
18-08-2016, 21:04
|
 |
Super Moderator
|
|
Üyelik tarihi: 22 Oct 2014
Bulunduğu yer: Platon'un Mağarası
Mesajlar: 1.906
|
|
|

18-08-2016, 22:14
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669
|
|
Sormak, sorgulamak, irdelemek, merak, bilme isteği => Felsefe. Fazlasına gerek yok diye düşünüyorum.
Ebette bir çok başlıkta da modern zamanlarda felsefeye olan ihanetin ve binlerce yıllık disiplinin kapitalist çıkarlar uğruna da zedelendiğini, neden, nasıllarıyla anlattık durduk. Bilhassa, Fizik, Kozmolojide hızlı bir tekelleşme meydana geldi, bu salt felsefe açısından değil bilimin özerkliği açısından da olumsuz bir etki oluşturduğu gibi, bilimde stotükalaşma da hızlı-kolay hakimiyet alanı buldu. Ve elbette bilimin aslen esas, SAF denebilecek dallarından bazıları(fizik, kozmoloji) popülist kültür alanında sektörel bir alana döndü, kimya-biyoloji ise bilindiği gibi enerji, ilaç, ziraat vb alanlarının tahakkümü altına girdi...
İkincisi konu itibariyle daha çok siyasi bir alanı kapsıyor ama birincisi yani popülist kültür açısından sektörel(sosyal) bir alana doğru hızla hapsolan fizik, kozmoloji ise bizi daha çok ilgilendiriyor, çünkü insanlığın tarihinde fizik, kozmoloji toplumun tababına ve hatta her bireye hitap eder bir özelliğe sahip. Çünkü her şeyin başında çıplak gözlemle haşır neşir olunan dış dünyayı temsil ediyorlar, kimya, biyoloji vb ise çok özel gözlem, inceleme, uzmanlık gerektirdiği için, toplum içerisinde ancak belirli ve az sayıda insanın konuşabildiği, fikir sunabildiği, teatisini yapabildiği alan olarak açığa çıkıyor.
Fizik de, kozmoloji de felsefeyi hor görmenin esas nedenlerinden birisi(istisna ve niyetten bağımsızlar-bilinçsizler!- ayrı), bu işin merkezinde bilim değil aksine sektörel bazlı kaygılar, hegomanya(özerklik karşıtı) ve stotüko-kazanç, manda-himaye vb görülüyor, ikincisi de aslında buna bağlı, milyonlarca insanın hazır bir potansiyel sunduğu MERAK kitlesi.
Örneğin parmağıyla kaşık büken, paranormal aktiviteleri içeren bir çok video, konu zahmetsizce izleyici kitle, müşteri bulurken, gerçekte bilimsel esaslara dayalı bir çok konuda milyon bütçeli reklam dahi yapılsa bu kitle bulunamıyor, çünkü POTANSİYEL taşımıyor... Aynı sorun fizik, kozmoloji içinde geçerli ve ne yazık ki son 50 yıl kozmoloji, fizik alanı belirli bir tekelleşme ve sektör özelliği kazandı, bilimin emekleri, ister bireysel isterse ideolojik-anlayış-zihniyet bazlı olsun heba, İSTİSMAR ve israfa dönüştü...
Örneğin zamanda yolculuk, zamanda ileri ya da geri gidilebileceğine dair tek ama tek bir gözlem, deney var mıdır? Hayır!
Peki bu konu aslında tamamıyle şu an bilimin konusu mu?
