
13-12-2017, 23:10
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2017
Mesajlar: 1.869
|
|
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
Sonra kandırmadıkları ne malum?
Söyleyememişler
Aslında kandırma işleri zaten doğrular ile olur ki inandırıcı olsun, kalıcı olsun, yanlışlar ile olan kandırmaca çok kısa sürer.
Bu işlerde böyle, koca koca medeniyetler kandırılmış, kimileri yok olmuşlar, kimileri bu günlere gelmişler, bir kaç kişiyi kandırmak hiç zor olmasa gerektir.
Üstede dediğim gibi neyin söylendiği değil, nasıl söylediği önemlidir, anlaşılan Laura da bunlara inanmış.
Hasılı doğrular tuzaklarla doludur.
|
Evet, doğru. Doğrular tuzaklarla doludur. Tuzağı bazan farketmeden kendimiz de kurarız. Mesela celselerin birinde geçiyor; "en doğru ve net cevapları, en az önyargıyla sorduğumuz zaman aldık" diyorlar.
|

13-12-2017, 23:31
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 22 Aug 2017
Mesajlar: 4.575
|
|
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
Bunların olayı nedir?
Başka gezegenler, ya da medyum filan mı? Kimler?
|
Nero´isimli üyeden Alıntı
Bizim isteğimiz üzerine başka ve daha ileri bir yoğunluktan bizimle irtibat kuran gelecekteki bizler...
|
söyleme göre/rivayete göre; daha doğrusu ise şöyle olmalı
(biz ama alturist (özgeci ya da bendışı, ben olmayan) bir ters ben/biz
bizdeki ben kavramından o bize gidemeyiz (ben olmayan/ya da bilindik anlamda ben olmayan ve ya da ben tersinden gitmeliyiz
ya da özne kavramsalından başka olum/varolum biçimi de belki düşünmeliyiz.)
ben olmayan varoluş biçimi.
ben kavramının tam tersi var ya da başka
eğer söylendiği gibiyse
eğer öyleyse/
aranılan özgeciliği vb. temsil ediyor gibi yaklaşım.
(tanrı aramasından/aramasından büyük arayıştır sonuçta)
(kırklar söylencesi diye bir mecaz var, yakın bir mecazdır buna)
özge kimlik/çoklu kimliksiz kimlik ya da
/mecaza kıyasla kırklar, kırklar diyarı diyebilirdik
ve bu arada komünizmin (olduğu) varolduğu yer-den de diyebilirdik
komünizm aleminden bize sesleniyorlar diyebilirdik...
bu açıklamalar neden geliyor
ben 17 yaşımda 3 kez kuran okudum
bir ara da, bu metni bir yaşlarımda bir kaç kez okudum/devindirdim
Karşıma çıkan bir çok şeyi okuduğum gibi
yaşam karmaşam da bu vardı ,bu da vardı...
tuhaf hissettim bunu burda gördüğüme
girip girmemekte, yazıp yazmamakta, ne demekte kararsız kaldım
evet nero
nedir bunların dalgaları? sahi..,
kim bunlar
Herkesin yanıldığı ya da herkesin kaybettiği gün neyin olduğunun önemi yok
|

13-12-2017, 23:34
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
Nero´isimli üyeden Alıntı
Evet, doğru. Doğrular tuzaklarla doludur. Tuzağı bazan farketmeden kendimiz de kurarız. Mesela celselerin birinde geçiyor; "en doğru ve net cevapları, en az önyargıyla sorduğumuz zaman aldık" diyorlar.
|
Bu celselerde soru soruyorsan, ön yargılı olsun olmasın bir cevap illaki gelir, sıkıntı gelen cevapta değil, soru sormakta. Sorduğun an kafese girersin.
Soru sormak şüphedendir, şüphen yoksa zaten soruda sormazsın.
O zaman nasıl öğreneceğim denilirsede, sorarak öğrenme olmaz ki, bu şüpheye şüphe eklemek olur, yaşam zaten bir kitap o da anca yaşayarak öğrenilir.
O üst düzey emmiler bunu bilmiyor mu? bal gibi bilirler.
Onlar sorarak mı öğrenmiş, yoksa bu zamanları yaşayarak mı öğrenmiş?
Sorarak öğrendilerse şüpheleri ondandır, yanlışı yaşamadıkları ne malum! yok yaşayarak öğrendilerse, soru/cevap işine niye giriyorlar!
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

