Bu güzel sorunuz için teşekkür ederim. Ancak bunlar birbirinden bağımsız bireyler değildir. Tanrı'nın özü Sözü Ruhu Kendisiyle aynıdır. Tanrı insan bedende dünyaya gelmiş (Yuhanna1:118) bu şekilde biz İsa'ya bakarak tanrıyı daha iyi tanır olmuşun. Tanrı bizi daha iyi anlayabilmek için değil, biz tanrıyı daha iyi tanıyalım diye olmuştur. İnsan Tanrı'ya bakıp da yaşamamaz çünkü ancak Oğul'un yüceliği Tanrı'nın yüceliğini yansıtıyordu. Bu noktada Kutsal Ruh, her bir hristiyanın içinde etkin olan güçtür.
Böyle bir örnekle açıklamak istedim. Tanrı dünyayı zaten kendi başına yaratmıştır. Dedik ya hani O bir dir diye. Ancak tanrıbilimsel olarak BAba burada genel olarak varlıktır, Oğul Kelam'dır( ol der olur) kutsal ruh da etkinliktir. Her birinin işlevi de vardır. Bunlar düzenliyor de. Mesela Tanrı İncil'de sevgidir. Oğul bu sevgiyi bizim yanımıza gelerek göstermiş yani kanıtlamıştır. Baba sevginin kaynağı, Oğul sevginin kanıtı ve Kutsal ruh da sevgiyi içimizde yaşatan bir his gibi.
Bu açıklamalar Tanrısal özü daha iyi anlayabilmemizi sağlar Sefa,
Ancak sonuçta bir tane tanrı vardır. Ancak farklı çalışır.
Sayin lehi;
Tanrinin insan bedeninde dunyaya gelmeye ihtiyaci yoktur ki. Zira eski ahit'in tanrisi zaten insan karakterlidir, bir ruh'u vardir, kizar, kopurur, agactan seslenir vs.
Tamamiyla Mesih hikayesine uyum saglamak amaciyla olusturulmus bir uclu birliktir Incil'deki. (teslis yani)
Tanri sevgi olamaz, zira eski ahit'in tanrisi salt sevgi tanrisi degildir.
Asar, keser, oldurur vs.
Yani yeterince taninmistir tanri eski ahit'te, bu sebeple yeni ahitte taninmak icin insan bedeninde dogmasina gerek yoktur.
Yazında anladığım kadarıyla iki temel vurgu yapıyorsun. Birincisi Tanrı'nın karakteri ve insana olan benzerliği. İncilde anlatılan Tanrı'nın farklı bir kişiliğe bölünmesi gibi. İkinci vurgu da İsa'nın yeryüzüne gelişiyor ilgili. Yani buna gerek olmadığından bahsediyorsunuz.
Eski antlaşmada tanrı kızar, öfkelenir, cezalandırır. Bunlar doğrudur. Ancak aynı zamanda Tanrı merhametlidir, insanın olduğu gibi, hayvanın canını dahi önemser. Hayvanların yok edilmesine de karşıdır yani. Doğmamış bir bebeğin canını da gözetir. Bunun örnekleri mevcuttur. Aynı zamanda bağışlayandan, lutfedendir, koyunlarını koruyan, kollayan ve bağrına alan bir çoban gibidir. Mezmurlar ve Yeşeya kitabında görüyoruz. Aynı zamanda kurtaran bir Tanrıdır. Kurtarıcıdır!
Bu forumda gördüğüm kadarıyla bu konuda konuşan insanlar hep Tanrı'nın öfkesinden bahsediyor. Kızar, vurur, kırar vs. Ancak diğer temel niteliklerden hiç bahsedilmiyor. Eleştirildiğinde her zaman olumsuz gibi görünen ve şimdiki bazı insan mantığına uymayan yönler konu ediniyor. İyi şeylerden bahseden yok yani. Sürekli eleştiri var okuduklarımızda. Halbuki eleştiri hem olumlu hem de olumsuz yönleri de içerebillir.
