Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #51  
Alt 02-09-2012, 14:20
higs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
higs higs isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 06 Jul 2012
Mesajlar: 140
Standart

Ateş ve demir
soruya cevap vermemek için sorunun yönü ve şekli ile ilgili uydurduğun bahanelerin ardından sorunun cevabı bilinemez gibi absürd bir cevap vermene emin ol şu an allah bile gülüyordur nihahaha

bilinemez mi doğrulanamaz mi yanlışlamanaz mi olabilir mi olmaya bilir mi yahu ne ne artık verin şu cevabı kaçmayın. Peygamber size kendini çok yüce göstermiş. Yahu madem insan sevap işlerken ve günah işlerken kendi iradesini kullanıyor e bu duruma göre kabak gibi ortada bir insanın muhammedden daha iyi olabileceği bir akıl bunu nasıl inkar eder anlamak çok güç.
Alıntı ile Cevapla
  #52  
Alt 02-09-2012, 16:45
demirefe demirefe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 30 May 2009
Mesajlar: 657
Standart

Tamam, bilinemez de bir cevaptır. Bunu da hemen irdeleyelim. Bilinemez dedik mi cevap evet de olabilir, hayır da olabilir demektir. Hayır cevabını irdeledik. Bu cevap allahı elinden hiç bir şey gelmeyen aciz bir gözlemci konumuna sokuyor. Balkonda oturup iki taraftan 90 derece açıyla gelen iki arabayı gören ve hızlarını hesaplayıp çarpışacaklarını anlayan ama hiç bir şey yapmadan oturup bakan biri gibi. Yola elindeki bardağı dök, arabalar bu da ne diye yavaşlasın filan değil mi? Yok! Sadece izliyor! Aciz bir zavallı.

Belirsizliğin öbür olasılığını, yani evet cevabını irdeleyelim. Bu zaten hepten allahı zor duruma sokuyor. Son dinini gönderdiği adam en iyisi değil. Yani son dinini gönderecek öyle bir adam bulmuş ki, ondan daha iyisi var aslında!

Bu tür sorunlara paradoks denir. Çözümü yoktur. Çözüm, bu varsayımın olmamasıdır. Tanrı varsayımı bir paradokstur. Tek çözümü tanrının olmamasıdır.

Tarihte filozoflarca ortaya atılmış en ünlü paradokslardan biri timsah paradoksudur. Nil nehri kenarında bir timsah bir kadının çocuğunu kapar. Kadına der ki timsah "sana bir şans tanıyorum. Eğer çocuğunu yeyip yemeyeceğimi doğru tahmin edersen, dediğini yapacağım! Tahmin et bakalım!"

Şimdi bu paradoks. Kadın "yemiyeceksin" dese timsah "bilemedin" deyip yiyecek. Kadın "yiyeceksin" dese timsah "iyi bildin" deyip kadının dediğini yapıp çocuğu yiyecek. "Kadın için hem ne olacağını bilip hem timsahın yapacağı işi belirten bir yanıt yok ve olamaz. Timsahın öne sürdüğü iki şart birlikte yerine gelemez şartlar.

Bunun çözümü timsahın konuşmaması ve soru filan sormamasıdır. Ki zaten realite budur. Timsahlar soru filan sormadan yakaladıklarını yerler.

İnsanla ilgili bir başka ünlü paradoks ise Giritli birinin "doğrusu bütün Giritliler yalancıdır" demesi. Bu adam doğru mu söylüyor, yalan mı? Yalan söylüyor olsa zaten yalan söylüyor, doğrusu bu değil! Doğru söylüyor olsa kendi de Giritli, hani hepsi yalancıydı?

Bu kişinin öne sürdüğü iki şart bir araya gelemiyor, paradoksa yol açıyor. Çözüm; hiç bir Giritli tüm Giritliler hakkında hüküm veremez. Bu paradoks ortadan ancak böyle kaldırılır. Giritliye "senin böyle bir belirleme yapma hakkın yok" denilip çenesi kapatılır.

İnsanlık tanrı paradoksunu ortaya atarak tarihindeki en büyük hatasını yapmıştır. İnsanlar "bu paradokstur, bunun tek çaresi tanrının olmamasıdır" demeye cesaret edemedikçe bu din sorunu insanlığın başına bela olmaya devam edecek...
Alıntı ile Cevapla
  #53  
Alt 02-09-2012, 17:03
Olimpiyat Olimpiyat isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Apr 2011
Bulunduğu yer: İstanbul-İzmir hattı :)
Mesajlar: 1.474
Standart

demirefe´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Tarihte filozoflarca ortaya atılmış en ünlü paradokslardan biri timsah paradoksudur. Nil nehri kenarında bir timsah bir kadının çocuğunu kapar. Kadına der ki timsah "sana bir şans tanıyorum. Eğer çocuğunu yeyip yemeyeceğimi doğru tahmin edersen, dediğini yapacağım! Tahmin et bakalım!"

