Felâsife´isimli üyeden Alıntı
Hasılı bu resim yargılamadan bakabilen için Mükemmelliğin de resmidir. 
Mükemmellik sadece lay lay lom bir cennet hayatı hayalleri değildir. Cennet kavramı zaten başlı başına kusurlu bir tasarımın ürünüdür.
|
Kısa bir süre önce yaşanan Ramazan ayı gibi yaz sıcakların insanı bunalttığı bir Ramazan ayında, şakacı komşusu, Nasreddin Hoca'yı iftara dâvet eder. İftar sofrasında bir "kuş sütü" eksiktir. Özellikle yaşanan susuzluğun harâreti giderilsin diye yer sofrasının tam ortasına bir kazan hoşaf konur. Akşam ezanı okununca sofrada buluna herkes hoşafa dalar. Ancak; ev sâhibi Hoca'ya bir mûziplik yapmış kendisi kepçe büyüklüğünde bir kaşıkla hoşaf içerken Hoca'ya tatlı kaşığı boyutunda bir kaşık vermiştir. Ev sahibi hoşafa her kaşık salladığında "oh öldüm" diyerek akşama kadar yaşadığı susuzluktan âdetâ "intikam" alırcasına keyif alırken, garibim hoca doğru dürüst yiyemeden kazandaki hoşaf bitti-bitecek. Sonunda hoca dayanamaz ve komşunun elindeki kaşığı kapar ve
"Muhterem, ver şu kaşığı az da biz ölek" der.
Siz o fotoğraftaki "mükemmellik"i 'gören' değil de
yaşayan olsaydınız şimdiki düşünce ve birikimleriniz olur muydu ? Aslında merâmı anlatacak fıkra Nasreddin Hoca'nın "damdan düşme" fıkrasıdır. Ben bu fıkrayı lâtife kabilinden tercih ettim.