İncilde tanrı sevgi olarak açıklanır. Doğrudur. Sevginin kaynağıdır O. Ama aynı zamanda cezalandırandır da. İsa kadar hiç kimse cehennemden bahsetmemiştir kutsal kitapta. İsa sevgi dolu biridir ancak kötüleri de yargılayacak olanıdır da. Karakter analizi yaparken durumları ve çağı iyi anlamak lazım değil midir sayın Neva?? Bu durumlar üzerine lütfen düşünün.
İsanın dünyaya gelişiyor ilgili olarak ise şunları belirtmek isterim. Eskiden fidye ödenmemişti ve tanrı daha farklı yaklaşıyordu toplumlara. Biz ise şuna İsa'nın çarmıhtaki kanı aracılığıyla lütuf çağında lütufları yaşıyoruz. İman ve lütufla kurtarıldığımız yazıyor incilde. İsa yeryüzüne geldi ve biz onun karakterini daha iyi anlayabildik. İsa geldi çünkü kendisini tanıtmak istiyordu. Bize olan sevgisini göstermek istedi bu şekilde. Tanrı insan bedeninde geliyor ve seninle birlikte oluyor, senin için canını veriyor ve GEL diyor. İşte agape( sevgi) budur diyor.
Biz daha günahkarken Mesih bizim için öldü diyor İncil. İyi insanlar için pek çok şey yapabilirsin ama kötüler için??
Bu şekilde kiliseye yani hristiyanlara ( kilise sadece bina anlamına gelmez; aslında topluluk demektir ve İsa iki kez kullanmıştır bu kavramı) bir örnek bırakıyor. İlişki kuruyor onlarla. Topluluk önderleri için izlenmesi gereken bir örnektir aynı zamanda. Rehber olarak İsayı görürler ve herkes onun gibi olmaya çalışır. Hristiyan kavramının özü de budur zaten. İsayı izleyen ve İsa gibi olan. Bir başka söylemleri Mesih'e mesihleşmek gibi. İsanın gelişi Tanrı'nın vaatlerini gerçekleştiren biri olduğunu da gösteriyor. Bunun gibi pek çok nedeni vardır İsa'nın gelişinin.
Başka nedenler de mi arıyorsunuz? Eğer öyleyse benden daha bilgili olan teolog ve din adamları var ve onlara başvurabiir, sorabilirsiniz. Kitaplar alıp okuyabilirsiniz.
Ben 24 yaşında bir gencim ve hergün okuyor kendimi geliştirmeye çabalıyor ve Tanrı'nın işleri üzerinde düşünüyorum.
Asıl önemlisi sevgidir ve bunu geliştirmek, paylaştırmaktır. Bunların üzerinde yoğunlaşmak gerekir aslında. Yoksa " aman şurada bu yazıyor, burada tam tersi var, eeeehh gördün mü işte , işe yaramaz Tanrı'nı" düşünmüş şekli doğru değildir.
–--------
Tanrı hangi durumlarda öfkelenir?
Bu soru üzerinde de düşünün lütfen
Konu Jesus-Christ tarafından (29-10-2012 Saat 17:33 ) değiştirilmiştir.
Bu forumda gördüğüm kadarıyla bu konuda konuşan insanlar hep Tanrı'nın öfkesinden bahsediyor. Kızar, vurur, kırar vs. Ancak diğer temel niteliklerden hiç bahsedilmiyor. Eleştirildiğinde her zaman olumsuz gibi görünen ve şimdiki bazı insan mantığına uymayan yönler konu ediniyor. İyi şeylerden bahseden yok yani. Sürekli eleştiri var okuduklarımızda. Halbuki eleştiri hem olumlu hem de olumsuz yönleri de içerebillir.
