
20-09-2006, 17:57
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 May 2006
Mesajlar: 1.919
|
|
Re: Hayat ve Şarap
Yav Liop hocam biraz da yoğurt hakkında bi bilgi verseniz.
|

22-09-2006, 11:20
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Re: Hayat ve Şarap
Sn. Hiramusta,
Ne oldu?
Yoksa yoğurt hakkında bilmediğimiz bir şeyler mi var? Kimse de bir şeyler yazmıyor.
Var da bizden mi saklıyorsunuz?
Arkadaşlar bizden ne saklıyorsunuz?
Özellikle Liopleurodon hocam; bak, ölümü gör doğruyu söyle bizden ne gizliyorsunuz?
Merak işte.
Hiramusta, bu lafı ortaya sen attığına göre yine sen yorumla bence. Öyle, her başımızın sıkıştığında Liop aşağı, liop yukarı, bunu da açıkla bari, bilse bilse liop bilir söylemleri ile kendi kendimize tuzak mı kuruyoruz acaba? Mutfakta liop mu var?
Bi de yorum yaparken dikkat etmek lazım diye düşünüyorum. Yukarıdaki fıkraya konu mankeni olmak var işin içinde.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
|

22-09-2006, 12:02
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 25 Feb 2006
Mesajlar: 1.372
|
|
Re: Hayat ve Şarap
Yoğurt.. Bir besin maddesi. Çok çok bir ekstrası yok.. Fakat, şöyle bir durum var. Süt, inek sütü, insan için değildir. Temel besin maddesi laktozdur ki, pek çoklarında mide sancısına sebep olur. Bunun yanında iyice kalsiyum ihtiva eder, fakat moleküler hali nedenyile emilemez. Hatta, bazı insanda kanser gibi sorunlara da yol açabilir. Yani, süt, mucize besin, her gün için filan lafları biraz dolduruştan ibarettir. Ama, sütü yoğurt yaparsanız, bu zararlarının hemen hiç biri kalmaz. Laktoz parçalanır, emilebilir hale gelir. Böylece de gerçek besin değerini ortaya koyar..
Yoğurdu, ilk cümleye bakarak hafife almayın. Ama yoğurt faydalıdır, aynı seviyede havuçta faydalıdır. Semizotuda, Zeytinyağı da.. Bunların hepsi, yani doğal gıdaların hemen hepsi eşit derecede faydalıdır genellikle. Ama kırmızı şarabın hücre bölünmesini artırması gibi ekstra ve kritik bir etkene sahip değildirler. Bana sorarsanız, evimde yoğurt hiç eksik olmaz, ama en son şarap içeli her halde 10 yıl geçmiştir. Ne derlerdi bu hale? Evet, günülk sofranızda, zeytinyağı, yoğurt, limon, yeşillik olması iyidir. Arada et, bilhassa balık çok iyidir. Günde yarım bardak (su bardağı) kırmızı şarap ise mükemmeldir. Sağlık açısından. Fakat, ben gıda uzmanı değilim. Diyet niteliklerini bilemem. Kırmızı şarabın etkisi biraz ihtisasımızı alakadar ettiğinden bir şeyler biliyoruz, o kadar..
|

22-09-2006, 14:09
|
|
|
Re: Hayat ve Şarap
"K.C.''
Belki de ezkamo hocam sağlık topikine yaşlılıkla mücadeleye ilişkin bilgiler verse iyi olacak şu aşamada.
Sevgili K.C,
Ben *bir eğitimciyim. Sağlık konusu ilgimi çeken bir konu. Araştırdıklarımı sizlerle paylaşıyorum. Kişisel düşünceme göre yaşamımızı belirleyen genetik yapımız. Eğer genetik yapın sağlamsa korkma derim. İçki de etkilemez, sigara da etkilemez. Etkilemez derken yanlış anlamayın. Mutlaka etkileyecek de diğer genetik yapılar kadar etkilemeyecektir. Eğer sizin genetik yapınızda bir hastalık varsa onu engelleyemezsiniz. Hani bazı hastalıklar irsi meselesi var ya. Onları kastediyorum.