13-12-2017, 23:52
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2017
Mesajlar: 1.869
|
|
uydurtu´isimli üyeden Alıntı
Evet nero
nedir bunların dalgaları? sahi..,
kim bunlar
|
Ben de bilemedim şimdi. Yalniz senin yazdıkların benim aklıma da şu düşüncemi getirdi: şimdi bu kasyopya'lılar biz insanların dünyaya, 3. Yoğunluk hayatlarımıza, bu fizik evrenimize, kendi isteğimizle, kandırılmadan, fizik alemin cazibesine kapılarak gelmeye karar verdiğimizi söylüyor. Adem ile havva'nın cennetten kovulması bu olayı simgeliyormuş.
Bu dünyada 3. Yoğunluk kendine hizmet eden varlıklar olarak yaşamaya başlamışız. Bu başlayış, aynı zamanda doğrusal zamanın da başlangıcıymış.
Öte yandan bakıyoruz, insanoğlu milyonlarca yıl avcı toplayıcı olarak yaşamış ve o dönemde bir doğrusal zaman algıları yokmuş. Yerleşik döneme geçtikten sonra bu olay başlamış. Mevcut ilkel kabileler üzerinde yapılan incelemeler, onların gelecek zaman kipine sahip olmadıklarını ortaya koymuş. Plan yapmıyorlar.
İlkel dönemde komünal hayat sürdürurlerken, yerleşik tarım toplumu olduktan sonra sınıflar ve savaşlar da ortaya çıkıyor. Kendine hizmet olgusu doğuyor. Ilkel komünal dönemde ise başkalarına, yani kabileye hizmet ediyorlardı.
Geleceğin de bir tür komünalizm olacağı varsayılırsa, o zaman bizler yine başkalarına hizmet eden varlıklara olacağız diyebiliriz. Yâni kendisine ilgisiz, ama başkalarına ve hayata karşı ilgili. Sevmeyi sahip olmak olarak algılamayan...
|

14-12-2017, 00:00
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2017
Mesajlar: 1.869
|
|
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
Bu celselerde soru soruyorsan, ön yargılı olsun olmasın bir cevap illaki gelir, sıkıntı gelen cevapta değil, soru sormakta. Sorduğun an kafese girersin.
Soru sormak şüphedendir, şüphen yoksa zaten soruda sormazsın.
O zaman nasıl öğreneceğim denilirsede, sorarak öğrenme olmaz ki, bu şüpheye şüphe eklemek olur, yaşam zaten bir kitap o da anca yaşayarak öğrenilir.
O üst düzey emmiler bunu bilmiyor mu? bal gibi bilirler.
Onlar sorarak mı öğrenmiş, yoksa bu zamanları yaşayarak mı öğrenmiş?
Sorarak öğrendilerse şüpheleri ondandır, yanlışı yaşamadıkları ne malum! yok yaşayarak öğrendilerse, soru/cevap işine niye giriyorlar!
|
Yıllar önce ben de böyle bir ruh çağırma seansına gözlemci olarak katılmıştım. Soru sormadım, sadece izledim. Gelen varlık sorulara cevaplar verdi. Alt düzey bir ruh idi.  çok kibar, nazik biriydi. Olumsuz cevaplar içeren sorulara cevap vermiyordu. Sadece olumlulara cevap veriyordu.
O zamanlar bu olayı, yâni kendiliğinden harekete geçen kahve fincanı olayını kendi beyinlerimizin marifeti diye yorumlamıştım. Harflerin karşında gelip durarak kelimeler ve cümleler oluşturuyordu. Parmaklar dokunuyordu ama bazan fincan fazla hızlandığında parmaklar fincana yetişemiyordu.
Bu nedenle beynimizin gizli bir gücü diye yorumlamıştım.
Bir de, bu kasyopya celsesinde sözü edilen, parmakla ağır nesneleri kaldırma deneyini biz de yapmıştık ve başarılı olmuştu deney. Tüy gibi hafifmişçesine ağır masayı havaya kaldırmıştık.
|

