
11-05-2016, 23:22
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706
|
|
upuaut´isimli üyeden Alıntı
Fakat ikinci kelimenin Arapça bir anlamı yoktur.
|
Ikinci sozcuk zaten baska dilden alinma degil mi?
|

12-05-2016, 01:30
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 06 Aug 2014
Mesajlar: 106
|
|
Arapçada bir fiili tefaul kalıbına sokmak için, fiilin başına fethalı bir TE(تَ) ve, ikinci harften önce de bir ELİF (ا) eklenir.
TEALA (تعالي) sözcüğü de Yükselmek, Yücelmek anlamındaki ALA / علي fiilinden bu cihetle türetilmiştir. (تعالي).
"Allah teala (الله تعالي)" cümlesine gelince, Bu bir isim cümlesidir ki meali şöyle olmalıdır: "Allah, yücelmiştir / yücelir o"
Kuranda bu terkip yer almaz fakat fiil cümlesi olarak "Teala Allah (تعالى الله)" şeklinde geçer. Bu da "Yüceldi Allah" diye tercüme edilir...
Arada büyük bir fark yoktur...
Genellikle arapça bilmeyen bazı vatandaşlarımız "Allahu teala"nın bir sıfat tamlaması olduğunu zanneder ve "teala" fiiline sıfat muamelesi yapar. Hatta iyi arapça bilenler dahi bu manada kullanırlar. Hani galatı meşhur lugatı fasihten evladır misali.
Her ne ise, sonuç olarak TEALA sözcüğü kuranda bir fiil olarak mevcuttur ve önündeki "T" harfinin de tefaül (تفاعل) babının gereği olduğu sarihtir.. Size nacizane tavsiyem şu noktaya kadar gerçekten çok güzel getirdiğiniz araştırmanızı bu nevi zorlama tevillerle sulandırmamanız.
|

