
14-10-2014, 12:36
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Jul 2014
Mesajlar: 1.765
|
|
martin´isimli üyeden Alıntı
Sorunun açmazı zihnin,okuma sistemini düalizme göre şekillendirmesidir,
Düalizm nedir? bir illüzyondur,akıl tutulmasıdır,zihnin (algının) ikiye bölünmesidir,
işte biz bu kusurlu algıya göre kavramlar oluşturuyor,onları kodluyor ve onlar üzerinden fikir yürütüyoruz;
Tanrı kavramının Ne'liği bile paradoxluyken biz kalkmış onun gerçekliğini tartışıyoruz,
sadece tanrı da değil buraya ne yazarsak yazalım zihinde bir karşılık bulacağı için paradoxlu olması kaçınılmazdır,hatta paradox kavramının kendisi bile tek başına paradoxludur çünkü düalitik okuma yapan zihnin tasarımıdır ve mantık kavramından bağımsız ele alınamaz,
düalitik okuma yapan bir zihnin ortaya atacağı her önermenin lehinde ve aleyhinde eşit sayıda görüş belirtilebilir,yani tanrı var mı gibi bir sorunun her iki cevabıda kısmen doğru kısmen yanlıştır.
Zihin tüm belirli nesne ve imgelerden arındığı vakit tanrı var mı gibi bir soru sormaz,cevabını bulduğu için değil zihnin bir kurmacası olduğunu bildiği için sormaz,
tüm kavramlar zihnin kurmacasıdır onlar olmazsa zihin kendi boşluğuyla sefaletiyle yüzleşmek zorunda kalır ve bunu göze alamayacağını bildiği içinde savunma mekanizmasını yani kurmacalarını devreye sokar,bunlar o kadar çokturki bizim günlük hayatımızda yaptığımız herşey kurmacadır,kamuflajdır,maskedir,
gerçek olan ise sadece boşluktur,boşluk bir kavram değildir,dolu olan zihnin boşalması demektir,dolu bir zihinle boşluk tarifi yapılamaz zihin boşalır ve geriye boşluk kalır işte tek gerçek budur.
|
Güzel yaklaşım...
Peki boş zihinden dualiteler çıkaran mekanizma nedir? Boş zihinden dolu zihin nasıl oluşur?
Bizler dünyanın şarkı söyleyip dans eden çöpleriyiz.
|

14-10-2014, 19:49
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 02 Oct 2014
Mesajlar: 93
|
|
gur91´isimli üyeden Alıntı
soru açık beyler bizi kim veya kimler yarattı şimdi kimisi diyecek ki illa yaratılman mı lazım ama açık olalım biraz gerçekçi olalım bu kadar şeyin kendi kendine gelmesi mümkün olamaz matematik hesaplara bile aykırı bir sürü olasılık sayılabilir hesaplandığında 1/213721783612873 gibi bir sayıda çıkabilir kendi ilahımı kendim mi yaratayım kafamda napayım anlamadım gitti
|
Sevgili gur91 bizim neden illede yaratılmış olmamız gerektiğini düşünüyorsun,Evrenin oluşumuna sadece yaratmak fiili mi açıklık getiriyor,mesela sen hiç sudur teorisini duydun mu?
sudur teorisi evrenin tanrıdan tedriç ilkesine göre aşama aşama 10 zihinle (us,akıl) 9 madde (felek) olarak sudur ettiğini söyler,ve yaratılış teorisinden daha mantıklı bir teori,ama bence en mantıklısı yaratıcı bir tanrıyla sudur eden bir tanrının,yaratılan bir evrenle sudur eden bir evrenin hiç olmadığı
10 zihinle 10 maddenin hep var olduğu ve hep varolacakları bir teoridir.
|

