Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 07-11-2013, 10:52
xcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
xcan xcan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 18 Apr 2011
Mesajlar: 3.011
Standart Bu röportajı Hürriyet yaptı ama yayınlamadı

Bu yazıyı mutlaka okuyun kardeşlerim








Bu röportajı Hürriyet yaptı ama yayınlamadı

Güner: "Bana şu mesajı veriyorlar; "Ey Nusret Güner, sen istifanı madem geri almadin. Biz de sana bunu yaparız." Bu, bu kadar açık."

07 Kasım 2013 Perşembe 00:27

30 Ağustos'ta Deniz Kuvvetleri Komutanı olması beklenirken Balyoz ve İzmir'deki casusluk davalarını gerekçe gösterip istifa eden Donanma Komutanı Oramiral Nusret Güner, ile Hürriyet gazetesine konuştu.. Fakat Hürriyet gazetesi yapılan röportajı yayınlayamadı. Nusret Güner de Twitter hesabından röportajı paylaştı.

İşte Hürriyet'in yayınlayamadığı o söyleşi:

45nci DONANMA KOMUTANI (E) ORAMIRAL NUSRET GÜNER'İN

25 EKIM 2013 GÜNÜ, HÜRRİYET İLE YAPTIĞI, ANCAK YAYINLANMAYAN ROPORTAJI





İSTİFA KARARINI BALYOZ KARARLARI AÇIKLANDIĞI GÜN ALDIM

Bu davaların başından beri, iddiaların doğru olmadığını ben ve benim gibi işin içindeki tüm subaylar biliyordu. Ama yine de devlet adabı neyi gerektiriyorsa onu yaptık. Bunu yargıya güvendiğimiz için yaptık. Ama zaman geçtikçe gördük ki, yargıya nerede güveneceksin? Adamlar savunma yapıyor. Yargıç başka tarafa bakıyor. Yargıya nasıl güveneceksin? Benim için kırılma noktasi 21 Eylül 2012 tarihidir. Ne oldu o gün? Mahkeme karar verdi. Benim 160 tane pırıl pırıl silah arkadaşımı 18 yıla mahkum etti. Ben hamaset yapmıyorum. Ben bu denizcileri tanıyorum. Yüzde 90'ı ile beraber çalıştım. Ben bu insanları tanıyorum. Bu insanlar pırıl pırıldır. Bunlara 18 yıl hapis cezası veriyorsun. Olacak şey değil. Çıldırdım. O an benin kırılma anımdır.i

İSTİFAMI BIR HAFTA BEKLETTİM

Balyoz kararlarının verildiği 21 Eylül 2012 günü, istifa etme kararını verdim. Ancak kendi kendime dedim ki, "Nusret bir hafta bekle. Demesinler ki, hemen feveran ediyor". Bir hafta sonra da 28 Eylül günü istifamı verdim.

SİVİL OLARAK MÜCADELE ETMEK DE GÖREVİM

Sivil olarak mücadele etmek de benim görevim. Ben Oramiral oldum. Harbe hazırlıktan sorumlu insanlardan birisiydim. Türk Silahli Kuvvetlerinin harbe hazırlığından sorumlu 14 Orgeneral/ Oramiralden biriydim artık. Ben öyle hissediyordum. Ama bir baktım ki, Deniz Kuvvetleri büyük bir zaaf içine düşürülmüş. Bu da kimsenin umurunda değil. Bunun böyle olduğunu gördüm. Kimsenin umurunda değil, kimse sesini çıkartmıyor. 160 tane pırıl pırıl insan gitmiş. Ben bunları Yüksek Askeri Şura'da anlattım. Sorumlu olan insanlara bunu anlattım. Hani beni kale almadıysalar, ben de onları kale almadığım için istifamı verdim. Beni kale almıyorsa, ben onun emrinde nasıl çalışabilirim? Saygımı yitirdiğim anda da çekip giderim. Ben saygımı yitirdim. Bir dakika bile duramazdım artık.

GENELKURMAY BAŞKANI'NA ÜZÜLÜYORUM

Hani diyor ya şimdi Başbakan, Cumhurbaşkanı "Necdet Özel arkadaşlarını savunuyor bize" diyor. Ben çok üzüldüm, Genelkurmay Başkanı için. Sözü dinlenmiyor demek ki. Ben o sonucu çıkartıyorum. Arkadaşlarını savunacak argumanları söylüyor. Ama takmıyorlar. Ben de Donanma Komutanı olarak arkadaşlarımın suçsuzluğunu anlattım. Beni takmıyorsanız, Allahaısmarladık dedim. Ben seninle sorumluluğu niye paylaşayım ki? Türk milletine şu mesajı vermek istedim: "Ey Türk milleti uyanın. Bunlar böyledir. Benim hiçbir beklentim yok."

DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANI'NIN İSTİFA EDECEĞİNİ DÜŞÜNDÜM

Balyoz kararlarının açıklanmasından sonra, Deniz Kuvvetleri Komutanı'nın istifa edeceğini düşündüm. Ondan önce istifamı verip, onu ezerim diye endişe taşıdım. Kendisi Karamürsel'e geldi. Geldiğinde görüştük. İstifa etmeyeceğini anladım. Dilekçemi o gün verdim.

İSTİFADAN VAZGEÇİRMEYE ÇALIŞTILAR

Ankara'ya çağırdılar. Deniz Kuvvetleri Komutanı çağırdı. Genelkurmay Başkanı çağırdı. Beni istifadan vazgeçirmeye çalıştılar. Orada onlara da söyledim. Beni istifadan vazgeçirmeye çalışmanız benim ela gözüme aşık olmanızdan değil, Hükümeti düşündüğünüzden benim istifa etmemi istemiyorsunuz. Açık açık söyledim bunları.