14-12-2017, 00:12
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Oct 2017
Mesajlar: 3.462
|
|
Üst düzey ruhlar ! Hangi konularla ilgileniyordu? Rütbeler orada ! da var diyorsun yani.
Kral ruh
Kralice ruh
Hanedan mensubu ruhlar
Alt duzey ruhlar
Sıradan , halk tipi ruhlar falan . Vay be!
Bilim Dünyasını dibinden sallayacak durumlar var MIŞ.
|

14-12-2017, 00:28
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
Nero´isimli üyeden Alıntı
Bir de, bu kasyopya celsesinde sözü edilen, parmakla ağır nesneleri kaldırma deneyini biz de yapmıştık ve başarılı olmuştu deney. Tüy gibi hafifmişçesine ağır masayı havaya kaldırmıştık.
|
İnanırsan hafif, değilse hafif filan değil. Trans durumlarında çeşitli şeyler olmaz değil, adamlar şiş bile batırıyorlar filan ama bir şeyde olmuyor.
Tersi durumda olur, bir tüyü bile kaldıramazsın yeri gelir.
Açıkcası bu tip şeyler show amaçlıdır, normalde kişiyi bilgilendirmez ama inandırır, artık ne amaçlanıyorsa ona inandırılır, o işe yarar. Daha ötesi olmaz.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

14-12-2017, 00:37
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 24 May 2017
Mesajlar: 1.869
|
|
Felâsife´isimli üyeden Alıntı
İnanırsan hafif, değilse hafif filan değil. Trans durumlarında çeşitli şeyler olmaz değil, adamlar şiş bile batırıyorlar filan ama bir şeyde olmuyor.
Tersi durumda olur, bir tüyü bile kaldıramazsın yeri gelir.
Açıkcası bu tip şeyler show amaçlıdır, normalde kişiyi bilgilendirmez ama inandırır, artık ne amaçlanıyorsa ona inandırılır, o işe yarar. Daha ötesi olmaz.
|
Doğru, zaten bu celsede de geçiyor, inanma faktörü rol oynuyor. Aksi inanç ise direnç oluşturuyor.
Ama inanç bunu nasıl sağlıyor? Kocaman, ağır metal masayı normalde 4 kişi yerinden oynatmakta güçlük çeken biz, az bir telkinden sonra parmak uçlarımızla nasıl rahatça kaldırabildik? Merak konusu...
|

14-12-2017, 00:56
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
|
|
Kendin diyorsun, telkinden sonra... Bunlar normal şeyler değil ama anormal olmasıda bunu bir sır etmiyor, telkini almışsın bir kere, belki bir çay, meyve suyuda içirilmiştir bilemezsin ki, adam seni yönetiyor işte, gerçekte hiç kaldırmadığın bir şeyi kaldırmış gibi de oluyorsunuz, yoksa inanmayana niye etki etmiyor, ona yerinde duruyor, çünkü zaten yerinde masa. Neticede yönetim işi, teknik bir iş esasında, manevi değil.
İzin vermişsin beni yönet diye, aslında zevkli de olmuştur ama o kadar, ötesi istesende olmaz.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
|

14-12-2017, 01:03
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.552
|
|
Nero´isimli üyeden Alıntı
Ama inanç bunu nasıl sağlıyor? Kocaman, ağır metal masayı normalde 4 kişi yerinden oynatmakta güçlük çeken biz, az bir telkinden sonra parmak uçlarımızla nasıl rahatça kaldırabildik? Merak konusu...
|
Masa mıknatısla etkileşen bir metalden miydi?
* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:26 .
|