
12-05-2016, 20:29
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 12 May 2016
Bulunduğu yer: Neverland
Mesajlar: 8
|
|
Güzel bilgilendirme.
|

12-05-2016, 22:31
|
|
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
|
|
Ozden Kurt´isimli üyeden Alıntı
Arapçada bir fiili tefaul kalıbına sokmak için, fiilin başına fethalı bir TE(تَ) ve, ikinci harften önce de bir ELİF (ا) eklenir.
TEALA (تعالي) sözcüğü de Yükselmek, Yücelmek anlamındaki ALA / علي fiilinden bu cihetle türetilmiştir. (تعالي).
"Allah teala (الله تعالي)" cümlesine gelince, Bu bir isim cümlesidir ki meali şöyle olmalıdır: "Allah, yücelmiştir / yücelir o"
Kuranda bu terkip yer almaz fakat fiil cümlesi olarak "Teala Allah (تعالى الله)" şeklinde geçer. Bu da "Yüceldi Allah" diye tercüme edilir...
Arada büyük bir fark yoktur...
Genellikle arapça bilmeyen bazı vatandaşlarımız "Allahu teala"nın bir sıfat tamlaması olduğunu zanneder ve "teala" fiiline sıfat muamelesi yapar. Hatta iyi arapça bilenler dahi bu manada kullanırlar. Hani galatı meşhur lugatı fasihten evladır misali.
Her ne ise, sonuç olarak TEALA sözcüğü kuranda bir fiil olarak mevcuttur ve önündeki "T" harfinin de tefaül (تفاعل) babının gereği olduğu sarihtir.. Size nacizane tavsiyem şu noktaya kadar gerçekten çok güzel getirdiğiniz araştırmanızı bu nevi zorlama tevillerle sulandırmamanız.
|
Sayın Özden Kurt, yukarıdaki açıklamalarınıza göre "Teala" kelimesinin anlamında salt Allah'a ait bir yücelme değildir; burada bir mukabele var. Yani "Allahu Teala (Allah yüceldi)" derken Allah bize göre yücelmektir. Öyle değil mi?
|