BU MİLLET ARTIK BİZE GÜVENMİYOR

"Bu millet artık bize güvenmiyor" diyorum. "Nereden çıkartıyorsun bunu diyorlar". "Ben demiyorum ortaya çıkan Büyük Resim bunu diyor" dedim. Mahkemeler Türk milleti adına karar veriyor. Beni Türk milleti mahkum etmiş, 160 tane pırıl pırıl insanımızı Türk milleti mahkum etmiş, bir kısmı da sırada bekliyor. "Bakın" dedim; "istifamı geciktirdiğiniz her gün bu şebekeler benim hakkımda da birtakım tasarruflar yapacaklar" dedim. Bunu özelikle Deniz Kuvvetleri Komutanı'na söyledim. "Olur mu canım öyle şey?" dedi. Bak oldu sonunda, gördünüz mü?

MERCEDES YERİNE RENAULT'A BİNDİM. AMİRAL RÜTBESİYLE ALBAY KATLARINDA KALDIM

İstifa dilekçeniz, yasal olarak Temmuz Ağustos veya Ocak Şubat aylarinda yürürlüğe girebiliyor. Onun dışında, Kuvvet Komutanı isterse istifanızı kabul etmez. Benim istifamı yürürlüğe sokmadıklar için 1 Ocak 2013 tarihine kadar bekledim. Bu arada, rutin çalışmalar için, 3-4 defa Ankara'ya gittim. Kuvvet Komutanına her seferinde "Ocak ayından sonra ben yokum, planlamalarınızı ona göre yapın" dedim. Ankara'ya bu gidişlerimde Orduevi'nde general katlarında kalmadım. Albay katlarında kaldım. Mercedes makam arabamı bıraktım. Bu millet bana bunu layık görmüyor dedim. Renault otomobile bindim. Ama ben tepkimi başka nasıl gösterecektim? Basına gidip konuşamazdım ki.

ASKERİ ŞURADA KONUŞTUM

30 Kasım 2012. Yüksek Askeri Şura toplantısı. Şöyle dedim; "Sayın Başbakanım, Sayın Milli Savunma Bakanım, Donanma Komutanı'nız Deniz Kuvvetleri'nin düşürülmüş olduğu durum hakkında ne düşünüyor bilmek istersiniz" diyerek konuşmaya başladım. Olanı biteni ve düşüncelerimi söyledim. Özgürlükse özgürlük. Ben komutanlarıma düşüncemi anlatırım. Dinleyen dinler, dinlemeyen dinlemez. Ben komutanlarımın verdiği emri son dakikaya kadar uygularım yine. Baktım ki saygımı yitirdi, çeker giderim. Ocak ayını beklememin şu yararı oldu. Milli Savunma Bakanı ve Başbakan beni dinlemiş oldu. Diyemezler ki, biz bu anlatılanları bilmiyorduk.

KIZIM ÜZERİNDEN MESAJ VERDİLER

Yüksek Askeri Şura cuma günü geç saatte bitti. Cumartesi günü Gölcük'e döndüm. Pazartesi sabahı da gemilerimizle seyre çıktım. Küçük çaplı eğitimler de olsa personelime moral vermek istedim. Seyirdeyken, pazartesi öğleden sonra, bir de öğreniyorum ki, 16 yaşındaki kızımı savcılığa çağırıyorlar. Neymiş, mağdurmuş. Çıldırdım. Bana şu mesajı veriyorlar; "Ey Nusret Güner, sen istifanı madem geri almadin. Biz de sana bunu yaparız." Bu, bu kadar açık.

KIZIMA BİRŞEY OLURSA KENDİ HESABIMI KENDİM GÖRÜRÜM

Çıldırdım, ama kendime hakim oldum. Dişlerimi sıktım. Ankara'dan telefonlar geldi. "Benim kızım gidecek savcılığa" dedim. "Beni kimseye borçlu bırakmayın" dedim. Benim kızım 16 yaşında. Bu olay meydana geldiğinde 14 yaşında, kızımın 14 yaşındayken odasına güya kamera koymuşlar. Görüntüler vb. Bir de benim tüm faaliyetlerimi rapor etmişler. Bugün şunla görüştü vb. Güya benim astsubaylarım yapmış bunları. İddianamede böyle yazıyor. Kuvvet Komutanına dedim ki, "Kızıma bir şey olursa dağıtırım ortalığı. Kendi hesabımı kendim görürüm. Ben 5 yaşından 60 yaşına kadar idealist yaşadım

İSTİFA ETMEYEYİM DİYE DAVA AÇMAYACAKLARDI

22 Ocak 2013 tarihinde, yani İzmir'deki, önceleri kamuoyunda Askeri Casusluk diye bilinen Gizli Bilgi Temin Etme/ Bulundurma davası iddianamesi çıktığında istifamı tekrar verdim. 1 Ocak'tan sonra iddianamenin çıkışını beklemiştim. Bakalım ne olacak diye. İnanıyorum ki, sırf ben istifa etmeyeyim diye Casusluk davasını ortadan kaldıracaklardı. Ama içerde uzun zamandır tutuklu olan 40-50 kişi vardı. Onlara ne diyeceklerdi? Tutukluluklarının hesabını nasıl vereceklerdi? Bunun için davayı açmaya mecbur kaldılar. Bunlar benim değerlendirmelerim.

İSTİFAMI TEK ŞARTLA GERİ ALIRDIM

Bana dediler ki, bizden ne istiyorsun dilekçeni geri almak için. Bunu bana Kuvvet Komutanı söylüyor, ama eminim ki bunu bana daha yukarılardan soruyorlar. "İstifadan vazgeçmek için ne istersin" diyorlar. Çünkü, bu; hükümet içinde ve özellikle TSK'nın içinde çatlak gibi düşünülüyor. Bakın dedim, bütün yargılananlar tutuksuz yargılanacak diyeceksiniz. Hayır. Hepsini af edeceğiz, af çıkaracağız diyeceksiniz. Hayır. Bir tek şey diyeceksiniz: Biz hata yapmışız. Bütün davalar düşecek.