İncilde tanrı sevgi olarak açıklanır. Doğrudur. Sevginin kaynağıdır O. Ama aynı zamanda cezalandırandır da. İsa kadar hiç kimse cehennemden bahsetmemiştir kutsal kitapta. İsa sevgi dolu biridir ancak kötüleri de yargılayacak olanıdır da. Karakter analizi yaparken durumları ve çağı iyi anlamak lazım değil midir sayın Neva?? Bu durumlar üzerine lütfen düşünün.
Sayin Lehi;
Forumlarda tanrinin her yonunu konusuruz, sadece ofkesini degil. Ayrica yasanilan cagi da dikkate aliriz sosyo-politik.
Incil'de tanrinin sevgi olarak aciklanmasi birseyi degistirmez. Sevgi de iyi bir somuru aracidir zira. Siz de bunu bir ara dusunursunuz. Zaten varolan tum kaynaklari okumus oldugumuz icin, tartismaya aciyoruz.
Ayrica tanri oldugu iddia edilen Isa'nin insanoglunun gunahini yuklenmesi ve bir nevi kurban olmasi akildisidir.
Zira tanri'nin hem yaratip, hem de yarattiklarina hukumler buyruklar verip, hem onlari iyi/ kotu diye ayirip, sonra da yeryuzune bedenlenerek inip, bir nevi hepinizin adina kurban benim, kefaret oduyorum demesi baslibasina celiskidir ki baska bir basligimizda halen tartisiliyor bu konu.
Eskiden de fidye/kefaret odeniyordu, bu Incil'le baslamaz.
Forumlarda tanrinin her yonunu konusuruz, sadece ofkesini degil. Ayrica yasanilan cagi da dikkate aliriz sosyo-politik.
Incil'de tanrinin sevgi olarak aciklanmasi birseyi degistirmez. Sevgi de iyi bir somuru aracidir zira. Siz de bunu bir ara dusunursunuz. Zaten varolan tum kaynaklari okumus oldugumuz icin, tartismaya aciyoruz.
Ayrica tanri oldugu iddia edilen Isa'nin insanoglunun gunahini yuklenmesi ve bir nevi kurban olmasi akildisidir.
Zira tanri'nin hem yaratip, hem de yarattiklarina hukumler buyruklar verip, hem onlari iyi/ kotu diye ayirip, sonra da yeryuzune bedenlenerek inip, bir nevi hepinizin adina kurban benim, kefaret oduyorum demesi baslibasina celiskidir ki baska bir basligimizda halen tartisiliyor bu konu.
Eskiden de fidye/kefaret odeniyordu, bu Incil'le baslamaz.
Biraz dinler tarihi okumaniz da fayda var.
Herkese Merhaba,
İsa Tanrı mıdır değil midir bu çok da önemli değil.
Tanrı cezalandırıcı mıdır sevgi midir ? Nereden baktığına bağlı insanın. Hem sevgi hem cezadır diyip kurtulanlardanım kendi adıama.
Ancak tüm bunlardan önemlisi dinin insanlara ister sevgi ister ceza kavramları ve etkileriyle ne yaptığının irdelenmesi olmalı.
Ya da ben kendimce, yetersiz aklımla böyle düşüğnüyorum
Türlü tarikatların ayinleri bir şekilde tv lerde yayınlandığında, kendini dini inanışları için paralayan kendinden geçen görüntüleri, ortam psikolojisinin etkiyi kat kat artırarak sağladığını, ( başka etkiler de vardır mutlaka) ve kendinden geçme, kendini paralamalara ( bir tür ifrat) gittiğini şaşkınlıkla izlemişiliğim vardır.
Bir çok üye birçok mesajda hangi din kültüründe doğarsan o din kutsalın, değer'in olur, diğerleri ise sana göre saçmalıklarla doludur.
Bu çok doğru bir yaklaşım.
Örneğin ben Hindu kültürüyle yetişştirilsem ya da o ortamda yetişseydim Hindu olacaktım ve diğer inanışlar bana saçma gelecekti.
