
Ayete göre Müslüman, Yahudi ve Hıristiyan topluluklarının yanında yancı olarak Saabiler de cennete alınacaklarmış. Peki Sabiilik nedir?
İslamiyet'in yayılma yıllarında Anadolu'da ve Mezopotamya'da, Hıristiyanlığın yanı sıra, Batıni doktrinden kaynaklanan Saabilik inancı hüküm sürmekteydi. Anadolu'nun Bizans yönetimindeki topraklarında Hıristiyanlık ön plandaysa da, özellikle Doğu Anadolu'da, Fırat çevresinde Saabiler çoğunluktaydı. Saabilik çok eskilere, Sümerlere kadar dayanan Babil okulu öğretisinin halka mal olmuş şekliydi. Tüm tek Tanrılı dinlere şu ya da bu şekilde kaynaklık etmiş olan Saabilik, Büyük İskender'in bu toprakları fethi sırasında Pisagorculukla tanışmış ve Saabi öğretisi yeni bir ivme kazanmıştı. Pisagoryen öğreti, Saabiler arasında zaten var olan Batıni inançların yenilenmesinde ve her iki akımın birleşerek, İsmaililik denilen müessesenin oluşmasında rol oynamıştır.
Saabilik, Şamanizm gibi, ilk Tek Tanrılı din olan Güneş Kültü dininin, yüce Tanrının Sembolü olarak kabul ettiği Güneşi, Tanrının kendisi yerine koymuş bir inanış biçimidir. Saabiler, başta Güneş olmak üzere, yedi yıldıza tapınırlardı. Bunlar, en yüce tanrı olan Güneş tanrısı "Şamaş", onun dişil yönü olarak kabul edilen Ay tanrıçası "Sin", ve diğer vasıflarının temsilcileri olan Merkür tanrısı "Nabu", Venüs tanrısı "İştar", Mars tanrısı "Nergal", Jüpiter tanrısı "Marduk" ve Satürn tanrıçası "Ninutra" idi. Saabiler, bu tanrı ve tanrıçaların yanı sıra, Hermes'i, Pisagor'u, Orfe'yi de birer yarı tanrı olarak görüyorlardı.
Peki Diyanet İşleri bu konuda ne demektedir:
Sâbiîlik de İslâm'ın geldiği asırda mevcut bir inanç idi. Sâbiîler hicrî ilk yüzyılda müslümanların hâkimiyeti altına girmiş ve onlara zimmîlik statüsü tanınmıştır. Sâbiîler'in oldukça eskiye dayanan bir tarihleri olmakla birlikte nasıl doğduğu, kimin tarafından yayıldığı açık ve net olarak bilinmemektedir. Sâbiîlik'te bir yüce varlık inancı mevcut olmakla birlikte ışık âlemi ile karanlık âlem arasındaki mücadeleye dayanan bir düalizm inancı hâkimdir. Peygamberlik inancının mevcudiyeti tartışmalı olmakla birlikte Hz. Yahyâ'ya büyük önem verilmekte ve kendi peygamberleri olarak açıklanmaktadır. Diğer taraftan Sâbiîler Hz. İbrâhim, Hz. Mûsâ, Hz. İsâ ve Hz. Muhammed'i kötülük peygamberi, yalancı olarak nitelemektedirler. Özetle denilebilir ki Sâbiîlik orijinal şeklini yitirmiş, zamanla çeşitli inançlar karışmış ve müntesipleri azalmış bir din hüviyetindedir.
Peki böyle bir dini inancın mensuplarının Kuran'ın tanrısının katında ne işi var? Yoksa kuranın tanrısının bilinmeyen kardeşleri var da onların hatrına bu vatandaşları da kendi katına mı alıyor?
|
Bu soruyu Müslümanlara yönelttiğimizde Sabianlığın da önceden hak din olduğunu,sonradan bozulduğunu söylediler.Dolayısıyla ayet bozulmadan önceki Saabilere hitap ediyormuş muş muş muş gibi saçma iddialar işte.
Günde 5 kez salat(dua),
Kabe'nin yüceltilmesi,
1 ay oruç,
Ölülerin ardından ayakta dua,
Ve bayramlar.
İslam'la ortak noktalardır.Eminim İslam'ın etkilendiği birçok uygulamaları daha vardı.
Tanrı'nın Adımlarını İzle Ama Asla Takip Etme!
Blog Facebook
|

29-03-2011, 22:58
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 30 Aug 2009
Mesajlar: 2.219
|
|
Konu baştan sona yanlış bir bilgilenme neticesinde çok yanlış bir yöne kaymış.
İlk önce bir kaç ana başlık altında konuya açıklık getirelim:
a) Muhammed'in peygamberlik savlayıp İslam adı altında söyleme başladığı dönemde Mekke'de Sabii olarak adlandırılan kitle ile daha sonra ve özellikle İslam sonrası Sabii olarak adlandırılan kitle arasında oldukça büyük bir fark vardır.
b) Günümüzde Sabii olarak adlandırılan kitlenin ise Muhammed dönemindeki Sabii kitle ile yakında bile ilişkisi yoktur.