DOLMABAHÇE'DE 55 DAKİKA

Başbakan benimle görüşmek istemiş. Başbakan ile hem şehriyiz biliyorsunuz. Ben de aslen Rizeli'yim. Sağolsun kendisi ile askeri ortamlarda bir araya geldiğimizde annemin bile hatırını soran bir insan. Aynı mahallenin, aynı sokağın havasını koklamış insanlarız. Ama bu devlet işi, kendisini yanıltabilirler. Dostluk başka, alışveriş başka. Ben Allah'a da hesap vereceğim. Bunun sorumluluğu da omuzlarimda. Dolmabahçe'ye çağnldım. 25 veya 26 Ocak. İstifamı verişimden birkaç gün sonra. Giyindim resmi elbiselerimi. O sırada biri telefon etti, ismi lazım değil. "Aman efendim sivil elbise ile gidin, basın sizi görmesin" dedi. Kimi kimden gizliyorsunuz. Neyse sivil gittim. Başbakan ile 55 dakika görüştük. Başbakan'a orada herşeyi anlattım. 5 yaşından 60 yaşına kadar nasil idealist bir şekilde yaşadığımı söyledim. Şimdi "Siz bana istifanı geri al diyorsunuz, bu bana Tetiği Çek anlamına gelir" dedim. "Ama bu insanlarin başına gelenleri düzeltin, ben köşemden sizin sağlığınıza dua edeyim" dedim. Başbakan iyi niyetle beni istifadan vazgeçirmek istedi. "MİT Müsteşarı da zor durumda görüyorsun" dedi. "Yargıyı görüyorsun vb." dedi.

EMEKLİ OLDUKTAN SONRA KİRADA OTURDUM

İstifa ve emekliliğimin onaylandığı 28 Ocak 2013 günü, Deniz Kuvvetlerinin tüm birliklerine bir veda mesaji gönderdim. Saat 17.15'te. O saat o dakika güneşin batım vaktidir. Benim için de meslekte güneşin bakma vakti gelmişti. Ertesi gün devir teslim töreni yaptım. Personeli sinema salonunda topladım. Vedalaştım. Bu arada, kızımın okulunu tamamlaması için bir süreliğine Izmit'te ev kiraladım. Herhalde emekli olduktan sonra kirada oturan ilk oramiral benim.

DARBEYİ YARGILAYORLARSA KARACILAR NEREDE ?

Dün ( 24 Ekim 2013) tekrar hapsihaneye silah arkadaşlarımı ziyarete gittim. İçim sızladı. Arkadaşlarım içerdeyken ben nasıl Deniz Kuvvetleri Komutanı olacaktım! Kimse bana, Balyoz/ Darbe davasında, neden 140 kişi Deniz Kuvvetleri'nden, 40 kişi Kara kuvvetlerinden mahkum olmuş anlatamaz. Bunu ilk 28 Eylül 2012 tarihinden itibaren Deniz Kuvvetleri Komutanı'na da, Genelkurmay Başkanı'na da , Başbakan'a da söyledim. Türkiye'nin başına bu belaları getirenlere sesini çıkarmayanlar, şimdi nifak sokuyorlar diyebiliyor. Benim dediğim şu; "Balyoz, Ergenekon, Kafes , Amirallere suikast vb. tüm davalara bakın, sadece askerler için demiyorum, siviller de dahil. Kesinlikle tüm davaların çürük olduğunu anlamak için iki tane gerekçe hazır diyorum. Bir: Darbe olacaksa 140 Denizciye 40 Karacı olmaz. İki: Türkiye'nin hiçbir kurumundan bu kadar yüksek oranda, hele Deniz Kuvvetleri'nden 100 küsür casus çıkmaz. Bu iki iddia bile tüm davaların nasıl kurgu, nasıl yalan olduğunu ortaya koyuyor. Ben bunu olayın çarpıklığını anlatmak için, tüm davaların gerçek olmadığını vurgulamak için söylüyorum.

ÇOK SADIK OLANLARDAN KORKACAKSINIZ

Bakın sadık olmak iyidir de, çok sadık olmak iyi değildir. Bakın ben sadık bir insanım. Beni bir göreve getirirler, sadakatla çalışırım son dakikaya kadar, Komutanlarıma/ Amirlerime inandığım bütün doğruları hiç birşey gizlemeden söylerim ve emirlerini uygularım. Ama Saygımı/ sadakatimi kaybettiğim anda "Allahaısmarladık" derim. Kalmam görevde. Ama sen beni bir şekilde hakkım olmadığı halde bir yerlere getirmiş isen, ben sana çok sadık olurum. Mecburum çünkü çok sadık olmaya. Çünkü her şeyimi sana borçlu olurum. Onun için çok sadık olanlardan korkacaksınız.

GENELKURMAY BAŞKANI PERSONELİNE SAHİP ÇIKMIYOR

Ben diyorum ki, Genelkurmay Başkanı tüm personeline olduğu gibi, Deniz Kuvvetleri personeline de sahip çıkmalı. Çıkmadığına göre demek ki onların suçlu olduğuna inanıyor. Genelkurmay Başkanı personeline sahip çıkacağına yukarıya sahip çıkıyor. Komutan lider olursa komutan olur, aksi halde kendi emreder, kendi uygular. Genelkurmay Başkanı şimdi ben kamu görevlisiyim diyor. Benim bildiğim Komutanlar, gerektiğinde "ölmeyi emreder"ler. O halde ben de teklif ediyorum: Türk Silahlı Kuvvetleri'nde "komutan" kelimesini kaldırsınlar artık. Emniyet teskilatinda olduğu gibi, birbirlerine "amirim" desinler, "Komutanım" demesinler.

GENELKURMAY ÇOK HATA YAPTI

Bana göre, Genelkurmay çok hatalar yaptı. Silahlı Kuvvetler hakkında bir çok aşağılayıcı şeyler söyleniyor, ama Genelkurmay susuyor. Adamın gözünü bağla, kapat. Sonra geç boks yaptır. Genelkurmay Baskanı Başbakan'a anlatmalıydı. Ben, Genelkurmay'ın Basına konuşmasına karşıyım. Ama siz konuşmazsanız, Amiriniz sizin yerinize konuşacak. Şimdi gazeteler sürekli yazıyor, 1 Mayıs katliamını askerler yapmıştır, 12 Eylül ortamını askerler hazırlamıştır, cami bombalayacaklarmış vb. O zaman gideceksin Başbakan'a diyeceksin ki, "Başbakanım bu olmaz, asker cami bombalamaz". Başbakan da susuyorsa, şüpheleneceksin artık, demek ki sana güvenmiyor. Genelkurmay ırım kırım ediyor. Sen açık açık izah etmezsen insanlara, ırım kırım edersen adamların amacına hizmet etmiş olursun. Adamların amacı zaten TSK'yı aşağılamak.