12-05-2016, 23:34
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706
|
|
upuaut´isimli üyeden Alıntı
Biz de öyle olduğunu sanıyorduk, NEVA. Ama bu kelime KURAN'da bir fiil olarak geçiyormuş. Bu arada, Arapçe ile KURAN'ı birbirine karıştırmamak gerekiyor. Çünkü KURAN'da yer alan Eski Kuzey Arapça ve diğer dillerden bu dile geçmiş her kelimenin Arapça karşılığı yoktur.
Örneğin, "A'la" sıfatı "En Yüce, Değerli, Yüksek vs." anlamına gelirken, bundan türetilen "Teala" aynı anlamda bir fiil olarak geçer KURAN'da. Yani ortada bir dil var ama, KURAN yazılırken emekleme döneminde olduğu için, KURAN Arapça'ya kaynaklık ediyor!
|
Burada cok da yanlis bir izah yapmamis sayin Ozden Kurt, sadece verilen ornek hatali gibi gorundugunden, "ayet bukuculugu" gibi algilanmis sizin tarafinizdan.Kitabin butununu ele alacak olursaniz evet anlami yoktur tek basina sozcuk olarak, fakat fiile(bir olaya, davranisa vb.) isaret eder.
Mesela Turkce'den ornek verelim anlasilmasi icin.
Heyamola sozcugunun, Turkce'de tek basina bir anlami var midir? Yoktur. Ama donuserek bir fiile isaret eder baska sozcukler ve cumlelerle birlikte. Sarki olur, seslenme unlemi olur vb.
Hayir sadece Ala o anlama gelmez, Ali de ayni sekildedir anlam bakimindan. (yuce vb. baglamda)
Kuran modern veya eski Arapca'ya kaynaklik edemez sevgili Upuaut, nasil etsin? Kuran'in icinde birden fazla sayida dil varken ustelik!? Yani hepsini elimizin tersiyle kenara itip, yok sayip, salt modern cag Arapca'si grameri ile mi Kuran mi aciklayacaksiniz? Ortada bir tek dil yok iste, aleni sekilde birden fazla sayida dil var kitapta.
El,Al, Cu vb. isimlerle anilan tanri, zaten insanlik tarihinin baslangicindan beri en tepedeki tanridir. Hiyerarsik olarak onun ustunde kimse yoktur tarih akisinda ve fakat piramit gibi onun altina inildikce tonlarca tanri-tanrica bulunur.
Tamam iste verdiginiz ornekle de dogrulama yapabiliriz.Mesela, Pre-Ispanyolca'da native (yerli) dilinde Tagana sozcugunun basina La getirdiginiz zaman, hem genel gecerde yukseklikten bahsedersiniz, hem de dinsel anlamda bir nevi panoramik yukardan herseyi gorebilen bir mevkiye isaret edersiniz.
https://en.wikipedia.org/wiki/Canarian_people
Mesela baska ornek vereyim, siz eger bu basligi, Taif bolgesinin gecmisinde Lat'a iman edilirdi diyerek acmis olsaydiniz bu gayet anlasilir olurdu, kimseden de itiraz gelmezdi. Cunku oteki yaka'da Lah daha baskin. Ama adamlar Lah'i benimsediler diye de sahtekar olmazlar.(yukarda "sahtekarlik" demissiniz de ona istinaden yazdim.)
Bir baska ornek kitap icerigine iliskin , Tecelli etme ile birebir fiziken gorunme/gorme ayni sey midir?
Lan terani- (beni goremezsin.) Ve lakin unzur (i) Ala ce/abali. ( Ama dag'a bak)
Istekarre (kararli bir sekilde) durabilirse, beni goreceksin ( tera-ni) Fakat tecelli ettiginde hikayeye gore dag parcalanir vs.. Bakin orada cealu demekte niye? Ali yani yuksek/yuce dag, oldu dumduz hikayeye gore cunku parcaladi..
Niye bu ornekte, Ta/Te kullaniliyor mesela?
upuaut´isimli üyeden Alıntı
Yani KURAN ne diyorsa o'dur, kardeşim. KURAN Kuzey Arapça dilinde yazılmış ilk kitaptır. KURAN'da o günkü Kuzey Arapça'nın tüm söz sanatları vardır. Bu durumda KURAN yazarları, güzel bir belagat olarak (!) "Allahu Teala" terkibinin farkında mı değillerdi? Hem, Kuzey Arapça'dan gelen günümüz Arapçası İngilizce'deki gibi fiil başta olmak üzere cümleye başlar. Yani "Teala" fiili başta ve ondan sonra "Allahu" kelimesi gelir. Oysa "Allahu Teala"nın yazılış şekli Türkçe'dir. Bu adamlar salak mı ki kendi dillerini bırakıp Türkçe'deki gibi "Allahu Teala" cümlesini kursunlar?
---/----
İyi de, siz, günümüz EMEVİ saltanatperestlerini bu şekilde mi yola getireceğinizi zannediyorsunuz?
Bu adamlar karşılarına Hz. Muhammed çıksa, O'nu da ezip geçerler. Bunda hiç şüphe yoktur, ama kendini ve karşı tarafı kandırmak isteyenler, bu basit gerçeği bile göremediğimizi zannediyorlar.
Bizim tüm sıkıntımız, KURAN'ı mızrak uçlarına takmış, taarruz halindeki günümüz EMEVİ saltanatperestlerine geçit vermemektir. Yoksa, KURAN ve anılan şahıslar tarihe mal olmuş kişilerdir, dolayısıyla bunlarla hiçbir problemimiz olamaz!
İşe ilkin KURAN'ın olduğu gibi anlatılmasından ve halkın da bunu merkepler gibi taşımak yerine içeriğini öğrenmesinden başlanmalıdır.
|
Sevgili Upuaut, hayir sadece Kuzey Arapca'sindan olusmaz. Bu israriniz anlamsiz.
Bu adamlar salak miydi ki, Tecelli etti dediginde, bunu kendi ozgun anlamiyla anladilar?Var mi, muslumanlikta bin kusur senelik inancta Allah'in fiziken, kanli canli gorunmesi? Hangi dindar muslumana sorsaniz reddeder.
Yani dunyadaki butun muslumanlar yanlis(!) anladi, bizim sonradan muslumanliga gecen muslimler dogru anladi oyle mi?
Adamlar bos yere Hu Allah kullaniyor yani!?
Veya bos yere kitapta Huve allahu ellezi var? Hasr 22 ayet.
Tamam Emevi saltanatseverlerine gecit vermeyin de, bu gecit vermeyisin en etkili yolu, Emevi tahrifatini ortaya koymaktir.
|