Şimdi bu paradoks. Kadın "yemiyeceksin" dese timsah "bilemedin" deyip yiyecek. Kadın "yiyeceksin" dese timsah "iyi bildin" deyip kadının dediğini yapıp çocuğu yiyecek. "Kadın için hem ne olacağını bilip hem timsahın yapacağı işi belirten bir yanıt yok ve olamaz. Timsahın öne sürdüğü iki şart birlikte yerine gelemez şartlar.
Bu paradoksun anne ile ilgili kısmı böyle değil diye biliyorum.Anne, timsahın çocuğuna ne yapacağını bilirse, timsah çocuğu serbest bırakacağını söyler.
Anne, timsaha: çocuğumu yiyeceksin dediği anda, timsah artık çocuğu yiyemez.Çünkü cevap doğru ise çocuğu serbest bırakmak zorunda. Ama çocuğu serbest bırakırsa bu sefer annenin cevabı tutmamış olur. Çünkü timsaha yiyeceksin demişti.
Gerçi bunun biraz daha değişik versiyonları da var.İngilizce bölümünde açmıştım ama ilgi görmedi.
http://www.turandursun.com/forumlar/...ad.php?t=29011
Alıntı ile Cevapla
  #54  
Alt 02-09-2012, 18:35
rastaman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
rastaman rastaman isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 06 May 2009
Bulunduğu yer: kocaeli
Mesajlar: 649
Standart

Yanlız başlık Odatv manşeti gibi olmuş

Bazı Odatv manşetleri;

YANDAŞLAR BU HABERE ÇOK KIZACAK

DİNCİLER BU SUREYE ÇOK KIZACAK

REHA MUHTAR BU YAZIYA ÇOK KIZACAK

ERDOĞAN BU ÖZRE ÇOK KIZACAK

ORAL ÇALIŞLAR BU YAZIYA ÇOK KIZACAK

YETMEZ AMA EVETÇİLER BU YAZIYA ÇOK KIZACAK

DEVLET BAHÇELİ BU HABERE ÇOK KIZACAK

EMEKLİLER BU HABERE ÇOK KIZACAK

YARSAV'A “YARSAP” DİYENLER BU BULUŞMAYA ÇOK KIZACAK

YAVŞAKLAR BU HABERE KIZACAK

KÜRTLER LENİN'E ÇOK KIZACAK

BDP ÖCALAN’A ÇOK KIZACAK

ERDOĞAN MİLLİYET YAZARINA ÇOK KIZACAK

FEHMİ KORU KÜRŞAT BUMİN'E ÇOK KIZACAK

YANDAŞLAR BU FIKRAYA ÇOK KIZACAK

BAŞBAKAN BU KİTABA ÇOK KIZACAK

HSYK ÜYELERİ BU KARİKATÜRE ÇOK KIZACAK

CEMAAT BU KARİKATÜRE ÇOK KIZACAK

FETHULLAH GÜLEN BU KİTAPLARA ÇOK KIZACAK

Alıntı ile Cevapla
  #55  
Alt 02-09-2012, 19:01
higs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
higs higs isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 06 Jul 2012
Mesajlar: 140
Standart

en ilginci yavşaklar bu habere çok kızacakmis
Alıntı ile Cevapla
  #56  
Alt 02-09-2012, 19:25
demirefe demirefe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 30 May 2009
Mesajlar: 657
Standart

Olimpiyat´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu paradoksun anne ile ilgili kısmı böyle değil diye biliyorum.
Paradoks patenti alınıp değişikliklerden korunmuş değil. Farklı versiyonları her zaman görülebilir. Örneğin şu da var:

Padişah vezirini idam ettirecek ama onca hizmetine karşılık bir şans tanıyor gibi görünmek için "ölüm" ve "kurtuluş" yazan iki kağıtla kura çekmek ister. Fakat aslında vezirin mutlaka idam edilmesini istemektedir. O yüzden iki kağıda da "ölüm" yazdırır ve vezire kendi şansını kendi çekmesi için önüne koyar. Vezir kaçın kurrası, oyunu sezer ve çektiği kağıdı hemen yutar. "Yuttuğum kağıtta ne yazdığını anlamak için diğer kağıda bakın" der.