Özetle Muhammed'in İslam olarak bilinen dinin propagandasını yaptığı dönemde sabiilik kısaca:
Sabii’lik
Kuran’da Bakara/62 ayetinde Yahudilik ve Hıristiyanlıkla birlikte anılan din. İslam mitolojisinde Yahudi’lik ve Hıristiyan’lık ile Mecusilik arasında bir din olarak tasvir edilir, bazı kaynaklarda yıldız, burç ve gezegenlere tapınan, bazı kaynaklarda ise (Allah’ın kızları olan tanrıçaların İslam sonrası melek olarak tanımlanması neticesinde) meleklere tapınan bir topluluk olarak anlatılmaktadır. İslam mitolojisindeki anlatımlara göre o dönemde sadece Allah ve kızlarına tapınanlara ‘’Hanif Sabii’’, bütün gezegenler ve yıldızlara inananlara ise ‘’kafir Sabii’’ denilmekteydi. Bu yüzden İlk dönem İslam mensuplarına Mekke’li politeistler Sabii demişlerdir. Uygulamalara ve söylemlere bakılacak olursa bunun kökeninde 3 neden aramak gerekir; a) Müslümanlar Allah’a taptıkları için bu benzerlik neticesinde Sabii denilmiştir, b) kelime anlamı itibari ile dönek, müşrik, kafir anlamında da kullanıldığı için bu sıfat kullanılmıştır, c) Atalarının dininden dönenler anlamında Sabii denilmiştir.
Bir başka İslami kaynağa göre, bir çok dinin birleşimi olarak o dinlerin en iyi yanlarını alan bir dindir. Bütün dinlerin bağlayıcılığından kurtuldukları içinde bu topluma Sabii denilmektedir. En uç söylem ise bir din olmadığı yönündedir. Bütün bu anlatımlar içerisinde en kabul gören yaygın görüş, Mekke özelinde göksel objelere tapınma neticesinde bu inanca Sabii denilmesidir. Kureyş’in Allah ve kızlarına tapınan Sabii’leri nispeten kendilerine yakın hissetmeleri buna mukabil bütün yıldız ve gezegenlere tapınanları ise müşrik olarak adlandırmaları, Mekke merkezli hakim din anlayışının kabile tanrısı dönemi politeizmine denk düştüğünüde gösterir. Hanif Sabii’lerin Mekke çevresinde toplumdan dışlanmadan yaşadıkları anlaşılmaktadır. İlk dönem Müslümanların kendilerini Müslüman olduk anlamında ‘’Saba’na’’ diye tanımladıkları fakat sonrasında Mekke’deki politeistlerin onlara alay ve hakaret edeci bir manada Sabii demeleri üzerine İslam’ında bu sıfatı kullanmaktan vazgeçip öncülleri gibi kullandıkları görülmüştür. 10. YY’dan itibaren Sabii’lik İslamda değişik ve birbirinden kopuk tanımlarla yer almıştır.
Sabii’lerin dinsel ritüel olarak; Namaz kıldıkları, Kurban kestikleri, Oruç tuttukları ve bu ritüellerin İslam’daki benzer adla anılan ritüellere oldukça çok benzediği bilinmektedir. Ramazan bayramı adı altında kutladıkları bir bayramları olduğu, bazı yiyecekleri ve davranışları yasak (tabu) olarak gördükleri, sünnet olmadıkları ve Bakara/62 ayetindeki bahis nedeniyle ölüm sonrasına inandıkları İslam mitolojisinde geçmektedir.
Sonraki dönemde Sabii’liğin İslam önünde Urfa’ya kadar uzanan bir hicretle, bölgeye yerleşerek bölgesel inançlarla değişime uğrayarak günümüzdeki Agnostik bir dinsel inanışa dönüştüğü söylenmektedir, bir diğer rivayete göre bölgedeki Harrani’ler İslam devletine girince kendilerine Sabii demeye başlamışlardır. Gene aynı şekilde el-Cezire bölgesinde yaşayan Sabii’lerin bölgedeki Yahudi-Hıristiyan dinlerinden etkilenerek monoteist bir yapıya büründükleri söylenebilir, Bakara/62 ayetinde bahsedilen Sabii’lerin bunlar olması kuvvetle muhtemeldir, bazı İslami kayıtlarda Mezopotamya kökenli oldukları geçmektedir. Günümüzde daha çok Agnostik dinsel inanca sahip olanları tarif etmek için kullanılmaktadır.
Özetle; İslam öncesi dönemde Mekke’de Sabii olarak adlandırılan 3 değişik kitleden söz edilebilir.
1- Bakara/62 ayetinde bahsedilen Sabii’lerin, el-Cezire’de (günümüz Irak ve Türkiye’nin doğu Anadolu bölgesi) yaşayan ve Sümer kökenli politeist inançlarının, Yahudilik, Hıristiyanlık ve Mecusi’likten etkilenmiş karışımından oluşan bir dinsel toplum ve inanış.
2- Kuran’da bazı ayetlerde bahsedilen ve Arap yarımadasında yaşayan, Mekke çevresinde çok görülen, yıldızlar – gezegenler – burçlar ve Ay, Güneş kültüne tapınan toplum ve dini inanış.
3- Sözlük anlamındaki şekilde kullanılan isim yada sıfat. Bir dinden çıkıp başka dine girme, dönme (mürted), sapıklık, atalarının dininden çıkan, terk eden, küfre düşen vb. anlamlarda kullanılmıştır. İslam’da da bir dönem Sabii sıfatı İslamı kabul etmiyenler için sapık manasında yada dinden dönen manasında kullanılmıştır.
Özetle, söz konusu ayette geçen Sabii tanımlaması sadece Mekke çevresinde yaşayan ve göksel cisimlere tapınan bir kitledir, bu bağlamda sadece Güneşe yada Kutup yıldızına tapan kişilere o dönemde ''Hanif Sabii' denilmesinden hareketle tek tanrılı bir din olarak algılandığı görülür. Hicri 3. yüzyıldan itibaren Sabii olarak adlandırılan dinsel inanç İslam tarihçilerince politeist bir inanç olarak tanımlanmış ve izleri tarihsel kayıtlardan mümkün mertebe silinmiştir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:09 .
|