Sonra da buralarda ve her yerde hinduzm dışındaki inanç ve öğretilerin ne kadar saçma olduklarını gerçek dinin, sağlıklı inanışın kendiminki olduğunu ne pahasına olyursa olsun asla vazgeçmeden savunacaktım.
Tüm bunlar sevgidendir herhalde.
Ama nasıl bir sevgidir bu, insanı kendinden geçiren? Herkesi kendinden geçirdiğini yazmıyorum burada, ancak az çok her insanı bilime aykırı yaşantılara, hatta saplantılara götürdüğü, yaşamlarını şekillendirdiği de ortada.
Örneğin şu linkteki mezuniyet töreninde, ünlü gazeteci kızımız, tanrısının kökten ata erkil yaklaşımcı olduğunu pek de görmeyerek, bir tür adanmışlık bir tür kendinden geçmeyle "Kutsal" babasını bulunduğu mekana davet edip, geldiğini de varsayarak yerlere yığılıyor.
Ne müthiş sevgidir bu diye gözyaşlarıyla izleyemiyorum ben malesef.
Diyorum ki "bak yahu, din insana neler yaptırıryor"
Baba oğul kutsal ruh olsun tek yaratıcı olsun adı her ne olursa olsun,
varlığı yokluğu kanıtlanamaz bir varlığa duyulacak sevgi sözüm ona en akıllı tür olan insan bilincini nasıl bu denli hapsedebiliyor, kör edebiliyor.
Kendi adıma ailem, çevrem ne öğrettiyse eyvallah dan öte bir inanç katsayım da yoktu, ama insanın dini değerlerle kendinden geçmesi ne oluyor yani. Aklım almıyor benim. Dinler insanın felaketi değil de nedir demekten kendimi alalmıyorum.
Herkese Merhaba,
İsa Tanrı mıdır değil midir bu çok da önemli değil.
Tanrı cezalandırıcı mıdır sevgi midir ? Nereden baktığına bağlı insanın. Hem sevgi hem cezadır diyip kurtulanlardanım kendi adıama.
Ancak tüm bunlardan önemlisi dinin insanlara ister sevgi ister ceza kavramları ve etkileriyle ne yaptığının irdelenmesi olmalı.
Ya da ben kendimce, yetersiz aklımla böyle düşüğnüyorum
Türlü tarikatların ayinleri bir şekilde tv lerde yayınlandığında, kendini dini inanışları için paralayan kendinden geçen görüntüleri, ortam psikolojisinin etkiyi kat kat artırarak sağladığını, ( başka etkiler de vardır mutlaka) ve kendinden geçme, kendini paralamalara ( bir tür ifrat) gittiğini şaşkınlıkla izlemişiliğim vardır.
Bir çok üye birçok mesajda hangi din kültüründe doğarsan o din kutsalın, değer'in olur, diğerleri ise sana göre saçmalıklarla doludur.
Bu çok doğru bir yaklaşım.
Örneğin ben Hindu kültürüyle yetişştirilsem ya da o ortamda yetişseydim Hindu olacaktım ve diğer inanışlar bana saçma gelecekti.
Sonra da buralarda ve her yerde hinduzm dışındaki inanç ve öğretilerin ne kadar saçma olduklarını gerçek dinin, sağlıklı inanışın kendiminki olduğunu ne pahasına olyursa olsun asla vazgeçmeden savunacaktım.
Tüm bunlar sevgidendir herhalde.
Ama nasıl bir sevgidir bu, insanı kendinden geçiren? Herkesi kendinden geçirdiğini yazmıyorum burada, ancak az çok her insanı bilime aykırı yaşantılara, hatta saplantılara götürdüğü, yaşamlarını şekillendirdiği de ortada.
Örneğin şu linkteki mezuniyet töreninde, ünlü gazeteci kızımız, tanrısının kökten ata erkil yaklaşımcı olduğunu pek de görmeyerek, bir tür adanmışlık bir tür kendinden geçmeyle "Kutsal" babasını bulunduğu mekana davet edip, geldiğini de varsayarak yerlere yığılıyor.