14-10-2014, 21:01
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
martin´isimli üyeden Alıntı
Sorunun açmazı zihnin,okuma sistemini düalizme göre şekillendirmesidir,
Düalizm nedir? bir illüzyondur,akıl tutulmasıdır,zihnin (algının) ikiye bölünmesidir,
işte biz bu kusurlu algıya göre kavramlar oluşturuyor,onları kodluyor ve onlar üzerinden fikir yürütüyoruz;
|
Aslında bu durum her zaman böyle değildir ama böyle görülmesi ikilik denen hadisenin kendinden de kaynaklanıyor biraz.
Her şeyi iki olarak algılıyoruz.
Tasavvufun bu konuda çok eskilerden beridir, hep bir fikri yöntemi olmuştur, birleştirme veya bütünleştirme olarak.
Örn. Mevlana bu konularda der ki, kimileri sadece Akıl/beyin bize yeter, kimileride Gönül/kalp bize yeter diye savunurlar.
Oysa ne gönül ne de akıl der Mevlana, aksine her ikisininde kabul ederek, Akıl ve gönülün bir olduğu, ayrılmadığı bir düşünceyi kabul eder.
Şimdi içinde yaşadığımız hayatta Akılda, gönülde, hislerde, hayallerde vb.leri de var, hayat bunlarla bir bütün.
Bu bütünlüğe göre konuşanlarda algı/zihin bölünmüş olmaz, dolayısıyla altaki paragrafınıza göre ne yazarsak yazalım yanlıştır olmaz.
Diğer türlü sizin yanlış dediğiniz şey, kendini de kapsardı-ki öyle-Çelişkiyi çelişki görmekte başka bir çelişki olacağı için, bu zihin dediğiniz üzere tüm çelişkileri ret eder, tabiki kendini de ret eder.
Oysa tüm çelişkiler, görelim veya görmeyelim çeliştiği şeyler ile ilişki içerisindedirler.
Bu yok sayılamaz.
martin´isimli üyeden Alıntı
.... buraya ne yazarsak yazalım zihinde bir karşılık bulacağı için paradoxlu olması kaçınılmazdır,hatta paradox kavramının kendisi bile tek başına paradoxludur çünkü düalitik okuma yapan zihnin tasarımıdır ve mantık kavramından bağımsız ele alınamaz
|
Sevgiler.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

14-10-2014, 21:04
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 10 Dec 2013
Mesajlar: 840
|
|
Sizleri ben yarattim.
|

15-10-2014, 00:17
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.348
|
|
Doğa ya da tanrı.
Başka alternatif yok.
Belki de tanrı dediğimiz şey de doğadır.
Doğanın ilahi güçleri ve bilinci vardır belki de.
Panteist gibi olacak ama tam değil.
Sanırım yeni bir inanç akımı keşfettim şu an
|

15-10-2014, 00:22
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
zfr87´isimli üyeden Alıntı
Doğa ya da tanrı.
Başka alternatif yok.
Belki de tanrı dediğimiz şey de doğadır.
Doğanın ilahi güçleri ve bilinci vardır belki de.
Panteist gibi olacak ama tam değil.
Sanırım yeni bir inanç akımı keşfettim şu an 
|
Evet kesfettigin, metafizik naturalism.
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

15-10-2014, 00:26
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.348
|
|
evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı
Evet kesfettigin, metafizik naturalism.
|
hadi ya var mıymış
yani doğanın kendine ait iradesi ve bilinci olduğu ve ilahi güçleri olduğu varsayımı
|

15-10-2014, 00:28
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
zfr87´isimli üyeden Alıntı
hadi ya var mıymış
yani doğanın kendine ait iradesi ve bilinci olduğu ve ilahi güçleri olduğu varsayımı
|
Evet, metafizik/ontolojik naturalism, beyni olmayanlara da, insanoglu beynini ve onun yetilerini ve fonksiyonlarini verir. Senin dogaya verdigin gibi.
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