12-05-2016, 23:37
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 06 Aug 2014
Mesajlar: 106
|
|
upuaut´isimli üyeden Alıntı
Sayın Özden Kurt, yukarıdaki açıklamalarınıza göre "Teala" kelimesinin anlamında salt Allah'a ait bir yücelme değildir; burada bir mukabele var. Yani "Allahu Teala (Allah yüceldi)" derken Allah bize göre yücelmektir. Öyle değil mi?
|
"Teala" kelimesende kıyas yok.. Tefaül babının fiile kazandırdığı manalar şöyle:
Ozden Kurt´isimli üyeden Alıntı
1. Müşareket, ortaklık, işbirliği
Konuştu (كلم), Karşılıklı konuştu (تَكالم)
Vurdu (ضرب), Vuruştu, dövüştü (تضارب)
2. Olmayanı var göstermek
Hasta oldu (مرض), Hastaymış gibi yaptı (تمارض)
Öldü (مات), Ölü numarası yaptı (تماوت)
3. Şiddet, sertlik, sağlamlık
Savaştı (حرب), Şiddetli bir şekilde savaştı (تحارب)
Düştü (سقط), Sert bir şekilde düştü (تساقط)
|
" Teala fiilini kullanan kişi, Allahın yüceliğinin sarsılmaz bir sağlamlıkta olduğunu kastetmiş olsa gerek" diye daha önce fikrimi beyan etmiştim... Yani Allah yücedir ( ala) ve ona isnat edilen olumsuz nitelemelere karşı sağlam bir şekilde yücelir ( teala)
Bir başka ifadeyle O, Ali'dir ve dahi Müteali'dir.
|

13-05-2016, 07:59
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Feb 2010
Mesajlar: 1.879
|
|
Allaha verilen yücelik, tanrıların insan ölçülerini aşan niteliklerde donatılmış sanılmalarındandır. Allah harici tanrılar için felsefik yücelik olağan karşılanabilir, doğruluk payı var olabilir. Ancak allah için yücelik kavramı uygun değildir ve yersizdir, eğreltidir ve doğru değildir, çünkü gerçek değildir. Maide 51 ve nisa 144'de muhammet yazmış, müminler kafirleri dost edinmesin diye. Müminlerdeki ikiyüzlülüğe bakın, hem maide 51 ve nisa 144 ayetlerinin allah tarafından yazıldığına inanıyorlar, hemde "kafirler bize niçin vizeyi kaldırmıyorlar, avrupa birliği serbest vizesine niçin geçemiyoruz" diye ağlaşıyorlar. Ege denizinde kafirlere doğru koşan müminlerin denizde boğulmalarını seyreden allahın ne yüceliği olabilir?
Allahı tanrıların büyüklük yarışına soktuklarında allahü ekber (اللَّهِ أَكْبَر) demişlerdi allaha, o da fos çıkmıştı. islamın gereksindiği dini kanaat önderleri, dinde ehilleşmiş akil insanlar buyurganlığı bile allahın etkisinden daha büyük. Allahın yüceliğine erişmek isteyen ama erişemeyen inanırlarının, chengen vizesi peşinde ağlaştıklarına bakılırsa, maide 51 ve nisa 144 ayetlerinde öten allahın yüce bir tanrı sanılmasının aksine, aciz bir tanrı olduğu, ona inanan insanlar tarafından kanıtlanmış oluyor.
islamın yıkıma uğraması karşısında müslümanların, el-lah'ı ayakta tutundurabilmek için yalanlar söylemeleri kaçınılmazdır. hohol : aesir
|

13-05-2016, 14:23
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 17 Jan 2008
Mesajlar: 425
|
|
Evet, Engse Hohol
Allahın sarsılmaz yüceliği olsaydı, kendisinin nasıl Tanrı olabildiğini açıklardı.
Kendisinin nasıl var olduğunu, hizmetini istediği insanlara açıklamak zorundaydı.
Tabi allah, kendisinin nasıl var olduğunu ve nasıl tanrı olabildiğini kendisi biliyorduysa!
|

15-05-2016, 13:15
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 06 Aug 2014
Mesajlar: 106
|
|
Rivayet odur ki, Hz Muhammed dünyaya gelmeden önce bir zamanlar Ebrehenin ordusu kabeye saldırmak istemiş. Araplar çaresiz kalıp mekkeyi boşaltmışlar. Bu ahvalde Muhammedin dedesi Abdulmuttalip kabenin kapısına sarılıp şöyle dua etmiş:
لاهم ان العبد يمنع رحله فا منع رحالك
Cümlenin hemen başında bulunan Lahümme ( لاَهُمَّ) şeklindeki sözcük, LAH ( لاه) İsminin münada halidir... Müfessir Elmalılı tarafından fatiha tefsirinde sahih bir rivayet olarak aktarılan bu metnin tercümesi şöyle:
" Eyy Lah, bir kul dahi evini koruyor. Sen de kendi evini koru"
imdi eğer muttalibin ilahının ismi LAH ise, ve bu tanrı kabenin de sahibi ise, o halde bir isim tamlaması olan "BEYT ULLAH (بيت اللاه)" cümlesindeki, UL (ال) harfut tarif olmaktadır... Hakeza rivayetlerde geçtiği gibi Muttalib, oğluna da "Abd ullah" ismini vermiş ise, bu da aynı şekilde "Lahın kulu (عبد اللاه)" anlamına gelir...
Bu noktada Ragıb isfehaninin müfredatında LAT putunun etimolojisiyle ilgili söyledikleri çok ilginç. Diyor ki:
" El Lat (اللَّاَتُ) ve EL Uzza (الْعُزَّى) Arapların iki putudur. Bunlardan El Lat, aslında Lah (لاه) şeklinde okunurdu, daha sonraları araplar H(ه) harfini atıp yerine T(ت) harfini getirerek onu müennes yaptılar. Bunu yapmalarının sebebi, onun Allah karşısındaki noksanlığına dikkat çekmek idi"
imdi eğer bu kaynaklardaki postüla malumatları doğru kabul edersek, demek ki muttalibin ilahı olan LAH ve putperestlerin ilahı olan LAT evvelemirde aynı isimle ( لاه) anılıyormuş.
işte bu noktada sayın upuaut'un aşağıdaki savı çok dikkat çekici bir hale geliyor:
upuaut´isimli üyeden Alıntı
Arapça'da "T"nin "H"ye evrilmesi diye bir şey sözkonusu değildir. Eski Kuzey Arapça'da her ikisi de "q" şeklinde yazılır ve kelimeye göre "T" ya da "H" şeklinde okunurdu. Fakat KURAN yazımı sırasında bu harflerin birbirlerine karışmaması için, "T" için "q"nun üzerine yanyana 2 nokta konulmuştur.
|
Fakat bu iddianın dayanağı nedir ben anlayamadım.
|

15-05-2016, 18:16
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Feb 2010
Mesajlar: 1.879
|
|
|
El Lat (اللَّاَتُ) ve EL Uzza (الْعُزَّى) Arapların iki putudur. Bunlardan El Lat, aslında Lah (لاه) şeklinde okunurdu, daha sonraları araplar H(ه) harfini atıp yerine T(ت) harfini getirerek onu müennes yaptılar.
|
Ozden Kurt, islam öncesi araplar hakkında herşey rivayet zaten, adamlar beyhude yaşamış, yazılı eser bırakmamışlarsa sıkıntısını biz niye çekelim. allahın arap tanrısı olmasının dışında herşey rivayet o kültürde ben genede arapsaçına dönen şu sözcük sonlarındaki te sesini veren 3 farklı tamgayı açıklamaya çalışayım, samimi okuyucu için.
Arapçada 3 tane te var.
açık te (ت) bildiğimiz arap alfabesindeki te (ت),
kapalı te (ة) el-lat'ın son tamgasındaki te (ة),
yuvarlak te (ه) el-lah'ın son tamgasındaki te (ه)'dir aslında ama he okunur, çünkü durak esnasında yuvarlak te (ه) tamgası, cezimli he olarak okunur. karışıklık ve bulanıklık aslında burada geliyor.
Yuvarlak te (ه) tamgalı bir sözcük, okuma sırasında üzerinde durulurken
örneğin üsveh (اسوه) okunuyor ama aynı sözcük,
tümcede üzerinden geçilip gidilirken üsvetün (اسوة) okunuyor.
islamın yıkıma uğraması karşısında müslümanların, el-lah'ı ayakta tutundurabilmek için yalanlar söylemeleri kaçınılmazdır. hohol : aesir
|