Ne müthiş sevgidir bu diye gözyaşlarıyla izleyemiyorum ben malesef.
Diyorum ki "bak yahu, din insana neler yaptırıryor"
Baba oğul kutsal ruh olsun tek yaratıcı olsun adı her ne olursa olsun,
varlığı yokluğu kanıtlanamaz bir varlığa duyulacak sevgi sözüm ona en akıllı tür olan insan bilincini nasıl bu denli hapsedebiliyor, kör edebiliyor.
Kendi adıma ailem, çevrem ne öğrettiyse eyvallah dan öte bir inanç katsayım da yoktu, ama insanın dini değerlerle kendinden geçmesi ne oluyor yani. Aklım almıyor benim. Dinler insanın felaketi değil de nedir demekten kendimi alalmıyorum.
Sağlıcakla kalınız.
Sayin sefaqwzx ;
Tipik bir davranis bicimidir bu inanir kisi acisindan. Anlasilabilir bir durumdur bu sebeple.
Dogdugunuz cografya ile savundugunuzun din'in cok ciddi bir alakasi yoktur bence.Hele su teknoloji caginda hic yok desek yeridir. Zira insanlar hayatlari boyunca pek cok kereler din degistirebilmekteler, ve kulturel etkilesim sonucu(insanlarin yeryuzundeki gocleri ve yerlesimleri sonucu) kulturel geleneklerin agirlikli kismi dinlerin bir parcasi haline gelmis durumdadir.
O denli kolaydir yani din degisimi. Buraya kadar olan kisim gercekten inanan veya arayista olan kitle icindir.
Bir kisim inanir kitlesi de vardir, onlar dogru ve yanlislari ile kabul ederler, bu nispeten daha akilci bir durumdur, hic degilse kisisel secimdir. Bir manevi boslugu vs. dolduruyor olabilir. Bu da anlasilir bir durumdur cunku insan icin zaruri ihtiyac olabilir duygusal olarak.
Bunun disinda bir de maddi kosullar/olanaklari paralelinde sunulan ve kabul edilmis, mensubu olunmus din kavrami vardir. Mesela bugun gelismis ulkelerin dinlerinin yekten islamiyet oldugunu varsayalim, yine aynisi olurdu ve islam adeta bir guzelleme ve sevgi dini olur cikardi, olumsuz taraflar bilgelik sifati altinda gormezden gelinirdi.
Sevgi oldukca tehlikeli bir kavram bir takim unsurlar, ozellikle de din adina.
Burada ille de fiziki oldurmek gerekmez, insanlar dusunce babinda da oldurulur pasifize etmek adina. Bir tur beyin yikanmasi yani.
Isa konusunda da, hristiyan aleminde de durum aynidir, kefaret'e/fidye'ye saplantili zihniyetler, kendi baslarina bunu cozumleyemediklerinden adeta bir(mecazen) "gunah kecisi" yaratmis ve buna bir tanri tanimi eklemis ve her baslari daraldikca bu gunah kecisine topu atmislardir.
Oyle ki Isa hem tanridir, hem de kendini kurban etme yolunu secmistir doktrine gore(!)
Bu durumda "baba" 'nin evindeki odalarin deger acisindan dini anlami otomatikman dusmustur. Zira zaten kefaret odenmis, tanri ibret-i alem seklinde kurban oluvermistir.
Iste sevgi (din acisindan) oylesine tehlikelidir ki, kisiler kendi yarattigi ikonu, kendi elleriyle yikar fakat sevgi yogunlugundan bunu goremez.
Celiski diye onune koydugunuzda, hep kotu taraflarini elestiriyorsunuz tarzinda soylemler gelir. Dinlere dikkat edin, hepsi yekten "disipline edilmis bedel/karsilik " uzerinden gider, kisaca bir tur alisveris.
Kuskusuz tum bunlar , butun dinler icin gecerlidir, sadece hristiyanlik icin degil.
Sayın Neva,
Yineleyerek okudum yanıtınızı.