Aslında bu da paradokstur. Padişah bunu yemez. Yutulan kağıt geçersiz deyip kalanı uygular. Ama öykü işte...
Alıntı ile Cevapla
  #57  
Alt 02-09-2012, 20:38
bymehmet bymehmet isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Sep 2012
Mesajlar: 60
Standart

demirefe´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Teşekkürler. İşte bu cevap özgür iradeyi yok eder. Üstelik sadece insanların özgür iradesini değil, inanılan allah adlı hayali varlığın özgür iradesini de yok eder. Çünkü bir kere başta neler olacağını biliyorsa ne olacağına bakmasına gerek yok. Bunca telafisi olanaksız olayın bir allahın keyfi yerine gelsin diye oluyor olduğuna inanmak korkunç bir inanç. Savaşlar, acılar, cinayetler... Küçük yaşta tecavüz edilip öldürülmüş bir çocuk düşünün. Bunu yapan alçağı sonsuza kadar ateşlerde yaksan ne fayda? Ne fayda yani, yaşanacak hayat yaşanamamış. O çocuğa cennette en yüksek mertebeyi versen, hayatı tatmamış bir insana bunun ne katkısı olabilir? İnsan hiç cennetten çıkarılmasaydı o zaman, allahın canı kan görmek, suçluları yakmak ve sadist duygularını tatmin etmek mi istedi?

Bütün bu olanları biliyordu da önlemiyorsa bu nasıl bir allah böyle? Şimdi ikinci konuya gelelim: Bu cevap allahın da özgür iradesini yok eder dedik. Şimdi siz müslümanlar diyorsunuz ki allahın geleceği görmesi, güneşin tutulacağını astronomların görmesi gibi. Yani astronomlar güneş tutulacak dediği için tutulmuyor. Zaten tutulacak olduğu için biliyorlar. Allah da böyle diyorsunuz. Hayır cevabından bu çıkar. Muhammedden daha üstünü gelebilirdi, ama gelmeyeceğini allah biliyordu demektir.

Bu allahı hiç bir şeye en küçük şekilde müdahale etmekten aciz bir zavallı yapar. Tamam bu iş şöyle olacak ama, allahın bunu sadece görme yeteneği var. Değiştirme yeteneği yok. Belki canı sonradan muhammedden daha çok seveceği biri yaratmak isteyecek? Belki muhammedi cehenneme atmak isteyecek? Yoook, ezelden gördü, yapamaz! Muhammedin işi garanti!

Yahu allahın tuttu şeytanı affedesi geldi! Allah değil mi canı istedi! Yoook, olmaaaz! Ezelden şeytan kötü!

Bu nasıl allah yahu? Bu nasıl din, bu nasıl bir inanç? Bunların topunu çuvala koyup tarihin çöplüğüne atmaktan başka çare yoktur. Bu inançlar kokuşmuş, bu inançlar akıl ve insanlık dışı...
Ben de dini sorguladığım zaman kaderden başlamıştım hatırladığım kadarıyla. O yüzden size hak veriyor ve konunun anlaşılmasının zor olduğunu biliyorum. Cevap vermemin tek sebebi yazınızdan sizi samimi bulmam ve gerçekten soru soran biri olarak düşünmemdir. Yoksa çoğunun aslında amaçlarının soru sormak olmadığını biliyorum. Bu uzun yazıyı sebepsiz yazmış olmak istemiyorum. Elimden geldiğince kısa tutup örneklendirmeye de çalışacağım.

Kaderle ilgili dini kaynakları okudukça daha kompleks bir hal alır. Bir süre sonra ya kader var ama özgür irade yok dersiniz, ya da özgür irade var kader yok dersiniz. Öncelikle en temel kuralları belirteyim.