Sorunu ama tam anlamıyla konusu değil ve sorunu çözmek için felsefe şart ve, ne yazık ki bilim bu konuda nesnenelerle veya nesnel süreçlerle, kısaca somut materyallerle, sınama-deneyle yol alabilir, elimizde zaman'a dair hiç bir materyal, deney yok. Mevcut olan materyal ise bize zamanı değil, HAREKET-DEĞİŞİMİ, yani dinanizmi sunuyor. Demek istediğim zaman da ileri, geri bir deney mevcut mu? Daha en başında söylemeliym ki, zamanın bir yönü yoktur, uzay gibi yönden bağımsızdır, yani daha doğrusu verili koşuldaki hareket-değişimin, sonuçları bakımından bir yansıma-algı esasına dayanır, dahi hiç bir hafıza başvurusu olmaksızın, zaman anlamını kaybeder, bu halde zamanın referansları gerçek olanla gerçeğin dışında olan(hafıza,emare, yorum) arasında anlam kazanıyor...
örneklerimizi çoğaltalım;
Paralel Evren ama nasıl, ikizimizle(metafizik, ruhani veee birbiriyle yansımalı, biri diğerinin yansıması veya o da karışık kimin yansıma olduğu muamma, bildiğimiz öte alem, fantastik) hikayeleri, oysa paralel evren demek aynı fizik uzayında birbirine komşu(ki doğru olan komşu tabiri, paralel deyimi kökten yanlıştır!), Kaşık Bükme, Zaman da Yolculuk hikayeleriyle aynı kaynağın ürünleridir, tümü de insanın hayal gücünün yani aslında metafizik ağırlıklı merak, arzu, istenç, umut-beklentilerinin ZAAFA dönüşmüş halidir ve bu zaaflarda bilimin sektörel bazlı kullanımına dnüşüyor, üzerinde ciddi profesör vb apoletleriyle gezen ama aslında SÖZDE-SAHTE BİLİM yapan kişiler, merciiler meydana geliyor.
Neden? Çünkü eğer bir alanda para veya benzer çıakrlarınız olacaksa, ve siz o alanda bunu yapmaya karar verdiyseniz, ilk ihtiyacınız o alanda SÖZ SAHİBİ olduğuna inanılan kişi-kurumlara gereksinim duyarsınız...
Paaaaat bir reklam, Prof. Dr. Ali Veli, -bu krem basur, mayasur, nasır, mantar, kaşıntı Allah sizi inandırsın her derde deva....
Prof Dr. hatce Emine, - Bu ürünü tüketen.....
Olmadı? O zaman başka bir yöntem
Uzman Ali veli, Uzman Hatce Emine......... (Nereden uzmandır bunlar, misal kansere çözüm ot'u, bu uzman neyin uzmanı? denek mi değil, tıp, akademi o da yok o halde ne?)
Evet KAKALAYACAKLARI ürünü satmak ve hem telefon ücretlendirmesi üzerinden hem de kapıda ödeme ile soyacakları tavuğun, ürünü almasını sağlayacak(ölümcül vuruş) vuruşu yapmak. Bu bilinçsizliği(felsefe, bilimsel birikim yoksunluğu!) kullanan taktik-yöntemler ne yazık ki şimdi her alanda aldı başını gitti ve ne yazık ki bilimde de!
Bir diğer sorunda ne yazık ki TEKNOLOJİ, TEKNOLOJİ BİLİM'İN hizmetinde olmalı iken aksine BİLİM teknolojinin himetinde. Burada bir orantısızlık aslında bir terslik var, çünkü bilim, hukuk, eğitim gibi alanlar bağımsız-özerk olmalıdır. Aksi taktirde bilim statüko veya hegomanya altına girerek bartunu tüketir. Ortaçağ nasıl başlamıştı? Söyleyim: Bilinen aydın, filozofların(bilim insanları), iyi öğretmenlerin saraylara alınması, bilimin sarayların hegomanyasına teslim edilmesi, böylece insanlığın ortak bilinci-birikiminin önünün alınmasıyla!
Birde Felsefeciler ve tarihe bakalım; Bilim insanı Filozoflar, mevcut iktidarlar-stotükolarla süreğen sorunlu-ÇATIŞMALI olmuştur, bunu antik çağ filozoflarından bu güne devam ederek görebilirsiniz. Felsefe-bilim stotükonun hakimiyetine girdiğinde ORTAÇAĞ yaşandı, çıktığında ise, Ortaçağdan kurtulundu, şimdi ise bilim ne yazık ki yine hızla stotükonun hegomanyasına doğru, yani verili koşulun kıyasıyla ikinci ortaçağa ilerliyor.