12-05-2016, 02:57
|
|
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
|
|
Son Ayet Bükücüsü!!!
Ozden Kurt´isimli üyeden Alıntı
Arapçada bir fiili tefaul kalıbına sokmak için, fiilin başına fethalı bir TE(تَ) ve, ikinci harften önce de bir ELİF (ا) eklenir.
TEALA (تعالي) sözcüğü de Yükselmek, Yücelmek anlamındaki ALA / علي fiilinden bu cihetle türetilmiştir. (تعالي).
"Allah teala (الله تعالي)" cümlesine gelince, Bu bir isim cümlesidir ki meali şöyle olmalıdır: "Allah, yücelmiştir / yücelir o"
Kuranda bu terkip yer almaz fakat fiil cümlesi olarak "Teala Allah (تعالى الله)" şeklinde geçer. Bu da "Yüceldi Allah" diye tercüme edilir...
Arada büyük bir fark yoktur...
Genellikle arapça bilmeyen bazı vatandaşlarımız "Allahu teala"nın bir sıfat tamlaması olduğunu zanneder ve "teala" fiiline sıfat muamelesi yapar. Hatta iyi arapça bilenler dahi bu manada kullanırlar. Hani galatı meşhur lugatı fasihten evladır misali.
Her ne ise, sonuç olarak TEALA sözcüğü kuranda bir fiil olarak mevcuttur ve önündeki "T" harfinin de tefaül (تفاعل) babının gereği olduğu sarihtir.. Size nacizane tavsiyem şu noktaya kadar gerçekten çok güzel getirdiğiniz araştırmanızı bu nevi zorlama tevillerle sulandırmamanız.
|
Sayın Özden Kurt, sizi anlıyoruz ama lütfen şu duruma düşmeyiniz:
Yani KURAN ne diyorsa o'dur, kardeşim. KURAN Kuzey Arapça dilinde yazılmış ilk kitaptır. KURAN'da o günkü Kuzey Arapça'nın tüm söz sanatları vardır. Bu durumda KURAN yazarları, güzel bir belagat olarak (!) "Allahu Teala" terkibinin farkında mı değillerdi? Hem, Kuzey Arapça'dan gelen günümüz Arapçası İngilizce'deki gibi fiil başta olmak üzere cümleye başlar. Yani "Teala" fiili başta ve ondan sonra "Allahu" kelimesi gelir. Oysa "Allahu Teala"nın yazılış şekli Türkçe'dir. Bu adamlar salak mı ki kendi dillerini bırakıp Türkçe'deki gibi "Allahu Teala" cümlesini kursunlar?
Özetle, KURAN'ı nasıl okursanız okuyun, kesinlikle Halife Abdülmelik ile başlayan EMEVİ SALTANATI üzerine yazılmış, dolayısıyla şekerin içine zerkedilmiş bir zehirdir yani din soslu politik bir bildiridir.
Fakat günümüzde artık iyice günyüzüne çıkan mevcut durum bu iken Yaşar Nuri Öztürk, Eren ERDEM, Edip Yüksel vs. gibi hayatlarını bu işe adamış insanlar hala günümüz EMEVİ saltanatperestlerini güya (!) hak yoluna çekebilmek için KURAN'a çağırıyorlar.
İşte onlardan birinin günümüz EMEVİ saltanatperestleri için yazdığı bir kitap:
Bir Hadis'e göre Selman-ı Pak Hz. Muhammed'in ailesindendir:
"Selman, benim ailemdendir", Hz. Muhammed.
Onun hakkında kitabın tanımında şu bilgiler verilir:
|
O'nun hayatı hiç yazılmadı. Çünkü gücün, iktidarın ve statükonun asırlardır korktuğu bir isimdi. Selman, mistik bir derviş gibi tanıtıldı. Din dışı gelenekleri meşrulaştırmak için kullanıldı.
Kimine göre bir molla, kimine göre sufi bir derviş, kimine göre büyük bir devrimci…
İşte Selman'ın yasaklanan hikâyesi!
Yoksulluğun ilahi kader görüldüğü o beldede, mal-mülk düşmanı bir kâfir olarak tanımladıkları Hz. Muhammed'in yol arkadaşı Selman, bir devrim manifestosudur…
|
İyi de, siz, günümüz EMEVİ saltanatperestlerini bu şekilde mi yola getireceğinizi zannediyorsunuz?
