demirefe´isimli üyeden Alıntı
Teşekkürler. İşte bu cevap özgür iradeyi yok eder. Üstelik sadece insanların özgür iradesini değil, inanılan allah adlı hayali varlığın özgür iradesini de yok eder. Çünkü bir kere başta neler olacağını biliyorsa ne olacağına bakmasına gerek yok. Bunca telafisi olanaksız olayın bir allahın keyfi yerine gelsin diye oluyor olduğuna inanmak korkunç bir inanç. Savaşlar, acılar, cinayetler... Küçük yaşta tecavüz edilip öldürülmüş bir çocuk düşünün. Bunu yapan alçağı sonsuza kadar ateşlerde yaksan ne fayda? Ne fayda yani, yaşanacak hayat yaşanamamış. O çocuğa cennette en yüksek mertebeyi versen, hayatı tatmamış bir insana bunun ne katkısı olabilir? İnsan hiç cennetten çıkarılmasaydı o zaman, allahın canı kan görmek, suçluları yakmak ve sadist duygularını tatmin etmek mi istedi?
Bütün bu olanları biliyordu da önlemiyorsa bu nasıl bir allah böyle? Şimdi ikinci konuya gelelim: Bu cevap allahın da özgür iradesini yok eder dedik. Şimdi siz müslümanlar diyorsunuz ki allahın geleceği görmesi, güneşin tutulacağını astronomların görmesi gibi. Yani astronomlar güneş tutulacak dediği için tutulmuyor. Zaten tutulacak olduğu için biliyorlar. Allah da böyle diyorsunuz. Hayır cevabından bu çıkar. Muhammedden daha üstünü gelebilirdi, ama gelmeyeceğini allah biliyordu demektir.
Bu allahı hiç bir şeye en küçük şekilde müdahale etmekten aciz bir zavallı yapar. Tamam bu iş şöyle olacak ama, allahın bunu sadece görme yeteneği var. Değiştirme yeteneği yok. Belki canı sonradan muhammedden daha çok seveceği biri yaratmak isteyecek? Belki muhammedi cehenneme atmak isteyecek? Yoook, ezelden gördü, yapamaz! Muhammedin işi garanti!
Yahu allahın tuttu şeytanı affedesi geldi! Allah değil mi canı istedi! Yoook, olmaaaz! Ezelden şeytan kötü!
Bu nasıl allah yahu? Bu nasıl din, bu nasıl bir inanç? Bunların topunu çuvala koyup tarihin çöplüğüne atmaktan başka çare yoktur. Bu inançlar kokuşmuş, bu inançlar akıl ve insanlık dışı...
|
Ben de dini sorguladığım zaman kaderden başlamıştım hatırladığım kadarıyla. O yüzden size hak veriyor ve konunun anlaşılmasının zor olduğunu biliyorum. Cevap vermemin tek sebebi yazınızdan sizi samimi bulmam ve gerçekten soru soran biri olarak düşünmemdir. Yoksa çoğunun aslında amaçlarının soru sormak olmadığını biliyorum. Bu uzun yazıyı sebepsiz yazmış olmak istemiyorum. Elimden geldiğince kısa tutup örneklendirmeye de çalışacağım.
Kaderle ilgili dini kaynakları okudukça daha kompleks bir hal alır. Bir süre sonra ya kader var ama özgür irade yok dersiniz, ya da özgür irade var kader yok dersiniz. Öncelikle en temel kuralları belirteyim.
1- Allah tüm geçmişi ve geleceği tek bir an gibi görür, uzay-zaman sürekliliğine bağımlı değildir.
2- Kaderi değiştirme diye birşey yoktur, bileti olduğu halde kaza yapan uçağa binmeyen insan kaderini değiştirmemiştir. Zaten bu 1.kurala aykırıdır.
3-Yaptığımız, yapacağımız yahut hangi dine mensup olacağımız kaderlerimizde yazılı olup, değişmeyecektir. "niçin çabalıyoruz o halde, hiçbirşeyi değiştiremiyorsak boşuna yaşıyoruz" sorusunun cevabı; kader bizim çabalayıp çabalamayacağımızı da içerir. Örnek verecek olursak bu durum araba kullanan birinin "madem kader var direksiyonu çevirmeyeceğim" diyip uçurumdan düşüp ölmesi zaten kaderinde yazılıdır. Bu husus peygambere sorulduğunda "Amel edin, herşey olacağına varacaktır." demiştir.
4- Esas soru: Peki o halde allah kaderlerimizi neye göre tayin etmiştir?
Dini kaynaklarda cüz-i irade dedikleri bu hususun manası bana göre aslında şudur. Allah her bir bireyi "o birey" yapan parametreleri bilir. Bunların ne olduğunu bizim bilmemize imkan yoktur. Kendimce örnekler vermek yanlış olacak ama, örn; bir kişinin "sinir katsayısı"nın yüksek olması o insanın kaderinde katil olmasına doğru -100 den +100 kadar olan bir skalada +2 ye veya +5 e kaymasında bir faktör olabilir. Bir başka faktör aynı skalayı -10 a götürebilir. Dediğim gibi bu hayali bir skaladır, anlayabilmeniz için. İşte bu bahsettiğimiz "sinir katsayısı" gibi milyonlarca belki de milyarlarca değişken "bizi biz yapan parametreler" allah tarafından önceden zaten bilinir ve kaderimiz ona göre yazılır. Allah buna kuranda "istemeyi verenin, buna müsade edenin kendisi olduğunu" şu ayetle özetler.
Sizden
doğru yolda gitmek isteyenler için. Âlemlerin Rabbi olan
Allah istemedikçe siz isteyemezsiniz. Tekvir 28-29
Allah dilese "istemeyi" insana vermeyebilirdi. Ancak allah "dilemeyi" kendi "dileğiyle" insana vermiş ve böylece amelinden sorumlu olmuştur. Böylece yukarıda belirttiğimiz kavramlar; allahın isteğiyle insana verilmiş olan kuranın deyimiyle
"isteme kabiliyeti"nin, tefsircilerin bahsettiği
"cüz-i irade"nin ve benim tabirimle
"parametrelerin" aslına aynı şey olduğunu anlamış olduk. İşte kaderlerimiz bunun üzerine inşa edilmiştir, programlanmıştır. Aksi taktirde yazılımı olmayan bilgisayarlar gibi olurduk.
Özetle, bahsettiğim parametrelerin ne anlama geldiğini, allahın isteğiyle insana verildiğini, ve bu parametrelerin bireyi "o birey" yapan değerler olduğu için insanın sorumlu olduğunu, bu çerçevede allahın zamana bağlı olmadığı için kıyamete kadar var olacak tüm insanların ne yapacaklarını bildiğini ve takdir ettiğini anlattım.
Hz.Muhammedle ilgili özel sorunuza gelince;
Sn. demirefe, yukarıda bahsettiğim size ve bana ait olan "parametreler" Hz.Muhammedin parametlerinden çok çok düşük çıkmış ki biz ondan daha üstün olamıyoruz. Zaten allah dünyaya gelmeden önce tüm insanları yaratmıştır. Yani eğer bizim skalamız daha ağır bassaydı ve allah son peygamberini 571 yılında göndermeyi takdir etmiş olsaydı o tarihte doğan biz olacaktık. Ama değiliz. Bunu zamansal olarak bir öncelik-sonralık problemi olarak düşünmeyin. Dediğim gibi zaten hepimiz önceden yaratılmıştık.
Sizden ricam eğer anlaşılmadıysa iki sefer okumanız. Anlaşılmayan kısım olursa açıklayabilirim. Tabi samimiyetle cevap arıyorsanız.