Lakin felsefe ve filozoflar kolayca veya bir bütün halinde stotükoların hegomanyasına dahil edilemiyor, stotüko altındakiler ise METAFİZİK esaslı, sözde felsefe özde edebiyat yaptıkları için aslında pekte etkin, etken değiller... Çünkü filozof, Krala dahi "Önümden çekil, güneşimi kapatıyorsun" diyebilir ve keza Sokrates, Galileo, bruno gibi yaşanmışlıklar ortada...
Günümüzde, uzun zamandır(bilhassa 1930 lardan ve heleki teorik fizikten sonra) felsefe düşmanlığı yapılmakta, bilim ile felsefe sanki iki ayrı uçmuş gibi gösterilmekte, işlenmekte vs. İdealizm=felsefe gibi gösterilmekte, dolayısıyla felsefenin işi bu dünya ile değil diğer dünya-öte alem-, hayal-zihin mahsulleri(yani edebiyat) ile ilgilidir vb esaslarına dayalı dual alemler ve bilimin işi bu dünya, felsefenin işi ise öte alemler vb üfürülmekte veya insanların böyle bir yoldan geçerek farkındalıklarını kaybetmelerine yol açılmakta. Bu çok özel bir çaba veya uğraş gerektirmiyor, nasıl ki sözde kaşık bükenler, gözleriyle cisimleri uçuranlar, paranormal aktivite gösterenler vb kendilerini, sergiledikleri şeye izleyenlerin-kitlenin kapılması, inanmasını sağlamakla mükellef görürler, bunu yaptıkalrı sürece de onlara bağlı hale gelen kitleler otomatikman farkındalıklarını kaybeder ve meylederler, diğer alanalrdaki tüm düşünme biçimlerimizde böyle, bir karmaşık ilişkiler yumağında biçimlendirilir.
Örneğin reklamlar dahi milyonların düşünme biçiminin belirlenmesinde asli unsurlardan birisi haline gelebilir.
Neyse
Mesele sadece bilimin kaynağının felsefe olması meselesi değil, diğer taraftan da bilimi, ikinci ortaçağdan kurtarma meselesidir ve evet ne yazık ki buna muktedir olan da yine felsefedir...
Paralel Evrenler, paralel evrendeki ikizleriniz! Yazamayacağım bir dolu garip fantaziler, size kaşık Bükenlerin sergiledikleri oyunları hatırlatmıyorsa, ne yazık ki sizler felsefe yoksunusunuz demektir, o nedenle de aslında bilimi de kavramaktan uzak, kitleler böyle kaldığı sürece de kaşık bükenler sükselerini yapıp, temsil ettikleri gruplarına kaynak aktarmaya, kaynak bulmaya ve hakim olanın yani stotükonun, iktidarların himayesine doğru süzülmeye devam edecekler...
Basın-yayın alanının dahi bir stotükosu, himayesi ne yazık ki HEGOMANYASI vardır, sınırlar, çerçeveler, ister stotüko tarafından isterse de mevcut koşullar(ne yazarsan ses getirir, ne yazarsan para kazanırsın, ne yaparsan......, yani amaç ne??? vb.vb) tarafından otomatikman çizilir... Türkiye'de Basın-Yayın, gazeteciliği azıcık ciddiyetle irdeleyen ne demek istediğimi anlayabilir, peki ya bilim de böyle yürütülür bir hal almakta-aldıysa? Ne yani şimdi meseleyi laboratuvara gidip, bir fazla daha atoma bakmakla veya herkesin ancak blim insanı olmasıyla bu konu da yazıp çizebileceğini iddia etmekle mi aşacağız? Böyle bir soru ahmakçadır ama felsefik yoksunluk mahsulüdür, felsefe bilimin kaynağı olduğu gibi, yolun-yöntemin-doğrultunun da sağlamasıdır, kısaca bilim genel-bir bütün halinde ancak felsefe ile check edilebilir, çünkü sorular gibi bilme isteğinin de muhatabı felsefedir.