AMAÇ TSK'YI BİTİRMEK

Bizi bu hale getirenlere "X Mafya Grubu" diyorum. Gizli-Organize-Suc Örgütü. Bana göre en tehlikeli özellikleri de "Allah'tan korkmuyor olmalarıdır". Ben hem bunları, hem de bu duruma sessiz kalan yetkilileri ve ilgilileri protesto ediyorum. Türk Deniz Kuvvetlerinin gelecek 50 yılı çalınmıştır. Bu belgeler nerden çıkıyor diye kimse sormuyor. Sorulacak soruların hiçbirini kimse sormuyor. Emekli Orgeneral Çetin Doğan diyor ki, "Komutan benim, beni yargılayın; madem suç görüyorsanız beni yargılayın"diyor. Ama kimsenin işine gelmiyor. Amaç suçu bulmak ve suçluyu cezalandırmak değil ki. Amaç TSK'yı bitirmek. Neden Teğmen'inden Orgeneraline/ Oramiraline kadar herkesi yargılıyorlar. Baştaki 5 kişiyi yargılasalardı. Problem olmaz, TSK da itibar kaybetmezdi.

SAVCI BANA ŞANTAJ YAPTI

İzmir'deki askeri casusluk iddianamesinde beni mağdur olarak yazmışlar. Güya Kızımın odasına gizli kamera koymuşlar, aslında telefonunuzu dinledik diyemiyorlar. İddianameye öyle yazmışlar ya. Ne olursa olsun, önemli değil. Böyle bir şey olsa da önemli değil. Bunlar bana ve eşime de olmadık şeyler söyleyebilirler. Söyledikleri gerçek de olsa, hiç önemli değil. Bana şantaj yapamazlar. Bana esas şantajı kim yaptı biliyor musunuz? Bana şantajı Savcı yaptı. Bana şantajı yapacaklar ne diyeceklerdi? Bak elimizde böyle bir kaset var diyeceklerdi. Dediklerimizi yap, yoksa kaseti ortaya çıkartırız diyeceklerdi. Şantaj böyle olmaz mı? İddianameyi hazırlayan Savcı ahlaksız ifadelerin yanına kızımın adını açık açık yazdı. Kızım 14 yaşında, o tarihte. Açık açık yazıyorsun. Şimdi burada şantajı kim yapmış oluyor? Bunlar bizleri geri zekalı mı zannediyorlar!

X MAFYA GRUBU İNSANLARI BİRBİRİNE VURDURTACAKTI

X Mafya Grubu; benim Amiral arkadaşıma diyor ki: "Sekreteri ile ilişkisi var". Sekreter de, Amiralin gemisinde çalışan bir yüzbaşının eşi. Gerçek olmayan bu ifadeleri kullanmak nasıl bir söylem? Birbirlerini mi vurdurtmaya çalışıyorsunuz insanları? Bunlar vicdansız. Bunların vicdansız olmasını normal karşılıyorum. Ama sesini çıkartmayan kendi adamlarıma kızıyorum. Böyle şeylere nasıl sessiz kalırsın sen. MİT Müsteşarının ayağına basınca hemen tedbir alıyorsunuz. Bunlarda neden sessiz kalıyorsunuz?

TEK RÜTBEM KALDI O DA ŞEHADET

Benim bir tek rütbem kaldı. Şehadat rütbesi. En ufak bir korkum yok. Beni ortadan kaldirabilirler. Hapiste olan silah arkadaşlarımı ve Komutanlarımı kanımın son damlasına kadar savunacağım.

Bana diyorlar ki istifa etmeseydin, mücadele etseydin. Bana yasa dışı hiçbir şey teklif edemezler. Deniz Kuvvetleri Komutanı olsaydım kime karşı mücadele edecektim? Komutanıma ve hükümete karşı mı mücadele edecektim? Onlar beni dinlemiyorlar. Havlu attım. Hayatımda ilk kez havlu attım. Kimle mücadele edeceğim? Ha ortada bu işleri yapan birileri, bu komploları hazırlayan X Mafya Grubu var. Görevdeyken onlarla benim direkt mücadele edecek durumum yok ki. Demokrasinin olmazsa olmazları Muhalefet ve Medya yandaş olmuş, İktidarla birlikte el ele gidiyorlar.

IŞIK PAŞAYI TAKDİR EDİYORUM

Işık Paşa'yı takdir ediyorum. Amirlerine durumu anlatmaya çalıştı. Kim amiri? Başbakan. Baktı ki dinlenmiyor, istifa etti. Işık Paşa takdir ettiğim bir insandır.

İLKER BAŞBUĞ KOZMİK ODA KONUSUNDA HATALI

Bir askerin kozmik bürosuna girebilirler mi ? Orgeneral İlker Başbuğ'un anında istifa etmesi gerekirdi. Anında. Büyük hata yapmıştır. Ben karşı gelsin demiyorum. Bir asker Genelkurmay Başkanı, Başbakan'ın emrindedir. Kesinlikle emrindedir. Ama sen bana güvenmiyorsun, Genelkurmay Başkanı olarak, 35-40 yaşındaki Hakime güveniyorsun. Nasıl? Bilemiyorum. Lafını dinletemiyorsan, bırakıp gideceksin. Yoksa kimse sana saygı duymaz. Sen emir verdim zannedersin. Kendin emir verir, kendin dinlersin. Öl dersin, insanlar ölmez.

