"Siz nedenleri, ekonomik sistemlerde, sosyo-ekonomik toplumsal yapı, üretim ilişkileri ve bölüşümde aramıyorsanız, bunun yerine kampcı bir biçimde, A cılık, B cilik diye bakıyor iseniz ben sığ ve yüzeysel olmaya razıyım."
Senin gibi sığ ve yüzeysel birini maalesef görmedim.Keşke herkes senin kadar sığ ve yüzeysel olabilseydi.
Kendi adıma bu sığ ve yüzeysel arkadaşımın razılığına birebir katılırken ben de bu anlamda sığ ve yüzeysel olmaya razıyım.
turkiyede insanlarin % 1'i kendini ateist olarak tanimlamis...
% 80 'i ise dindar...
% 1 toplumun 70.000 eder..ateistler yani..suc isleyenler yuzbinleri gecmekte..o zaman kimse matamatiksel olarak bu suclari ateistler islemistir diyemez..
dinlerin insani terbiye etmeye yetmiyor..
hatta islamin insanlari "bagislayan, affeden" ozelliginden oturu suc islemeye tesvik ettigini soylemek yanlis olmaz sanirim..
dursun uyar'da musluman degilmi? ustelik vesikalisi..onunla ayni protekolu paylasan insanlarda en az onun kadar suclu degillermi..
benim vergilerimi en yararli sekilde kullanacak adamin(kemal unakitan)nin *bu kadar saibeli oldugu ulkemizde, sokaktaki her insanin suc isleme hakki verdir..
Aziz Nesin'de milletin %60'ı aptal demişti. Bir istatistiğe dayanmadan.
Oranlar istatistik olmasa da ve doğru rakamı tam olarak vermese de, sorunları ifade etme açısından yanlış değildir. Kişi deneyimlerine ve gözlemlerine göre ifadelerini etkili ve anlaşılabilir kılabilmek için bu tür oranlara başvurabilir. Bu açıdan orana değil de, soruna dikkatimizi vermek daha doğrudur.
Bana göre de hırsızlık, farklı biçimlerle, yol ve yöntemlerle de olsa vatandaşlarımızın büyük çoğunluğunun başvurduğu bir çıkar kaynağı haline gelmiştir.
Bunu hortumculuk olarak adlandırdığımız büyük yolsuzluklardan tutun da, evlerin, dükkanların soyulmasından insanların gaspedilmesine, kazıklanmasına, aldatılmasına, vergi kaçırılmasına, yalan beyanlarla menfaat sağlanmasına, başkalarının emeğine sahiplenilmesine, korsan kitaba, kasete, mp3'e, vergi iadesindeki, telefon görüşmelerindeki, internetteki suistimallere, kaçak su ve elektrik kullanılmasına, naylon faturacılığa, kaçak yapılaşmaya kadar tüm örnekleri verebiliriz.
Hırsızlığın kökeni herhalde insanın kökenine kadar gider. Hiçbir zaman da tamamen sıfırlanamaz.
Üstelik te kleptomani gibi bir çalma hastalığı varken..
Ülkemizdeki hızlı artışının ise sosyal, siyasal ve ekonomik sebepleri vardır.
Özellikle 80'li yıllardan itibaren tüketen bir toplum haline gelişin, köşe dönmeciliğin özendirilmesinin, yolsuzluk ve hırsızlığın hakkıyla cezalandırılmamasının, işsizlik ve yoksulluğun artmasının, fırsat eşitliğinin yokolması ve toplumsal refah dengelerinin haksız şekilde bozulmasının etkisi büyüktür.
Dinlerin tamamı hırsızlığa karşıdır ve ağır cezai hükümler getirmiştir. Hiçbir din hırsızlığı, ahlaksızlığı, kötülüğü, yalanı,dolanı, talanı hoşgörmez, teşvik etmez. Tersine tüm bunları önlemeye çalışır. Hırsızlık ve yolsuzluğa etkide dinleri değil, dini ticarete, siyasete alet edenlerde, din bezirganlarında, dini yolla toplanan yardımlar üzerinden menfaat sağlayanlarda görmek gerekir. Bu da son yıllarda hızla tırmanışa geçmiş ve bu yolla toplumu mağdur eder hale dönüşmüştür.
Servet düşkünlüğü ile yeltenilen hırsızlıklar bir yana, asıl neden Spartacus'un de değindiği gibi ekonomik olup sistemden-düzenden kaynaklanmaktadır.
Diğer taraftan valinin serzenişi ise "bu nasıl müslümanlık" anlamındadır ve sade dindarlığın çok az olduğuna işaret etmektedir.
Bulunduğu yer: Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Mesajlar: 1.692
Re: Memleketin yüzde 60'ı hırsız
Wali demiş ki; Fizik öğretmeninin, 'Haram budur, helal şudur, devletin malı şudur, hırsızlık yaparsan şudur' demesi lazım.
Helal-haram kavramı hukukta varmı, yok nerde var DİNDE...
Yav adam hükümete mektup atıyor daha iyi bir vilayete tayin için, adam ŞERİAT istiyor şeriat.
Fizik dersine bile DİN sokmaya çalışıyor ama anlayana...
Bedenimin her zerresi Anadoludur. Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Spartacus sen de dinciler gibi yüzeysel ve sığ bir mantık üzerinden gidiyorsun. dedim ama görüyorum ki bazı arkadaşlar sanki ben sana "yüzeysel ve sığ birisin" demişim gibi bir sonuç çıkartarak kendi kavlince sözler söylemişler.
Doğrusu "yüzeysel ve sığ bir mantık üzerinden gidiyorsun" demenin
"yüzeysel ve sığı birisisin" demek ile ne gibi bir bağlantısı var anlamadım belki lafazanlık yapmayı becerebildiğimde anlarım.