“Frodo, tamam ağbi, fizik konusunda ikna oldum. Kızma.”
"peki şimdiye dek bulduğumuz ve kesin gözüyle baktığımız fizik kanunları dışında başka
kanunlar olamaz mı?
Mesela bir gezegene bir araç fırlatıyoruz, bizim bildiğimiz fizik kanunlarına göre ilerliyor,
çünkü bizim bildiğimiz *fizik kanunlarına göre haret etmesi için programladık onu.
Belki bilmediğimiz, 5 duyumuz dışında ortaya konulabilecek bir başka kanuna göre
programlanmış olsa o kadar zaman ve mesafe harcamasına gerek kalmadan oraya varabilecekti?"
Sevgili KC sana kızar mıyım hiç ?
Ama inatçılığının altını çizmekten geri kalmam
Bilim sanat gibi insani bir yaratım süreci KC. Kendini öncelleyenlerin üzerinde yükseliyor.
Ama aynı sanat gibi çağının ahlaki değer yargılarından *hatta ideolojilerinden tümüyle bağımsız
olamıyor . Onun farkı felsefe ve ya ideolojik söylemlerin *dogmaların sahip olmadığı bir şeyde
yatıyor: laboratuar !! Bilimin hipotezleri sınanabiliyor.
Bu özelliği aynı zamanda teknolojinin yolunu açıyor. İnançların aksine bilimin bulguları
gündelik yaşamımızda teknolojiyle yer alıyor .
Çok azımız Maxvell’in *bilginin iletim hızının elektromanyetik dalga hızına eşittir bul-
gusunun televizyonlarda kullanıldığını biliriz. (hatta tüplü tv’lerin o çirkin arka kısmının
uzunluğunun nedeninin ışığın hızı ile ilgili olduğunu hiç düşünmemişizdir) .
Dikkat edilirse bilim bize sürekli olarak, doğal seçilimin sınırladığı (beş duyumuz ve
onun sınırlı yetenekleri) alanların anahtarlarını sunuyor. Mor ötesini mi algılayamıyoruz,
radyolojik dalgaları mı yoksa kızılötesini mi ? Ne gam bilim ve teknoloji emrimizde. !!!
Ancak bilimin pratiği (çok değil en fazla 150-200 yıl) bize şunu öğretiyor . Doğaüstü
açıklanamayacak bir şey yok !!!
Maddenin (evrenin) bilemediğimiz yasaları olabilir mi ? Elbette. Bildikçe daha çok
bilmemiz gereken şeyler olduğunu öğreniyoruz. Quantum fiziği bu konuda çok çarpıcı
bir örnek.
Bir başka örnek : Bundan elli yıl kadar önce kıta kayması ya da levha tektoniği aklımızın
ucundan bile geçmiyordu. Bunu dile getirmeye kalkanlar alay konusu olurken şimdi levha
tektoniğini kabul etmezsen alay konusu oluyorsun .
Bütün bunlar, yaşamın maddeci indirgemesi olarak “gerçeküstücülük” konusunda baskıcı
bir tercihle evrimleşen beynimizde hayal kırıklığı mı yaratır ? Hayır. Milyonlarca, milyarlarca
yıl geçmişi gözlemlemek yeterince muhteşem ve mucizevi değil mi ? Geceleri gökyüzüne
baktığımızda yaptığımız bu aslında..
Başka “alemler” niye arıyoruz ki , kendi alemimiz bu kadar muhteşemken ?