Daha geniş bir açı sunuyor yazdıklarınız.
Doğru etkileşir insan; etkiler ve etkilenir.
Neye niye inandığını sorgulamakla başlıyorsa işe iyiye gidiyordur yön.
Akılla inanmak ille de inanmak zorundaysak bir şeylere, akılla.
Onun sevgisinden, kendi türlerim arasında kendimden geçtiğim bir tanrının salt bu yüzden beni ödüllendireceği beklentisi, umusu şöyle dursun, beni tanrı ve kul arasında varsayılan bu ilişkiden tiksindiriyor.
Sözcüklerimi bağışlayınız, bu cıvık ödül, yavşaklık ve yalakalık kavramları bu tür bir durum için oluşmuştur diyecek kadar uygunluğu simgeliyor zihnimde.
Dahası bu aklın çürütülmesidir diye düşünüyorum, hem de sevgi denen kutsal yalan adına. Akıl insan onurudur oysa, dik duruşudur, vıcık vıcık çıkarlar için kendini harcatmaz. Cennet yalakalığı, akla ziyandır. Varsa bir tanrı bunun en çok yağcıyı en çok ödüllendireceğini anlatan kitapları yüzüne fırlatacaktır insanın. Gerekçesi de "sana verdiğim aklı ne hale getirdin, nedir bu zavallılığın" olacaktır. "Sana bu aklı verecek kadar yüceysem böyle şeylere nasıl inanabilir, beni nasıl yalakalığa, yağcılığa düşkun ve muhtaç bir zavallı sanabilirsin!" diyecektir.
Ben böyle düşünüyorum.
Düşüncelerimi daha da genişleten yorumlarınıza teşekkür ederim.
Sağlıcakla kalınız.
Bu konu ile ilgili yazan bazıları nedense üyeliğini sonlandırmış...
İsa'nın Tanrılığı veya Üçlü Birlik konusu Kutsal Yazılarca bile desteklenmeyen konular olduğundan bunlara inandığını söyleyenler bile meseleyi anlatamıyorlar.
Anlatmaları da mümkün değil.
Kutsal Yazılar Yanrı'nın insanı kendi benzeyişinde yarattığını söyler. Bu doğrudur; Normal bir insan tek bir kişiliğe sahiptir. (Farklı kişikleri olan ruh hastaları hariç)
İnsanların sıfatları farklı olabilir bu ayrı bir konudur. İnsanlar farklı mesleklere de sahip olabilir. Ama yine kişi aynı kişidirler. .
Yani Tanrı tek kişi olduğu gibi benzeyişine göre yarattığı insanı "tek kişilikli" olarak yaratmıştır.
Öte yandan "üçlü birlik" öğretisine baktığımızda,
Baba: Ayrı bir Kişilik, (Baba Tanrı)
Oğul: Ayrı bir kişilk, (Oğul Tanrı)
Kutsal Ruh: Ayrı bir kişilik, (K.Ruh Tanrı)
Bu üç ayrı kişi birbirleriyle konuşup iletişim kurduklarına göre tamamen ayrı kişilerdir.
Ancak nasıl oluyorsa üç ayrı kişi tek Tanrıyı oluşturuyor....
Neden böyle söyleniyor? Özleri aynı deniyor.
Bu, bir insanın özünün "toprak" olması gibi bir durumsa, ben ve ailemin tüm fertleri aynı özdeniz. Birlikte bir aileyiz.
Bu böyle bir şey midir?....
Ailenin birliği üç kişiden oluşan bir Tanrı'yı açıklayan bir örnek olabilir mi?....
Üçlü birliğe inanıp izah etmeye çalışanların yerine kendimi koyup çok uğraştım ama sonuç: olmuyor, olmuyor, olmuyor.
Şimdi üç defa "olmuyor" ifadesini kullandım diye bundan anlam çıkartanlar olabilir pekala...