Kim ki bir doktora gidip şu dişim ağrıyor dediğinde doktor alakasız uzuvlara(ayak, parmak) yöneliyorsa, burada muayene ve tetkik aşamasında, sonuçları öğrenmek isteyenle, bu bilgiyi sunacak ve çözüm üretecek olan arasında ciddi bir uyuşmazlık var demektir. Peki bunu anlamamızı sağlayan ne? Sınamayı nasıl yapacağız?
Bir metafor olarak, felsefe oradaki hasta, bilim ise doktoru temsil ediyor dersek, hasta yoksa, ya hastanın vücudu yoksa?
Kısaca: felsefe yok -> Bilim yok ve bunlar arasında da Çin seddi filan yok, ikiside insanın bilme isteğinin(felsefe!) ve bilgiye giden yolun(felsefe+bilim) bir(ortak muhteva) damlası, o damlanın muhtevası. Hidrojen yok su'da yok gibi...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Konu spartacus tarafından (18-08-2016 Saat 23:33 ) değiştirilmiştir.
|

19-08-2016, 09:59
|
|
Denetimdeki Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Jun 2014
Mesajlar: 844
|
|
Felsefe nin günümüz teolojisinden anlamıyorum pek. Ancak şu yorumu yapacağım;
Bilim sadece materyalist olamaz.
Çünkü insanoğlu henüz "madde"nin ne olduğunu bilmiyor. Bütün bu CERN deneyleri vs. bunu anlamaya yönelik ancak henüz elle tutulur olarak maddenin ne olduğu belirli değil. Ayrıca anti madde kavramı diye bir teorik kavram ortaya atıldı, teorik çünkü yine deneysel olarak anti madde test edilmiş değil, sadece eldeki bulgular var olması gerektiğini gösteriyor.
Dolayısı ile materyalist bir bilim olması açısından "acaba madde ney" sorusunun karşılığını bulmamız gerekir.
Bunu takip eden quantum fiziği ve fizikçileri tüm maddelerin biribiri ile aynı networkde olması gerektiği ve bağlantılı olduğunu söylemekle ne demek istiyorlar, gerçekten onları da anlamak bir hayli zor.
Biz maddeyi materyalist perspektiften olduğunu görerek daha ötesini göremediğimiz için bununla da bilimi sınırlamak doğru gelmiyor bana.
"Bilim insanı Allah'a götürür." Louis Pasteur
...
Domuz eti sağlıklı diyenler domuz etinden çiğ köfte yesinler, konuşmasınlar..
|

19-08-2016, 10:54
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669
|
|
alpha´isimli üyeden Alıntı
Bilim sadece materyalist olamaz.
Çünkü insanoğlu henüz "madde"nin ne olduğunu bilmiyor.
|
Safsata ama!
Fizik bilimin bir dalı olamaz, çünkü 200 yıl önce atom bombasını bilmiyordu?
bizim insanımız neden bu kadar ahmak, şu türden saçma-safsata soruların ne kadar da geçersiz, ahmakça olduğunu daha kaç kere daha izah edeceğiz? Kaç kere? Keşke safsata yargılarımızla, benzer soruları sormazdan önce, azıcık düşünebilsek, birazcık olsun mantık, zeka denen şeyleri kullansak...
İkiyüzlülükte ayrı bir sorun, cehaletle baş etmek imkansız gibi...
Peki o halde, ben de senin Allah'ını hiç görmedim, ama atıp tutuyorsun? Sen gördün, iliğine kadar çözdün mü? neyse kulvarın sağlıklı değil ama en azından dürüst olabilirdin...