İsteğin üzerine yaşlanmayla ilgili bir bilgi sunmak istiyorum size. Umarım faydasını görürsünüz.
SERBEST RADİKALLER VE YAŞLANMA
Serbest Radikaller, hücrelerin zarar görmesine ve birçok hastalığa yol açan reaktif maddelerdir. Normal koşullarda vücut bu serbest radikalleri etkisiz hale getiren antioksidanlar oluştursa da; kimyasallar, radyasyon, röntgen ışınları, besinlerden alınan zararlı maddeler ve yaş ilerledikçe azalan enzim aktivitesi bu koruyucu mekanizmayı zayıflatır. Hava kirliliği, tarım ilaçları, bilgisayar ve cep telefonlarımızdan aldığımız radyasyon, kızarmış yiyecekler, alkol ve kahve buna neden olan kaynaklar arasında yer alır. Ayrıca, sigara dumanı da son derece yüksek seviyede serbest radikal içerir.
Serbest radikaller niye zararlı? Serbest radikaller zararlıdır çünkü, bir kez oluştuklarında domino taşları gibi ardı ardına ilerleyen bir zincir reaksiyon başlatır, hücrelere ve DNA’ya zarar verir ve vücudumuzdaki hayati bileşenlerin oksitlenmesine bir diğer anlatımla, paslanmasına neden olurlar.
Serbest radikaller, kanserin en büyük tetikleyicisi olmakla kalmayıp, kalp krizi, Alzheimer hastalığı, yaşlılığa bağlı adale bozulmaları ve katarakt oluşumu ve bağışıklık sisteminin güçsüzleşmesi gibi rahatsızlıklara da yol açar.
ANTİOKSİDANLAR VE SERBEST RADİKALLER
Antioksidanlar, serbest radikallerle tepkimeye girerek bunların başlattığı zincir reaksiyonu durduran ve böylece vücudumuzdaki hayati bileşenlerin zarar görmesini engelleyen moleküllerdir. Vücudumuzda birtakım antioksidanlar bulunsa da, düzgün çalışmaları ve yeterli miktara ulaşmaları için meyve ve meyve suyu ile zenginleştirilmiş bir beslenme alışkanlığıyla desteklenmesi gerekir.
Damarlarımızın serbest radikaller tarafından bloke edilmesi kalp krizi, beyin kanaması, yüksek kolesterol vb birçok hayati rahatsızlığa yol açar. Bunların temizlenmesinde etkin rol oynayan ve bizi bu hastalıklardan koruyan antioksidanlar ise doğanın bir armağanı olarak meyve, sebze ve bunların suyunda bol miktarda bulunur.
MEYVE SUYU VE ANTİOKSİDAN
Meyve ve meyve suları A, C, E vitaminleri, karatenoid ve flavonoidler gibi birçok çeşit antioksidan bulundururlar. Ayrıca, antioksidan özellik gösteren pro-vitamin A (beta-karoten) ve selenyum da meyve ve sularında değişik miktarlarda bulunmaktadır.
Kayısı da bol miktarda bulunan E vitamini kalp enfarktüsü riskini yüzde 40 azaltır, ayrıca aspirin gibi kanı sulandırıcı etkisi olup, böylece kan pıhtısı oluşmasını önler. Güçlü bir antioksidan olarak kanser, katarakt oluşumunu ve bağışıklık sistemin yaşlanmasını önler. Ayrıca sinir sistemi bozukluklarını ve insanın bağışıklık mekanizmasını güçsüzleştiren virüslerin (HIV) ilerlemesini engeller. E vitaminin doğal hali sentetik olanlarına göre iki kat daha etkilidir; dolayısıyla doğal olarak tüketilmesi etkinliğinde önemli bir faktördür.