DEVLETİN OLANAKLARI İLE RİSK ALINMAZ


Ülkeyi idare eden hiç kimse ülkenin kötülüğünü istemez. Ancak öyle bir politika uygulanır ki, yanlış yöne gider. Şimdi gördüğüm kadarı ile herkes ile kavgalıyız. Şimdi Davutoğlu'nun kötü bir niyeti mi var? Yok. Ama Hükümet yanlış politika uyguluyor. Sen şimdi kendi paran kendi servetin ile riske gir. Sen devlet ile riske giriyorsun. Devletin olanaklari ile risk olmaz.

ŞİİLERE KARŞI SUNNİLERİ DESTEKLİYORUZ

Tüm operasyonların ana amacı Büyük Ortadağu Projesi'dir. Bölgenin şekillendirilmesi. ABD bunu açık açık ilan etti zaten. Bunda gizli saklı birşey yok. Küresel güçler bölgeyi şekillendirirken, Süper Gücün bir takım amaçları var, Türkiye'yi yönetenlerin de bazı amaçları var. Burada önemli olan, sizin çıkarlarınızla Süper Gücün çıkarlarının aynı parallelikte gitmesidir. Bunda bir problem yoktur.

Büyük Ortadoğu Projesinin ana felsefesi nedir? Bana göre; Özerk Kurdistan ve Şiilere karşı Sünni bir kuşak yaratmaktır.

İran'a karşı sünni kuşak yaratıyoruz. Suriye'deki azınlık dediğimiz aleviler devrilsin, çoğunluk olan sünniler geçsin başa diye uğraşıyoruz. Amaç paralel. Tunus'ta da. Mısır'da da aynı. Biz neden destekliyoruz? Hepsi sünni olduğu için destekliyoruz.

Bu felsefenin uygulanabilmesi icin Turkiye'de yapılan operasyonun askeri hedefi de, Silahlı Kuvvetlerin demokratik kontrolü kapsamında, siyasilerin hareket serbestisinin arttırılması ve bunun için de TSK'nin susturulmasıdır. Bu benim değerlendirmemdir.

ABD TEREDDÜTTE

ABD tabi ki Süper Güç, tabi ki kendi çıkarlarına hizmet edecek, tabi ki buna büyük saygı duyuyorum. Ama son zamanlarda gördüler ki, sünni kuşak da şiiler kadar tehlikeli olabiliyor. O yüzden ABD şu anda biraz tereddüt ediyor, diye düşünüyorum. Her türlü dinin radikalizmi tehlikelidir. Dini radikalizm ne yapar biliyor musunuz? Siz kendinize çok iyi bir Müslümanım dersiniz (Hristiyanlarda da aynı şey geçerli); adamı öldürürsünüz, ciğerini de yersiniz, bunu da inanarak yaparsınız. Veya Halife olursunuz, 21 tane cenazeyi peş peşe gönderirsiniz. Ben bunları Allah için, din için yaptım dersiniz. Tabi bunlar Allah katında inandırıcı değil. Dolayısı ile dini radikalizm çok tehlikelidir.

TÜRKİYE'NİN BÖLGESEL GÜÇ OLMASI ENGELLENDİ

Şimdi gelelim Türkiye'deki Operasyonun sonuçlarına. Oldukça güçlü olan Türk Donanması zayıflatılarak, Türkiye'nin Genişletilmiş Bölgesel güç olması engellenmistir. Akdeniz, Pasifik ve Hint Okyanusu'nu da kapsayan bir çevrede, Türkiye; ancak, Donanması ile etkili olabilir. Eğer Donanmanız yoksa, oturur Kara Kuvvetleri ile birlikte kendi sınırlarınız içinde piknik yaparsınız. Siz bunlarla başka maksatla işbirliği yaparken, sizin Donanmanızı çökerttiler. Demek ki ortada yanlış bir politika var. Aslında küresel güçler, Türkiye'nin, donanmasını ortadan kaldırarak Genişletilmiş Bölgesel Güç olmasını engelliyor. Hükümet düşünsün. Uygulanan politikalarla ne hale gelindiğini düşünsün.

TÜRK SAVUNMA SANAYİNE DARBE VURULDU

Türkiye'deki Operasyonun ikinci sonucu, Deniz Kuvvetleri'ndeki teknolojik atılımların engellenerek, Türk savunma sanayine darbe vurulmasıdır. Bu darbedir. Ne hava, ne kara'yadır. Darbe esasen Deniz Kuvvetleri'nedir. Yok tank yapıyormuşuz, yok uçak yapıyormuşuz. Millilik oranı yüzde 5-10'u geçmez bunlarda. Biz de 40 senedir harp gemisi yapıyoruz, yerlilik oranı düşük. Ama Türk Deniz Kuvvetleri son yıllarda atılım içerisinde. Bunda son 50 yılın emeği ve birikimi var. Başarılı Subaylarımız Donanmada 3-5 yıl çalıştıktan sonra yurt dışı üniversitelerde Master, Doktora yapar; sonra döner Tersanelerimizde, Okullarimizda son teknolojik gelişmeleri aktarır. Sayın Başbakan yırtınıyor araba yapalım diye. Türk Deniz Kuvvetleri arabadan belki 1000 misli daha zor Korveti/ MILGEM'i yaptı. Yerlilik oranı yüzde 70'e yakın. Deniz Kuvvetleri yapacağım diyor ve başarıyor. Deniz Kuvvetleri savunma sanayinde lokomotiflik yaptı. Siz bitirdiniz, bunların çoğuna casus dediniz, mahkum ettiniz. Özellikle Askeri Tersanalerimizde ve Türkiye'nin en iyi Arastirma Merkezindeki mühendisler hedef alındı. Geri kalana da, kaçın gidin dediniz, sizin de başınız belaya girecek dediniz. Bu vicdanların alamayacağı birşey. Benim bunları Milletime söylemem lazım. Yere göğe sığdıramayacağın, pohpohlayacağın adamlara, casus diyorsun. Türk Deniz Kuvvetlerine ve dolayısıyla Türkiye'ye yapılan kötülüklerin boyutlarını kimse bilmiyor.

