jadi´isimli üyeden Alıntı
Sen sscb gibi yuzmilyonlarca insanin olumne neden olan bir rejimi elestirebilyor musun ki demokratlara laf bulacaksin? En son Stalin'in yaptigi bir soykirimi bile "sozde Ukrayna soykirimi" diyerek inkar etmeye calisiyordun. Fidel, Mao, ve digerleri keza. Osmanli'da en azindan jon Turklere kadar etnik- dini cenosit ve yok etme politikasi yoktur diye begeniyoruz biz.
|
Hitlere ''soykırım'' noktasında ilham veren yegane şey ''Ermeni, rum, süryani, pontus, ezidi'' sürgün ve katliamlarıdır. Tüm dünyanın gözleri önünde yaşanmış bu sürgün, tenkil ve katliamlara herkes sessiz kalmayı tercih etmiştir.
Jön Türkler ve Osmanlı'yı ayırma gayreti de beyhude bir çabadır. Hakikatte de Jöntürkler de Kemalistler de pekala ''osmanlı''dır. Tarihsel bir kopuş ve hesaplaşma değil; tarihsel-makyajlanmış bir sürekliliktir.
Jöntürkler ve Pantürkist ideoloji, Osmanlı erklerinin tarihsel sürece göre geliştirdikleri yeni bir egemenlik tarzıdır. Devleti ayakta tutmanın bir yöntemidir yalnızca. Ne jöntürkler ne de kemalist erkler osmanlı siyasal nizamı ve felsefi geleneğiyle köklü ve modern bir hesaplaşmanın peşinde olmadı.
Avusturya-Maceristan'ın ordu-devlet bürokrasisi ve tekamül tarzı yeni osmanlı erkleri için ilham kaynağıydı. Avusturya-Maceristan'dan güçlü bir Almanya çıkınca da bu kaynak Almanlar ve İtalyan korperatistleri oldu.
Bu maceraların hiçbirinde iktidarın merkezden çevreye-topluma mal edilmesi noktasında demokratik bir ideal mevcut değildi. Hepsi öncelikle devletin modernize edilip güçlendirilmesi; daha sonra merkezi iktidarın otoriter biçimde tevaürüs edilmesini hedefliyordu.
Özünde Osmanlıyla bir farkı yoktur; zira, Osmanlı da 18. yy'dan sonra eski alışkanlıkları ve kurumlarını zaten yenileme ihtiyacı duymaya başlamıştı. Avrupa'ya elçilikler ve temsilcilikler açılmış; öğrenciler gönderilmiş; başta ordu'da olmak üzere Avrupa'dan uzmanlar getirilmiş ve nihayet Avrupa tarzı kurumlar inşa edilmişti.
Jöntürklerin henüz ortaya çıkmadığı dönemlerde daha, öncelikle ordu ve aristokrat ailelerde avrupalı kurum ve modernist düşünürlerden etkilenen zümreler oluşmaya başlamıştı. İleride jöntürkleri eğitecek, ortaya çıkaracak kurumların mayası ve tohumlarını da bizzat Osmanlı erkleri atmıştı.
Şimdi,
Bu gerçeği ortaya koymak yerine tarihe, sosyolojiye ve siyasal bilimlere ihanet ederek Osmanlı-Jöntürkler-Kemalistler sürekliliğini birbirinden koparmaya çalışmak; ayrıştırmak ve başka başka idea'lar yüklemek Eski statükonun bugüne dek yaptığı bir şeydi zaten. Statükonun haki rengi, modernite ve gerçek tanzimat-aydınlanmanın kendileriyle başladığını; öncesinde nerdeyse hiçbir şey olmadığını iddia ederken; yeşil renkli ''neo-kemalist statüko'' tüm kötülüklerin İttihatla başladığı, Osmanlı'nın bugünü bile aşan bir misyona sahip olduğunu ileri sürmekte.
Bilim etiği, namusu ve dürüstlüğüne sahip bir insan bu iki zırvalığa ve çarpıtmaya da karşı çıkar. Hiçbirininin birbirinden kopuk radikal paradigma değişimleri olmadığını ortaya koyarak benzerlik ve farklılıkları dürüstlükle inceler.