Kısaca: Bilim materyalisttir, bu madde hakkında ne bilip bilmediğinden değil, neyi esas aldığıyla ilgilidir, umarım anlamışsındır. yani esas aldığımız madde ötesi yok... Madde, ortada olan tüm nesneler ve eğer biz de tüm bu nesnelerin, madddelerin, ortamların, doğanın, evrenin ne olduğunu anlamak-kavramak için yola çıktıysak, esasımız nedir? materyalizm..
neyi gözlemleriz? İşte basit soru ve cevabı... neyi gözlemliyorsak, esasımız odur, ve bilgi isteğimizin de kaynağı, elbette gözlemlediğimiz şeyin madde ve maddeler dünyası olması farklı, yani esasımızın gözlem veren(yani madde) olması farklı, gözlem verene dair edindiğimiz veri, bilginin derecesi farklı konular
Fizik neyi esas alır inceler? peki kimya? İyi ama efenim kimya maddeyi esas almıştır denemez, çünkü 100 yıl önceki kimya bilimi, bu gün bildiklerimizi bilmiyordu, hmmmm o halde nedir, nedir? Kimya diye bir şey yoktur ya da kimya maddelere dair bir bilim dalı olamaz, çünkü dün ozonu bilmiyordu!, nasıl hoşunuza gidiyor mu bilmem ama buradan baktığımda bu ve benzer zırvalıklarla bilime, bilgiye saldırı amaçlı üretilen kirlerin, ancak kuş kadar beyine gereksinim duyduğu ve fazlasınında gerekmediğini düşünüyorum, tespit ediyorum.
Şu safsata yöntemleri ve ucuz sorular, gerçekte kendinizi kandırmanın aracı olmaktan öteye gitmiyor...
Efendim 100 yıl önce elektrik alanında uğraşanlar, bu günün elektroniğinden habersizdi, o halde biz onlara Elektirikle uğraşıyor diyemeyiz miş, miş, miş => safsata ama!
Bu tür soruları nasıl, hangi mantık, zeka ile üretiliyor bilmiyorum, ama piyasa buna benzer saçmalıkalrla krilenmiş durumda ve şu kadarcık mantıksızlığı, safsatayı dahi anlamaktan uzak insanlar... (Bknz: İmzam)
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

19-08-2016, 11:21
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 20 Feb 2016
Mesajlar: 859
|
|
|
İkiyüzlülükte ayrı bir sorun, cehaletle baş etmek imkansız gibi...
Peki o halde, ben de senin Allah'ını hiç görmedim, ama atıp tutuyorsun? Sen gördün, iliğine kadar çözdün mü? neyse kulvarın sağlıklı değil ama en azından dürüst olabilirdin...
|
Yahu spartacus böyle diyorsun da sen havayı görüyor musun Allah aşkına? Ama biliyorsun değil mi. Bak nefes alıyorsun yoksa yaşayamazdın. Hiçbirimiz yaşayamazdık. Ama görmüyoruz. Başka görmediğimiz şeyler var. Sadece görme ile sınırlandırmak yanlış olur diyorum. Çok dar bir açıdan bakmıyor musun yahu?
|

19-08-2016, 20:39
|
 |
Super Moderator
|
|
Üyelik tarihi: 22 Oct 2014
Bulunduğu yer: Platon'un Mağarası
Mesajlar: 1.906
|
|
Save The Day´isimli üyeden Alıntı
Yahu spartacus böyle diyorsun da sen havayı görüyor musun Allah aşkına? Ama biliyorsun değil mi. Bak nefes alıyorsun yoksa yaşayamazdın. Hiçbirimiz yaşayamazdık. Ama görmüyoruz. Başka görmediğimiz şeyler var. Sadece görme ile sınırlandırmak yanlış olur diyorum. Çok dar bir açıdan bakmıyor musun yahu?
|
'Gorme'den kasit olgunun algiya taban vermesidir. "Hava" bir soyut isim degil ki, gozleme/deneye taban veren bir nesnenin isaretcisi (nitrojen, oksijen, argon vb), belirli bir statusu (gaz) ve dogada bir niteligi (yuksek basinctan alcak basinca akiskanligi) var. Yani bilgisi, ontolojik varligindan ediniliyor. Bu tabanda da hava nesnedir, akimi ise niteligidir/surecidir diyebiliyoruz.