1 MART KRİZİNİN FATURASI

Türkiye'deki operasyonun üçüncü sonucu 1 Mart krizinin faturasının Deniz Kuvvetleri'ne kesilmesidir. ABD'lileri aylarca denizde dolaştırıyorsun. Adamlara ümit veriyorsun. Adam bunun intikamını alıyor. Bunu TSK'ya yıktılar. TSK da Deniz Kuvvetleri'ne yıktı.

TSK'nin DİSİPLİNİNİN ORTADAN KALDIRILMASI

Bence Türkiye'de yapılan operasyonun en önemli sonucu, 1000'lerce yıllık Türk Ordusuna özgü disiplinin zaafa uğratılmasıdır. Artik astlar, Komutanın verdiği emirleri sorgulayacak, teğmen de orgeneral/ oramiral de ayni cezayı alıyor, sorumluluklarımız aynı, bu emir belki kanunsuz olabilir diyecek, ast üst arasında sevgi/ saygı kalmayacaktır.

DENİZ KUVVETLERİNE YETERİNCE SIZAMADIKLARI İÇİN HEDEF YAPTILAR


Sonuç olarak; siyasilerin hareket serbestisini arttırmak için, korku salınarak, TSK susturuldu. "TSK sussun ki, biz rahat hareket edelim" dendi. X Mafya Grubunun, daha önce, Deniz Kuvvetlerine yeterince sızamamış olması, Deniz Kuvvetleri'ni hedef yaptı. Söz konusu Mafya Grubu, Emniyete sızmış, Yargıya sızmış. Büyük Resim diyor ki TSK'ya da kısmen sızmış.Yeterince sızamadıkları Deniz Kuvvetlerini dağıtmak zorundaydılar.

Türkiye'yi dönüştürürken Türk Silahlı Kuvvetleri'nden destek gerekiyordu. Bu destek ihtiyacını en kolay nasıl sağlayabilirsiniz???

KARA KUVVETLERİNDE 1500 KİŞİ CEZA ALSAYDI, NECDET ÖZEL YERİNDE KALABİLİR MİYDİ ?

Simdi soruyorum size, "Eğer Balyoz Darbe Planı gerçek olsaydı, Kara Kuvvetleri'nden 40 kişi yerine 750-1500 kişi mahkum olacaktı; bu durumda, Genelkurmay Başkanı görevde kalabilir miydi?"

HÜKÜMET/ MUHALEFET/ TBMM'ne TEKLİFİMDİR

3 yıl evveline kadar olduğu gibi; "Hakim/ Savcıların verdikleri kararlardan doğabilecek tazminatların, devlet yerine, kendileri ve birinci derece akrabaları tarafından ödenmesi için son 5 yılı da kapsayacak şekilde yasal düzenleme yapılması."


ulusalkanal.com.tr
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 07-11-2013, 16:16
Erdem Alaca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Erdem Alaca Erdem Alaca isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 29 Jun 2013
Bulunduğu yer: Anadolu
Mesajlar: 1.496
Standart

Teşekkür ederim sn. xcan hocam...

Üzerimize salınan bela belli işte, donanma komutanı Oramiral Nusret Güner de aynı şeyleri söylüyor, sıradan vatandaş Erdem Alaca da aynı şeyleri söylüyor.

Sorun, bu tehdit karşısında vurdumduymazcasına oturmamız, filmi seyretmemiz.

Çok yazık...

1930'lar: Uçak ihraç ediyoruz, 2010'lar: Saman ithal ediyoruz...
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 07-11-2013, 16:31
Psiko Psiko isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 16 May 2008
Mesajlar: 2.222
Standart

Sevgili xcan ve Erdem Alaca.

Acaba bugün gelinen nokta "Emanet"i koru(ya)mama olarak okunabilir mi ?

Şimdilerde nasıl ki "Diktatör"ün hal ve tavırları bizleri oldukça kızdırıyor ve keskinleştiriyor,
acaba geçmişte "Emanet"i alanlar ve koruması gerekenler de şimdinin "Diktatör"ü ile aynı hal ve tavırları mı sergilediler ki "Halk"ın bir kısmı "Güç"ü başka yöne çevirmek zorunda kaldı ?

Bu konuda ne dersiniz ?

Kendin için istemediğini,başkaları için de isteme.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 07-11-2013, 16:48
xcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
xcan xcan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 18 Apr 2011
Mesajlar: 3.011
Standart

Psiko´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sevgili xcan ve Erdem Alaca.

Acaba bugün gelinen nokta "Emanet"i koru(ya)mama olarak okunabilir mi ?

Şimdilerde nasıl ki "Diktatör"ün hal ve tavırları bizleri oldukça kızdırıyor ve keskinleştiriyor,
acaba geçmişte "Emanet"i alanlar ve koruması gerekenler de şimdinin "Diktatör"ü ile aynı hal ve tavırları mı sergilediler ki "Halk"ın bir kısmı "Güç"ü başka yöne çevirmek zorunda kaldı ?

Bu konuda ne dersiniz ?
İsmimi zikrettiğin için söyleyeyim.
Emaneti koruyamadılar.
Yanlışlarda yaptılar.
Suçlarını sabaha kadar sayarım.
Bizler bunları biliriz dostum.
Şimdi sizin bilmeniz gerekende şu.
Abd komplosuyla içeri tıkılanlar vatanseverlerdir,ilericilerdir ,anti emperyalistlerdir.
Bunlara Abd kemalist diyor-Atatürkçü.
Yine Natoya bağlı bir ülkede Vatanseverlerde olur,Nato severde.
Bunları ayırmanın tek yolu hayatın pratiğidir.
Kenan Evrende kendine Atatürkçü diyordu.
Abd bizleri silahlı kuvvetlerimiz konusunda bilgilendirdi.
Değilse biz içeri tıkılanların vatansever olduklarından emin olamazdık.
Bizler saf değiliz dostum.
Sende öyle.
Yanlız bize gizem takılacağınıza direk görüşünüzü söyleseniz daha iyi edersiniz.
Sınanmayı yada küçümsenmeyi Erdemde bende haketmiyoruz.
Şimdi elinizi vicdanınıza koyun.
İçeriye namussuzca ,alçakça hilelerle tıkılan bu vatanseverleri ,nasıl Tayyiple benzeştirip suçlayabiliriz,yada suçlarsınız.
Abidik gubidik sevmem.
Benimle yazışacaksanız direk diyeceksiniz ''İçerdekilerin suçu bu'' diye.
Umarım anlaşılmışımdır.
Vatanseverlik ne zaman suç oldu?
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 07-11-2013, 16:59
Erdem Alaca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Erdem Alaca Erdem Alaca isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 29 Jun 2013
Bulunduğu yer: Anadolu
Mesajlar: 1.496
Standart

Güzel bir noktaya değinmişsiniz sn. Psiko...

