Soğuk Savaş'ın (1947-1991) sona ermesiyle birlikte savaş ve barış kavramlarına, savaşla siyasetin iç içeliğine ilişkin bazı değişiklikler gelmiştir.
Dördüncü Nesil Savaş (Forth Generation Warfare) olarak adlandırılan bu yeni doktrin; aralarında
William S. Lind'in de bulunduğu bir Amerikalı analist takımı tarafından ilk olarak 1989 yılında ortaya atılmıştır.
Bu doktrine göre savaş ile siyaset, asker ile sivil, barış ile çatışma, cephe ile emniyetli bölge, dost ile düşman kavramları arasındaki hatlar bulanık ve belirsizdir. Bu savaşta devlete bağlı olmayan aktörler yaygın biçimde kullanılır.
Bu doktrin, "terörizm" ve "
asimetrik savaş" kavramlarıyla benzerlik gösterse de, onlara göre çok daha geniş kapsamlıdır.
Böyle bir savaş türüne ihtiyaç duyulmasının en önemli nedeni konvansiyonel
(geleneksel) güçlerle ve askeri birliklerle yapılan savaş ve işgallerin maliyetinin çok yüksek olmasıdır.
Bu doktrini ortaya atan William S. Lind ve diğer Amerikalılar, bundan önceki üç savaş neslini şöyle tanımlarlar:
|
1.Nesil Savaşlar: Hat ve kol düzenleri taktikleri ve ağızdan barut doldurmalı silahlar çağı. Yoğun ateş gücü yerine insan gücü ve süngü harbi bu savaş türündeki muharebelerde esas taktik unsurdur.
2.Nesil Savaşlar: Görmeyerek atış ile desteklenen doğrusal ateş ve hareket taktikleri çağı. Havan atışı ile desteklenen ve yoğun ateş gücünün yıkıcı tesirinden faydalanmayı esas alan taktikler içermektedir.
3.Nesil Savaşlar: Düşman muharip kuvvetleriyle göğüs göğüse muharebe etmek ve onları yoketmek yerine hatlarına sızmayı, etrafını sarmayı ve kendini savunması güç küçük parçalara bölmeyi esas taktik olarak kullanan ve düz bir hat üzerindeki cepheler yerine derinlikte savunma taktikleri çağı.
Kurtuluş Savaşındaki Sakarya Meydan Muharebesi'nde düşmanı bir hat üzerinde karşılamak yerine coğrafi derinliğe çekmek ve cephe derinliğinde satıh üzerinde gerçekleşen çarpışmalarda yıpratarak Sakarya Nehri içinde çember içine almayı ve lojistik destekten mahrum halde yoketmeyi amaçlamıştı. İkinci dünya savaşında Rommel'in çölde gerçekleştirdiği tank muharebeleri de 3ncü nesil savaşa bir örnektir.
|
Aynı ekip, "Dördüncü Nesil Savaşlar" doktrinini şöyle özetler:
|
Savaş ve barış arasındaki ayrımın bulanıklaşıp ortadan kalkacağı savaş.
Bu savaş, muhtemelen belirlenmiş muharebe alanlarının veya cephelerinin olmadığı doğrusal olmayan bir hususiyeti olacaktır.
Siviller ve askerler arasındaki fark ortadan kalkacaktır.
|
Dördüncü Nesil Savaşlar'ın en önemli özelliklerine bakacak olursak:
|
1. Karmaşık olması, tek bir merkezden yönetiliyor olmaması ve hedeflerine ulaşmayı uzun zaman dilimi içinde planlıyor olmasıdır.
2. Psikolojik harekat yaygın ve hayli teferruatlı olarak kullanılır. Karşı tarafın savaşa devam azim iradesi bu yolla yıkılmaya çalışılır. Zihin kontrolü, beyin yıkama, düşünce kontrolü ve zorlayıcı ikna, yöntemlerden bazılarıdır. Ele geçirilen/ehlileştirilen medya, bu psikolojik yöntemlerin uygulanmasında çok önemli bir enstruman olmaktadır.
3. Hukuk bu savaşta bir operasyon silahı olarak kullanılır.
4. Bu savaşın ekonomik, politik, sosyal ve askeri cepheleri vardır. Ancak, ateş ve manevra gücü savaşın esas unsuru olmaktan çıkmıştır.
5. Sivil Toplum Kuruluşları bu savaşın olmaz ise olmazlarıdır.
|
Bugün ülkemizin de bulunduğu Büyük Ortadoğu coğrafyasında planlanan
emperyalist hedeflere ulaşmak için "Dördüncü Nesil Savaş" yapılmaktadır. Aralık 2013 itibarıyla Türkiye, Suriye, Irak ve İran bu savaşın merkezindedir.
Bu savaşta kullanılan askeri unsurlara bakacak olursak;
Özgür Suriye Ordusu, Cihatçılar, El Kaide, El Nusra, PKK, PYD, Blackwater gibi örgütler karşımıza çıkmaktadır.
Hukukun bu savaşta bir silah olarak kullanıldığını söylemiştik. Ülkemiz açısından
Ergenekon ve
Balyoz davaları; Türkiye'ye karşı uygulanan savaşın ulusal hukuk bölümünü teşkil eder.
İşin psikolojik harp kısmına baktığımızda;
"Camilerimizi bombalayacaklardı, kendi uçağımızı düşüreceklerdi" söylemlerini ve TSK'ya yönelik sayısız itibarsızlaştırma operasyonlarını
(örnek: Kozmik odanın aranması, ya da "İyi ki bunlarla bir savaşa girmemişiz" söylemi - B. Arınç) görebiliriz. "Bir enstruman olarak Medya" konusunda da; "
Yandaş TV" ve "
Yandaş Gazeteler" dersek, herhalde başka bir şey söylemeye lüzum kalmayacaktır.
Dördüncü Nesil Savaş'ın ateş altına alınması ve imha etmesi gerekli olan hedefleri de en başta şunlar olmaktadır:
Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu ideolojisi, Türk üst kimliği, üniter yapı ve laiklik.
Son olarak; emperyalizm için
"içerideki işbirlikçileri" adlı, olmazsa-olmaz bir kavram vardır. Günümüze baktığımızda; meclisteki dört partinin de
(AKP-CHP-MHP ve BDP) bu kavramın hakkını çok güzel bir şekilde verdiğini görüyoruz.
___________________________
faydalanılan kaynaklar:
Aydınlık Gazete - Türker Ertürk
wikipedia