Allah'in ise ontolojik olarak kendisini ortaya koymuslugu yok, dolayisiyla gozleme taban vermiyor, haliyle bilgisi de olmaz.
Dolayisiyla Allah = hava gibi bir durum da, olmaz.
|

19-08-2016, 23:13
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Mar 2015
Mesajlar: 4.698
|
|
Ben felsefeden nasipsiz ,felsefeden yoksun ateistler tanımlamasına takıldım kaldım.
Felsefe sorgulamaksa ,ki öyle , islamcıların el-ilah putu bile mhmd'in ağzından kur-an da sorular soruyor." Akıl etmezmisiniz?" El-ilah'da felsefe yapıyor diyebilirmiyiz?
Hasta doktor ilişkisinde El-ilah putu hastamıdır? Doktormudur?
|

22-08-2016, 12:16
|
|
Denetimdeki Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Jun 2014
Mesajlar: 844
|
|
""Zaman, olayların meydana geldiği boyut olduğuna göre, eğer madde, Big Bang'la ortaya çıkmışsa, o halde evreni ortaya çıkaran sebebin evrendeki zaman ve mekândan tümüyle bağımsız olması gerekir. Bu da bize Yaratıcı'nın evrendeki tüm boyutların üzerinde olduğunu göstermektedir."
Kaynak: Hugh Ross, The Creator and the Cosmos: How Greatest Scientific Discoveries of The Century Reveal God.
Zaman yerçekimine (kütle çekimine) bağlı ise, dolayısı ile o da big bang den önce yok ise, big bang den öncesi zamandan bağımsız oluyor.
Stephen Hawking'de big bang i yerçekimine bağlamış, ama yerçekimi de big bang den önce yok ise ne olacak diyen bilim adamlarını cevaplamamış.
Bunu hatırlayınca Esaretin Bedeli filmindeki son sahnedeki hata aklıma geliyor. Posteri ordan geçtikten sonra nasıl kapatmış ki !.. Yönetmen bile "Bunu düşünmememiştik.." demişti.
"Bilim insanı Allah'a götürür." Louis Pasteur
...
Domuz eti sağlıklı diyenler domuz etinden çiğ köfte yesinler, konuşmasınlar..
|

22-08-2016, 14:11
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669
|
|
alpha´isimli üyeden Alıntı
""Zaman, olayların meydana geldiği boyut olduğuna göre, eğer madde, Big Bang'la ortaya çıkmışsa, o halde evreni ortaya çıkaran sebebin evrendeki zaman ve mekândan tümüyle bağımsız olması gerekir. Bu da bize Yaratıcı'nın evrendeki tüm boyutların üzerinde olduğunu göstermektedir."
Kaynak: Hugh Ross, The Creator and the Cosmos: How Greatest Scientific Discoveries of The Century Reveal God.
|
Öyleyse Big Bang öncesinde zamandan söz etmenin anlamı yok, dolayısıyla öncesine yaratıcı bir Noel Baba da konamaz... Bu teroinin en belirgin çıkamazlarından biriside budur, zaman Big Bang ile başladı denir, ama Big bang öncesine zaman fırlatılır... Zaman Big bang ile başlamadı, o bir kurgu, zaman başlamadı ve bitmeyecek, başlayan-biten bir şey değil  ...