SONUÇ:
Tanrı bir kişidir. Tek bir kişiliği vardır. Bu tek kişinin elbette çok vasıfları olabilir (Yaracı, Baba, kral, hakim vsy) ancak tek bir özel adı vardır o da, Yehova'dır.
İsa'nın "Baba" diye çağırıp dua ettiği kişidir. İsa'nın, "Senin ismini bildirmeye geldim ve bildireceğim" diye dua ettiği kişidir.
Kutsal kitapta İsa'nın kastettiği ve üçlü birliği desteklemek için kullanılan Baba ile "Birlik" ifadesi onun, Babası yani Tanrı'sı ile olan fikir birliği ve uyumu anlatmak için kullandığı bir ifadedir.
Bunun böyle olduğu İsa'nın sözlerinin devamında söylediklerinden bellidir: " ben ve Babam bir olduğumuz gibi (Aynı fikirde uyum içinde) SİZ DE BİROLUN.."
Gerisi ne yazık ki zorlama ve farkında olmadan, Hristiyanlıktan çok önce pagan dinlerine ait olan üçlü Tanrı kavramını sürdürmekten ibarettir...
Hristiyanlıktaki üçlü-birlik son derece karmaşık bir doktrindir. Ancak doktrinin karmaşık olması, o doktrini İncilsel temelde yanlışlamaz. Sadece anlaşılmasını güçleştirir. Bu sıkıntı ise bir hristiyan açısından problem olmamalıdır. Çünkü, zaten tanrı kavramını doğru dürüst açıklayamıyorlar.
Bence üçlü birlik Hristiyan Tanrısına en yakın modeldir. Saçma yada anlaşılmasının güç olması problem değildir bir inanlı açısından.
Tanrı nedir?
Tanrı Ruhtur.
Ruh nedir?
Peki bu ruh nasıl bir şeydir?
Bilmiyorum.
Tanrıyı anlatabiliyor musunuz? Üçlüğün saçma olduğu söyleniyor. İyide pek çok saçmalık var Kutsal Kitapta. Üçlü birliği reddeden hristiyanlar Kutsal Kitabı da rededecek mi?
Kutsal Kitaptan bir saçmalık paylaşacağım yarın. Şimdilik görüşmek üzere diyelim.
Ekmek+şarap = tanrı, tanrının eti ve kanı. ->İsa'dan önceki inanç.
Son yemek -> ekmek+şarap, tanrının yenmesi ->İsa'dan önce ayin.
Ve o tanrı, Dionysus(Yunan), Osiris(Mısır)
O dünyanın günahları adına bir kurban olarak paskalya zamanı ölür.
3 Gün sonra dirilir ve göğe yükselir.
Ekmek etini
Şarap kanını temsil eder..
Bugün Vatikan'ın bulunudğu yerde, İsa'dan önce, pagan inancının tapınağı varmış. Bu tapınakta ayinler düzenlenirmiş ve bu ayinlerden önemlilerinden bir tanesi, "ekmek+şarap" ayiniymiş. Çünkü Tanrı(İsa olarak okuyabilirsiniz) şöyle demiş, "her kim benim etimi(ekmek) yemez, kanımı(şarap) içmez, böylece benim ile bir olmaz ve bende onunla bir olmazsam, o kişi, kurtuluşu bilmeyecektir."
Hasılı, İsa figürü, tanrıdır. İsacılığın, pagan inancının, yahudice yorumlanması üzerinde durulabilir.
İsa'nın çarmıh gerekçeside aynıdır, pagan inancında "dünyanın günahları", isacılıkta ise motif yine "insanlığın günahları" adınadır..
Yine hikaye aynıdır üstelik bakireden doğma, tanrının oğlu olması ve etiyle, kanının, ekmek ve şarap olması gibi...
Daha fazla detay için: Timothy Freke - İsa'nın Gizemleri - Ayna Yayınevi
Ekmek ve şarabın kutsallığı ise Anadolu'da çok daha köklüdür. Bunun için bakılacak referans ise, Hititlerdir.
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu