Re: demokrasi ve komünizm
Bence öncelikle zorunluklukları değerlendirmek durumundayız.
Marks'ın somut tahlilleri vardır. Her türlü önyargıdan çıkarak Tahlilleri ele aldığımızda nasıl bir sonuca ulaşacağız bence bu mesele çok önemli. Eğer; hayır Marks bu tahlillerde yanılmıştır diyebiliyorsak o halde çözüm noktasında ortaya çıkan(komünizm) öğretileride ele alabiliriz. Hayır tersinden gideceksek zaten hiç bir yere varamayız, sonucuda anlayamayız, irdeleyemeyizde. Öncelikle yapı taşlarına bakmak gerekir ki, bununda temeli nesnel dünya ve toplumsal sosyal yaşam üzerine olan tahlillerdir.
Cumhuriyet döneminde Ağalığın ısrarla direncini görmekteyiz. Ağalar yeni gelen ve en sağlam temeli 1789 yılında Fransa'da atılan Burjuva Devrim'e karşı idiler.. Çünkü ağalık kurumu, Feodal bir kurum olduğu gibi, ayrıca feodal sistemde egemen ana sınıfı temsil etmekteydi. Burjuvazinin kaderi öncelikle Feodal sistemi devirmek, ana sınıf olan ağalığı tasviye ederek yeni bir egemen sınıf yapısında örgütlenmek zorundaydı. Kısaca kapitalizm nasıl ki gelişim ve aydınlanma dönemlerinde egemen feodal yapı ve kurumlarınca yüz yıllarca lanetli olarak işlenmiş ve hatta nasıl ki, burjuvazinin kitle edinme gereksiniminden ortaya çıkan milliyetçilik gibi argümanları dahi ret etmiştir, kapitalist bir sistemde daha ileriyi temsil etmek namına olacak her türlü hareket de, aynı dirençle karşılaşacaktır. Feodal sistem kendi iç direncinde, kapitalizmin kitabını yazarken, kapitalist sistemde kendi iç direncinde sosyalizmin kitabını yazacaktır... Bu kaçınılmazdır...
Mesala Ağalık kurumunu ve egemen sınıf olarak ağalığı tasviye etmenin en önemli adımını köylüye toprak verilmesi oluşturur. Bu aslen bir tahlil sonrası politik bir manevrayoı gösterir. Burada asıl önemde olan ortada olan tahlilin ne olduğudur.
Tahlil şudur;
1.) Toprak Mülkiyeti ve kullanım haklarıda dahil olmak üzere Ağa sınıfının elindedir.
2.) Mülkiyetten mahrum kesimler(serfler-maraba-"köylüler") hayatta kalmak ve yaşamlarını sürdürmek için Ağanın mülkiyetinde üretime katılmak zorundadır.
3.) Mülkiyet sahibi olan sınıflar mülksüz sınıflar üzerinde tahakküm(yaptırım) uygularlar.
4.) Devlet aslen sınıfları uzlaştırmak yada dengelemek için değil, toplumsal açıdan egemen olan sınıf yararına ortaya çıkan kurumlar toplamıdır.
5. ) Feodal sistemde Demokrasi yoktur yerine Otokrasi vardır.
6. ) Feodal sistem Milli bir aidiyetliğe değil, ümmi bir birliğe dayalı kitle gücünü kullanır.
Basit bir kaç tahlil ve Burjuva Devrimcilerin yapması gerekenler; işte uygulama tahlillere göre başlıyor.
1.) Ağanın temel gücü olan Mülkiyet O'ndan alınmalıdır?
2.) Ağanın direncine karşı toplumsal başkaldırı sağlayacak en iyi talep, köylüye toprak talebidir. Bu durumda toplumun çoğunluğunu oluşturan köylülük Burjuvazinin yanında yer alacaktır...
3.) Feodal egemen sınıfın diğer toplumsal gücü olan Ümmi birlik yerine, en az O'nun kadar kitlesel potansiyel sağlayacak ve ileride, aslen sınıf çelişkilerinin bir ürünü olan devletin hem meşru ama hemde kitlesel zeminini oluşturacak, Milli unsur dahilinde toplum kazanılmalıdır, ümmi etki kırılmalıdır. Din ve devlet işleri birbirinden ayrılacaktır. Oysa Feodal sistemde Devlet din devleti temsilindedir.... "Kapitalist devlet ise laik devlet olamaz, din yerine Milleti geçirmiştir, yerine göre feodal etki kırıldıktan sonrada din ile uzlaşmıştır- örnek Türkiye"
......
Görüldüğü gibi bence doğru bir noktadan gidebilmek için öncelikle tahlilleri koyarak ele almak zorundayız... Şimdide kapitalist sistem tahlillerine bakalım;
Kabaca;
1.) Mülkiyete dayalı ve sınıflı bir toplumdur. Üretim toplumsal mülkiyet bireyseldir.
2.) Feodal sistem dini kullanırken kapitalist sistemde aynı şekilde milleti kullanır.
3.) Mülk sahibi sınıflar egemen sınıflar olarak kurumlarda örgütlenir ve kurumlar toplamından ortaya devlet çıkar. Devlet aslen çoğunluğun değil, azınlığın temsili temeline dayanır.
4.) Mülkiyetden mahrum sınıflar şehirlerde işçi, kırsal alanda ise toprak işçisi yada hizmetli(çoban vs) olarak çalışmak zorundadırlar. Kendilerine yetecek emeğin iki katını sarfederek, kendi ihtiyaçlarını karşılayan emekten gayrısı, efendisinindir (burjuva) ve ayrıca karşılığını hiç bir zaman görmedikleri oranda vergi verirler, egemen sınıfların devletide yine sömürülen kesimlerce finansa edilir.
5.) Demokrasi anlayışı Temsili demokrasidir ve hiç bir şekilde denetim mekanizması yoktur, çoğunluğun oluşturduğu alt sınıflar devletin ve kurumların egemen sınıfsal örgütlenişi gereği tam temsil sahibi olamazlar, örgütsüdürler ve özgür iradelerince örgütlenmelerine bir çok yöntemle *izin verilmez...
6.) Eğitim ve kitle araçları egemen sınıfın hakimiyetindedi, egemen sınıfın çıkarı ile çelişmeyecek bir eğitim sistemi vardır, egemen sınıfın çıkarlarına ters olan her türlü öğreti egemen sınıf çıkarına manüple edilir, egemen sınıflar kapitalizmde kurumlar için özel çaba sarfetmek zorunda değillerdir, hali hazırda olan zaten onların kurumlarıdır..
7.) Sistemin temeli emek sömürüsüne dayanır...
8.) Bireycidir ve toplumsal-sosyal açıdan zayıftır.
.......
Kaba yazdım, aslen detaya inilse çok daha derin ayrıntılar var, sonuçta şu kapıya çıkıyoruz, bu günün dünyasındaki demokrasi aslen temsili demokrasi olmakla birlikte gerçek demokrasi değildir. Belirli derecede örgütlenmiş bir azınlığın çoğunluk üzerinde tahakkümü olarak tanımlandığında bu gün temsili demokrasi aslen bir sınıf diktatörlüğüdür. Azınlığın çoğunluk üzerindeki diktatörlüğü...
Diktatörlük kelimesi, soğuk ve eğrelti bir kelime olsa gerek, sosyalizm ise yukarıdaki kaba maddelerin tam tersi çözümler üretmekle, çoğunluğun azınlık üzerinde ki diktatörlüğüdür denmiştir. Proletarya Diktatörlüğü..
1.) Sömürünün olmadığı(bunun için yukarıdaki tahlillerin gerçek nedenleri ortadan kaldırılamlı değil mi?)
2.) İnsanlar arasında, sınıf, cinsi, dil, ırk, renk ayrımlarının olmayacağı ve üstelik bunların birer politik kurumsal malzeme olarak kullanılamayacağı, çoğunluğun temsiline ve karar verme yetisine sahip tam laik bir iktidar anlayışı..
3.) İhtiyaca göre üretimin yapılacağı ve böylelikle aşırı kar hırsı ve üretimin oluşturduğu olumsuz sonuçların ortadan kaldırılması.. Üretimin toplumsal karakteri gereği üretim alanları mülkiyetinin toplumsal olması.
4.) Toplumun öncelikle işyerlerinden(çalışma koşullarından) hareketle ve her kademede *örgütlendiği ve kendi içlerinden temsilciler çıkartarak alt organdan üst merkez organa kadar karar verme yetisi ve denetleme mekanizmasına sahip olduğu bir demokrasi anlayışı... Temsilciler seçenlerce geri alınarak yerine yenisi seçilebilir, denetlenebilir ve seçmenlerine hesap vermekle yükümlüdürler, temsilciler kurumlarda bizzat seçmenlerin kendi içinden seçilirler. Alt organlar üst organlara bağlı çalışırken, üst organlar alt organlara hesap vermek zorundadırlar...
5.) Üretimin amacı birilerinin kar etmesi için değil, genel anlamda toplumun ve her insanın ihtiyacını gidermek amacıyladır.
Dünyada hiç bir ülkede Komünizm yaşanmamıştır, Komünizm sınıfsız ve sınırsız bir dünya demektir. Böyle bir dünya tarihde ilkel komünal dönemi saymazsak hiç bir zaman olmamıştır. Sınıflı toplumlardan sınıfsız topluma geçişde ara evre Sosyalizm'dir ve sosyalizmde kapitalizm gibi sınıflı bir toplumdur, bu anlamda sınıfsal açıdan tam demokrasi olamaz, kapitalizmde azınlığın çıkarı(egemenlerin) çoğunluğun(tüm emek sarfedenlerin-üretenlerin) çıkarına üstündür ve çatışır.
Demokrasi ise aslen bir biçimdir, kısaca demokrasi bu gün yada yarın bir yönetim biçimi olacaktır. Bu her kademede olabilir, ister politik ama isterse sosyal örgütlenmelerde ama isterse ekonomik kurum ve kuruluşlarda olsun, bir yönetim biçimi olarak ortaya çıkar. Ya birilerinin bizleri yönetmesi yada bizlerin kendimizi yönetmesi, işte burjuva demokrasi ile sosyalist demokrasi arasındaki temel fark budur.
Kautsky konusunda ise eleştirinin nereden yapıldığı ve tahlilleri bence iyi değerlendirilmelidir. 1. Dünya savaşında Kautsky'nin demokrasi tanımı sınıfsız bir demokrasi anlayışıdır ve egemen olan ve daha doğrusu emperyalistleşmiş başka ülkeleri fetihlere çıkmış kendi Alman burjuvazisini destekleme noktasına gelmiştir. Her hangi bir sınıfın herhangi bir sınıf ile uzlaşmasında sınıfsız bir demokrasi elde edilemez, bu nesnel gerçeğede ters olur. Gerçekten sınıflar var olduğu sürece demokraside bir biçim olarak var olmak zorundadır çünkü demokrasi de devlet gibi, uzlaşmaz sınıf çelişkilerinin ürününden başka bir şey değildir, bu halde ortada sınıflar var iken ve bir tanesi egemen olarak örgütlenmiş iken sınıfsız bir demokrasiden bahsetmek bir yanılgıdır. Burada tahlil hatası vardır, sorun uygulama hatası değil... Kaldı ki, o gün, Kapitalist devletler uzlaşmaz sınıf çelişkileri üzerinde inşa edilmişken, nasıl olurduda demokrasi sınıfsız olabilirdi, kaldı ki, sınıf uzlaşması demek ile, öne çıkmış burjuva aydınların uzlaşması demek farklı şeylerdir. Çıkarları zıt olan sınıflar sistem dahilinde bir çok noktada uzlaşabilirler, karşılıklı iknalar gelişmişde olabilir ama bu öz anlamıyla sınıfların temel-nihai uzlaşması olarak öngörülemez... Verili koşullarda her sınıfın bireyi, aslen çıkarı ile ters olan sınıfa karşı mücadele verir, kendisinin bir sınıf olduğunu dahi bilmesine gerek yoktur. Bir zaman dönemi çalışan daha fazla isterken, çalıştıran daha az zam yapmak isteyecektir işte bu en doğal ve kendiliğinden bir mücadeledir, bu taleplerde nihai açıdan uzlaşmak mümkün değildir... Her iki sınıfında varlık nedenine terstir.. Kautsky'nin savaş dönemi Demokrasi anlayışı malesef doğru değildir ki konu oraya geldiğinde gereklerimi izah ederim. Egemen sınıf için demokrasi nasıl bir yönetim biçimi ise Faşizm de bir yöntemdir, bir yönetim biçimidir ve 2. Dünya Savaşı öncesi Alman egemenlerinin yönetim biçimi olarak demokrasi değil, Faşizmi tercih ettiklerini göreceğiz.. Ve en sonunda aslen bunun bir tercih meseleside değil, şartlar ve koşulların zorunluluğuna göre hareket etme, biçim belirleme olarak ortaya çıktığınıda...
İnsanın kiralık yada satılık bir eşya gibi, bir ücret konarak çalışıtılması dahi insana yabancılaşmadır, böylesi bir koşulun geçerli olduğu sistemlerde gerçekden sınıfsız yada gerçek bir demokrasiden bahsetmek mümkün değildir... Kişi kendisini temsil edemez, bu şartlarda aç kalıp ölmeyi göze almak zorundadır.. Tabi o kadar bilincede sahipse oda ayrı mesele..
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|