İkincisi kocaman bir yanlışın-ız var. Kim bu herif? İsacı, YARATILIŞÇI, astrofizikçi vb, tabi buna bakarak sözlerini değerlendirmeyeceğim, aksi taktirde safsata yapmış olurum, sormamın sebebi, bu tayfanın(yaratılışçı) yalancılık, çarpıtma, safsata yöntemi ve ahmaklıkla malul olmasından dolayı... çapı belli, BİRDE SORUYA YANIT VERİLEMEMİŞ OLMASIYLA ÖVÜNÜYOR, GEÇERSİZ SORULARA GEÇERLİ CEVAP VERMEK bazen mümkün olmuyor... BOYUT KAVRAMINI bilerek, yani bu kavramı boyut=uzay gibi veya ÖNCÜL lanse edenler-çarpıtanlar aleni sahtekardır dedim durdum, lütfen elimden geldiğince basite indirgemeye çalıştığım açıklamamın tamamı okunsun... Bu düzenbazlarda nedense genelde yaratılışçı güruhtan çıkıyor...
BOYUT: Bildiğimiz KOORDİNAT sistemi dahilidir, yani nesneler üzerinde veya uzay'da herhangi bir noktayı belirlemek için gerekli olan minumum koordinat sayısına denir. Bu konuda açıklamaları şu sitede o kadar çok yaptım ki. yaratılışçı gerzekliklere dair mi, metafizik holografçılara, durmadan boyut sıçan sicimcilere dair mi, sayısını unuttum...
Öyleki sicimciler 24 küsür boyttan bahsederken, bilineni 4 boyuttur diyor, ula dingil, bilinmeyen, yani önce insan tarafından ölçülüp, biçilmiş, koordine edilmiş bir sistem özelliği taşımayan boyut olur mu? Terminolojinin, kavramların içine yaratılışçılar ve idealistler el birliğiyle sıçıyor, her tarafımız foseptik çukuru doldu ve çoğu insan bundan kaçamıyor, kafalarımızı karmakarışık sepete çevirdiler.
Olayların gerçekleştiği boyut! Bu ifade hatalı, daha doğrusu geriden gelen bir ifade öncül hale gelmiş, yani cümlenin kuruluşu hatalı... İnsanın lineer mantığı dil'e de yansır, yani bazı şeyleri kelimeler, sözcüklerle anlatmak zordur veya kavramlar sembolik kelimeleri değil, bilinen anlamlarıyla kullanıyor olabilir veya TAMAMEN ÖZNEL ÇEREÇEVEYİ esas alan, yani ANLAM-İFADE EDEBİLİRLİK(dil!) esasına dayalı olabilir...
Bir koordinat sistemi ve boyut'un esasları
Eğer çerçevesi belli bir alanda, gerçekleşmekte olan herhangi bir eylem vb'ni, belirleme durumumuz olsa idi, neye başvuracaktık? Boyut, böylece biz DİLDE diyecektik ki, şu ya da bu eylem şu ya da bu nokta, ŞU BOYUTTA GERÇEKLEŞMİŞTİR.
A olayı gerçekleşti? kaç sularında? 15:00. O halde 15:00 olayın gerçekleştiği saattir(boyuttur)
Örneğin, ABC mahallesi sınırlarında... O halde ABC mahallesi boyutu olayın gerçekleştiği boyuttur denir!
Dilde anlatması zor, çünkü biliyoruz ki İNSAN LİNEER bir mantık ve o mantığa bağlı bir dil kullanıyor... K olayca yanlış anlaşılan ifade açısından, metafor gayet basit, umarım anlaşılıyordur, zira ben kendimi ne kadar zorlarsam zorlayım, daha anlaşılır bir yol, yöntem bulamıyorum, ifade özürlü olabilirim, ama yine de anlaşılacağını umuyorum(zira okuyucular anlama özürlü olmayabilir)
alpha´isimli üyeden Alıntı
Zaman yerçekimine (kütle çekimine) bağlı ise, dolayısı ile o da big bang den önce yok ise, big bang den öncesi zamandan bağımsız oluyor.
|
Zaman salt kütle çekimine bağlı ifade edilemez, manyetik alanlardan, fiziki tüm etkilere, ilişkilere, hatta kimyaya kadar koca bir bütün söz konusu! kafayı çekimle bozmuş birisi hiç olmazsa manyetik alanları unutmayaydı... zaman verili koşulda dinamik seyreden tüm nesneler ve nesneler arası ilişkide, nesnelerin verili koşulda çeşitli özellikleri, formları, yapılarının çeşitli kıyaslar için referans alınıp, yine verili koşuldaki dinamizmde referans noktası olarak alınanlar arasındaki FARK'la elde edilen bir kavramdır.