Bu adamlar karşılarına Hz. Muhammed çıksa, O'nu da ezip geçerler. Bunda hiç şüphe yoktur, ama kendini ve karşı tarafı kandırmak isteyenler, bu basit gerçeği bile göremediğimizi zannediyorlar.
Bizim tüm sıkıntımız, KURAN'ı mızrak uçlarına takmış, taarruz halindeki günümüz EMEVİ saltanatperestlerine geçit vermemektir. Yoksa, KURAN ve anılan şahıslar tarihe mal olmuş kişilerdir, dolayısıyla bunlarla hiçbir problemimiz olamaz!
İşe ilkin KURAN'ın olduğu gibi anlatılmasından ve halkın da bunu merkepler gibi taşımak yerine içeriğini öğrenmesinden başlanmalıdır.
Bu arada, Yaşar Nuri Öztürk Hoca da KURAN ayetlerinde niyet okuyuculuğunu bırakıp gerçekleri olduğu gibi anlatmayı deneyebilir.
Ben, şahsen, Yaşar Nuri Öztrük Hoca'nın bu durumuna hiç şahit olmadım ama bir gün bunu başarabileceğine inancım tamdır!
|

12-05-2016, 03:07
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Mar 2015
Mesajlar: 845
|
|
upuaut´isimli üyeden Alıntı
Sayın Özden Kurt, sizi anlıyoruz ama lütfen şu duruma düşmeyiniz:
Yani KURAN ne diyorsa o'dur, kardeşim. KURAN Kuzey Arapça dilinde yazılmış ilk kitaptır. KURAN'da o günkü Kuzey Arapça'nın tüm söz sanatları vardır. Bu durumda KURAN yazarları, güzel bir belagat olarak (!) "Allahu Teala" terkibinin farkında mı değillerdi? Hem, Kuzey Arapça'dan gelen günümüz Arapçası İngilizce gibi fiille başlar cümleye. Yani "Teala" fiili başta ve ondan sonra "Allahu" kelimesi gelir!
Özetle, KURAN'ı nasıl okursanız okuyun, kesinlikle Halife Abdülmelik ile başlayan EMEVİ SALTANATI üzerine yazılmış, dolayısıyla şekerin içine zerkedilmiş bir zehirdir yani din soslu politik bir bildiridir.
Fakat günümüzde artık iyice günyüzüne çıkan mevcut durum bu iken Yaşar Nuri Öztürk, Eren ERDEM, Edip Yüksel vs. gibi hayatlarını bu işe adamış insanlar hala günümüz EMEVİ saltanatperestleri güya hak yoluna çekebilmek için KURAN'a çağırıyorlar.
İşte onlardan birinin günümüz EMEVİ saltanatperestleri için yazdığı bir kitap:
Bir Hadis'e göre Selman-ı Pak Hz. Muhammed'in ailesindendir:
"Selman, benim ailemdendir", Hz. Muhammed.
Onun hakkında kitabın tanımında şu bilgiler verilir:
İyi de, siz, günümüz EMEVİ saltanatperestlerini bu şekilde mi yola getireceğinizi zannediyorsunuz?
Bu adamlar karşılarına Hz. Muhammed çıksa, O'nu da ezip geçerler. Bunda hiç şüphe yoktur, ama kendini ve karşı tarafı kandırmak isteyenler, bu basit gerçeği bile göremediğimizi zannediyorlar.
Bizim tüm sıkıntımız, KURAN'ı mızrak uçlarına takmış, taarruz halindeki günümüz EMEVİ saltanatperestlerine geçit vermemektir. Yoksa, KURAN ve anılan şahıslar tarihe mal olmuş kişilerdir, dolayısıyla bunlarla hiçbir problemimiz olamaz!
İşe ilkin KURAN'ın olduğu gibi anlatılmasından ve halkın da bunu merkepler gibi taşımak yerine içeriğini öğrenmesinden başlanmalıdır.
Bu arada, Yaşar Nuri Öztürk Hoca da KURAN ayetlerinde niyet okuyuculuğunu bırakıp gerçekleri olduğu gibi anlatmayı deneyebilir.
Ben, şahsen, Yaşar Nuri Öztrük Hoca'nın bu durumuna hiç şahit olmadım ama bir gün bunu başarabileceğine inancım tamdır!
|
Sayın Upuaut,
Siz Abdulmelik Muhammed'di demek mi istiyorsunuz?
|