Portakal, greyfurt, limon, kivi, şeftali, mandalina, armut, çilek, ahududu, siyah üzüm gibi birçok meyvede bulunan C vitamini demir emilimini arttırır; kemik, deri, göz, kas, kan damarları ve diş eti dokusunu güçlendirir. Ayrıca, bağışıklık sistemini güçlendirerek, yaşlılıkta artan katarakt ve kanser riskini azaltır.
Şeftali, kayısı,havuç gibi meyve ve sularında bol miktarda bulunan beta-karotenin gerekli kısmı A vitaminine çevrilir. Kalp krizi ve prostat kanseri riskini büyük ölçüde azalttığı belirlenen beta-karotenin kardiyovasküler hastalıklar ve katarakt oluşumuna karşı da etkili olduğu ortaya çıkarılmıştır.
Domates, kırmızı üzüm ve bunların sularında bulunan bir diğer antioksidan likopen de prostat kanseri başta olmak üzere kanseri ve kalp hastalıklarını engelleyici özelliğe sahiptir.
Portakallar ve bazı turuncu sebze çeşitleri yüksek miktarda lutein ve zeaksantin pigmentleri içerirler ve bu pigmentler gözleri güçlendirirler.
Ayva, elma, armut ve bunların suyunda bulunan kuersetin ise kansere karşı etkilidir; kılcal damar, mide sağlığını ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar; alerjilere ve katarakta karşı etkilidir.
Üzüm çekirdeği, güçlü bir antioksidan ve serbest radikal çöpçüsüdür. Üzüm çekirdeğinden, rezveratrol denilen çok güçlü bir antioksidan elde edilir. Antioksidan etkisinin yanı sıra bağ dokusunu güçlendirerek kalp-damar sistemini korur, damar çeperlerinin esnekliğini sağlayarak damar sertliğine engel olur. Varis, hemeroid, ciltteki mavi lekeler ve yaşlılık lekeleri tedavisinde yararlıdır. Üzüm çekirdeğinde bulunan bu rezveratrol adlı antioksidan üretim aşamasında üzüm suyuna da geçmektedir
Bazı çalışmalar üzüm ve nar suyu gibi antioksidanların, arterlerde plak ya da yağ birikimlerinin oluşmasına katkıda bulunabilecek düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) ya da “kötü” kolesterol gibi kan lipitlerinin oksidasyonunu önleyebileceğini doğrulamıştır.
Narda ise polifenol, antosiyanin adlı antioksidanlar bulunur. Ayrıca, C vitamini, demir ve potasyum da bulunduran nar suyu, tansiyonun düşmesine, kötü kolesterole, kanser ve kalp hastalıklarına karşı güçlü bir savaşçıdır.
Yanlız tüm bunlara bir şey daha eklemek istiyorum. Ben anti-aginge inanan biriyim. Bir de bunları gözden geçirmenizde yarar var:
Anti aging için yaşam tarzınızı değiştirin:
Dusan Radoviç "Genç olmak çok güzel ama güzel yaşlanmak da az bir başarı değil" demiş... İlaç endüstrisinde yaşam süresinin uzatılması için milyarlarca dolarlık yatırımlar yapılıyor. Uzun yaşam süresini acaba sadece eczaneden mi satın almamız gerekiyor? Yaşam stilimizi değiştirmemiz de ömrümüzü uzatmaya yetebilir eğer aşağıdakiler düzenli uygulanırsa...
Beslenme tarzının değiştirilmesi. Kalori azaltılması, bol su, yeterli sebze ve meyve, süt, bio-yoğurt ve saat 19.00'da son yemek.
Düzenli spor ile haftada 1500 kalori yakılması.
Entelektüel gelişmeye önem vermek ve araştırıcı olmak.
Gülmek.
Pozitif düşünmek de önemli. Optimist kişiler uzun yaşar ve genç görünürler.
Sevgi, yakınlık, duygusal sıcaklık.