Burada aslolan madde ve harekettir, zaman dediğimiz hareket-değişimin, koordinatlanması, yani bir şekilde haraket-değişimin boyutlandırılabilmesi-haritalanması(koordinat için gerekli minumum nokta-lar)
alpha´isimli üyeden Alıntı
Stephen Hawking'de big bang i yerçekimine bağlamış, ama yerçekimi de big bang den önce yok ise ne olacak diyen bilim adamlarını cevaplamamış.
Bunu hatırlayınca Esaretin Bedeli filmindeki son sahnedeki hata aklıma geliyor. Posteri ordan geçtikten sonra nasıl kapatmış ki !.. Yönetmen bile "Bunu düşünmememiştik.." demişti.
|
Evet bunu düşünememiştik Big Bang bir kurgu olabilir -ki öyle de görülüyor! Bir kere yer çekimi dediğinde işin aslı ne=> KÜTLE  Bu halde kütle varsa ne vardır? peki Kütle nedir? Bir cismin ivmelenmeye karşı direncidir...
Zaman ne midir?
Zaman demirin paslanarak, peynirin küflenerek, dünyanın dönerek, vücudumuzun yorularak, her şeyin hareket ederek açığa çıkarttığı fiziki farkın kıyasından elde edilen ve insanın gelişimiyle de bu kıyasların haritalanıp, takvimlendirilerek oluşturduğu bir ölçü, anlak(kolayca anlaşılabilirlik) birimi...
Yıllardır çarpıtmalara ve çarpıtanlara karşı şu ifadelerimi tekrar etmekten yoruldum, sıkıldım... Olay saat kaçta oldu -> olay saat kaçta gerçekleşti? burada olay ve gerçekleşmesi ÖNCÜL, saat, zaman ise ardıldır-belirlenebilirliklik(boyut işi)-ifade edilebilirlikten gelir.
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

04-09-2016, 22:01
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.348
|
|
Her bilim zorunlu olarak felsefidir. Felsefe adına layık her felsefe zorunlu olarak bilimseldir.
Bilim daha çok işçilik gerektiriyor. Laboratuara girmeyi, teleskoptan bakmayı gibi.
Felsefe zeka gerektiriyor. Akıl yürütme becerileri gibi.
Tabi ki bir bilimci de deneyden sonra felsefi çıkarımlar da bulunabilir.
Bir şeyin mantıklı olup olmaması ayrı, doğru olup olmaması ayrı.
Yani herhangi bir önerme,
Mantıklı ve doğru
Mantıklı ve yanlış
Mantıksız ve doğru
Mantıksız ve yanlış olabilir.
Mantık ölçütleri daha çok felsefi kriterler iken, doğruluk (gerçeklik) ölçütleri daha çok bilimsel kriterlerdir.
Mesela eskiden insanlar Güneş'e taparlardı. Mantıklı ama yanlıştı. Mantıklıydı çünkü yaşamları Güneş'e bağlıydı. Yanlıştı çünkü güneşin ilahi bir gücü yoktu.
Yani bu mantıklı-yanlış kategorisinden bir örnek. Her kategoriden örnek verilebilir.
Aslında Darwin, Einstein, Newton gibi düşünürler de birer filozoftur. Bunlar görüşlerini laboratuara girerek değil, felsefi akıl yürütmelerle elde etmişler.
Hele doğal seçilim fikri müthiş bir felsefenin sonucu. Bence bu fikir insan zekasının başyapıtı. Doğada her şeye uygulanabilir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:06 .
|