Natan´isimli üyeden Alıntı
Dinlerin amacı bireyi, 'insan-ı kamil ' yapmaksa,
Bu dinlerin tanrıları neden 'kamil' değil ?
|
"Görünürdeki amacı" demiştim zâten.
Gerçek amaç bu olsa idi, amaç ile bu güne kadar ortaya çıkmış târihsel veriler bu deni farklı olmazdı.
Kapitän;
Yazdıklarını üzerime alınmam gerekiyor mu bilmiyorum.
Fakat rahatsızlık duyduğumu söylemeliyim.
Bu forumda F. GÜLEN'i siyaset erbablarıyla mukayese etmenin yanlış olacağına dâir görüş serdettim.
Bu benim "Fethullahçı" olduğumun göstergesi değildir.
Düşmanım da olsa; amacına/yürüttüğü dâvasına sadâkatle bağlı insanlara inanç ve düşüncelerine bakmaksızın saygı duyarım.
F. GÜLEN daha doksanlı yıların başında "Ben ABD ile anlaşma yolları aramadan, dünyanın hiç bir yerinde okul açamam" demişti.
Yâni adam yaptığınnı gizlemiyor ki ?
Hattâ gizlemeye çabalasa da tutmaz.
Çünki; şu an ki ikâmedgâhı mâlum.
Yaptıklarını onayladığım düşünülmesin.
Ama o yapılanlar Muhammed'in vaktiyle tâkip ettiği metodların hemen hemen aynısı.
Hattâ Muhammed öyle işler yaptı ki; bunun onda birini GÜLEN yapsa, dünyadaki müslümanların kahır ekseriyeti onun müslümanlığına inanmazdı.
Hudeybiye muahedesi imzalanırken, Mekkeden gizlice kaçıp Muhammed'e sığınan bir müslümanı - Ebu Cendel b. Süheyl b. Amr - Mekkelilere geri teslim etmişti. Gerekçesi; bu şahsın anlaşmanın imzalanmasından sonra Muhammed'e sığınmış olmasıydı. Halbuki, korunması gereken müslüman yoksa anlaşma yapmanın da bir mantığı yoktur.
Şimdiki müslümanların çoğu "Efendimiz" dediği peygamberini tanımadan Kur'an'ı anladığını yâhut İslâmı yaşadığını iddia ediyor.
Her şeyi elimden geldiğince açıkça yazmak gibi bir prensibim var.
Gizli/saklı işler peşinde değilim.
Felâsife;
Tasavvufda sınırlı denilebilecek bilgilerim var.
Pek iddialı olduğum bir alan değildir.
Ama temel bilgilerine iyi kötü vâkıf durumdayım.
Bir İslam tasavvufçusuna sormuşlar "Tasavvuf nedir ?" diye
"Haddelenmiş demirdir" cevabını vermiş.
Elbette yakılmak üzere kesilen "odun-kütük" ile meyve veren ağaç aynı değil.
İslâmi tasavvufta insan-ı kâmil yetiştirmenin amacı; İslâm'a hizmettir.
Daha üst seviyeye gelenlere, mürşid olanlara "mürşid-i kâmil-i mükemmil" derler.
Her bireyin bu dereceye germesi mümkün görünmemektedir.
Hülâsa-yı kelâm; "insan-ı kâmil" ile "Mürşid-i kâmil-i mükemmil" birbirinden farklı kavramlardır. Sizin "insan-ı kâmil den ne anladığınızı yazınızdan pek anlayamadığım için, herhangi bir yorumda bulunmayacağım. Ancak bir şekilde "olgun insan" nitelemesiyle kavramsal anlamda küçümsediğiniz o olgun insanların sayısı daha fazla olsaydı; şu an dünya göreceli olarak daha yaşanabilir bir yer olurdu.
|
Bir şeyi gizlemek mi istiyorsunuz?
Onu açın ve basitçe açıklayın..
İşte size en güzel gizleme çeşiti.
Açıkta ve basit olan şeyi kimse aramaz..
|
Evet.
Açık, basit yazmak; anlaşılır olmak gibi bir hassasiyet içindeyim.
Çüki amacım anlaşılır olmaktır.
Ağdalı cümleler arkasına "tam siper" olup şişkin ego ile gösterisi peşinde olmadım hiç bir zaman.
Gerçi ağdalı cümleler kurabilmek de bir meziyet-yetenek işidir.
Bende bu tip vbir meziyet yok.
Ama olsaydı da asla kullanmazdım.