16-05-2016, 01:22
|
|
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
|
|
Ozden Kurt´isimli üyeden Alıntı
Rivayet odur ki, Hz Muhammed dünyaya gelmeden önce bir zamanlar Ebrehenin ordusu kabeye saldırmak istemiş. Araplar çaresiz kalıp mekkeyi boşaltmışlar. Bu ahvalde Muhammedin dedesi Abdulmuttalip kabenin kapısına sarılıp şöyle dua etmiş:
لاهم ان العبد يمنع رحله فا منع رحالك
Cümlenin hemen başında bulunan Lahümme ( لاَهُمَّ) şeklindeki sözcük, LAH ( لاه) İsminin münada halidir... Müfessir Elmalılı tarafından fatiha tefsirinde sahih bir rivayet olarak aktarılan bu metnin tercümesi şöyle:
" Eyy Lah, bir kul dahi evini koruyor. Sen de kendi evini koru"
imdi eğer muttalibin ilahının ismi LAH ise, ve bu tanrı kabenin de sahibi ise, o halde bir isim tamlaması olan "BEYT ULLAH (بيت اللاه)" cümlesindeki, UL (ال) harfut tarif olmaktadır... Hakeza rivayetlerde geçtiği gibi Muttalib, oğluna da "Abd ullah" ismini vermiş ise, bu da aynı şekilde "Lahın kulu (عبد اللاه)" anlamına gelir...
Bu noktada Ragıb isfehaninin müfredatında LAT putunun etimolojisiyle ilgili söyledikleri çok ilginç. Diyor ki:
" El Lat (اللَّاَتُ) ve EL Uzza (الْعُزَّى) Arapların iki putudur. Bunlardan El Lat, aslında Lah (لاه) şeklinde okunurdu, daha sonraları araplar H(ه) harfini atıp yerine T(ت) harfini getirerek onu müennes yaptılar. Bunu yapmalarının sebebi, onun Allah karşısındaki noksanlığına dikkat çekmek idi"
imdi eğer bu kaynaklardaki postüla malumatları doğru kabul edersek, demek ki muttalibin ilahı olan LAH ve putperestlerin ilahı olan LAT evvelemirde aynı isimle ( لاه) anılıyormuş.
işte bu noktada sayın upuaut'un aşağıdaki savı çok dikkat çekici bir hale geliyor:
Fakat bu iddianın dayanağı nedir ben anlayamadım.
|
Sayın Özden Kurt, çok komik olmaya başladınız. Yani Al LAT'ı Al LAH'a uydurmaya çalışıyorsunuz.
Oysa bu doğru değil. Çünkü siz bu hop hop değiş tonton meselesine Kuzey Arapça gözüyle diyeceğim ama sadece KURAN Arapçası ile bakıyorsunuz. Kaldı ki KURAN yazımı sırasında Kuzey Arapça dili henüz emekleme döneminde idi!
Eğer AL LAT'ın bu şekilde yazıldığını #2. mesajımdaki " Safaitic (9)" linke tıklayıp ve oradan da " Click for larger images" sayfasına gelseydiniz, kaya yazıtının üzerinde Güney Arapça ve onun Kuzey Arapça ile çevrilmiş şeklini şöyle görebilirdiniz:
Güney Arapça (Latince yazımı): L'qadam bin Lamo w hadafa hal lat slm
Kuzey/KURAN Arapçası: ل ق د م ب ن ل م و و ح د ف هـ ل ت س ل
Burada her iki metinden görüldüğü üzere HAL LAT, dolayısıyla AL LAT yazımı vardır ve bunun Güney Arapça'da doğru olup olmadığını zamanında incelemiştim. Eğer siz de benim gibi merak ediyorsanız AL LAT'ın Güney Arapça'daki yazımının doğru olduğunu " South Arabian Alphabet" sayfasındaki harfleri teker teker karşılaştırarak görebilirsiniz. Üstelik, Güney Arapça'da "t" ile "h" harfi de mevcuttur; hem de okunuşlarına göre birden fazla şekilde.
Özetle, Güney Araplar, AL LAT derken kelimenin sonundaki harfi "t" olarak yazmışlardır. Bu adamların kullandıkları Güney Arapça dili o sırada lehçeleriyle birlikte son derece yetkin bir dildi, dolayısıyla KURAN'ın yazıldığı dönemdeki emekleyen Kuzey Arapça ile Güney Arapça'yı birbirine karıştırmayınız!
"ÇAĞRI" filminden: "Sen, şuna KURAN Arapçası yetersiz, desene!" (*)
(*) Filmde "Sen, şuna Muhammed kendi kendine konuşuyor, desene!" repliği geçiyordu
|

16-05-2016, 04:07
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 06 Aug 2014
Mesajlar: 106
|
|
Gayet tabii ki kuran arapçasıyla bakacağım. Zira ben sadece Elmalılı ile Ragıbın savlarını kendi konteksti içinde değerlendirdim ve bunun bir bilgi değil, postüla olduğunu özellikle belirttim... Yoksa Allat Ala komedisini gören Özden Kurt'un "Atış serbest herhalde" diyerek, Allatın menşeini Allaha bağlamak gibi bir derde düştüğünü mü zannettiniz ?
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:28 .
|