1- Allah tüm geçmişi ve geleceği tek bir an gibi görür, uzay-zaman sürekliliğine bağımlı değildir.
2- Kaderi değiştirme diye birşey yoktur, bileti olduğu halde kaza yapan uçağa binmeyen insan kaderini değiştirmemiştir. Zaten bu 1.kurala aykırıdır.
3-Yaptığımız, yapacağımız yahut hangi dine mensup olacağımız kaderlerimizde yazılı olup, değişmeyecektir. "niçin çabalıyoruz o halde, hiçbirşeyi değiştiremiyorsak boşuna yaşıyoruz" sorusunun cevabı; kader bizim çabalayıp çabalamayacağımızı da içerir. Örnek verecek olursak bu durum araba kullanan birinin "madem kader var direksiyonu çevirmeyeceğim" diyip uçurumdan düşüp ölmesi zaten kaderinde yazılıdır. Bu husus peygambere sorulduğunda "Amel edin, herşey olacağına varacaktır." demiştir.
4- Esas soru: Peki o halde allah kaderlerimizi neye göre tayin etmiştir?
Dini kaynaklarda cüz-i irade dedikleri bu hususun manası bana göre aslında şudur. Allah her bir bireyi "o birey" yapan parametreleri bilir. Bunların ne olduğunu bizim bilmemize imkan yoktur. Kendimce örnekler vermek yanlış olacak ama, örn; bir kişinin "sinir katsayısı"nın yüksek olması o insanın kaderinde katil olmasına doğru -100 den +100 kadar olan bir skalada +2 ye veya +5 e kaymasında bir faktör olabilir. Bir başka faktör aynı skalayı -10 a götürebilir. Dediğim gibi bu hayali bir skaladır, anlayabilmeniz için. İşte bu bahsettiğimiz "sinir katsayısı" gibi milyonlarca belki de milyarlarca değişken "bizi biz yapan parametreler" allah tarafından önceden zaten bilinir ve kaderimiz ona göre yazılır. Allah buna kuranda "istemeyi verenin, buna müsade edenin kendisi olduğunu" şu ayetle özetler.

Sizden doğru yolda gitmek isteyenler için. Âlemlerin Rabbi olan Allah istemedikçe siz isteyemezsiniz. Tekvir 28-29

Allah dilese "istemeyi" insana vermeyebilirdi. Ancak allah "dilemeyi" kendi "dileğiyle" insana vermiş ve böylece amelinden sorumlu olmuştur. Böylece yukarıda belirttiğimiz kavramlar; allahın isteğiyle insana verilmiş olan kuranın deyimiyle "isteme kabiliyeti"nin, tefsircilerin bahsettiği "cüz-i irade"nin ve benim tabirimle "parametrelerin" aslına aynı şey olduğunu anlamış olduk. İşte kaderlerimiz bunun üzerine inşa edilmiştir, programlanmıştır. Aksi taktirde yazılımı olmayan bilgisayarlar gibi olurduk.

Özetle, bahsettiğim parametrelerin ne anlama geldiğini, allahın isteğiyle insana verildiğini, ve bu parametrelerin bireyi "o birey" yapan değerler olduğu için insanın sorumlu olduğunu, bu çerçevede allahın zamana bağlı olmadığı için kıyamete kadar var olacak tüm insanların ne yapacaklarını bildiğini ve takdir ettiğini anlattım.

Hz.Muhammedle ilgili özel sorunuza gelince;
Sn. demirefe, yukarıda bahsettiğim size ve bana ait olan "parametreler" Hz.Muhammedin parametlerinden çok çok düşük çıkmış ki biz ondan daha üstün olamıyoruz. Zaten allah dünyaya gelmeden önce tüm insanları yaratmıştır. Yani eğer bizim skalamız daha ağır bassaydı ve allah son peygamberini 571 yılında göndermeyi takdir etmiş olsaydı o tarihte doğan biz olacaktık. Ama değiliz. Bunu zamansal olarak bir öncelik-sonralık problemi olarak düşünmeyin. Dediğim gibi zaten hepimiz önceden yaratılmıştık.

Sizden ricam eğer anlaşılmadıysa iki sefer okumanız. Anlaşılmayan kısım olursa açıklayabilirim. Tabi samimiyetle cevap arıyorsanız.
Alıntı ile Cevapla
  #58  
Alt 02-09-2012, 21:44
Sesli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Sesli Sesli isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 13 Apr 2012
Mesajlar: 1.172
Standart

stunel´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Allah zamandan münezzehtir. Yani zaman insanlar için bir kavram.

Nasıl ki bigbang ten önce zamanın olmadığına inanıyorsanız ( Hawkins e göre ) Allah katında da zaman yoktur her şey yaşanmış bitmiştir.

KAder kavramına gelirsek senin 3 yıl sonra veya 30 yıl sonra işleyeceğin günahın veya sevabın ( buna Allah ve dine inanmayan biri için iyi iş veya kötü iş diyebiliriz ) zaten zaman kavramı olmadığından herşey olup bittiğinden biliniyor. İnsanların kaderleri bellidir ama inançları imanları belli değildir.

