EcemRng´isimli üyeden Alıntı
Kendimi agnostik-deist olarak tanımlıyorum.
Bir tanrının varlığından şüphe duymuyorum, çünkü evrenin var ettiği zihnim evrenin kendi kendini mümkün kılması düşüncesini idrak edemiyor, en basit anlatımla. Evren benim zihnimi var ediyorsa evrenin bir parçası sayılmaz mıyım? Demek ki evren de zihni olsaydı kendini var etmediğini farkında olurdu, çünkü ben evrenin zihinlenmiş haliyim.
|
Evren kendi kendini var etmedi, var olanın dönüşümlerinden ibaret. Başlangıç diye bir şey yok, devinim, değişim var.
EcemRng´isimli üyeden Alıntı
Agnostiğim, çünkü bu tanrı'nın kim olduğunu ya da ne olduğunu, nasıl olduğunu, niceliklerini bilemiyorum. Bilebildiğim zihnimin algılayabildiği ya da idrak edebildiği kadarıyla.
|
Bir şeye özgü düşünebilmek için o şeye ait niteliklere gereksinimimiz vardır. hayal gücü çerçevesinde kalsak dahi, öznelerimizin belirli bir tanımı, biçimi, niteliği olmalıdır.
Tanrı hakkında konuşmak zaten agnostizmin kendi temeliyle çelişmesi demektir, zira bilinemez bir şey hakkında yorumda yapılamaz, yorum yapılıyorsa ya o şey bilinemez değildir, ya da bildiklerimiz sağlıklı değildir.
EcemRng´isimli üyeden Alıntı
Fakat "neden" sorusu zamansız şekilde her zaman var ve var olacak. Neden sorusuna verilebilecek tek cevap ise bir gayenin, evelinde bir sözün, evelinde bir seçimin varlığıdır.
|
Neden sorusunu bizim sormamız nedenlerin de iradi olduğu anlamına gelmez diye düşünüyorum. Örneğin yer çekiminin nedeninin iradi olmayacağı gibi. Örneğin hareket için irade gerekmiyor, zira hareket, öznel değil, nesnel bir olgudur ve ardında irade aramak neden değil KİM sorusuyla ilgilidir. Antikçağdan günümüze felsefelerin ayrım noktasını özünde bu iki soru, Kim ve neden sorusu belirlemiş. İdealizm kim sorusunu sorarken ardında bir irade, düşünce dolayısıyla kimin iradesi, düşüncesi çerçevesinde kim yapıyor, kim ediyor gibi düşünme metodları geliştirirken, materyalizm neden sorusunu sormuştur. örneğin antik çağda idealist düşünceye göre yağmuru yağdıran vardır, bir irade ve cevaplar çeşitli coğrafyalarda farklı tanrı, melek yada doğa üstü adlandırmalarla verilmiş. Günümüzde hala yağmuru Maykıl'ın(Mikail, Michael) yağdırdığına inanılması gibi. Bu anlayışımızı belkide bizlere zoraki aşılananların etkisiyle evrene yaydığımızda, illa bir Maykıl arıyoruz. Materyalizm açısından ise yağmurun neden yağdığı önemlidir ve bu zamana kadar henüz hiç kimse KİM'in yağdırdığını bulamamış, ancak nesnel gerçek açısından neden yağdığı çözümlenebilmiştir. yağmur doğalsa, nesnel gerçekte o denli doğaldır, altında bir giz, bir doğa üstü güç aramak nafiledir diye düşünüyorum.
gaye gibi kavramlarımız özneldir, iradidir. Eğer gaye, amaç arıyorsanız sormanız gereken soru NEDEN değil KİM(kimin gayesi) olmalıdır. Örneğin ETKİ-TEPKİ olgusunu ele alalım, illa bir gaye olmak zorunda mı?