12-05-2016, 03:16
|
|
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
|
|
turin´isimli üyeden Alıntı
Sayın Upuaut,
Siz Abdulmelik Muhammed'di demek mi istiyorsunuz?
|
Hayır, Abdülmelik bin Mervan'dan bahsetmiştim!
|

12-05-2016, 03:25
|
|
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
|
|
Neva´isimli üyeden Alıntı
Ikinci sozcuk zaten baska dilden alinma degil mi?
|
Biz de öyle olduğunu sanıyorduk, NEVA. Ama bu kelime KURAN'da bir fiil olarak geçiyormuş. Bu arada, Arapçe ile KURAN'ı birbirine karıştırmamak gerekiyor. Çünkü KURAN'da yer alan Eski Kuzey Arapça ve diğer dillerden bu dile geçmiş her kelimenin Arapça karşılığı yoktur.
Örneğin, "A'la" sıfatı "En Yüce, Değerli, Yüksek vs." anlamına gelirken, bundan türetilen "Teala" aynı anlamda bir fiil olarak geçer KURAN'da. Yani ortada bir dil var ama, KURAN yazılırken emekleme döneminde olduğu için, KURAN Arapça'ya kaynaklık ediyor!
|

12-05-2016, 03:36
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 06 Aug 2014
Mesajlar: 106
|
|
Cumhuriyet tarihinin ilk müfessiri Elmalılı Hamdi Yazır, meşhur eserinin mukaddimesinde şöyle söylüyor:
" Bazılarını da duyuyoruz ki “Kur’ân tercümesi” demekle iktifa etmiyor da “Türkçe Kur’ân” demeye kadar gidiyor, Türkçe Kur’an mı var be hey şaşkın !"
Gerçekten de Türkçe kur-an mı var hey şaşkınlar ! Kuranın Türkçe olması için evvela her ayetin ve hatta her kelimenin mutlak medlulünün tespit edilmesi, sonra o medlulü tam olarak karşılayan türkçe sözcüklerle yeniden yazılması gerekir. Bir başka ifadeyle bu, murad-ı ilahiyi eksiksiz olarak kavradıktan sonra onu Türk lisanıyla yeniden kaleme almak iddiasıdır ki, imkansızdır...
Söz konusu imkansızlık nedeniyle Hamdi Yazır, Türk islam literatürüne MEAL kavramını getirmiştir. Bu sözcük arapçada eksiltmek ve noksanlaştırmak anlamına gelen EVL kökünden türetilir. Yani müfessir, kendisine yüklenen sorumluluğun farkında olarak, daha en başından "Benim yapacağım şey kuranı türkçeleştirmek değil, sadece mealdir / eksiltmedir" diyerek, işe özür ile ve murad-ı ilahiyi kavramak noktasındaki aczinin ilanıyla girişmiş. Hatta meclis tarafından verilen tercüme görevini üstlenmek istemeyen Mehmet Akifi de “Üstadım, yapacağın şey tercüme değil, en nihayetinde meal olacak” diyerek ikna etmiştir... Neden çünkü meal, bir kelimenin muhtemel manalarından birini tercih etmek ve ayetin manasını o tercih doğrultusunda başka bir lisana nakletmektir...
Fakat şunu da bilmek gerekir ki Meal, eksiklikle malul olduğu kadar, fazlalıkla da maluldür. Örnekse çakma filozof Caner Taslamanın, zariyat suresinde geçen bir kelimeden big bang teorisi devşirmesi gibi...
Evet arapçada Vesea (وسع) fiili, gerçekten de genişlemek anlamındadır fakat, sözcüğün sahip olduğu yegane medlul bundan ibaret değil.. Onunla birlikte ihtiva (إحتواء), ihata (إحاطة) Gına (غنا) ve iktidar (إقتدار) manasında türevleri de var. Bir kaç örnek göstermek gerekirse;
Bakara 255: وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ
Onun kürsüsü yeri ve gökleri kuşattı (ihata)
Enam 80: وَسِعَ رَبّ۪ي كُلَّ شَيْءٍ عِلْمًا
Rabbimin ilmi her şeyi kapsadı (ihtiva)
Bakara 286: لاَ يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَا
Allah kimseyi gücünden başka yükümlü tutmaz (iktidar)
Talak 7: لِيُنْفِقْ ذُو سَعَةٍ مِنْ سَعَتِهِ
infak etsin zenginlik sahibi olan zenginliğinden (gına)
Söz konusu kelimenin sahip olduğu bu manalar, aynı fiilin if'al babından ism-i faili olan "Musiun" sözcüğü için de geçerlidir fakat, Kuran’ı ait olduğu toplumsal bağlarından ayırıp koparttıktan sonra, bütün çağdaş buluşları bir şekilde onun ayetlerine iliştirme derdine düşen anakronik zihniyet bu ihtimalleri tabii ki görmezden gelecektir ? Onlardan birisi Edip Yüksel, bir diğeri Yaşar Nuri Öztürk. belki inanmayacaksınız ama sizden çok bizi rahatsız ediyor...
|

12-05-2016, 04:44
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 06 Aug 2014
Mesajlar: 106
|
|
Şemseddin sami der ki; " İslam kelimesi zaten masdar ve masdariyet manasını mutazammın olup, bir daha edat-ı masdariyet ilavesi fazla olmağla, Arabîde mesmūˁ olmadığından, lisanı edebide olsun istimalinden tevakki olunmak iktiza eder."
Yani:
Arapça İSLAM إسلام sözcüğü, SLM سلم fiilinin if'al vezninden masdardır. Zaten masdar olan bu sözcüğe zaid bir masdar edatı (iyet) eklendiğinde " islamiyet إسلامية" ifadesi ortaya çıkar ki bu, arap dilinde duyulmulmamış bir telaffuz olduğu için, edebi lisanda kullanımından kaçınmak gerekir...
Eeee peki araplar niye kaçınmıyorlar hocam. acaba araplar arapça bilmiyorlar mı ? Bakın Al Jazeera
Yoksa galatı meşhur denilen şey her lisanın başına bela mı ?
|

12-05-2016, 12:19
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 02 Oct 2014
Mesajlar: 93
|
|
Şeytanın avukatlığını yapmış gibi olacağım ama ,bu Allah kelimesinin Arapçası nümerolojik olarak bir anlam ifade ediyor olabilir,mesela ben kendimce şöyle bir yorumda bulunuyorum;elifin 1 e benzediğini zaten biliyoruz,diğer harflerin(lam-lam-he) oluşturduğu sayısal şekil 3 e benziyor ancak birbirine bağlı olduğu için bunu 3 lü bir trinity ve ucundaki kıvrık hu harfinide bu trinitiden meydana gelen bir sonsuzluk olarak düşünebiliriz sanıyorum
Laozinin ;Tao biri yaratır,bir ikiyi,iki üçü,üç de onbinşeyi sözünü rakamlarla anlatmak istesek herhalde bu Allah kelimesini oluşturan sembolik şekil ortaya çıkardı.
|

12-05-2016, 13:56
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Jan 2015
Mesajlar: 200
|
|
Allah uzakdoğu felsefeleriyle ortak fikirler üreten bir tanrı olmadığına göre zor bir çıkarım sizinkisi. Allaha tavaf ederek yılda 5 milyon insan şeytan taşlıyor İslamda. Uzakdoğu tanrılarında böyle bir özellik yok.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:28 .
|