15-10-2014, 00:45
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2010
Mesajlar: 2.935
|
|
Sevgili spartacus aslında en basit haliyle yazıp açıklamış. Arkadaşlar varlık çok basit fizik kuralı ile varlığını ortaya koyar ve kanıtlar. Etki-tepki. Bunuda iki temel hareketle belirler, kendi enerjisini ortaya koyarak ve diğer varlıkların enerjisini algılayarak. Bilgi; varlığın, var olanın kendisine ait bu özelliklerle algılanır olandır.
Doğanın bilinci var mıdır? Bilinç, bilgiyi işleme, v.s. varlık olmadan mümkün değil.Bu varlığın yapısı uygun olmasa, özelliklere sahip olmasa zaten ne düşünce, nede duygular üretilemez.
Basit örnek, bakırın atom dizilişi elektrik atomlarının geçişine olanak tanıyacak özellikte olduğundan dolayı elektrik akımını bakır tellerle yapmak mümkündür.Bu ise her iki atom ve altı kuarkların eyki-tepki ve birbirlerine göre algılarına dahil olarak etkileşme özelliği(alt yapı) uygunluğudur.
Biraz karışık olduysa özür. Sonuçta algımıza etki-tepki olarak dahil olmayan soyutluklar yaratıp tanrı denilen kavramlar üzerinden bilginin varlıka ait (direk ana kaynak) olduğu gerçeğini unutuyoruz. Ana kaynak(varlık) olmadan bilgi ve bilinç olamaz. Tanrı kavramı kaynak olarak varlık değil, etki tepki ve algı dışı, insan oğlu düşün dünyasına, kendi hayal gücüne bağlı soyut bir düşüncedir.
Şimdilik saygımla gittim...
Sorular sormuyorsan ya ölüsün ya da köle...
|

15-10-2014, 11:02
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 02 Oct 2014
Mesajlar: 93
|
|
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
Aslında bu durum her zaman böyle değildir ama böyle görülmesi ikilik denen hadisenin kendinden de kaynaklanıyor biraz.
Her şeyi iki olarak algılıyoruz.
Tasavvufun bu konuda çok eskilerden beridir, hep bir fikri yöntemi olmuştur, birleştirme veya bütünleştirme olarak.
Örn. Mevlana bu konularda der ki, kimileri sadece Akıl/beyin bize yeter, kimileride Gönül/kalp bize yeter diye savunurlar.
Oysa ne gönül ne de akıl der Mevlana, aksine her ikisininde kabul ederek, Akıl ve gönülün bir olduğu, ayrılmadığı bir düşünceyi kabul eder.
Şimdi içinde yaşadığımız hayatta Akılda, gönülde, hislerde, hayallerde vb.leri de var, hayat bunlarla bir bütün.
Bu bütünlüğe göre konuşanlarda algı/zihin bölünmüş olmaz, dolayısıyla altaki paragrafınıza göre ne yazarsak yazalım yanlıştır olmaz.
Diğer türlü sizin yanlış dediğiniz şey, kendini de kapsardı-ki öyle-Çelişkiyi çelişki görmekte başka bir çelişki olacağı için, bu zihin dediğiniz üzere tüm çelişkileri ret eder, tabiki kendini de ret eder.
Oysa tüm çelişkiler, görelim veya görmeyelim çeliştiği şeyler ile ilişki içerisindedirler.
Bu yok sayılamaz.
Sevgiler.
|
Sevgili felasife çok haklısın hayata bütüncül yaklaşmalıyız,insan sadece düşüncelerden değil duygulardan da oluşur ,
bende bunu demek istemiştim sadece düşünce/akıl yanımızı kullanırsak çıkmaz sokaklarda kayboluruz,buna duygu/gönül bileşenini de katmalıyız,
mantık yürütmek ne kadar önemliyse deneyimle test etmek de o kadar önemli,
mevlana-şems-yunus emre ..ve diğer tüm mutasavvıflar hepsi çok değerli
,,
tasavvufu da çok severim,,
,,sevgilerimle,,
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:16 .
|