Elbette dediğinize katılırım, hatta bazı vatanseverler "Cumhuriyet 1938'de bitti" görüşünü de savunurlar; buna da katılırım aslında.

Birisi çıktı, "Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz" dedi, aynı kişi ilk PKK baskını için "3-5 çapulcunun işi" dedi.

1984'deki ilk PKK baskınından sonra kaç tane genelkurmay başkanı geldi-geçti; bir tanesi de "Arkadaş, koca Türk Ordusu bir avuç çapulcuyu nasıl bitiremez?" sorusuna tam yanıt aramadı, mücadele hep göstermelik oldu; nice ana kuzularımızı bir takım emperyalist güçlerin çıkarına 20'li yaşlarında kara toprağa verdik...

Evet bu da önemli, hiçbir genelkurmay başkanı görevini tam anlamıyla yapmamış demektir bu benim nezdimde, İlker Başbuğ'una kadar herkes suçun bir parçasıdır aslında. (Şimdiki tontonu genelkurmay başkanı olarak göremediğimden, onu saymıyorum)

Ya halk? Halk olarak da hep uyuduk/uyutulduk - "adam sende..." cilik yaptık. Üst üste günlerce şehitlerimizin geldiği oldu bazı yaz aylarında, tutup kimseden hesap sormaya kalkmadık, tutup ayaklanıp meclisi ya da genelkurmayı basmadık.

Rahmetli Erbakan "bu geçiş tatlı mı olacak, kanlı mı olacak" dedi, güldük geçtik sadece (halk olarak)

Demem o ki sn. Psiko, aslında bir yerde hepimiz suçluyuz - vatana, Atatürk'ün emanetine sahip çıkmayarak.

Denir ki, bu iktidardan öncekileri de başımıza hep ABD getirmiştir: Buna müsaade etmeyeceksin.

Emperyalist ajanlar ülkende her daim cirit atıyor: Sessiz kalmayacaksın.

Cumhuriyet ve onun kurucusu akıllardan çıkartılmak isteniyor: Köşene çekilmeyeceksin.

Vatan toprakların parsel parsel satılıyor, kıyı şeridin neredeyse ecnebilerin olmuş: Hakkını arayacaksın.

...gibi.

Kısaca, bu iktidar da, öncekiler de, buna müsaade eden bilinci eksik halk da suçludur bence, ben de suçluyum, sen de, o da, şu da...

Son olarak Osman Paşa'nın bir sözüyle bitirmek isterim:

Elindeyken sahip çıkmadıysan, kaybettiğin zaman da ağlamayacaksın.
Bu milletin durumu budur.

1930'lar: Uçak ihraç ediyoruz, 2010'lar: Saman ithal ediyoruz...
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 07-11-2013, 17:04
Psiko Psiko isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 16 May 2008
Mesajlar: 2.222
Standart

Sevgili xcan.

Sizi sınadığımı veya küçümsediğimi düşündürdüysem bu benim hatamdır.
Bundan dolayı üzgünüm ve sizlerden özür dilerim.
Ama öyle bir niyet ile hareket etmediğimin bilinmesini isterim.
Tek derdim karşılıklı bazı şeyleri konuşmaktır.

Şu an cezaevinde yatan bir çok askerin "Düzmece delil"ler ile hapse atıldığını ve arkasında bir beklenti olduğunu ben de görüyorum.
Ancak,
12 Eylül darbesi "Gökten zembil ile inmedi."
"Our boy's" şeklinde lanse edilenler yaptı.
Onlar da bu ordunun içinden çıktılar.
Dolayısı ile tek derdi günlük nafaka olan halkın büyük kısmı sizin gibi "Analiz" yeteneğine sahip olmadığından,
12 Eylül'ün budadığı hakları dolayısı ile birilerine "Düşman" olacaktı.
Hali ile bu birileri de "Ordu"nun içindekiler olmalıydı.
Ve "Vesayet" dendiğinde her zaman ilk akla gelen ne yazık ve hazin ki "Ordu" idi.
Halkın sırasıyla % 36-%40 ve % 47 oy vererek akp yi seçmiş olması ve desteklemesini başka türlü izah edemiyorum zira.

Başka bir başlıkta da "Halk"ın kendisi gibi düşünmeyenine "Yüksekten bakan" "Göbeğini kaşıyan adam" misyonu biçen bakış ve anlayışa bu yüzden "Abi be insan biraz da kendine bakmalı değil mi ?" gibisinden cevap veren de benim.

İçinde akp de dahil,bizzat siyasetin kendisini sevmem.
Bu bağlamda bakıldığında görünüşe göre herkesin "Kendi doğrusu" var.

Benim tek derdim "Herkes"i içine alabilecek olan "Doğru" nedir bu konuda insanlarla fikir alışverişinde bulunmak.
Üstteki iletiyi bu minval(Doğrultu)de yazdım.

Kırdıysak affola.....

Kendin için istemediğini,başkaları için de isteme.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 07-11-2013, 19:45
romulus83 romulus83 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Aug 2013
Mesajlar: 240
Standart

Psiko´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sevgili xcan.