Seks, spor ve gülme mutluluk hormonu endorfini artırır.
Sağlıklı uyku yani gce 7-8 saat ve gün ortasında 6 dakikalık kısa uyku.
Meditasyon, yoga.
Sonuç olarak her ne kadar yaşamımızı genetik yapımız belirliyorsa bu yaşamımızı uzatmak bizim elimizde. Özellikle dengeli beslenme, spor, stressiz bir yaşam ve düzenli bir cinsel yaşam ömrümüzü uzatacak temel faktörler olarak düşünüyorum. Sağlıcakla kalınız...
|

22-09-2006, 14:24
|
|
|
Re: Hayat ve Şarap
Sevgili Sargon,
Başlığında biraz konu dışına çıktık ama kusura bakma. Şarap da sağlığı ilgilendiren bir konu olduğu için bu bilgilerin de önemli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca günde bir kadeh şarabın da yararlı olduğuna inananlardanım.
Ayrıca kuranla ilgili temennilerinize gönülden katıldığımı belirtmek istiyorum. Ama ben şuna da inanıyorum ki gelecek nesiller bize gülecekler. Ya bizim bu atalarımız ne kadar boş şeylerle uğraşıyorlarmış diye...Sevgilerimle...
|

22-09-2006, 15:55
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614
|
|
Re: Hayat ve Şarap
Baslangicta bahsettigimiz gibi bir muslumanlik olsaydi, soyle olurduk, boyle olurduk gibi faraziyelere katilamiyacagim. Din var oldukca, ne kadar modern olursa olsun, sirf dogmatik olmasi, insana verecegi zarar yonunden yeterlidir.
*Budizm, hatta hristiyanlik, boyle hikayeli ogutlerle doludur. insanlarin birbirini yemelerine mani olamamistir.
*Bazen kabahat dinde degil insandadir diyor dindar dostlarimiz,
tamamen haklilar. Dini silah gibi kullanan, digerlerini uyutup somuren Isa,Musa, Muhammed,hatta allah degil insanlardir. Dinin alet, silah haline getirebilinme ozelligidir, *bizim de defalarca, anlatmak istedigimiz.
*Dinin zararlari, kirmizi sarabin faydalari , inkar edilemez.
Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
|

22-09-2006, 16:34
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 25 Feb 2006
Mesajlar: 1.372
|
|
Re: Hayat ve Şarap
Ezkamo, bilmiyorum nerden aldın ama, *"K.C.'' *diye başlayan topiğn hiç olmasa daha iyiydi. Sanırım bir günlük gazetenin ekinden filan çıkmış. Birden fazla hata ve dahası, epk bilimsel olmayan bir yaklaşımda bulunuyor. Mesela, endorfin mutluluk hormonu değildir. Rezrevatrol, üzüm suyuna geçer, ama vücut tarafından emilemez. Fermantasyon sürecinde glikozden arınması lazımdır. Glikoz gibi şekerler aslında tam bir illettir. Mesela, diyorsun ki, "Portakal, greyfurt, limon, kivi, şeftali, mandalina, armut, çilek, ahududu, siyah üzüm gibi birçok meyvede bulunan C vitamini demir emilimini arttırır...", ama, Portakal, üzüm, şeftali yiyerek C Vitamini alamazsınız. Çünkü, aynı şekilde gilkoz/şeker ile birlikte alınan C Vitamini vücut tarafından emilemez.
Elbette, saydıklarının hepsi aslen sonuçta, herkese tavsiye edilebilecek şeyler. Ama bilimsel olmak başka bir mesele.. Genellikle yapılan, aslında faydalı olan bilgileri biraz süsleyeceğiz, püsleyeceğiz derken böyle tahrif etmek. amaç ve sonuç değişmiyor. Saydıklarının hepsi faydalı kesin olarak. Ama detayları birazcık yanlış bilgiler veriyor..
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:51 .
|