Yani sen 5 vakit namaz kılsan da xx tarihte öleceksen ölürsün namaz kılamasanda ölürsün.

Burda senin kaderine bir müdahale yok. İnançlı olmak veya olmamak kaderinde yazmaz.

Kader başına gelen olaylar zinciridir.

Tabi bu anlattıklarım inanlar içindir. Ben bunlara inanmıyorum diyen bir kişiyede saygı duyarız.


Zaman devinime bağlıdır. Allah eğer devinimden münezzehse, o zaman onun zamandan münezzeh olduğunu söyleyebilirsiniz. Ancak biz bilmekteyiz ki 1440 yıldan beri Allah Abdül Uzzanın ellerini kurutamamıştır. Ve kurutabilmek için Müslümanlar namazlarında Allah'a bugün dahi EBİ LEHEBİN ELLERİ KURUSUN diyerek dua etmektedirler. Bu nasıl bir zamandan münezzehlik acaba?

Anlaşılmadıysa, şöyle diyeyim. Eğer ALLAH zamandan münezzeh ise, O halde Muhammed kendiliğinden peygamber olan biridir. Şimdi daha iyi anlaşılmıştır değil mi?

BİLEN İNANMAZ, İNANAN BİLMEZ...
Alıntı ile Cevapla
  #59  
Alt 02-09-2012, 22:24
Olimpiyat Olimpiyat isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Apr 2011
Bulunduğu yer: İstanbul-İzmir hattı :)
Mesajlar: 1.474
Standart

bymehmet´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
1- Allah tüm geçmişi ve geleceği tek bir an gibi görür, uzay-zaman sürekliliğine bağımlı değildir.
Secde/32:5. "Allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. Sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde O'nun nezdine çıkar."

Çok da zamandan münezzeh olduğu söylenemez sadece zamanın göreceliği onda da işliyor besbelli
Alıntı ile Cevapla
  #60  
Alt 02-09-2012, 22:31
demirefe demirefe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklandı
 
Üyelik tarihi: 30 May 2009
Mesajlar: 657
Standart

bymehmet´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
samimiyetle cevap arıyorsanız.
Samimiyetle cevap vereyim, din ile ilgili hiç bir cevap aramıyorum. Din benim vicdanımda çoktan mahkumdur. "İnanmak istiyorum ama şu şu sorunlarım var, o yüzden inanamıyorum" diye bir dava peşinde değilim.

Bir kere ben kaderi hiç önemsemem. Ateist olmamın kaderle hiç bir alakası yoktur. Benim için kader diye bir sorun zaten yoktur. Kaderin olması için önce allahın olması lazım. Allah olmadığı için kader de yoktur zaten.

Tartışmayı ben açmadım, baktım çıkmaza gidiyor, bir ufak karışayım dedim. Yoksa benim kaderle hiç işim olmaz. Kader diye bir şey elbette yok. Olması da olanaksız. Kader diye bir şey yoktur.

Benim amacım islam inancının çıkmaz, paradoks ve olanaksız olduğunu göstermek. Yoksa islam inancının dediğiniz şekilde olduğunu biliyoruz. Ben islam inancının ne olduğunu iyi bilirim. Çünkü önceden müslümandım.

Ama bu dediğim gibi paradoks. Tanrının ve kaderin olmayışından başka çözümü yok.

Ben tesadüfe inanmam. Ama allaha da inanmam. Tesadüfe determinist olduğum için inanmam. Allaha inandığım için değil. Yani tesadüfün olmayışı allahın kaderinden değil. Nedensellikten, yani determinist ilkeden kaynaklanıyor.

Nedensellik, gerekircilik, belirlenimcilik. Bunlar determinizmin üç ana ilkesidir. Kaderle uzaktan yakından alakası yoktur. Determinizm tanrının ve tabii kaderin de olmayışı demektir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Muhammet Sorulan Soruyu Bilemiyor Ve ... KozmikSakaci İslam 11 26-01-2025 12:33
Hz.Muhammet hakkında Yılmaz34 İslam 15 17-09-2017 08:48
Hz.Muhammet denmeli mi? alemdar27 Konu-dışı 83 01-12-2016 11:58
muhammet pedofilde allah ne Khaos İslam 17 11-02-2010 15:52
Hz.Muhammet'e bildirilen gelecek! point_13_ İslam 110 13-11-2008 04:21

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:40 .