aysehatun´isimli üyeden Alıntı
şimdi sevgili neva ben kendi mantığımla düşünüyorum, ki bu sana saçma gelebilir saygı duyuyorum ama ben o mantıkla düşününce bir yaratıcı olmadan düşünmek inanmaya çalışmak bana o kadar boş ve saçma geliyor ki. o yüzden bu soruyu sordum, yanlış anlaşılma olmasın, kimseyi yadırgamıyorum, sadece merak ediyorum düşünceleri.
|
Yazdıklarınızdan anladığım, sizin meseleniz kendinizi
inanmaya şartlandırmış olmak. İnanmaya şartlı olmak, mantıkla düşündüğümüzde bir anlam ifade ediyor mu? Siz inanmaya şartlı olduğunuz için bir yaratıcıya inanmamayı mantıksız buluyorsunuz, ya sizin şartlılığınızın mantığı? İşte mantıklı olmayan tamda burası.
O halde neyi tartışmak gerekir, inanmayı mı? Tanrıyı mı?
Soruna cevap verdiğimi umuyorum, zira inanmak için çalışmak anlamsız bir şey.
Bir diğeri de inanmak ummaktan tutalım da, zannetmeye kadar, zan geliştirmeye kadar geniş yelpazeli. Hatda inanmak ile aldanmak ikiz kardeştirler. Bir düşünelim, aldanmak için öncelikle ne gerekir? İnanmak! Birisi olmadan diğeri malesef olmuyor.
Birde gündelik dilde kullandığımız inanmak biçimi vardır. Bu ise emin olmak anlamıyladır. Örneğin yağmurun yağdığını düşünüyorum ama emin değilim. Ne zaman penceremden baksam, yağmur yağdığını görsem artık inanmışımdır. Bu kullanım ise aslında sorunludur, zira pencereden baktığımda inanmıyorum, artık biliyorum. Fakat yüzyıllarca bilmek değil, inanmak merkezli ve şartlı bir toplum kültürüyle biz bilgiye, bilmeye önem vermemişiz, yerine inanmak geçmiş, oysa doğrusu bilgi sahibi olmaktır.
Gelelim bir yaratıcı arayıp, aramamaya. Yaratıcı aradığınızda iradenizi özgür bırakabiliyr musunuz? Şu soruya bir cevap bulabildiniz mi? Yaratıcı da kendini yaratanı arıyor mudur? Aramıyorsa neden? O aramıyorsa siz neden arıyorsunuz? O kendiliğinden var olabiliyorsa, sizin O'ndan fazlanız nedir ki, illa kendinize bir yaratıcı arıyorsunuz.
İşte mantık böyle işler. Dinsel anlamda inanç dediğiniz anda, mantığı kapı dışarı etmelisiniz, zira kutsallar ve tabular alanına mantıkla giremezsiniz, aksine mantıkla çıakbilirsiniz. O yüzden en iyisi siz inancınız dışında hiç düşünmeyin, mantığınızı da çalıştırmayın. (zaten bu dediklerimiz daha bebeklikten, zamk gibi kazınıyor beyinlerimize, öyle bir şartlı hale geliyoruz ki ne mantık, ne düşünce, ne de özgür irade mümkün olmuyor. Ne zaman ki mantığımızı çalıştırmayı başarırız işte o zaman; o zamk yerinden oynamaya başlıyor.)