Sizi sınadığımı veya küçümsediğimi düşündürdüysem bu benim hatamdır.
Bundan dolayı üzgünüm ve sizlerden özür dilerim.
Ama öyle bir niyet ile hareket etmediğimin bilinmesini isterim.
Tek derdim karşılıklı bazı şeyleri konuşmaktır.

Şu an cezaevinde yatan bir çok askerin "Düzmece delil"ler ile hapse atıldığını ve arkasında bir beklenti olduğunu ben de görüyorum.
Ancak,
12 Eylül darbesi "Gökten zembil ile inmedi."
"Our boy's" şeklinde lanse edilenler yaptı.
Onlar da bu ordunun içinden çıktılar.
Dolayısı ile tek derdi günlük nafaka olan halkın büyük kısmı sizin gibi "Analiz" yeteneğine sahip olmadığından,
12 Eylül'ün budadığı hakları dolayısı ile birilerine "Düşman" olacaktı.
Hali ile bu birileri de "Ordu"nun içindekiler olmalıydı.
Ve "Vesayet" dendiğinde her zaman ilk akla gelen ne yazık ve hazin ki "Ordu" idi.
Halkın sırasıyla % 36-%40 ve % 47 oy vererek akp yi seçmiş olması ve desteklemesini başka türlü izah edemiyorum zira.

Başka bir başlıkta da "Halk"ın kendisi gibi düşünmeyenine "Yüksekten bakan" "Göbeğini kaşıyan adam" misyonu biçen bakış ve anlayışa bu yüzden "Abi be insan biraz da kendine bakmalı değil mi ?" gibisinden cevap veren de benim.

İçinde akp de dahil,bizzat siyasetin kendisini sevmem.
Bu bağlamda bakıldığında görünüşe göre herkesin "Kendi doğrusu" var.

Benim tek derdim "Herkes"i içine alabilecek olan "Doğru" nedir bu konuda insanlarla fikir alışverişinde bulunmak.
Üstteki iletiyi bu minval(Doğrultu)de yazdım.

Kırdıysak affola.....
bunak moruk nusret güner'in bütün afra tafrası MSN'de erkek arkadaşıyla seks yapan kızının görüntülerinin ortaya çıkması gerçeğidir.ne personelini korudu nede öyle babacan bir adamdı.KISA DÖNEM askerdim deniz istihbarat çavuşu idim 2005 yılında kuzey deniz saha komutanlığında aynen şu cümleleri söylüyordu soytarı nusret makam odasında ilk dava sinyalleri gelmeye başladığının kokusunu aldığında''babacım ben karışmam z...k....m..in keyfine bakarım bu haltı bunlar yemişse alsınlar hepsini''aynen bu lafları söyledi.mehmet otuzbiroğlu paşada(balyoz hükümlüsü) çok defa uyardı bunak nusreti ama KORKAK ÖTLEK LAVUĞUN TEKİ idi bu adam.şimdi çıkmşı yok sakal kıl bırakcam martavalları ile soytarılık yapıyor ulu orta.personeline sahip çıkmadın hacım sen şimdi debelenme rollerini bırak..


KIZI söz konusu olunca istifa kararı aldı,yani personeline sahip çıkdığı,MİLGEM-S,yok bilmem şii-sunii bop zort bunlar hikaye...personelini kızına değişti daha doğrusu bağlı olduğu kuvvet KURUMUNU SATTI...
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 07-11-2013, 19:59
xcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
xcan xcan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 18 Apr 2011
Mesajlar: 3.011
Standart

romulus83´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
bunak moruk nusret güner'in bütün afra tafrası MSN'de erkek arkadaşıyla seks yapan kızının görüntülerinin ortaya çıkması gerçeğidir.ne personelini korudu nede öyle babacan bir adamdı.KISA DÖNEM askerdim deniz istihbarat çavuşu idim 2005 yılında kuzey deniz saha komutanlığında aynen şu cümleleri söylüyordu soytarı nusret makam odasında ilk dava sinyalleri gelmeye başladığının kokusunu aldığında''babacım ben karışmam z...k....m..in keyfine bakarım bu haltı bunlar yemişse alsınlar hepsini''aynen bu lafları söyledi.mehmet otuzbiroğlu paşada(balyoz hükümlüsü) çok defa uyardı bunak nusreti ama KORKAK ÖTLEK LAVUĞUN TEKİ idi bu adam.şimdi çıkmşı yok sakal kıl bırakcam martavalları ile soytarılık yapıyor ulu orta.personeline sahip çıkmadın hacım sen şimdi debelenme rollerini bırak..


KIZI söz konusu olunca istifa kararı aldı,yani personeline sahip çıkdığı,MİLGEM-S,yok bilmem şii-sunii bop zort bunlar hikaye...personelini kızına değişti daha doğrusu bağlı olduğu kuvvet KURUMUNU SATTI...
İnsan silah arkadaşına böyle düşük seviyeli cümleler kurarmı?
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 07-11-2013, 20:12
romulus83 romulus83 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Aug 2013
Mesajlar: 240
Standart

xcan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
İnsan silah arkadaşına böyle düşük seviyeli cümleler kurarmı?
silah arkadaşın seni daha doğrusu ülkenin bekasını kızına değişmişse evet böyle cümleler kurarım.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 07-11-2013, 20:17
romulus83 romulus83 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Aug 2013
Mesajlar: 240
Standart

xcan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
İnsan silah arkadaşına böyle düşük seviyeli cümleler kurarmı?
xcan kardeşim bu heriflerin yüreksizliğinden bugün burnumuz sürtülüyor anlayın artık bunu.tanımadığınız hakkında en ufak bir bilgi sahibi olmadığınız kişilerin çeşitli askeri büyük rütbeleri var diye de savunma saflığına düşmeyin.

pastırmanın en d..aşşlıksını severdi bizim keyifci nusret.yediği pastırmalar şimdiii g....eehh anladın devamını..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Aziz Nesin Ropörtajı serüvenci Tercüme Çalışmaları 11 30-09-2008 02:38
'Hürriyet' adlı çocuk dergisinden..:) adrio Konu-dışı 48 26-09-2007 00:49

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:14 .